Somali Dışişleri Bakanı, suikast girişiminden kurtulduğunu açıkladı

Somali Dışişleri Bakanı’nın başkent Mogadişu’da Mısır Büyükelçisi ile yaptığı son görüşmeye dair yayınlanan bir fotoğraf
Somali Dışişleri Bakanı’nın başkent Mogadişu’da Mısır Büyükelçisi ile yaptığı son görüşmeye dair yayınlanan bir fotoğraf
TT

Somali Dışişleri Bakanı, suikast girişiminden kurtulduğunu açıkladı

Somali Dışişleri Bakanı’nın başkent Mogadişu’da Mısır Büyükelçisi ile yaptığı son görüşmeye dair yayınlanan bir fotoğraf
Somali Dışişleri Bakanı’nın başkent Mogadişu’da Mısır Büyükelçisi ile yaptığı son görüşmeye dair yayınlanan bir fotoğraf

Somali Dışişleri Bakanı Abdussaid Muhammed Ali, ülkenin kuzeydoğusundaki Puntland bölgesinde yer alan Galkayo şehrinde bir iftar yemeği sırasında ailesiyle birlikte kendisine yönelik düzenlenen suikast girişiminden kurtulduğunu söyledi.
Bakan, Perşembe akşamı geç saatlerde Twitter üzerinden yaptığı açıklamada Mudug polis şefi Mumin Abdi Şer’i ‘siyasi amaçlı bir suikast girişimi’ olarak nitelendirdiği olaydan sorumlu olmakla suçlarken, girişimin güvenlik görevlileri tarafından engellendiğini, 1 askerin öldüğünü ve 1 askerin de yaralandığını açıkladı.
Somali Cumhurbaşkanı Muhammed Abdullah Fermacu’nun yakın bir müttefiki ve güvenlik danışmanı olan Ali’ye göre, ailesiyle birlikte iftar sofrasındayken, polis şefi Mumin Abdi Şer’in emriyle üzerlerine ateş açıldı.
“15 dakika boyunca Mumin’in askerlerinin yoğun ve sürekli ateşine maruz kaldık” diyen Muhammed Ali, kendisi ve ailesinin 4 koruma ve 1 sivil polis eşliğinde yürüyerek evlerinden iftar programına katıldığını söyledi.
Bakan, şiddetin siyasi amaçlara ulaşmak için bir araç olarak kullanılmasını kınarken ve şiddete karışan herkesten gerekli tüm yollarla hesap soracağını vurgularken, Perşembe günü yalnızca Ramazan ayı sonlarında ailesiyle vakit geçirmek için şehre geldiğine dikkati çekti.
2020 yılından beri faaliyette olan hükümette kısmi bir değişiklikle geçtiğimiz Kasım ayında Abdussaid Muhammed Ali’yi Dışişleri Bakanı olarak atayan Cumhurbaşkanı Fermacu ve Başbakan Muhammed Hüseyin Roble, olay hakkında henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Puntland bölgesi Başkan Yardımcısı Ahmed Karş, bakan ve ailesine yönelik saldırıyı kınayarak, barışın ihlali olarak nitelendirdiği olayı araştırmak üzere bir komisyon atayacağını belirtti. Karş, ölen güvenlik görevlisi için de taziyelerini dile getirdi.
Yerel medya organlarına göre güvenlik güçleri iftar programını engellemeye çalışırken Galkayo’da çatışmalar patlak verdi.
Bölge Valisi Abdullatif Musa Nur, yaşanan olayı kınarken, Facebook üzerinden yaptığı açıklamada da Bakan’ın kendisine yönelttiği suçlamaları reddetti.

Said Abdullah Dini, seçimlerde aday olmayı planlıyor
Öte yandan Cumhurbaşkanı Fermacu’nun önde gelen muhaliflerinden biri olan Puntland Başkanı Said Abdullah Dini, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayı planlıyor. Dini’nin yardımcısı Ahmed Osman’ın, yerel yönetimi üstlendiği açıklandı. Osman, bu adımın ‘başkanın seçim kampanyasıyla meşgul olması nedeniyle anayasal görevlerini geçici olarak yerine getirememesinden’ kaynaklandığını söyledi.
Görevi geçici olarak üstlendiğini açıklayan Osman, Dini’nin görevinden istifa etmeden cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olması sonrasında tüm devlet kurumlarını ise hukukun üstünlüğüne ve ülkenin anayasasına saygı göstermeye çağırdı.
Said Abdullah Dini, Şubat ayında aracıyla ülkenin kuzeydoğu kesiminde yer alan ticari başkent Bosaso’ya gidişi sırasında terör örgütü Eş-Şebab tarafından suikast girişimine maruz kalmıştı.
Diğer taraftan Afrika Birliği Somali Misyonu (AMISOM), siyasi geçiş sürecini tamamlamak için dört aşamalı bir plan açıkladı. Buna göre ordu, misyonun 2024 yılına kadar ülkeden çıkışıyla birlikte ülkenin kamu güvenliğinin sorumluluğunu üstlenecek.
Resmi Somali Haber Ajansı tarafından yapılan açıklamaya göre AMISOM, Perşembe günü temsil ettiği görevi ‘4 aşamalı bir geçiş planına uygun olarak yerine getirmeyi’ taahhüt etti. Ayrıca Somali ordusunun, yeni görev kapsamında tüm güvenlik operasyonlarından sorumlu olacağı ve 2024 yılına kadar kamu güvenlik sistemini devralacağı belirtildi.

Mogadişu’da bombalı saldırı
Öte yandan medya organları, başkent Mogadişu’daki Şeyh İbrahim bölgesinde düzenlenen bombalı saldırıda 2 Somali askerinin öldüğünü ve aralarında sivillerin de bulunduğu 6 kişinin de yaralandığını bildirdi.
Görgü tanıklarına göre saldırı, bölgede yerel bir pazarı koruyan hükümet askerlerini hedef aldı. Ayrıca terör örgütü Eş-Şebab’ın başkent Mogadişu’da parlamento binasına düzenlediği saldırıdan birkaç saat sonra bir camiden ayrılırken Somali’nin geleneksel şeyhlerinden ünlü şair Badal Jami Harsi’ye karşı silahlı kişiler tarafından ateş açıldı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.