Ukrayna-Rusya savaşını durdurma başarısızlığı sonrasında BM olmasaydı dünya daha mı iyi olurdu?

Ukrayna’da işgali durduramayan BM olmasaydı dünya daha mı iyi olurdu? BMGK daimî üyeleri, BM tüzüğünde değişiklik yapılarak azledilebilir

Birçok uluslararası uzman açısından şok edici gerçek, üye devletler istediği zaman uluslararası örgütün verimli ve hızlı çalışması ve üye devletler uzlaşı sağlamadığında çalışmamasıdır (Reuters)
Birçok uluslararası uzman açısından şok edici gerçek, üye devletler istediği zaman uluslararası örgütün verimli ve hızlı çalışması ve üye devletler uzlaşı sağlamadığında çalışmamasıdır (Reuters)
TT

Ukrayna-Rusya savaşını durdurma başarısızlığı sonrasında BM olmasaydı dünya daha mı iyi olurdu?

Birçok uluslararası uzman açısından şok edici gerçek, üye devletler istediği zaman uluslararası örgütün verimli ve hızlı çalışması ve üye devletler uzlaşı sağlamadığında çalışmamasıdır (Reuters)
Birçok uluslararası uzman açısından şok edici gerçek, üye devletler istediği zaman uluslararası örgütün verimli ve hızlı çalışması ve üye devletler uzlaşı sağlamadığında çalışmamasıdır (Reuters)

Tarık eş-Şami
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini durduramaması sonrasında pek çok kişi, uluslararası örgütün geleceğini ve BM olmasaydı dünyanın daha iyi bir durumda olup olmayacağını merak ediyor. Ama bazıları, birçok eksikliğine rağmen BMGK’daki veto hakkının nükleer güçler arasında bir çatışmanın patlak vermesini önlemede gerekli ve yararlı olduğuna inanıyor.
Başarısız olan BM, durduramadığı savaş ortasında kriz zamanlarında diplomatik çabalarda bulunmanın yanı sıra yardım sağlamak, mültecilere ve çocuklara bakmak gibi önemli alanlarda da rolünü sürdürüyor. Peki uluslararası örgütün geleceği nedir? Ukrayna savaşı ortasında onu hangi tehlikeler tehdit ediyor?

Dürüst eleştiri
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir I(Volodimir) Zelensky’nin (sokaklarda korkunç ceset görüntülerinin ortaya çıktığı) Kiev’in Buça banliyösünü ziyaretinden bir gün sonra 5 Nisan’da BMGK’da yaptığı duygusal konuşma, dünyanın BM’yi kapatmaya hazır olup olmadığı konusunda birçok soruyu gündeme getirdi. Ukraynalı lider, BMGK’yı açıkça eleştirirken, BMGK’nın güvence altına alması gereken güvenlik hakkında soru işaretlerine değindi. Zelenski ayrıca, saldırganlıkla mücadele etmek ve barışı sağlamak için tasarlanan ana kurumun, etkin bir şekilde çalışmadığına dikkati çekti.
Ancak Ukrayna Devlet Başkanın gerçek dışı olmayan açık sözlülüğüne ve BMGK önündeki konuşmasını görmezden gelme zorluğuna rağmen bu durum, BM tüzüğünün ilk kez ihlal edilişi değil. Deneyimli bir araştırmacı ve BM politikası uzmanı Thomas Weiss’ın belirttiğine göre uluslararası örgüt, birçok defa öldü. Güç kullanımına yalnızca meşru müdafaa amacıyla veya BMGK tarafından yetki verildiğinde izin verilmesi gerekiyordu. Ancak bununla birlikte tüzüğün hükümleri birçok kez ihlal edildi. Öyle ki bunların sonuncusu Rusya’nın, Batı’nın ‘ihlallerin en iğrenci’ olarak nitelendirdiği Ukrayna saldırısıydı.

Savaşı yasaklama girişimleri
Ancak devletlerin ulusal politikalarının bir aracı olarak savaşı yasaklamaya ve uluslararası anlaşmazlıkları çözmek için barışçıl yolları teşvik etmeye yönelik uluslararası girişimler, ilk olarak 1928’de Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa ve BM’deki barış hareketlerinin teşvik ettiği Kellogg-Briand Paktı ile başladı. Pakt, adını başlıca yazarları olan ABD Dışişleri Bakanı Frank Kellogg ve Fransa Dışişleri Bakanı Aristide Briand’dan almıştır. Pakt, hükümlerine uymayan devletlerin bu anlaşmanın sağladığı avantajlardan mahrum bırakılacağı vaadiyle birlikte, nitelikleri ne olursa olsun anlaşmazlıkları çözmenin bir yolu olarak kabul edilen bir antlaşmadır. Ancak antlaşma amaçlarına ulaşamadı, sadece 11 yıl sonra İkinci Dünya Savaşı patlak verdi.
Ancak BM tüzüğü, askeri müdahale tehdidi yoluyla yasadışı güç kullanımını ortadan kaldırmaya çalışarak doğru yönde atılmış bir adımdı. BM tüzüğü fikri, BMGK’nın beş daimî üyesinin onayına tabi olarak, saldırganlığa otomatik bir yanıt verileceğini öngörüyor. Bu üyeler, İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya, İtalya ve Japonya’yı hezimete uğratan Çin, Fransa, Sovyetler Birliği, Birleşik Krallık ve ABD’ydi.

Destekleyici veya engelleyici mekanizma?
BMGK’nın tüzüğü ve eylem mekanizması, daimî üyelerin itiraz etmemesi halinde, BM’nin saldırgan ülkelere askeri, ekonomik ve yargısal yollarla yanıt vereceği anlamına geliyordu. Bu, beş daimî üyenin desteğine ihtiyaç duyulduğu anlamına gelmiyor. Ama vetoyu oluşturan herhangi bir olumsuz oy kullanılamazdı ve BMGK’nın böyle çalışması gerekiyordu.
Pek çok kişi, BM’nin savaş sırasındaki ihlalleri ve vahşeti durduramaması konusunda Zelenski ile hemfikir olsa da BMGK, aslında olması gerektiği gibi çalışıyor. Öyle ki bir ülkenin, veto hakkını baştan beri kullanması mümkün.

En büyük tehlike
City University New York Graduate Center’da Siyaset Bilimi Profesörü ve Chicago Küresel İlişkiler Konseyi üyesi Thomas Weiss’a göre böyle bir yapının örgütü zayıflatabileceği yönündeki tüm ifadelere rağmen en büyük tehlike, örgütün var olmayacağıdır. Weiss’a göre veto olmasaydı ABD Kongresi, ABD’nin BM’ye katılımını onaylayamazdı. Sovyet lideri Josef Stalin’in veto yetkisinden fayda sağlamasaydı imza atmayacağı da açıktı. Ancak Mart 1946’da ‘Demir Perde’den bahseden dönemin Birleşik Krallık Başbakanı Winston Churchill’in sözlerinde görüldüğü üzere bu ortak eylem umutları, hızla suya düştü.
BM ve BMGK’nın bugüne kadar yürürlükte olan yapısının oluşturulmasında arkasında bir başka neden daha var ve bu neden, ABD’nin ve genel olarak Batı’nın Ukrayna’daki savaşa ilişkin tavrını açıklıyor. Öyle ki uluslararası örgütü kurarken mantık, herkesin teke karşı olduğu fikrine dayanıyordu. Yani saldırgan ülke büyük bir güç değilse ve bir saldırganlık olursa ülkeler, otomatik olarak birlikte müdahale edeceklerdi. Saldırgan ülke büyük bir güç ise o zaman büyük güçler işleri daha da kötüleştirmeye çalışmayacaktır. Çünkü Çin’e, ABD’ye veya Sovyetler Birliği’ne saldırmak bir üçüncü dünya savaşını tetikleyecektir. Bu ilke, yalnızca bir nükleer güç olarak Rusya için değil, aynı zamanda diğer nükleer güçler için de geçerli. Bu bağlamda BMGK, Hindistan ve Pakistan ile karşı karşıya gelmeyi ve Kuzey Kore ile de mücadele etmeyi kabul etmeyecek.

Veto, BM’yi yıkar mı?
Birçok uluslararası uzman açısından şok edici gerçek, üye devletler istediği zaman uluslararası örgütün verimli ve hızlı çalışması ve üye devletler uzlaşı sağlamadığında çalışmamasıdır. Örneğin 1990 yılında dünya ülkeleri, Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin’in Kuveyt saldırısına ve işgaline karşı BM aracılığıyla bir araya geldiğinde dünya, uluslararası sistemi savunuyordu. Ama ne yazık ki Körfez Savaşı, o zamanki uluslararası sistemle ilgili nedenlerden dolayı tek istisna olduğunu kanıtladı. ABD ile Çin’in her biri ve o dönemde son nefesini veren Sovyetler Birliği arasındaki ilişkiler nispeten iyiydi. Saddam Hüseyin, saldırganlığının ‘temel bir uluslararası kuralı’, yani sınırları zorla değiştirmenin yasa dışılığını ihlal etmesinden sonra sevilen bir isim değildi.
Ancak o günden bu yana büyük güçlerin ilişkileri önemli ölçüde bozulurken, bu koşullar tekrarlanmadı. BM, yaşananlardan gitgide kopmaya başladı. Balkan Savaşı’nda BMGK’da Sovyetler Birliği’nin koltuğunu devralan Rusya, Balkanlar’da akan kanın durdurulması için BM çatısı altında ortaklaşa her türlü harekete engel oldu. Rusya’nın ‘vetosu’, Moskova 2014’te Kırım’ı yasadışı bir şekilde ilhak ettiğinde herhangi bir Birleşmiş Milletler eylemini de engelledi. Bu durum, 24 Şubat’ta Ukrayna’ya yönelik saldırıdan sonra da tekrarlandı.
Aynı şekilde BM, 1994 yılında da Ruanda soykırımını engelleyemedi. Uluslararası örgüt, Suriye, Libya ve dünyanın diğer değişken bölgelerinde yüzbinlerce cana mal olan iç çatışmaları ve kanlı savaşları durdurmak için kolektif mekanizmalarını harekete geçirmekte de başarısız oldu.

Bir ülkenin BM üyeliğini iptal etmek mümkün mü?
Daimi üyelerin ‘veto’ hakkını kullanmaları nedeniyle BMGK kararlarında değişiklik yapılmasının imkansız görülmesi halinde, bazı taraflara göre, BM üyesi bir devletin dışlanması çözüm olabilir. Ancak bununla birlikte uluslararası örgütün internet sitesinde, tüzüğün 6. maddesinin ‘bir üye devletin, tüzükte yer alan ilkeleri ihlal etmekte ısrar etmesi halinde Genel Kurul’un BMGK’nın tavsiyesi üzerine onu örgütten çıkarabileceğini’ öngördüğü belirtiliyor. Bu uygulama, BM tarihinde henüz ortaya koyulmadı. Aynı şekilde 5. madde, BMGK’nın kendisine karşı önleyici veya idari tedbirler alması halinde, herhangi bir ülkenin BM Genel Kurulu’ndaki üyeliğinin askıya alınmasını öngörüyor. Bu durum, BMGK’nın tavsiyesi üzerine Genel Kurul tarafından üyelik hak ve imtiyazlarını kullanılmasının askıya alınmasına kadar uzanıyor.
BMGK’nın daimî üyeleri açısından ise bu ülkeler, 18. bölümde öngörüldüğü üzere BM tüzüğünde değişiklik yapılarak azledilebilir. Bu da BMGK’nın tüm daimî üyeleri dahil olmak üzere üye devletlerin üçte ikisinin onayını gerektiriyor.

Olası hasar
BMGK’nın mevcut eylemsizliği nedeniyle bazı kesimler, Ukrayna’da yaşananların BM’ye verebileceği olası hasarın boyutunu sorguluyor. Uzmanlara göre bunu tahmin etmek zor. Bununla birlikte bu karamsar görüşler, ABD istatistik rakamları tarafından desteklenmemekte. Chicago Küresel İlişkiler Konseyi’nin yıllık anketi, ABD’lilerin yaklaşık yüzde 60’ının BM’yi desteklediğini gösterdi. Bu nedenle BM’de kısıtlı bir hasar görmek şaşırtıcı olacaktır.
BM, birçok durumda daha iyisini yapabilirdi. Ama çok daha kötüsünü de yapabilirdi. Küba füze krizi sırasında veya Golan Tepeleri’ne barış gücü konuşlandırılması sırasında mekik diplomasisi yürütmeseydi gezegen muhtemelen daha kötü durumda olurdu.

Örgütten vazgeçilebilir mi?
BM araştırmacıları, çiçek hastalığını ortadan kaldırabilecek ve sıtmayı ve diğer hastalıkları yok etmeye yaklaşabilecek bir kuruluştan vazgeçme olasılığı konusunda şüpheci.Şarku’l Avsat’ın Indepedent Arabia’dan aktardığı analiz habere göre, BM’nin ortaya koyduğu her şey olumsuz da değil. BMGK, Ukrayna’da umutsuzca çaba sarf ederken BM’ye bağlı diğer kuruluşlar, yardım sağlamaya devam ediyor. Öyle ki BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin yardım etmeye çalıştığı dört buçuk milyon Ukraynalı mülteci var. UNICEF de Ukrayna’daki çocuklara ve başka yerlerdeki mülteci çocuklara yardım etmek için mücadele ederken, Afganistan’da kız çocuklarının eğitimini de teşvik etmeye çalışıyor.
Uluslararası örgüt, aynı zamanda krizleri yatıştırmak amacıyla farklı ülkelerin hükümetleri arasında diyalog, tartışma ve anlayış için bir alan sağlıyor. BM kuruluşları, dünyanın farklı yerlerinde ekonomik ve sosyal kalkınmanın ilerlemesine önemli ölçüde katkıda bulunuyor, iletişimle ilgili birçok düzenlemeyi koordine ediyor. Birçok ülkede barışı ve düzeni sağlamak için misyonlar göndermenin yanı sıra, ülkelerin nükleer tesislerini izlemek üzere çaba sarf ediyor. Ayrıca diğer insani acil durumlarda faaliyet gösteriyor, insan haklarını korumaya, beşeri ortama ve iklim değişikliğine dair felaket durumu hakkında bilgi sağlamaya çabalıyor.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe