Biden’ın ayrımcı göçmen politikası ABD için bir istisna mı?

Ardı ardına gelen ABD yönetimleri, beyaz Avrupalı mültecileri diğerlerine tercih etmeyi sürdürdü.

Biden yönetimi, savaştan kaçan ve turist vizesi ile Meksika’ya gittikten sonra güney ABD sınırına sığınma talebinde bulunan yüzlerce Ukraynalıyı polisikalarından muaf tutuyor. (Reuters)
Biden yönetimi, savaştan kaçan ve turist vizesi ile Meksika’ya gittikten sonra güney ABD sınırına sığınma talebinde bulunan yüzlerce Ukraynalıyı polisikalarından muaf tutuyor. (Reuters)
TT

Biden’ın ayrımcı göçmen politikası ABD için bir istisna mı?

Biden yönetimi, savaştan kaçan ve turist vizesi ile Meksika’ya gittikten sonra güney ABD sınırına sığınma talebinde bulunan yüzlerce Ukraynalıyı polisikalarından muaf tutuyor. (Reuters)
Biden yönetimi, savaştan kaçan ve turist vizesi ile Meksika’ya gittikten sonra güney ABD sınırına sığınma talebinde bulunan yüzlerce Ukraynalıyı polisikalarından muaf tutuyor. (Reuters)

Tarık eş-Şami
ABD göç politikasını iyileştirmeye yönelik tüm eski vaatlere rağmen ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin ‘ABD’ye gelen Ukraynalı mültecileri diğer mültecilere uygulanan bazı kısıtlamalardan muaf tutma’ kararı, ‘yönetimi ayrımcı ve ırkçı bir göç politikası uygulamakla suçlayan’ bir eleştiri fırtınasına yol açtı. Aynı şekilde bu karar, eski ABD yönetimlerinin on yıllardır sürdürdüğü ayrımcı politikaların aynısını uyguladığını da kanıtlıyor. Peki, bu politika değişebilir mi yoksa yakın zamanda bitmeyecek uzun bir kültürün parçası mı?

Ukraynalılar istisna
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre ABD yönetimi son iki yılda sığınma talbinde bulunanlar da dahil olmak üzere Meksika ve Kanada ile olan kara sınırlarından ülkeye girişleri engelledi. ABD makamları, ülkede bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemeyi amaçlayan 1944 tarihli Halk Sağlığı Yasası’nın 42’inci maddesi olarak bilinen acil halk sağlığı düzenine güveniyor. Yasa, 2020 yılında Kovid-19 pandemisinin başlamasıyla birlikte eski Başkan Donald Trump yönetimi tarafından yeniden canlandırıldı. Göç birimi yetkilileri, bu sağlık emrini daimî ikametgahı veya geçerli bir giriş vizesi olmayan yasa dışı göçmenleri sınır dışı etmek için kullandı. Birçok göçmen, ABD’ye tekrar tekrar girme girişimlerinde bulunduktan sonra defalarca sınır dışı edildi.
Başkan Biden yönetimi geçen şubat ayı sonunda Rusya’nın saldırısının ardından ülkelerindeki savaştan kaçan yüzlerce Ukraynalıyı politikalardan muaf tuttu. Turist vizesiyle Meksika’ya ulaşmaları sonrasında sığınma talebinde bulunmak üzere ABD’nin güney sınırına ulaştılar. İstisna, 11 Mart 2022 tarihinde Biden yönetiminin Gümrük ve Sınır Koruma görevlilerinin Ukraynalıları 42’inci maddeden muaf tutmasına ve bazı Ukraynalı ailelerin girişine izin veren uygulamalar getirmesiyle gündeme geldi.

Ayrımcı politika
Ancak bu istisna, maruz kaldıkları risk ne olursa olsun, Ukraynalı olmayan diğer sığınmacılar için geçerli değildi. Ukraynalı sığınmacılara ‘Afrika, Haiti, Orta Amerika ve dünyanın diğer bölgelerinden gelen sığınmacılara göre’ farklı şekilde davranılması, yönetimin ‘göçmenlik politikalarını ırkçı yollarla dayattığı’ yönünde eleştirilere yol açtı. Eleştirilerde ayrıca, ABD idaresinin çoğunlukla Hristiyanlardan oluşan beyaz ve Avrupalı mültecileri diğer gruplara tercih ettiği yönünde söylemlere de yer verildi.  

Gelecekteki engeller
Ancak Biden yönetimi bu ayın sonunda 42’inci maddeyi feshedeceğini açıkladı. Obama döneminin göç konusunda yaptığı bazı hataların tekrarlanmaması için tüm sığınmacılara eşit davranacağını ancak Beyaz Saray’ın hem mahkemelerde hem de ABD Kongresi’nde bir dizi aksilikle karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Ayrıca başkent Washington’daki bir temyiz mahkemesi, hükümetin salgın sırasında sağlık riski oluşturabilecek göçmenleri sınır dışı etmeye devam edebileceği kararı aldı. Biden yönetiminin 42’inci maddeyi askıya almasını önlemek için uzun vadeli bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi de muhtemel. Aynı şekilde hukuk mücadelesi, Yüksek Mahkeme’ye kadar ulaştı. Mahkeme, geçen hafta Biden yönetiminin Trump’ın ‘sığınmacıların Meksika’da kalmasını gerektiren’ politikasını sona erdirmek için harekete geçtiğinde yasal davranıp davranmadığı hususunda bazı gerekçeler dinlemişti. 
Öyle görünüyor ki Başkan Biden, göçmenlik politikasını reforme etmek için kampanya vaatlerini yerine getiremeyecek. Öyle ki pandemi dönemindeki sınır dışı edilme eylemlerinin sona erdirilmesi yönünde var olan partizan ayrım, Kongre’deki yasama tartışmalarına da hâkim ve ülkedeki en zorlu seçim yarışında bir yankı uyandırıyor.
Ancak göçmenler alanındaki birçok tarihçi ve uzman, ABD’nin mültecilere ve sığınmacılara yönelik politikasının pratikte onlarca yıldır ırk ve din temelinde ayrımcı olduğuna inanıyor. Öyle ki bu politika, Başkan Biden ve ondan önceki Başkan Trump yönetimi ile sınırlı değildi. Bu durum, özellikle Çinliler, Asyalılar ve Haitili mülteciler ve Müslüman mültecilerle ilgili göç araştırmalarındaki tarihi gerçekler aracılığıyla açığa çıkarıldı.

Asyalı mülteciler
Irk, Soğuk Savaş’ın ilk yıllarında kimin mülteci olarak kabul edileceğinin belirlenmesinde önemli bir rol oynadı. Doğu Avrupa ve Doğu Asya’daki komünist rejimlerden kaçan milyonlarca kişinin göçü, bu bölgelerde insani krizlere yol açtı. Bu da büyük bir uluslararası baskı altında 1953’te ABD Kongresi’nin, özellikle mültecileri hedef alan Mülteci Yardım Yasası’nı yürürlüğe koymasına neden oldu. Tarihçi Carl J. Bon Tempo, Başkan Dwight D. Eisenhower ve çoğu ABD’li yasa koyucuların ‘mülteci’ kelimesinin ‘Komünizm karşıtı bir Avrupalı’ anlamına geldiğine inandığını belirtti. Yasa, mülteciler için belirlenen 214 bin vizeden, Asyalılara yalnızca 5 bin (Çinlilere 2 bin ve Uzak Doğu’dan gelen mültecilere 3 bin) vizelik bir kota tahsis ederken üç yıllık bir süre zarfında güney ve doğu Avrupa’dan gelen mülteciler için yaklaşık 200 bin vize verildi.
Irk yanlılığı, mülteci kabulüne ilişkin uluslararası tavrı da etkiledi. 1940’lı yılların sonlarında ve 1950’li yılların başlarında BM yetkilileri, Avrupa’daki yerinden edilmiş halkı, insani bir kriz olarak ilan ederken mültecileri kabul ederek bu baskıları hafifletmek için uluslararası topluma çağrı yaptılar. Ancak sonraki 10 yılda ABD, Fransa ve İngiltere de dahil olmak üzere Batı ülkeleri, ‘Soğuk Savaş sırasında Sovyetler Birliği’ni kontrol altına almak ve Batılı kapitalist toplumların Demir Perde’nin ardında var olan yaşam üzerindeki üstünlüğünü göstermek’ için daha geniş bir halkla ilişkiler stratejisinin bir parçası olarak milyonlarca Avrupalı evsizi kabul etti. 1949 komünist devrimi tarafından yerinden edilen milyonlarca Çinli ise hoş karşılanmadı.
1950’li yılların başlarında İngiliz kontrolü altında olan Hong Kong’un halkı, Çin’in iç savaştan ve komünist yönetimden kaçmasıyla insani krize yol açtı. Ancak çoğu Batı ülkesi, Çinlileri ve diğer Asyalıları göçün dışında tutmaya devam etti. ABD göçmenlik yasasında Asyalıların ‘vatandaşlık için uygun olmayan yabancılar’ olarak göç etmelerini engelleyen istisnai hükümler kaldırılmadı.

Haitili mülteciler
Çoğu siyah olan ilk Haitili sığınmacılar, 1963 yılında ekonomik eşitsizlik ve siyasi muhalefetin aşırı şiddetle bastırılmasıyla damgasını vuran François Duvalier yönetimi sırasında ABD’ye tekneyle ulaşmaya çalıştı. Aynı şekilde 80 binden fazla kişi, 1973 ve 1991 yılları arasında ABD’ye sığınmaya çalıştı. Ayrıca ABD makamları, davalarına bakmak zorunda kalmamak için sürekli olarak Haiti'den gelen sığınmacıların teknelerini durdurmaya ve onları geri göndermeye çalıştı. 1980 ve 1990’larda durum daha da kötüleşti. ABD hükümetinin komünist ülkelerden gelen mültecilere öncelik vermesi nedeniyle Haitili sığınmacıların tümü reddedildi.
Florida eyaletindeki ABD mahkemeleri, bu tür bulguların tek nedeninin ırk ayrımcılığı olabileceğine dikkat çektiler. Çoğunlukla beyaz olan Kübalı mülteciler ile siyahi Haitili mülteciler arasındaki sığınma başvurularına yanıt olarak farklılığa vurgu yaptı.
Bunların yanı sıra aynı zaman diliminde ve Haiti’den gelen siyahi sığınmacıların reddedilmesi çerçevesinde çoğunluğu beyaz olan Avrupalı göçmenlerin 1990’da göçmenlik yasası ile kurulan çeşitlilik vize sistemini tercih ettikleri ortaya çıktı. Örneğin Kuzey İrlanda, Birleşik Krallık’tan ayrı bir ülke olarak sınıflandırıldı ve İrlandalı göçmenlere 1992 ve 1994 yılları arasında yüzde 40 oranında ‘çeşitlilik geçişi’ vizesi verildi. Bugüne kadar benzer ırkçılık ve ayrımcı muamele suçlamaları geçtiğimiz birkaç ay içinde su yüzüne çıktı. Ayrıca Haiti’den gelen sığınmacılar tekrar Haiti’ye yönelik uçuşlarla ABD- Meksika sınırına getirilerek aşağılayıcı muameleye maruz bırakıldı.

Suriyeli mülteciler ve Müslümanlara ynelik yasak
Ocak 2017 başlarında dönemin başkanı Donald Trump, birçok mülteci savunucusunun ‘Müslüman yasağı’ olarak tanımladığı bir dizi yürütme emri yayınladı. Çünkü yasak, çoğu 2011 yılında başlayan Suriye iç savaşından ve DEAŞ’ın şiddetinden kaçan Suriyeliler de dahil olmak üzere Müslüman çoğunluklu ülkelerden insanların girişini askıya aldı.
Ertesi ay yayınlanan yasağın bir sonraki değiştirilmiş nüshasında, birkaç istisna dışında Suriyeli mültecilerin ABD çıkarlarına zarar verdiği iddia edildi. Bu, 2016’dan önce kabul edilen sayısı 12 bin 587’den 2016- 2018 arasında 76’ya düşen Suriyeli mültecilerin sayısının azalmasına katkıda bulundu.
Araştırmalar, ABD hükümetinin dışlayıcı sığınma politikasını ‘Müslüman mültecilerin terörizme karıştığı şüphesiyle’ ırk ve din temelinde meşrulaştırdığını gösteriyor. Öyle ki Başkan Trump, konuşmalarında Suriyelileri ‘ABD’ye terör bulaştıran bir Truva atı’ olarak nitelendirdi.
Mülteci ve sığınmacılara yönelik uluslararası sözleşmeler, açıkça mültecilerin kabulünün ihtiyaç temelinde olması gerektiğini belirtiyor. ABD yasaları ilkesel olarak ülke tarihindeki bu önemli anların, ABD’ye kimin girip oradan kimin ayrıldığını belirlemede ırk, din ve diğer faktörlerin nasıl bir rol oynadığını gösterdiğini de ortaya koyuyor. Ukrayna’daki savaştan kaçan mültecilerin, ABD ve diğer ülkelerinin desteğini hak ettiğine dair şüphe yok. Birbirlerinden farklı mülteci gruplara yönelik muameleler arasındaki çelişki, ABD’de sığınma alma sürecinin halen adil olmaktan uzak olduğunu kesin olarak gösteriyor.



Almanya'da iki tramvayın çarpışması sonucu en az 50 kişi yaralandı

Alman polisi (EPA)
Alman polisi (EPA)
TT

Almanya'da iki tramvayın çarpışması sonucu en az 50 kişi yaralandı

Alman polisi (EPA)
Alman polisi (EPA)

Almanya’nın Düsseldorf kentinde dün iki tramvayın çarpışması sonucu 50’den fazla kişi yaralandı. Acil yardım ekiplerinin açıklamasına göre yaralılardan bir kısmı hastaneye kaldırıldı.

Kaza, yerel saatle 11.30 sıralarında (TSİ 12.30) kentin batısındaki yoğun bir kavşakta meydana geldi. Olay yerine çok sayıda acil müdahale ekibi sevk edildi.

İtfaiye tarafından yapılan açıklamada, 28 yaralının hastaneye kaldırıldığı, 28 kişinin ise hafif yaralı olarak olay yerinde tedavi edildiği bildirildi.

Polis, kazanın nedenine ilişkin soruşturma başlattı.


Beyaz Saray yakınlarında güvenlik görevlilerine ateş açan silahlı kişi öldürüldü

Gizli Servis ajanları olay yerini inceliyor (AP)
Gizli Servis ajanları olay yerini inceliyor (AP)
TT

Beyaz Saray yakınlarında güvenlik görevlilerine ateş açan silahlı kişi öldürüldü

Gizli Servis ajanları olay yerini inceliyor (AP)
Gizli Servis ajanları olay yerini inceliyor (AP)

Dün akşamı Beyaz Saray yakınlarında Gizli Servis ajanlarına ateş açan silahlı kişi, çıkan çatışmada vurularak hayatını kaybetti. Şarku’l Avsat’ın ABD basınından aktardığına göre, olay Gizli Servis tarafından yapılan açıklamayla duyuruldu.

Gizli Servis açıklamasında, çatışma sırasında yoldan geçen bir kişinin de kurşun isabet etmesi sonucu yaralandığı belirtilirken, sağlık durumuna ilişkin bilgi verilmedi.

Polis, Beyaz Saray çevresindeki sokakları trafiğe kapattı (AP).Polis, Beyaz Saray çevresindeki sokakları trafiğe kapattı (AP).

Açıklamada, saldırganın Beyaz Saray yakınındaki bir kontrol noktasında güvenlik görevlilerine ateş açmasının ardından, “Gizli Servis ajanlarının karşılık verdiği ve şüphelinin vurulduğu” ifade edildi. Yaralı olarak bölgedeki bir hastaneye kaldırılan saldırganın daha sonra yaşamını yitirdiği kaydedildi.

Olayın ardından Beyaz Saray çevresine yoğun polis ve güvenlik güçleri sevk edildi. ABD Başkanı Donald Trump’ın da olay sırasında Beyaz Saray’da bulunduğu ve İran’la yapılması planlanan anlaşmaya ilişkin müzakereler üzerinde çalıştığı belirtildi.

Beyaz Saray yerleşkesi yakınlarında meydana gelen silahlı saldırı olay yerindeki Gizli Servis görevlileri (EPA)Beyaz Saray yerleşkesi yakınlarında meydana gelen silahlı saldırı olay yerindeki Gizli Servis görevlileri (EPA)

Polis, Beyaz Saray’ın girişlerini kapatırken, ABD Gizli Servisi Washington’da 17. Cadde ile Pennsylvania Bulvarı’nın kesişiminde, Beyaz Saray yakınında meydana gelen silahlı saldırıya ilişkin ihbarlardan haberdar olduğunu açıkladı


Kiev ve ABD büyükelçiliği, Rusya'nın yakın zamanda büyük çaplı bir saldırı düzenleyebileceği konusunda uyarıda bulundu

Andriy Yermak Kiev'de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin arkasında yürüyor (Arşiv- Reuters)
Andriy Yermak Kiev'de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin arkasında yürüyor (Arşiv- Reuters)
TT

Kiev ve ABD büyükelçiliği, Rusya'nın yakın zamanda büyük çaplı bir saldırı düzenleyebileceği konusunda uyarıda bulundu

Andriy Yermak Kiev'de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin arkasında yürüyor (Arşiv- Reuters)
Andriy Yermak Kiev'de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin arkasında yürüyor (Arşiv- Reuters)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, dün yaptığı açıklamada, Rusya’nın “Oreşnik” tipi füzeyi kullanabileceği büyük çaplı bir saldırı hazırlığında olabileceği uyarısında bulundu. ABD’nin Kiev Büyükelçiliği de önümüzdeki 24 saat içinde olası bir hava saldırısı riskine dikkat çekti.

Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Ukrayna istihbarat birimlerinin özellikle ABD’li ve Avrupalı ortaklardan Rusya’nın “Oreşnik” füzesiyle saldırı hazırlığında olduğuna dair bilgiler aldığını belirterek, söz konusu bilgilerin doğrulanmaya çalışıldığını ifade etti.

Ukrayna lideri, Kiev dahil Ukrayna topraklarına yönelik farklı silah türlerinin kullanılacağı karma bir saldırının hazırlık işaretlerinin görüldüğünü kaydetti. Zelenskiy, orta menzilli “Oreşnik” füzesinin de bu saldırıda kullanılabileceğini belirterek, halkı sirenlerin çalması durumunda sığınaklara gitmeleri konusunda uyardı.

ABD’nin Kiev Büyükelçiliği de internet sitesinden yayımladığı açıklamada, “Önümüzdeki 24 saat içinde herhangi bir anda gerçekleşebilecek büyük çaplı bir hava saldırısına ilişkin bilgi alındığını” duyurdu.

Kiev yakınlarındaki bir yerleşim kompleksinde Rusya'nın füze ve insansız hava aracı saldırısının ardından yanmış araçların yanında duran bir adam (Reuters)Kiev yakınlarındaki bir yerleşim kompleksinde Rusya'nın füze ve insansız hava aracı saldırısının ardından yanmış araçların yanında duran bir adam (Reuters)

Öte yandan Zelenskiy, uluslararası topluma Rusya’yı böyle bir saldırıdan vazgeçirmek için baskı yapılması çağrısında bulunarak, Ukrayna’nın “her Rus saldırısına tam ve eşdeğer şekilde karşılık vereceğini” belirtti.

Rus ordusu, nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip yeni nesil hipersonik “Oreşnik” füzesini geçen yıl, Moskova’nın müttefiki Belarus’a konuşlandırdı. Belarus; NATO ve Avrupa Birliği üyesi Polonya, Litvanya ve Letonya’nın yanı sıra Ukrayna ile de sınır komşusu konumunda bulunuyor.

Moskova yönetimi, Şubat 2022’de başlayan Ukrayna savaşından bu yana söz konusu füzeyi iki kez kullandı. Bunlardan ilki Kasım 2024’te bir askeri fabrikaya, ikincisi ise Ocak 2026’da NATO sınırına yakın Batı Ukrayna’daki bir havacılık sanayi merkezine yönelik saldırıda gerçekleşti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre her iki saldırıda da füzelere nükleer başlık takılmadı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın işgali altında bulunan Doğu Ukrayna’daki Lugansk bölgesinde bir meslek okulunu hedef alan ve en az 18 kişinin ölümüne, 40’tan fazla kişinin yaralanmasına yol açan İHA saldırısına askeri karşılık verileceğini açıkladı.

Kiev yönetimi ise sivil noktaları hedef aldığı iddialarını reddederek, bölgede konuşlu bir Rus insansız hava birliğini vurduğunu iddia etti.