İsrailli STK’lar Filistinli aileler için mücadele ediyor

İsrailli insan hakları örgütleri, "Filistinliler’in aile birleşimi yasağının" kaldırılması çağrısında bulundu

İsrail'deki Arap kadınlar, Arap vatandaşlarının Batı Şeria ve Gazze'den gelen eşlerinin vatandaşlık veya oturma izni almasını engelleyen yasayı yenilemek için yapılacak Knesset oylamasından önce yapılan protesto sırasında bir pankart tutarken, Temmuz 2021 (AP)
İsrail'deki Arap kadınlar, Arap vatandaşlarının Batı Şeria ve Gazze'den gelen eşlerinin vatandaşlık veya oturma izni almasını engelleyen yasayı yenilemek için yapılacak Knesset oylamasından önce yapılan protesto sırasında bir pankart tutarken, Temmuz 2021 (AP)
TT

İsrailli STK’lar Filistinli aileler için mücadele ediyor

İsrail'deki Arap kadınlar, Arap vatandaşlarının Batı Şeria ve Gazze'den gelen eşlerinin vatandaşlık veya oturma izni almasını engelleyen yasayı yenilemek için yapılacak Knesset oylamasından önce yapılan protesto sırasında bir pankart tutarken, Temmuz 2021 (AP)
İsrail'deki Arap kadınlar, Arap vatandaşlarının Batı Şeria ve Gazze'den gelen eşlerinin vatandaşlık veya oturma izni almasını engelleyen yasayı yenilemek için yapılacak Knesset oylamasından önce yapılan protesto sırasında bir pankart tutarken, Temmuz 2021 (AP)

İsrailli üç insan hakları hareketi, bir grup Filistinli aile adına, Batı Kudüs'teki Yüksek Adalet Divanı'na, Knesset’in geçen mart ayında onayladığı ve “aile birleşme yasası” olarak bilinen yasanın yürürlükten kaldırılması için çağrıda bulundu. Yasa, insanlık dışı bir şekilde İsrail vatandaşı olan ve olmayan Filistinlilerin kurdukları ailelerin birleşmesini engelliyor.
Bu üç hareket; Sivil Haklar Derneği, Bireysel Savunma Merkezi Hamoked ve İnsan Hakları için Doktorlar. İnsan hakları hareketleri, Adalah hukuk merkezinin daha önce söz konusu yasanın kaldırılmasını talep eden bir dilekçe sunduğunu belirterek taleplerini sundular. Yasa özünde, “İsrail vatandaşı Yahudiler, Filistinliler ve Kudüs sakinleri arasında etnik temelde iki ayrı ve farklı yol ile ırksal ideolojik ve demografik hedefler” barındırıyor.
Aile birleşme yasası, eşlerden birinin Batı Şeria, Gazze Şeridi veya Arap ülkelerinde ikamet eden Filistinlilerden oluşan ailelerin birlikte yaşamasını engelleyen hüküm içeriyor. Bu durum, baba ya da anne ve çocukların yıllarca görüşememesine, dolayısıyla binlerce ailenin parçalanmasına, korkunç ekonomik ve sosyal krizlere yol açıyor. Ancak muhalefetteki sağcı partiler ve hükümet koalisyonu, güvenlik gerekçeleriyle İsrail vatandaşı Filistinli nüfusunun artışını engellemek için yasayı onayladı.
Dilekçede adı geçen dernekler, güvenlik yetkililerinin, yasanın “güvenlik amacını” haklı gösterememesi de dahil olmak üzere, 2003'te ilk vatandaşlık yasasının yürürlüğe girmesinden bu yana son yirmi yılda meydana gelen çarpıcı değişiklikleri gözler önüne serdi. Ayrıca dilekçede, yasanın çıkarılması konusunu tartışan Parlamento Dış İlişkiler ve Güvenlik Komisyonu'nun birçok üyesi tarafından üzerinde anlaşmaya varılan bir dizi çözüme ilişkin bir anket de sunuldu. Şin Bet, bu çözümlere herhangi bir itirazda bulunmadı, ancak siyasi kaygılar nedeniyle mevzuata dahil edilmedi.
Dilekçede, Knesset oturumlarında yasanın, amacına ciddi insan hakları ihlallerini en aza indirerek yoluyla ulaşabileceği açıkça belirtildi. Ayrıca dilekçede, İsrail'de oturum izni olanların sosyal yardım ve barınma hizmetlerinden yararlanmalarının engellenmesinin, istihdam ve geçim olanaklarına kısıtlamalar getirmenin, yasal dayanağının olmadığı ve diğer yardımlardan yararlanmalarını engellemenin, sosyal haklarını ve resmi sağlık sigortalarını geri almanın hiçbir güvenlik gerekçesi olmadığı açıklandı.
Dilekçe, izinli veya geçici olarak kayıtlı kadınların sosyal basamağın en altında yer almasından dolayı yasanın kadınlara ve çocuklara verilen özel zarar vurgulandı. Bu kadınların İsrail'deki konumu, eşlerine ve onlarla olan ilişkilerine bağlı. Vatandaşlık statüsünü ve bazen de onlarsız ülkeden sınır dışı edilerek çocuklarını kaybetmek istemeyen Filistinli bir kadın, istismara dayalı şiddet ilişkisinden kurtulamayabilir. Çocuklara gelince, ikametgahları yoksa, büyüdüklerinde sosyal haklardan, yüksek öğrenimden, çalışma özgürlüğünden, araç ehliyeti almaktan, konut yardımlarına erişimden ve çok daha fazlasından yoksun yetişkinler oluyorlar.
Dilekçe veren dernekler konuyla ilgili şunları söyledi: “Knesset’e, bireysel olarak herhangi bir inceleme yapmadan tüm Filistinlileri güvenlik tehdidi olarak sınıflandıran ırkçı ve ayrımcı bir yasayı yürürlükten kaldırma fırsatı verilmişti. Ancak Knesset üyeleri bunun yerine, güvenlik ihtiyacından bağımsız olarak, zarar verme ve zorluk çıkarma niyetiyle insan hakları ihlallerine devam etmeyi seçti”.
Söz konusu yasa, vatandaşlık yasası olarak isimlendiriyor. 2000 yılındaki ikinci intifada sırasında, İsrail ikameti taşıyan Batı Şeria ve Gazze Şeridi Filistinlilerinin cezalandırılması için güvenlik servislerinin tavsiyesi üzerine ele alındı. İsrail’deki Arap Azınlık Hakları Hukuk Merkezi bu yasayı ırkçı, demokratik olmayan ve insanlık dışı bir yasa olarak değerlendiriyor zira Filistin vatandaşı biri ile evlenen ve 1967’de İsrail tarafından işgal edilen bölgelerden (Batı Şeria ve Gazze Şeridi) olan bir kişiye vatandaşlık verilmesini yasaklıyor.
Ariel Şaron kendi yönetimi zamanında, İsrail vatandaşı Araplarla (48 Filistinlileri) evlenen Filistinlilere ve diğer Araplara (Mısır, Ürdün, Fas ve diğerleri) ikamet izni verilmesine son vermek amacıyla, söz konusu kişilerin vatandaşlık almasını, Filistinli mültecilerin bölgeye geri dönüşü için gizli bir çalışma olarak değerlendirdi. Bu sebeple vatandaşlık verilmesi sınırladı ve aile birleşimi taleplerinin reddetti. Yargıtay tarafından karşı çıkıldığı için kanunda geçici bazı değişiklik yapıldı. Yasa ilk kez ilk 2003’te kabul edildi ve sonrasında geçerliliği her yıl uzatıldı.
Ancak Bennett hükümeti geçen yıl, sağ muhalefet partilerinin hükümeti küçük düşürmek ve başarısız olmasını sağlamak istemesi sebebiyle, yasanın geçerlilik süresini uzatmayı başaramadı. Bu sürede hükümet, Filistin Yönetimi ile yaptığı görüşmeler yoluyla Filistinlilere 13 bin 500 oturma izni vermeye karar verdi. Ancak Yeşil Hat'ın her iki tarafında, kuşatma altındaki Gazze Şeridi’nde ve Kudüs’te, söz konusu yasa sebebiyle evsiz kalan, başka şehirlere taşınamayan, işe giremeyen, tedavi göremeyen ve üniversitede eğitim alamayan on binlerce Filistinli bulunuyor.
Şaked yasayı güvenlik sebebiyle çıkarmaya çalıştıklarını belirterek destek arıyor. Yönetime gelen İsrail hükümetlerindeki yetkililerin, yasanın demografik hesaplar kapsamında geldiğine yönelik açıklamalarına rağmen, yasa Filistinlilerin haklarını dikkate almayarak, esas olarak Yahudi çoğunluğunu korumak istiyor. Bu nedenle Meretz Partisi yasanın tekrar onaylanmasını reddediyor ve Şaked de muhalefet sağını bir araya getirmeye çalışıyor. Geçtiğimiz günlerde Likud Partisi’nden tasarı metnini meclise sunmasını önererek, kendisinin, partisinin ve Saar’ın partisinin yasayı destekleyeceğine söz verdi. Netanyahu liderliğindeki muhalefetin bunu kabul edip etmeyeceği henüz belli netlik kazanmadı.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe