Yemen hükümeti, BM temsilcisinin ‘barışçıl çözüme olan inancına’ olumlu yaklaşıyor

Suudi Arabistan Savunma Bakan Yardımcısı, Yemen Başbakanı ile yaptığı görüşmede (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakan Yardımcısı, Yemen Başbakanı ile yaptığı görüşmede (SPA)
TT

Yemen hükümeti, BM temsilcisinin ‘barışçıl çözüme olan inancına’ olumlu yaklaşıyor

Suudi Arabistan Savunma Bakan Yardımcısı, Yemen Başbakanı ile yaptığı görüşmede (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakan Yardımcısı, Yemen Başbakanı ile yaptığı görüşmede (SPA)

Yemen hükümeti, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından önerilen insani ateşkesin eksiksiz bir şekilde iki ay boyunca sürmesi ve uzun yıllardır Taiz'e uygulanan Husi kuşatmasının kaldırılması konusunda iyimser. Suudi Arabistan Savunma Bakan Yardımcısı Prens Halid bin Selman dün Riyad’da Yemen Başbakanı Dr. Muin Abdulmelik ve Bakanlar Kurulu üyeleriyle yaptığı görüşme sırasında, Arap Koalisyonu’nun Yemen’e güvenlik, barış ve istikrar getirmek istediğini söyledi.
Prens Halid, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg’in Mart 2021’de açıklanan girişim doğrultusunda, Yemen içindeki ve Suudi Arabistan -Yemen sınırlarındaki tüm askeri operasyonları durdurmak için bir ateşkes başlatmaya yönelik duyurusunu memnuniyetle karşıladığını belirterek, Yemen krizini sona erdirmek ve kapsamlı siyasi çözüme vurgu yaptı.
Prens Halid açıklamasında, Suudi Arabistan Krallığı’nın, bu ateşkesin siyasi çabalarla birlikte Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) himayesinde düzenlenen Yemen-Yemen istişareleri aracılığıyla siyasi bir çözüme ulaşılmasına katkıda bulunacağını söyledi.
Yemen Başbakanı ve Konsey üyeleri, Suudi Arabistan'ın çeşitli koşullarda Yemen halkına sağladığı sürekli desteğin yanı sıra Yemen hükümetinin çabalarını ve Yemen'in egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını destekleme konusundaki kalıcı bağlılığına değer veriyor. Abdulmelik, KİK himayesinde düzenlenen Yemen istişarelerinin Yemen halkına umut olduğunu ve hükümetin güvenlik, istikrar ve refah sağlama çabalarına büyük bir destek verdiğini söyleyerek, istişarelerin başarısına ve Yemen halkına hizmet eden fikirlerin ortaya çıkmasına olan güveni ortaya koyduğunu bildirdi.
Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani, hükümetin, krizin barışçıl çözümüne olan inancı ve halkına karşı sorumluluğu temelinde BM elçisinin sükunet çabalarına olumlu yaklaştığını belirterek, tarafların yükümlülüklerini yerine getirmede ve bunların uygulanması için bir zaman çerçevesi belirlemede hiyerarşinin gerekliliğini vurguladı. İryani, İran destekli Husi milislerin anlaşmaları reddetme ve bahaneler yaratma konusunda sicillerinin olduğunu hatırlattı.
Bu tutum savaşın sona ermesine ve barışın tesis edilmesine yol açacak radikal çözümlere ulaşmak için Riyad'da düzenlenen Yemen-Yemen istişarelerinin koridorlarındaki ilerlemeyle örtüşüyor.
Husi grubu hariç tüm Yemenli partilerin istişare masasında toplanması hakkında yorum yapan Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed Al Cabir, Yemen istişarelerinin, Yemen'de barış ve güvenlik arayışında çeşitli Yemenli bileşenleri ve liderleri bir araya getirmeyi başardığını aktardı. Twitter hesabından açıklama yapan Cabir, istişarelerin katılımcılara, Yemen'i savaş ve yıkımdan barış ve kalkınmaya taşıyacak bir Yemen yol haritası çizmeleri için yakınlaşma fırsatı verdiğini vurguladı.
Batılı ve uluslararası çevreler, Husiler ve meşru hükümet tarafından üzerinde anlaşmaya varılan ateşkesin, sürdürülebilir bir ateşkes için bir temel oluşturacağını umarken, pek çok gözlemci ise Husilerin ateşkesin yanı sıra özellikle de Marib'de savaşçıları harekete geçirmeye ve saldırılar başlatmaya devam edebileceklerini düşünüyor. Yemen kaynaklarına göre, uluslararası ve hükümetle ilgili iyimserliğin artmasıyla birlikte, Batılı diplomatlar Yemen hükümet yetkilileriyle diyaloglarını sürdürürken, Grundberg taraflar arasında kapsamlı bir barış planı geliştirmek için toplantılar düzenlemeye hazırlanıyor.
Bu bağlamda resmi kaynaklar, Yemen Başbakanı’nın, dün İngiltere’nin Sana Büyükelçisi Richard Oppenheim ile bir araya geldiğini ve görüşmede ülkedeki son gelişmeler, bölgesel ve uluslararası düzeyde büyük memnuniyet uyandıran iki aylık BM ateşkes duyurusuyla sahadaki gelişmeleri masaya yatırdığını kaydetti.
SABA haber ajansına göre, görüşmede KİK himayesinde Riyad’da düzenlenen Yemen istişarelerinde hükümetin ekonomik istikrarını desteklemek adına bölgesel ve uluslararası desteğe ek olarak,  ateşkesin devamı için gerekli unsurlar ve buna ilişkin tüm insani ve ekonomik düzenlemeler ele alındı.
Yemenli kaynaklara göre Abdulmelik, ateşkesin BM tarafından sunulan ve hükümet tarafından onaylanan girişimin ana unsuru olduğunu söyledi ve Körfez Girişimi, Ulusal Diyalog Konferansı’nda alınan kararlar ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2216 sayılı kararını içeren üç referansa dayalı siyasi çözüme ulaşana kadar ekonomik, insani, askeri ve güvenliğin inşa edilmesinin önemine değindi.
Yemen Başbakanı, ateşkesin istikrar ve devamlılığının yedi yılı aşkın bir süredir Husiler tarafından kuşatılan Taiz kuşatmasının kaldırılması ihtiyacının yanı sıra barış için yeni bir fırsat yaratılması için ana faktör olduğunu söyledi.
Yemen istişarelerine de değinen Abdulmelik, istişarelerin Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu’nun hükümet ve koalisyonla ortaklaşa siyasi güçlerin önceliklerini yeniden düzenleme fırsatı sağlayan önemli ve ciddi bir gelişme olduğunu bildirdi. Başbakan ayrıca Riyad istişarelerinin başarısı için tüm siyasi ve toplumsal güçler ve bileşenler tarafından gösterilen çabaları övdü.
Yemen Başbakanı ekonomik durumu, hükümetin bunlarla başa çıkma çabalarını, İngiltere ve uluslararası toplumun hükümete daha fazla ekonomik destek sağlama ve devlet kurumlarının zorluklarla yüzleşme yeteneklerini güçlendirme ihtiyacını gözden geçirerek, Yemen hükümetinin ekonomik istikrarı sağlama ve devlet kurumlarını yeniden inşa etme bağlamında İngiltere ile olan ikili ilişkilere övgüde bulundu.
Kaynaklar, Oppenheim’in İngiltere’nin Yemen hükümetini destekleme taahhüdünü yinelediğini ve ülkesinin, dünyadaki ve bölgedeki dostlarından daha fazla destek almak için çabalayacağını söylediğini aktardı.
İngiliz Büyükelçi, BM elçisinin duyurusunu ve iki aylık ateşkes anlaşmasını mübarek Ramazan ayının başında hoş bir gelişme olarak nitelendirerek, tüm tarafların Yemen’de barışı sağlamak için cesur adımlar atmasının önemine dikkati çekti.
Diğer yandan Yemen Enformasyon Bakanı dün, hükümetin, Husi kontrolündeki bölgeler de dahil olmak üzere milyonlarca Yemenlinin omuzlarındaki insani acıların yükünü azaltmak, barışı sağlamak ve uluslararası elçilerin çabalarını başarıya ulaştırmak adına tavizler verdiğini söyledi.
Grundberg tarafından açıklanan ve Suudi inisiyatifi bağlamında ortaya çıkan insani ve askeri ateşkesi Yemen hükümetinin kabul ettiğini söyleyen İryani, KİK’in çabalarının Yemenlilerin acılarını hafifletecek kararlı duruşun somutlaşmış hali olduğunu kaydetti.
Husi milislerini yedi yıldır uluslararası girişimleri ve sakinleştirme çabalarını başarısızlığa uğratmakla suçlayan Yemenli bakan, hükümetin, Sana havalimanı ve Hudeyde limanlarını yeniden açmak, gelirleriyle çalışanların maaşlarının ödenmesi konusundaki tavizlerinin çoğunun reddedildiğini söyledi. Meşru hükümetin, krizin barışçıl çözümüne olan inancı ve halkına karşı sorumluluğu temelinde BM elçisinin sükunet çabalarına olumlu yaklaşımına atıfta bulunan İryani, ayrıca tarafların yükümlülüklerini yerine getirmede ve bunların uygulanması için bir zaman çerçevesi belirlemede hiyerarşinin gerekliliğini vurguladı.

ç

 



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.