Kudüs Gücü Komutanı Kaani, İsrail’in hızla ortadan kaldırılacağına söz verdi

Fuad Hüseyin’den Reisi’ye: Irak, İran'ın güvenliğine yönelik saldırıların çıkış merkezi olmayacak.

Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, Tahran’da konuşma yaptı. (Reuters)
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, Tahran’da konuşma yaptı. (Reuters)
TT

Kudüs Gücü Komutanı Kaani, İsrail’in hızla ortadan kaldırılacağına söz verdi

Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, Tahran’da konuşma yaptı. (Reuters)
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, Tahran’da konuşma yaptı. (Reuters)

İran Devrim Muhafızları’nın dış operasyonlarını yürüten Kudüs Gücü’nün komutanı İsmail Kaani, uzun bir yokluğun ardından yeniden ortaya çıktı ve İsrail'i ‘ortadan kaldırma’ tehdidini yineledi. Kaani, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’e düzenlenen balistik füze saldırısını savundu. Bu açıklamalar, İran’ın, Viyana’daki nükleer görüşmelerde ‘askıda olan sorunları’ aşmak için bölgesel gerilimi azaltması yönündeki ABD’nin koşullar öne sürdüğü bir süreçte yapıldı.  
Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, İran’ın ‘küresel hegemonyaya ve Siyonizme karşı mücadelenin ön saflarında yer aldığını’ vurguladı ve ‘Siyonist varlığın ortadan kaldırılmasını hızlandırma sözü vererek İsrail’in yıkımının hız kazandığını’ belirtti. Kaani, Irak-İran Savaşı’nda maruz kaldığı ‘kimyasal bir yaralanmanın’ nüksetmesi sonucu bir yıl önce ölen ‘Kudüs Gücü Generali’ni’ anma töreninde konuştu. Devrim Muhafızları’na yakın kaynaklar, General Muhammed Hicazi’nin başka bir nedenle ölmüş olabileceğini iddia etmişti.  
Kaani, konuşmasında, güçlerinin İsrail, Yemen, Lübnan, Irak ve Suriye’deki faaliyetlerinden üstü kapalı bir şekilde övünerek bahsetti. İsrail’de son haftalarda 14 kişinin ölümüne neden olan saldırıları desteklediğini ifade etti. Reuters haber ajansına göre Kaani bu bağlamda şunları syledi:
"Dünyada Siyonist varlıkla mücadele eden ve ona karşı çıkan her grubu destekliyoruz. Bu desteği sürdüreceğiz. İsrail kameralarla donatılmış, sürekli gözetilen bir askeri kışladır, İsrail Siyonist polis devleti herkesin her adımını izlemektedir.”  
Elleri kolları bağlı oturmadıklarını vurgulayan Kaani sözleirni şöyle sürdürdü:
“Gerektiğinde inisiyatifi ele alacağız. Son zamanlarda Siyonist oluşum bize karşı harekete geçmek istedi. İslam rejimi, dünyanın herhangi bir yerinde çıkarlarımızı tehdit ederlerse, onları bulduğumuz yerde cevap vereceğimizi söyledi. Tabii biz nerede olduğunuzu gayet iyi biliyoruz. Örneğin Erbil’de. Irak’takilerin çoğu Mossad’ın Erbil’de bir üssü olduğunun farkında değil ancak İslam rejimi, düşmanını iyi takip ediyor ve onunla nasıl başa çıkması gerektiğini biliyor.”  
İran Devrim Muhafızları 13 Mart’ta Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’e, 10’un üzerinde kısa menzilli balistik füze fırlatmıştı. İran bu bölgedeki ‘İsrail üssünü’ hedef aldığını açıkladı, IKBY yönetimi ise söz konusu bölgenin yerleşim alanı olduğunu bildirdi. Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Hüseyin Selami 23 Mart’ta yaptığı açıklamada, unsurlarına yönelik herhangi bir saldırıya tereddütsüz misilleme yapacaklarını vurguladı. Selami “Bu gerçek ve ciddi bir mesajdır. Bize zarar verirseniz saldırılarımıza şahit olursunuz ve füze darbelerimizin acısını tadarsınız” dedi.
Uzmanlar, Erbil saldırısının gerekçesi hakkında ihtilafa düştü. Bazıları saldırının, İsrail’in Suriye’de DMO mevzilerine gerçekleştirdiği hava saldırılarına misilleme olarak yapıldığını iddia ederken Devrim Muhafızları’na yakın kaynaklar ise Erbil saldırısının, Kirmanşah eyaleti yakınlarındaki bir insansız hava aracı üssüne düzenlenen saldırının intikamı olduğunu ileri sürdü. Daha sonra İsrail basınında, İHA üssüne düzenlenen İsrail operasyonunun ayrıntılarına yer verildi.  
Tahran’a resmi ziyarette bulunan Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin’in gündeminde de Erbil saldırısı vardı. Ziyaretinin ikinci gününde, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi tarafından kabul edilen Fuad Hüseyin şunları söyledi:
"Irak, İran veya herhangi başka bir ülkenin güvenliğine yönelik tehdit ve saldırıların çıkış merkezi olmayacaktır. İran’ın güvenlik başta olmak üzere çıkarlarının tehdit edilmesini engellemek için kapsamlı bir iş birliğine hazırız.”  
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi de şu açıklamada bulundu:
“Tahran ve Bağdat'ın güvenlik çıkarları iç içedir, düşmanlar bunamüdahale edemez. Tahran komşu ülkelerden, özellikle Irak’tan, İran İslam Cumhuriyeti’ni hedef alan yabancılara izin vermemesini bekliyor. Bu hem federal hükümetin kontrolü altındaki alanlar hem de Kürdistan bölgesinin kontrolündeki bölgeler için geçerli. Komşu ülkelerin, düşmanların entrikalarından haberdar olmasını bekliyoruz.”  
Reisi’nin İran Cumhurbaşkanlığı’nın internet sitesinde yer alan konuşmasında şu ifadelere yer verildi:
“Bölgesel yönetimin bir ihmali söz konusu. Ancak İslam Cumhuriyeti, Siyonist rejimin hareketlerini yakından takip ediyor. Bu rejimle yapılan iş birliği gizlenemez. Irak da dahil olmak üzere herhangi bir ülke üzerinden bölgenin güvenliğini tehlikeye atmalarına izin vermeyeceğiz.”  
Tahran'ı ziyaret eden Irak heyetinde Ulusal Güvenlik Müsteşarı Kasım el-Araci de bulunuyordu.
Fuad Hüseyin, İranlı mevkidaşı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile düzenlediği ortak basın toplantısında, iki ülke arasındaki güvenlik sorunlarının diplomatik yollar ve diyalogla çözülmesi gerektiğine vurgu yapmıştı.  
İsrail, İran ile küresel güçler arasında yapılan ‘2015 nükleer anlaşmasının’ yeniden canlandırılmasına karşı çıkıyor. Tel Aviv yönetimi, Washington'ın Devrim Muhafızları’nı ABD terör örgütleri listesinden çıkarma eğiliminden duyduğu endişeyi dile getirmişti. Avusturya’nın başkenti Viyana’da gerçekleştirilen nükleer müzakerelerde sona yaklaşılmışken, Rusya kendisine uygulanan yaptırımların İran ile ticari ilişkilerine etki etmeyeceği yönünde garanti talep etti. Rus engelinin aşılmasının ardından, Tahran’ın Devrim Muhafızları Ordusu’nun ‘terör listesinden’ çıkarılmasında ısrarcı olması, müzakereleri durma noktasına getirdi. Çeşitli kaynaklara göre ABD, ‘Devrim Muhafızları’nın bölgesel faaliyetlerini azaltması’ karşılığında Devrim Muhafızları’nı ‘terör listesinden’ çıkarmayı teklif etti ancak Tahran bu teklifi kabul etmedi. İddialara göre ABD’nin koşullarından biri de Kasım Süleymani suikastının intikamına dair herhangi bir girişimde bulunulmamasıydı. Reuters haber ajansına geçen hafta açıklamada bulunan İranlı bir diplomat, ABD’nin Kudüs Gücü’nü listede tutmaya devam ederek Devrim Muhafızları’nı ‘terör listesinden’ kaldırmayı teklif ettiğini ancak İran’ın bunu kabul etmediğini aktardı.
Diğer yandan Washington Post’a değerlendirmelerde bulunan üst düzey bir ABD’li yetkili, Joe Biden yönetiminin Devrim Muhafızları’nı terör listesinden kaldırmayı düşünmediğini bildirdi.   
ABD ile uzlaşılamamasının ardından Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri Komutanı önceki gün “Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin karşılığı Tüm Amerikalıları öldürmek değildir. Biz intikamımızı onun izinden giderek farklı yöntemlerle almalıyız” dedi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, ABD yönetiminin bu açıklamalara ilişkin tutumuna ilişkin bir soruya yanıt olarak, "Vatandaşlarımızı koruyacağımızı defalarca ifade ettik. Buna ABD’ye halen hizmet edenler ve daha önce hizmet etmiş olanlar da dahildir” dedi.   
 
Cumhuriyetçilerden mesaj
ABD Kongresi'ndeki bir grup Cumhuriyetçi temsilci, önümüzdeki kasım ayında yapılacak ara seçimlerde çoğunluğu elde etmeleri durumunda nükleer anlaşmanın canlandırılmasını engelleyecekleri açıklamasında bulundu. Cumhuriyetçi Araştırma Komisyonu’nun Twitter hesabından Farsça olarak şu açıklama yapıldı:
“Cumhuriyetçiler olarak, İranlı milletvekillerine, Temsilciler Meclisi’nde kontrolü ele geçirdiğimizde nükleer anlaşmanın yeniden canlanmasını engellemek ve maksimum baskı politikasına dönmek için elimizden geleni yapacağımızı garanti ederiz.”  



İran savaşının sona ermesi Mısır’daki enflasyonu hafifletecek mi?

Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
TT

İran savaşının sona ermesi Mısır’daki enflasyonu hafifletecek mi?

Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)

İran savaşının sona ermesiyle eş zamanlı olarak ABD dolarının Mısır cüneyhi karşısında kayda değer ölçüde gerilemesi, Mısırlıların zihninde bu gelişmenin bölgedeki krizlerin tetiklediği hayat pahalılığı üzerinde etkili olup olmayacağına dair soruları ve belki de umutları yeniden gündeme taşıdı.

Mısır’da dün bankacılık işlemlerinin son saatlerinde dolar kuru çok sayıda bankada 50 Mısır lirasının altına gerileyerek 49,8 liraya düştü. Böylece dolar, mart ayından bu yana ilk kez bu seviyenin altına inmiş oldu.

Hayat pahalılığından yakınan çok sayıdaki Mısırlıdan biri de Kahire’nin doğusunda özel bir şirkette muhasebeci olarak çalışan Muhammed Kasım. Kasım, “Dolar her düştüğünde fiyatların da gerilemesini bekliyoruz ancak bu gerçekleşmiyor. Bir ürünün fiyatı yükseldiğinde bir daha asla düşmüyor” dedi.

Kasım, her gün evinden iş yerine ulaşım masraflarını karşılamak zorunda olduğunu, ayrıca eğitim çağında iki çocuğu bulunduğunu belirtti. Hayat pahalılığının nedenlerinin ortadan kalkmasıyla birlikte fiyatların da gerilemesini umut ettiğini söyleyen Kasım, “Savaş sona erdiğine ve enerji fiyatları dünya genelinde düştüğüne göre artık zamları haklı gösterecek bir neden kalmadı. Tüccarların ve satıcıların fiyat artışlarını gerekçelendirmek için öne sürdüğü Hürmüz Boğazı’nın kapanması riski de ortadan kalktı” ifadelerini kullandı.

Gelecekteki etkisi

Ancak ekonomist Mustafa Bedra farklı düşünüyor. Bedra, “İran savaşı sırasında yaşanan her günün geleceğe uzanan etkileri olacak” değerlendirmesinde bulundu.

Şarku’l Avsat’a konuşan Bedra, “Savaşın bir ay sürmesi halinde etkilerinin üç ila altı ay boyunca devam edeceğini öngörüyordum. Şimdi ise savaşın süresi neredeyse yüz günü aştı. Dolayısıyla etkilerinin kısa sürede ortadan kalkmasını beklemek gerçekçi değil” dedi. Ekonomik koşulları etkileyen unsurların büyük ölçüde değişmediğini belirten Bedra, “Petrol varil fiyatlarının etkisi, Hürmüz Boğazı’ndaki kapanmalar nedeniyle tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ve enflasyondaki yükseliş gibi faktörler hâlâ geçerliliğini koruyor. Benim görüşüme göre fiyatlarda hissedilir bir düşüşün görülmesi için en az altı aylık bir süreye ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

cvcsv
Mısırlılar, dolar kurundaki düşüşün ardından fiyatların düşmesini umuyor. (Şarku’l Avsat)

Bedra, Mısır’dan çıkan dolaylı yabancı yatırımların etkisine de değinerek, bu sermayenin yeniden ülkeye dönmesinin ve döviz kurunun tekrar 47 Mısır cüneyhi seviyesine gerilemesinin 3 ila 6 ay sürebileceğini söyledi. Bunun ise mevcut ekonomik koşulların değişmemesine ve bölgede yeniden bir savaşın patlak vermemesine bağlı olduğunu vurguladı.

Bedra, “Gemiler yeniden Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye başladı. Petrol varil fiyatları da savaşın sona erdiğine ilişkin medya haberlerinin etkisiyle düşüş eğilimine girdi. Ancak ortada henüz nihai ve kalıcı bir anlaşma bulunmuyor” dedi.

Şubat ayının sonunda başlayan İran savaşıyla birlikte dolar kuru Mısır’da 55 cüneyhin üzerine çıkarak rekor seviyelere ulaşmıştı. Savaş öncesinde dolar yaklaşık 47 cüneyh seviyesinde işlem görüyordu.

Bedra, “Savaş tamamen sona erer ve bölge yeniden istikrara kavuşursa bunun fiyatlara yansımasını görmek için önümüzde yaklaşık altı aylık bir süreç bulunuyor. Petrolün varil fiyatı yeniden 60-70 dolar bandına gerilediğinde hükümetten benzin ve motorin fiyatlarında indirime gitmesini talep etmeye başlayabiliriz. Ancak şu an petrol hâlâ 80 dolar civarında seyrediyor. Dolayısıyla olayların önüne geçip hükümetten hemen fiyat indirimi istemek gerçekçi değil” şeklinde konuştu.

‘İstikrar için bir fırsat’

Kahire’nin doğusunda özel bir şirkette çalışan 20’li yaşlardaki Hacer Mahmud ise fiyatlardaki sürekli artışın önüne geçecek kararlı adımlar atılması gerektiğini düşünüyor. Mahmud, savaşın sona ermesini ‘özellikle bölgede yeniden sükûnetin sağlanacağına dair beklentiler ışığında piyasaların istikrar kazanması için büyük bir fırsat’ olarak değerlendiriyor.

Kişisel ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra ailesine de her ay maddi destek sağlamayı hedeflediğini belirten Mahmud, fiyatların istikrara kavuşmasını ve gerilemesini umut ettiğini söyledi. Mahmud, “Birçok ekonomi uzmanı önümüzdeki dönemde doların 47 Mısır cüneyhine kadar gerileyebileceğini dile getirdi” dedi.

Bankacılık uzmanı Seher ed-Damati ise petrol fiyatlarındaki düşüşe dikkat çekerek bunun hayat pahalılığını artıran temel etkenlerden biri olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Damati, “Karşı karşıya olduğumuz durum ithal enflasyondu. Mısır’ın savaş öncesinde 60 dolara ithal ettiği bir ürünün maliyeti İran savaşı sırasında 100 doların üzerine çıktı. Buna nakliye ve sigorta giderleri de eklendi. Şimdi ise fiyatlar geriliyor ve bu tek başına bile son derece önemli bir gelişme” ifadelerini kullandı.

Mısır’da aylık enflasyon oranı mayıs ayında yüzde 1,6 olarak kaydedilirken, bu oran nisanda yüzde 1,1 seviyesindeydi. Yıllık enflasyon ise mayıs ayında yaklaşık yüzde 13,8 olarak gerçekleşti.

Damati, “Hazine bonolarına yatırım yapan yatırımcılar güçlü şekilde geri döndü. Bu durum ülkeye döviz girişini artırdı. Ayrıca Çin ile yapılan yuan bazlı para takası anlaşması da katkı sağladı. Bunun yanında Mısır, arz ve talebe göre şekillenen esnek döviz kuru sistemini uyguluyor. Piyasadaki döviz arzının artması doğal olarak fiyatların düşmesine zemin hazırlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

vcdfc
Kahire’deki bir döviz bürosu (AFP)

Sözlerine devam eden Damati, “Eğer jeopolitik koşullar mevcut haliyle devam ederse fiyatların düşeceğini düşünüyorum; ancak savaş yeniden başlarsa her şey başa döner” dedi.

Mısır Merkez Bankası, geçen hafta yaptığı açıklamada ülkenin net döviz rezervlerinin mayıs ayında 53,134 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Nisan ayında bu rakam 53,009 milyar dolar seviyesindeydi. Böylece rezervlerde 125 milyon dolarlık bir artış kaydedildi.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı, ülkede döviz piyasasında istikrarı sağlamak amacıyla döviz ticareti yapanlara yönelik operasyonlarını sürdürdüğünü açıkladı. Bakanlık, çarşamba günü 24 saat içinde 8 milyon Mısır cüneyhini aşan değerlerde yabancı para ticaretiyle ilgili bazı dosyaların ele geçirildiğini duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın bakanlığın resmî Facebook sayfasındaki verilerden yaptığı derlemeye göre, iç güvenlik birimleri pazar gününden salıya kadar geçen üç günlük süreçte yaklaşık 15 milyon Mısır cüneyhi değerinde döviz işlemiyle ilgili vaka tespit etti.


ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak
TT

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında varılan mutabakat zaptının imza töreni, cuma günü İsviçre’nin orta kesiminde bulunan ve Luzern Gölü’ne bakan Bürgenstock Dağı üzerindeki lüks bir otelde gerçekleştirilecek. İsviçre Dışişleri Bakanlığı, bölgenin ulaşımının zor olması nedeniyle güvenliğinin daha kolay sağlandığını belirterek, mekânın Pakistanlı ve Katarlı arabulucuların yanı sıra ABD ve İran tarafından da uygun görüldüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Washington ile Tahran arasındaki mutabakat zaptının ABD Başkanı Donald Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance, İran Meclis Başkanı ve başmüzakereci Muhammed Bakır Kalibaf tarafından elektronik ortamda imzalandığını duyurdu. Kalibaf ile Vance’ın, ülkelerinin heyetlerine liderlik ederek İsviçre’deki resmi imza törenine katılması bekleniyor.

Belgenin içeriğine ilişkin açıklama yapan Vance, metnin yaklaşık bir buçuk sayfadan oluştuğunu ve genel çerçeveli hükümler içerdiğini söyledi. Trump ise bugün, G7 Zirvesi için bulunduğu Fransa’da yaptığı açıklamada anlaşma metninin yakında kamuoyuna duyurulacağını belirtti.

Bilindiği üzere anlaşma, nisan ayında ilan edilen ve kırılganlığını koruyan ateşkesi 60 gün daha uzatacak ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını sağlayacak. Trump’a göre anlaşmada ayrıca İran’ın nükleer silah sahibi olmayacağının açık biçimde yer aldığı ifade ediliyor.

Tarafların, anlaşmanın imzalanmasının ardından İran’ın nükleer programının geleceği gibi karmaşık başlıklarda yeni müzakere sürecine başlaması bekleniyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu görüşmelerin cuma günü İsviçre’de, çerçeve anlaşmanın resmi olarak imzalanmasının ardından başlayacağını açıkladı.

Wall Street Journal’ın bilgili kaynaklara dayandırdığı habere göre:

  • ABD, savaşın sona erdirilmesine yönelik anlaşma kapsamında İran’ın petrol ve yakıt satışlarına derhal yeniden başlamasına izin verecek.
  • İran, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte uluslararası petrol ve yakıt ihracatını yeniden gerçekleştirebilecek.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Lübnanlı mevkidaşıyla yaptığı telefon görüşmesinde:

  • İsrail’in Lübnan’daki işgal ettiği bölgelerden çekilmesi ve Güney Lübnan sakinlerinin evlerine dönebilmesi gerektiği vurgulandı.
  • Lübnan cephesi de dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi çağrısında bulunuldu.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı: ABD’nin deniz ablukası kaldırıldı

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, ABD’nin iki aydır İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldırdığını açıkladı. Söz konusu adımın, iki ülke arasında Orta Doğu’daki savaşı sona erdirecek anlaşmanın imzalanmasından önce atıldığı belirtildi.

Hükümete bağlı internet sitesinin aktardığına göre Mecid Taht Revançi, “Deniz ablukasının kaldırılması, başından beri üzerinde ısrar ettiğimiz temel konulardan biriydi. Süreç başladı ve resmi imza töreninden önce abluka kaldırıldı” dedi.


Suudi Arabistan, İran’la saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor

İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, İran’la saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor

İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)

Suudi Arabistan yönetimi, İran'la siyasi ve ticari ilişkileri şekillendirecek bir saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor.

Financial Times'ın aktardığına göre Riyad, İran savaşı sonlandıktan sonra Tahran'la ilişkileri düzenleyecek bir anlaşma üzerinde çalışıyor.

Adlarının paylaşılmamasını isteyen Batılı diplomatlar, Riyad'ın 1970'lerdeki Helsinki Anlaşması'nı model almayı düşündüğünü belirtiyor.

Bu sözleşme Soğuk Savaş'ta ABD, Sovyetler Birliği ve Avrupa ülkeleri arasındaki gerilimi azaltmak için imzalanan anlaşmalardan oluşuyor. Dönemin Doğu ve Batı blokları arasındaki ticari ve siyasi ilişkileri düzenleyen anlaşmalara Türkiye de dahil 35 ülke taraf olmuştu.

Diplomatlara göre Suudi Arabistan, saldırmazlık paktının daha geniş çerçevede Ortadoğu'daki çeşitli ülkeleri kapsamasını istiyor.

Analizde, Avrupa devletlerinin bu öneriyi desteklediğine, olası pakta diğer Körfez ülkelerinin dahil edilmesini de istediklerine dikkat çekiliyor. Brüksel, böyle bir anlaşmayı gelecekteki çatışmaları önlemenin ve Tahran'a da saldırıya uğramayacağına dair güvence vermenin "en iyi yolu olarak" görüyor.

Kimliğinin gizli tutulması şartıyla konuşan bir Arap diplomat, İran başta olmak üzere diğer Müslüman ülkelerin Helsinki süreci örnek alınarak hazırlanan bir saldırmazlık anlaşmasına sıcak bakacağını savunuyor:

Her şey anlaşmaya kimlerin dahil edileceğine bağlı. Mevcut ortamda İran ve İsrail'i bir araya getiremezsiniz. İsrail olmadan bu girişim ters etki yaratabilir zira İran'dan sonra en büyük çatışma kaynağı olarak İsrail görülüyor. Ancak İran nüfuzunu koruyor, Suudiler de bu yüzden meselenin üzerine gidiyor.

Analizde, Türkiye-Pakistan örneği üzerinden Ortadoğu'daki savunma ittifaklarının genişleme eğiliminde olduğuna da işaret ediliyor.

Pakistan Savunma Bakanı Hoca Muhammed Asıf, pazartesi günkü açıklamasında, Suudi Arabistan'la yaptıkları savunma paktına Türkiye ve Katar'ı dahil etmeyi düşündüklerini bildirmişti.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı saldırılara İran, Körfez ülkelerine misillemeyle karşılık vermişti.

Diğer yandan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan'ın, İran'a gizli saldırılar düzenlediği öne sürülmüştü. Körfez ülkeleri saldırıları doğrulayan ya da yalanlayan bir açıklama yapmamıştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mossad Direktörü David Barnea'nın savaşta gizlice BAE'yi ziyaret ettiği de öne sürülmüştü. BAE yönetimi iddiaları yalanlamıştı.

Independent Türkçe, Financial Times, Tesnim, Arab News