İran ‘Irak dosyasını’ Süleymani’nin varisine teslim etti

İran’ın yeni Bağdat Büyükelçisi Sadr’ın projesini reddediyor.
İran’ın yeni Bağdat Büyükelçisi Sadr’ın projesini reddediyor.
TT

İran ‘Irak dosyasını’ Süleymani’nin varisine teslim etti

İran’ın yeni Bağdat Büyükelçisi Sadr’ın projesini reddediyor.
İran’ın yeni Bağdat Büyükelçisi Sadr’ın projesini reddediyor.

ABD ve İran Bağdat’a iki yeni büyükelçi atadılar. İkisi de istihbarat ve asker kökenli. İkisi de bölgedeki krizlere farklı düzeylerde müdahale etti. Siyaseti atıl hale gelmiş ve Ekim 2021’den bu yana yeni bir hükümet kurmaktan aciz bir ülke için bu gelişme ne anlama geliyor?
Tahran Muhammed Kazım Al Sadık’ı yeni Bağdat Büyükelçisi olarak ilan etti. Sadık’tan önce bu görevde İrec Mescidi bulunuyordu. Iraklı diplomatlara göre bu değişikliğin ‘hükümet kurma kriziyle bir ilgisi yok’. Fakat etkin Şii kulisler bunun aksini söylüyor.
Washington’a gelince, ABD’nin yeni Bağdat Büyükelçisi Alina Romanowski geçen ayın başında ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nin toplantısında yaptığı konuşmada, Irak’ı ‘bölge istikrarının temel taşı’ olarak nitelerken, silahlı grupların ülkedeki nüfuzuna karşı uyardı. Kuveyt’teki Büyükelçilik görevini tamamlayan Romanowski, ABD Savunma Bakanlığı ve Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) kurumlarında elde ettiği uzun tecrübelerle Bağdat’ta Büyükelçilik görevine devam edecek. ABD Savunma Bakanlığı ve CIA gibi iki kurumda mesai yapan bir ismin Bağdat’a büyükelçi seçilmesinin arkasında Irak sahasında ABD ve İran arasındaki çatışma kurallarının yeniden şekillenmesi olarak değerlendiriliyor.
Bağdat’ın beklediği İranlı Büyükelçi Muhammed Kazım’ın özgeçmişi ABD’ye yönelik bakış açısı nedeniyle daha da dikkat çekici. Nitekim Kazım son 10 yıldır İran Devrim Muhafızları’nın Irak görevlerinde aktif rol üstlendi. İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ve İran’ın eski Bağdat Büyükelçisi İrec Mescidi, İran dini lideri Ali Hamaney’in Irak’taki kafa karışıklıklarını giderme arzusunu yerine getirmekte başarılı olamadı.
Irak’ın Necef kentinde doğan Muhammed Kazım Al Sadık, ‘ilim havzalarındaki’ eğitime önem veren Irak ve İranlı bir aileden geliyor. Ailesinin dini eğitimle ilişkisi 1970’lere dayanıyor. Abisi Muhammed Rıza Al Sadık 1980’lerin başında İran’a göç ediyor
Muhammed Rıza bir yandan şiir yazmakla uğraşırken diğer yandan İran’ın Kum havzasında din eğitimine devam etti. Fakat yeni Büyükelçi kendini İran Devrim Muhafızları’nın yolunda buldu. Kasım Süleymani Irak’ı ziyaret ettiğinde ona eşlik eden halkanın içinde yer alan Büyükelçi Kazım Irak’ta etkin rol üstlendi. Göründüğü kadarıyla Irak lehçesini çok iyi konuşması, Süleymani’ye Irak’ta eşlik etmesinde öne çıkan özelliklerinden biri oldu. Ancak Şii parti liderleriyle sahip olduğu köklü ilişkiler onu Irak krizindeki sorunlu meselelere müdahil olmaya sevk etti ve Süleymani’nin bölgedeki potansiyel halefi olması için buna uygun bir atmosfer yaratıldı.
İran açısından stratejik öneme sahip olan Irak dosyası, geçtiğimiz yıllarda İran’daki istihbarat teşkilatları ile Devrim muhafızları arasında devamlı el değiştirdi. Tahran bu geçişler sırasında çatışma kurallarına uyan yumuşak bir yönetim şekli ile Irak’taki nüfuzunu doğrudan koruma gereklilikleri arasında manevra yapıp durdu. Bu süreçte genellikle ağır basan taraf İran Devrim Muhafızları oldu.
İran’ın Devrim Muhafızları’nın bir üyesini büyükelçi olarak ataması ilginç bir durum değil. Nitekim İran geçtiğimiz yıllarda bütün büyükelçilerini Ortadoğu’nun birkaç ülkesinde faaliyet gösteren bu kurumun kadrolarından atadı. Fakat Muhammed Kazım’ın kişiliği, İran’ın onu Irak denkleminde fark yaratacak biri olarak görmesine sevk etti.
Şarku’l Avsat muhabiri ‘Muhammed Kazım’ın atanması, İran’ın Irak politikasında bir değişiklik olduğu anlamına gelir mi?’ sorusunu yönelttiği İran’ın yeni Büyükelçisi ile 15 yıldır tanışıklığı bulunan Iraklı bir isim, verdiği yanıtta, “Amaç İran dini lideri (Hamaney’in) ofisinin çalışmalarını daha iyi organize etmek. Yani bu adamın (Muhammed Kazım) Irak dosyasını resmen teslim aldığı anlamına gelir” ifadesini kullandı ve Muhammed Kazım’ın kişiliğiyle ilgili şunları aktardı: “Onun kulislerde aktif olması alışıldık bir durum. Kapalı ve şüpheci biri. Diplomatik kabiliyetlere sahip değil. Onunla sohbet eden, konuşma biçiminden ve radikal görüşlerinden sıkılır.”
Bu atamanın Irak siyasetindeki etkilerine gelince, Muhammed Kazım’ın Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr’ın Şii Koordinasyon Çerçevesi’ne rol vermediği bir hükümet kurmasını engellemek için çalışması öngörülüyor. Irak siyaset sahnesinde Muhammed Kazım ile iyi ilişkilere sahip olan isimlerin başında Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki ile Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri geliyor.
Göründüğü kadarıyla yeni Büyükelçi’nin esas görevi, İran’ın Bağdat’taki merkezi hükümet içindeki güçlü ve giderek artan nüfuzunu korumaya odaklanmak. Bir diğer görevi ise, İran’ın diğer nüfuz bölgeleri olan Şam ve Beyrut’a mali, lojistik ve askeri desteklerin ulaştırılmasında Irak’ın aktif konumunu devam ettirmek. Şii Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın bir kaynak, Muhammed Kazım’ın atanmasının, İran politikasının uygulanmasında yeni modellerin görülebileceğini belirterek, atamanın aynı zamanda Irak’ta yeni hükümet kurma müzakerelerini etkileyebileceğini kaydetti.



Hamaney İran askeri yönetimini yeniden şekillendiriyor

Tahran’da, ABD ile savaşın sona erdirilmesine ilişkin anlaşmanın imzalanmasının ertesi günü İranlı bir kişi, Dini Lider Mücteba Hamaney’in fotoğrafının önünden geçiyor. (AP)
Tahran’da, ABD ile savaşın sona erdirilmesine ilişkin anlaşmanın imzalanmasının ertesi günü İranlı bir kişi, Dini Lider Mücteba Hamaney’in fotoğrafının önünden geçiyor. (AP)
TT

Hamaney İran askeri yönetimini yeniden şekillendiriyor

Tahran’da, ABD ile savaşın sona erdirilmesine ilişkin anlaşmanın imzalanmasının ertesi günü İranlı bir kişi, Dini Lider Mücteba Hamaney’in fotoğrafının önünden geçiyor. (AP)
Tahran’da, ABD ile savaşın sona erdirilmesine ilişkin anlaşmanın imzalanmasının ertesi günü İranlı bir kişi, Dini Lider Mücteba Hamaney’in fotoğrafının önünden geçiyor. (AP)

İran dini lideri Mücteba Hamaney, pazartesi günü Silahlı Kuvvetler, Devrim Muhafızları ve Besic güçlerinin komuta kademelerinde kapsamlı değişikliklere gitti. Değişiklikler, altı üst düzey komutanı kapsarken, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi sekreterinin değiştirilmesinden bir gün sonra geldi. Böylece savaşın, güvenliğin ve askeri operasyonların yönetiminden sorumlu makamlarda hızlı bir yeniden yapılanma süreci başlatılmış oldu.

Hamaney’in ofisi tarafından yayımlanan ayrı kararnamelerle, İran operasyonlarının komutanı Ali Abdullahi Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı, General Keyumars Haydari yardımcısı, Ahmed Vahidi ise Devrim Muhafızları Genel Komutanı olarak atandı ve kendisine tümgeneral rütbesi verildi. Mustafa İzdi de Devrim Muhafızları Genel Komutan Yardımcılığına getirildi.

Kararlar kapsamında ayrıca Ali Azmai Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı, Hüseyin Taib ise Besic Teşkilatı Başkanı olarak atandı.

thy
Abdullahi, Tahran’da son savaşta hayatını kaybedenlerin anma törenine katılıyor. (AP)

Değişiklikler, bir gün önce Muhsin Rızai’nin, Muhammed Bakır Zülkadr’ın yerine Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi sekreteri ve Hamaney’in konseydeki temsilcisi olarak atanmasının ardından geldi.

Yeni kararlar; askeri planlama ve operasyonlardan, Devrim Muhafızları komutasından ve Körfez ile Hürmüz Boğazı'nda devam eden çatışmada kilit rol oynayan deniz kuvvetlerinden sorumlu üst düzey makamların yanı sıra ülke içinde güvenlik ve seferberlik görevleri yürüten Besic’in yönetimini de kapsıyor.

Abdullahi Genelkurmay Başkanlığında

Hamaney, tümgeneral Ali Abdullahi’yi, savaşta öldürülen Abdülrahim Musevi’nin yerine Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı olarak atadı.

Hamaney, atama kararnamesinde Abdullahi’nin geçmişteki deneyimleri ve hizmetleri doğrultusunda bu göreve seçildiğini belirterek, kendisine Silahlı Kuvvetlerin askeri ve güvenlik hazırlık seviyesinin yükseltilmesi ve üst düzey komuta yapısının yeniden düzenlenmesiyle ilgili üç görev verdi.

Kararnamede Abdullahi’den Silahlı Kuvvetlerin ve «halk seferberliğinin» savunma ve güvenlik kapasitesini artırması ve modernize etmesi, bunları geleneksel ve yeni nitelikteki farklı düzeylerdeki askeri tehditlerle mücadeleye hazırlaması istendi. Bunlar arasında kararnamede «bilişsel ve hibrit tehditler» olarak tanımlanan unsurlar da yer aldı.

tyu
Abdullahi, Tahran’da son savaşta hayatını kaybedenlerin anma töreninde. (AP)

Abdullahi ayrıca söz konusu tehditlere zamanında ve etkili şekilde karşılık verebilecek askeri kapasitenin güvence altına alınmasıyla görevlendirildi.

Kararnamede, Genelkurmay Başkanlığı ile Genelkurmay Harekât Merkezi'nin, eski dini lider Ali Hamaney döneminde başlatılan bir plan doğrultusunda birleştirilmesi sürecinin tamamlanması yönünde de talimat verildi.

Abdullahı daha önce Genelkurmay Başkanlığı görevini yürütmüş, İran’ın silahlı kuvvetlerini denetleyen en üst düzey askeri kurumun başına geçmeden önce çeşitli askeri ve güvenlik görevlerinde bulunmuştu.

Hamaney, ayrı bir kararnameyle Tuğgeneral Keyumars Haydari’yi Abdullahi’nin önerisi üzerine Genelkurmay Başkanı Yardımcısı olarak atadı.

Haydari’den savunma ve güvenlik kapasitesinin artırılmasına katkı sağlaması, Silahlı Kuvvetler içinde cihatçı ruh olarak adlandırılan anlayışın güçlendirilmesi ve Genelkurmay Başkanı ile koordinasyon içinde askerlerin yaşam koşullarına ilişkin ihtiyaçların gözetilmesi istendi.

Vahidi Devrim Muhafızları’nın başına geçti

Devrim Muhafızları içindeki en önemli değişikliklerden birinde Hamaney, Ahmed Vahidi’yi savaşta öldürülen Muhammed Bakpur’un yerine Devrim Muhafızları Genel Komutanı olarak atadı ve kendisine tümgeneral rütbesi verdi.

Hamaney, kararnameyle yaptığı atamanın ABD ve müttefikleriyle «stratejik ve kader belirleyici bir karşılaşma» ortamında gerçekleştiğini belirterek yeni komutana bir dizi askeri ve örgütsel görev verdi.

Vahidi’den Devrim Muhafızları’nın kapasitesini «azami caydırıcılık» düzeyine çıkarmaya devam etmesi ve rakiplere karşı «güçlü saldırı operasyonları» düzenlemeye hazır olması istendi.

Talimatlar, Devrim Muhafızları içindeki yönetim ve komuta yapısının geliştirilmesini, kurumun farklı kademelerinde modern beceri ve teknolojilerden yararlanılmasını ve komutanlar ile personel arasındaki ideolojik disiplinin ve devrimci ruhun güçlendirilmesini de kapsadı.

Vahidi, askeri ve güvenlik kurumlarında uzun bir geçmişe sahip. Daha önce Kudüs Gücü Komutanlığı görevini üstlenen Vahidi, savunma bakanı ve ardından içişleri bakanı olarak görev yaptıktan sonra yeniden askeri komuta kademesine döndü.

Aynı değişiklikler kapsamında Hamaney, Tümgeneral Mustafa İzdi’yi Devrim Muhafızları Genel Komutan Yardımcısı olarak atadı.

Bu kararla İzdi, Vahidi’nin ardından Devrim Muhafızları'nın komuta hiyerarşisindeki ikinci isim oldu. İlk atama duyurusunda Hamaney’in kendisine verdiği görevlere ilişkin ayrıntı paylaşılmadı.

Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nde yeni komuta

Hamaney, Ali Azmai’yi, savaşta öldürülen Ali Rıza Tengsiri’nin yerine Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı olarak atadı.

Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nin yeni komutanı ve Hürmüz’de geçiş kuralları üzerindeki mücadele

Değişiklik, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nin İran’ın Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndaki operasyonlarında kilit rol oynadığı bir dönemde gerçekleşti. İran ile ABD arasında boğazın yeniden açılması için gerekli koşullar konusunda yaşanan anlaşmazlık nedeniyle deniz trafiği halen sınırlı durumda.

Hamaney, Azmai’den eğitim ve personel becerilerinin seviyesini yükseltmesini, deniz ekipmanları ve kapasitesini geliştirmesini, istihbarat yeteneklerini ve savaş hazırlığını güçlendirmesini istedi.

Kararnamede ayrıca Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri ile diğer Devrim Muhafızları birlikleri, Besic ve İran ordusunun deniz kuvvetleri arasında koordinasyonun güçlendirilmesi ve ilgili askeri ve sivil kurumlarla iş birliğinin artırılması vurgulandı.

Azmai’nin adı, mart ayının sonundan bu yana deniz kuvvetlerinin komutanlığıyla ilişkilendiriliyordu. Ancak ataması, İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney’in geçen ay düzenlenen cenaze töreni vesilesiyle Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri tarafından yayımlanan açıklamada resmen doğrulandı.

Azmai, Ali Rıza Tengsiri döneminde Deniz Kuvvetleri Komutan Yardımcısı olarak görev yapıyordu. İran Silahlı Kuvvetleri, Tengsiri’nin 26 Mart’ta düzenlenen ABD-İsrail saldırısında öldürüldüğünü, İsrail’in daha önce yaptığı açıklamanın ardından doğrulamıştı.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Tengsiri’yi mayın döşeme operasyonlarından ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma girişimlerinden doğrudan sorumlu kişi olarak nitelendirmişti.

ABD Hazine Bakanlığı, Devrim Muhafızları liderliğinin terör listesine alınmasının ardından Haziran 2019’da Azmai’yi de yaptırım listesine dahil etmişti.

Azmai daha önce Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nin Beşinci Bölgesi'nin komutanlığını yürütmüştü. 2012 yılında kurulan bölgenin operasyon alanı Hürmüz Boğazı'nı ve Basra Körfezi'ndeki İran kıyılarını, Kiş ve Kişm adaları çevresindeki bölgeler dahil olmak üzere kapsıyor.

Bu talimatlar, İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımına ilişkin yeni bir güzergâh haritası konusunda müzakerelerin sürdüğü bir dönemde geldi. Tahran, gemilerin geçiş güzergâhları konusunda anlaşmaya varılmasının boğazın tamamen yeniden açılması anlamına gelmeyeceği konusunda ısrar ediyor.

Taib Besic’in başına dönüyor

Güvenlik kurumundaki bir diğer değişiklikte Hamaney, Hüseyin Taib’i, savaşta öldürülen Gulam Rıza Süleymani’nin yerine Besic Teşkilatı Başkanı olarak atadı.

Bu kararla Taib, Devrim Muhafızları İstihbarat Teşkilatı'nın başında on yıldan fazla kaldıktan ve bu görevden ayrılmasından yıllar sonra yeniden en önemli güvenlik makamlarından birine döndü.

Atama kararnamesi Taib’e iç güvenlik, seferberlik ve Besic’e bağlı istihbarat ağlarıyla ilgili görevler verdi. Hamaney, Taib’den seferberlik kampanyasını genişletmesini istedi.

Taib ayrıca halk istihbarat ağını güçlendirmek, tehditlere karşı koymak amacıyla eğitim ve beceri seviyesini yükseltmek ve modern teknolojilerin kullanımını artırmakla görevlendirildi.

Kendisinden ayrıca devlet ve kamu kurumlarıyla iş birliğini güçlendirmesi, Besic’e bağlı grupları mahalleler ve meslek grupları arasında genişletmesi ve camiler merkezli sosyal faaliyetleri artırması istendi.

Kararnamede ayrıca Besic modelinin İran dışında yaygınlaştırılması ve bunun «halk direnişi ve dayanıklılığının» bir modeli olarak sunulması yönünde bir görev de yer aldı.

Taib’in atanması, savaş ve protestolar sırasında Tahran ve diğer kentlerde yolların ve kritik noktaların kontrol altına alınmasında Besic ve polis güçlerinin oynadığı role ilişkin Devrim Muhafızları komutanlarının açıklamalarının ardından geldi.

Askeri değişikliklerden önce, güvenlik dosyaları ile dış politika koordinasyonundan sorumlu ve savaş ile müzakerelere ilişkin kararlarda önemli rol oynayan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nde de yeniden yapılanmaya gidilmişti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, pazar günü Muhsin Rızai’yi, Muhammed Bakır Zülkadr’ın istifasını kabul etmesinin ardından konseyin yeni sekreteri olarak atadı. Bu atama, Hamaney’in Rızai’yi Zülkadr’ın yerine konseydeki temsilcisi olarak görevlendirmesinden birkaç saat sonra gerçekleşti.

Böylece Rızai, Hamaney’in askeri danışmanlığı görevini sürdürürken aynı zamanda Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi sekreteri ve dini liderin konseydeki temsilcisi oldu.

Pezeşkiyan, değişiklik öncesinde Zülkadr konusunda «anlaşmazlıklar» bulunduğunu kabul etmişti. İran yönetim kurumları içinde savaşın ve ABD ile müzakerelerin yönetimi ile Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için öne sürülen şartlar konusunda tartışmalar yaşanıyordu.

İran Cumhurbaşkanı, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin İslamabad mutabakatının onaylanmasındaki rolünü savunarak askeri ve güvenlik yetkililerinin bu mutabakatı görüşmelere katıldığını ve 13 üyeli konseyin 12 üyesinin anlaşmayı desteklediğini söyledi.

Konsey yönetimindeki değişiklik, Genelkurmay Başkanlığı, Devrim Muhafızları, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri ve Besic’in komutasını yeni isimlere devreden askeri kararnamelerden bir günden daha kısa süre önce gerçekleşti.


Mücteba İran askeri komuta kademesini yeniden şekillendirdi... Hürmüz konusunda belirsizlik sürüyor

Mücteba İran askeri komuta kademesini yeniden şekillendirdi... Hürmüz konusunda belirsizlik sürüyor
TT

Mücteba İran askeri komuta kademesini yeniden şekillendirdi... Hürmüz konusunda belirsizlik sürüyor

Mücteba İran askeri komuta kademesini yeniden şekillendirdi... Hürmüz konusunda belirsizlik sürüyor

İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney, askeri komuta kademesini yeniden şekillendirerek Ali Abdullah’ı Genelkurmay Başkanı, Ahmed Vahidi’yi Devrim Muhafızları Komutanı, Ali Azemai’yi Deniz Kuvvetleri Komutanı ve Hüseyin Taib’i Besic Teşkilatı Başkanı olarak atadı. Bu atamalar, Muhsin Rızai’nin Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri olarak görevlendirilmesinin ardından geldi.

Washington ve Tahran, Hürmüz Boğazı krizini tarafların ellerindeki baskı araçlarını koruduğu ve taviz vermeden önce karşı tarafın hamlesini beklediği açık uçlu bir satranç oyununa dönüştürdü. Umman ile deniz ulaşım güzergâhları konusunda varılan mutabakat ise boğazın yeniden açılmasının akıbetini henüz netleştirmedi. Tahran, boğazın açılmasını başta ABD ablukasının kaldırılması olmak üzere bir dizi şarta bağlamış durumda.

ABD Başkanı Donald Trump, Tahran’ın geçmişteki çatışmalarda sorumlu olduğunu söylediği ölümler ve yaralanmalar nedeniyle İran’dan tazminat talep edeceğini açıkladı. Trump’ın bu açıklaması, İran’ın Washington’dan savaşın yol açtığı zararlar için tazminat talep etmesine karşılık geldi. Trump, pazar günü yaptığı açıklamada ise yönetiminin İran konusunda ihtiyatlı hareket ettiğini ve ülkedeki ekonomik baskıların artışını izlediğini söylemiş, yaşanan karşılaşmayı bir satranç oyunu olarak nitelendirmişti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, İranlıların profesyonel satranç oyuncuları olduklarını kanıtladıklarını söyledi. Bekayi, Umman ile deniz ulaşım haritası konusunda bir mutabakata varıldığını doğrularken, bazı teknik noktaların henüz çözüme kavuşturulamadığını belirtti.


ABD: Sağlık yetkilileri, ölümcül bir bakteri salgını nedeniyle plaja gidenleri dikkatli olmaya çağırdı

ABD'nin Louisiana eyaletinde plaja gidenlerin gerekli önlemleri almaları çağrısında bulunuldu (Reuters)
ABD'nin Louisiana eyaletinde plaja gidenlerin gerekli önlemleri almaları çağrısında bulunuldu (Reuters)
TT

ABD: Sağlık yetkilileri, ölümcül bir bakteri salgını nedeniyle plaja gidenleri dikkatli olmaya çağırdı

ABD'nin Louisiana eyaletinde plaja gidenlerin gerekli önlemleri almaları çağrısında bulunuldu (Reuters)
ABD'nin Louisiana eyaletinde plaja gidenlerin gerekli önlemleri almaları çağrısında bulunuldu (Reuters)

ABD’nin Louisiana eyaletindeki sağlık yetkilileri, kıyı sularında bulunan ve halk arasında “et yiyen bakteri” olarak bilinen bakterinin yol açtığı enfeksiyonlarda yaz aylarında yaşanan artış nedeniyle plaj ziyaretçilerini gerekli önlemleri almaya çağırdı.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre Louisiana Sağlık Bakanlığı basın açıklamasında, eyalette bu yıl Vibrio vulnificus bakterisi kaynaklı 9 enfeksiyon vakasının doğrulandığını bildirdi.

Enfeksiyon tespit edilen hastaların tamamının hastaneye kaldırıldığı, bunlardan 5’inin hayatını kaybettiği ifade edildi.

Louisiana’da son 10 yılın aynı döneminde ise ortalama 7 enfeksiyon vakası ve 1 ölüm kaydedilmişti.

Yetkililer, tuzlu veya acı suya maruz kalan bir yaranın kızarması, şişmesi, ağrıması veya renginin değişmesi durumunda derhal tıbbi yardım alınması çağrısında bulundu. Sağlık kuruluşuna başvuran kişilerin, sağlık görevlisine suyla temas ettiklerini mutlaka bildirmeleri istendi.