Parmaklar, Kovid-19 enfeksiyonun şiddet seviyesini gösteriyor

Araştırmacılar, parmak uzunluğunu belirli hormonların seviyelerini belirlemek için kullandılar.

Washington Üniversitesi’ndeki bir klinikte AstraZeneca aşısının dozunu hazırlayan bir görevli (AP)
Washington Üniversitesi’ndeki bir klinikte AstraZeneca aşısının dozunu hazırlayan bir görevli (AP)
TT

Parmaklar, Kovid-19 enfeksiyonun şiddet seviyesini gösteriyor

Washington Üniversitesi’ndeki bir klinikte AstraZeneca aşısının dozunu hazırlayan bir görevli (AP)
Washington Üniversitesi’ndeki bir klinikte AstraZeneca aşısının dozunu hazırlayan bir görevli (AP)

Bir kişinin parmaklarının uzunluğu, Kovid-19 enfeksiyonunda hastalığın ciddiyetinin ne kadar olabileceğine yönelik bir ipucu verebilir mi? Bu soru garip görünebilir ancak parmakların uzunluğunu belirleyen cinsiyet hormonlarının seviyeleri ile Kovid-19 enfeksiyonunun ciddiyeti arasında bir bağlantı bulunuyor.
Daha uzun yüzük parmağının doğum öncesi daha yüksek testosteron hormonu salgıladığının, daha uzun bir işaret parmağının ise daha yüksek östrojen salgıladığının bir göstergesi olduğu biliniyor.
Genel olarak, erkeklerin yüzük parmakları daha uzunken, kadınların işaret parmakları daha uzun olur. 
Bu nedenle, parmaklar hastalığın olası şiddetini ortaya koyabilir. İngiliz Swansea Üniversitesi’nin, İngiltere dışındaki üniversitelerle işbirliği içinde yaptığı bir araştırmada, anne karnında ve daha sonraki dönemde sahip olunan cinsiyet hormonlarının seviyeleri ile Kovid-19 enfeksiyonu sebebiyle hastaneye yatışlar arasındaki ilişki incelendi.
Enfekte olan kişilerin çoğu sadece hafif semptomlar gösteriyor ancak hastanede tedaviye ihtiyaç duyan hastalar söz konusu olduğunda, vakaların semptomları yaşa (en çok etkilenen yaşlılar) ve cinsiyete (erkeklerin kadınlardan daha şiddetli enfeksiyon yaşaması) bağlı olarak değişiklik gösteriyor.
Bu durum, bilim insanlarını testosteron ve Kovid-19 enfeksiyonu şiddeti arasındaki bağlantıyı daha yakından incelemeye yönlendirdi. Hipotezlerden biri, ciddi vakalarda yüksek testosteron olmasına yönelikken, bir başka hipotez ise, yaşlı erkeklerdeki düşük testosteron seviyelerinin Kovid-19 enfeksiyonun şiddetli geçme ihtimaline yönelikti.
Vakaları sınıflandırmanın daha kolay bir yolunu bulmak için, Swansea Üniversitesi’nin Spor Teknolojisi, Egzersiz ve Tıp Araştırma Ekibinden Profesör John Manning, Polonya’daki Lodz Üniversitesi Tıp Fakültesi ve İsveç’teki Karolinska Üniversite Hastanesi’nden meslektaşları ile Kovid-19 semptomlarının şiddetinin öngörme konusunda parmak uzunluklarını yakından inceledi.
Scientific Reports’da dün yayınlanan çalışmada, araştırmacılar diğerlerine göre parmakları kısa olan hastaların (dişi), hastanede yatışa yol açan şiddetli Kovid-19 semptomlarını gösterme eğiliminde olduğunu tespit ettiler. Daha da önemlisi, 2D:4D ve 3D:5D oranlarında, sağ el-sol el farkları büyük olan hastaların hastaneye yatış olasılıklarının önemli ölçüde daha yüksek olduğu sonucuna ulaştılar. 2D:4D oranı, bir eldeki işaret parmağının uzunluğunun aynı eldeki yüzük parmağının uzunluğuna bölünmesiyle hesaplanır. 3D:5D ise bir eldeki orta parmağın uzunluğunun serçe parmak uzunluğuna bölünmesiyle hesaplanır.
Baş araştırmacı Manning çalışmanın yayınlanmasıyla birlikte Swansea Üniversitesi’nin internet sitesinde yayınlanan bir raporda “Ulaşılan bulgular, Kovid-19 şiddetli bir şekilde geçirilmesinin, hem kadın hem erkeklerde, testosteron hormonun düşüklüğü ve muhtemelen östrojen hormonunun yüksek olması ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Araştırmada incelenen, hastane yatış oranlarındaki farklılıklar, düşük testosteron ve/veya yüksek östrojen seviyelerine sahip bireylerin şiddetli Kovid-19 enfeksiyonu geçirme eğilimi olduğu görüşünü destekledi. Bu durum, en fazla risk altındaki grubun neden yaşlı erkekler olduğuna dair bir açıklama olabilir” ifadelerine yer verdi.
Manning “Bunun bilinmesi önemli bir durum zira şiddetli enfeksiyon geçirme olasılığı yüksek olan kişilerin daha doğru bir şekilde tespit edilmesi mümkün olursa, bu aşılamada öncelik verilmesine yardımcı olur. Ayrıca ulaştığımız parmak uzunluğu denklemi de yardımcı olabilir” ifadelerini de açıklamasına ekledi.
Manning araştırma ile ilgili olarak şunları da belirtti:
“Bu araştırma, Kovid-19’u daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor, antiviral ilaçların çeşitliliğini artırmaya, hastanede kalış sürelerini kısaltmaya ve ölüm oranlarını düşürmeye yardımcı olabilir. Ekip çalışmaya devam edecek, araştırmanın yapıldığı örneklem küçük olduğundan, genişletmek için çalışmalar devam ediyor, yakında daha fazla sonuç sunmayı umuyoruz.”



Uzmanlar kalp-damar hastalıkları riskini sıçratan gıdalara işaret etti

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Uzmanlar kalp-damar hastalıkları riskini sıçratan gıdalara işaret etti

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Florida Atlantic Üniversitesi'ndeki (FAU) araştırmacılar perşembe günü, aşırı işlenmiş gıdalar açısından zengin bir beslenme biçiminin yetişkinlerde kardiyovasküler hastalık riskini yüzde 47 artırdığını belirtti.

Yeni çalışmaya göre, 2021'le 2023 arasında en çok bu tür gıdaları (örneğin füme et, şekerleme, kurabiye, dondurulmuş pizza, şekerli gazlı içecekler ve patates cipsi) tüketen ABD'liler, Amerika'nın en büyük ölüm nedeni olan kalp hastalığına yakalanma bakımından en yüksek risk altındaydı.

Bulgular, Amerikan beslenme tarzının yaklaşık yüzde 60'ını oluşturan ve genellikle daha sağlıklı seçeneklerden daha ucuz bu ürünler hakkındaki artan endişeleri artırıyor.

Birçok aşırı işlenmiş gıda, kalple bağırsaklara zarar verebilecek ve kanserle erken ölüm riskini artırabilecek yüksek miktarda sodyum, şeker ve zararlı yağ içeriyor.

Okulun Birinci Sör Richard Doll Tıp ve Koruyucu Hekimlik Profesörü Dr. Charles Hennekens, "Bu sonuçlar, gelecekteki araştırmalarla klinik bakım ve kamu politikası için büyük önem taşıyor" diye vurguladı.

Araştırmacılar, sağlık hizmeti sağlayıcılarının hastalarına gelecekte aşırı işlenmiş gıda tüketimlerini azaltmalarını tavsiye etmeleri gerektiğini söyledi.

Çalışma

ABD Ulusal Sağlık ve Beslenme Araştırması'ndan elde edilen verileri kullanan araştırmacılar, 4 bin 787 yetişkinin sağlık durumunu inceledi.

Hastaların en az bir günlük ayrıntılı beslenme kayıtları ve kalp krizi veya inme hakkında bilgileri vardı.

Araştırmacılar bu raporları kullanarak toplam kalorilerinin yüzde kaçının aşırı işlenmiş gıdalardan geldiğini hesapladı.

Daha sonra, yetişkinleri aşırı işlenmiş gıda alımlarına göre sıraladılar.

Ayrıca yaş, cinsiyet, ırk ve etnik köken, sigara kullanımı ve gelir gibi faktörleri de hesaba kattılar.

Endişe verici kanser bağlantısı

Araştırmacılar ayrıca kolorektal kanserle olan bağlantıları da ele aldı.

Kanser oranları 50 yaşın altındaki genç yetişkinlerde artıyor ve doktorlar bunun nedenlerinden birinin aşırı işlenmiş gıdalar olabileceğine işaret ediyor.

Amerikan Kanser Derneği'ne göre, günümüzde kolorektal kanser teşhisi konan genç yetişkinlerin sayısı sadece 10 yıl öncesine kıyasla neredeyse iki katına çıktı.

Bu yıl doktorlar 108 bin 860 yeni kolon kanseri ve 49 bin 990 yeni rektum kanseri vakası bekliyor.

Çalışmanın ortak yazarlarından ve FAU Schmidt Tıp Fakültesi Tıp Bölümü Başkanı Dr. Allison Ferris, "Aşırı işlenmiş gıda tüketimindeki artış, yaygın ve ciddi gastrointestinal hastalıkların birçoğunu etkileyen diğer beslenme ve yaşam tarzı etkileriyle birlikte katkıda bulunan bir faktör olabilir" dedi.

Farkındalık, önlemeye yönelik ilk adım.

Independent Türkçe


Trump "altın çağ" dese de anketler tersini söylüyor: Ekonomi kötü

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump "altın çağ" dese de anketler tersini söylüyor: Ekonomi kötü

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Yeni bir ankete göre Amerikalıların artık yarısından fazlası Trump yönetimi altında ekonominin kötüleştiğini düşünüyor.

CNN analisti Harry Enten cuma günü, ülkenin yaklaşık yüzde 55'inin başkanın ekonomik hamlelerinden hoşnut olmadığını ve bunun onu ara seçimlerde "başarısızlığa" sürükleyeceğini söyledi.

Enten, CNN'in News Central programında, "Amerikalıların çoğu ekonominin kötüleştiğini söylerken nasıl kazanılır bilmiyorum" dedi.

Bu, başarısızlığa çıkan bir formül.

Enten'ın verileri, ABD'li yetişkinlerin yaklaşık üçte ikisinin ülkenin ekonomisini "kötü" diye tanımladığını ortaya koyan Associated Press'in yakın tarihli kamuoyu yoklaması da dahil diğer anketlerle örtüşüyor. AP anketinde çıkan görüş, son aylarda değişmedi.

AP anketine göre, özellikle ekonomi sorulduğunda, Amerikalıların yüzde 53'ü Trump'ın bu konudaki tutumunu onaylamadığını, sadece yüzde 39'u onayladığını söylüyor.

Veriler ayrıca Amerikalıların geçim sıkıntısını gidermenin ne kadar zor olduğunu da vurguluyor. Trump, halihazırda bu sorunla karşı karşıya.

CNN'de ise Enten, ekonominin kötüye gittiği görüşüne ek olarak, katılımcıların yüzde 54'ünün Trump'ın en büyük önceliğinin fiyatları düşürmek olması gerektiğini söylediğini de vurguladı. Bu konu sürekli olarak Amerikalıların en büyük önceliği çıkıyor.

Ancak Trump, son konuşmalarında ve Truth Social paylaşımlarında Amerika'nın zaten bir "altın çağ" yaşadığını ve "[ülkenin] hiç olmadığı kadar iyi durumda olduğunu" şiddetle iddia ediyor.

ABD Başkanı, aralık ayında "Alım gücü kelimesi Demokratların bir aldatmacası" iddiasında bulunmuştu.

Enten'a göre Demokratların verdikleri mesajlarda tek bir noktaya odaklanması, partinin artık ekonomiye güven konusunda Amerikan halkı nezdinde üstünlüğe sahip olduğu anlamına geliyor.

Enten cuma günü, "Alım gücü konusunda daha çok güvenilen parti hangisi? Genel olarak, Demokratlar 14 puan önde" diye konuştu ve bağımsız seçmenler arasında bu farkın daha da büyük olduğunu ekledi.

Gülüyorum, 39 puan fark var! Tam bir hezimet. Asıl mesele tam da burada.

Birçok yayın organı ABD Başkanı'nın ekonomi ve göçmenlik de dahil diğer konulardaki tutumuna ilişkin kamuoyu desteğinde düşüş yaşandığını gösterse de Trump, anket puanlarının "şimdiye kadarki en yüksekleri" olduğunu savunarak, güçlü ekonomiyi özellikle vurguladı.

Pazartesi gecesi Truth Social'da yaptığı paylaşımda başkan, "Şimdiye kadar aldığım en yüksek anket sonuçları. Belli ki halk şimdiye kadarki en iyi ekonomiye sahip güçlü ve kudretli bir ülkeyi seviyor!" diye yazdı.

Yeni bir The Economist/YouGov anketi, Amerikalıların yüzde 54'ünün Trump'ın başkanlıkta çıkardığı işi onaylamadığını, sadece yüzde 40'ının onayladığını ortaya koydu.

Trump, partisi içindeyse hâlâ güçlü bir onay oranına sahip; Cumhuriyetçilerin yüzde 86'sı yaptığı işi destekliyor.

Independent Türkçe


Coldplay skandalındaki kadın, dudak uçuklatan ücretle tavsiye veriyor

Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
TT

Coldplay skandalındaki kadın, dudak uçuklatan ücretle tavsiye veriyor

Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)

Owen Scott ABD Muhabiri 

Coldplay konseri sırasında öpücük kamerasına yakalanarak kötü bir ün kazanan insan kaynakları yöneticisi, "hikayesini geri kazanma" konuşmasının biletleri için 875 dolar talep ediyor.

53 yaşındaki Kristin Cabot, evli patronu Andy Byron'la sarmaş dolaş görüntülerinin stadyum ekranlarında canlı yayımlanması üzerine aniden eğildikten sonra Nisan 2025'te internet mimine dönüşmüştü.

Artık viral olan videoda Coldplay'in solisti Chris Martin stadyum hoparlörlerinden "Ya gizli ilişki yaşıyorlar ya da çok utangaçlar" demişti.

Olayın ardından Cabot ve Byron dünya çapında manşetlere taşınmış, birçok kişi ilişkileri hakkında spekülasyonlar yürütmüştü.

Artık Cabot, "hikayesini" nasıl geri kazandığını anlatan konuşmalar yapıyor ancak onun söylediklerini dinlemek isteyen katılımcıların 875 dolar gibi dudak uçuklatan bir ücret ödemesi gerekiyor.

Etkinliğin açıklamasında, "Medyanın olumsuz merceği altındaki kadınların uzun süredir maruz kaldığı toplumsal ayıplamanın şiddetini Cabot ilk elden deneyimledi; aynı durumdaki erkekler genellikle bundan paçayı sıyırıyor gibi görünüyor" ifadeleri yer alıyor.

Cabot, Byron'la birlikte Jumbotron'da yakalandığında eşinden ayrılmıştı ancak patronu evliydi.

İki çocuk annesi Cabot skandalın ardından verdiği bir dizi röportajda, bu mim yüzünden "iş bulamadığını" söylemişti.

New York Times'a verdiği röportajda skandaldan "birkaç High Noons"u (alkollü içki markası -çn.) sorumlu tutan Cabot, daha sonra Britanya gazetesi The Times'a kendisini "kızıl harfle" (Scarlet Letter; zina yaptığı için boynuna kızıl bir "A" harfi asılarak toplumdan uzaklaştırılan bir kadını konu alan Nathaniel Hawthorne romanı -çn.) damgalanmış gibi hissettiğini açıklamıştı.

PRWeek'in 2026 Kriz İletişimi Konferansı’nda yapacağı konuşmasının ana konusu, bu mecazi "kızıl harfi" nasıl üstünden attığını açıklamak olacak gibi görünüyor.

Cabot'ın internette yükselen eleştirilere karşı koymak için hizmetlerinden yararlandığı halkla ilişkiler uzmanı Dini von Mueffling, kendisine sahnede eşlik edecek.
 

Görsel kaldırıldı.Öpücük kamerası videosunun ardından işe aldığı halkla ilişkiler uzmanı Dini von Mueffling, Cabot'a sahnede eşlik edecek (PRWeek)


Etkinliğin açıklaması şöyle devam ediyor:

Bu oturumda Astronomer'ın eski insan kaynakları direktörü Cabot ve onun halkla ilişkiler temsilcisi, sektörün efsane ismi Dini von Mueffling, Cabot'ın kendi hikayesini kontrol altına alıp yeniden yazmasını sağlayan (hem kısa hem de uzun vadeli) stratejileri paylaşacak.

16 Nisan'da Washington D.C.'de düzenlenecek konferansta başka şirketler ve hayır kurumları da etkinlikte konuşma yapma hazırlıklarını sürdürüyor.

Bu oluşumlardan biri, LGBTQ+ bireylerin intiharını önlemeye odaklanan, kâr amacı gütmeyen Trevor Project.

ABD'nin başkentinin göz alıcı halkla ilişkiler etkinliğine katılan bir diğer şirket Blackbird.AI ise yapay zekanın krizleri büyütme tehlikesi üzerine bir konuşma yapacak.

Independent Türkçe, independent.co.uk/arts-entertainment