Moskova, Batı'yı, Kiev’i silahlandırmaması konusunda ‘son kez’ uyardı

Devlet Duması'nda Ukrayna'daki askeri operasyona muhalefet gerekçesiyle ülkeden ayrılan Rus vatandaşların mal varlıklarına el konulması teklif edildi

Rus saldırısı başlamadan önce, 11 Şubat'ta Kiev Havaalanı’nda boşaltılan ABD menşeli Javelin füzeleri (AFP)
Rus saldırısı başlamadan önce, 11 Şubat'ta Kiev Havaalanı’nda boşaltılan ABD menşeli Javelin füzeleri (AFP)
TT

Moskova, Batı'yı, Kiev’i silahlandırmaması konusunda ‘son kez’ uyardı

Rus saldırısı başlamadan önce, 11 Şubat'ta Kiev Havaalanı’nda boşaltılan ABD menşeli Javelin füzeleri (AFP)
Rus saldırısı başlamadan önce, 11 Şubat'ta Kiev Havaalanı’nda boşaltılan ABD menşeli Javelin füzeleri (AFP)

Rusya, Batılı ülkeleri mevcut ‘askeri operasyonunu’ engellemeye çalışmamaları hususunda uyardı ve Ukrayna’ya gönderilen silah sevkiyatlarını hedef almakla tehdit etti. Washington’ın Kiev’e büyük miktarda askeri teçhizat ve gelişmiş silah desteği vermeyi planladığı bir evrede, Moskova’nın tehdidinin ‘son uyarı’ niteliği taşıdığı değerlendirildi.
Kremlin, her ne kadar ‘zorlu bir süreç’ olsa da Ukrayna ile müzakere yoluna bağlılığını teyit etti. Kremlin Sözcüsü Dimitriy Peskov, Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Vladimir Medinski’nin (Rus müzakere heyetinin başkanı) Ukrayna tarafıyla ciddiyetle müzakere ettiğini, şu anda   belirli bir şey açıklanamayacağını, ancak sıkı çalışmanın devam ettiğini söyledi.
Basına açıklama yapan Peskov, “Belirli sonuçlara ulaşılacağına dair bilgiler var, henüz duyurulacak bir şey yok, Medinskiy çok sıkı bir şekilde çalışmaya devam ediyor” dedi. Moskova geçtiğimiz günlerde, Ukrayna tarafını, daha önce mutabakat sağlanan bazı konulardan sapmakla itham etmiş ve Batı’yı müzakere sürecini sekteye uğratmak için Kiev’i yönlendirmekle suçlamıştı. Moskova ayrıca, geçmişte olduğu gibi yeni müzakere turlarında, operasyonun dozunun düşürülmeyeceğini duyurmuştu. Rusya Dışişileri Bakanı Sergey Lavrov, askeri harekatın, nihai hedeflere ulaşılana kadar süreceğini açıklamıştı.  
Öte yandan Kiev de askeri baskıya rağmen Rusya ile diyaloğu sürdürme arzusunda olduğunu duyurdu. Başkan Vladimir Zelenski’nin danışmanı, Rus mevkidaşı ile her an görüşmeye hazır olduğunu belirtti.  
Rusya Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko, Rusya'nın, Ukrayna’nın güneyindeki Mariupol'da kimyasal bileşenler de dahil olmak üzere yasaklanmış silahları kullandığı iddialarını yalanladı. Matviyenko, ‘’Rusya’nın herhangi bir kimyasal silah stoku bulunmamaktadır, bu tür silahları tamamıyla imha ettik, bu tür silahların Ukrayna’da kullanıldığı yönündeki veriler yalanlardan ibarettir’’ şeklinde konuştu.
Rusya’yı ve Rus ordusunu ‘itibarsızlaştırma ve imajını sarsmaya’ yönelik girişimler olduğuna dikkat çeken Matviyenko sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Bu tür iddialı suçlamalar elbette sadece gerçeklerin çarpıtılmasıdır. Rusya Federasyonu, şu ana kadar kimyasal silahlarını imha etmeyen ABD’nin aksine, 2017 yılında kimyasal silahlarının tümünü imha ederek yükümlülüklerini yerine getirmiştir.’’
Bu arada Devlet Duma’sındaki Soruşturma Komisyonu, milletvekillerinin sunduğu, Ukrayna’daki ‘askeri operasyon’ karşıtı olup ülkeden ayrılan Rus vatandaşlarının mal varlıklarına el konulmasına ilişkin, yasa tasarısı önerilerini incelediğini duyurdu. Soruşturma Komisyonu Sözcüsü Svetlana Petrenko, "Üyelerimizin, Rusya'ya karşı provokasyon yapan ve ülkeden ayrılan kişilerin mallarına el konulmasına ilişkin dilekçesi, mevcut mevzuat açısından ilgiyle incelenecektir’’ açıklamasında bulundu.  
Devlet Duma’sı üyesi Sultan Hamzayev, Soruşturma Komisyonu Başkanı Alexander Bastrykin'e, Ukrayna destekçisi olup Rusya'dan ayrılan vatandaşların mal varlıklarına el konulması için yasal bir mekanizma kurulması önerisi sunduğunu belirtti ve bu kişilerin ‘Rus silahlı kuvvetleri hakkında yanlış bilgi yaymak’ kapsamında soruşturulması ve mallarına el konulması gerektiğini savundu. Rusya'da Ukrayna savaşına karşı çıkanlar ‘hain’ olarak nitelendiriliyor. Bu kişilerle ilgili tartışmalar son haftalarda iç tartışmalara damgasını vurdu. Rusya Parlamentosu'nun alt kanadı Duma’da daha önce ‘hainlerin’ vatandaşlıktan çıkarılması ve mal varlıklarına el konulmasına yönelik bir yasa tasarısının tartışılacağı açıklanmıştı.

Rusya’nın uyarısı ve ABD’nin askeri yardımları  
Bu arada Moskova, Ukrayna'daki askeri operasyonunu engellemeye yönelik her türlü girişime "güçlü bir şekilde karşı çıkacağını" duyurdu ve Ukrayna’ya yapılan silah sevkiyatlarını hedef almakla tehdit etti. Rus medyasına konuşan üst düzey kaynaklar, ‘muhtemelen bu, son uyarı olabilir’ yorumunda bulundu.  
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, ABD'nin Ukrayna'ya gelişmiş silah desteği vermeye devam ettiğini ve Kiev’in pervasız düşmanlığını teşvik ettiğini söyledi. Ryabkov, Rus TASS haber ajansına verdiği röportajda, Moskova’nın bu koşullarda ABD yönetimi ile Ukrayna'daki durum konusunda kapsamlı bir temas kurmayı, anlamsız ve faydasız gördüğünü belirtti. Ryabkov, “Bununla birlikte, Amerikalılara ve diğer Batılılara, operasyonumuzu yavaşlatma, Rus askeri birliklerine ve Donetsk ve Luhansk halk cumhuriyetlerinin birliklerine mümkün olan en fazla zarar verme yönündeki girişimlerin güçlü bir şekilde engelleneceğini anlatmaya çalışıyoruz. Onları, Ukrayna topraklarında hareket eden silahlı ABD-NATO araçlarının meşru askeri hedefler olarak görüldüğü konusunda uyarıyoruz. Ukrayna’ya ulaşan silah sevkiyatlarını hedef alacağız” ifadelerini kullandı.  
Bu arada Washington'da, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin, Ukrayna'ya 750 milyon dolarlık ilave silah ve savunma yardımı yapacağı öğrenildi. ABD’nin yeni silah desteği içinde, zırhlı araçlar, obüsler, insansız hava araçları ve kimyasal, biyolojik veya nükleer bir saldırı durumunda personeli korumaya yönelik teçhizat da yer alıyor. Ukrayna'ya Rus araçlarına saldırmak için kullanılabilecek Sovyet menşeli Mi-17 helikopterlerinin sağlanma olasılığı da tartışılıyor. Rusya’nın denizden bir saldırı başlatma ihtimali değerlendirilirken, Ukrayna’ya sağlanacak olan ‘gelişmiş silahların ve insansız hava araçlarının’ sahil direnişinde etkili olacağı değerlendiriliyor. Modern obüsler de Ukrayna'nın Rus kuvvetlerine karşı ateş gücünü artıracak. Rus güçleri Donbass bölgesinde güçlerini yeniden konumlandırıyor. Askeri yetkililer ülkenin doğusundaki savaşın kritik bir evreye girdiği bu süreçte, ABD’nin silah desteğinin oldukça önemli olduğunu belirtiyor.



Siyasi pazarlıklar ile istihbarat faaliyetleri arasında gazeteciler ve casusluk suçlamaları

Rusya tarafından casuslukla suçlanan Amerikalı gazeteci Evan Gershkovich, Nisan 2024’te Moskova’daki bir mahkemede duruşmaya çıktı. (Reuters)
Rusya tarafından casuslukla suçlanan Amerikalı gazeteci Evan Gershkovich, Nisan 2024’te Moskova’daki bir mahkemede duruşmaya çıktı. (Reuters)
TT

Siyasi pazarlıklar ile istihbarat faaliyetleri arasında gazeteciler ve casusluk suçlamaları

Rusya tarafından casuslukla suçlanan Amerikalı gazeteci Evan Gershkovich, Nisan 2024’te Moskova’daki bir mahkemede duruşmaya çıktı. (Reuters)
Rusya tarafından casuslukla suçlanan Amerikalı gazeteci Evan Gershkovich, Nisan 2024’te Moskova’daki bir mahkemede duruşmaya çıktı. (Reuters)

Japon gazeteci Yuki Imai’nin salı günü Rusya’da yeniden gözaltına alınması, basın ile istihbarat arasındaki ilişkiyi ve uluslararası pazarlıkları yeniden gündeme taşıdı. Tarihsel örnekler, ülkeler arasında baskı unsuru olarak kullanılan gazetecilere yönelik uydurma suçlamaları ve medya alanında çalışmış bazı kişilerin istihbarat servisleriyle iş birliği yaptığının kanıtlandığı vakaları ortaya koyuyor.

Şarku’l Avsat’ın The Guardian’dan aktardığına göre, Hokkaido Shimbun gazetesinin muhabiri Imai, Sahalin’de gözaltına alındı ve Rus makamları tarafından casuslukla suçlandı. Mevcut bilgiler, gözaltının bir takas anlaşması ya da siyasi pazarlıkla bağlantılı olduğunu henüz ortaya koymuyor. Ancak gazetecinin gözaltına alınması, casusluk suçlamaları ile tutukluların serbest bırakılmasına yönelik müzakerelerin iç içe geçtiği bir dizi vakayı yeniden gündeme taşıyor.

Gershkovich: Hapishaneden takas anlaşmasına

ABD’li Evan Gershkovich’in davası, bir gazeteciye ilişkin dosyanın müzakere masasına nasıl taşınabildiğinin açık bir örneğini oluşturuyor. The Wall Street Journal muhabiri, Mart 2023’te Rusya’da gözaltına alınmış ve bir Rus silah şirketi hakkında bilgi toplamak amacıyla ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) adına casusluk yapmakla suçlanmıştı. Gazeteci, gazetesi ve ABD hükümeti suçlamayı reddetmişti. Gershkovich, Temmuz 2024’te 16 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Radio Free Europe/Radio Liberty’nin haberine göre Gershkovich, 1 Ağustos 2024’te, Rusya ve ABD vatandaşlığına sahip gazeteci Alsu Kurmasheva’nın da dahil olduğu bir takas kapsamında serbest bırakıldı. Rus ordusu hakkında ‘yanlış bilgi yaymak’ suçlamasıyla yargılanan Kurmasheva, altı yıl altı ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Rusya’ya dönenler arasında, Türk makamlarının Rusya Federal Güvenlik Servisi’nde (FSB) albay olarak nitelendirdiği Vadim Krasikov da bulunuyordu. Krasikov, 2019’da Berlin’de eski Çeçen komutan Zelimhan Hangoşvili’yi öldürmekten suçlu bulunmasının ardından Almanya’da müebbet hapis cezasını çekiyordu.

Takas, gözaltındaki bir gazetecinin akıbetinin farklı suçlardan hüküm giymiş kişileri de kapsayan müzakerelere dahil edilebildiğini ve vatandaşlarını geri almak isteyen hükümetleri zor kararlarla karşı karşıya bıraktığını gösterdi.

Gonzalez: Polonya’daki gözaltından Rusya’daki karşılamaya

Aynı takas kapsamında, Pablo Gonzalez olarak bilinen ve Pavel Rubtsov adını kullanan kişi de Rusya’ya döndü. Polonya, Moskova adına casusluk yaptığı şüphesiyle Gonzalez’i Şubat 2022’de gözaltına almıştı. Gonzalez, Publico gazetesi ve La Sexta televizyon kanalı da dahil olmak üzere İspanyol medya kuruluşlarında gazeteci olarak çalışıyordu.

scdfvgb
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Pablo Gonzalez (ortada) ve serbest bırakılan bir grup mahkûm, Moskova dışındaki Vnukovo Uluslararası Havalimanı’na varışları sırasında (AP – Arşiv)

The Guardian, Gonzalez’in Rus askeri istihbaratıyla bağlantılarına ilişkin şüpheleri ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ülkeye dönüşünde kendisini karşılamasını ele alan bir araştırma yayımladı. Ancak bu bulgular yargı kararının yerini tutmuyor. Gonzalez ise casusluk suçlamalarını reddediyor.

Pauken: Çin hükümeti adına çalışmak

ABD Adalet Bakanlığı’na göre Thomas Pauken, ABD makamlarına gerekli bildirimi yapmadan Çin hükümeti adına ülke içinde ajanlık faaliyetlerinde bulunduğunu kabul etmesinin ardından 1 Eylül 2026’da iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre Pauken, Çin devletine ait Çin Merkez Televizyonu (CCTV) ve Xinhua Haber Ajansı da dahil olmak üzere medya kuruluşlarında gazeteci olarak çalışmıştı.

Bakanlığın açıkladığı dava belgelerine göre Pauken’in görevleri arasında potansiyel kaynaklarla görüşmek, bu kişilere iletişim cihazları sağlamak, kendilerinden istenen bilgileri bildirmek ve hazırladıkları raporları ‘Cathy’ adıyla bilinen bir kadına iletmek bulunuyordu. Pauken, bu kadınla yürüttüğü çalışmalar karşılığında en az 100 bin dolar aldı.

Federal Soruşturma Bürosu (FBI), Pauken’in, Çin Devlet Güvenliği Bakanlığı’nın talimatları doğrultusunda işe alınması muhtemel kişileri belirlemek için çalıştığını kabul ettiğini bildirdi.

Pauken’in avukatı ise AP’ye yaptığı açıklamada, müvekkilinin Çin’e gizli sınıflandırmasına tabi hiçbir bilgi aktarmadığını ve savcılığın da mahkemede bunu kabul ettiğini söyledi.

ABD-İran anlaşması Rezaian’ın tutukluluğuna son verdi

İran’da ise Washington Post gazetesi muhabiri Jason Rezaian’ın davası, bir gazetecinin akıbetinin ülkeler arasındaki müzakerelerle nasıl bağlantılı hâle gelebildiğinin bir başka örneğini oluşturuyor. Rezaian, Temmuz 2014’te gözaltına alınmış, casusluk ve düşman hükümetlerle iş birliği yapmak da dahil olmak üzere çeşitli suçlamalarla karşı karşıya kalmış ve kapalı kapılar ardında yargılanmıştı.

rgthyj
Gazeteci Jason Rezaian, Ocak 2016’da İran hapishanelerinden serbest bırakıldıktan sonra (AP)

Basın özgürlüğünü savunan, merkezi New York’ta bulunan bağımsız bir kuruluş olan Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Rezaian’ın avukatının, dava dosyasında suçlamaları haklı çıkaracak herhangi bir delilin bulunmadığını söylediğini aktardı. Rezaian, Washington ile Tahran arasında varılan tutuklu takası anlaşması kapsamında Ocak 2016’da serbest bırakıldı.

Otis: Zorla itiraf ve serbest bırakılması için baskı

Soğuk Savaş döneminde, Washington ile Moskova ve müttefikleri arasındaki çatışmanın bir parçası olarak casusluk suçlamalarıyla gözaltına alınan gazetecilere ilişkin dikkat çekici davalar yaşandı. Çekoslovakya’da AP’nin Prag Büro Şefi William Oatis, Nisan 1951’de gözaltına alındı ve 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Ajansın 2012’de yayımladığı bir habere göre Oatis, itirafa zorlanmak amacıyla hücre hapsine maruz bırakıldı, uykudan ve yiyecekten mahrum edildi. Duruşmada verilen ifadeler ve davanın sonucu ise önceden hazırlanmıştı.

Oatis’in gözaltına alınması, Washington ile bir krize yol açtı. ABD, Çekoslovakya’ya karşı ticaret ve seyahat kısıtlamaları uyguladı. Diplomatik ve ekonomik baskıların ardından Mayıs 1953’te affedilen Oatis, ABD’ye döndü ve AP’de Birleşmiş Milletler’i (BM) takip eden muhabir olarak görevine devam etti.

Daniloff: Casusluk suçlaması ve Washington ile Moskova arasında uzlaşma

Moskova’da Sovyet makamları, US News & World Report dergisinin muhabiri Nicholas Daniloff’u 30 Ağustos 1986’da gözaltına alarak casuslukla suçladı. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın belgeleri arasında yayımlanan bir büyükelçilik telgrafına göre, Sovyet tanıdıklarından biri Daniloff’a içinde basın kupürleri bulunduğunu söylediği bir paket vermişti. Telgrafta Daniloff’un anlatımına yer verildiği üzere, ikili ayrıldıktan sonra güvenlik görevlileri Daniloff’u durdurup paketi açtı ve içinde ‘gizli’ ibaresi bulunan iki harita buldu. Washington, Daniloff’un gözaltına alınmasını, Sovyetlerin BM’de görevli çalışanı Gennadi Zaharov’un bir hafta önce New York’ta casusluk suçlamasıyla tutuklanmasına karşılık verilmiş bir adım olarak değerlendirdi.

Reuters’ın haberine göre, haftalar süren müzakerelerin ardından Daniloff’un yargılanmadan Sovyetler Birliği’nden ayrılmasına izin verildi. Uzlaşma kapsamında Zaharov’un ülkesine dönmesi ve Sovyet muhalif Yuri Orlov’un serbest bırakılarak ABD’ye gitmesi de sağlandı.

Basın kisvesi altında yürütülen istihbarat faaliyetleri

İngiliz Kim Philby, gazetecilik ile istihbarat faaliyetlerini bir arada yürüttü. İngiliz dış istihbarat servisi MI6’ta görev yapan Philby, Sovyetler Birliği’ne bilgi aktardı. Beyrut’ta yaşadığı dönemde İngiliz The Observer ve The Economist dergilerinin muhabiri olarak çalıştı. İngiliz Ulusal Arşivi’ne göre, dosyalarında Ocak 1963’te ajanlık yaptığına ilişkin delillerle yüzleştirildiği ve kısmi itirafta bulunduğu kayıtlı. Philby, aynı yıl Moskova’ya kaçtı.

Sovyet gazetesi İzvestiya, Aralık 1968’de bazı İngiliz gazeteci ve editörlerin İngiliz dış istihbarat servisi MI6 ile bağlantılarını ortaya koyduğunu ileri sürdüğü belgeler yayımladı. O dönemde bu suçlamalar reddedildi.

vfgbh
Eski İngiliz diplomat ve gazeteci Kim Philby, Londra’daki ailesinin evinde düzenlenen bir basın toplantısında, Kasım 1955 (AP)

Aradan onlarca yıl geçtikten sonra, yazar Jeremy Duns’un BBC için hazırladığı ve 2013’te yayımlanan araştırma, söz konusu belgeleri yeniden inceleyerek ele aldı. Araştırmada görüşlerine yer verilen tarihçiler ve eski gazeteciler, belgelerin doğruluğunu teyit etti. Araştırmada ayrıca tarihçi Alistair Horne’un, 1950’lerde Almanya’da Daily Telegraph muhabiri olarak çalışırken İngiliz istihbaratı adına üç ajanı yönettiğini kabul ettiği aktarıldı. İstihbarat tarihi araştırmacısı Stephen Dorril ise çifte ajan George Blake’in belgeleri Sovyetlere aktarmış olabileceğini değerlendirdi.

Bu vakalar, casusluk suçlamalarının nasıl siyasi baskı araçlarına dönüşebildiğini ve belgelenmiş bazı örneklerde gazetecilik faaliyetlerinin istihbarat çalışmalarına nasıl kılıf olarak kullanıldığını ortaya koyuyor. Bu olayları birbirinden ayırabilmek için her davadaki delillerin, faaliyetlerin niteliğinin ve yargılama koşullarının ayrı ayrı incelenmesi gerekiyor. Resmî bir suçlama, casusluğun kanıtlandığı anlamına gelmezken takas anlaşmaları da suçlamaların doğruluğundan çok devletlerin önceliklerini ortaya koyuyor.


Rusya ve Çin, ikili iş birliğini, Ukrayna ve İran’daki savaşları görüştü

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Çinli mevkidaşı Wang Yi'nin görüşmesinden. (AFP)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Çinli mevkidaşı Wang Yi'nin görüşmesinden. (AFP)
TT

Rusya ve Çin, ikili iş birliğini, Ukrayna ve İran’daki savaşları görüştü

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Çinli mevkidaşı Wang Yi'nin görüşmesinden. (AFP)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Çinli mevkidaşı Wang Yi'nin görüşmesinden. (AFP)

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Rusya ve Çin dışişleri bakanlarının dün Asya’da güvenlik konulu bir toplantı kapsamında ikili iş birliğini, Ukrayna ve İran’daki krizleri ele aldığını açıkladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Çinli mevkidaşı Wang Yi, Azerbaycan’da düzenlenen Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (CICA) kapsamında bir araya geldi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre açıklamada, iki bakanın “kapsamlı ortaklık ve stratejik iş birliğinin geliştirilmesine yönelik mekanizmaları ve ikili siyasi diyalogda tutumların koordinasyonunu” takdirle karşıladığı belirtildi.

Görüşmelerde ayrıca ABD ile ilişkilerin yanı sıra Ukrayna ve İran’daki krizlerin çevresindeki gelişmelerin de ele alındığı kaydedildi.

Rusya ve Çin, İran’daki çatışmanın sona erdirilmesi çağrısında bulunarak, savaşın genişleyebileceği ve bütün bölgenin istikrarını tehdit edebileceği uyarısında bulundu.

Çin, Ukrayna’da dört buçuk yıldır devam eden savaş boyunca Rusya ile “sınırsız” ortaklığını teyit ederken, aynı zamanda çatışmanın sona erdirilmesi için diplomatik çabaların sürdürülmesi çağrısı yaptı.


Moskova, “enerji ateşkesi”ni hiçe sayarak Kiev’e saldırdı

Dün Kiev’de hava saldırısında hasar gören bir binanın önünde Ukraynalı bir aile (AP)
Dün Kiev’de hava saldırısında hasar gören bir binanın önünde Ukraynalı bir aile (AP)
TT

Moskova, “enerji ateşkesi”ni hiçe sayarak Kiev’e saldırdı

Dün Kiev’de hava saldırısında hasar gören bir binanın önünde Ukraynalı bir aile (AP)
Dün Kiev’de hava saldırısında hasar gören bir binanın önünde Ukraynalı bir aile (AP)

Rusya güçleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın daha önce ilan ettiği ancak Moskova’nın bağlı kalacağını teyit etmediği “enerji ateşkesi”ni hiçe sayarcasına, Ukrayna’nın başkenti Kiev ve çevresindeki enerji altyapısı ile diğer Ukrayna şehirlerine geniş çaplı saldırı düzenledi.

Kiev yönetimi, ABD’yi istihbarat desteğini azaltması nedeniyle Rusya’nın savaşına “yardım etmekle” suçlayarak, Washington’a sert eleştiriler yöneltti. ABD yönetimi ise Ukrayna ile bu alandaki iş birliğini azaltmadığını savundu. ABD ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasındaki ilişkilerde giderek artan gerilim, cephedeki duruma da yansıdı.

Zelenskiy dün yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın Kiev’e yönelik balistik füze saldırıları öncesinde iki kez uyarı almadığını belirterek, bir kez daha uyarıda bulundu.

Zelenskiy, “Rusya’nın Kiev’e yönelik saldırısını ve ortaklarımızdan balistik füze fırlatılacağına dair herhangi bir uyarı almadığımızı size bildirmiştim. Bu, Ukrayna’nın hiçbir uyarı almadığı ikinci olay” ifadelerini kullandı.

İsminin açıklanmasını istemeyen üst düzey bir Ukraynalı yetkili de Washington’u Rusya’ya Ukrayna karşısında yardım etmekle suçladı. Yetkili, ABD’nin Rus saldırıları öncesinde Kiev’i uyarmadığını ve Starlink hizmetlerini yavaşlattığını öne sürdü.

Ukraynalı yetkili, “Enerji sektörüne yönelik geniş çaplı bir saldırı sırasında Rusya’nın balistik füze fırlatacağına ilişkin iki ayrı olayda da Washington’dan herhangi bir uyarı almadık” ifadelerini kullandı.