Ukrayna’daki Rus Wagner grubu Batı’yı neden endişelendiriyor?

Nazilere sempati duymak ve savaş suçu işlemekle suçlanan paralı asker şirketi Wagner’in, Ukrayna’nın doğu şehirlerinde faaliyet göstermesi muhtemel

Günümüzde Ukrayna’da kaç Wagner paralı askeri veya diğer Rus yanlısı paralı asker bulunduğu bilinmiyor (Reuters)
Günümüzde Ukrayna’da kaç Wagner paralı askeri veya diğer Rus yanlısı paralı asker bulunduğu bilinmiyor (Reuters)
TT

Ukrayna’daki Rus Wagner grubu Batı’yı neden endişelendiriyor?

Günümüzde Ukrayna’da kaç Wagner paralı askeri veya diğer Rus yanlısı paralı asker bulunduğu bilinmiyor (Reuters)
Günümüzde Ukrayna’da kaç Wagner paralı askeri veya diğer Rus yanlısı paralı asker bulunduğu bilinmiyor (Reuters)

Tarık eş-Şami
Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmeye başlamasından bu yana özel bir  paramiliter şirketi olan Wagner mensubu paralı askerlerin Kremlin ile yakın ilişkiler içinde yürüttükleri faaliyetler konusunda Batı tarafından yapılan uyarılar artıyor.
Washington’a göre Wagner adlı grubun, faaliyet gösterdiği diğer ülkelerden savaşçılar alacağı beklentisi mevcut. Peki Wagner grubu nedir?
Batı, onun savaşlardaki varlığından neden korkuyor? Ukrayna’daki savaşın gidişatı üzerinde önemli bir etkisi olacak mı? Çatışmayı uzatabilir mi?

Uyarılar ve korkular
24 Şubat’ta Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından birkaç gün sonra Batı’dan gelen raporlar, Ukrayna’daki Rus saldırganlıklarının yakın zamanda Kremlin ile bağlantılı şekilde Wagner grubundan paralı askerleri kapsayacağı konusunda uyardı. Grubun, Suriye de dahil olmak üzere faaliyet gösterdiği diğer ülkelerden aktif olarak savaşçı topladığı biliniyor. Ancak son günlerde Batılı yetkililer uyarılarının tonunu yükseltirken, binden fazla paralı askerin, Rus saldırısını desteklemek için konuşlandırıldıkları diğer ülkelerden çekilebileceğini iddia etti.
Şu anda Ukrayna’da kaç Wagner savaşçısı veya diğer Rus yanlısı paralı asker bulunduğu bilinmiyor. Avrupalı istihbarat yetkilileri, yaklaşık 300’ünün işgalden önceki haftalarda Ukrayna’ya girdiğine inanıyor.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü John Kirby, şu anda Ukrayna’nın doğusunda bulunan bir dizi Suriyeli de dahil sayılarının yaklaşık bin olduğunu söyledi. ABD merkezli ‘The Intercept’ sitesine göre ise henüz bu konuda herhangi bir kanıt bulunmuyor.
Batı’nın Wagner korkusunun nedenlerinden birinin, para için savaşmanın dünyanın en eski mesleklerinden biri olmaması gerçeğinden kaynaklanıyor olabilir. Ancak çatışma bölgelerinde uzun süredir özel askeri müteahhitlere güvenen ABD de dahil olmak üzere birçok ülkenin bir özelliği haline geldi. ABD’li paralı askerler, birçok ülkede sivillere karşı bir dizi insan hakları ihlali gerçekleştirdi. Ukrayna’nın belirttiklerine göre insan hakları gözlemcilerinin uyardığı bu yaklaşım, hâlihazırda artan suiistimaller, savaş suçları ve toplu katliamlardan mustarip olan Ukrayna’da da yükselişte.

Wagner nedir?
Wagner, Sovyet döneminin sonunda dolandırıcılık suçlamasıyla birkaç yıl hapsedilen Yevgeny Prigozhin tarafından 2014 yılında kurulmuş özel bir askeri şirkettir. 1990 yılında hapisten çıktıktan sonra sosis satıcısından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in aşçısına dönüştü. Memleketi St. Petersburg’da lüks restoranlara sahip olmadan önce Putin’in güvenini kazandı.
Rus İnternet Araştırma Ajansı ‘Troll farm’ı da kuran Prigozhin, Wagner Grubu ile herhangi bir bağlantısı olduğunu reddediyor. ABD, söz konusu ajansın ‘2016 ABD seçimlerini etkileme girişimi de dahil olmak üzere, internet üzerinden yapılan bir dizi dezenformasyon kampanyasının ardında bu ismin olduğunu’ savunuyor. Ancak yıllar boyunca Wagner varlıklarını yakından takip eden araştırmacılar, gazeteciler ve yetkililer, grubun faaliyetlerini Prigozhin ile ilişkilendiriyor. Aynı şekilde Barnard College’de Profesör Kimberley Martin, 2020 yılında ABD Kongresi’nde yaptığı açıklamada, Wagner’i yasadışı ve Rusya’da bir belirsizlik durumunda tutmanın, Kremlin’e kendisini bu grubun nefret dolu veya riskli eylemlerinden uzaklaştırma izni verdiğini söyledi. Bu durum, Wagner savaşçılarının 2018’de Suriye’de ABD güçlerine karşı sert bir savaş sırasında öldüğünde açıkça görüldü. Savaş sırasında 300 Wagner unsuru ölmüştü.
Kremlin, savaş suçlarıyla bağlantılı olan Wagner grubu ile herhangi bir bağlantısı olduğunu her zaman reddederken, Batı medyası ise onun, Rus istihbaratının emirleri altında faaliyet gösterdiğini savunuyor. Ancak tercih edilen bazı şirketlerin, Rus devleti ile bir tür ortaklık içinde çalışmasına izin veriliyor. Grup, daha önce Rus muhalifleri tarafından Rusya toprakları dışında zehirlenmeye çalışmakla suçlanmıştı.

İsim ve liderler
Prigozhin de dahil olmak üzere Wagner ile bağlantılı birçok kişi, ABD yaptırımlarına tabi. Geçen yıl Avrupa Birliği (AB), Ukrayna, Suriye, Libya, Orta Afrika Cumhuriyeti, Sudan ve Mozambik’te ciddi insan hakları ihlalleri yapmakla suçladığı grubun bazı operasyon liderlerine seyahat yasakları verme ve mal varlıklarını dondurma kararı aldı. Bunlar arasında eski bir Rus askeri istihbarat subayı ve birinci ve ikinci Çeçen savaşlarının gazisi olan Dmitry Utkin de bulunuyor. Utkin, ‘Slav Kolordusu’ olarak eski bir özel askeri grubu kurduktan sonra Wagner’in kurucularından biri olarak kabul ediliyor.
Utkin’in Nazi lider Adolf Hitler’in en sevdiği besteci Richard Wagner’den sonra gruba ‘Wagner’ adını verdiği söyleniyor. Bu iddia, cildine bir Nazi dövmesi çiziyormuş gibi görünen Utkin’in fotoğrafları da dahil, Wagner’i Nazilere sempati duymakla suçlayan Batı raporlarına dayanıyor. Ayrıca durum, Putin’in Ukrayna’da milliyetçi Nazilere karşı askeri bir kampanya yürüttüğü iddiasıyla taban tabana zıt.

Gölge savaşları
Ukrayna ve çevresinde yaklaşık 190 bin Rus askerin varlığıyla, gölge savaşlarında uzmanlaşan Wagner paralı askerlerinin hangi rolü oynayacağı henüz belli değil. Ancak bazı gözlemciler, Ukrayna’nın doğu kesimlerinde, özellikle şehirlerde bir çatışma çıkması durumunda önemli bir rol oynayabileceklerini düşünüyorlar. Grubu yakından inceleyen ‘New America’ merkezindeki Future Frontlines programı direktörü Candace Rondeaux, Wagner’in savaş hizmetlerinin Rusya’nın dış politika oyununa katkısının yalnızca bir parçası olduğunu söyledi. “Bu hizmetler, düzensiz ve psikolojik savaş harekâtlarında çok amaçlı roller oynuyor olarak görülüyor” diyen Rondeaux, bir dizi Afrika ülkesindeki çatışmalarda ortak kuvvetlerin eğitilmesi de dahil, Wagner savaşçılarının diğer çatışma bölgelerinde de önemli bir taktiksel rol oynadığını dile getirdi. Direktöre göre grup, Rusya’nın kendisini dünyanın herhangi bir yerinde askeri olarak yansıtabileceği izlenimin yaratacak bir varlığa sahip.
Wagner, Rus hükümetini resmi olarak savaşlara dahil etmeden, fiili olarak Rusya’nın ‘grubun çıkarlarını artıran’ küresel emellerinin bir vekili olarak hareket ediyor. Grup ayrıca, Rusya’nın fazla maliyet sarf etmeden ilerlemesini sağlıyor. Wagner, Rusya açısından daha düşük öncelikli yerlere gidebiliyor. Böylece Rus Askeri İstihbaratı, Ukrayna gibi daha yüksek öncelikli konulara odaklanabiliyor.

Batı’nın endişesi
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Ukrayna’da kaç Wagner savaşçısı veya diğer Rus yanlısı paralı asker olduğu bilinmiyor. Ancak Putin, Ortadoğu’dan yaklaşık 16 bin gönüllünün Rusya’nın Ukrayna’daki çabalarına dahil olmaya hazır olduğunu söyledi. Aynı şekilde Putin’in Çeçenistan’a yönetici atadığı Ramazan Kadirov’a bağlı güçler de Mariupol kuşatmasına dahil olmaya başladı. Ancak grubun, şu ana kadar sahadaki başarıları şüpheliydi. Bu da varlıklarını ve yayılmacılığını, savaşın seyri üzerinde büyük etkisi olan bir savaştan ziyade siyasi ve propaganda amaçlı abartılı bir konum haline getirdi.
Rus paralı askerlerini yakından takip eden bir çatışma analiz grubu olan C4ADS’nin program direktörü Jack Margolin, Rus hükümetinin Wagner Grubu’nu Batı’yı sindirmek için etkili bir araç olarak görmek istediğini belirtti. Ancak Ukrayna’daki savaşa katılan yabancı askerlerin çatışmanın ölçeğini değiştirmesi pek olası değil. Savaşın gidişatını değiştirmeyecekler, ancak çok özel ve kısıtlı operasyonlar bağlamında kullanımları açısından bir miktar fayda sağlayabilirler.
Bununla birlikte Wagner’in son derece şeffaf olmayan sicili, grubun halkın hayal gücündeki yarı efsanevi statüsüne katkıda bulundu ve onu Rusya’nın dış politika araçları arasında yararlı bir araç haline getirdi. Wagner’in Ukrayna’da konuşlandırıldığına dair raporlar da Batı’da alarma geçti. Avrupalı ve ABD’li istihbarat yetkilileri, kiralık savaşçıların Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir (Volodomir) Zelenskiy’nin suikastı için görevlendirildiğini belirtti. Bir başka kesim ise paralı askerlerin, 2014 anlaşmazlığı sırasında ayrılıkçı gruplarla birlikte savaştıkları doğu Ukrayna’daki Rus çabalarına yardım etmeye odaklanmalarının beklendiğini söyledi.
Bu ay başlarında Ukraynalı yetkililer, savaşta öldürülen savaşçıların cesetlerinde bulunan ve Suriye’den gelmiş olabileceklerine işaret eden izlerin fotoğraflarını yayınladı. Wagner, 2015 yılından beri Suriye’de faaliyet gösteriyor.
Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki Wagner unsurlarını gösteren bir videonun yanı sıra ABD’li yetkililer, Ukrayna’da savaşmak için kentsel bölgelerdeki çatışmalarda yetenekli Suriyelileri görevlendirdiği konusunda uyardı.

Çabalar artıyor
Wagner Grubu’nun özellikle Suriye’deki orduya alma çabalarının, Ukrayna savaşının devam etmesiyle artabileceğine dair bazı göstergeler var. Ancak paralı askerlerinin çatışmada belirleyici bir rol oynayıp oynamayacağı ya da diğer çatışmalarda olduğu gibi katılımlarının, yaygın suiistimallere yol açıp açmayacağından emin olmak gerekiyor.
Wagner’in bir dizi Afrika ve Ortadoğu ülkesine sızmasına bakılmaksızın varlıkları, çok sayıda insanın işkence ve infazı da dahil, bazen DEAŞ infazlarını akla getiren ve Rus paralı askerler tarafından işlenen ihlallerde somutlaşmış, çok sayıda insani maliyete sahip.

Savaşın geleceği
Korku nedenleri arasında, paralı asker kullanımının bir nişanesi olarak devam eden hesap verebilirlik eksikliği, bunların konuşlandırılmasının ardındaki sözleşme anlaşmalarının izini sürme zorluğu ve ayrıca paralı askerlerin sahadaki operasyonlarını takip zorluğu da yer alıyor. Paralı askerlerin kullanımı konusunda Birleşmiş Milletler (BM) ekibine başkanlık eden Sorcha MacLeod’a göre bu durum, silahlı çatışma durumunda insanları insan hakları ihlallerinden ve savaş suçlarından sorumlu tutmayı zorlaştıracak.
MacLeod, paralı askerlerin varlığının, çoklu çatışmalarda doğrudan şiddetin tırmanmasına yol açtığına dikkat çekti. Aynı şekilde bu varlığın, insan hakları ihlalleri ve uluslararası insan hakları ihlalleri riskini de artırdığını söyledi. Güvenlik analisti Sean McFate, “Paralı askerlerin ‘insan hakları ihlallerinin incelenmesinin düşük olduğu’ bu tür çatışmalara dahil olması, muhtemelen gelecekte çatışmalar oluşturacaktır” dedi. Savaşın küreselleşmesine yol açan bir küreselleşme çağında yaşadığımızı belirten McFate, Ukrayna da dahil olmak üzere ideolojik olarak motive olmuş gönüllüleri kendine çatışma sayısının arttığına dikkat çekti.



İran'da rejim değişikliğinin Rusya'nın çıkarlarına yansımaları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)
TT

İran'da rejim değişikliğinin Rusya'nın çıkarlarına yansımaları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Devlet Başkanı Mesud Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın imza töreninde, Kremlin, Rusya, 17 Ocak 2025 (Reuters)

Anton Mardasov

ABD silahlı kuvvetleri, bilhassa üst düzey liderliği hedef alarak ve askeri ve hükümet yapısını istikrarsızlaştırarak İran'a karşı etkili saldırılar düzenlemesini sağlayacak muharebe gücüne ve sayısına sahip operasyonel birimleri konuşlandırmaya devam ediyor. Buna, çeşitli istihbarat türlerinde önemli bir yoğunlaşma, denizaltı ve savaş gemilerinin hızlıca konuşlandırılması ve önemli hava birimlerinin dikkatlice seçilmiş operasyonel üslere yeniden konumlandırılması eşlik ediyor.

Bununla birlikte en kritik aşama, hedef belirleme, gerekli kuvvet ve kaynakların değerlendirilmesi, bunların farklı eksenlere dağıtılması ve sadece çeşitli askeri oluşumlar arasında değil, İsrail ile de koordinasyon ve etkileşim mekanizmalarının incelenmesini içeren bir acil durum planının geliştirilmesi olmayı sürdürüyor.

Tahran misilleme saldırıları düzenlerse, bunların İsrail içindeki tesisleri ve muhtemelen bölgedeki ABD üslerini hedef alacak orta menzilli balistik füze saldırılarını içermesi bekleniyor. Önceki füzeleri önleme operasyonlarında anti-füze mühimmatındaki yüksek tüketim göz önüne alındığında, rezervlerin yenilenmesi ve güçlendirilmesi acil bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, 12 Gün Savaşı'ndan bu yana geçen süre, savunma sanayilerinin bu mühimmatın üretimini daha etkili muharebe operasyonlarını desteklemek için gerekli oranda artıramadığını gösteriyor.

ABD ve İsrail'in, İran'ı sürekli teyakkuz halinde tutup, kuvvetlerini tüketen ve ekonomisine yük getiren askeri eylem tehditleriyle Tahran'a baskı uygulamaya devam etmesi muhtemel. Öte yandan, uzun bir süre boyunca bölgede yüksek düzeyde muharebe hazırlığı ve güçlü bir askeri varlığı sürdürmek, ABD kaynakları üzerinde de baskı oluşturmaktadır. Bununla birlikte, İran'ın ekonomik durumunu dikkate almasak bile, bu tür senaryolarda daha büyük inisiyatife ve stratejik avantajlara sahip olan saldırgan taraftır.

Tahran, bölgedeki ABD askeri üslerini, hayati önemdeki petrol altyapısını ve hatta İsrail'in kendisini hedef almakla tehdit etmekten çekinmedi

Askeri açıdan bakıldığında, herhangi bir ABD-İsrail askeri operasyonuna İran'ın olası bir yanıtının etkinliği sorgulanabilir. Geçen yıl ABD ve İsrail ile yaşanan çatışmanın ardından İran, o dönemde fırlattığı yüzlerce balistik füzenin somut bir stratejik etki yaratamaması nedeniyle nispeten daha zayıf bir görüntü verdi. Tahran'ın son çatışma (12 Gün Savaşı) sırasındaki tutumu da özellikle petrol tankerlerini hedef almak gibi bu tür durumlarda en etkili baskı taktiklerinden bazılarını kullanmaktan kaçınarak, uzun süreli bir yüksek gerilimden kaçınma arzusunda olduğunu açıkça gösterdi. Bu ihtiyatlılık, her şeyden önce İsrail'in bir caydırıcılık ile karşılaşmadan yoğun ve sürekli hava saldırıları düzenlemesine olanak sağladı.

Bu sefer, teorik olarak, İran stratejisini yeniden değerlendirmek zorunda kalabilir. Saldırı durumunda, ABD'nin öncelikle deniz birimlerini korumak için ana kuvvetlerini İran'ın balistik ve gemisavar seyir füzelerinin menzilinin ötesine konuşlandırması bekleniyor. Aynı zamanda, İran'a yakın bölgelerdeki ABD askeri üsleri, çok katmanlı ve yoğun hava ve füze savunma sistemleri konuşlandırılarak azami koruma ile güçlendirilecektir.

Görsel kaldırıldı.Umman Körfezi'nde İran, Rusya ve Çin arasında yapılan askeri tatbikatlara katılan gemiler, 12 Mart 2025 (AFP)

Bu bağlamda, Tahran, bölgedeki ABD askeri üslerini, hayati önemdeki petrol altyapısını ve hatta İsrail'in kendisini hedef almakla tehdit etmekten çekinmiyor. Irak'taki İran yanlısı gruplar, özellikle Nuceba Hareketi, Hizbullah Tugayı ve Bedir Örgütü, bu kez askeri destek sağlama konusunda daha net bir kararlılık gösteriyorlar. Irak'taki İran yanlısı silahlı örgütlerden biri olan Seraya Evliya ed-Dem, yaklaşık 86 kilometre menzilli İran yapımı Ebabil/Arman güdümlü füzeler de dahil olmak üzere taktik füzeler için fırlatma rampalarıyla donatılmış bir yeraltı üssünden faaliyet göstermeye hazır olduğunu açıkladı. Bu türden herhangi bir tırmandırma, mümkün olduğunca çok potansiyel bölgesel müttefiki devreye sokmayı İran için son derece önemli hale getirecektir. Zira bu, İran'ın düşmanının çabalarını dağıtmasına ve daha yakın mesafeden ve daha düşük stratejik maliyetle birden fazla Amerikan mevziini hedef almasına olanak tanıyacaktır.

Kanıtlar, Moskova'nın önceki çatışmaya (12 Gün Savaşı) kıyasla bu krize daha fazla dahil olduğuna ve İran rejimine daha net destek verdiğine işaret ediyor

Bununla birlikte, ABD ve İsrail lehine olan ezici askeri ve ekonomik dengesizlik, Tahran için uzun süreli bir silahlı çatışmada kesin bir zaferi neredeyse imkansız kılıyor. Beklenen tüm senaryolarda, savaşın stratejik ve ekonomik maliyetinin İran için çok yüksek olacağı ve nihai sonucun kesinlikle onun lehine olmayacağı öngörülüyor.

ABD ve İsrail'in tehditlerini yerine getirip mevcut İran askeri ve siyasi liderliğini devirmeyi başardığını varsayalım. Bu, tamamen göz ardı edilemese de gerçekleşme olasılığı belirsiz olduğundan, sadece varsayımsal bir senaryodur. Ancak, böyle bir senaryonun İran rejiminin yapısında hızlı bir değişikliğe yol açmayacağı açık ve net. Eşsiz iç yapısı ve örgütlü muhalefetin zayıflığı nedeniyle, iktidar mücadelesi süreci muhtemelen uzun ve karmaşık olacaktır. Bu tür acil durumlarda, İran Devrim Muhafızları, ülkedeki tüm reformist akımları marjinalleştirerek ve hatta ortadan kaldırarak, “Venezuela senaryosu” olarak bilinen -ılımlı güçlerle barışçıl bir iktidar geçişi- durumundan kaçınmaya çalışabilir. Zira teorik olarak, bu akımlar, uluslararası izolasyonun sona ermesi ve ekonomik durumun iyileştirilmesi karşılığında sadece nükleer programdan değil, füze programından da vazgeçmeye istekli olabilirler.

Görsel kaldırıldı.İran ordusu askerleri, Saddam Hüseyin Irakı'yla 1980-1988’de yaşanan savaşın başlangıcını anma amacıyla Tahran'da düzenlenen yıllık askeri geçit töreninde, 21 Eylül 2024 (AFP)

Bu gerçeklik önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Bu gelişmelerin Rusya üzerindeki etkisi nedir? Kanıtlar, Moskova'nın önceki çatışmaya (12 Gün Savaşı) kıyasla bu krize daha fazla dahil olduğuna ve İran rejimine daha net destek verdiğine işaret ediyor. Rusya’nın iç protestoları bastırmak için özel araçlar sağlamasının yanı sıra, Rus Antonov-124 ve Ilyushin-76 gibi ağır askeri kargo uçakları, dikkat çekici ve alışılmadık bir hamleyle Çinli muadilleriyle koordineli olarak İran'a askeri sevkiyatlar gerçekleştiriyor. Sosyal medyada İran'daki Rus Mi-28 saldırı helikopterlerine dair ilk görüntülerin yayınlanması iki anlam taşıyor. Birincisi operasyonel olup, daha önce verilmiş siparişler kapsamında teslim edilen partileri temsil ediyor; ikincisi ise medyatik ve psikolojik olup, devam eden bilgi savaşının bir parçası olarak İran'ın müttefiklerinden önemli askeri “sürprizler” teslim alabileceğini yaymayı amaçlıyor.

Rusya için olduğu gibi Çin için de İran'daki olası bir rejim değişikliğinin taşıdığı en büyük risk, bir güç boşluğundan kaynaklanabilecek belirsizliktir

Bununla birlikte, bu sevkiyatların doğrudan askeri etkisi, geniş çaplı gerilimi tırmandırma senaryoları karşısında sınırlı kalıyor ve gerçek ihtiyaçlar denizinde bir damlayı temsil ediyor. Yine de değerleri maddi boyutlarının çok ötesine uzanıyor. Bu, stratejik desteğin somut ve pratik ifadesi, siyasi ittifakın diplomatik açıklamaların ötesine geçen somut adımlara dönüşmesidir. Bu bağlamda, İran medyası, İran, Rusya ve Çin arasında şubat ayında Kuzey Hint Okyanusu'nda üçlü ortak deniz tatbikatlarının yapılmasının planlandığını bildirdi. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bu hamle, özünde, Batı baskısı karşısında bu güçler arasındaki koordinasyon ve stratejik ittifak düzeyinde ciddi yükselişi yansıtan güçlü bir sembolik siyasi ve askeri mesaj niteliğinde.

Görsel kaldırıldı.İran'ın “Nahid-2” iletişim uydusu Rusya'nın Uglegorsk kenti dışında, Rus Soyuz roketi kullanılarak Vostochny Uzay Üssü'nden fırlatılıyor, 25 Temmuz 2025 (AFP)

Moskova ve Tahran arasındaki gizli askeri-teknik iş birliği ve istihbarat etkileşiminin dinamikleri, uzun zamandır resmi ticari ve ekonomik ilişkilerden bağımsız olarak işlemektedir. Ancak, iki ülkenin derin yaptırımlar konusundaki ortak deneyimi, yeni yakınlaşma noktaları yaratmaya başladı. 2022'de uygulanan kapsamlı yaptırımların ardından Moskova, özellikle petrol ticaretinde, karıştırma, yeniden etiketleme ve petrolü üçüncü bir ülkeden gelmiş gibi satma yoluyla yaptırımların etrafından dolaşma konusunda İran'ın birikmiş deneyimine aktif olarak güvendi. Ancak bu ilişkinin derinliği abartılmamalı. Temel ekonomik gösterge olan ikili ticaret hacmi, 2025 yılında 4,8 milyar doları aşmadı. Bu rakam örneğin, Rusya ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki ticaret hacmiyle (12 milyar dolar) karşılaştırıldığında oldukça düşük olup, iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığın sınırlı kapsamını vurguluyor.

Rusya için olduğu gibi Çin için de İran'daki olası bir rejim değişikliğinin taşıdığı en büyük risk, bir güç boşluğundan kaynaklanabilecek belirsizliktir. Ekonomik ve iş birliği açısından olası en kötü sonuçlardan biriyse, son yıllarda Rusya'nın Ortadoğu ve ötesindeki varlığının ideolojik gerekçesinin temeli olan uluslararası Kuzey-Güney ulaşım koridorunun çökmesidir. Moskova, küresel ölçekte Tahran'ın taktiksel bir müttefik olabileceğini, ancak tam anlamıyla stratejik bir müttefik olamayacağını kabul ediyor; zira bu ittifak, siyasi iradeden ziyade din faktörü tarafından kısıtlanıyor. Uzmanlar, yalnızca ideolojisini paylaşanların İran'ın müttefiki veya dostu olabileceğini, diğer ülkelerin ise bu ideolojik bağlamda sadece birer araç olduğu gerçeğini sıklıkla gözden kaçırıyorlar.


New START Anlaşması’nın sona ermesinin ardından... Dünya, nükleer yok oluş tehdidinden kendini nasıl kurtaracak?

Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)
Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)
TT

New START Anlaşması’nın sona ermesinin ardından... Dünya, nükleer yok oluş tehdidinden kendini nasıl kurtaracak?

Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)
Dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Dmitriy Medvedev, 8 Nisan 2010 tarihinde Prag’da New START Anlaşması’nı imzaladıktan sonra el sıkışıyor. (AP)

Antoine el-Hac

5 Şubat 2026, Rusya ile ABD arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşmanın da sona ermesiyle, dünyayı yeni bir belirsizlik ve endişe dönemine sokan tarihi bir gün olarak kayda geçti.

8 Nisan 2010’da dönemin ABD Başkanı Barack Obama ile Rusya Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev, Prag’da Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nı (New START) imzaladı. Anlaşma 5 Şubat 2011’de yürürlüğe girdi ve 2021 yılında beş yıl süreyle uzatıldı. Anlaşma, stratejik nükleer silah sistemlerini ‘kıtalararası’ olarak tanımladı; yani örneğin Avrupa'dan fırlatılıp ABD’de patlayabilecek ve bunun tersi de mümkün olabilecek sistemler olarak nitelendirildi.

New START Anlaşması, ABD ve Rusya için konuşlandırılmış stratejik nükleer başlık sayısını bin 550 ile sınırlandırdı. Bu başlıkların, uçaklar, kıtalararası balistik füzeler ve denizaltılar dahil olmak üzere 700 nükleer taşıma aracı üzerinde konuşlandırılması öngörüldü. Ayrıca nükleer silah taşıma kapasitesine sahip füzeler ve uçaklar için konuşlandırılmış ve konuşlandırılmamış toplam 800 fırlatma platformu sınırı getirildi.

Rusya Savunma Bakanlığı tarafından 9 Aralık 2020’de yayınlanan, Rusya'nın kuzeybatısındaki bir üsten kıtalararası balistik füze fırlatılmasını gösteren videodan alınan ekran görüntüsü (AP)Rusya Savunma Bakanlığı tarafından 9 Aralık 2020’de yayınlanan, Rusya'nın kuzeybatısındaki bir üsten kıtalararası balistik füze fırlatılmasını gösteren videodan alınan ekran görüntüsü (AP)

Anlaşma, konuşlandırılmış stratejik nükleer silahları kapsasa da her iki ülkenin bunun ötesinde daha büyük ‘stoklanmış’ nükleer cephaneliklere sahip olduğu biliniyor. Tahminlere göre Rusya’nın yaklaşık 5 bin 459, ABD’nin ise yaklaşık 5 bin 177 nükleer başlığı bulunuyor.

New START Anlaşması ayrıca, hızlı bildirimlerin ardından düzenli saha denetimleri yapılmasını ve iki ülke arasında yılda iki kez veri paylaşımını öngörüyordu.

Üst sınır konusunda anlaşma sağlanamadı

Anlaşma şartlarına göre New START Anlaşması yalnızca bir kez uzatılabiliyordu; bu nedenle baştan itibaren 5 Şubat 2026’da sona ereceği biliniyordu. Ancak Rusya ile ABD, söz konusu anlaşmanın yerini alacak yeni bir anlaşmaya vararak oluşacak boşluğu önleyebilirdi. Nitekim Rusya, Eylül 2025’te iki ülkenin anlaşmada öngörülen üst sınırlara bir yıl daha uyması yönünde bir öneride bulundu. Bu teklif, ilk aşamada ABD Başkanı Donald Trump’tan olumlu bir karşılık gördü. Ancak Trump daha sonra Çin’in de dahil olduğu yeni bir anlaşma müzakere etme isteğini dile getirdi.

Taraflar yıllar boyunca anlaşmanın getirdiği sınırlamalara uymuş olsa da doğrulama mekanizmaları bir süredir işletilmedi. 2020’de Kovid-19 salgını nedeniyle saha denetimleri askıya alındı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve ABD’nin Kiev’e verdiği askeri destekle birlikte iki ülke arasındaki gerilim artarken, ABD Şubat 2023’te Rusya’nın anlaşmaya uymadığını açıkladı. Bunun ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin anlaşmaya uyumunu askıya aldığını duyurarak, denetimlere ve veri paylaşımına son verdi. Washington da buna karşılık Moskova ile bilgi paylaşımını durdurma kararı aldı.

Açıklanmayan bir yerde yapılan askeri tatbikat sırasında Rus nükleer denizaltısı (AP)Açıklanmayan bir yerde yapılan askeri tatbikat sırasında Rus nükleer denizaltısı (AP)

Küresel nükleer sistemin giderek daha fazla baskı altında olduğu görülüyor. Başlıca iki ülkenin ötesinde, Kuzey Kore cephaneliğini genişletirken, Ukrayna-Rusya savaşı bağlamında nükleer tırmanma riski hâlâ yüksek. İran’ın nükleer programının 22 Haziran 2025’teki ABD saldırısından sonraki durumu kesin olarak bilinmiyor ve Hindistan ile Pakistan arasındaki gerilim, Keşmir meselesi gibi konular nedeniyle tamamen azalmış değil.

Aynı zamanda, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin beş daimî üyesinin, gezegeni korumak amacıyla nükleer silahsızlanma konusunda kayda değer bir ilerleme kaydetmediği görülüyor. Oysa bu ülkeler, 1968’de kabul edilen ve 1995’te süresiz olarak yenilenen Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) kapsamında yükümlü. Anlaşmanın bir sonraki gözden geçirme konferansı, önümüzdeki nisan ve mayıs aylarında New York’ta yapılacak. Bu toplantıda nükleer silah sahibi ülkelerin, son beş yılda antlaşma kapsamında ne kadar ilerleme kaydettiklerini açıklamaları ve önümüzdeki beş yılda bu yükümlülüklerini nasıl yerine getireceklerini ortaya koymaları gerekiyor.

Saldırganca konuşma

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) eski Genel Direktörü Muhammed el-Baradey, geçtiğimiz aralık ayında yaptığı değerlendirmede, “Büyük nükleer silah sahibi devletler yalnızca silahlanmayı kontrol etme ve silahsızlanma çabalarında başarısız olmadılar; aynı zamanda cephaneliklerini modernize edip genişletmeye, artan saldırgan retorikleriyle uyumlu şekilde açıkça devam ediyorlar. Oysa insanlığın kendi yok oluşunu önlemesi beklenen kırılgan küresel yapılar gözlerimizin önünde çöküyor” ifadelerini kullandı.

Gözlemcileri endişelendiren bir diğer konu ise ABD ve Rusya arasındaki New START Anlaşması’nın yerini alacak anlaşmaya dair diplomatik çabaların neredeyse yok denecek kadar az olması. Bu süreçte yalnızca iki ülke başkanından kısa açıklamalar geldi. Trump, görev süresinin ikinci gününde Rusya ve Çin ile silah kontrolünün geleceği hakkında konuşacağını belirterek, “Nükleer silahlara muazzam paralar harcanıyor ve yıkıcı güçleri hakkında konuşmayı bile istemiyoruz… Nükleer silahsızlanmanın mümkün olup olmadığını görmek istiyoruz ve bence bu mümkün” dedi.

Kuzey Dakota’da bir Minuteman füzesini inceleyen ABD Hava Kuvvetleri askeri ile Moskova’nın merkezinde düzenlenen askerî geçit töreninde bir kıtalararası balistik füzeyi gösteren birleştirilmiş görüntü (AFP)Kuzey Dakota’da bir Minuteman füzesini inceleyen ABD Hava Kuvvetleri askeri ile Moskova’nın merkezinde düzenlenen askerî geçit töreninde bir kıtalararası balistik füzeyi gösteren birleştirilmiş görüntü (AFP)

Eylül ayında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, New START Anlaşması’nın sona ermesinin ardından Rusya’nın ‘temel niceliksel sınırlamalara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu’, ancak bunun ABD’nin de ‘aynı ruhla hareket etmesi’ şartına bağlı olduğunu açıkladı. Trump yönetimi bu teklife yanıt vermedi; Başkan Trump ise açıklamalarında çelişkili mesajlar verdi. Trump, ekim ayında Putin’in teklifine ilişkin olarak “Bana iyi bir fikir gibi görünüyor” derken, ocak ayında New York Times’a verdiği bir röportajda New START Anlaşması için “Biterse bitsin. Daha iyi bir anlaşma yaparız” ifadelerini kullandı.

Birleşik Krallık merkezli Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü’nden (RUSI) Nükleer Politika ve Yayılmayı Önleme Programı uzmanı Darya Dolzikova, New START Anlaşması’nın sona ermesini ‘endişe verici’ olarak nitelendirdi ve tarafların stratejik kapasitelerini genişletme yönünde güçlü motivasyonları olduğunu vurguladı. Dolzikova makalesinde şu ifadeleri kullandı: “Rusya, ABD hava savunma sistemlerini aşma kapasitesi konusunda kaygı duyuyor; bu kaygılar, Başkan Trump’ın Kuzey Amerika’yı uzun menzilli silahlardan koruma amaçlı ‘Altın Kubbe’ (Golden Dome) planlarıyla daha da arttı. Buna karşılık Rusya, bu savunma sistemlerini aşacak şekilde tasarlanmış yeni silahlar geliştiriyor; bunlar arasında nükleer başlıklı, kendi kendine hareket eden kıtalararası torpido Poseidon ve nükleer başlıklı seyir füzesi Burevestnik yer alıyor. Ayrıca ABD, Rusya ve Çin, 4.000 mil/saat (6.437 km/s) hızın üzerinde manevra kabiliyetine sahip uzun menzilli hipersonik füzeler geliştiriyor; bu da onları imkânsız hale getiriyor.”

Dolzikova, bu askeri kapasite artışının ‘yeni bir silah kontrol anlaşmasına varmayı daha da zorlaştıracağını’ ve ‘nükleer silahların önemini artıracağını’ belirtti. Ayrıca diğer ülkelerin de nükleer silahları caydırıcı bir araç olarak edinme isteği gösterdiğini bildirdi.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ve kızı Kim Ju-ae, 27 Ocak 2026’da Kuzey Kore'nin açıklanmayan bir yerinde füze fırlatma testini denetliyor. (EPA)Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ve kızı Kim Ju-ae, 27 Ocak 2026’da Kuzey Kore'nin açıklanmayan bir yerinde füze fırlatma testini denetliyor. (EPA)

Dünya çapında gerginliğin arttığı bir sır değil. Böyle bir dönemde, silahsızlanma veya en azından silahların kontrol altına alınmasına yönelik önlemler daha da önem kazanıyor. Uluslararası güvenliğin kötüye gitmesi, harekete geçmemek için bir mazeret olamaz; aksine, özellikle son zamanlarda ‘Batı elitleri’ hakkında duydukları haberlerden endişe duyan insanları yatıştırmak için acil önlemler alınması için bir teşvik olmalı.


İtalya, demiryolu ağını hedef alan bir sabotaj eylemini soruşturuyor

İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)
İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)
TT

İtalya, demiryolu ağını hedef alan bir sabotaj eylemini soruşturuyor

İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)
İtalyan polisi olası sabotaj olayını araştırıyor (Reuters)

Reuters'ın haberine göre bir yetkili, İtalyan polisinin, kuzeydeki Bologna kenti yakınlarındaki demiryolu hatlarına elektrik sağlayan kablolara zarar veren ve tren gecikmelerine neden olan olası bir sabotaj eylemini soruşturduğunu açıkladı.

İtalyan devlet demiryolu şirketi Ferrovie dello Stato, Kış Olimpiyatları'nın başlamasından bir gün sonra meydana gelen sorunun herhangi bir teknik arızadan kaynaklanmadığını belirtti.

Polis sözcüsü, yangının "kundaklama olduğuna inanıldığını" ancak henüz kimsenin sorumluluğu üstlenmediğini duyurdu. Sözcü, olay yerinde ulaşım polisi ve terörle mücadele birimlerinin inceleme yaptığını açıkladı.

Yangın, Bologna ve Venedik arasındaki hattı etkilemekle kalmadı, aynı zamanda Bologna ve Milano arasındaki ve Adriyatik kıyılarına giden yollarda da trafik aksamalarına neden oldu.

Milano, Venedik'ten trenle ulaşılabilen Cortina ile birlikte Kış Olimpiyatlarına ev sahipliği yapıyor.

Paris'te düzenlenen 2024 Yaz Olimpiyatlarında, sabotajcılar ülke genelinde şafak vakti bir dizi saldırı düzenleyerek Fransa'nın TGV yüksek hızlı tren ağını hedef almış ve açılış töreninden saatler önce trafik kaosuna neden olmuştu.

İtalyan devlet demiryolu şirketi Ferrovie dello Stato, aksaklıklara rağmen tren seferlerinin devam ettiğini açıkladı.