Arap Birliği Genel Sekreteri Şarku’l Avsat’a konuştu: İran, Batı’yla görüşmelerinde Arap sorunlarını baskı aracı olarak kullanıyor

Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, New York’ta Şarku’l Avsat’a konuştu
Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, New York’ta Şarku’l Avsat’a konuştu
TT

Arap Birliği Genel Sekreteri Şarku’l Avsat’a konuştu: İran, Batı’yla görüşmelerinde Arap sorunlarını baskı aracı olarak kullanıyor

Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, New York’ta Şarku’l Avsat’a konuştu
Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, New York’ta Şarku’l Avsat’a konuştu

Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, Viyana’da devam eden nükleer müzakerelerde ABD ve İran arasında bir anlaşmanın sağlanmasının Tahran’ın nükleer tehdidini ‘sonlandırmayacağını’ belirterek, İran’ı Arap topraklarındaki ‘maceralarına’ bir son vermeye ve batı dünyasına ve İsrail’e baskı yapmak için Arap ‘dosyalarını’ kullanmaktan kaçınmaya davet etti.
Ebu Gayt “Bu anlaşma İran’ın nükleer tehdidini sona erdirmeyecek sadece birkaç sene için durduracak. Arap dünyasının nükleer silahlanmanın bırakılacağına dair her iki taraftanda -İran ve İsrail- güvenceler alması gerekiyor. Arap dünyası, 40 senedir nükleer silahlardan ve kitle imha silahlarından arındırılmış bir Ortadoğu talebinde bulunuyor. Bu kilit nokta” diye konuştu.
Ebu Gayt, New York ziyareti sırasında Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Husi milislerinin Suudi Arabistan petrol tesislerine düzenledikleri saldırıları şiddetle kınadı.
Genel Sekreter, İran rejiminin dünyaya, petrolü üzerindeki yaptırımların kaldırılmasının önemini göstermeye çalıştığını belirterek, “Bu, 2019’dan beri şok edici ve tamamen kınanan bir durum” ifadelerini kullandı.
Arap Birliği Genel Sekreteri, Rusya-Ukrayna savaşının çok sayıda Arap ülkesinde istikrar ve gıda güvenliği konusunda olumsuz etkileri olacağını ifade etti.
Ebu Gayt şu ifadeleri kullandı:
“Öncelikle bu savaş uluslararası barışı ve güvenliği tehdit eden büyük bir uluslararası kriz. Bir şeyler ters giderse, daha büyük bir savaş çıkabilir. Örneğin, Birinci Dünya Savaşı kazara başladı. O dönem tarafların hesaplamaları savaşa yönelik değildi… Bu, dünya güvenliğiyle ilgili bir endişe.”
Çok sayıda Arap ülkesinin gıda ihracatında Rusya ya da Ukrayna’ya bağımlı olduğunu belirten Gayt şunları dile getirdi:
“Bu iki ülke, Araplara buğday ve ekin sağlıyor. İlerleyen zamanlarda tedarik sorunları yaşayacaklar. Bu da Arap dünyasındaki istikrarı ve gıda güvenliğini olumsuz etkileyecek.”
Arap Birliği Genel Sekreteri, Rusya-Ukrayna savaşının, dikkati Arap dünyasındaki önemli sorunlardan çekeceğini vurguladı.
Ebu Gayt, “Bu savaş, Arap dünyasını olumsuz etkileyecek. Çünkü biz Suriye, Yemen ve Libya’da bir çözümün istemenin yanı sıra Lübnan’ın durumda da ilerleme görmek istiyoruz” diye konuştu.
Husilerin, geçtiğimiz günlerde Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) tarafından yapılan ‘görüşme’ davetini ret etmesi konusunun sorulması üzerine Genel Sekreter, İran’ın etkisini vurguladı.
Ebu Gayt şu ifadeleri kullandı:
“5+1 ülkeleriyle henüz anlaşmaya varmadığı için bu sorunların hiçbirinin çözülmesi İran’ın lehine değil.  Bu da, İran’ın Arap sorunlarını batı dünyasıyla görüşmelerinde bir baskı aracı olarak kullandığının kanıtı.”
Ebu Gayt, “İran, Arap topraklarındaki Arap sorunlarına müdahil oluyor ve bunun durması gerekiyor.  İran, Yemen’de Husiler aracılığıyla güçlü bir şekilde kendine alan buldu. Silahlı güçler vasıtasıyla Suriye topraklarında da varlık gösteriyor. Lübnan’da çok açık bir şekilde İran etkisi var. Irak’ta, İran Devrim Muhafızları’yla bağı olduğu söylenen militanlar var. Bunların hepsi durmalı” dedi.
Arap Birliği Genel Sekreteri, Tahran’ı yüzlerce yıl öncesine uzanan tarihi ilişkiye dayanarak Arap dünyasıyla olumlu ilişkiler kurmaya davet etti.
Ebu Gayt, İranlı yetkililere seslenerek, “Arap dünyasına karşı iyi niyet gösterin… Çünkü bu bölgenin ekonomik gelişmeye, gelişmiş yaşam standartlarına ve modernleşmeye ihtiyacı var.  Bombalanmaya ve silahlı çatışmaya değil” ifadelerini kullandı.
Arap Birliği Genel Sekreteri, İran ile Viyana’da bir anlaşmaya varılırsa, bunun Tahran’ı bölgenin sorunlarına müdahil olmayı bırakmaya teşvik etmesini umuyor.
Genel Sekreter, “2004-2006 yılları arasında, Mısır Dışişleri Bakanı olduğum dönemde, İran’ın Batı dünyasına ve İsrail’e baskı yapmak için birçok Arap sorununu kullandığını gördüm. Bu artık sona ermeli” dedi.
Ebu Gayt ayrıca, olası bir nükleer anlaşmaya varılması durumunda İran’ın milyarlarca dolarının serbest kalacağını ve bunun İran’ın yeteneklerini göstermesine neden olacağını ifade etti
Arap Birliği Genel Sekreteri şunları dile getirdi:
“Eğer para kalkınma, ekonomik gelişme ve yaşam standartlarının iyileştirilmesi gibi İran halkının yararı için kullanılacaksa, bunu memnuniyetle karşılarız. Ancak sorun, İran’ın Arap topraklarındaki maceraları. Bu çok talihsiz bir durum ve İran artık durmalı. Bu özel konu hakkında güvenlik konseyiyle konuştum.”
Arapların Suriye’yle ilişkilerini normalleştirme eğilimi ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in Abu Dabi’ye yaptığı son ziyareti yorumlayan Ebu Gayt, Irak, Cezayir ve Lübnan gibi Arap ülkelerinin Suriye’nin Arap Birliği’ne dönüşüne ilgi gösterdiklerini ifade etti:
“Diğer ülkeler, Şam’daki kardeşleriyle konuşuyor. İyi ve makul ilişkiler kuruyorlar.  Ancak kısa süre içinde Suriye’nin Arap Birliği’ne dönmesini sağlayacak mevcut bir eğilim gözlemlemedim. Bir sonraki zirve, 1-2 Kasım tarihlerinde Nijerya’da düzenlenecek, yani önümüzde yaklaşık 8 aylık bir süre var.”
Ebu Gayt, bu bağlamda Suriye’ye yapılacak bir davetin Araplar arası bir mutabakata dayanması gerektiğini belirtti.
Ebu Gayt sözlerine şu ifadelerle devam etti:
“Günün birinde, Suriye tabi ki Arap Birliği’ndeki koltuğuna dönecek. Bu normal çünkü Suriye, üyeliği mevcut durum nedeniyle dondurulmuş bir Arap ülkesi. Arap Birliği Genel Sekreteri olarak Suriye’ye davet göndermeden önce Arap Bakanlar Konseyi tarafından bir karar çıkarılması gerekiyor. Ancak bu, Birliğin koridorlarında dahi konuşulmamış bir konu. Bunun gerçekleşmesi için yapılan etkili bir çalışma görmedim.”
Arap Birliği Genel Sekreteri Lübnan konusunda, ülkeyi, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile görüşme, adil bir seçim yapma, yeni bir hükümet kurma ve yeni bir başkan seçerek ‘kendini kurtarmaya’ davet etti.
Hizbullah’ın Lübnan krizindeki rolü sorulduğunda ise Genel Sekreter, “Lübnan’ın iç işlerine karışmıyorum. Parti’nin hükümette temsiliyeti var.  Arap Birliği Genel Sekreteri olarak, hükümetteki bir partinin tarafında duruş sergileyemem. Bu gerekli uzlaşmalara varmayı kolaylaştırmamalıdır” ifadelerini kullandı.
Ebu Gayt, Irak konusunda da ülkenin ‘Arap Birliği’ne karşı sorumluluğunu tam olarak üstlendiğini’ vurguladı:
“Irak, senelerdir birlikle iletişim halinde ve ülke içindeki herhangi bir siyasi durum tarafından kısıtlanmıyor.”
Ebu Gayt, Ortadoğu’da istikrar ve huzurun sadece Filistin sorunun çözülmesiyle mümkün olduğunu ifade etti:
“Filistin meselesini Arap-İsrail yerleşimleri üzerinden sonuca bağlamak, Arap ülkelerinin kendi menfaatlerini bu yönde görmesi anlaşılabilir bir durum. Ancak bu, Filistin meselesinin unutulduğu anlamına gelmiyor. Filistin unutulmamalı.”
Ebu Gayt, eski ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin aksine, mevcut yönetimin Filistinlilerle görüşmeye ilgi gösterdiğini ifade etti.
Arap Birliği Genel Sekreteri konuyla ilgili şunları dile getirdi:
“Ancak sorun şu ki, Filistinlilere gerekli önlemleri almadan ve gerçek bir eylemde bulunmadan hitap ediyorsunuz, neden? Çünkü İsrail hükümetinin sıkı ve katı bir yaklaşımı var. İsrail Başbakanı sorunla ilgili harekete geçmeye, barıştan bahsetmeye hatta Filistinlilerle müzakerelere bile hazır olmadığını yineledi.”
Sudan’daki durum hakkında da yorum yapan Ebu Gayt, “Sorunun Sudanlılar arasında çözümü, diyalog, muhalif güçlerin taleplerinin anlaşılması, istikrar ve Sudan ordusunda güvenlik ve istikrarın sağlanmasına ihtiyaç olduğunu” belirtti:
“Bu yönde bir eğilim olduğu konusunda iyimserim.”

 



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.