Ukrayna, casus avcıları ülkesine dönüştü

28 Mart'ta Lviv'deki bir kontrol noktasında kimlik belgelerini kontrol eden bir polis (NYT)
28 Mart'ta Lviv'deki bir kontrol noktasında kimlik belgelerini kontrol eden bir polis (NYT)
TT

Ukrayna, casus avcıları ülkesine dönüştü

28 Mart'ta Lviv'deki bir kontrol noktasında kimlik belgelerini kontrol eden bir polis (NYT)
28 Mart'ta Lviv'deki bir kontrol noktasında kimlik belgelerini kontrol eden bir polis (NYT)

Aktör ve amatör fotoğrafçı olan Valeriy, Kiev'deki evinden kaçıp Ukrayna’nın batısına yerleştikten iki hafta sonra, yerel polis tarafından durduruldu ve sorgulandı. Çünkü kentte dolaşıp meydanları, kiliseleri ve kum torbalarıyla çevrili diğer anıtları fotoğraflarken biri tarafından yetkililere ihbar edilmişti.
Polis, ekip otosuna bindirdiği Valeriy’nin cep telefonu ile son günlerde çektiği fotoğrafları inceledi, not defterine göz attı ve sosyal mesajlaşma uygulaması Telegram’da abone olduğu kanalları kontrol etti. Valeriy, “Bizimle (Ukraynalılar) mi yoksa onlarla (Ruslar) mı dalga geçtiğimi görmek için bloglarımı okuyorlardı” dedi. Neyse ki polis memurları, Valeriy’nin sosyal medya üzerinden paylaştığı, Moskova'nın yoğun propagandasına atıfla Rus askerlerinin başlarının üzerinde televizyonlar taşıyor gibi göründükleri bir resmi gördüler de Valeriy’yi serbest bıraktılar ve gitmesine izin verdiler. Karşı tarafça suçlanma korkusuyla tam adının kullanılmamasını isteyen Valeriy (32), böyle bir sorgulamaya maruz kalan tek kişi değildi. Zira Rusya'nın Ukrayna’ya başlattığı geniş çaplı işgal ikinci ayına girerken, Ukrayna’da şüpheler sis bulutu gibi yayılıyor. Ukrayna, ‘dyversanti’ (sabotajcılar) ve Rusya için sivil nüfusa karşı çalışan sabotajcı gruplarla ilgili haberlerle sarsılıyor. Bu haberler, bir kaos ve güvensizlik ortamı yaratıyor. Bu durum, düşmana potansiyel hedeflere dair bilgi sağlayabilir. Zaten panik içinde yaşayan siviller artık her yerde casusların olduğunu düşünüyorlar.
Valeriy, bununla ilgili olarak şunları söyledi:
“Halihazırda hakim olan panik havasıyla, bir yandan tehlikenin nereden geleceğini bulmaya çalışırken diğer yandan hayal gücümüz özellikle de canavarın gerçekliğine dair bir bilgimiz olmadığında bir şeyler üretmeye başlar.”
Özellikle Ukrayna’nın Polonya sınırına yakın kenti Lviv'de şüpheler daha da fazla. Ülkenin doğusundaki şehirlerde yaşanan yıkım ve terörden büyük ölçüde korunan Lviv, güvenli bir yer arayan Ukraynalıları kendine bir mıknatıs gibi çekerken Polonya'ya gidenler için bir geçiş noktası haline geldi. Yerel yetkililere göre Lviv'in nüfusu bu yüzden geçici olarak 400 bine kadar yükseldi. Bu yüzden Lviv sokaklarında görülen yabancı yüzler, şehir sakinleri arasında şüphe uyandırdı.
Lviv Valisi Maksim Kozitskiy, kısa bir süre önce verdiği bir röportajda, savaşın ilk haftalarında polis ve idari kurumların şüpheli faaliyetlerle ilgili günlük 17 binden fazla ihbar aldıklarını söyledi. Vali Kozitskiy, kolluk kuvvetlerine şu an yapılan ihbar sayısının bunun yüzde 10’una gerilediğini ve halen günlük bini aşkın ihbar geldiğini belirtti.
Polis ve yerel kolluk kuvvetleri ile Ukrayna Ordusu’nda görev yapan gönüllüler, Lviv sokaklarında ve meydanlarında arabaları denetleyen devriyeler yürütüyorlar ve komşu şehir veya köylerden gelenlerin kente girişleri sırasında gerekli belgeleri inceliyorlar.
Tarihi, neo-rönesans dönemine kadar uzanan Lviv Opera Binası, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı boyunca faaliyet göstermiştir. Müdür Vasil Vovkun, vandalların halkı kışkırtmaya çalışabileceği endişesiyle artık canlı şovlar düzenlenmediğini, bunun yerine Ukrayna'nın hava sahasının uçuşa yasak bölge ilan edilmesi talebiyle ilgili son kısa bale gösterisi gibi performansları filme alıp yayınladıklarını belirtti. 
Aslında Lviv sakinlerini şüphelerinde haklı çıkaracak sebepler yok değil. Savaşın ilk ayında, Ukrayna İstihbarat Servisi (SBU), sözcüsü Artem Dekhtyarenko’nun geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamaya göre 20 sabotajcı grubunu dağıtmayı ve 350 sabotajcıyı tutuklamayı başardı.
Vali Kozitskiy, Telegram’daki hesabından Cumartesi günü (Rus füzelerinin Lviv'deki iki sanayi tesisine düştüğü gün) polisin şüpheli bir arabayı durdurduğunu, içindeki iki adamın telefonlarını kontrol ettiğini ve Ukrayna Ordusu’nun hareketlerini gösteren video ve fotoğraflar bulduklarını yazdı. Lviv Valisi, iki adamın telefonunda ayrıca Luhansk nüfusuna kayıtlı çok sayıda erkeğin vesikalık fotoğraflarının bulunduğunu ve Rusya’ya ait birçok telefon numarasına arama yapıldığının tespit edildiğini belirtti. Ancak Vali’nin iddiaları bağımsız olarak doğrulanamadı.
 Ukraynalılar, yetkililere mümkün olan her şekilde yardım etmeye çalışıyorlar. Tüm restoranların ve kafelerin hoparlörlerinden vatansever ve askeri marşlar yükseliyor. İtalya özgürlük marşı Bella Ciao, Ukrayna güçleri tarafından kullanılan ABD yapımı Javelin füzeleri ve Türkiye yapımı Bayraktar İHA’larının başarılarını öven sözlerle Ukraynaca olarak yeniden düzenlendi.
Ukrayna’da sıradan siviller, şüpheli faaliyetleri, ‘düşman var’ anlamına gelen bir kelime oyununa sahip ‘eVorog’ adlı bir uygulama aracılığıyla bildirerek mücadeleye katılabiliyorlar. Polisin kamu düzeninden sorumlu bir alt bölümü olan Devriye Polisi’ne göre bu uygulama aracılığıyla bir ayda 200 binden fazla ihbar alındı.
Savaşın herkesin aklında bir yer işgal etmesi yüzünden insanlar, özellikle de yeni gelenler hakkında kendilerini gergin hissediyorlar. Amcasının Lviv'deki dairesine yerleşen Kievli 36 yaşındaki bilişim uzmanı Anton Ivanov, polis ve yerel emniyet kurumlarının görevlileri tarafından ziyaret edildi. Kapısına birinin gelmesine şaşıran Ivanov, kapıyı çalanlara kim olduklarını sordu. Silahlı ve üniformalı olan adamlar da ona aynı soruyu soruyorlardı. Ivanov, “Kimliklerimizi istediler. Kim olduğumuzu, nereye gittiğimizi ve neden burada kaldığımızı öğrenmeye çalıştılar. Birini saklayıp saklamadığımızı sordular” dedi.
Sakin yerleşim bölgelerindeki kişilerin, Ivanov’un Lviv plakalı olmayan arabasından şüphelendikleri ve onlardan birinin polisi aradığı ortaya çıktı. Polisler, Ivanov’un belgelerini kontrol ettikten sonra oradan ayrıldılar.
Kentin arnavut kaldırımlı başka bir semtinde yaşayan Natalia Kovtun (71), ‘korkunç görünümlü bir casusun’ oraya bomba yerleştirebileceği korkusuyla oturduğu apartmanının bodrum katındaki sığınağın kapısını açmayı reddetti. Kovtun, “Ya biri içeri girip buraya bomba yerleştirmeye çalışırsa?” dedikten sonra komşularından birine dönerek, “Ne olacağını anlıyor musun? Hepimiz patlayacağız, bütün ev. Korumasız kapılarımız var ve bahçemize girmek için kilidi kırmak çok kolay” ifadelerini kullandı.
Lviv yakınlardaki Ternopil bölgesinde ise iki grup birbirlerinden o kadar şüphelendiler ki ikisi de ötekini polise ihbar ettiler. Ternopil polisi 18 Mart'ta Facebook sayfasından, “Kimliği bilinmeyen vatandaşlar arasında bir anlaşmazlık çıktı. Birbirlerini sabotajcı olmakla suçladılar. İki gruptan biri, kendisi hakkında şüpheleri olan diğer grubu ihbar etti. Öteki grup da polisi arayarak takip edildiklerini ve kimliği belirsiz saldırgan bir adamın kendileri için tehdit olabileceğini hissettiklerini bildirdiler” açıklamasında bulundu.
Bölge polisi, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Vatandaşları uyarıyoruz: Tanımadığınız kişileri kendi başınıza takibe almaya çalışmayın, onları silahla tehdit etmeyin veya fiziksel olarak karşı karşıya gelmeyin.”
Rusya’nın Lviv'i kuşatmak için ordusunu göndermediği, çünkü düşmanların (yüzbinlerce yabancının arasına karışabilecek bireyler ve küçük gruplar halinde) zaten içeride olduğu düşünülüyor. Kentteki gergin atmosfer nedeniyle kimliğinin gizli kalmasını isteyen bir kolluk görevlisi, Ukrayna ve Rusya'nın doğuda 8 yıldır çatıştığını kaydetti. Ayrıca kısa süre önce insani yardım alanında çalışıyormuş gibi yapan sabotajcıların tutuklandığını aktaran görevli, “Dikkatli bir şekilde hazırlanmak için yeterli zamanları olduğuna şüphe yok” dedi.
Lviv’de akşam saat 22.00'dan sonra sokağa çıkma yasağı uygulansa da kentin çoğu caddesi akşam olmadan tenhalaşıyor. Nereden geldiği bilinmeyen mesajlarda, Rusların Kiev'den taşınan Batı ülkelerinin büyükelçiliklerinin veya yardım kuruluşlarının temsilcilerini hedef almayı planladığı konusunda uyarılar yapılıyor. Ukrayna’nın batısında daha önce gerçekleştirilen saldırılar, içerideki vekiller tarafından desteklenmişti.
SBU tarafından kısa bir süre önce bir casusun tutuklanmasının ardından ortaya çıkarılan bilgilere göre askeri hava üssüne iki kez bombalı saldırı düzenlenen Lviv'in kuzeydoğusundaki Lutsk'tan amatör bir pilot, en az 2017 yılından bu yana Rus güvenlik servislerine bilgi sızdırıyordu. Şüpheli, savaşın ilk haftasında Ruslarla Ukrayna Ordusu’nun faaliyetleri hakkında iletişim kurmakla suçlanıyor.
 Lutsk Belediye Başkanı Igor Polishchuk, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada şunları söyledi:
“Tutuklanan şahıs, halk arasında sivil aktivist gibi davrandığı için insanlar çok kızgın.”
Polishchuk, şahsın tutuklanmasının, casuslarla ilgili şüpheleri artırdığını da sözlerine ekledi.
SBU’ya göre Ivano-Frankivsk ve Vinnytsia şehirlerindeki askeri hava üslerine yönelik diğer bombardımanlarda da içeriden benzer işbirlikleri yapıldı.
*New York Times haber servisi



Uydu görüntüsü olay yarattı: Malezyalılar yeni Venezuela olmaktan korkuyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Uydu görüntüsü olay yarattı: Malezyalılar yeni Venezuela olmaktan korkuyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Büyükelçiliği'nin ülkenin çarpıcı bir uydu görüntüsünü paylaşmasının ardından, Donald Trump yönetimini tiye  alan Malezyalılar petrollerinin olmadığını iddia ediyor.

Kuala Lumpur'daki elçilik, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan çekilen ve Malezya'nın göklerinde yükselen bulutların arasından şimşeklerin çaktığını gösteren 2016 tarihli çarpıcı bir uydu fotoğrafını paylaştı.

Büyükelçilik, sosyal medya platformlarında paylaşılan gönderiye şöyle yazdı:

Malezya, hiç bu kadar elektrikli görünmemiştin. Bu parlak beyaz noktalar şehir ışıkları değil, bir fırtına sisteminin içinde meydana gelen devasa şimşek çakmaları. Bu açıdan bakana kadar canlı, nefes alan bir gezegende yaşadığımızı unutmak kolay. İster fırtınanın altında olun ister üstünde, manzara muhteşem.

Görünüşte zararsız olan bu paylaşım, internette Malezyalıların kendileriyle dalga geçen bir mizah dalgasına yol açtı ve kullanıcılar, Trump yönetiminin Venezuela'ya saldırısından sonra Washington'ın dikkatini ülkelerine çevirmemesi için şaka yollu çağrıda bulundular.

Facebook'ta en çok beğenilen yorum şöyleydi:

Lütfen başkanınıza petrolümüz olmadığını söyleyin. Sadece Saji yemeklik yağımız var.

Bazılarıysa Malezya'nın insanların ağaçlarda yaşadığı az gelişmiş bir ülke olduğu klişesini kullandı.

Bir kullanıcı, "Gördüğünüz gibi, ormanda yaşıyoruz. Vücutlarımızı ısıtmak için ateş yakıyoruz" dedi.

Bir diğeriyse, "Şehirlerimiz yok. Hepimiz ağaçlarda yaşıyoruz. (Not: Petrolümüz yok)" diye şaka yaptı.

Alif Sazali adlı bir kullanıcıysa, "Sevgili Trump... Ormanda yaşıyoruz... Petrol yok, sadece kaplan ve timsah var" diye espri yaptı.

Facebook'ta Mohd Raffi Merusin, Malezya'nın ham petrolü olmadığını, "sadece bol miktarda palm yağı ve fırtınaları" olduğunu iddia etti.

Instagram'da ise aynı fotoğraf yüzlerce yorum aldı ve bazıları "Biz bir sonraki Venezuela mıyız?" diye sordu.

Bir başkasıysa ABD'ye, "Brunei veya Singapur'u tercih edebilirsiniz" diye öneride bulundu.

Bazı yorumcular, gözetim ve müdahaleye yönelik eleştirilerde bulundu. Ina Abd Rahman adlı kullanıcı, "Hiçbir uyarı yapılmadan, ABD Büyükelçiliği'nin Malezya'nın uydu görüntüsünü yayımlaması epey garip" dedi.

Petrol şakaları, ABD'nin bu ay Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun yakalanmasının ardından Venezuela'nın petrolünü "süresiz" kontrol etme sözü vermesinin ardından geldi.

Başkan Trump, ABD'nin Venezuela'yı ele geçireceğini ve petrol rezervlerinden yararlanacağını iddia etti. Ayrıca Venezuela'nın ABD'ye 30-50 milyon varil "yaptırımlı petrol" sağlayacağını duyurdu.

Trump, daha sonra Grönland'ı ele geçirme arzusunu yineleyerek, ABD'nin "isteseler de istemeseler de Grönland'la ilgili bir şeyler yapacağını" söyledi.

Trump yönetimi, Danimarka topraklarını ele geçirmek için askeri güç kullanma ihtimalini masadan kaldırmayı defalarca reddetti.

Independent Türkçe


Kim Jong-un'un kız kardeşinden sert mesaj: Çılgın hayallere kapılmayın

Kim Yo-jong (AFP)
Kim Yo-jong (AFP)
TT

Kim Jong-un'un kız kardeşinden sert mesaj: Çılgın hayallere kapılmayın

Kim Yo-jong (AFP)
Kim Yo-jong (AFP)

Kuzey Kore devlet medyasına göre diktatör Kim Jong-un'un kız kardeşi, Güney Kore'nin iki rakip ülke arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesine ilişkin "umut dolu çılgın hayallerinin asla gerçekleşemeyeceğini" söyledi.

Kuzey Kore'nin iktidar partisinde yönetici olan Kim Yo-jong, bir Güney Kore hükümeti yetkilisine atfedilen, Pyongyang'la görüşmelerin yeniden başlaması için Seul'ün bir fırsat gördüğü yönündeki yorumu eleştirdi. Bu yorum, iddiaya göre drone'ların Kuzey Kore hava sahasını ihlal etmesine Kim Yo-jong'un daha az sert bir tepki vermesi üzerine yapılmıştı.

Kuzey Kore'yle ilişkileri denetleyen Güney Kore Birleşme Bakanlığı yetkilisi gazetecilere yaptığı açıklamada, Kuzey'e uçtuğu iddia edilen drone'ları soruşturması için hafta sonu Seul'e çağrı yapan Kim'in tonunu yumuşatmış gibi göründüğünü söylemişti.

Ancak söylemini sertleştirmekte gecikmeyen Kim, salı günü yaptığı açıklamada Seul'ün Kuzey'le ilişkileri düzeltme yönündeki her türlü çabasını geri çevirdi.

Salı günü geç saatlerde yayımlanan açıklamasında Güney Kore'nin, "Kuzey Kore'nin egemenliğini ihlal ederek ciddi bir provokasyon gerçekleştirdiğini" söyleyip drone'larla ilgili önceki eleştirilerini yineledi.

"Düşman devletin holiganlarına bir kez daha açıkça söylüyorum" diyen Kim, Güney Kore hükümetinden özür dilemesini talep etti.

Kuzey Kore ordusu geçen hafta Seul'ü, drone'ları iki ülke arasındaki sınırı aşarak uçurmakla suçlamıştı.

Yaşandığı iddia edilen bu ihlal, Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung'un düşman komşusuyla ilişkileri düzeltme çabalarının önündeki son engel gibi görülüyor. Kuzey Kore, bu çabaları neredeyse her zaman geri çevirdi.

Ancak hafta sonu, bir sivilin Kuzey Kore hava sahasına drone'ları uçurmuş olma ihtimaliyle ilgili kapsamlı bir soruşturma yapılacağını duyuran Seul, provokasyon niyeti olmadığına dair tutumunu netleştirmişti.

Güney Kore'nin açıklamasının ardından, Seul'ün akıllıca bir karar vermesini takdir ettiği anlaşılan Kim, herhangi bir provokasyonun "korkunç sonuçlar" doğuracağı uyarısında bulunmuştu.

Devlet Başkanı Lee'nin yönetimi, Pyongyang'ın Güney Kore'yle savunma anlaşmasını 2023 sonunda askıya almasının ardından, askeri görüşmelerin yeniden başlatılmasını da öneriyor.

Güney Kore Devlet Başkanlığı Ofisi çarşamba günü yaptığı açıklamada Lee'nin, Kuzey Kore'yle 2018'de imzalanan askeri anlaşmanın yeniden yürürlüğe konması olasılığını incelemek üzere bir değerlendirme yapılmasını emrettiğini duyurdu.

Diğer yandan Seul'ün Birleşme Bakanlığı, Kuzey Kore diktatörünün güvenliğini sağlayan üç devlet kurumunun yeni yöneticileri olduğunu açıkladı. Kim Jong-un'un suikast planlarından giderek daha fazla korkması nedeniyle eski yöneticilerin görevden alındığı öne sürülüyor.

AFP'ye göre Seul, bu değişikliklerin ekimde düzenlenen bir askeri geçit töreninde fark edildiğini söylüyor.

Independent Türkçe


İran'da bir dönemin sonu mu, yoksa bir rejimin çöküşü mü?

İran'da bir dönemin sonu mu, yoksa bir rejimin çöküşü mü?
TT

İran'da bir dönemin sonu mu, yoksa bir rejimin çöküşü mü?

İran'da bir dönemin sonu mu, yoksa bir rejimin çöküşü mü?

Husam İytani

İran'daki hükümet yanlısı gösteriler, kısmen Batı'nın Tahran rejiminin çöküşünü öngörmekteki aceleciliğine bir tepki niteliğinde. Yüz binlerce kişi, ekonomik ve siyasi iflasına, 30 yılı aşkın süredir yatırım yaptığı eksenin çöküşüne rağmen mevcut rejimi desteklemek için yürüyüş düzenledi.

Başkan Donald Trump'ın İran ile ticaret yapan ülkelere uygulanan gümrük vergilerinde yüzde 25'lik bir artış açıklamasının ardından, Alman Şansölyesi Friedrich Merz bir adım daha ileri giderek Tahran rejiminin sona yaklaştığını ve “İran liderliğinin son günlerini yaşadığını” söyledi. Merz’in bu açıklaması, güvenlik güçlerinin göstericileri bastırmak için artan güç kullanımını protesto etmek amacıyla Batı başkentlerindeki İran büyükelçilerinin çağrılması dalgasının ortasında geldi. Bu arada, İsrail'de sadece tehdit dili, askeri planlama ve gelecekteki İsrail hava saldırıları operasyonları için hedef seçimi duyuluyor.

İki önemli gözlem var; birincisi, mevcut protestoların, önceki birçok gösteri ve huzursuzluğa kıyasla belirleyici özelliği, kronik ekonomik başarısızlığın ve bunun üstesinden gelememenin, “direniş ekseni” olarak bilinen emperyal projenin çöküşüyle ​​birleşmesidir. Bu eksenin temel işlevi, Irak, Lübnan, Suriye ve Yemen'de görüldüğü gibi, sınırları etrafında tampon bölgeler oluşturarak İran'ı dış tehditlerden korumaktı. Bu bölgeler, 1980-1988 yılları arasında Irak ile yaşanan çatışmada olduğu gibi, İran topraklarında herhangi bir savaşın yaşanmasını önlemek ve İran'ın düşmanlarını nispeten uzak bölgelerde oyalamak için bir kalkan görevi görüyordu.

Bu bağlamda, İran para biriminin rekor seviyelerdeki düşünün ortaya çıkardığı ekonomik çöküşün, rejimin doğası, sosyo-ekonomik politikaları, üretim yöntemleri, kamu malının eşitsiz dağılımı ve yolsuzluk düzeyiyle ilgili yapısal sorunlardan mı kaynaklandığı, yoksa on yıllarca süren ve yabancı yatırımları engelleyen, ülkenin izolasyonunu daha da artıran ağır yaptırımlar ve ambargoların bir sonucu mu olduğu fark etmiyor. Şimdi ön plana çıkan şey, vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılayamamasıdır.

Tahran'daki yetkililer, İran'a karşı eski müttefikleri Beşşar Esed ve Lübnan'daki Hizbullah'a davrandıkları gibi davranacak olan Çin veya Rusya'dan herhangi bir destek beklemiyorlar

İkinci gözlem ise, ABD ve İsrail'in, mevcut protestoları 1979'da iktidara gelen rejimin sonu haline getirmek için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarıdır. Batılı müttefikleriyle birlikte, nihai çöküş ister iç baskıdaki artıştan ister bir dış faktörden kaynaklansın, Tahran'daki rejimi devirmek için her türlü çabayı gösterecek ve mevcut tüm güvenlik, ekonomik ve askeri araçları kullanacaklardır. Geçen yıl haziran ayındaki İsrail saldırıları sırasında ortaya çıkan, İran ordusunun ve Devrim Muhafızlarının üst düzey komutanlarının çoğunun ölümüne ve hatta Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın hayatının tehlikeye girmesine yol açan İran’ın korkunç istihbarat ve askeri açığı sonrasında, Venezuela modelinin İran'da da uygulanması oldukça cazip bir seçenek gibi görünüyor.

Şarku’l Avsat’ıın Al Majalla’dan aktardığı analize göre son Şah Muhammed Rıza'nın oğlu Rıza Pehlevi'ye alternatif bir otorite kurma konusunda aşırı güven duyulması, muhtemelen 2009'daki “Yeşil Hareket”in arkasındaki iç muhalif figürlerin, yaşanan olaylar hakkında net bir tavır almadıkları bir dönemde alternatif bir seçenek sunma ihtiyacından kaynaklanıyor. İç muhalefetin net bir tavır almamasının arkasında ise devirmeyi hedefledikleri rejimle olan bağlantıları yatıyor. Dolayısıyla bu noktada, İranlıların çoğunluğunun mevcut rejimi ne pahasına olursa olsun devirmeye mi meyilli olduğu, yoksa 2022'de başörtüsü ve bireysel özgürlüklere getirilen kısıtlamalar sebebiyle patlak veren “Kadın, Özgürlük, Yaşam” gösterilerinden sonra olduğu gibi, şartlı uzlaşmalara varmayı ve tavizler koparmayı mı desteklediği konusunda önemli sorular beliriyor.

Şüphesiz ki, Tahran'daki yetkililer, İran’a karşı eski müttefikleri Beşşar Esed'e ve Lübnan'daki Hizbullah'a davrandıkları gibi davranacak olan Çin veya Rusya'dan herhangi bir destek veya arka çıkma beklemiyorlar.

Trump'ın İran ile ticaret yapanlara gümrük tarifesi uygulama hamlesi ve protestocuların mevcut ivmede öldürülmeye devam edilmesi halinde Tahran'a saldırmak için “çok güçlü planlar” geliştirmeye yönelmesi, Amerika Birleşik Devletleri'nin Dini Lider Ali Hamaney ve rejimini devirmek için mevcut fırsatı kaçırmak istemediğini gösteriyor. Ancak bu, hem modern dünyada hem de antik dünyada muazzam öneme sahip jeostratejik bir kavşakta yer alan, 1,6 milyon kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahip ve nüfusu 90 milyondan fazla olan İran için makul bir resim çizmek için yeterli değil.