Kiev, Rusya'yı Ukrayna’yı ikiye bölmeye çalışmakla suçluyor

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, uluslararası toplumdan daha fazla silah istiyor

Sivil Kurtarma ekipleri dün Harkov’daki enkazda hayatta kalanları arıyor (AP)
Sivil Kurtarma ekipleri dün Harkov’daki enkazda hayatta kalanları arıyor (AP)
TT

Kiev, Rusya'yı Ukrayna’yı ikiye bölmeye çalışmakla suçluyor

Sivil Kurtarma ekipleri dün Harkov’daki enkazda hayatta kalanları arıyor (AP)
Sivil Kurtarma ekipleri dün Harkov’daki enkazda hayatta kalanları arıyor (AP)

Ukrayna Askeri İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Kırılo Budanov, Rusya'yı, Kore'nin Kuzey ve Güney olarak ikiye bölünmesi gibi Ukrayna'yı ikiye bölmeye çalışmakla suçladı.
Ülkenin ikiye bölünmesini önlemek için topyekün bir gerilla savaşı yürütme sözü veren Budanov, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Kore devletinin bölünmesine atıfta bulunarak, “Aslında Ukrayna'yı Kuzey ve Güney Kore gibi bölme girişiminde bulunuyorlar” açıklamalarına başvurdu.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir (Volodomir) Zelenskiy uluslararası toplumu Rus işgal güçlerini püskürtmek için Ukrayna’ya tanklar, uçaklar ve füzeler vermeye çağırırken, hükümeti ise Moskova güçlerinin yakıt ve yiyecek depolarını hedef aldığını söyledi.

NATO uçaklarının yüzde 1'i
Bazı Ukrayna şehirlerini tahrip eden Rus savaşı, insani krize neden oldu. Ülke nüfusunun yaklaşık dörtte birini temsil edecek şekilde yaklaşık 10 milyon insanı evlerini terk etmek zorunda kaldı. Cumartesi akşamı görüntülü açıklamada bulunan Zelenskiy, Batılı ülkeleri artık ‘toz toplamış’ askeri teçhizat stoklarından sağlamaya çağırdı. Aynı zamanda Ukrayna’nın NATO uçakları ve tanklarının yüzde 1’ine ihtiyacı olduğunu vurguladı.
Batılı ülkeler Ukrayna'ya şimdiye kadar hafif silahlar ve savunma teçhizatının yanı sıra tanksavar ve uçaksavar füzeler sağladı. Ancak herhangi bir ağır silah veya uçak tedarik etmedi. Zelenskiy, “31 gündür bekliyoruz. Avrupa-Atlantik topluluğundan kim sorumlu? Korkutma yoluna başvurduğu için hala Moskova mı?” vurgusunda bulundu.
Diğer yandan Ukrayna İçişleri Bakanı Danışmanı Vadim Denisenko, Rusya'nın Ukrayna'daki akaryakıt ve gıda depolarını yok etmeye başladığını, dolayısıyla hükümetin yakın gelecekte bu stokları ayrı yerlere yerleştirmek zorunda kalacağını vurguladı. Rusya Savunma Bakanlığı ise füzelerin Cumartesi günü Polonya sınırına yalnızca 60 kilometre uzaklıktaki batı şehri Lviv yakınlarındaki bir yakıt deposunu ve bir askeri teçhizat onarım tesisini hedef aldığını bildirdi.
Rus işgal güçlerinin doğrudan ülkenin doğusundaki ayrılıkçı bölgelere bakan Ukrayna güçlerini kuşatmaya almaya yoğunlaştığı fikrindeki Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı ise “Kuzey Ukrayna'daki savaş alanı büyük ölçüde durağan. Ukrayna'nın karşı saldırıları ise Rusya'nın kuvvetlerini yeniden organize etme girişimlerini engelliyor” açıklamalarında bulundu.

Çernobil ve nükleer tesisler
Ukrayna parlamentosu tarafından yapılan açıklamada, Rus kuvvetlerinin Harkov şehrindeki bir nükleer araştırma tesisini ateş altına aldığı belirtildi. Devlet Nükleer Denetim Kurumu tarafından yapılan açıklamada, “Nükleer tesis bölgesinde durmaksızın süren çatışmalar nedeniyle hasarın boyutunu değerlendirmek şu anda mümkün değil” ifadelerine başvuruldu.
Ukraynalı yetkililerin bildirdiğine göre Çernobil nükleer santrali çalışanlarına ev sahipliği yapan şehrin kontrolünü ele geçiren Rus kuvvetleri, Belediye Başkanı’nı kısa süreliğine alıkoyarak protestolara yol açtı.
Şehri de sınırları içerisine alan Kiev Bölgesel Askeri İdaresi, Slavutıç’a baskın düzenleyen Rus işgal güçlerinin belediye hastanesini işgal ettiğini duyurdu. Başkentin yaklaşık 160 kilometre kuzeyinde yer alan yaklaşık 25 bin nüfuslu şehir, 1986 yılında Çernobil tesisinde meydana gelen nükleer felaketin ardından inşa edilmişti. Vatandaşların devasa bir Ukrayna bayrağı ile hastaneye doğru yürüdüklerini bildiren yetkililer, Rus güçlerinin ise kalabalığı dağıtmak için havaya ateş açtığını ve ses bombası kullandığını kaydetti.
Instagram’da yetkililer tarafından yayınlanan görüntülerde, onlarca insanın Ukrayna bayrağının etrafında toplanıp “Zafer Ukrayna’nın!” sloganları attığı görülüyor. AFP’ye yaptığı ilk açıklamada gösterinin barışçıl bir şekilde sona erdiğini söyleyen Belediye Başkanı, Facebook'ta yayınlanan bir videoda gösterilerde en az 3 kişinin öldürüldüğünü duyurdu. Ancak can kayıplarının ne zaman ve hangi şartlar altında kaydedildiğini belirtmeyen Belediye Başkanı, “Ölü insanlarımız var, bu doğru. Şu ana kadar 3 ölüm doğrulandı” dedi.
Rus kuvvetleri, işgalin ilk günü 24 Şubat'ta Çernobil tesisinin kontrolünü ele geçirmişti. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), Ukrayna'nın Rusya'nın Slavutıç’ı bombaladığını bildirmesi ardından endişesini dile getirmişti. Rusya'nın sahanın kontrolünü ele geçirmesi ardından tesiste çalışanlar ilk defa bu hafta sonu görevlerini devretti. Ukraynalı yaklaşık yüz teknisyen, tesisteki günlük işleri yaklaşık 4 hafta boyunca herhangi bir dönüşüm olmaksızın yürütmeye devam etti.

Mariupol şehri
Mariupol Belediye Başkanı Vadim Boyçenko, Rusya'yı söz konusu liman şehrini yeryüzünden silmeye çalışmakla suçladı. Ukrayna Bağımsız Enformasyon Ajansı'na konuşan Boyçenko, Rus güçlerini şimdiye kadar ağır hasar gören şehrin Rusların da dahil olduğu nüfusuna karşı ‘katı adımlar’ atmakla suçladı. Aynı zamanda “Kimseyi korumakla mükellef değiller. Görevleri, sakinleri dahil olmak üzere şehri yeryüzünden silmek. Bunun adı yalın bir dille etnik temizliktir. Başka bir adı olamaz” vurgusunda bulundu.
Ukrayna bayrağının Mariupol üzerinde dalgalanmaya devam ettiğinin altını çizen Boyçenko, “Askerlerimiz bayrağın gelecekte de dalgalanmasını sağlamak için ellerinden geleni yapıyor” dedi. Ancak şehrin bazı bölgelerinin gerçekten Rus kontrolü altında olduğunu hatırlatan Belediye Başkanı, Ukrayna güçlerinin şehri kurtarma olasılığı hakkında herhangi bir yorum yapmayı reddederek “Şehir kuşatma altında. Çember daralıyor. Şehrin geleceğini bize zaman gösterecek” vurgusunda bulundu.
Geçtiğimiz günlerde Mariupol'dan yetkililer, bir aydır süren savaşta 2 bin 187 sivilin öldürüldüğünü söyledi. Boyçenko ise “Rakamın artık çok daha yüksek olduğunu söyleyebilirim” ifadeleri ile yetindi. 

Bin 119 sivil öldürüldü
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) tarafından Pazar günü yapılan açıklamada, Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısı başladığından bu yana bin 119 sivilin öldüğü, bin 790 kişinin ise yaralandığı belirtildi. BM, 24 ila 26 Mart gece yarısı arasındaki süreyi kapsayan açıklamasında, ölenlerden 15’inin genç kız, 32’sinin erkek çocuk, 52’sinin ise bebek olduğunu bildirdi. Şiddetli çatışmaların yaşandığı bazı bölgelerden gelen bildiri eksikliği nedeniyle gerçek kayıp sayısının çok daha yüksek olduğu beklentisine de değindi.
OHCHR, çoğu sivilin ağır toplar, çok namlulu füze sistemleri, füze ve hava saldırıları gibi geniş alanları etkileyen patlayıcı silahlara kurban gittiğini aktardı.



İran’daki protestolara müdahalede can kaybı en az 7 bine ulaştı

İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)
İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)
TT

İran’daki protestolara müdahalede can kaybı en az 7 bine ulaştı

İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)
İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)

İran genelinde geçen ay patlak veren protestolara yönelik güvenlik güçlerinin müdahalesinde hayatını kaybedenlerin sayısının en az 7 bin 2’ye yükseldiği bildirildi. Aktivistler, ölü sayısının artmaya devam ettiğini ve gerçek bilançonun daha da ağır olabileceğini belirtti.

Gösterilerde hayatını kaybedenlerin sayısının kademeli olarak yükselmesi, İran’ın hem iç cephede hem de uluslararası alanda karşı karşıya bulunduğu baskıyı derinleştiriyor. Tahran, nükleer dosya kapsamında ABD ile yürütülen müzakereleri sürdürmeye çalışsa da ikinci tur temasların ne zaman ve hangi çerçevede yapılacağı belirsizliğini koruyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ise ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmede, İran’a yönelik taleplerin daha da sıkılaştırılması gerektiğini savunduğu aktarıldı.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, görüşmede bağlayıcı bir karar alınmadığını belirterek, İran’la müzakerelerin sürdürülmesi yönündeki tutumunu yineledi. Olası bir anlaşmanın tercihleri olacağını İsrail Başbakanı’na ilettiğini kaydeden Trump, diplomatik sürecin sonuç vermesi halinde bunun Washington açısından öncelikli seçenek olacağını ifade etti.

Öte yandan İran içinde, rejimin muhalefeti kapsamlı biçimde bastırmasına yönelik öfke dinmiş değil. Önümüzdeki günlerde, hayatını kaybedenlerin ailelerinin geleneksel 40. gün yas törenlerini düzenlemesiyle gerilimin yeniden artabileceği belirtiliyor.

Aktivistlerin açıkladığı bilanço yükseliyor

ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), son rakamı açıklayan kuruluş oldu. Kurumun, İran’daki önceki protesto dalgalarında ölü sayısını tespit etmede isabetli olduğu ve ülke içindeki aktivist ağı aracılığıyla bilgileri doğruladığı biliniyor. İletişim kanallarının kesintiye uğraması nedeniyle verilerin çapraz kontrolünün zaman aldığı, bu nedenle bilançonun kademeli olarak güncellendiği ifade edildi.

İran hükümeti ise 21 Ocak’ta yaptığı açıklamada, protestolarda 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiğini duyurmuştu. İran’daki yönetimin geçmişte yaşanan toplumsal olaylarda can kayıplarını eksik bildirdiği ya da hiç açıklamadığı biliniyor.

Associated Press (AP), İran’da internet erişiminin ve uluslararası telefon bağlantılarının kesintiye uğratılması nedeniyle ölü sayısını bağımsız olarak doğrulayamadığını bildirdi.

Can kaybındaki artış, İran’ın nükleer programı konusunda ABD ile yürüttüğü müzakereler sürerken yaşanıyor.

İran dosyasında diplomasi trafiği

Üst düzey İranlı güvenlik yetkilisi Ali Laricani, çarşamba günü Katar’da Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile bir araya geldi. Katar, haziran ayında ABD’nin İran’daki nükleer tesisleri bombalamasının ardından İran’ın hedef aldığı büyük bir ABD askerî üssüne ev sahipliği yapıyor. Söz konusu saldırı, İran ile İsrail arasında 12 gün süren savaşın ardından gerçekleşmişti.

Laricani’nin ayrıca Katar’da Filistinli Hamas yetkilileriyle, salı günü ise Umman’da Tahran destekli Yemenli Husilerle görüştüğü bildirildi.

Laricani, Katar merkezli El Cezire televizyonuna yaptığı açıklamada, Umman’da ABD’den herhangi bir somut teklif almadıklarını ancak “mesaj alışverişi” yapıldığını kabul etti.

İran ile Arap Körfezi’nde dev bir doğal gaz sahasını paylaşan Katar, geçmişte de Tahran ile yürütülen müzakerelerde önemli bir arabulucu rolü üstlenmişti. Katar resmi haber ajansı, Emir Şeyh Temim bin Hamad Al Sani’nin Trump ile “bölgedeki mevcut durum ve gerilimi azaltmaya, bölgesel güvenlik ve barışı güçlendirmeye yönelik uluslararası çabalar” hakkında görüştüğünü aktardı.

ABD, İran’a baskıyı artırmak amacıyla uçak gemisi USS Abraham Lincoln’ü, savaş gemilerini ve savaş uçaklarını Orta Doğu’ya sevk etti. Washington yönetimi, gerektiğinde İran’a yönelik askerî seçenekleri masada tutuyor.

ABD güçleri, Lincoln’e fazla yaklaştığını belirttikleri bir insansız hava aracını düşürdüklerini ve İran güçlerinin Hürmüz Boğazı’nda durdurmaya çalıştığı ABD bayraklı bir gemiye müdahale ettiklerini açıkladı.

Trump, Axios haber sitesine verdiği demeçte, bölgeye ikinci bir uçak gemisi gönderme seçeneğini değerlendirdiğini belirterek, “Oraya doğru ilerleyen bir armadamız var ve bir başkası da yolda olabilir” dedi.

Nobel Ödüllü Muhammedi için endişe

Norveç Nobel Komitesi, 2023 Nobel Barış Ödülü sahibi Nergis Muhammedi’nin gözaltına alınışı sırasında şiddete maruz kaldığı, fiziksel istismara uğradığı ve hayati risk taşıyan kötü muameleye tabi tutulduğuna dair güvenilir bilgiler aldıklarını belirterek derin endişe duyduklarını açıkladı.

Komite, Muhammedi’nin aralık ayında gözaltına alınırken darp edildiğine ve gözaltı sürecinde kötü muamelenin sürdüğüne dair bilgi aldıklarını belirterek derhal ve koşulsuz serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Açıklamada, “Kendisine yeterli ve sürekli tıbbi takip imkânı sağlanmamakta, ağır sorgu ve baskılara maruz bırakılmaktadır. Birkaç kez bayıldığı, tehlikeli derecede yüksek tansiyon sorunu yaşadığı ve şüpheli meme tümörleri için gerekli kontrollerden mahrum bırakıldığı bildirilmektedir” denildi.

İran yargısı, 53 yaşındaki Muhammedi’yi yedi yılı aşkın ek hapis cezasına çarptırdı. Destekçileri, Aralık 2024’te sağlık gerekçesiyle geçici izinle serbest bırakılmasının ardından yeniden tutuklanma riski bulunduğu yönünde aylardır uyarıda bulunuyordu.


Çin, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu açıkladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
TT

Çin, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu açıkladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)

Çin bugün yaptığı açıklamada, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu duyurdu. Bu açıklama, İsrail güvenlik kabinesinin işgal altında bulunan Batı Şeria’daki kontrolü artıracak tedbirleri onaylamasından kısa bir süre sonra geldi.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, düzenlediği basın toplantısında, “Çin, işgal altındaki Filistin topraklarında yeni yerleşim birimleri kurulmasına daima karşı çıkmıştır ve Filistin topraklarının ilhak edilmesine veya üzerinde herhangi bir ihlale yönelik tüm girişimlere karşıdır” dedi.

Diğer yandan Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İsrail’in yeni tedbirlerinin “işgal altında bulunan Batı Şeria’daki kontrolü daha da pekiştireceğini ve bu toprakların İsrail’e entegrasyonunu hızlandıracağını, dolayısıyla yasa dışı ilhakı güçlendireceğini” söyledi.

Volker Türk, bu önlemlerin, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik yerleşimci saldırıları, zorla göç ettirme operasyonları, evlerin yıkılması, topraklara el konulması, hareket kısıtlamaları ve diğer ihlaller bağlamında gerçekleştiğini belirtti. Bu ihlaller, BM İnsan Hakları Komisyonu tarafından belgelenmiş durumda.

İsrail, 1967’den bu yana Batı Şeria’yı işgal altında tutuyor. Doğu Kudüs hariç, Batı Şeria’da uluslararası hukuka göre yasa dışı olan yerleşimlerde 500 binden fazla İsrailli yaşıyor. Bölgede yaklaşık 3 milyon Filistinli bulunuyor.

Volker Türk dün yaptığı açıklamada, İsrail’in Batı Şeria’daki kontrolünü sıkılaştırarak yerleşimleri genişletme planlarının, toprakların yasa dışı ilhakını kalıcı hale getirme yönünde bir adım teşkil ettiğini belirtti.


‘Epstein hayaleti’ Trump yönetimini rahatsız ediyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
TT

‘Epstein hayaleti’ Trump yönetimini rahatsız ediyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)

Jeffrey Epstein dosyaları, Başkan Donald Trump yönetimini sarsarak, Ticaret Bakanı Howard Lutnick’i de kapsayabilecek skandallarla ilgili raporlara karşı hükümeti savunma pozisyonuna itti. Epstein, çocuk istismarı suçundan hüküm giymiş bir milyarder olup 2019’da cezaevinde ölmüştü.

Geçtiğimiz salı günü Senato Bütçe Komitesi’nde temsilcilerle yüzleşen Lutnick, 2012’de ailesiyle yaptığı bir ziyaret sırasında Epstein ile görüştüğünü itiraf etti. Bu açıklama, daha önce yaptığı ve Epstein’in 2008’de ilk kez mahkûm edilmesinin ardından 2005’teki görüşmenin ardından iletişimi kestiğini belirten ifadeleriyle çelişiyor. Demokrat Senatör Chris Van Hollen, Lutnick’e, “Buradaki mesele, Jeffrey Epstein ile ilgili herhangi bir suç işlemiş olmanız değil; esas sorun, Kongre’ye, Amerikan halkına ve Epstein’in kurbanlarına, aranızdaki ilişkinin doğasını tamamen yanıltıcı biçimde sunmanız” dedi.

dfvfv
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, 10 Şubat 2026’da düzenlediği basın toplantısında (AP)

Lutnick’in istifası yönündeki çağrılar artarken, Beyaz Saray bakanı desteklemeye devam etti. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, “Bakan Lutnick Trump ekibinin vazgeçilmez bir üyesi olarak kalıyor ve Başkan onu tamamen destekliyor” dedi. Bu tutum, birçok kişiyi şaşırttı; özellikle Cumhuriyetçi temsilci Thomas Massie, Lutnick’in görevde kalmasına şaşkınlığını dile getirdi. Massie, skandal nedeniyle İngiltere’de bazı yetkililerin istifa ettiğine dikkat çekerek, “İstifa etmesi gerekiyor. İngiltere’de üç kişi görevlerinden ayrıldı. Bunların arasında ABD’deki İngiliz büyükelçisi ve Lutnick’in yalanlarından çok daha az bir şey yüzünden unvanını kaybeden bir prens de var” ifadelerini kullandı.

Süregelen yankılar

Cumhuriyetçiler, Epstein dosyasının yol açtığı etkilerden rahatsızlık duyuyor; bu durum partide bölünmelere de neden oldu. Temsilciler Meclisi Gözetim ve Hesap Verebilirlik Komitesi Başkanı James Comer, Lutnick’in komite önünde ifade vermesi için çağrılabileceğini açıkladı. Comer, “Hayatta kalan kurbanlara adaletin sağlanmasına yardımcı olabilecek bilgisi olan herkesle konuşmak istiyoruz” dedi.

sdcfvgthy
Epstein belgelerinden alıntılar, 10 Şubat 2026 (EPA)

Adalet Bakanlığı’na, Epstein dosyasındaki diğer belgeleri açıklaması ve mağdurlar dışında isimleri saklamaması yönündeki çağrılar artarken, Cumhuriyetçi Senato lideri tüm belgelerin tamamen kamuoyuna açılmasını talep etti. Şeffaflığın önemine vurgu yapan lider, “Epstein dosyasında isimleri geçen veya dosya kapsamında ortaya çıkabilecek kişiler, konuyla ilgili soruları yanıtlamak zorunda olacak. Amerikan halkı da bu yanıtların yeterli olup olmadığına karar verecek” dedi.

xsc xsc
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, 15 Ekim 2025 tarihinde Beyaz Saray'da Başkan Donald Trump ile birlikte (Reuters)

Beyaz Saray’daki açıklamalar, Adalet Bakanı Pam Bondi’yi belgelerin açıklanmasından sorumlu olarak zor bir konuma soktu. Bondi dün Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi’nde ifade verirken, arkasında Epstein’in bazı mağdurları oturuyordu. Bondi, mağdurlara hitaben, “O canavarın eylemleri nedeniyle herhangi bir mağdurun yaşadığı duruma karşı derin üzüntü duyuyorum. Eğer hakkınızda size zarar veren veya kötü muamelede bulunan kişilerle ilgili kolluk kuvvetleriyle paylaşmak istediğiniz bilgiler varsa, Federal Soruşturma Bürosu (FBI) sizi dinlemeye hazır” dedi. Bakan, “Her türlü suç isnadı ciddi şekilde ele alınacak ve soruşturulacak. Adalet Bakanlığı, suçluları yasal çerçevede en üst seviyede hesap vermeye zorlamaya kararlıdır” diyerek taahhütte bulundu.

Adalet Bakanlığı, Kongre tarafından onaylanan yasaya uyarak tüm Epstein belgelerini açıkladığını savunsa da yasaların mimarları Ro Khanna ve Thomas Massie, bakanlığın halen 6 milyon belgenin 2,5 milyonunu elinde tuttuğunu belirtiyor ve yasaya bağlı kalarak bunların da açıklanmasını talep ediyor.