Rusya, Buça’daki görüntüleri ‘tiyatro’ olarak niteledi

Avrupa kanıtları topluyor ve daha fazla yaptırım uygulanmasını tartışıyor  

Rusya, Buça’daki görüntüleri ‘tiyatro’ olarak niteledi
TT

Rusya, Buça’daki görüntüleri ‘tiyatro’ olarak niteledi

Rusya, Buça’daki görüntüleri ‘tiyatro’ olarak niteledi

Moskova, Ukrayna ve Batı'nın ‘soykırım’ haberlerini ‘gerçeklerin çarpıtılması’ ve Buça’daki görüntüleri, Rusya'nın imajını sarsmayı amaçlayan bir ‘tiyatro oyunu’ olarak niteledi. Rusya’da dün, Kiev yakınlarında Buça bölgesinde yaşanan katliamlarla ilgili iki farklı yorum ve anlatım öne çıktı.  
Rusya Savunma Bakanlığı, Rus ordusunun, Ukrayna'nın Kiev bölgesindeki Buça'da sivilleri katlettiğine yönelik iddiaların doğru olmadığını savundu. Ukraynalı milliyetçi grupları suçlayan Savunma Bakanlığı, katliamların Rus ordusu çekildikten sonra gerçekleştiğini ileri sürdü. Rus medyasında yer alan haberlerde, Ukraynalı askerlere ait olduğu iddia edilen ses kayıtları yayınlandı. Bu kayıtlarda Ukraynalı askerlerin, Ruslarla işbirliği yaptıklarından şüphelenilen sivilleri öldürmek üzerine konuştuğu işitiliyor.
Kremlin ve Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, şehrin yıkıcı bir saldırıya uğradığını tamamen reddetti. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, ülkesine yöneltilen Ukrayna'nın Buça kenti ile ilgili suçlamaları kabul etmediklerini belirtti. Buça’da sivillerin öldürüldüğüne dair bilgi ve görüntülerin sorgulanması gerektiğini savunan Peskov, "Ukraynalıların yayınladığı video görüntülerine güvenmemiz mümkün değil. Savunma Bakanlığımızın uzmanları, görüntülerin sahte olduğuna dair birçok belirti tespit etti. Ülke liderleri hemen suçlamalarını Rusya’ya yöneltmemeli, en azından Rusya’nın dediklerini ve delillerini dinlemelidir. Suçlamaları reddediyoruz, bu konunun en üst düzeyde görüşülmesi gerektiğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

‘Bir başka provokasyon daha’ 
Rus ordusunun Ukrayna'nın başkenti Kiev yakınlarındaki Buça’dan çekilmesinin ardından şehre giren Ukrayna ordusu, binaları yıkılmış, sokaklarında çok sayıda cesedin olduğu bir şehirle karşılaşmıştı. Ukrayna makamları, sokaklardaki cesetleri gösteren bir video kaydı yayınladı. Rus yetkililer tüm bunların bir mizansen olduğunu, cesetlerin yanında kan bulunmadığını ve kollarındaki beyaz bantların lekelenmediğini savundu. Bu kişilerin Ukrayna ordusu ve milliyetçi çeteler tarafından infaz edildikten sonra şehre getirilmiş olabileceğini değerlendirdiler. Rus medyasında yer alan haberlerde, video kaydı yapılırken ölülerden birinin hareket ettiğine değinildi.
Rusya Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, Kiev yönetimi tarafından Buça'dan yayınlanan fotoğrafların ve videoların tümünün, ‘bir başka provokasyondan’ ibaret olduğu ileri sürüldü. Buça’nın Rus askerlerinin kontrolü altında olduğu süre boyunca, hiçbir bölge sakininin zarar görmediği iddia edilen açıklamada, sivillerin çoğunun bu süreçte tahliye edildiği belirtildi. Rus birliklerinin şehri 30 Mart’ta terk ederken Ukrayna silahlı güçlerinin meskun mahalleler dahil şehrin güneyindeki bölgeleri bombaladığı, ayrıca, 31 Mart'ta Buça Belediye Başkanı Anatoliy Fedoruk’un video mesajında şehirde Rus ordusunun olmadığını doğruladığı ancak sivil katliamlardan söz etmediği kaydedildi. Buça'daki tüm sözde 'suç kanıtlarının', Ukrayna istihbaratı ve Ukrayna televizyonu temsilcilerinin şehre geldiği dördüncü günde ortaya çıkmasının manidar olduğu ifade edilen açıklamada, görüntüdeki cesetlerin sertleşmemiş olmasına ve kadavra lekelerinin bulunmamasına işaret edildi. Tüm bunların, Mariupol'de doğum hastanesinde ve diğer şehirlerde olduğu gibi, Batı medyasını kışkırtmaya yönelik bir kurgu olduğu vurgulandı.

Uluslararası güvenliğe tehdit
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Buça kentinde ortaya çıkan görüntülere ilişkin, "Buça’daki durum sahte saldırı, kurgulanmış görüntüleri Ukrayna ve Batılı destekçileri sosyal medyada yaydı. Bu kışkırtıcı girişim küresel barış ve güvenliğe bir tehdittir" dedi. 
Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Martin Griffiths ile Moskova'da görüşme gerçekleştiren Lavrov, "Geçen gün, Rus askeri personelinin oradan ayrılmasının ardından Kiev bölgesine bağlı Buça kentine başka bir sahte saldırı düzenlendi. Buça'daki durum planlanmış bir sahte saldırıdır. Kurgulanmış görüntüleri medya ve sosyal medyada Ukrayna ve Batılı destekçileri yaydı. Rus güçleri oradan çekildikten sonra bir tiyatro oyunu sergilendi. Batı, Ukrayna'daki insani durum ile ilgili spekülasyon oluşturma girişiminde bulunuyor. Rusya Federasyonu bu girişimi barış ve güvenliğe tehdit oluşturan bir provokasyon olarak değerlendiriyor" ifadelerini kullandı.  
Ukrayna'da yalan haberlerin yapılması ve bunun üzerin propaganda kampanyasının başlatılmasıyla ilgili birçok örnek olduğunu belirten Lavrov, Ukrayna’nın ‘Buça kurgusuyla’ Rusya’nın imajını sarsmayı hedeflediğini söyledi. Lavrov ayrıca, BM Güvenlik Konseyi’nin Buça gündemiyle toplanması için yapılan çağrının İngiltere tarafından engellendiğini belirtti.  

Kanıtların toplanması  
BM ve birçok Batı ülkesi Buça’daki ‘katliamı’ kınadı. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy dün Buça’yı ziyaret etti. Zelenskiy burada yaptığı konuşmada, ‘’Bu bir savaş suçudur, dünya bunu bir soykırım olarak değerlendirecektir” dedi. Zelenskiy ayrıca, Rus güçlerinin topraklarında işlediği vahşetlerin boyutunu öğrendikten sonra, ülkesinin Rusya ile müzakere etmesinin zorlaştığını da ifade etti.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği’nin Rusya’nın savaş suçlarına ilişkin kanıt toplanmasına yardım etmek istediğini söyledi. Buça’daki katliam görüntülerinin yayılmasının ardından, AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB’nin özellikle Fransa ve Almanya'nın taleplerine yanıt olarak, Rusya’ya bir dizi yeni yaptırım uygulanmasını acil bir şekilde tartışacağını duyurdu.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Rusya'nın Ukrayna'nın Buça kentindeki sivillere yönelik saldırılarını ‘muhtemel bir soykırım’ olarak nitelendirerek, faillerin Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasını istedi. Sanchez, "Bu savaş suçlarını işleyenlerin cezasız kalmaması ve insanlığa karşı işlenen, soykırım olarak da adlandırılabilecek bu olaya neden olanların, Uluslararası Ceza Mahkemesi önünde hesap vermeleri için mümkün olan her şeyi yapacağız" dedi. 
Polonya Başbakanı Mateusz Morawiecki, Ukrayna'daki soykırımın araştırılması için uluslararası bir komisyon kurulması çağrısı yaptı. Morawiecki söz konusu uluslararası komisyonda doktor, avukat, suç bilimci ve diğer uzmanların olması gerektiğini belirtti. 
Rusya'nın Ukrayna'nın Buça kentinde 300 kişiyi vahşice öldürdüğünü ileri süren Morawiecki, "Kadınlara, çocuklara ve tüm ailelere karşı işlenen bu korkunç suçlara baktığımızda sesimiz daha da yüksek çıkmalı. Faşist Rus sistemi saldırganlık politikası üzerine kuruludur. Rusya yaptığı kanlı katliamlardan dolayı soykırım ile anılmalıdır” diye konuştu.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.