Irak Başbakanı Kazımi siyasilere seslendi: Artık bölünmelere bir son verelim ve Irak için çalışalım

Cumhurbaşkanı Salih: Siyasi çıkmazın devam etmesi kabul edilemez

Kazımi, dün konuşma yaptı (INA)
Kazımi, dün konuşma yaptı (INA)
TT

Irak Başbakanı Kazımi siyasilere seslendi: Artık bölünmelere bir son verelim ve Irak için çalışalım

Kazımi, dün konuşma yaptı (INA)
Kazımi, dün konuşma yaptı (INA)

Irak’taki siyasi güçler, Irak Meclisi’nde Cumartesi günü yeni cumhurbaşkanını seçmek için yapılan oturumun başarısız olmasının ardından 6 Nisan Çarşamba günü yapılması planlanan oturumun hazırlıklarına başlarken yeter sayıya ulaşabilmek için bağımsız milletvekillerini kendi saflarına çekmeye çalışıyor. Öte yandan Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih, siyasi çıkmazın devam etmesinin kabul edilemez olduğunu ifade ederken, Başbakan Mustafa el-Kazımi siyasi güçlere ‘zorluklarla mücadele için anlaşmazlıklara son verilmesi’ çağrısında bulundu.
Irak'taki ‘Vatanı Kurtarma İttifakı’ adlı üçlü koalisyon, yeni cumhurbaşkanının seçilmesi için Cumartesi günü yapılan oturumda başarılı olamadı. Ancak Hamis el-Hancer ve Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi liderliğindeki (Sünni) Egemenlik İttifakı’nın ve Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) yer aldığı, Sadr hareketinin lideri Mukteda es-Sadr liderliğindeki Üçlü Koalisyon, 202 milletvekilini harekete geçirmeyi başardıysa da Irak’ta bir cumhurbaşkanı seçmek için yapılacak oturumda yeter sayısı için 329 milletvekilinin üçte ikisinin bulunması gerekiyor. Bafel Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ve Müsenna es-Samarrai liderliğindeki (Sünni) Azim Koalisyonu ile birlikte Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu ise üçte iki çoğunluk engeli ile oturumda oylamayı sonuçsuz bırakmayı başardı.
Her iki koalisyon da sayıları 40’ı bulan bağımsız milletvekillerini kendi saflarına çekmek için birbirleriyle mücadele etmeye başladılar. Üçlü İttifak, bağımsız milletvekillerini çekerek, bir yandan cumhurbaşkanı adayı olarak desteklediği Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) İçişleri Bakanı Reber Ahmed’in seçilmesi için yeter sayıya ulaşmak amacıyla çabalarken diğer yandan KYB’nin cumhurbaşkanı adayı, mevcut cumhurbaşkanı Berhem Salih'i destekleyen Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu’nun yeter sayıya ulaşmasını engellemeye çalıştı.
Ancak her iki taraf da aynı anda kendini oturumun galibi olarak görüyordu. Sadr hareketinin lideri Mukteda es-Sadr, ‘Şii Evi’ndeki muhaliflerini (Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu’nda yer alan partiler), onlarla diyalog sürecinde olmadığını söyleyerek şaşırttı. Sadr, Twitter hesabından, Üçlü Koalisyon’un üçte ikilik çoğunluğa ulaşabildiğini ve Çarşamba günü yapılacak oturumda yeter sayıyı tamamlamak için bağımsızlarla görüşmelere başlayacağını yazdı.
Cumhurbaşkanlığı seçimi oturumunu bozmada başarılı olduğunu düşünen Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu ise Sadr’a Şii Evi’ne dönmesi ve Şiilerin birleşmesi çağrısında bulundu. Sadr'ın bu çağrıya yanıt vermemesinin ardından, Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu, bağımsızlarla Çarşamba günü yapılması planlanan oturuma katılmamaları için görüşmelere başladı.
Gözlemciler, seçeneklerin, özellikle kalan sürenin herkes için daraldığını düşünüyor. Eğer, 6 Nisan Çarşamba gününe kadar üçte iki çoğunluk sağlanamazsa bu, yine bir başarısızlık, Meclis'in feshedilmesi, yeni seçim çağrısı yapılması ve Başbakan Mustafa el-Kazımi'nin liderliğindeki geçici hükümetin görevine devam etmesi anlamına geliyor.

Cumhurbaşkanı Salih
Cumhurbaşkanı Berhem Salih, Federal Mahkeme tarafından yorumlandığı gibi halen tam yetkilere sahip bir cumhurbaşkanı olarak anayasal sorumluluğu nedeniyle Meclis’te Cumartesi günü cumhurbaşkanını seçmek için gerçekleşen oturumun ardından yaptığı yazılı açıklamada, erken seçimlerin üzerinden beş ayı aşkın bir süre geçmesine rağmen, ulusal uzlaşının olmaması ve Meclis oturumunun planlanan süre içerisinde tamamlanamamasının üzücü ve endişe verici olduğunu söyledi. Ülkenin karşı karşıya olduğu ciddi zorluklar arasında siyasi çıkmazın devam etmesinin kabul edilemez hale geldiğini belirten Salih, erken seçimlerin başlı başına bir amaç değil, reform, siyasi ve sosyal istikrarın sağlanması, ülkedeki genel koşulların iyileştirilmesi ve Iraklıların taleplerine cevap verilmesi için bir araç olduğunu vurguladı.
Irak Cumhurbaşkanı, ülkede artık kemikleşmiş olan siyasi krizlerin kalıcı hale getirilmesi değil, düzeltilmesi ve sona erdirilmesi talebiyle yapılan bir halk hareketi ve geniş kapsamlı bir ulusal uzlaşının ardından yapılan seçimlerin sonucunda oluşan Irak Meclisi’nin istisnai bir sorumluluk taşıdığının altını çizdi.

Başbakan Kazımi
Öte yandan Başbakan Kazımi, DEAŞ’ın esaretinden kurtulan Ezidi kadınlar yasasını (tazminat yasası) kabul edilmesinin birinci yıl dönemi vesilesiyle Bağdat'ta düzenlenen bir konferansta, siyasi güçleri, DEAŞ’ın esaretinden kurtulan Ezidi kadınlar da dahil tüm Irak halkına hizmet etmek için mümkün olan en kısa sürede çalışmalarına başlayacak bir hükümet kurmaya çağırdı. Anayasanın bir hükümetin kurulması için verdiği süreye saygı duymanın Anayasaya,  devletin işleyişine, halkın taleplerine saygı duymak olduğunu belirten Kazımi, “Herkesin siyasi olgunluğunu ve siyasi güçlerin gerek Meclis’teki gerek dışındaki görevleriyle ilgili yüksek düzeydeki sorumluluklarını yansıtan mantıklı çözümler aramalıyız. Bu tehlikeli süreci geçmek için çalışmalıyız ve hepimiz birlik olmalıyız” ifadelerini kullandı.
Mevcut aşamayı geçmek için siyasi güçlerin yeniden hesap yapması gerektiğini belirten Kazımi, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün dünyanın her yerine yansıyan küresel bir kriz söz konusu. Bu krizin yanı sıra bölgemizde karmaşık ve iç içe geçmiş krizler var. Karamsar bir tablo, evet, ama umut var ve bunu başarı için bir fırsata çevirebiliriz. Bu fırsat var ve bu fırsat, pratikte korku ve endişe duymadan cesaretle bekçi bir hükümete dönüştürülemez. Ancak bu olduğunda hükümet ayağa kalkar ve sorumluluk alır. Bunun korkusuzca ve endişesiz bir şekilde olması mantıklı veya gerçekçi değil. Şu an siyasi bir kriz var. Siyasi kırılma, hükümetin kırılması demektir. Dolayısıyla bu koşullar altında vatandaşa hizmet eden etkili ve üretken bir hükümet kurma, güvenlik ve gıda güvenliğini sağlama ihtiyacı ortaya çıkar.”
Kazımi, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Ülkedeki siyasi güçlere sesleniyorum: Halktan sorumluyuz. Ülkeden sorumluyuz. Artık bölünmelere bir son vermeli ve Irak için çalışmalıyız. Irak'ın geleceği için yeni bir döneme geçmeliyiz.”



Zeydi ile Trump arasındaki sıra dışı görüşme Bağdat’ta soru işaretlerine yol açtı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
TT

Zeydi ile Trump arasındaki sıra dışı görüşme Bağdat’ta soru işaretlerine yol açtı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)

ABD Başkanı Donald Trump ile Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin New York’ta gerçekleştirdiği görüşme, Irak heyetinin üyelerinin tamamının toplantıda bulunmaması nedeniyle soru işaretlerine yol açtı. Görüşme, silahların devletin kontrolünde toplanması planının tamamlanmasının Haziran 2027’ye erteleneceğinin açıklanmasından bir gün sonra gerçekleşti.

Irak hükümetinin basın ofisince çarşamba akşamı yayımlanan fotoğrafta, Zeydi’nin görüşme sırasında tek başına olduğu görülürken, Trump’a ABD yönetiminin üst düzey yetkilileri, aralarında Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Hazine Bakanı Scott Bessent’in de bulunduğu isimler eşlik etti.

Zeydi’nin ofisinden yapılan açıklamada, görüşmede Irak ve ABD’nin bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrarı güçlendirmek için yürüttüğü çalışmaların ele alındığı belirtildi.

Irak hükümeti, Dışişleri, Maliye ve Elektrik bakanları ile diğer yetkililerden oluşan Irak heyetinin görüşmede neden bulunmadığına ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026’da Körfez İşbirliği Konseyi ile yapılan çok taraflı toplantıda Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026’da Körfez İşbirliği Konseyi ile yapılan çok taraflı toplantıda Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte. (AFP)

ABD’de rahatsızlık

Iraklı bazı yorumcular, Zeydi’nin toplantıya tek başına katılmasını, ABD tarafının, Irak heyetindeki bazı isimlerin İran’a yakın “Koordinasyon Çerçevesi” ittifakında siyasi temsile sahip olması nedeniyle iki lider arasındaki görüşmelerin sızdırılabileceğine ilişkin şüpheleriyle ilişkilendirdi.

“Devlet Yönetimi Koalisyonu” liderliğine yakın Iraklı bir siyasetçi, görüşmenin bu şekilde gerçekleştirilmesinin, “özellikle Trump açısından, silahların devletin kontrolünde toplanması konusunda şu ana kadar atılan adımların sekteye uğramasından duyulan Amerikan rahatsızlığının bir ifadesi” olduğunu söyledi.

Resmî açıklamalara göre, 30 Eylül tarihi Irak’ta silahların devletin kontrolünde toplanmasının tamamlanacağı tarih olmayacak; bunun yerine gelecek yılın haziran ayına kadar sürecek yeni bir sürecin başlangıcı olacak.

New York’u ziyaret eden Başbakan Ali Zeydi’nin, özellikle ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın yeni tarihi benimsemesinin ardından, silahların devletin kontrolüne alınması için ABD tarafından ek süre verilmesini sağlamayı başardığı anlaşılıyor.

Bağımsız Iraklı siyasetçi Salah el-Arabavi, “Ay sonunda açıklanacak takvimin, silahlı grupların silahları üzerindeki siyasi mücadelenin taraflarından herhangi birinin konumunu güçlendirip güçlendirmeyeceğine karar vermek için henüz erken” değerlendirmesinde bulundu.

Arabavi, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, Irak’taki siyasi güçlere “silah meselesine akılcı ve sakin bir şekilde yaklaşmaları” çağrısında bulundu. Arabavi, Zeydi’nin “en azından şu ana kadar, son haftalarda sekteye uğrayan silahların devletin kontrolüne alınması planını yeniden düzenlemeyi başardığını” belirtti.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşürken. (Hükümet basın servisi)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşürken. (Hükümet basın servisi)

İlişkilerin yeniden yapılandırılması

Bununla birlikte uzmanlar, silahların devletin kontrolüne alınması planında son dönemde gündeme gelen değişikliklerin Irak-ABD ilişkilerinin geliştirilmesi için bir fırsata dönüşebileceğini düşünüyor.

Araştırmacı Abbas Abbud, Irak ile ABD arasındaki ilişkilerin, ABD Başkanı’nın Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Irak ve Suriye dosyalarını birlikte ele almasıyla yeniden yapılandırıldığını söyledi.

Abbud, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Irak’ın Washington’ın bölgedeki müttefikleriyle ilişkileri, Irak’ın İran’la bağlarını koparması temelinde artık Beyaz Saray üzerinden yürütülüyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak “Irak’ın parçalanmasının önüne geçmek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Bu açıklama, Irak hükümetine silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskıların arttığı bir dönemde geldi.

Rubio, Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına ABD’nin desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini vurguladı.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının devam etmesinin Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

ABD’li bakanın açıklamaları, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesine yaklaşılırken ve Bağdat silahların devletin kontrolüne alınması sürecinin takvimini yeniden düzenlerken yapıldı.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırı düzenlemeyi bırakacağı 90 günlük bir aşamanın başlatılmasını ve silahların devletin kontrolüne devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.


Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.