İstanbul'daki tartışmalı ve çok boyutlu barış görüşmeleri

Rus oligark Roman Abramoviç, Ukrayna heyetiyle birlikte yeniden ortaya çıktı

Rusya Savunma Bakanı Yardımcısı Fomin, Kiev ve Çernihiv'e operasyonların azaltılacağını duyurdu
Rusya Savunma Bakanı Yardımcısı Fomin, Kiev ve Çernihiv'e operasyonların azaltılacağını duyurdu
TT

İstanbul'daki tartışmalı ve çok boyutlu barış görüşmeleri

Rusya Savunma Bakanı Yardımcısı Fomin, Kiev ve Çernihiv'e operasyonların azaltılacağını duyurdu
Rusya Savunma Bakanı Yardımcısı Fomin, Kiev ve Çernihiv'e operasyonların azaltılacağını duyurdu

Sami Ammara
Moskova, uzun süre tereddüt ettikten sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rusya ve Ukrayna heyetleri arasındaki barış görüşmelerine ev sahipliği yapma önerisini kabul etti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçtiğimiz hafta sonu Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinde çağrıya yanıt verdi. Bu gelişmenin birçok anlamı olabilir ve iki ülkenin heyetleri arasındaki görüşmelerin ötesine geçen sonuçlar doğurabilir.
Türk yetkililer, Türkiye’nin, Rusya Devlet Başkanı Putin ile Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy arasındaki ilk zirveye ev sahipliği yapmasını ve Putin'in Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ya da Avrupa Birliği (AB) ile bir araya getirebileceği daha önemli ve daha ağır toplantılara doğru ilerleme kaydedilmesinin önünü açabileceğini umuyorlar. Öte yandan Rusya, her ne kadar bu tür görüşme girişimlerini onaylamamaya dikkat etse de gözlemciler, Putin ve ABD Başkanı Joe Biden'ın bir araya gelebilecekleri bir zirve olasılığına da sıcak bakıyorlar.
Rusya ve Ukrayna heyetleri arasındaki görüşmeler, İstanbul’da alınan sıkı güvenlik önlemleri altında başladı. Görüşmelerin açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıların ve yapılacak görüşmelerin, Ukrayna ve Rusya ile bölge ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni etti. Erdoğan, her ne kadar Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, böyle bir olasılığın olmadığını vurgulamak için acele ile bir açıklamada bulunsa da bir sonraki süreç için hiçte anlamsız sayılmayacak bir atıfla Putin ve Zelenskiy arasında bir görüşme olmasına yönelik umudunu ifade etti. Rusya Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko da “Şu an Rusya ve Ukrayna liderleri arasında herhangi bir müzakere gündemi yok” diyerek Peskov’un açıklamalarını yineledi. Matviyenko, dün yaptığı basın açıklamasında, “Rusya, müzakerelerin yeni aşamasını ve anlaşmaların sonuçlandırılmasını umutla bekliyor. Ancak bundan sonra Putin ve Zelenskiy arasında bir görüşme olasılığı hakkında konuşmak mümkün olacaktır” dedi. Mevcut aşamada böyle bir görüşme için uygun bir zemin olmadığını söyleyen Matviyenko, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’nin mevcut tutumuna anlam veremediğini kaydetti. Ancak Matviyenko daha sonra Çinli bir televizyon kanalına verdiği röportajda, Ukrayna ve Rusya’nın toplantının gündemi üzerinde fikir birliğine vardığında ve bir şekilde onaylanması gereken nihai anlaşma hazırlandığında, Putin-Zelenskiy görüşmesinin mümkün olacağını belirtti. Aksi takdirde iki liderin şimdi bir araya gelip konuşacağı ve sonuç alınmayacak bir görüşmenin yapılmasının sebebini soran Matviyenko, “Rusya, bu tür önemli bir toplantıya hazır, fakat bunun için nihai belgelerin mevcut olması şart” dedi.

Erdoğan'ın umutları ve İstanbul müzakereleri
Türkiye’den resmi kaynaklar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'na her türlü imkanın sağlanması talimatın verdiğini aktardılar. Kaynaklar, Erdoğan’ın resmi bir ziyaret için Özbekistan’a gitmesi gerektiğini, ancak Rusya ve Ukrayna heyetlerinin ihtiyaç duymaları halinde çalışmalarını kolaylaştırması ve destek sağlaması için Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nu İstanbul'da bırakacağını söylediğini belirttiler.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, heyetler arasındaki toplantının açılış konuşmasında, “Adil bir barışın kaybedeni olmayacağına inanıyoruz. Çatışmanın uzaması hiç kimsenin yararına değildir” ifadelerini kullandı. Bu trajediyi durdurabilme imkanının iki tarafın elinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bir an önce ateşkesin ve barışın sağlanması herkesin faydasına olacaktır” dedi. Aynı kaynaklar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Türkiye olarak barış ve istikrar için bölgede ve ötesinde sorumluluk üstlenmekten hiçbir zaman kaçınmadıklarını vurgulayarak bölgedeki insani durumun iyileştirilmesi gereğinin altını çizdiğini aktardılar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, doğuluların duygularını ve konuşmalarının kelime dağarcığını yansıtan bir şekilde, beşinci haftasına giren çatışmaların, dost ve komşu olarak kendilerini derinden üzdüğünü belirterek, Türkiye'nin Putin ve Zelenskiy arasındaki bir toplantıya ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu bir kez daha yineledi. Erdoğan, her iki ülkenin heyetlerine hitaben yaptığı konuşmada, “Sizlerin müzakerelerde sağlayacağınız ilerleme bir sonraki aşama olan liderler düzeyindeki teması da mümkün hâle getirecektir. Böyle bir görüşmeye de ev sahipliği yapmaya hazırız” ifadelerini kullandı.
İstanbul’daki Ukrayna-Rusya müzakerelerinin ardından açıklama yapan Rus heyetine başkanlık eden Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Vladimir Medinsky, Ukrayna’daki Rus askerlerine yönelik kötü muameleye yönelik protestolara atıfta bulunarak Kiev’den Ukrayna'daki esir Rus askerlerine şiddet uygulayanlara karşı en ağır önlemleri alacağına dair bir söz aldıklarını söyledi.
Öte yandan İstanbul’daki görüşmelerin gündemi, iki tarafın Belarus'taki görüşmelerde temel özelliklerini ve noktalarını belirledikleri ve ardından telekonferans aracılığıyla yapılan sınırlı toplantılarla aynı içeriğe sahipti. Rus kaynaklar, ateşkes ve sivillerin çıkışı için güvenli koridorlar oluşturulması konusunda bir anlaşmaya varılması meselesinin görüşmelerin gündemin üst sıralarında yer aldığını belirttiler.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda Ukrayna'nın Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) katılması ve Rusçanın ülkede resmi dil olarak tanıması konuları dışında Rusya ve Ukrayna heyetleri arasında altı önemli sorunun dördünde ‘uzlaşıya’ varıldığını açıklamıştı. İki tarafın heyetlerinden hiçbiri, Putin'in Ukrayna'ya yönelik ‘askeri harekâtın başlayacağı sinyallerini verdiği konuşmasında belirttiği ‘Ukrayna'nın silahsızlandırılması’ ve Şubat 2014'te eski Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç'in yönetiminin devrilmesiyle sonuçlanan Ukrayna sokak hareketinin patlak vermesinden bu yana Ukrayna'da fiili iktidarın birçok kolunu ele geçiren batı Ukrayna'daki aşırı milliyetçi oluşumlara atıfta bulunduğu ‘neo-Nazi oluşumlardan Ukrayna’nın arındırılması’ şeklindeki iki hedef konusunda Ukrayna'nın tutumunu açıklamadı.

Putin ve Zelenskiy görüşmesi
Rus heyetine başkanlık eden Medinsky, dün İstanbul’da düzenlenen müzakere turunun sonunda gazetecilere yaptığı açıklamalarda, Moskova’nın Kiev ile siyasi ve askeri boyutlarda yakınlaşmaya doğru iki adım attığını söyledi.
Medinsky, siyasi yönde atılan adımla ilgili açıklamasında, iki ülke arasında tüm ayrıntılarıyla bir anlaşmaya varıldıktan sonra değilse bile, iki ülkenin dışişleri bakanları tarafından imzalanan ilk anlaşmalarla birlikte Rusya ve Ukrayna liderleri arasında bir görüşme yapılabileceğini vurguladı.
Askeri olarak yaşanan gelişmelerle ilgili açıklama ise Rus heyetinde yer alan Rusya Federasyonu Savunma Bakan Yardımcısı Alexander Fomin’den geldi. Bakan Fomin, “Karşılıklı güveni arttırmak, daha fazla müzakere koşulları oluşturmak ve anlaşmanın kabul edilip imzalanması nihai hedefine ulaşmak için Kiev ve Çernihiv yönlerinde askeri operasyonların azaltılmasına karar verildi” dedi.
Medinsky, müzakereler sırasında Ukrayna heyetinden bir yazılı teklif paketi aldıklarını açıkladı. Medinsky’nin açıklamasına göre Ukrayna’nın teklif paketinde, uluslararası yasal güvenceler altında kalıcı olarak askeri tarafsızlık, NATO'ya dahil olmama, ülkesinde yabancı asker konuşlandırmama ve nükleer silah bulundurmama maddeleri yer aldı. Ukrayna, talep ettiği güvenlik garantilerinin Kırım ve Donbas için geçerli olmadığına işaret ederek, herhangi bir yabancı güce ev sahipliği yapmak için Rusya'nın önceden onayını alacağı taahhüdünde bulundu. Medinsky, bu önerilerin Kiev'in mevcut tutumunu yansıttığını, Kırım ve Donbas bölgesini Ukrayna topraklarının bir parçası olarak görmeyen Moskova'nın tutumuyla uyumlu olmadığını belirtti.
Ukrayna, Rusya dahil garantör devletlerin rızası olmadan askeri ittifaklara katılmamayı, topraklarında yabancı askeri üsler ve tesisler konuşlandırmamayı, askeri tatbikatlara ev sahipliği yapmamayı taahhüt etti.
Rusya ise Ukrayna'nın AB üyeliğine karşı çıkmadı.
Ukrayna, kararın iki ülkenin liderleri arasında yapılacak bir toplantıda kesinleştirilmesini talep etti.
Ukrayna'nın önerilerini ‘uzlaşıya yönelik yapıcı bir adım’ olarak nitelendiren Medinsky, Rusya'nın bunları inceleyeceğini de sözlerine ekledi.
Mevcut müzakere turunun sonuçları açıklanıncaya kadar, tüm dikkatler, Ukrayna’daki gelişmelere ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Orta Asya’daki yakın komşu ülkelere ve eski Sovyetler Birliği cumhuriyetlerine yaptığı ziyaretlere ve hedeflerine odaklanmaya devam ediyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Erdoğan, Orta Asya'nın en önemli ülkelerinden biri olan Özbekistan'ı ziyaret edeceğini duyururken, ülkedeki gözlemciler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çalışmalarının boyutlarını inceliyor ve Ukrayna'da devam eden askeri operasyonların ardından üstlendiği rolünü güçlendirmesi konusunda değerlendirmeler yapıyorlar.
Rusya merkezli Nezavisimaya Gazeta (bağımsız) yazarı Igor Sobotin, kaleme aldığı makalede, Hürriyet Gazetesi'nde yer alan, Optimar tarafından yapılan ve ‘savaş zamanında’ ülkenin cumhurbaşkanı olarak seçilecek kişiyle ilgili bir sorunun yöneltildiği anket sonuçlarıyla ilgili olarak Erdoğan’ın savaş zamanlarında popülaritesinin artmasına değindi.

Putin ile diyalog faydalı mı faydasız mı?
Öte yandan mevcut kriz ve Ukrayna'daki saldırıların devam etmesi ile ilgili olarak, Rus oligark Roman Abramoviç'in dönüşü, Rusya ve Ukrayna heyetleri arasındaki son barış görüşmelerinin başlamasıyla aynı zamana denk geldi. İki ülkenin heyetleri arasında Belarus’ta yapılan ilk tur müzakerelerin başlangıcında gözlemciler Abramoviç’e odaklanmışlardı. Rusya’nın resmi haber ajansı RIA Novosti’nin Rusya-Ukrayna müzakereleri başlamadan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Abramoviç ile bir araya gelmesiyle ilgili bir haber yapması şaşkınlık yarattı. Türk kaynaklar, Rusya-Ukrayna müzakerelerinin yeni turunun yapıldığı Dolmabahçe Sarayı'nda gerçekleşen toplantıya Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ve Ukraynalı mevkidaşı Dmitry Kuleba'nın da katıldıklarını aktardılar. Öte yandan Türkiye, Rusya ve Ukrayna siyaset çevreleri arasında, toplantının sonuç vermediği konusunda bir fikir birliği var gibi görünüyordu.
Kremlin kaynakları, Rusya ve Ukrayna heyetlerinin İstanbul'daki görüşmeleri başladığı sırada, Rusya Devlet Başkanı Putin ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasında bir görüşme hazırlığı olduğunu aktardılar. Kremlin Sözcüsü Peskov, Fransa Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamayla ilgili değerlendirmesinde haberi doğruladı. Fransa Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Macron’un Rusya Devlet Başkanı Putin ile uzun süreli görüşmeler gerçekleştirdiği, bu kez, Macron’un Putin ile Ukrayna’nın kuşatma altındaki Mariupol kentinden sivillerin tahliye edilmesi için yürütülecek insani operasyonun ayrıntılarını görüşmek istediği belirtildi.
Ancak bu açıklama, Bloomberg Ajansı’nın “NATO ülkeleri, Ukrayna'daki durumu çözmek için Putin ile diyaloga girip girmemeyi tartışıyor” şeklindeki haberi ile çelişti. Ajans, haberini NATO’nun her iki yakasındaki tartışmaları yakından takip eden kaynaklara ve bu konudaki belgelere dayandırdığını bildirdi. Ajansın elde ettiği verilere göre NATO ülkeleri, Ukrayna'ya hangi silahların gönderilmesi gerektiği ve Putin ile diyaloga girmenin yararlı olup olmayacağı konusunda farklı görüşlere sahipler. Haberde, İngiltere, Polonya ve Macaristan dışında Doğu ve Orta Avrupa'daki birçok ülkeye atıfla NATO'nun diğer üyelerinin, Paris ve Berlin arasındaki diyalogun Moskova ile ters teptiğine ve diyalogun Putin'in lehine olduğuna inandıkları belirtildi. ABD merkezli ajans, söz konusu ülkelerin görüşmelerin gerekliliği ve etkinliğinden şüphe duyduklarını ve Putin’in bir barış anlaşması imzalama konusunu ciddi olarak düşünmediğine inandıklarını aktardı. Ajansın haberine göre Moskova'da buna, ‘gerçeklik ve gerçekliğin karşısında, zıt uçlarda durmak’ deniyor.



Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.


Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
TT

Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)

Maskat'ta Washington ve Tahran arasında yapılan ilk dolaylı müzakerelerin ertesi günü, ikinci turun kaderi uranyum zenginleştirme meselesinin çözülmesine bağlı gibi görünüyordu. ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yeni bir müzakere turunun ‘önümüzdeki hafta’ yeniden başlayacağını duyurdu.

ABD yönetimi ‘sıfır zenginleştirme’ talep ederken, Tahran uranyum zenginleştirmeyi ‘egemenlik hakkı’ olarak nitelendirerek buna karşı çıkarak bunun yerine ‘güven verici’ bir zenginleştirme seviyesi önerdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, müzakerelerde ele alınan konuların genişletilmesine karşı çıktı. Füze programının ‘şimdi ve gelecekte müzakere edilemez’ olduğunu vurgulayan Arakçi, programı ‘tamamen savunma amaçlı’ olarak nitelendirdi.

İran’ın saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerine saldıracağı yönünde yeni bir uyarıda bulunan İranlı bakan, ülkesinin ‘savaşı önlemeye olduğu kadar savaşa da hazır’ olduğunu vurguladı.

Öte yandan ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Arap (Umman) Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaret etti.

Diğer taraftan İsrail'de müzakerelerin sonuçlarına şüpheyle yaklaşılıyor. İsrailli yetkililer ‘anlaşmaya varılamayacağını’ söylerken Tel Aviv dün akşam, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da Trump ile İran meselesini görüşmek üzere bir araya geleceğini duyurdu.