Rusya’nın Kiev’deki operasyonu durdurma kararı taktik mi, çekilme mi?

Pentagon: Rusların Kiev’deki askerlerinin bir kısmını çekmesi özellikle Donbas olmak üzere başka hedeflere ulaşmak için olabilir

Başkent Kiev yakınlarında oluşturulmuş bariyerler. (AP)
Başkent Kiev yakınlarında oluşturulmuş bariyerler. (AP)
TT

Rusya’nın Kiev’deki operasyonu durdurma kararı taktik mi, çekilme mi?

Başkent Kiev yakınlarında oluşturulmuş bariyerler. (AP)
Başkent Kiev yakınlarında oluşturulmuş bariyerler. (AP)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Rusya'nın Kiev'e yönelik saldırıyı azaltacağı yönündeki açıklamasının, başkente yapılan askeri operasyonun yakın bir zamanda duracağı anlamına gelmediğini açıkladı. Pentagon Sözcüsü John Kirby, Rusya’nın Kiev çevresine konuşlandırdığı kuvvetlerinden bir kısmını çektiğini, ancak bu çekilmenin, yeni bir saldırı için hazırlık aşamasına işaret edebileceği ya da başka askeri hedeflere odaklanmak amacıyla gerçekleşmiş olabileceğini bildirdi.  

Kiev’den çekilme bir savaş hilesi  
 Ukrayna ve bazı Batılı ülkeler, Rusya'nın başkent Kiev yakınlarındaki bölgelerden çekilmesinin, yeni hazırlıklar yapmak için bir savaş manevrası olduğunu savundu. Rus güçlerinin kuşattığı Mariupol’de ağır bir bombardıman yaptığı ve ülke genelinde ağır kayıplar vermeye devam ettiği belirtildi. Rusya, Ukrayna savaşının üzerinden beş hafta geçmesine rağmen henüz herhangi bir büyük şehirde kontrolü sağlayamadı. Rusya Savunma Bakanlığı, müzakerelerin başarılı olması için "karşılıklı güveni artırmak" için Kiev ve Çernigiv bölgelerindeki operasyonlarını azaltacağını duyurmuştu.  
Pentagon Sözcüsü John Kirby düzenlediği basın toplantısında, "Ruslar, Ukrayna'nın başkenti Kiev'in etrafındaki güçlerini geri çekeceklerini açıkladılar. Rusya’nın Kiev çevresine konuşlandırdığı askerlerinin ve taktik taburlarının bir kısmını, yaklaşık yüzde 20’sini kaydırmaya başladığını gördük. Ancak bu çekilen güçler nereye gidiyor, kanlı ve yasa dışı yeni bir saldırı için hazırlık yaptıklarına ya da daha başarılı olacakları bir başka saldırı için yeniden konumlandıklarına bir işaret olması olası değil mi? Ruslar iddia ettikleri gibi gerilimi düşürme konusunda samimi ise o çekilen askerleri kendi garnizonlarına gönderirlerdi, ama bunu yapmadılar’’ diye konuştu.  
Kirby, "Ukrayna'nın diğer bölgelerine yapılacak büyük bir saldırıyı izlemeye hazırlıklı olmalıyız. Gerçek ve inandırıcı bir taahhüt, tüm Rus güçlerinin tamamen geri çekilmesi olacaktır" dedi.  
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Rusya Savunma Bakanlığı'nın, Kiev ve Çernigiv bölgelerinde operasyonu azaltma kararına rağmen saldırıların sürdüğünü belirtti. Zelenskiy, “Rus birliklerinin Kiev ve Çernigiv’den çekildiği iddiasıyla ilgili sözler var. Ukraynalılar saf değil, 34 günlük savaşta ve geçtiğimiz sekiz yılda Donbas’taki savaştan, güvenebileceğimiz tek şeyin somut sonuçlar olduğunu öğrendik. Donbas’ta yeni saldırılar için Rus birliklerinin biriktiğini görüyoruz. Sözlere değil savaş alanındaki duruma inanıyoruz.’’ diye konuştu.  
Zelenskiy'nin Danışmanı Oleksiy Aristoviç, Moskova’nın bazı askeri birliklerini Ukrayna’nın kuzeyinden doğuya doğru kaydırdığını, bunun amacının ise Ukrayna güçlerini kuşatmak olduğunu söyledi. Aristoviç Kiev yakınında bırakılan Rus güçlerinin, Ukrayna askerlerinin hareket alanını kısıtlamayı hedeflediğini belirtti.  

Putin dünyayı ve halkını yanılttı 
Rusların geçen ay savaşı sona erdirmek için birçok fırsatı olduğunu, ancak bu fırsatları değerlendirmediğini belirten Pentagon Sözcüsü Kirby, "Başkan Putin doğru olanı yapıp güçlerini geri çekerse savaş bugün sona erecektir’’ dedi. Putin’in savaşın başından bu yana, Ukrayna’yla ilgili niyetleri konusunda hem dünyayı hem de halkını yanılttığını savunan Kirby, “Bugün gördüğümüz, bir aydan fazla süredir devam eden savaşın, Donbass sakinlerini özgürleştirmek için olduğu yönünde, kendi kamuoyuna yönelik savaşı pazarlamasıdır. Rus yönetiminin işgalden bir yıl öncesinden itibaren yaymaya başladığı söylemler, Kremlin’in gerçek niyetinin demokratik olarak seçilmiş hükümeti devirmek ve Ukrayna'nın büyük bir kısmını ilhak etmek olduğunu göstermektedir” ifadelerini kullandı.  
Rusya’nın Ukrayna’nın kuzeyi ile kuzeydoğusundaki Kiev, Çernegiv ve Harkov’a odaklandığını değerlendirdiklerini belirten Kirby, “Kuzeyde askeri birlikleri yoğunlaştırmaları, Kiev’i tecrit etme amacı taşıyor. Güney’deki saldırıları büyük ölçüde Kırım’dan organize edildi. Ruslar buradaki güçlerini ikiye ayırarak, bir kısmını kuzeydoğudaki Mariupol'a ve kuzeybatıdaki Herson’a yönlendirdi. Mykolaiv'i ele geçirmeye çalıştılar ancak başarılı olamadılar” değerlendirmesinde bulundu.
Kirby, Donbas'ta sekiz yıldır çatışma olduğunu ve Rusların hedeflerine ulaşmak için bu bölgeye daha fazla kaynak ayırdığını belirtti. Rusya'nın Ukrayna’nın boyun eğmesini sağlayacağını düşündüğünü ancak yanıldığını, kuzeyde ve güneyde istediklerini elde edemedikleri için doğuya odaklanacaklarını öngördüklerini söyledi.  
İngiltere Savunma Bakanlığı’ndaki bir istihbarat brifinginde, Moskova'nın şu anda güneydoğu Ukrayna'ya odaklandığını duyurmasının, zımnen birden fazla eksende ilerlemenin başarılı olmadığının itirafı anlamı taşıdığına değinildi. Moskova’nın, uğradığı kayıpların ardından, Kiev çevresindeki güçlerinin ciddi bir kısmını Rusya ve Belarus’a çekmesinin, ikmal ve hazırlık gereksiniminden kaynaklandığı, sahadaki eksiklerini füze saldırılarını arttırarak telafi etmeye çalışabileceği belirtildi. Pentagon Sözcüsü de bu tezi destekledi, Rusya’nın kayıplarına rağmen, kuvvetlerinin Kiev ve diğer şehirlere ciddi zarar ve tahribat verebilecek kapasitede olduğunu söyledi. Rusya'nın Ukrayna'da bir sonraki adımının ve nihai hedeflerinin belirsiz olduğuna işaret eden Kirby, "Rusya Savunma Bakanlığı tarafından verilen brifingler yanıltıcıydı, nihai hedeflerine ulaşmak için yeni planlar yaptıklarını tahmin ediyoruz. Kremlin'in alabileceği ek önlemleri değerlendirmek için henüz çok erken, ancak kimse dünyanın da tanık olduğu üzere Ukrayna askerleri ile halkının cesareti ve askeri kabiliyetlerini gizleyemez. Direnişleri, Rusya’nın iddia ettiğinden daha güçlü olduklarını gösterdi’’ dedi. ABD ve NATO’nun yıllardır Ukrayna ordusunu eğittiğine işaret eden Kirby, Rusya’nın haksız saldırılarına karşı direnmeleri için maddi destekleri sürdürdüklerini vurguladı.  

Rusya, NATO’nun ilkelerine saldırdı  
Öte yandan ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yol açtığı savaşın siviller arasında ağır kayıplara neden olduğunu ve milyonlarca masum Ukraynalının ülkesini terk etmek zorunda bıraktığını söyledi. Almanya Savunma Bakanı Christine Lambrecht’le Pentagon’da görüşen Auistin, Rusya’nın sadece Ukrayna'ya değil, Atlantik güvenliğinin çekirdeğini oluşturan ilkelere de saldırdığını belirterek, ‘’Müttefiklerimizle birlikte, Ukrayna’nın egemenliğini desteklemek ve Rusya’ya saldırganlığının bedelini ödetmekten gurur duyuyoruz. Bizim birlikte bir duruş sergilememiz, güvenliğimize yönelik herhangi bir tehdidin, kararlı ve ortak bir yanıtla karşılaşacağı yönünde bir mesaj veriyor’’ dedi.  
Almanya'nın bu kritik anda muazzam bir liderlik gösterdiğini kaydeden Austin, “Almanya'nın Ukrayna'ya güvenlik yardımı gönderme kararını alkışlıyoruz. Bu karar, müttefiklere ve diğer ortaklara onu takip etmeleri için ilham verecektir” ifadesini kullandı. Austin ayrıca Almanya’nın savunma bütçesini arttırmasını da son derece önemli bir adım olarak niteleyerek övdü.  
 Almanya Savunma Bakanı Christine Lambrecht ise, özellikle bu zor zamanlarda, savunma politikalarında ABD ile Almanya arasındaki ilişkinin kalıcı ve sürdürülebilir olduğunu görmenin çok iyi bir işaret olduğunu vurguladı. Lambrecht: “NATO’yu birleştirebildiğimizi, uyguladığımız yaptırımlarla Avrupa’yı Başkan Putin’e karşı bir araya getirebildiğimizi gösterdik. Bunun için ABD’ye müteşekkiriz, çünkü bu çabalara öncülük etmiştir. Gösterdiğimiz bu birliktelik son derece önemlidir, çünkü Putin’in aramızı açamayacağını ve birlikteliğimiz zedeleyemeyeceğini anlamasını sağlayacaktır. NATO ve Avrupa Birliği'nde güvenilir bir ortak olmak biz Almanlar için sadece laftan ibaret değildir. Bu nedenle çatışmaların olduğu bir bölgeye silah desteği sağlama kararı aldık, bu karar Almanya için alışılagelmiş bir karar değildir. Ancak bu kararı vermek gerekliydi, çünkü anlaşmaların bozulduğunu ve bir savaşın başlatıldığını gördük” diye konuştu.  



BM ve Körfez’den Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına kınama

Antonio Guterres, dün New York’ta Casim el-Budeyvi’yi kabul etti (Körfez İşbirliği Konseyi)
Antonio Guterres, dün New York’ta Casim el-Budeyvi’yi kabul etti (Körfez İşbirliği Konseyi)
TT

BM ve Körfez’den Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına kınama

Antonio Guterres, dün New York’ta Casim el-Budeyvi’yi kabul etti (Körfez İşbirliği Konseyi)
Antonio Guterres, dün New York’ta Casim el-Budeyvi’yi kabul etti (Körfez İşbirliği Konseyi)

Birleşmiş Milletler ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), dün Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını, sivil yerleşim ve tesislerin hedef alınmasını ve bunun bölgenin güvenlik ve istikrarı üzerindeki ciddi etkilerini kınadı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile KİK Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, dün New York’ta düzenlenen BM Genel Kurulu’nun 81. oturum toplantıları kapsamında bir araya gelerek bölgedeki son gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulundu.

Görüşmede taraflar, bölgesel gelişmeler ve bunlara yönelik yürütülen çabaların yanı sıra çeşitli dosyaları ele aldı. Guterres, Körfez ülkelerinin kalkınma, ilerleme ve refah alanlarında kaydettiği gelişmeleri ve güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine yönelik bölgesel ve uluslararası çabalarını takdir etti.

Guterres ve el-Budeyvi ayrıca ortak ilgi alanına giren konuları, KİK ile BM arasındaki iş birliği ilişkilerini ve ortak çıkarlara hizmet edecek şekilde bu iş birliğini güçlendirme ve geliştirme yollarını görüştü.

BM Güvenlik Konseyi daha önce, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının yanı sıra Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı’ndaki uluslararası deniz taşımacılığına yönelik tehditlerin yol açabileceği sonuçlar konusunda uyarıda bulunmuştu. Konsey, grubun Yemen içindeki askeri faaliyetlerinin, Suudi Arabistan topraklarını ve ticari gemileri hedef almasının çatışmanın yayılmasına ve deniz güvenliği ile uluslararası ticaretin sekteye uğramasına yol açabileceğini, ayrıca Yemen’de barışın sağlanmasına yönelik bölgesel ve uluslararası çabaları engellediğini belirtmişti.

Konsey üyeleri, cuma gecesi yayımlanan açıklamada, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik devam eden saldırılarını en güçlü ifadelerle kınadı. Açıklamada, sivillerin ve enerji altyapısının zarar gördüğü, kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu sivillerin yaralandığı saldırılara özellikle dikkat çekildi.

Konsey, ticari gemilerin ve mürettebatlarının güvenliğinin korunmasının önemini vurgularken, başta BM Deniz Hukuku Sözleşmesi olmak üzere uluslararası hukuka uyulması ve deniz ulaşımına ilişkin hak ve özgürlüklere saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti. Bu açıklama, Yemen’deki askeri gelişmelerin deniz koridorlarının güvenliği ve uluslararası ticaretin seyri konusunda endişelere yol açtığı bir dönemde geldi.

Konsey, Suudi Arabistan topraklarında sivilleri ve sivil hedefleri etkileyen saldırılar karşısında Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğunu ifade etti ve ülkenin uluslararası hukuka uygun şekilde meşru müdafaa hakkının bulunduğunu vurguladı.

Konsey üyeleri ayrıca Husilere, sivilleri ve sivil hedefleri etkileyen saldırılarını derhal durdurma çağrısında bulundu. Üyeler, saldırılar nedeniyle sivillerin öldüğü ve yaralandığı, sivil tesisler ile altyapının tahrip edildiğine ilişkin haberlerden duydukları derin endişeyi dile getirdi.


İsrail çekilmeyi Lübnan ordusunun güçlendirilmesi şartına bağlıyor

İsrail araçları, el-Mansuri kasabasında evleri yıkıyor (Reuters)
İsrail araçları, el-Mansuri kasabasında evleri yıkıyor (Reuters)
TT

İsrail çekilmeyi Lübnan ordusunun güçlendirilmesi şartına bağlıyor

İsrail araçları, el-Mansuri kasabasında evleri yıkıyor (Reuters)
İsrail araçları, el-Mansuri kasabasında evleri yıkıyor (Reuters)

İsrail, Lübnan’ın güneyinden çekilmesini art arda öne sürdüğü güvenlik koşullarına bağlıyor. İsrail son olarak, Lübnan ordusunun güvenliği üstlenebilecek kapasiteye sahip olması gerektiğini vurguladı. ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee dün yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun “Lübnan ordusu güçlenene kadar” Güney Lübnan’da kalacağını belirtti. Emekli Tümgeneral Abdurrahman Şehitli ise bu yaklaşımın, Lübnan devletine yönelik İsrail baskısının devamı olduğunu ve İsrail’le doğrudan ilişkiye zemin hazırlayacak güvenlik ve siyasi düzenlemeler dayatmayı amaçladığını ifade etti.

Arkub bölgesinde ise İsrail’in faaliyetleri farklı bir nitelik taşıyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail güçleri, köyleri doğrudan işgal etmek yerine bölgeye girerek operasyonlar düzenliyor ve ardından geri çekiliyor. Emekli Tuğgeneral Hasan Cuni, bu yöntemi “doğrudan işgal olmaksızın hareket serbestisi” olarak nitelendirerek, İsrail’in bölgeye yönelik güvenlik yaklaşımının kendine özgü niteliğine dikkat çekti.

Bu kapsamda, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) Komutanı Tümgeneral Diodato Abagnara da yıl sonunda başlaması planlanan çekilme öncesinde Lübnan ordusu ile BM kuruluşlarının UNIFIL tarafından yürütülen görevleri üstlenebilecek kapasiteye sahip olmasının güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.


CENTCOM: Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinde canlanma yaşanıyor

ABD Merkez Komutanlığı’nın dün “X” platformunda paylaştığı, Hürmüz Boğazı’ndaki birliklerinin hareketini gösteren videodan alındı
ABD Merkez Komutanlığı’nın dün “X” platformunda paylaştığı, Hürmüz Boğazı’ndaki birliklerinin hareketini gösteren videodan alındı
TT

CENTCOM: Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinde canlanma yaşanıyor

ABD Merkez Komutanlığı’nın dün “X” platformunda paylaştığı, Hürmüz Boğazı’ndaki birliklerinin hareketini gösteren videodan alındı
ABD Merkez Komutanlığı’nın dün “X” platformunda paylaştığı, Hürmüz Boğazı’ndaki birliklerinin hareketini gösteren videodan alındı

Washington, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ulaşımının güvenliğini sağlamak amacıyla yürüttüğü girişimlerini sürdürürken, Tahran’la yürütülen müzakerelerdeki tıkanıklık devam ediyor.

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı General Brad Cooper, dün yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ticari gemi trafiğine boğazı “açık ve güvenli” tutmak için çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. Cooper, son iki ay içinde 1 milyardan fazla varil ham petrolün boğazdan geçişinin kolaylaştırıldığını belirtti.

Cooper ayrıca ABD güçlerinin 2 binden fazla ticari geminin geçişine yardımcı olduğunu, ana geçiş güzergâhlarının mayınlardan temizlendiğini ve binlerce geminin stratejik öneme sahip su yolunu kullanmaya devam ettiğini ifade etti. Son iki hafta içinde petrol ve mal taşımacılığının, önceki altı ayın en yüksek seviyesine ulaştığını belirten Cooper, buna karşılık ABD’nin İran’ın petrol ihracatına yönelik sıkı bir abluka uyguladığını ve İran’ın ABD önlemleri nedeniyle tek bir varil dahi petrol ihraç edemediğini ifade etti.

Askeri ve ekonomik baskıların yanı sıra Pakistan da Tahran’la temaslarını yoğunlaştırıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, dün İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, enerji tedarikinin kesintisiz sürdürülmesinin ve boğazlardaki deniz trafiğinin akışının güvence altına alınmasının önemini ele aldı.

Dar, “diyalog ve diplomasinin bölgede barış ve istikrarı güvence altına almanın tek etkili yolu” olduğunu vurguladı.