Moskova, Batı'yı, Kiev’i silahlandırmaması konusunda ‘son kez’ uyardı

Devlet Duması'nda Ukrayna'daki askeri operasyona muhalefet gerekçesiyle ülkeden ayrılan Rus vatandaşların mal varlıklarına el konulması teklif edildi

Rus saldırısı başlamadan önce, 11 Şubat'ta Kiev Havaalanı’nda boşaltılan ABD menşeli Javelin füzeleri (AFP)
Rus saldırısı başlamadan önce, 11 Şubat'ta Kiev Havaalanı’nda boşaltılan ABD menşeli Javelin füzeleri (AFP)
TT

Moskova, Batı'yı, Kiev’i silahlandırmaması konusunda ‘son kez’ uyardı

Rus saldırısı başlamadan önce, 11 Şubat'ta Kiev Havaalanı’nda boşaltılan ABD menşeli Javelin füzeleri (AFP)
Rus saldırısı başlamadan önce, 11 Şubat'ta Kiev Havaalanı’nda boşaltılan ABD menşeli Javelin füzeleri (AFP)

Rusya, Batılı ülkeleri mevcut ‘askeri operasyonunu’ engellemeye çalışmamaları hususunda uyardı ve Ukrayna’ya gönderilen silah sevkiyatlarını hedef almakla tehdit etti. Washington’ın Kiev’e büyük miktarda askeri teçhizat ve gelişmiş silah desteği vermeyi planladığı bir evrede, Moskova’nın tehdidinin ‘son uyarı’ niteliği taşıdığı değerlendirildi.
Kremlin, her ne kadar ‘zorlu bir süreç’ olsa da Ukrayna ile müzakere yoluna bağlılığını teyit etti. Kremlin Sözcüsü Dimitriy Peskov, Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Vladimir Medinski’nin (Rus müzakere heyetinin başkanı) Ukrayna tarafıyla ciddiyetle müzakere ettiğini, şu anda   belirli bir şey açıklanamayacağını, ancak sıkı çalışmanın devam ettiğini söyledi.
Basına açıklama yapan Peskov, “Belirli sonuçlara ulaşılacağına dair bilgiler var, henüz duyurulacak bir şey yok, Medinskiy çok sıkı bir şekilde çalışmaya devam ediyor” dedi. Moskova geçtiğimiz günlerde, Ukrayna tarafını, daha önce mutabakat sağlanan bazı konulardan sapmakla itham etmiş ve Batı’yı müzakere sürecini sekteye uğratmak için Kiev’i yönlendirmekle suçlamıştı. Moskova ayrıca, geçmişte olduğu gibi yeni müzakere turlarında, operasyonun dozunun düşürülmeyeceğini duyurmuştu. Rusya Dışişileri Bakanı Sergey Lavrov, askeri harekatın, nihai hedeflere ulaşılana kadar süreceğini açıklamıştı.  
Öte yandan Kiev de askeri baskıya rağmen Rusya ile diyaloğu sürdürme arzusunda olduğunu duyurdu. Başkan Vladimir Zelenski’nin danışmanı, Rus mevkidaşı ile her an görüşmeye hazır olduğunu belirtti.  
Rusya Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko, Rusya'nın, Ukrayna’nın güneyindeki Mariupol'da kimyasal bileşenler de dahil olmak üzere yasaklanmış silahları kullandığı iddialarını yalanladı. Matviyenko, ‘’Rusya’nın herhangi bir kimyasal silah stoku bulunmamaktadır, bu tür silahları tamamıyla imha ettik, bu tür silahların Ukrayna’da kullanıldığı yönündeki veriler yalanlardan ibarettir’’ şeklinde konuştu.
Rusya’yı ve Rus ordusunu ‘itibarsızlaştırma ve imajını sarsmaya’ yönelik girişimler olduğuna dikkat çeken Matviyenko sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Bu tür iddialı suçlamalar elbette sadece gerçeklerin çarpıtılmasıdır. Rusya Federasyonu, şu ana kadar kimyasal silahlarını imha etmeyen ABD’nin aksine, 2017 yılında kimyasal silahlarının tümünü imha ederek yükümlülüklerini yerine getirmiştir.’’
Bu arada Devlet Duma’sındaki Soruşturma Komisyonu, milletvekillerinin sunduğu, Ukrayna’daki ‘askeri operasyon’ karşıtı olup ülkeden ayrılan Rus vatandaşlarının mal varlıklarına el konulmasına ilişkin, yasa tasarısı önerilerini incelediğini duyurdu. Soruşturma Komisyonu Sözcüsü Svetlana Petrenko, "Üyelerimizin, Rusya'ya karşı provokasyon yapan ve ülkeden ayrılan kişilerin mallarına el konulmasına ilişkin dilekçesi, mevcut mevzuat açısından ilgiyle incelenecektir’’ açıklamasında bulundu.  
Devlet Duma’sı üyesi Sultan Hamzayev, Soruşturma Komisyonu Başkanı Alexander Bastrykin'e, Ukrayna destekçisi olup Rusya'dan ayrılan vatandaşların mal varlıklarına el konulması için yasal bir mekanizma kurulması önerisi sunduğunu belirtti ve bu kişilerin ‘Rus silahlı kuvvetleri hakkında yanlış bilgi yaymak’ kapsamında soruşturulması ve mallarına el konulması gerektiğini savundu. Rusya'da Ukrayna savaşına karşı çıkanlar ‘hain’ olarak nitelendiriliyor. Bu kişilerle ilgili tartışmalar son haftalarda iç tartışmalara damgasını vurdu. Rusya Parlamentosu'nun alt kanadı Duma’da daha önce ‘hainlerin’ vatandaşlıktan çıkarılması ve mal varlıklarına el konulmasına yönelik bir yasa tasarısının tartışılacağı açıklanmıştı.

Rusya’nın uyarısı ve ABD’nin askeri yardımları  
Bu arada Moskova, Ukrayna'daki askeri operasyonunu engellemeye yönelik her türlü girişime "güçlü bir şekilde karşı çıkacağını" duyurdu ve Ukrayna’ya yapılan silah sevkiyatlarını hedef almakla tehdit etti. Rus medyasına konuşan üst düzey kaynaklar, ‘muhtemelen bu, son uyarı olabilir’ yorumunda bulundu.  
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, ABD'nin Ukrayna'ya gelişmiş silah desteği vermeye devam ettiğini ve Kiev’in pervasız düşmanlığını teşvik ettiğini söyledi. Ryabkov, Rus TASS haber ajansına verdiği röportajda, Moskova’nın bu koşullarda ABD yönetimi ile Ukrayna'daki durum konusunda kapsamlı bir temas kurmayı, anlamsız ve faydasız gördüğünü belirtti. Ryabkov, “Bununla birlikte, Amerikalılara ve diğer Batılılara, operasyonumuzu yavaşlatma, Rus askeri birliklerine ve Donetsk ve Luhansk halk cumhuriyetlerinin birliklerine mümkün olan en fazla zarar verme yönündeki girişimlerin güçlü bir şekilde engelleneceğini anlatmaya çalışıyoruz. Onları, Ukrayna topraklarında hareket eden silahlı ABD-NATO araçlarının meşru askeri hedefler olarak görüldüğü konusunda uyarıyoruz. Ukrayna’ya ulaşan silah sevkiyatlarını hedef alacağız” ifadelerini kullandı.  
Bu arada Washington'da, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin, Ukrayna'ya 750 milyon dolarlık ilave silah ve savunma yardımı yapacağı öğrenildi. ABD’nin yeni silah desteği içinde, zırhlı araçlar, obüsler, insansız hava araçları ve kimyasal, biyolojik veya nükleer bir saldırı durumunda personeli korumaya yönelik teçhizat da yer alıyor. Ukrayna'ya Rus araçlarına saldırmak için kullanılabilecek Sovyet menşeli Mi-17 helikopterlerinin sağlanma olasılığı da tartışılıyor. Rusya’nın denizden bir saldırı başlatma ihtimali değerlendirilirken, Ukrayna’ya sağlanacak olan ‘gelişmiş silahların ve insansız hava araçlarının’ sahil direnişinde etkili olacağı değerlendiriliyor. Modern obüsler de Ukrayna'nın Rus kuvvetlerine karşı ateş gücünü artıracak. Rus güçleri Donbass bölgesinde güçlerini yeniden konumlandırıyor. Askeri yetkililer ülkenin doğusundaki savaşın kritik bir evreye girdiği bu süreçte, ABD’nin silah desteğinin oldukça önemli olduğunu belirtiyor.



Moskova’nın Güney Kafkasya'daki duruma ilişkin tavrında değişiklik

Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
TT

Moskova’nın Güney Kafkasya'daki duruma ilişkin tavrında değişiklik

Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)

Rusya’nın Ermenistan Büyükelçisi Sergey Kuperskin, Rusya’nın Ermenistan ile ABD arasındaki ‘Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu’ projesini yakından takip ettiğini ve bu girişime katılma olasılığını görüşmeye hazır olduğunu açıkladı.

Bu açıklama, yüzyıllardır Moskova'nın hayati etki alanı ve Rusya'nın zayıf noktası olarak kabul edilen Güney Kafkasya bölgesinde artan Amerikan faaliyetlerine ilişkin Rusya'nın tutumunda bir değişiklik olduğunu gösterdi. Bu bölge, defalarca dalgalanmalara ve Rusya'nın etkisine yönelik tehditlere tanık oldu.

edrft
Ermenistan ve Azerbaycan arasında anlaşmanın imzalanmasının ardından Beyaz Saray'da Donald Trump, İlham Aliyev ve Nikol Paşinyan tokalaşırken, 8 Ağustos 2025 (Reuters)

Azerbaycan'ı güney Ermenistan üzerinden Nahçıvan bölgesine (Ermenistan'ın adlandırmasına göre Nahichevan) bağlayan tartışmalı ‘Zengazur Koridoru’ kara projesine atıfta bulunan Kuperskin, ülkesinin ‘projeyle ilgili gelişmeleri takip ettiğini ve diğer hususların yanı sıra, Ermenistan Cumhuriyeti'ndeki demiryolu sektörünün bakımı ve geliştirilmesinde Rusya ile Ermenistan arasındaki yakın işbirliğini de dikkate alarak, müzakerelere katılmaya ve bu girişime katılma olasılığını görüşmeye hazır olduğunu’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov daha önce bu konuyu belirsiz ifadelerle ele almıştı. Lavrov, “Bu projenin somut pratik detayları henüz şekillenmeye başladı ve projenin başlatılması biraz zaman alacak” dedi.

tvrfv
Soldan sağa: Azerbaycan, Kazakistan, Rusya, Beyaz Rusya, Özbekistan, Tacikistan ve Ermenistan liderleri 10 Ekim'de Duşanbe'deki BDT zirvesinin yapıldığı binaya doğru ilerlerken (EPA)

Rusya Dışişleri Bakanlığı Enformasyon ve Basın Dairesi Başkanı Mariya Zaharova da Rusya'nın, Rusya Demiryollarının benzersiz uzmanlığından yararlanmak da dahil olmak üzere, projeye katılım seçeneklerini araştırmaya hazır olduğunu duyurdu.

Moskova, geçtiğimiz yıl ağustos ayında Washington'da Ermenistan ve Azerbaycan arasında varılan anlaşmanın bazı ayrıntılarına ilişkin çekincelerini daha önce dile getirmişti. Bakü ve Erivan arasındaki barış çabalarından duydukları memnuniyeti dile getiren Rus yetkililer, ABD'ye bölgede doğrudan varlık gösterme hakkı verilmesine ilişkin ayrıntılara açıkça memnuniyetsizliklerini ifade ettiler.

Azerbaycan ve Ermenistan tarafları, ABD'nin himayesinde düzenlenen ve onlarca yıldır taraflar arasında doğrudan arabuluculuk yapan Moskova'nın davet edilmediği bir toplantıda, barış ve on yıllardır süren çatışmanın sona ermesi için bir ön anlaşma imzaladı. İki ülke arasında barışın tesis edilmesi ve ilişkilerin güçlendirilmesine ilişkin anlaşma, Azerbaycan ile Ermenistan üzerinden Nahçıvan Özerk Bölgesi'ni birbirine bağlayan bir koridorun oluşturulmasına ilişkin bir madde içeriyordu. Bu konu, iki ülke arasında önemli bir anlaşmazlık noktasıydı.

dcfgtyhu
Dağlık Karabağ'daki Azerbaycan kontrol noktası, Ağustos 2023 (AFP)

Erivan, ‘Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu’ olarak adlandırılan koridorun kurulması için ABD ve üçüncü taraflarla iş birliği yapmayı kabul etti. Bu gelişme, özellikle projeyi uygulamak için Amerikan şirketlerinin davet edilmesi konusundaki tartışmaların artmasıyla, Rusya ve İran’ın bölgedeki çıkarlarına doğrudan bir tehdit oluşturdu ve ABD’nin uzun vadeli ekonomik, ticari ve güvenlik varlığının kurulması anlamına geliyordu. Moskova, Washington'u doğrudan eleştirmekten kaçınırken, bazı yetkililer sadece dolaylı olarak memnuniyetsizliklerini dile getirdiler. İran ise, bu koridorun kendisini Kafkasya'dan izole edeceği ve sınırlarına yabancı bir varlık getireceği endişesiyle, koridorun kurulmasına şiddetle karşı çıktı.

Birkaç gün önce, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile yaptığı görüşmede, Erivan'ın Washington'a kendi topraklarındaki koridorda bir pay vereceğini doğruladı. ABD Dışişleri Bakanlığı, yüzde 74'ü ABD'ye ait olacak şekilde, bu arazide demiryolu ve karayolu altyapısının inşasından sorumlu olacak bir şirket kurulacağını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı'nın çerçeve metninde belirtildiği üzere, projenin ABD'nin yatırımlarına ve ‘kritik ve nadir minerallere’ ABD pazarına erişimine olanak sağlaması bekleniyor. Rubio, toplantı sırasında “Anlaşma, egemenlik ve toprak bütünlüğünden ödün vermeden ekonomik faaliyete ve refaha nasıl açılabileceğimizi gösteren, dünya için bir model olacak” dedi. “Bu, Ermenistan için, ABD için ve ilgili herkes için iyi olacak” diye ekleyen Rubio, Trump yönetiminin artık ‘anlaşmayı uygulamak için’ çalışacağını vurguladı.

sdfrgth
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan (sağda), Erivan'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı görüşmede imzalanan anlaşma belgelerini değiş-tokuş ederken (EPA)

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise Azerbaycan'ı Nahçıvan'a bağlayan koridorun güvenliğinin ‘üçüncü bir ülke değil, Ermenistan tarafından’ garanti edileceğini vurguladı.

Rusya'nın projeye ilişkin tutumundaki gelişme ve projeye katılma isteği konusunda görüşmelerin başlamasına, Moskova'nın Avrupa ile daha geniş bir iş birliğine yönelmeden önce Rusya'nın yakın müttefiki olan Ermenistan'a gönderilen mesajlar eşlik etti.

Bakan Lavrov, birkaç gün önce Ermenistan Ulusal Meclisi Başkanı Alen Simonyan ile yaptığı görüşmede şunları söyledi:

"Ermenistan'ın, Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyelerinin Rusya'ya stratejik bir yenilgi yaşatmak amacıyla açıkça savaş ilan ettiği bu durumun arkasındaki nedenleri tam olarak anladığını, şüphe ve hatta yalanlar saçan bir anlatının iki ülkemizin kamuoyunu domine etmemesini içtenlikle umuyorum.”

Ülkesinin ‘hiçbir ortağının herhangi bir yönde dış ilişkiler geliştirmesine asla itiraz etmediğini’ vurgulayan Lavrov, ancak Rusya’nın AB’deki muhataplarının, söz konusu ülkeyi sürekli olarak ‘ya bizimle ya da onlarla’ şeklindeki iki seçenek arasında seçim yapmaya zorladığını belirtti.


Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.