Tel Aviv saldırısının ardından Cenin Mülteci Kampı’nda kanlı çatışmalar yaşandı

Cenaze töreninden bir kare
Cenaze töreninden bir kare
TT

Tel Aviv saldırısının ardından Cenin Mülteci Kampı’nda kanlı çatışmalar yaşandı

Cenaze töreninden bir kare
Cenaze töreninden bir kare

İsrail güçleri, dün, Tel Aviv’de düzenlenen saldırının ardından Batı Şeria'nın kuzeyinde yer alan Cenin Mülteci Kampı’nda başlatılan bir operasyonda bir Filistinliyi öldürdü, 14 Filistinliyi yaraladı ve isimleri arananlar listesinde olan çok sayıda kişiyi tutukladı.
İsrail güçleri Tel Aviv saldırganı Raad Fethi Hazem'in babası ve üç kardeşini tutuklamak için saldırganın evini kuşattılar, fakat onları tutuklamayı başaramadılar. İşgal güçleri, Filistin güvenlik servislerinden emekli bir subay olan Raad'ın babasına teslim olmaları çağrısında bulundular. Fakat Raad’ın babası teslim olmayı reddetti.
Batı Şeria'dan militanlar, İsrail’de üç hafta içinde 14 İsraillinin ölümüyle sonuçlanan bir dizi eylem gerçekleştirdiler. Bunun üzerine İsrail’in ordu güçleri, Batı Şeria’nın kuzeyinde yoğun bir operasyon başlatarak Cenin Mülteci Kampı’na baskın düzenledi. Kamptaki Filistinliler İsrail ordusunu silahlar, taşlar ve Molotof kokteylleri ile karşıladı. Kamptakiler ile İsrail güçleri arasında uzun süren şiddetli çatışmalar patlak verdi. Çatışmalar sonucunda, İslami Cihad Hareketi’nin silahlı kanadı Kudüs Seriyyeleri’nden bir unsur öldü.
Filistin Sağlık Bakanlığı, çatışmalar sırasında Ahmed es-Saadi (23) isimli gencin biri göğsüne diğeri ise başına isabet eden iki kurşunla hayatını kaybettiğini duyurdu. Bakanlık açıklamasında, çatışmalar sırasında biri karnından iki kurşun isabet etmesi sonucu yaralanan ve derhal ameliyata alınan 19 yaşındaki bir genç kız olmak üzere 14 kişinin gerçek mermilerle yaralandığı bildirildi.
Öte yandan İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada operasyonunun sona erdiğini duyurdu. Açıklamada, İsrail’de saldırı hazırlığında olan eylemcilerin bazılarının etkisiz hale getirildikleri bazılarının ise tutukladığı belirtildi. İbranice yayın yapan Ynet haber sitesinin aktardığına göre İsrail ordusu sözcüsü, tutuklular arasında Hamas Hareketi’nden ve İslami Cihad Hareketi’nden birer unsurun olduğunu söyledi. İsrail ordusu ayrıca Tel Aviv'in en işlek caddelerinde Dizengoff'ta düzenlenen saldırının failinin evinin yıkımına hazırlık yapıldığı duyurdu.
Diğer taraftan Filistinliler, çatışmalar sırasında hayatını kaybeden genç Ahmed es-Saadi'nin cenaze törenine yoğun katılım gösterdi. Cenaze töreni, Saadi’nin intikamını almaya yemin eden silahlı adamlar tarafından düzenlendi. İslami Cihad Hareketi, ‘Cenin Tugayı'ndaki kahraman savaşçılarından biri’ olduğunu söylediği Saadi için yas ilan ederken işgalci İsrail güçlerinin işlediği suçların bedelini ‘ağır’ ödeyeceği tehdidinde bulundu.
İsrail güçleri Cenin Mülteci Kampı’na, İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi'nin Raad Hazem tarafından gerçekleştirilen Tel Aviv’de üç İsrailli’nin ölümüne yol açan saldırının ardından ordu güçlerinin Batı Şeria’nın kuzeyinde Hazem’in evinin de bulunduğu Cenin Mülteci Kampı’ndaki faaliyetlerini yoğunlaştıracağını açıklamasından sadece birkaç saat sonra saldırdı. İsrail ordusu, Tel Aviv saldırganını yakalamak için bin askerini seferber etti. Fail, olaydan 9 saat sonra Yafa’da bir caminin yakınında İsrail güçlerince ölü olarak ele geçirildi.
Raad’ın babası, oğlunun Tel Aviv saldırısından sonra yaptığı konuşmada dikkatleri üzerine çekti. Baba, oğlu için Cenin Mülteci Kampı’ndaki evinin önünde tezahürat yapan yüzlerce gence şunları söyledi:
“Kendi neslinizde ve çağınızda, gelecek yıllarda ve önümüzdeki günlerde zaferi göreceksiniz. Gözleriniz değişimi görecek. Allah'ın izniyle hürriyetinize, bağımsızlığınıza ve zaferinize kavuşacaksınız. Size kurtuluşa şahit olacağınızın müjdesini veriyorum. Bugün Cenin kampının Filistin'in öncüsü olduğunu, tüm ulusa öncülük ettiğini görüyorum.”
Saldırgan Raad’ın babası, İsrail istihbaratından teslim olmasının istendiği telefonlar aldığını, ancak onlara teslim olmayacağını, ama eğer isterlerse kampa gelebileceklerini söylediğini belirtti. Cenin kampının ve Tel Aviv saldırganının babasının provokasyonları öyle bir boyuta ulaştı ki, İsrail Başbakanı Naftali Bennett'in ofisinden ABD aracılığıyla Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın ofisine failin babasının emekli maaşının dondurulmasının istendiği bir mesaj gönderildi. İsrailli kaynaklar, her ne kadar bunun olmasına ihtimal vermese de İsrail’in saldırıların faillerine para ödenmesi konusunu her zaman masada bulundurduğunu belirttiler.
İsrail Başbakanı Bennett, “Teröristin babasının daha fazla şiddete teşvik etmesini ve katil oğluyla övünmesini izledim. Cenin'de nasıl kutlamalar yaptıklarını ve şeker dağıttıklarını gördüm. Moralimizi bozmak istiyorlar, ama başarısız olacaklar. Bunu başaramayacaklar” diyerek Raad'ın babasını sert bir dille eleştirmişti. İsrail, Filistin Yönetimi’ne Cenin'deki militanların yakalanması ve silahlarının ele geçirilmesi için daha geniş çaplı çalışmalar yürütmesini isteyen başka bir mesaj daha gönderdi.
İkinci bir mesaj ise güvenlik ve askeri teşkilatlardan geldi. Güvenlik ve askeri teşkilatları, Filistin Yönetimi’nin Batı Şeria’nın kuzeyinde kontrolü tamamen kaybettiğini düşünüyorlar. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu’na (KAN) konuşan güvenlik kaynakları, Tel Aviv’deki saldırının, Filistin Yönetimi’nin Batı Şeria'nın kuzeyinde kontrolünü kaybettiğinin bir göstergesi olduğunu söylediler. Cenin’de İslami Cihad Hareketi unsurlarıyla birlikte Filistin Yönetimi’ne karşı çıkan Fetih Hareketi (El Fetih) üyelerinin de olduğunu belirten kaynaklar, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın kolları sıvaması ve Cenin’deki aşırılık yanlısı unsurlarla mücadele etmesi gerektiğini vurguladılar.
Filistinli gruplara uyarı
Mahmud Abbas, İsrail ve ABD’nin talebi üzerine saldırıyı kınasa da bu hassas dönemde Cenin'de herhangi bir adım atması beklenmiyor. Yetkililer geçtiğimiz yılın sonlarında Cenin Mülteci Kampı’nda bir operasyon başlatmaya çalışmış, ancak karmaşık koşullar operasyonun devam etmesini engellemişti. Cenin Mülteci Kampı, birinci ve ikinci intifadalar sırasında Filistinli militanların faaliyetlerinin merkezi haline gelirken İsrailliler için uzun zamandır bir sorun kaynağı olmaya devam ediyor.
Filistinli gruplar, kampa herhangi bir saldırıda bulunulmasının, diğer noktalarda da olayların patlak vermesi anlamına geleceği konusunda uyarırken “Mübarek Ramazan ayında Allah’ın seçtiği şehitlerin kanlarının boşa gitmeyeceğini” söyleyerek Hamas'a Cenin'i desteklemesi ve işgale ve Batı Şeria'daki yerleşimcilere karşı mücadeleyi artırması çağrısında bulundular.
Hamas Hareketi sözcüsü Fevzi Berhum, ‘işgalci İsrail’in Cenin Mülteci Kampı’na ve orada yaşayanlara yönelik tehdidinin, özgür gençliğin iradesini kırmayacağını, aksine daha da güçlendireceğini’ söyledi. İslami Cihad Hareketi Basın Sözcüsü Tarık Selmi ise Filistinli grupların Cenin'i desteklemek ve işgale karşı koymak için birleştiğini doğruladı. İsrail’i saldırganlığı devam ettirmesinin güvenliğini sağlamayacağı, tüm direniş güçlerinin vatan savunmasında birleşeceği ve işgalcilerin Cenin'de ilerlemesine izin vermeyeceği konusunda uyardı. İslami Cihad Hareketi Sözcüsü Davud Şihab da İsrail'i,  Cenin'deki saldırganlığının devam etmesinin durumu daha da kötüleştireceği ve başka çatışma cepheleri açacağı konusunda uyardı.
Diğer taraftan Filistin Dışişleri Bakanlığı, İsrail'i, müzakere edilmiş siyasi bir çözüm yerine gerilimi tırmandırmakla suçladı. İsrail'in Filistin halkına, topraklarına, mülklerine, evlerine ve kutsal mekanlarına yönelik gerginliği kasıtlı olarak tırmandırmasını kınayan Bakanlık, “Bu tırmanışın çatışma arenası ve tüm bölge üzerindeki sonuçları ve yansımalarından tamamen ve doğrudan aşırılık yanlısı Naftali Bennett başkanlığındaki İsrail hükümeti sorumludur. İşgalci İsrail’in saldırgan uygulamaları, siyasi olan çatışmayı dini bir çatışmaya dönüştürmeye zorluyor” açıklamasında bulundu. Dışişleri Bakanlığı, çatışmanın uluslararası meşru kararlar temelinde müzakere edilerek siyasi bir çözüme kavuşturulmasının başka bir alternatifi olmadığını ve İsrail'in Filistin halkına dayatmaya çalıştığı tüm alternatiflerin başarısız olacağını vurguladı.



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.