Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Şarku’l Avsat’a konuştu: “Suudi Arabistan’la ilişkilerimizi en üst düzeye çıkarmakta kararlıyız”

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif Suudi Arabistan ziyareti sırasında (AP)
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif Suudi Arabistan ziyareti sırasında (AP)
TT

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Şarku’l Avsat’a konuştu: “Suudi Arabistan’la ilişkilerimizi en üst düzeye çıkarmakta kararlıyız”

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif Suudi Arabistan ziyareti sırasında (AP)
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif Suudi Arabistan ziyareti sırasında (AP)

Pakistan'ın yeni Başbakanı Şahbaz Şerif ilk yurt dışı gezisini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdi. Şarku’l Avsat’adeğerlendirmelerde bulunan Şerif, hükümetinin Suudi Arabistan ile olan ilişkileri en üst düzeye çıkarmak hususunda kararlı olduğunu vurguladı.  
Selefi İmran Han'ın parlamentoda yapılan güven oylamasıyla görevini kaybetmesinin ardından bu ayın başlarında yemin eden Pakistan Müslüman Ligi lideri Şahbaz Şerif, daha önce üç kez Pakistan başbakanlığı görevinde bulunan Navaz Şerif’in küçük kardeşi.  
Şerif. Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Suudi Arabistan’la olan ilişkilerimizi, derin kapsamlı ve iki taraf için de faydalı olacak stratejik ortaklığa dönüştürmeyi istiyoruz. Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 çerçevesinde henüz kullanılmayan fırsatlarınaodaklanacağız, Pakistan’ın kalkınma önceliklerini de dikkate alarak ticari ve yatırım iş birliklerini değerlendireceğiz.”
Şahbaz Şerif’in ağabeyi Navaz Şerif’e karşı askeri darbe yapılmış ve hapsedilmeleri kararlaştırılmıştı. Bu süreçte Suudi Arabistan’a gelen Şerif kardeşler, 2007’ye kadar sekiz yıl Cidde’de ikamet ettiler. Pakistan Anayasa Mahkemesi’nin ülkeye dönüşlerine izin veren bir karar almasının ardından Navaz ve Şahbaz Şerif ülkelerine 25 Kasım 2007’de dönebildiler. Keşmirli varlıklı bir siyasetçi aileye mensup olan 1953 doğumlu Pakistan’ın yeni Başbakanı Navaz Şerif daha önce PencapBaşbakanı görevinde bulunmuştu.  
Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Şerif, uluslararası toplumun terörle mücadelesinde Afganistan’a destek olması gerektiğini belirterek “Bölgemizde barış ve istikrarın başlıca güvencesi Afganistan’ın istikrarı ve refahıdır” dedi. Şerif ayrıca Suudi Arabistan-İran diyaloğunun bölge güvenliği için son derece önem arz ettiğini vurguladı. Şahbaz Şerif, Şarku’l Avsat’a Ukrayna’daki kriziden Afganistan’a, Ukrayna ve Yemen’e kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu:

-Bu ziyaretinizin hedefleri ve muhtemel sonuçları nelerdir, iki ülke ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?  
Pakistan-Suudi Arabistan ilişkileri tarihi ve stratejiktir. Biz bunu sıradan bir ikili ilişki olarak görmüyor ya da karşılıklı çıkar perspektifinden değerlendirmiyoruz. Liderler ve halklar düzeyinde güçlü bir temas ve tam dayanışma çerçevesinde değerlendiriyoruz. Bölgesel ve uluslararası düzeyde önem azreden konularda yakın bir işbirliğimiz söz konusu. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a davetinden dolayı müteşekkirim. Bu benim ilk yurt dışı ziyaretim. Bu da benim zaman içinde sınanmış bu kardeşlik ilişkisini daha da güçlendirmeye olan derin bağlılığımı gösteriyor. Suudi liderliğiyle, özellikle ekonomik, ticari ve yatırım ilişkilerini güçlendirmeye ve Krallık'taki Pakistanlı işgücü için daha büyük fırsatlar yaratmaya odaklanan bir görüşme yapmayı umuyorum. Pakistan ve Suudi Arabistan ortak inanç, ortak tarih ve karşılıklı desteğe dayanan uzun süreli bir ilişkiye sahiptir. Bu tarihi ilişkimiz son derece stratejiktir. İki ülke son yetmiş yıl boyunca varlıkta ve yoklukta birbirinin yanında olmuştur. Hükümetimiz, bu ilişkileri üst düzeye çıkarmak hususunda kararlıdır.’ 

-Sizce iki ülke arasındaki başlıca iş birliği alanları nelerdir? 
Pakistan ve Suudi Arabistan'ın köklü ve istikrarlı kardeşlik bağları var. İlişkilerimiz, karşılıklı güven ve desteğin sağlam temeli üzerine kuruludur. İlişkilerimiz belirli bir alanla sınırlı değildir, güvenlik ve savunma, ticaret ve ekonomik iş birliği de dahil olmak üzere ikili iş birliğin tüm yönlerini içerir. Suudi Arabistan’la olan ilişkilerimizi, derin kapsamlı ve iki taraf için de faydalı olacak stratejik ortaklığa dönüştürmeyi istiyoruz. Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 çerçevesinde henüz kullanılmayan fırsatlara odaklanacağız, Pakistan’ın kalkınma önceliklerini de dikkate alarak ticari ve yatırım iş birliklerinideğerlendireceğiz. 

-Husiler uzlaşıya yanaşmıyor ve Suudi Arabistan’a saldırıyor, Suudilerin Yemen krizini çözme girişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Krallığı hedef alan Husi terör saldırılarını şiddetle kınıyor ve bölgedeki barış ve güvenliği tehdit eden bu saldırıların durdurulması çağrısında bulunuyoruz. Egemenliklerine ve toprak bütünlüklerine yönelik herhangi bir tehdide karşı Suudi Arabistan Krallığı'nın kardeş halkına tam desteğimizi yineliyoruz ve dayanışma içinde olacağımızı söylüyoruz. Pakistan, Körfez İşbirliği Konseyi'nin ve Suudi Arabistan Krallığı'nın Yemen'deki çatışmanın barışçıl çözümüne yönelik çabalarını tamamıyla desteklemektedir. Yemen’de Başkanlık Konseyi kurulmasını da memnuniyetle karşıladık. Riyad’ın Yemenliler arasındaki müzakerelere ev sahipliği yapması da son derece anlamlıydı. Bu görüşmelerin başarılı olduğuna inanıyoruz ve BM’nin de girişimiyle Yemen’de ateşkes ilan edilmesini önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz. Başkanlık Konseyi’nin kurulmasının kapsamlı bir siyasi uzlaşı sağlanmasına yönelik önemli ve doğru bir adım olduğunu düşünüyoruz.

-Suudi Arabistan-İran görüşmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz? İran sahada neler yapmalıdır?  
Pakistan hem Suudi Arabistan hem de İran ile iyi kardeşlik ilişkilerine sahiptir. İran bizim önemli bir komşumuz, Suudi Arabistan da en yakın dostumuz. Bu nedenle Pakistan, SuudiArabistan-İran görüşmelerini memnuniyetle karşılıyor. Çünkü Pakistan çatışmadan kaçınmanın önemine inanıyor ve her zaman gerilimleri yatıştırmanın ve farklılıkları siyasi ve diplomatik yollarla çözmenin önemini vurguluyor.  

-Afganistan'da Taliban Hareketi’nin iktidara geri dönmesinden sonra güvenlik tehditleri arttı. Afganistan’ı sizce ne bekliyor?  
Terör belasıyla mücadele sadece Afganistan ve Pakistan için değil, tüm uluslararası toplum açısından da ortak bir hedeftir. Bu bağlamda Afganistan hükümeti ve kurumlarıyla terörle mücadele konularında yakın temas halindeyiz. Uluslararası toplum terörle mücadelesinde Afganistan’a destek olmalıdır. Uzun vadede bölgemizde barış ve istikrarın tesis edilebilmesinin başlıca güvencesi Afganistan’ın istikrarı ve refahıdır.  

-Son dönemlerde Pakistan'ın Avrupa ve ABD ile ilişkileri iyi değil. Siz bu ilişkileri geliştirmek hususunda ne düşünüyorsunuz? 
Öncelikle bu izlenimin yanlış olduğunu belirtmeliyim. Pakistan geleneksel olarakAvrupa ile güçlü ekonomik ve ticari ilişkileri olan bir ülkedir. Avrupa’nın burada önemli yatırımları bulunuyor. Önümüzdeki yıllarda bu ilişkileri daha da güçlendirmek noktasında kararlıyız. Pakistan’ın Avrupa ülkeleriyle olan ikili ilişkileri de son derece iyidir. Onlarla Afganistan dahil olmak üzere bölgesel konularda yakın bir iş birliğimiz söz konusu. Avrupa aynı zamanda Pakistan'ın en büyük ticari ve yatırım ortaklarındandır. Avrupa’da ikamet eden üç milyon Pakistanlı bu ilişkilerde köprü rolü üstlenmiş durumda. Avrupa ile insan hakları ve hukukun üstünlüğü hedeflerine ulaşmak için etkileşim halindeyiz. Karşılıklı çıkarlar doğrultusunda bölgesel güvenlik, ticaret ve yatırım ile iklim değişikliği alanlarındaki iş birliğimizi daha da geliştirmeyi hedefliyoruz. Avrupalı ortaklarımızdan yönelik bir şikayetimiz söz konusu değil. ABD ile olan ilişkilerimize gelecek olursak; İslamabad ile Washington arasında uzun vadeli bir ikili ilişki bulunuyor ve bu ilişki geniş kapsamlı olup ortak çıkarları gözetiyor. Güçlü iş birliğimiz geçmişte olduğu gibi devam edecektir. ABD ile iş birliğimizinbölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz. Ekonomik gelişime de özellikle odaklanıyoruz. ABD’nin önemli yatırımları bulunuyor. 

-Eski Başbakan İmran Han siyaset sahnesinden uzaklaştırılmasının arkasında ABD’nin olduğunu iddia etti. Bu konuda yorumunuz nedir? 
Bu konuda bir değerlendirmem yok. Zira konunun bağlam dışı olduğunu düşünüyorum.  

-Rusya-Ukrayna krizinde Pakistan'ın tutumu nedir? Bu krizin Pakistan'a yansımaları nelerdir?
Pakistan, başından bu yana askeri çatışma yaşanması konusunda çok endişeliydi. Nihayetinde diplomasi başarısız oldu. Savaşın bir an önce son bulması ve tarafların diplomatik çözümlere odaklanması gerekir. Ukrayna ve Rusya arasındaki müzakerelerin başarılı olmasını içtenlikle temenni ediyoruz. Pakistan’ın hem Rusya hem de Ukrayna ile iyi ilişkileri var. Bununla birlikte Birleşmiş Milletlerin esas ilkeleri doğrultusunda hareket etmeye özen gösteriyoruz. Halkların geleceği silah zoruyla belirlenemez. Halklar kendi kaderlerini özgür bir şekilde tayin edebilmelidir. Ülkelerin egemenlikleri ve toprak bütünlükleri ihlal edilemez. Anlaşmazlıklar barışçıl yöntemlerle çözülmelidir. Pakistan gibi tarafsız ülkeler, her iki tarafla temas kurabilmektedir. Bu bağlamdasavaşın son bulmasına yönelik çaba sarf eden ülkeler arasında yer alıyoruz. İnsani koridorların oluşturulması ve Ukrayna’ya sağlanan insani yardımların aksamaması ve krizin bir an önce diplomasi aracılığıyla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Pakistan bu konulardaki tüm çabalara destek vermeyi bir görev addediyor. Çatışma hiç kimsenin çıkarına değildir. Pakistan gibi gelişmekte olan ülkeler bu tür çatışmalardan son derece olumsuz etkileniyor. Küresel piyasalarda enerji ve gıda fiyatlarının yükselmesiyle bu olumsuz tablo daha fazla açığa çıkmıştır.



İran Büyükelçisi İnayeti, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan önemli bir ortak ve ilişkilerimiz ‘güçlendirilmiş’ durumda

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçtiğimiz eylül ayında İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’yi kabul etti. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçtiğimiz eylül ayında İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’yi kabul etti. (SPA)
TT

İran Büyükelçisi İnayeti, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan önemli bir ortak ve ilişkilerimiz ‘güçlendirilmiş’ durumda

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçtiğimiz eylül ayında İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’yi kabul etti. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçtiğimiz eylül ayında İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’yi kabul etti. (SPA)

Üst düzey bir İranlı yetkili, Suudi Arabistan ile ilişkilerin ‘sağlam ve korunmuş’ olduğunu, bu ilişkilerin zedelenemeyeceğini söyledi. Tahran ile Riyad’ın bölgenin güvenliği ve istikrarına önem verdiğini vurgulayan yetkili, gerilimin tırmandırılmasından ve bölgesel huzuru bozabilecek her türlü adımdan kaçınıldığını ifade etti.

İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, iki ülke arasındaki temas ve koordinasyonun farklı düzeylerde sürdüğünü belirtti. İnayeti, bu kapsamda bazı ziyaret ve toplantıların kamuoyuna açık şekilde gerçekleştiğini, bazılarının ise gözlerden uzak yürütüldüğünü kaydetti.

 Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçtiğimiz eylül ayında İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’yi kabul etti. (SPA)Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçtiğimiz eylül ayında İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’yi kabul etti. (SPA)

İnayeti, “Bölgenin karşı karşıya olduğu tehditler ve benzeri görülmemiş bir gerilim riskinin bulunduğu mevcut koşullarda durumun hassasiyetinin farkında olmamız gerekiyor. İran İslam Cumhuriyeti olarak bölgesel istikrarın tüm bölge ülkelerinin çıkarına olduğuna inanıyoruz. Suudi yetkililerle yaptığımız toplantı ve görüşmelerde bu yaklaşımın defalarca teyit edildiğini gördük” dedi.

Üst düzey bir Suudi yetkili ise cumartesi günü Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bazı medya organlarında yer alan ve Krallığın bölgedeki gerilime yaklaşımında bir değişiklik olduğu yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirtti.

Yetkili, Suudi Arabistan’ın ABD ile İran arasındaki tüm ihtilaflı konuların diyalog ve diplomatik yollarla barışçıl şekilde çözülmesine yönelik çabaları desteklediğini vurgularken, Krallığın hava sahasının ya da topraklarının İran’a karşı herhangi bir askeri faaliyette kullanılmasını reddettiğinin altını çizdi.

İnayeti de iki ülke arasında farklı düzeylerde ‘süregelen temas ve karşılıklı görüş alışverişinin’ bulunduğunu, bunlar kapsamında bazı ziyaret ve toplantıların kamuoyuna açık şekilde gerçekleştirildiğini, bazılarının ise medya dışında yürütüldüğünü ifade etti.

Suudi Arabistan çok önemli bir ülke

İnayeti, Tahran’ın Suudi Arabistan’ı ‘bölgede kilit ve etkili bir ülke olarak gördüğünü’ vurgulayarak, iki ülke arasındaki iş birliğinin ortak ilgi alanlarındaki konularda ‘bölgesel güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağladığını’ bildirdi.

İnayeti, “İran ve Suudi Arabistan, bölgenin güvenliği ve istikrarına önem veriyor; gerilimin tırmandırılmaması ve bölgesel huzuru bozabilecek her türlü adımdan kaçınılması gerektiğini vurguluyor” dedi. İki taraf arasında süregelen istişarelerin, ‘her iki ülkede de oluşan stratejik bir kanaatten kaynaklandığını ve bunun yalnızca ikili çıkarlara değil, bölgenin tamamının menfaatine hizmet ettiğini’ belirtti. İnayeti ayrıca, “Suudi Arabistan İran’ı güvenilir bir ortak olarak görürken, İran da Suudi Arabistan’ı bölgede önemli ve etkili bir aktör olarak değerlendiriyor. Ortak ilgi alanlarındaki iş birliği, bölgesel güvenlik ve istikrarın tesis edilmesine yardımcı oluyor” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman'ın Nisan 2025'te Tahran'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı görüşmeden (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman'ın Nisan 2025'te Tahran'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı görüşmeden (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)

‘Güçlendirilmiş’ ilişkiler

İnayeti, iki ülke arasındaki ilişkilerin ‘korunaklı olduğunu ve zedelenemeyeceğini’ belirterek, bunun her iki ülkenin liderliğinin bu ilişkilerin kaçınılmazlığını kavramasından kaynaklandığını söyledi. İnayeti, bu anlayışın ilişkilerin sürmesini ve gelişmesini sağladığını, olumlu etkilerinin de tüm taraflara yansıdığını ifade etti.

İnayeti, İsrail’in son saldırıları sırasında Suudi Arabistan’ın Tahran’a verdiği desteği hatırlatarak, “İran, kendisine dayatılan savaş sırasında Suudi Arabistan’ın destekleyici tutumunu memnuniyetle karşıladı. Suudi Arabistan, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını güçlü biçimde kınadı. O sabah Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı’ndan bir telefon aldık. Bu tutum, o dönemde yanımızda duran Suudi kardeşlerimizden beklenen bir tavırdı” dedi.

İnayeti sözlerini şöyle sürdürdü: “İkinci olarak, İran’a yönelik herhangi bir saldırı tüm bölgenin güvenliğini etkiler. Bu durum, Suudi Arabistan da dahil olmak üzere sergilenen yapıcı tutumlarda açık biçimde görülmüştür. Üçüncü olarak ise İran’a yönelik saldırı, İsrail’in bölge ülkelerine karşı gerçekleştirdiği saldırılar zincirinin bir parçasıdır ve hiçbir ülke bu saldırılardan muaf değildir.”

ABD ile müzakere çerçevesi

İran ile ABD arasında şekillenmekte olduğu belirtilen müzakere çerçevesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan İnayeti, “İran İslam Cumhuriyeti 2015 ve 2025 yıllarında yürütülen müzakerelere son derece ciddi bir yaklaşımla girdi; ancak bu süreçlerden çekilen ve çelişkili bir tutum sergileyen taraf ABD oldu” dedi.

İnayeti, “Eğer ABD, ön koşulsuz ve eşit bir diyalog konusunda samimiyse, İran bunu memnuniyetle karşılar. İranlı yetkililer bu tutumu defalarca dile getirdi. Son dönemde iki tarafın müzakereler için bir çerçeve oluşturmaya çalıştığına işaret eden açıklamalar duyduk; ancak müzakereler önceden belirlenmiş sonuçlarla başlayamaz. Sonuçlar, müzakere sürecinin kendisinden doğmalı, önceden dayatılmamalı” ifadelerini kullandı.

 Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı, geçtiğimiz ocak ayında İran'ın Suudi Arabistan Büyükelçisi’ni kabul etti. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı, geçtiğimiz ocak ayında İran'ın Suudi Arabistan Büyükelçisi’ni kabul etti. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçtiğimiz hafta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’la yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki güvenlik ve istikrarı güçlendirecek diyalog yoluyla anlaşmazlıkların çözülmesine yönelik her türlü çabayı desteklediklerini vurguladı.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, görüşmede Riyad’ın Tahran’ın egemenliğine saygı konusundaki tutumunu yineleyerek, Suudi Arabistan’ın hava sahasının veya topraklarının herhangi bir askeri operasyon veya saldırı için kullanılmasına izin vermeyeceğini belirtti. Bu uyarının, saldırının kaynağı veya hedefi ne olursa olsun geçerli olduğu ifade edildi.

Pezeşkiyan da İran’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı konusundaki tutumundan dolayı Suudi Arabistan’a teşekkür ederek, Veliaht Prens’in bölge güvenliği ve istikrarını sağlama çabalarını takdir etti.


Suudi Arabistan "denetim" otoritesi: Yolsuzluk davalarına karışan çalışanlar görevden uzaklaştırıldı

Riyad'daki "Denetim ve Yolsuzlukla Mücadele Kurumu"nun genel merkezi (Şarku'l Avsat)
Riyad'daki "Denetim ve Yolsuzlukla Mücadele Kurumu"nun genel merkezi (Şarku'l Avsat)
TT

Suudi Arabistan "denetim" otoritesi: Yolsuzluk davalarına karışan çalışanlar görevden uzaklaştırıldı

Riyad'daki "Denetim ve Yolsuzlukla Mücadele Kurumu"nun genel merkezi (Şarku'l Avsat)
Riyad'daki "Denetim ve Yolsuzlukla Mücadele Kurumu"nun genel merkezi (Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan Yolsuzlukla Mücadele ve Denetim Kurumu dün, son zamanlarda soruşturduğu suç davalarına karışan hem kamu hem de özel sektör çalışanlarını içeren kişilerin gözaltına alındığını duyurdu. Kurum, gerekli yasal işlemlerin tamamlanması için yasal süreçlerin devam ettiğini belirtti.

Kurum, yaptığı açıklamada, Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile iş birliği içinde, PIF'in bir yan kuruluşunda proje yöneticisi olarak çalışan bir Suudi vatandaşının gözaltına alındığını açıkladı. Bu kişi, ticari bir işletmenin sahibi olan iki Suudi vatandaşından (onlar da tutuklandı) ve farklı bir ticari işletmede yönetici olarak çalışan başka bir Suudi vatandaşından (o da tutuklandı) 2.175.000 riyal rüşvet aldığı gerekçesiyle gözaltına alındı. Rüşvetler, ticari işletmeye bir şirket alanının yenilenmesi projesinin verilmesi ve her iki işletmenin de projede taşeronluk işi almasının sağlanması karşılığında ödenmişti.

Açıklamada, Sağlık İşleri Bakanlığı'nda çalışan bir kişinin, toplam 384 milyon 295 bin 150 riyal tutarındaki iki projenin ticari bir kuruluşa verilmesi ve ihale süreçlerinin kolaylaştırılması karşılığında 500 bin riyal aldığı sırada gözaltına alındığı belirtildi. Soruşturmalar sonucunda, kararlaştırılan toplam tutarın 10 milyon riyal olduğu, bu tutarın 4 milyon 500 bin riyalinin daha önce ticari kuruluşun genel müdüründen (görevden uzaklaştırılmış) alındığı, ilk olarak bu tutarın mühendislik işleri müdürüne, yardımcısına ve ihale inceleme komitesi başkanına (görevden uzaklaştırılmış) teslim edildiğinin kanıtlandığı ifade edildi.

İçişleri Bakanlığı ile iş birliği içinde, emekli bir astsubay, polis karakolunda görev yaptığı dönemde suç davalarında ele geçirilen 2,16 milyon riyali zimmetine geçirmekten; Sivil Savunma'da görevli bir astsubay, ticari kuruluşlardan güvenlik yönetmeliklerine uymama nedeniyle ceza kesmemek karşılığında para talep etmekten; ve bir polis karakolunda görevli bir asker ile iki vatandaş, bir vatandaştan 1,4 milyon riyali zimmetine geçirmek ve bu olaya katılmaktan tutuklandı.

Açıklamada, Nüfus Müdürlüğü'nde çalışan 3 kişinin, gözaltına alınan bir vatandaştan, usulsüz bir şekilde doğum kaydı yaptırmak ve ulusal kimlik kartı çıkarmak karşılığında taksitler halinde 850 bin riyal aldıkları gerekçesiyle tutuklandığı belirtildi. Ayrıca, belediyelerde çalışan 3 kişiden ilkinin, arsa ruhsatı ve imar planı işlemlerinin kolaylaştırılması ve tamamlanması karşılığında kararlaştırılan 800 bin riyalden 300 bin riyal aldığı, ikincisinin, ihale değerlendirme komitesi üyesi olması nedeniyle belediye binası inşaatı ve geliştirme projesi ihalesinin kolaylaştırılması karşılığında gözaltına alınan bir vatandaştan 20 bin riyal aldığı, üçüncüsünün ise bir müteahhit firmada çalışan ve gözaltına alınan bir vatandaşla iş birliği içinde usulsüz bir şekilde inşaat ruhsatı ve inşaat tamamlama belgesi düzenlemek karşılığında para aldığı belirtildi.

Çevre, Su ve Tarım Bakanlığı çalışanı ve bir bölge sakini, vatandaşlardan para alarak, var olmayan hayvanlar için hayali kayıt numaraları oluşturarak tarımsal hayvancılık desteği konusunda dosya açma ve uygunluk güncellemesi yapma suçundan tutuklandı. Bölgesel kalkınma otoritesinin bir başka çalışanı ise eşini işvereninin sözleşme yaptığı şirketlerde çalışıyor gibi gösterip, çalışmadığı halde aylık maaşını ödemesi nedeniyle tutuklandı. Otorite, kamu fonlarını zimmete geçiren veya konumunu kişisel kazanç veya kamu yararına zarar vermek için kullanan herkesi izleme ve yakalama konusundaki kararlılığını teyit etti ve bu kişilerin işlerine son verildikten sonra bile hesap vereceklerini belirtti. Mali ve idari yolsuzluk suçlarının zaman aşımı olmadığını vurgulayan otorite, ihlal edenlere karşı kanunun tüm gücünü hoşgörü göstermeden uygulama kararlılığını dile getirdi.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nden Fas Kralı'na geçmiş olsun telefonu

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nden Fas Kralı'na geçmiş olsun telefonu

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz, Başbakan sıfatıyla dün Fas Kralı VI. Muhammed ile telefon görüşmesi yaptı.

Görüşme sırasında Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Fas Kralı'nın sağlık durumunu sordu ve kendisine geçmiş olsun dileklerini iletti.

Kral VI. Muhammed ise Prens Muhammed bin Salman'a asil kardeşlik duygularından dolayı minnettarlığını ifade etti.