Doğu ile Batı arasında: Ramazan'ın tüm dünyada kendine has bir tadı var

Yurtdışındaki Müslümanlar, Ramazan aylarında ülkelerinde oluşan büyüleyici atmosferden vazgeçemiyorlar. Bu yüzden Arap ve Müslüman topluluklar kendi Ramazan geleneklerini yaşadıkları diğer ülkelerde de sürdürüyorlar.

Hindistan'da iftara hazırlanan Müslümanlar (Reuters)
Hindistan'da iftara hazırlanan Müslümanlar (Reuters)
TT

Doğu ile Batı arasında: Ramazan'ın tüm dünyada kendine has bir tadı var

Hindistan'da iftara hazırlanan Müslümanlar (Reuters)
Hindistan'da iftara hazırlanan Müslümanlar (Reuters)

İnci Mecdi
Mübarek Ramazan ayının Arap ülkelerinde kendine has bir tadı vardır. Genellikle İslam sanatının özelliklerini taşıyan çeşitli formlardaki fenerler başta olmak üzere sokaklar ve evler rengarenk süslemeler ve ışıklarla süslenir. Bu estetik görünüm, aile toplantıları ve lezzetli yemeklerin ikram edildiği iftar sofralarına eşlik eder. Evlere ve camilere dolan manevi atmosfer ise bir başkadır. Sokaklarda, sadece mübarek Ramazan ayını müjdeleyen süslemeler olmaz. Aynı zamanda oruçlu bir kişinin ihtiyaç duyduğu temel gıda ürünleri olan tatlı patates, fındık ve hurmaların sergilendiği geniş tezgahlar da kurulur.
Bunlar Doğu’nun farklı halkların kültürlerine karışan ve özgün bir parçasını oluşturan, ruhlara neşe getiren unsurlar ve atmosferlerdir. Batı ülkelerinde genellikle azınlık olarak yaşayan Müslümanlar bile bu büyüleyici atmosferden vazgeçmiyorlar. Bu yüzden Arap ve Müslüman topluluklar kendi Ramazan geleneklerini yaşadıkları diğer ülkelerde de sürdürüyorlar. En büyük Arap topluluğunun yaşadığı ABD’nin Michigan eyaletinde, sokaklardaki görüntüler Müslümanların azınlıkta olduğu şehirlerdekinden çok farklıdır.
Ramazan'ın en dikkat çeken sahnesi İngiliz basınının kutlaması oldu. The Daily Telegraph gazetesi, ramazan ayının ne olduğu ve Müslümanların neden oruç tuttuğu hakkında bir makale yayınladı. The Daily Telegraph’ın yanı sıra çok sayıda İngiliz gazetesinde de Ramazan ile ilgili makalelere yer verildi.
Manchester Evening News, Birmingham Live ve iNews gibi yerel gazeteler özellikle namaz, sahur ve iftar vakitlerini yayınlamaya başladılar. Diğer gazeteler, İngiltere Premier Ligi’nde forma giyen bazı Müslüman oyuncularla röportajlar yaptılar. Wolves adlı spor haberleri sitesi, Ramazan ayının dini ve manevi yönlerinin yanı sıra kültürel gelenek ve göreneklerinden bahseden Faslı oyuncu Romain Saiss ile yaptığı bir röportajı yayınladı.

Liverpool’da Ramazan etkinlikleri
Müslümanların büyük bir bölümü son iki yıldır, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı alınan ihtiyati tedbirler nedeniyle aileleriyle bir araya gelmekten uzak kaldılar. Ancak vaka sayılarındaki azalma ve aşı yaptıranların sayısının artmasıyla elde edilen koruma çerçevesinde prosedürlerin gevşetilmesiyle, yurtdışındaki birçok aile ve Müslüman topluluk, dini faaliyetlerin yanı sıra iftar ve sahur için yeniden bir araya gelmeye başladılar. Liverpool, 2019 yılından bu yana ilk kez ‘Ramazan'ın Tadı’ etkinliğine ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, şehrin çeşitliliğini kutlamayı amaçlıyor.
Etkinliğe 2019 yılında 4 binden fazla kişi katılmıştı. Etkinlikte nefrete karşı barışı, dostluğu ve dayanışmayı yaymak için şehirdeki tüm dinlerin temsilcilerinin ortak insanlık ilkelerine bağlı kalacağına dair verdikleri söze tanık olundu. Bu yıl, Liverpool Bölge Cami, Liverpool Futbol Kulübü Vakfı ve Liverpool Kent Konseyi işbirliğiyle 8 Nisan'da gerçekleştirilen etkinlikte toplu iftar yapılırken bir grup yerel sanatçı sahne aldı.

Ningşia Hui Özerk Bölgesi’nde bir Arap ülkesinde gibi hissetmek
Birleşik Krallık'tan yaklaşık 5 bin mil uzaklıkta bulunan Çin anakarasına bağlı Ningşia Hui Özerk Bölgesi, Müslümanların en yoğun olduğu bölgedir. Burada 3 milyondan fazla Müslüman Hui yaşıyor ve nüfusun yüzde 36'sını oluşturuyorlar.
Pekin’de yaşayan ve Çin'in önde gelen şirketlerinden birinde çalışan Mısırlı Hani Kamil, Independent Arabia'ya, Çinli Müslümanların örf ve adetlerinin Arap ülkelerindeki Müslümanlarınkilerden pek farklı olmadığını söyledi. Kamil, “Örneğin Ningşia Hui Özerk Bölgesi’nde kendinizi bir Arap ülkesinde gibi hissediyorsunuz” dedi.
Ningşia Hui Özerk Bölgesi’nde insanlar, Ramazan'ın ilk gününde oruçlarını birlikte açmak, evleri Kuran-ı Kerim ayetlerinin yazılı olduğu resimlerle süslemek, sokakları ve caddeleri İslam sanatının desenleriyle dekore etmek için toplanırlar. Bölgedeki camilere genellikle yeni halılar serilir. Ayrıca, Ramazan ayı boyunca Kur'an-ı Kerim, Arapça ve diğer dini bilgilerin öğretimi için dini programlar düzenlenir.
Kamil'in anlattığına göre camilerde toplu iftar programları yapılıp ardından teravih namazı kılınıyor. Zenginler, Ramazan'da fakirlere cömertçe ikramlarda bulunuyor ve bölgedeki fakirlere yardımlar götürülüyor.
Ramazan kutlamaları genellikle çok sayıda Müslümanın yaşadığı büyük şehirlerde bu bölgelerden farklı oluyor. Süslemelerin az olduğu Pekin ve Şanghay gibi büyük şehirlerde, Arap ve Müslüman topluluklar Ramazan kutlamalarını kendi aralarında yapıyorlar. Kamil, büyük şehirlerde genellikle ya Ramazan çadırlarında ya da iftar yemekleri hazırlayan Arap restoranlarında toplandıklarını söyledi.

Pekin'de oruç tutanlar işten erken çıkabiliyor
Çin'in Sincan Özerk Bölgesi’nde Uygur Müslümanlarına baskı yaptığı ve Uygurların ‘beyinlerinin yıkanması’ için eğitim kamplarında alıkonulduklarından bahseden birçok uluslararası insan hakları raporu var. Raporlarda sayılarının bir milyon ya da daha fazla olduğu düşünülen Müslümanların ve diğer azınlıkların Komünist Parti’ye bağlılıklarını artırmak amacıyla bu kamplara yerleştirildikleri belirtiliyor. Bu uygulamalar ABD tarafından insan hakları ihlali olarak kınandı. ABD bu yüzden son iki yılda çok sayıda Çinli şirkete mali yaptırımlar uyguladı.
Pekin, Müslümanlara ve dini azınlıklara kasten zulmettiği iddialarını defalarca kez reddetti. Din özgürlüğünü koruduğunu ve vatandaşların yasalara ve düzenlemelere uydukları sürece dinlerini yaşayabileceklerini vurguladı.
Çin Din İşleri İdaresi İslami ilişkiler yetkilisi Kun Shan, daha önce yaptığı basın toplantılarında Batı medyasını Çin'deki din özgürlüğü hakkında gerçek dışı iddiaları desteklemekle suçladı. Kun Shan, Çin'deki Müslümanların Ramazan ayı boyunca ibadet etme, dini vazifelerini yerine getirme ve oruç tutma haklarına sahip olduklarının altını çizdi.
Çin’deki birçok şirketin oruç tutan Müslüman çalışanların iftar yapmaları için işten erken çıkmasına izin verdiğini söyleyen Kamil, “Çalıştığım şirket oruç tutanların sabah resmi çalışma saatlerinden bir saat sonra işe gelip daha erken çıkmasına izin veriyor. Müdürümüz bize ramazan feneri gibi hediyeler getiriyor. Bizim için toplu iftar programları düzenliyor” şeklinde konuştu.
Öte yandan Türkçe konuşan Sincan Özerk Bölgesi Müslümanları, Pekin'in ulusal ilkesi olan ‘Tek Çin’ ilkesine karşı ciddi bir tehdit olarak gördüğü ayrılıkçılık nedeniyle Çin hükümetiyle kendi sıkıntılarını yaşıyorlar. Bu ayrılıkçılık olgusu, Çin hükümetinin bölge sakinlerini Çin'e bağlılıklarını güçlendirmek için özel yeterlilik programları hazırlamaya itti.

Minneapolis'te bir ilk: Günde üç vakit hoparlörlerden ezan sesi yükselecek
Müslümanların nüfusun yaklaşık yüzde 1,1'ini oluşturduğu ABD’de çok sayıda Arap ve Müslüman göçmene ev sahipliği yapan New York, Michigan ve Minnesota gibi eyaletlerin sokakları Ramazan kutlamalarının tezahürleriyle dolup taşıyor. Minnesota eyaletinin Minneapolis şehrinde, şehrin tarihinde ilk kez ve Ramazan ayı vesilesiyle sabah 7'den akşam 10'a kadar hoparlörlerden günde üç vakit ezan okunmasına izin verildi.
Ezan ABD’de ilk olarak 2004 yılında Michigan eyaletinin Hamtramck şehrinde yasallaştırıldı. Burası aynı zamanda ABD’de tamamen Müslüman bir yönetimin bulunduğu tek şehirdir. Minneapolis, belediye meclisinin 24 Mart'ta hoparlörlerden ezanın okunmasına izin vermesiyle ezanın yasallaştığı dördüncü şehir oldu.
Washington'da yaşayan gazeteci Muhammed el-Bedevi, “Ramazan alışkanlıkları bölgeden bölgeye farklılık göstermez. Aileler bu ayda evlerine süsler asar ve özel yemekler hazırlarlar. ABD’nin çeşitli yerlerindeki camilerde ve İslam merkezlerinde toplu iftarlar düzenlenir. Aile içindeki kutlamalar her yerde aynı. Ramazan'ın ilk günü ailem ve ben bir arkadaşımla iftara davetliydik” ifadelerini kullandı.
Araplara ait birçok dükkanda Ramazan ayı boyunca ikram edilen kadayıf, künefe ve diğer doğu tatlılarının hazırladığına dikkati çeken Bedevi, “New York'ta da Ramazan ayı etkinliklerinin tezahürleri açıkça görülüyor. Queens'teki Steenway ve Brooklyn'deki Bay Ridge gibi Arap dükkanlarıyla dolu sokaklarda, şenliklerin büyüsünü ve Ramazan ruhunu, gerek asılı süslemelerde, gerek yiyeceklerde gerekse diğer her şeyde hissedebilirsiniz” dedi.



Glee geri mi dönüyor? Ortak yaratıcısından dikkat çeken açıklama

Ian Brennan,Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin galasında The Independent'a konuştu (AP)
Ian Brennan,Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin galasında The Independent'a konuştu (AP)
TT

Glee geri mi dönüyor? Ortak yaratıcısından dikkat çeken açıklama

Ian Brennan,Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin galasında The Independent'a konuştu (AP)
Ian Brennan,Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin galasında The Independent'a konuştu (AP)

Glee'nin yeniden başlatılması gerçekten gündemde olabilir mi?

Fox dizisinin ortak yaratıcısı Ryan Murphy ve yıldızı Lea Michele'in son aylarda dizinin yeniden başlatılma ihimalinden bahsetmesi, bunun gerçekten gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair çok sayıda spekülasyona yol açtı.

Yakın zamanda düzenlenen New York Moda Haftası etkinliğinde E! News'a konuşan Michele, "Glee'yi çok sevdiğini" ve dizinin "kalbinde çok özel bir yeri olduğunu" söyleyerek "Ryan'ın peşinden her yere giderim" diye eklemişti.

Murphy'nin uzun süredir birlikte çalıştığı, Glee'nin ortak yaratıcısı Ian Brennan da konuyla ilgili düşüncelerini paylaştı. İkilinin birlikte yaptığı yeni Netflix dizisi Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin (Monster: The Lizzie Borden Story) galasında The Independent'a konuşan Brennan, yeniden birleşme olasılığından bahsetti.

"Şunu söyleyeyim: Glee'yi yeniden başlatma projesinde ikisine de katılırım. Söyleyebileceğim tek şey bu" diyen Brennan, "Buraları takip edin" diye ekledi.

Brennan, Murphy ve Brad Falchuk, lise korosu New Directions'ın yaşadığı sıkıntıları ve zorlukları konu alan popüler müzikal dizinin ortak yaratıcısıydı. 2009'dan 2015'e kadar Fox'ta yayımlanan dizi, 6 Emmy Ödülü ve 4 Altın Küre kazandı.

Glee'de Michele'le birlikte Matthew Morrison, Jane Lynch, Chris Colfer, Dianna Agron, Kevin McHale ve Amber Riley'nin yanı sıra hayatını kaybeden oyuncular Cory Monteith, Mark Salling ve Naya Rivera da rol alıyordu.

Dizi kusursuz değildi; çekimler sırasında ve sonrasında, Michele'in diğer oyuncuları zorbaladığı yönündeki suçlamalar da dahil çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştı. Michele, davranışları nedeniyle kamuoyuna bir özür açıklaması yayımlamıştı.

Dizi ve bıraktığı mirasın yanı sıra yeniden başlatılma ihtimali hakkında temmuzda People'a konuşan Murphy şunları söylemişti: 

Bu ilginç bir dizi çünkü yeniden popülerleşti. Şimdi pek çok genç izliyor. Ben de 'Belki de o diziye geri dönmeliyiz' diyorum.

cvfgbhyj
Lea Michele, Glee'de Rachel Berry karakterini canlandırdı (Fox)

Murphy sözlerini "O diziye duyduğum nostalji ve sevgi o kadar büyük ki, 'Belki de insanlar bir şekilde o dizinin yeni bir versiyonunu görmek isterler' diye düşünüyorum. Evet, o diziyi seviyorum; neye dönüştüğünü ve pek çok insan için ifade ettiği şeyi de seviyorum" diye sürdürmüştü.

Glee'de Falchuk'la ilk kez işbirliği yaptıktan sonra Murphy ve Brennan, Scream Queens, The Politician ve son olarak da Canavar serisinde yakından çalışmaya devam etti.

Bu serinin 4. dizisi Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi perşembe günü Netflix'te gösterime girdi.

Ella Beatty, Billie Lourd, Charlie Hunnam, Rebecca Hall ve Vicky Krieps'in rol aldığı dizi, 1800'lerin sonlarında babasını ve üvey annesini öldürmekten yargılanan ve sonra beraat eden cinayet zanlısı Lizzie Borden'ın gerçek hikayesinden uyarlandı.

Independent Türkçe


İlk kez bir kambur balina, yavrusunun yasını tutarken görüldü

Amniyotik zarın atılması (a), yüzeyde yüzen amniyotik zar parçaları (b), ölü doğan yavrusunun yanında dinlenen dişi kambur balina (c) ve ölü doğan yavrusuyla göz teması (d) (Discover Animals [2026])
Amniyotik zarın atılması (a), yüzeyde yüzen amniyotik zar parçaları (b), ölü doğan yavrusunun yanında dinlenen dişi kambur balina (c) ve ölü doğan yavrusuyla göz teması (d) (Discover Animals [2026])
TT

İlk kez bir kambur balina, yavrusunun yasını tutarken görüldü

Amniyotik zarın atılması (a), yüzeyde yüzen amniyotik zar parçaları (b), ölü doğan yavrusunun yanında dinlenen dişi kambur balina (c) ve ölü doğan yavrusuyla göz teması (d) (Discover Animals [2026])
Amniyotik zarın atılması (a), yüzeyde yüzen amniyotik zar parçaları (b), ölü doğan yavrusunun yanında dinlenen dişi kambur balina (c) ve ölü doğan yavrusuyla göz teması (d) (Discover Animals [2026])

Bilim insanları, ölü doğum yaptığı düşünülen dişi bir kambur balinanın yas tutma olarak yorumlanabilecek davranışlarını ilk kez gözlemledi.

En son araştırmaları, Queensland'in güneyindeki Gold Coast açıklarında 2025'te görülen dişi bir kambur balinayla ona eşlik eden bir balinayı belgeliyor.

Anne olduğu tahmin edilen balina, ölü doğan yavrusunun yanında birkaç saat, hatta muhtemelen birkaç gün boyunca kaldı.

Griffith Üniversitesi'nden bilim insanları, ölen bireylere yönelik bu tür özenli davranışların daha önce yalnızca dişli balinalar ve yunusgillerde gözlemlendiğini, kambur balinalar gibi dişsiz balinalar üzerine yapılan araştırmalardaysa görülmediğini söylüyor.

Hakemli dergi Discover Animals'ta yayımlanan çalışmanın yazarlarından Olaf Meynecke, "Dişli balina annelerin ölen yavrularını su yüzeyine çıkardığının gözlemlendiği raporların aksine bu anne kambur balina, ölen yavrusuna karşı sualtında uzun süreli bir ölüm sonrası davranış sergiledi ve onunla ilgilendi" diyor.

Dr. Meynecke, "Yavrunun yanında kalarak göz temasını bozmadı ve birkaç saat, hatta belki de günlerce yavrusunun yanında durdu" diye ekliyor.

vfgbh
Göç sırasında neşeyle oynayan genç bir kambur balina havaya sıçrıyor (AFP)

2025'teki karşılaşma sırasında, Gold Coast kıyısından yaklaşık 1 km uzaklıktaki iki yetişkin kambur balinanın sık sık su yüzeyine çıktığı gözlemlendi.

Hızlı hareketler ya da kovalamaca gibi herhangi bir saldırgan davranış sergilemiyorlardı.

Araştırmacılar, "Daha sonra anne olduğu varsayılan, biraz daha büyük balina su yüzeyinde dinlenme pozisyonunda kaldı ve sırtını bükerek iki dakikadan az süren kısa dalışlar gerçekleştirdi" diye yazıyor.

Her dalıştan sonra aşağı yukarı aynı noktada su yüzüne çıktı.

GoPro kamerasıyla çekilen görüntüler, yaklaşık 30 dakika sonra balinanın amniyotik zarı attığını gösterdi. Zarın daha sonra su yüzeyinde yüzdüğü gözlemlendi.

Görüntülerde deniz tabanında yatan küçük bir yavru da görüldü.

Araştırmacılar, "Anne olduğu tahmin edilen balina, ölü doğan yavrusunun yanına yaklaştı, başıyla ve göğüs yüzgeciyle ona dokundu ve her seferinde en az bir dakika boyunca yanında hareketsiz kalarak onun gözlerine baktı" diye yazıyor.

Bilim insanları, gözlemlenen bu davranışın, sosyal açıdan karmaşık memelilerde belgelenen bakım veya koruma eylemleriyle tutarlı olduğunu söylüyor.

Araştırmacılar bu gözlemin, balinalarda ölümle ilgili tepkilerin bilişsel ve duygusal boyutlarına dair halihazırda sınırlı kalan anlayışı genişlettiğini belirtiyor.

Gözlemin aynı zamanda doğal bir şekilde var olan, "yavruya karşı güçlü bir anne bağını" da yansıttığını ifade ediyorlar.

Sea World Vakfı'ndan kurtarma teknesi kaptanı Andrew Mulville, "Neler yaşandığını tam olarak anladığımda resmen şoke oldum" ifadelerini kullanıyor.

Mulville, "İlk bakışta sadece iki balinanın yüzeyde dinlendiğini sandım ama sıradışı davranışlar sergiliyorlardı" diyerek ekliyor:

O gün denizde görmeyi beklediğim şey kesinlikle bu değildi.

Independent Türkçe


Trump: İstersem balıkçılığı yasaklarım

Donald Trump, doğal ortam tutkunları ve sektör yöneticileri için Gül Bahçesi'nde düzenlenen akşam yemeğinde konuklara, ABD Başkanı olarak onların balık tutmasını yasaklayacak kadar güçlü olduğunu söyledi (Reuters)
Donald Trump, doğal ortam tutkunları ve sektör yöneticileri için Gül Bahçesi'nde düzenlenen akşam yemeğinde konuklara, ABD Başkanı olarak onların balık tutmasını yasaklayacak kadar güçlü olduğunu söyledi (Reuters)
TT

Trump: İstersem balıkçılığı yasaklarım

Donald Trump, doğal ortam tutkunları ve sektör yöneticileri için Gül Bahçesi'nde düzenlenen akşam yemeğinde konuklara, ABD Başkanı olarak onların balık tutmasını yasaklayacak kadar güçlü olduğunu söyledi (Reuters)
Donald Trump, doğal ortam tutkunları ve sektör yöneticileri için Gül Bahçesi'nde düzenlenen akşam yemeğinde konuklara, ABD Başkanı olarak onların balık tutmasını yasaklayacak kadar güçlü olduğunu söyledi (Reuters)

Donald Trump, doğal ortam tutkunları ve sektör yöneticileri için Gül Bahçesi'nde düzenlenen akşam yemeğinde konuklara, ABD Başkanı olarak onların balık tutmasını yasaklayacak kadar güçlü olduğunu söyledi.

Trump, bu esprili sözleri perşembe akşamı Beyaz Saray'da düzenlenen etkinlikte sarf etti. Etkinlikte, avcılık ve balıkçılık imkanlarını genişletmeyi ve Biden döneminden kalma bazı kısıtlamaları kaldırmayı amaçlayan başkanlık kararnamelerini imzaladı.

Etkinliğe katılan yöneticilerden biri de Bass Pro Shops'ın milyarder kurucusu Johnny Morris'ti.

Trump, dinleyicilere, imzaladığı başkanlık kararnamelerinin balıkçılık sezonunun uzatılmasını sağlayacağını ve bu faaliyete katılan sektörlere yardımcı olacağını söyledi.

Trump, "Bu, çok sayıda olta satabileceğin anlamına geliyor, Johnny. Çok fazla olta satacaksın. İstersem, satamamanı sağlayabilirdim. Hiçbir şey satamazdın. Balıkçılığı yasaklayabilirdim" diye konuştu.

Bak ne diyeceğim. Bu makamın inanılmaz bir gücü var. Balıkçılığı yasaklayıp Johnny'yi iflasın eşiğine getirebilirdim. Tamam. Sanırım bunu yapacağım. Belki de hızlı bir kararnameyle bunu yaparım; ta ki o beni arayıp 'Lütfen Başkanım, lütfen, beni iflasa sürüklüyorsunuz efendim' diyene kadar sadece bir iki günlüğüne yapabilirim.

Eski New York gayrimenkul geliştiricisi Trump, dinleyicilere, Amerikalı avcı ve balıkçılardan aldığı destek açısından kendisiyle boy ölçüşebilecek sadece bir başkan daha olduğunu söyledi: 

Amerika'nın doğal ortam tutkunlarının, Oval Ofis'te uzun yıllardır bu kadar iyi bir dostu olmadı. Muhtemelen hayatını kaybetmiş büyük Başkan Theodore Roosevelt de çok iyiydi.

Trump klasik bir hareketle, Washington D.C. çevresindeki en son yenileme projeleriyle akşam yemeği konuklarına övündü.

Mar-a-Lago tarzı bir veranda yapmak için zeminini döşettiği Gül Bahçesi'nde Trump, "Beyaz Saray'da çok iş yaptık" dedi. 

Dış cephesi kötü durumdaydı, çok ama çok kötü durumdaydı.

Trump, başkanlık arması gibi görünecek şekilde tasarlanan ve Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne kurulan yeni siyah-beyaz granit helikopter pistinden özellikle bahsetti.

Başkan, "Taşla, granitle, üzerine güzel bir kartal figürü oyulmuş, yaklaşık 15 cm kalınlığında bir şey yaptılar. Helikopterlerin inebileceği bir helikopter pisti. Daha önce hiç böyle bir şey yapılmamıştı" dedi.

Açıkçası, satın alınan yeni helikopterler o kadar güçlü ki çimleri söküp attılar. Ben de 'Helikopter pisti inşa etmeye ne dersiniz?' dedim ve sonuç gerçekten iyi, çok iyi oldu.

Trump, temmuzda Oval Ofis'te düzenlenen bir etkinlikte, dev savunma yüklenicisi Lockheed Martin'in iştiraki Sikorsky Aircraft'ın helikopter pistinin masraflarını karşıladığını söylemişti. Trump'a göre şirket, başkanın Marine One'ı olarak kullanılmak üzere 2024'te tamamladıkları helikopter filosunun gücü konusunda kendisini uyarmadığı için “biraz suçluluk” duyuyordu.

Trump o dönem gazetecilere yaptığı açıklamada, "Masrafları onlar karşılıyor; yaklaşık 5 ya da 6 milyon dolar" demişti.

Independent Türkçe için çeviren: Büşra Ağaç