Dibeybe, Başağa’nın Trablus’a girme girişimlerini engellemeye çalışıyor  

Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Trablus’taki Tunus Büyükelçisi Uceyli’yi kabul etti (Libya Hükümeti)  
Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Trablus’taki Tunus Büyükelçisi Uceyli’yi kabul etti (Libya Hükümeti)  
TT

Dibeybe, Başağa’nın Trablus’a girme girişimlerini engellemeye çalışıyor  

Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Trablus’taki Tunus Büyükelçisi Uceyli’yi kabul etti (Libya Hükümeti)  
Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Trablus’taki Tunus Büyükelçisi Uceyli’yi kabul etti (Libya Hükümeti)  

Libya’da Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, siyasi rakibi İstikrar Hükümeti Başbakanı Fethi Başağa’nın, başkent Trablus’a girişini engellemek için, diplomasi ve güvenlik odaklı çabalarını sürdürüyor. Öte yandan birçok şehirdeki liman ve petrol üretim alanlarının, Dibeybe’nin yönetimi Başağa’ya devretmesi için baskı kurmak amacıyla kapatıldığı öğrenildi.  
Şarku’l Avsat’a açıklamada bulunan gayrı resmi kaynaklar, Dibeybe’nin Tunus makamlarını, Fethi Başağa’nın bu ülkede yaptığı siyasi ve güvenlik toplantılarına engel olmaları yönünde ikna girişiminde bulunduğunu aktardı. Dibeybe’nin önceki gün Tunus’un Trablus Büyükelçisi El-Esad el-Uceyli ile sürpriz bir görüşme yapması da bu bağlamda değerlendirildi. Ancak Dibeybe görüşmeyle ilgili yaptığı açıklamada bu hususlara değinmedi. Dibeybe’nin basın ofisinden yapılan açıklamada, görüşmede, “İki ülke arasındaki güvenlik koordinasyonunun arttırılmasının ve Tunus büyükelçiliğinin güvenlik birimleri arasındaki toplantıları düzenlemedeki rolünün tartışıldığı, ayrıca içişleri bakanları düzeyinde bir güvenlik toplantısı yapılması üzerinde anlaşıldığı” kaydedildi.  
Abdulhamid Dibeybe önceki gün Nalut Belediye Başkanı Abdulvehhab el-Haccam ile görüştü. Dibeybe görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, ‘’Batı bölgelerinde güvenlik ve istikrarı zedelemeye yönelik eylemlere karşı güvenlik tedbirlerinin arttırılması talimatını verdiğini’’ söyledi. Nalut Belediye Başkanı Haccam’a yakın milis güçleri, mevcut hükümette üst düzey bir askeri yetkili olan Üsame Cuveyli’ye bağlı silahlı bir grubun Batı Libya’ya sızma girişimini engellemişti. Söz konusu silahlı grubun, Fethi Başağa’nın Tunus’tan Trablus’a gelişine zemin hazırlama amacı taşıdığı iddia edildi. Haccam önceki gün basına verdiği demeçte, Cuveyli’ye bağlı güçlerin, Başağa’yı karşılamak üzere Vazin Sınır Kapısı’na gitmek amacıyla şehrin Tekvit bölgesine giriş yapmak istediğini ancak kent savunma birliklerinin bu duruma mâni olduklarını duyurdu.  
Dibeybe ayrıca, İçişleri ve Kabine İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanları eşliğinde, İç Güvenlik Ajansı genel merkezine ziyarette bulundu. İç Güvenlik Ajansı Başkanı Lutfi el-Harari ile görüşen Dibeybe, kurumun ülke güvenliğini sağlamadaki rolünün önemini vurguladı ve kurum çalışmalarını övdü. Harari ise başında olduğu kurumun, gıda güvenliği de dahil olmak üzere ülkedeki siyasi ve ekonomik istikrarın korunması için elinden gelen çabayı gösterdiğini ve uyguladıkları programların yakın vadede olumlu sonuçlarının görüleceğini ifade etti.  
Öte yandan ülkenin batısındaki Misrata kentindeki bazı siyasi, sosyal ve askeri bileşenlerin liderlerinin, Tunus’a giderek Fethi Başağa ile Trablus’a giriş şartlarını ele aldığı öğrenildi. Buna karşılık Misrata’daki el-Sumud Tugayı komutanı Salah Badi, şehirdeki bazı milis güçlerinin liderleri ve ileri gelenlerle bir toplantı düzenleyerek, Dibeybe hükümetine verdiği desteği vurguladı.  İstikrar Hükümeti Başbakanı Fethi Başağa, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, gayrimeşru olarak nitelendirdiği Dibeybe hükümetini, ‘iktidarını sürdürmek için kamu mallarını israf etmek, nifak tohumları ekmek ve kaosu yaygınlaştırmakla’ suçladı. Başağa, bu duruma ‘siyasi yollarla ciddiyetle karşı durma’ sözü verdi. Başağa ayrıca, Trablus ve Misrata’daki milis güçlerin ‘şiddet eğilimli’ açıklamalarını da kınayarak, şiddet çağrılarının sorumluluğunu Dibeybe hükümetine yükledi. Başağa önceki gün yaptığı açıklamada, Dibeybe hükümetinin görev süresinin dolduğunu vurgulamış, barışçıl yollarla Trablus’un ele geçirilmesinin ardından, uzlaşmacı bir politika izleyeceğinin sözünü vermişti.  
Mustafa Kaddur liderliğindeki Sekizinci Kuvvet Tugayı’ndan dün yapılan açıklamada, Dibeybe ve Başağa ‘askeri bir çatışmaya girmemeleri’ yönünde uyarıldı. Açıklamada, iki hükümet arasındaki siyasi gerilimin neredeyse silahlı bir çatışmaya dönüşmek üzere olduğuna dikkat çekilerek, ülkedeki silahlı güçlerin tarafsız kalması gerektiği ve ülkeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik herhangi bir eyleme iştirak etmemeleri gerektiği vurgulandı.  
Libya Hukuk Komisyonu, Misrata’dan başkent Trablus’a gelen milis güçlerinin, yeni bir çatışmanın habercisi olduğunu öngördü. Komisyondan yapılan açıklamada, söz konusu askeri hareketlenmelerin, sivillerin hayatını tehdit eden çatışmaların yeniden başlayabileceğine dair işaretler barındırdığı, Başağa hükümetinin Trablus’a zor kullanarak girme girişiminde bulunmasının, ülkede geniş kapsamlı silahlı çatışmaları başlatacağı belirtildi.  
Bu arada Zuveytina, Ubari ve Berika bölgelerindeki yerel halk, bu bölgelerde bulunan liman ve petrol üretim alanlarının, Başağa yönetime gelene kadar üretim ve faaliyetlerinin durdurulduğu yönünde açıklamalarda bulundu. Libya Ulusal Ordusu Sözcüsü Ahmed el-Mismari, Mareşal Halife Hafter’in bu yönde bir kararı ya da talimatı olmadığını duyurdu. Bu bölgelerdeki yerel halkın temsilcileri önceki akşam okudukları benzer ifadelere yer verilen açıklamalarda, ‘ülkenin bölünmesini finanse’ etmekle suçladıkları, Libya Ulusal Petrol Şirketi Başkanı Mustafa Sanallah’ın istifası istendi. Sanallah Temsilciler Meclisi’nin aksi yöndeki talimatına rağmen, Dibeybe hükümetine 8 milyar doların aktarılmasını onaylamıştı.  
Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde, seçimler için anayasal zemin bulma amacıyla Mısır’ın başkenti Kahire’de Temsilciler Meclisi ve Başkanlık Konseyi temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen toplantılar sona erdi. Anadolu Ajansı’nın aktarımına göre, Başkanlık Konseyi üyesi Abdulkadir el-Huveyli, komisyonun dört gün süren toplantılarda, anayasadaki seçimlerle ilgili maddelerin değiştirilmesi yönünde bir değişiklik tasarısı üzerinde uzlaştığını söyledi. Huveyli, söz konusu tasarının Temsilciler Meclisi ve Başkanlık Konseyi’ne sunulmasının ardından, referandumda oylanacağını belirtti.  
Libya’daki uluslararası göç kuruluşu, Trablus’un batısındaki Sabrata kenti kıyılarında yasadışı göçmenleri taşıyan ahşaptan yapılmış ilkel bir teknenin battığını, altı kişinin cansız bedenine ulaşılırken 26 kişinin kayıp olduğunu bildirdi. Bu hafta Libya sahillerinde en az 53 yasadışı göçmen hayatını kaybetti.



İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
TT

İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)

Emel Şehade

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Almanya’da diğer ülkelerdeki mevkidaşlarıyla katıldığı gizli toplantının ifşa olmasının ardından yaptığı konuşmada, ordusunun çeşitli cephelerdeki başarılarına değindi. Zamir, Gazze savaşının üçüncü yılını doldurmak üzere olduğu bu süreçte İsrail’in savunma ve saldırı kapasitesini Arap ülkelerinin ordu komutanlarına aktardıklarını belirterek, bunu savaşın ürettiği büyük bir başarı olarak niteledi.

İsrailli kaynaklara göre bölgesel iş birliğinin merkezinde yer alan Zamir’in, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliğine ikna ettiği ve Ortadoğu’da güvenlik iş birliğini derinleştirme fırsatlarını sunduğu kaydedildi.

Cooper ise toplantıya katılanlara ABD ordusunun bölgeden çekilme niyetinin olmadığını ve İran ile mücadelenin süreceğini bildirdi. Toplantıda Husi dosyası, İsrail ile katılımcı ülkeler arasındaki ilişkiler açısından en önemli başlığı oluşturdu. Bu kapsamda Askeri İstihbarat Dairesi’nin (AMAN) üç yıl süren savaş boyunca savunma ve saldırı kapasitelerinin yanı sıra Yemen’e özel ayrı bir birim kurduğu açıklandı. Zamir’in bu durumu, söz konusu ülkeler için stratejik önem taşıyan müteakip bir tecrübe olarak sunduğu aktarıldı.

Stratejik hazine

AMAN’ın özel bir bütçe ve çeşitli kaynaklar ayırarak, İsrail’e göç eden Yemenli Yahudi toplumundan çok sayıda kişiyi aktif istihbarat elemanı olarak yetiştirdiği ortaya çıktı. Bu kişilerin, Yemen dosyası ve Husi tehdidiyle mücadelede merkezi bir rol üstlendiği belirtildi.

Söz konusu adımların, Husilerin savaşın başından bu yana İran ve Hizbullah lehine hareket ederek İsrail’in güney bölgesini günlük hedef haline getirmesinin ardından atıldığı ifade edildi. Zamir’in askeri ve istihbari kurumların elde ettiği başarılar olarak sunduğu bu verilerin, güvenlik kaynaklarınca ‘stratejik bir hazine’ şeklinde nitelendirildiği ifade edildi.

İsrail sisteminin Yemenli Yahudilerle yürüttüğü çalışmaların üç ana halkaya dayandığı kaydedildi. İlk halkanın Yemen’e istihbarat sızma kapasitesini sağlamaya odaklandığı; görevlerin İsrail güvenlik kurumlarının Husilere karşı planlar geliştirmesi için ihtiyaç duyduğu bilgi toplama faaliyetleri ile Batılı ve Arap istihbarat servisleriyle iş birliğini artırmayı kapsadığı belirtildi.

İkinci halkanın ise füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarından Husilerin olası baskın kapasitelerine ve Kızıldeniz’deki seyrüsefer hatlarını kapatma yeteneklerine kadar olan tehditlere karşı bir savunma mekanizması oluşturduğu ifade edildi.

Üçüncü halkanın ise gelişmiş mühimmat, teçhizat ve siber alan imkanlarıyla taarruz operasyonlarına odaklandığı kaydedildi.

Husilere karşı yürütülen görevlerin başarısı için AMAN’ın, seçilen Yemenli Yahudiler adına Yemen sahasına özel bir istihbarat okulu kurduğu bildirildi. Bütün mesaileri Husileri izlemek ve bilgi toplamak olan ilk istihbarat grubunun eğitimlerini tamamladığı, elde edilen verilerin Hava ve Deniz Kuvvetleri tarafından Yemen’in derinliklerindeki kritik Husi hedeflerine düzenlenen saldırılara dönüştürüldüğü kaydedildi.

İsrail, Yemen karşısında yeteneklerini nasıl öne çıkarıyor?

İsrail merkezli çeşitli raporlara göre bu dosyaya odaklanılmasının, ABD’nin Husileri havadan yenilgiye uğratma yönündeki üç girişiminin de başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından gerçekleştiği belirtildi. Askeri ve güvenlik yetkililerinin değerlendirmelerine dayandırılan haberlerde, Husi tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması için Yemen’de karadan harekete geçebilecek etkili bir askeri güce ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Söz konusu raporlarda, ABD’nin başarısızlığı ile İsrail’in 2024 ve 2025 yıllarındaki hamleleri karşılaştırıldı. ABD’nin Husilere yönelik üç ayrı hava harekâtı düzenlediği, Nisan 2025’te kapsamlı bombardıman harekatının da sonuçsuz kalmasıyla Amerikalıların bu yapıyı havadan yenmenin imkansızlığını anladığı iddia edildi. Buna karşın İsrail Hava Kuvvetleri’nin daha etkili sonuçlar aldığı öne sürüldü. İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısıyla Husilerin siyasi ve askeri lider kadrosunun büyük bölümünü etkisiz hale getirdiği, ayrıca örgütün Kızıldeniz kıyısındaki ana ikmal hattı olan Hudeyde Limanı’nı vurduğu kaydedildi. Üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi, Husilerin güney bölgelerine ve Tel Aviv yönüne füze fırlatmasını tamamen engelleyemeseler de Tel Aviv’in caydırıcılık sağladığını savundu.

Eilat’a giden deniz ulaşımını tehdit eden unsurlar

İsrail basınına yansıyan değerlendirmelerde, Husilerin yalnızca Eilat’a yönelik seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmekle kalmadığı, ABD’nin son bombardıman harekatının başarısız olmasından sonra geçen bir yıllık ateşkes sürecini değerlendirerek balistik füze ve İHA kapasitelerini yeniden İsrail’i tehdit edecek seviyeye çıkardıkları kaydedildi. Raporlarda, Husilerin Irak’taki Şii milislerin desteğiyle İsrail’i doğu sınırından da daha etkin şekilde tehdit edebilecek yeteneğe ulaştığı vurgulandı.

Yemen ve Husilere yönelik adımları bölgesel bir stratejik başarı olarak değerlendiren İsrail tarafı; Yemenli Yahudiler kanalıyla toplanan istihbarat ve yapay zekâ dahil gelişmiş teknolojiler sayesinde diğer ülkelere de Husi tehdidiyle mücadelede destek verebileceğini öne sürdü. İsrailli yetkililer, bu kapasitenin Tel Aviv’i Husilere karşı yürütülen savaşta kritik bir istihbarat aktörü haline getirdiğini savundu.

Öte yandan İsrailli güvenlik birimlerinin tespit, engelleme ve taarruz sistemlerini kapsayan gelişmiş teçhizatları daha etkin yollarla tedarik etme seçeneklerini değerlendirdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Husi tehdidine karşı kapasitesini örneklendiren İsrail makamları, Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir tepesini stratejik ve güvenlik açısından elde edilen başarılara örnek gösterdi.

Bir askeri yetkili, İran’dan kaçak yollarla getirilen parçalarla balistik füzelerin, seyir füzelerinin ve İHA’ların üretildiği yer altı tesislerinin imha edilmesine yönelik dış unsurlara eğitim verilebileceğini ifade etti.

Bununla birlikte, söz konusu askeri kapasitelerin müzakere edildiği raporlarda bazı askeri yetkililerin uyarılarda bulunduğu aktarıldı. Yetkililer, Husi tehdidiyle mücadelede yalnızca bu yöntemlere dayanmanın yetersiz kalacağını, örgütün kaçmaya zorlanması, dağıtılması ve Sana ile diğer bölgeleri ele geçirmeden önce bulundukları Yemen’in kuzeyindeki Saada vilayetine geri çekilmeye mecbur bırakılması için karadan bir askeri gücün müdahalesinin şart olduğunu vurguladı.

Uluslararası bir ittifakın kurulması

Bu sırada İsrail’in, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kontrol etmesinden zarar gören Avrupa ülkelerini de kapsayan uluslararası bir koalisyon kurmak için çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Askeri Uzman Itamar Eichner konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Mesele sadece İsraillilerle sınırlı değil; Amerikalılar da İsrail’in ortaya koyduğu yaklaşımın önemini kavradı ve buna paralel olarak yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi oluşturmak için çalışıyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Washington’ın Arap ülkelerinin de katılımıyla İran’a karşı bir ittifak kurmayı hedeflediğini belirten Eichner, “Bölge ülkelerinin en önemli görevlerinden biri, bölgesel bir sorun olmaktan çıkıp küresel soruna dönüşen Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almaktır. Bu nedenle dünya genelinin, Amerikalılara bu boğazlardaki seyrüsefer güvenliğini sağlama konusunda destek olmak için çabalarını seferber etmesi gerektiğine inanılıyor” yorumunda bulundu.

Eichner ayrıca, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığı azaltmayı hedefleyen uzun vadeli çözümleri değerlendirdiğine dikkati çekti. Bu planlar arasında boğazı bypass edecek bir petrol boru hattı döşenmesi ihtimalinin yanı sıra, ABD topraklarındaki rafine kapasitesinin genişletilmesi de yer alıyor. Böylelikle Amerikan ekonomisine sağlanan yakıt tedarikinin artırılması ve bölgedeki çalkantılardan etkilenme oranının en aza indirilmesi hedefleniyor.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."


Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
TT

Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)

İsrail güçlerinin Gazze kentinin batısında bir motosiklete düzenlediği saldırıda DPA’nın haberine göre Filistinli bir kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

Filistin Haber ve Enformasyon Ajansı’nın (WAFA) Şifa Hastanesi’ndeki sağlık kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, “İşgal güçlerinin Şeyh Rıdvan Mahallesi’ndeki Takva Kampı’nda bir motosikleti hedef alması sonucu bir şehit ve aralarında durumu ağır bir çocuğun da bulunduğu çok sayıda yaralı hastaneye ulaştı.”

Filistin makamları, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında 73 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. Söz konusu savaş, Hamas’ın Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği ve bin 200 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından başlamıştı.


Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
TT

Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)

Lübnan, UNIFIL’in görev süresinin yıl sonunda sona erecek olması nedeniyle güneydeki BM şemsiyesini korumak amacıyla siyasi ve diplomatik girişimlerini yoğunlaştırıyor. Lübnan ve Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni kararını yeniden değerlendirmeye ikna etmek için çabalarını sürdürüyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan konuya yakın bir kaynak, Beyrut’un Avrupa’nın Lübnan ordusuna destek verilmesine ilişkin önerileri ile uluslararası varlığın geleceğini birbirinden ayrı değerlendirdiğini ve daha küçük çaplı olsa dahi BM gücünün görevine devam etmesinde ısrarcı olduğunu belirtti. Dışişleri Komisyonu Başkanı Milletvekili Fadi Allame de etkin bir BM varlığına duyulan ihtiyacın “hiç olmadığı kadar büyük” olduğunu belirterek, 1701 sayılı kararın uygulanmasının BM güçlerinin bölgede kalmasını gerektirdiğini vurguladı.

Lübnan, güneydeki gelişmeler ve müzakere süreciyle ilgili temaslar devam ederken New York’ta da diplomatik girişimlerini sürdürüyor.