İran: Ukrayna savaşının etkileri ABD’yi nükleer anlaşmaya zorlayacak

İran Müzakere Heyeti Müsteşarı Marendi: Ukrayna savaşının etkileri Biden’ı İran’la anlaşmaya zorlayacak

Viyana nükleer müzakerelerin AB Koordinatörü Enrique Mora.
Viyana nükleer müzakerelerin AB Koordinatörü Enrique Mora.
TT

İran: Ukrayna savaşının etkileri ABD’yi nükleer anlaşmaya zorlayacak

Viyana nükleer müzakerelerin AB Koordinatörü Enrique Mora.
Viyana nükleer müzakerelerin AB Koordinatörü Enrique Mora.

İran'ın Viyana'daki nükleer müzakere heyetinin Siyasi Müsteşarı Muhammed Merendi, Ukrayna savaşının artan etkilerinin ABD’yi Tahran’la bir anlaşmaya varmaya zorlayacağını öngörüyor.
Merendi değerlendirmesini, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ı, nükleer anlaşmayı canlandırmayı amaçlayan Viyana müzakerelerindeki duraklamanın uzamasının olumsuz etkilerine karşı uyarmasının ardından yaptı.
İran Müzakere Heyeti Siyasi Müsteşarı Muhammed Merendi, İran resmi haber ajansı IRNA’ya yaptığı açıklamada, Washington'daki dahili anlaşmazlıkların, Viyana’da bir anlaşma sağlanmasına engel olduğunu belirterek, “Ukrayna savaşının sonuçları ABD’yi eninde sonunda İran’la bir anlaşma yapmaya zorlayacak” dedi.  
ABD ve İran, Kapsamlı Ortak Eylem Planı olarak bilinen ‘2015 nükleer anlaşmasının’ yeniden canlandırılması için ortak karar alarak müzakereleri başlatmıştı. Viyana’daki müzakerelerde büyük ölçüde uzlaşıldığının açıklanmasının ardından, Rusya’nın, kendisine uygulanan yaptırımların İran’la ilişkilerini etkilemeyeceğine dair garanti talep etmesi bir engel oluşturmuş ancak bir süre sonra bu engel aşılabilmişti. İran’ın Devrim Muhafızları Ordusu’nu ABD’nin “terör örgütleri listesinden” çıkarılmasını istemesi, anlaşma sağlanmasının önünde bir diğer önemli engeli teşkil etti. Washington ve Tahran, yaklaşık bir aydır duraksayan müzakerelerde anlaşmaya varılamamasının sorumluluğunu birbirine yüklüyor.  
İyi bir anlaşmaya varılabilmesi için’ ABD’nin siyasi karar alması gerektiği tezini yineleyen Merendi, "Amerikalılara göre İran, Viyana'da dikkate değer tavizler elde etmeyi başardı, bu yüzden Amerikan müzakere ekibinin bazı üyeleri istifalarını sundu ve protestolarını ifade etmek için ekipten ayrıldı. ABD'nin İran özel temsilcisi Rob Malley'in sunumunun ardından ABD Kongresi’nde de olumsuz tepkiler geldi ve şimdi bir belirsizlik söz konusu” diye konuştu.  
İran rejiminin lideri Rehber Ali Hamaney’in özel doktorunun oğlu olan Merendi, muhafazakar Ali Bakıri Kani’nin, Abbas Arakçi’nin yerine müzakere heyetinin başına geçmesinin ardından, ekibe katılan yeni yüzler arasında yer aldı. İbrahim Reisi’nin göreve gelmesinin ardından, Viyana’daki nükleer müzakereler beş aylık aranın akabinde geçen kasım ayında yeniden başlamıştı. Merendi tüm bu süreçte müzakere ekibine eşlik etti.  
Merendi şöyle devam etti: “Viyana’da, yaptırımların iptali, güvence verilmesi ve Devrim Muhafızları konuları da dahil olmak üzere çalışmalar son günlerde oldukça hızlı ilerliyordu, ancak Amerikalılar aniden görüşmeleri durdurdu. Bu Amerikan kamuoyundaki anlaşmazlıklarla ilgili, fakat Ukrayna savaşının doğuracağı artan sorunlar, Biden'ı (İran ile) anlaşmanın gerekliliğini kabul etmeye zorlayacaktır. Avrupa başkentlerinde, Rusya, Çin veya Tahran'da bir sorun yok, ancak Biden'ın alacağı kararı beklememiz gerekiyor”. 
ABD’li senatörler ve Kongre üyeleri, Biden yönetiminden, Ukrayna'daki savaşın yol açtığı küresel enerji krizinin etkilerini hafifletmek amacıyla, Devrim Muhafızları’nın ‘terör örgütleri listesinden’ kaldırılması pahasına Tahran’la bir anlaşma yapmaması çağrısında bulunmuştu. Uzmanlar, mevcut ABD müzakere ekibinin, ‘2015 nükleer anlaşma’ kapsamında hareket ettiğini, ancak hükümetin, Devrim Muhafızları’nın ‘terör listesinden’ kaldırılmasının da tartışılmasını istediğini belirtiyor. Öte yandan Biden’ın muhalifleri, Abbas Arakçi başkanlığındaki heyetle haziran ayında anlaşma sağlanabilecekken ABD tarafının masadan ayrılmış olmasını eleştiriyor. Tahran, Devrim Muhafızları üzerindeki baskının hafifletilmesini isterken, ‘balistik füze programı ve bölgesel faaliyetlerinin’ müzakerelere bir konu teşkil etmesine karşı çıkıyor ve bunları ‘kırmızı çizgileri’ olarak görüyor.  
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell telefon görüşmesi gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanlığı, görüşmenin ana gündeminin ‘nükleer müzakerelerle’ ilgili olduğunu açıkladı. Abdullahiyan Borrell’e, “İran hükümetinin iyi, güçlü ve kalıcı bir anlaşmaya varma iradesinde hiçbir şüphe yoktur” Beyaz Saray aşırı taleplerini ve şüphelerini bir kenara bırakıp, çözüm odaklı gerçekçi bir yol benimsemelidir. Üç Avrupa ülkesi, Rusya ve Çin, anlaşmayı sonuçlandırmaya hazırdır. ABD yönetimi, Beyaz Saray'ın geçmişteki yanlış politikalarını düzeltme cesaretine sahip olmalıdır” dedi.  
Borrell ise, Abdullahiyan’ı, Viyana’daki müzakerelerdeki duraksama döneminin uzamasının ‘yapıcı olmayan etkileri’ hususunda uyardı. Yardımcısı olan ve Avrupa Birliği’nin müzakerelerdeki koordinatörü rolünü üstelenen Enrique Mora ile İranlı başmüzakereci arasında yakın zamanda bir toplantı düzenlenmesini önerdi.  
Borrell'in çağrısından önce, İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri, ABD’nin, eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin intikamından vazgeçilmesi karşılığında, ‘bazı yaptırımları kaldırmayı ve bazı imtiyazlar vermeyi’ teklif ettiğini ancak İran’ın bunu kabul etmediğini söyledi. Bazı raporlar, ABD’nin Devrim Muhafızlarını, ‘terör listesinden’ kaldırmak için ön koşul olarak, İran’ın bölgesel faaliyetlerini kısıtlamasını ve Trump’ın talimatıyla öldürülen Süleymani’nin intikamının alınmasından vazgeçilmesini öne sürdüğünü iddia etmişti.  
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Tengsiri’nin açıklamaları sorulması üzerine, “Açıktan müzakere edecek değiliz, İran Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nda öngörüldüğünden daha fazla yaptırımların kaldırılmasını istiyorsa, anlaşmanın ötesinde olan endişelerimizi gidermesi gerekir. Müzakereleri KOEP dışındaki ikincil konuları çözme noktasında kullanmıyorlarsa, nükleer anlaşmanın canlandırılması hususunda hızlı bir şekilde anlaşmaya varabiliriz” değerlendirmesinde bulundu.  
Nükleer anlaşmanın gerçekleşmesini destekleyen bazı ABD-İran çevreleri, örgütün dış operasyonlarından sorumlu olan Kudüs Gücü’nün ‘terör listesinde’ kalmasını ve Devrim Muhafızları’nın ‘listeden’ çıkarılmasını teklif etti. Ancak bu teklifin sonuçları da belirsizliğini koruyor.  
Bu arada eski İran Meclisi Başkan Yardımcısı Ali Mutahhari, “İran'ın nükleer programının amacının, ‘Caydırıcı gücünü arttırmak için bir silah yapmak olduğunu, ancak bunun gizli bir şekilde gerçekleştirilemediğini ve Halkın Mücahitleri Örgütü tarafından ifşa edildiğini” söyledi.  
Mutahhari, Eskannews web sitesine verdiği özel röportajda, "Barışçıl bir nükleer programa sahip olmak isteyen bir ülke, önce reaktör inşa eder ve faaliyetlerine uranyum zenginleştirme ile başlamaz. Direk uranyum zenginleştirmeye başlamamız şüpheler doğurdu, başladığımız işi sonuna kadar sürdürmeliyiz” ifadelerini kullandı.  



İran savaşının sona ermesi Mısır’daki enflasyonu hafifletecek mi?

Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
TT

İran savaşının sona ermesi Mısır’daki enflasyonu hafifletecek mi?

Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Kahire’nin bir bölümünün genel görünümü (Reuters)

İran savaşının sona ermesiyle eş zamanlı olarak ABD dolarının Mısır cüneyhi karşısında kayda değer ölçüde gerilemesi, Mısırlıların zihninde bu gelişmenin bölgedeki krizlerin tetiklediği hayat pahalılığı üzerinde etkili olup olmayacağına dair soruları ve belki de umutları yeniden gündeme taşıdı.

Mısır’da dün bankacılık işlemlerinin son saatlerinde dolar kuru çok sayıda bankada 50 Mısır lirasının altına gerileyerek 49,8 liraya düştü. Böylece dolar, mart ayından bu yana ilk kez bu seviyenin altına inmiş oldu.

Hayat pahalılığından yakınan çok sayıdaki Mısırlıdan biri de Kahire’nin doğusunda özel bir şirkette muhasebeci olarak çalışan Muhammed Kasım. Kasım, “Dolar her düştüğünde fiyatların da gerilemesini bekliyoruz ancak bu gerçekleşmiyor. Bir ürünün fiyatı yükseldiğinde bir daha asla düşmüyor” dedi.

Kasım, her gün evinden iş yerine ulaşım masraflarını karşılamak zorunda olduğunu, ayrıca eğitim çağında iki çocuğu bulunduğunu belirtti. Hayat pahalılığının nedenlerinin ortadan kalkmasıyla birlikte fiyatların da gerilemesini umut ettiğini söyleyen Kasım, “Savaş sona erdiğine ve enerji fiyatları dünya genelinde düştüğüne göre artık zamları haklı gösterecek bir neden kalmadı. Tüccarların ve satıcıların fiyat artışlarını gerekçelendirmek için öne sürdüğü Hürmüz Boğazı’nın kapanması riski de ortadan kalktı” ifadelerini kullandı.

Gelecekteki etkisi

Ancak ekonomist Mustafa Bedra farklı düşünüyor. Bedra, “İran savaşı sırasında yaşanan her günün geleceğe uzanan etkileri olacak” değerlendirmesinde bulundu.

Şarku’l Avsat’a konuşan Bedra, “Savaşın bir ay sürmesi halinde etkilerinin üç ila altı ay boyunca devam edeceğini öngörüyordum. Şimdi ise savaşın süresi neredeyse yüz günü aştı. Dolayısıyla etkilerinin kısa sürede ortadan kalkmasını beklemek gerçekçi değil” dedi. Ekonomik koşulları etkileyen unsurların büyük ölçüde değişmediğini belirten Bedra, “Petrol varil fiyatlarının etkisi, Hürmüz Boğazı’ndaki kapanmalar nedeniyle tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ve enflasyondaki yükseliş gibi faktörler hâlâ geçerliliğini koruyor. Benim görüşüme göre fiyatlarda hissedilir bir düşüşün görülmesi için en az altı aylık bir süreye ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

cvcsv
Mısırlılar, dolar kurundaki düşüşün ardından fiyatların düşmesini umuyor. (Şarku’l Avsat)

Bedra, Mısır’dan çıkan dolaylı yabancı yatırımların etkisine de değinerek, bu sermayenin yeniden ülkeye dönmesinin ve döviz kurunun tekrar 47 Mısır cüneyhi seviyesine gerilemesinin 3 ila 6 ay sürebileceğini söyledi. Bunun ise mevcut ekonomik koşulların değişmemesine ve bölgede yeniden bir savaşın patlak vermemesine bağlı olduğunu vurguladı.

Bedra, “Gemiler yeniden Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye başladı. Petrol varil fiyatları da savaşın sona erdiğine ilişkin medya haberlerinin etkisiyle düşüş eğilimine girdi. Ancak ortada henüz nihai ve kalıcı bir anlaşma bulunmuyor” dedi.

Şubat ayının sonunda başlayan İran savaşıyla birlikte dolar kuru Mısır’da 55 cüneyhin üzerine çıkarak rekor seviyelere ulaşmıştı. Savaş öncesinde dolar yaklaşık 47 cüneyh seviyesinde işlem görüyordu.

Bedra, “Savaş tamamen sona erer ve bölge yeniden istikrara kavuşursa bunun fiyatlara yansımasını görmek için önümüzde yaklaşık altı aylık bir süreç bulunuyor. Petrolün varil fiyatı yeniden 60-70 dolar bandına gerilediğinde hükümetten benzin ve motorin fiyatlarında indirime gitmesini talep etmeye başlayabiliriz. Ancak şu an petrol hâlâ 80 dolar civarında seyrediyor. Dolayısıyla olayların önüne geçip hükümetten hemen fiyat indirimi istemek gerçekçi değil” şeklinde konuştu.

‘İstikrar için bir fırsat’

Kahire’nin doğusunda özel bir şirkette çalışan 20’li yaşlardaki Hacer Mahmud ise fiyatlardaki sürekli artışın önüne geçecek kararlı adımlar atılması gerektiğini düşünüyor. Mahmud, savaşın sona ermesini ‘özellikle bölgede yeniden sükûnetin sağlanacağına dair beklentiler ışığında piyasaların istikrar kazanması için büyük bir fırsat’ olarak değerlendiriyor.

Kişisel ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra ailesine de her ay maddi destek sağlamayı hedeflediğini belirten Mahmud, fiyatların istikrara kavuşmasını ve gerilemesini umut ettiğini söyledi. Mahmud, “Birçok ekonomi uzmanı önümüzdeki dönemde doların 47 Mısır cüneyhine kadar gerileyebileceğini dile getirdi” dedi.

Bankacılık uzmanı Seher ed-Damati ise petrol fiyatlarındaki düşüşe dikkat çekerek bunun hayat pahalılığını artıran temel etkenlerden biri olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Damati, “Karşı karşıya olduğumuz durum ithal enflasyondu. Mısır’ın savaş öncesinde 60 dolara ithal ettiği bir ürünün maliyeti İran savaşı sırasında 100 doların üzerine çıktı. Buna nakliye ve sigorta giderleri de eklendi. Şimdi ise fiyatlar geriliyor ve bu tek başına bile son derece önemli bir gelişme” ifadelerini kullandı.

Mısır’da aylık enflasyon oranı mayıs ayında yüzde 1,6 olarak kaydedilirken, bu oran nisanda yüzde 1,1 seviyesindeydi. Yıllık enflasyon ise mayıs ayında yaklaşık yüzde 13,8 olarak gerçekleşti.

Damati, “Hazine bonolarına yatırım yapan yatırımcılar güçlü şekilde geri döndü. Bu durum ülkeye döviz girişini artırdı. Ayrıca Çin ile yapılan yuan bazlı para takası anlaşması da katkı sağladı. Bunun yanında Mısır, arz ve talebe göre şekillenen esnek döviz kuru sistemini uyguluyor. Piyasadaki döviz arzının artması doğal olarak fiyatların düşmesine zemin hazırlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

vcdfc
Kahire’deki bir döviz bürosu (AFP)

Sözlerine devam eden Damati, “Eğer jeopolitik koşullar mevcut haliyle devam ederse fiyatların düşeceğini düşünüyorum; ancak savaş yeniden başlarsa her şey başa döner” dedi.

Mısır Merkez Bankası, geçen hafta yaptığı açıklamada ülkenin net döviz rezervlerinin mayıs ayında 53,134 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Nisan ayında bu rakam 53,009 milyar dolar seviyesindeydi. Böylece rezervlerde 125 milyon dolarlık bir artış kaydedildi.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı, ülkede döviz piyasasında istikrarı sağlamak amacıyla döviz ticareti yapanlara yönelik operasyonlarını sürdürdüğünü açıkladı. Bakanlık, çarşamba günü 24 saat içinde 8 milyon Mısır cüneyhini aşan değerlerde yabancı para ticaretiyle ilgili bazı dosyaların ele geçirildiğini duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın bakanlığın resmî Facebook sayfasındaki verilerden yaptığı derlemeye göre, iç güvenlik birimleri pazar gününden salıya kadar geçen üç günlük süreçte yaklaşık 15 milyon Mısır cüneyhi değerinde döviz işlemiyle ilgili vaka tespit etti.


ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak
TT

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

ABD-İran anlaşması güvenliği yüksek tatil beldesinde imzalanacak... Görüşmeler törenin hemen ardından başlayacak

Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında varılan mutabakat zaptının imza töreni, cuma günü İsviçre’nin orta kesiminde bulunan ve Luzern Gölü’ne bakan Bürgenstock Dağı üzerindeki lüks bir otelde gerçekleştirilecek. İsviçre Dışişleri Bakanlığı, bölgenin ulaşımının zor olması nedeniyle güvenliğinin daha kolay sağlandığını belirterek, mekânın Pakistanlı ve Katarlı arabulucuların yanı sıra ABD ve İran tarafından da uygun görüldüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Washington ile Tahran arasındaki mutabakat zaptının ABD Başkanı Donald Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance, İran Meclis Başkanı ve başmüzakereci Muhammed Bakır Kalibaf tarafından elektronik ortamda imzalandığını duyurdu. Kalibaf ile Vance’ın, ülkelerinin heyetlerine liderlik ederek İsviçre’deki resmi imza törenine katılması bekleniyor.

Belgenin içeriğine ilişkin açıklama yapan Vance, metnin yaklaşık bir buçuk sayfadan oluştuğunu ve genel çerçeveli hükümler içerdiğini söyledi. Trump ise bugün, G7 Zirvesi için bulunduğu Fransa’da yaptığı açıklamada anlaşma metninin yakında kamuoyuna duyurulacağını belirtti.

Bilindiği üzere anlaşma, nisan ayında ilan edilen ve kırılganlığını koruyan ateşkesi 60 gün daha uzatacak ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını sağlayacak. Trump’a göre anlaşmada ayrıca İran’ın nükleer silah sahibi olmayacağının açık biçimde yer aldığı ifade ediliyor.

Tarafların, anlaşmanın imzalanmasının ardından İran’ın nükleer programının geleceği gibi karmaşık başlıklarda yeni müzakere sürecine başlaması bekleniyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu görüşmelerin cuma günü İsviçre’de, çerçeve anlaşmanın resmi olarak imzalanmasının ardından başlayacağını açıkladı.

Wall Street Journal’ın bilgili kaynaklara dayandırdığı habere göre:

  • ABD, savaşın sona erdirilmesine yönelik anlaşma kapsamında İran’ın petrol ve yakıt satışlarına derhal yeniden başlamasına izin verecek.
  • İran, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte uluslararası petrol ve yakıt ihracatını yeniden gerçekleştirebilecek.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Lübnanlı mevkidaşıyla yaptığı telefon görüşmesinde:

  • İsrail’in Lübnan’daki işgal ettiği bölgelerden çekilmesi ve Güney Lübnan sakinlerinin evlerine dönebilmesi gerektiği vurgulandı.
  • Lübnan cephesi de dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi çağrısında bulunuldu.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı: ABD’nin deniz ablukası kaldırıldı

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, ABD’nin iki aydır İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldırdığını açıkladı. Söz konusu adımın, iki ülke arasında Orta Doğu’daki savaşı sona erdirecek anlaşmanın imzalanmasından önce atıldığı belirtildi.

Hükümete bağlı internet sitesinin aktardığına göre Mecid Taht Revançi, “Deniz ablukasının kaldırılması, başından beri üzerinde ısrar ettiğimiz temel konulardan biriydi. Süreç başladı ve resmi imza töreninden önce abluka kaldırıldı” dedi.


Suudi Arabistan, İran’la saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor

İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, İran’la saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor

İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)
İran savaşında, Suudi Arabistan devletine ait Saudi Aramco'nun Ras Tanura'daki petrol rafinerisi vurulmuştu (Reuters)

Suudi Arabistan yönetimi, İran'la siyasi ve ticari ilişkileri şekillendirecek bir saldırmazlık paktı imzalamayı değerlendiriyor.

Financial Times'ın aktardığına göre Riyad, İran savaşı sonlandıktan sonra Tahran'la ilişkileri düzenleyecek bir anlaşma üzerinde çalışıyor.

Adlarının paylaşılmamasını isteyen Batılı diplomatlar, Riyad'ın 1970'lerdeki Helsinki Anlaşması'nı model almayı düşündüğünü belirtiyor.

Bu sözleşme Soğuk Savaş'ta ABD, Sovyetler Birliği ve Avrupa ülkeleri arasındaki gerilimi azaltmak için imzalanan anlaşmalardan oluşuyor. Dönemin Doğu ve Batı blokları arasındaki ticari ve siyasi ilişkileri düzenleyen anlaşmalara Türkiye de dahil 35 ülke taraf olmuştu.

Diplomatlara göre Suudi Arabistan, saldırmazlık paktının daha geniş çerçevede Ortadoğu'daki çeşitli ülkeleri kapsamasını istiyor.

Analizde, Avrupa devletlerinin bu öneriyi desteklediğine, olası pakta diğer Körfez ülkelerinin dahil edilmesini de istediklerine dikkat çekiliyor. Brüksel, böyle bir anlaşmayı gelecekteki çatışmaları önlemenin ve Tahran'a da saldırıya uğramayacağına dair güvence vermenin "en iyi yolu olarak" görüyor.

Kimliğinin gizli tutulması şartıyla konuşan bir Arap diplomat, İran başta olmak üzere diğer Müslüman ülkelerin Helsinki süreci örnek alınarak hazırlanan bir saldırmazlık anlaşmasına sıcak bakacağını savunuyor:

Her şey anlaşmaya kimlerin dahil edileceğine bağlı. Mevcut ortamda İran ve İsrail'i bir araya getiremezsiniz. İsrail olmadan bu girişim ters etki yaratabilir zira İran'dan sonra en büyük çatışma kaynağı olarak İsrail görülüyor. Ancak İran nüfuzunu koruyor, Suudiler de bu yüzden meselenin üzerine gidiyor.

Analizde, Türkiye-Pakistan örneği üzerinden Ortadoğu'daki savunma ittifaklarının genişleme eğiliminde olduğuna da işaret ediliyor.

Pakistan Savunma Bakanı Hoca Muhammed Asıf, pazartesi günkü açıklamasında, Suudi Arabistan'la yaptıkları savunma paktına Türkiye ve Katar'ı dahil etmeyi düşündüklerini bildirmişti.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı saldırılara İran, Körfez ülkelerine misillemeyle karşılık vermişti.

Diğer yandan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan'ın, İran'a gizli saldırılar düzenlediği öne sürülmüştü. Körfez ülkeleri saldırıları doğrulayan ya da yalanlayan bir açıklama yapmamıştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mossad Direktörü David Barnea'nın savaşta gizlice BAE'yi ziyaret ettiği de öne sürülmüştü. BAE yönetimi iddiaları yalanlamıştı.

Independent Türkçe, Financial Times, Tesnim, Arab News