BMGK, ABD ve Rusya arasında sözlü çatışmaya sahne oldu

Nebenzya, Batı’nın ikiyüzlülüğünü kınarken Greenfield ise komplo teorilerini yalanladı.

BMGK toplantısı geçen perşembe günü New York’ta düzenlendi. (EPA)
BMGK toplantısı geçen perşembe günü New York’ta düzenlendi. (EPA)
TT

BMGK, ABD ve Rusya arasında sözlü çatışmaya sahne oldu

BMGK toplantısı geçen perşembe günü New York’ta düzenlendi. (EPA)
BMGK toplantısı geçen perşembe günü New York’ta düzenlendi. (EPA)

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, tüm ülkeleri Rusya’nın Ukrayna’daki savaşını durdurmak için birleşmeye çağırırken yaklaşık 10 haftadır devam eden savaşı ‘anlamsız’ olarak nitelendirdi. ‘Savaşın küresel çapta yol açtığı hasarın sınırı olmadığını’ vurguladı. ABD’li ve Rus temsilciler, geçen perşembe akşamı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) toplantısında karşılıklı suçlamalarda bulundular. ABD ve diğer ülkeler, Rusya’nın Ukrayna’da işlediği suçlar için hesap sormaya çalışırken Moskova ise Batı’nın ve bir dizi BM yetkilisinin ‘aldatmacasını’ kınadı.
BM oturumuyla eş zamanlı olarak Mariupol şehrindeki Azovstal çelik fabrikasında mahsur kalan sivilleri tahliye etme faaliyeti de devam etti. BM ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi, Rus ordusu ve Ukraynalı yetkililerle iş birliği içinde, geçen hafta boyunca düzenlediği iki operasyonda şu ana kadar yaklaşık 500 sivilin bölgeden tahliyesine yardım etti. Guterres, ‘olası başarıyı baltalamaktan kaçınmak için’ başlamış olan üçüncü bir faaliyetin ayrıntıları hakkında ayrıntı vermedi.
BMGK geçen perşembe akşamı, mayıs ayı için Konsey başkanlığını üstlendiğinden bu yana ilk kez ABD liderliğinde New York’ta bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda güvenlik ve insani koşullarla ilgili son gelişmelere ve BM’nin farklı Ukrayna bölgelerindeki sivillere yardım ve kurtarma çabalarına ilişkin bir rapor sundu. Konsey üyeleri, BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths ve BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet de dahil üst düzey yetkililerinin brifinglerini dinledi.
Guterres, Moskova ve Kiev’e yaptığı son ziyareti ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile gerçekleştirdiği görüşmelere değindi. Antonio Guterres, orada konuşurken kibar olmadığını belirterek “Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, onun toprak bütünlüğünün ve BM Sözleşmesi’nin ihlalidir” dedi. Guterres, işgalin Ukrayna ve Rusya halkları ve tüm dünya için sonlanması gerektiğini vurguladı. Mariupol şehri ve Azovstal tesisi de dahil olmak üzere kuşatma altındaki bölgelerden insani yardım erişimi ve tahliyelerin sağlanması gerektiğine dair Rusya Devlet Başkanı’na yaptığı çağrıyı hatırlatan Guterres, hem siyasi hem de güvenlik açısından çok karmaşık bir insani operasyon olmasına rağmen bu hedefe başarılı bir şekilde ulaşmak için Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve Rus ve Ukrayna makamlarıyla birlikte çalışmayı teklif etti. Guterres ayrıca devam eden koordinasyonun, ‘insanları bu cehennemden çıkarmak’ için daha fazla insani ateşkese imkân tanıyacağına dair umudunu dile getirdiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Moskova ve Kiev ile devam eden koordinasyonun, sivillerin savaş bölgelerinden güvenli geçişini ve yardımın muhtaç kesimlere ulaşmasını sağlamak için daha fazla insani ateşkese olanak tanıyacağını umuyorum.”
Antonio Guterres, piyasalara gıda ve enerji akışının devam etmesini sağlamak için hızlı ve kararlı eylem ihtiyacından da bahsetti. İhracat kısıtlamalarının kaldırılması, gıda fiyatlarındaki artışların ele alınması ve piyasa oynaklığının yatıştırılması çağrısında bulundu. Guterres sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ukrayna’ya karşı savaş, boyutları itibariyle anlamsız ve affedilmezdir. Küresel zarara neden olma yeteneğinin sınırı yoktur. Ölüm, yıkım, yerinden edilme ve kargaşa döngüsü durmalıdır. Birlik olma ve bu savaşa son verme zamanıdır.”

İnsani koşul
Martin Griffiths de sivil altyapının tahrip edilmesinin bu çatışmanın bir özelliği haline geldiğini ve yerleşim bölgelerindeki konut binalarının, okulların ve hastanelerin saldırıya uğradığını belirtti. “7,7 milyonu ülke içinde yerinden edilen olmak üzere 13 milyondan fazla Ukraynalı evlerini terk etmek zorunda kaldı” diyen Griffiths, yolların mühimmatla dolu olduğunu ve bu durumun sivilleri riske attığını ve insani yardım konvoylarının onlara ulaşmasını engellediğini vurguladı. “Ülkedeki 24 bölgenin tamamında bir çeşit yardımla 4,1 milyondan fazla kişiye ulaştık” ifadesini kullandı. Griffiths, BM’nin şu ana kadar en çok etkilenen bölgelerden bazılarına kurumlar arası beş yardım konvoyu organize edebildiği bilgisini verdi.  

Ciddi ihlaller
Michelle Bachelet de Yüksek Komiserliğin Ukrayna misyonunun, Rusya’nın Ukrayna’ya silahlı saldırılarının uluslararası insan hakları ihlallerini belgelemeye devam ettiğini söyledi. Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’ya silahlı saldırısının başlamasından bu yana ofisinin 6 bin 731 sivil kayıp vakası kaydettiğini belirten Bachelet, “Gerçek sayı çok daha büyük” dedi. Üç No’lu Hastane, Mariupol’deki tiyatro, Kramatorsk’taki tren istasyonu ve Odessa’daki yerleşim bölgeleri gibi ölümcül kazaların raporlarının ‘şok edici bir şekilde sıklaştığını’ vurgulayan Bachelet, ‘yerel makamların temsilcileri, gazeteciler, sivil toplum aktivistleri, silahlı kuvvetler mensupları, emekli askeri personel ve diğer sivillerin Rus Silahlı Kuvvetleri ve müttefik silahlı gruplar tarafından keyfi olarak gözaltına alınması’ da dahil 180 vakanın takip edildiğini belirtti.
Konsey üyeleri ayrıca Ukrayna ‘Koruma Hakkı’ örgütünün savunuculuk koordinatörü Tatiana Lozan’dan da bir brifing dinledi. Brifing sırasında Lozan, Rus savaşına direnmek için ‘ön cephede savaşan cesur Ukraynalıları desteklemeyi amaçlayan’ ortak çabalardan bahsetti.

Aldatmaca ve iki yüzlülük
Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya, konuşmasına Bachelet’in ‘tek taraflı değerlendirmesi’ de dahil olmak üzere brifingleri eleştirerek başladı. Ayrıca Ukrayna’yı her zaman Rusya’ya karşı bir köprü ve savaş alanına dönüştürmeyi hayal eden ‘bazı ülkelerin aldatmacalarını’ da eleştirdi. Bu ülkelerin yetkililerin, 30 yıl önce Ukrayna’nın bağımsızlığından bu yana siyasi ve ideolojik olarak bunu yaptığını ve bugün de Ukrayna’ya silah akışı yoluyla eylemlerine devam ettiklerini vurguladı. Nebenzya ayrıca Kievli yetkililerin devletin ihtiyaçlarını karşılamak yerine bunca yıldır kendi halkına karşı dahil olmak üzere kurnaz, müzakere yeteneğinden yoksun olduğunu yalan ve aldatma taktikleri benimsediğini kaydetti. Şu an olanları ‘Batı ile Rusya arasında bir vekalet savaşı’ olarak nitelendiren Nebenzya, “Bugün halen Batılı ortaklarımızın ikiyüzlülüğü karşısında şaşkınız. ABD’nin Irak’a, Libya’ya, Suriye’ye ve Yugoslavya’ya yönelik saldırganlığı, Afganistan’a yönelik kampanyası ya da Vietnam’da yaşananlar sanki geçmişte kaldı” ifadesini kullandı.

Rusya’dan ‘hesap sorma’
ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield de şu açıklamada bulundu:
“Rusya, BM Sözleşmesi’ni ihlal etti. Bu savaşı sona erdirmek için ortak küresel çağrımızı görmezden geldi. Moskova’dan yüksek sesle ve net olarak duymaya devam ettiğimiz mesaj, Rusya’nın BM’ye ve şartımıza saygı duymadığı veya inanmadığıdır. Uluslararası sistemde sorumlu bir aktör olmayacaktır. Rusya, bir dizi çılgın komplo teorisi ve dezenformasyonla bu konseye defalarca yalan söyledi. Eskisinden daha gülünç bir yalan.”
Konseyi, Ukrayna’ya ve halkına ‘normal hayata dönmeleri için yardım etmeye’ çağıran Greenfield, “Bunu iki şekilde yapabiliriz: Ukrayna halkını ve çabalarını destekleyerek ve Rusya’dan hesap sorarak” dedi.
Linda Thomas Greenfield ayrıca ABD’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi, BM, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı ve diğer kuruluşların çabaları da dahil olmak üzere, Ukrayna’da işlenen vahşetlerle ilgili bir dizi uluslararası soruşturmayı desteklediğini vurguladı.
Çin, ABD, İrlanda, Fransa ve Meksika’dan temsilciler de dahil olmak üzere BMGK’nın çoğu üyesi de ‘savaşa bir son verilmesi’ çağrısında bulundu. Çin Temsilcisi Zhang Jun, Ukrayna’ya silah gönderilmesini eleştirerek ‘sadece diyalog ve müzakerelerin savaşın durmasına izin vereceğini’ kaydetti. Kenyalı mevkidaşı Martin Kimani de BM Genel Sekreteri’ni savaşı durdurmak için bir arabuluculuk süreci yürütmeye çağırdı.
Ukrayna Daimi Temsilcisi Büyükelçi Sergei Kislitsa ise Rusya’yı Ukrayna şehirlerine iki binden fazla füze ateşlemekle suçladı. Bu füzelerin çoğunun askeri altyapıyı değil sivilleri hedef aldığına dikkat çeken Kislitsa, Rusya’yı ülkesinin ve dünyanın gıda güvenliğini hedef almakla suçladı. “Rusya, işgal altındaki bölgelerden yaklaşık 400 bin ton tahıl çaldı. Tahıl çalmasının yanı sıra Rusya, tahıl ambarlarına, tarımsal altyapıya ve gübre yerlerine saldırılar düzenliyor ve tarım aletlerini çalmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Diplomatlar, konseyin iki daimi olmayan üyesi Norveç ve Meksika’nın ise ortaklarına ‘barışçıl bir çözüm arayışında Genel Sekreter’in iyi niyetlerine güçlü desteklerini ifade eden’ bir metin sunduklarını açıkladılar. Ancak BMGK’nın 24 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana bölünmüş konseyde ilk birleşik bir pozisyon alıp alamayacağı net değildi. Moskova henüz ortaya metinle ilgili herhangi bir koymadı.



ABD/İsrail-İran savaşında kritik saatler yaklaşırken, kısmi bir anlaşma için bölgesel girişim başlatıldı

Geçtiğimiz mart ayı sonlarında düzenlenen dörtlü toplantıda Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır dışişleri bakanları, gerilimi azaltma çabalarını görüşmek üzere bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Geçtiğimiz mart ayı sonlarında düzenlenen dörtlü toplantıda Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır dışişleri bakanları, gerilimi azaltma çabalarını görüşmek üzere bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

ABD/İsrail-İran savaşında kritik saatler yaklaşırken, kısmi bir anlaşma için bölgesel girişim başlatıldı

Geçtiğimiz mart ayı sonlarında düzenlenen dörtlü toplantıda Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır dışişleri bakanları, gerilimi azaltma çabalarını görüşmek üzere bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Geçtiğimiz mart ayı sonlarında düzenlenen dörtlü toplantıda Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır dışişleri bakanları, gerilimi azaltma çabalarını görüşmek üzere bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

ABD ve İran arasında karşılıklı tehditlerin sürdüğü bir ortamda, ABD Başkanı Donald Trump’ın salı akşamı sona erecek olan süresinin yaklaşması ve bunun beraberinde getireceği benzeri görülmemiş bir gerginlik artışıyla birlikte, Ortadoğu bölgesinde gerginliği yatıştırmaya yönelik yoğun bölgesel girişimler yaşanıyor.

ABD kaynaklarından sızan bilgiler, bu çabaların İran'da 45 günlük kısmi ateşkes anlaşması sağlanmasına yönelik olduğuna işaret etti. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlara göre ise bu çabalar, 28 Şubat'tan bu yana süren bu şiddetli savaşı durdurmak için üçlü arabuluculuğun sahip olduğu bölgesel ağırlık ve uluslararası istek göz önüne alındığında Trump'ın son tarihini uzatarak veya geçici bir durdurma sağlayarak ilerleme kaydetme umuduyla daha önce eşi ve benzeri görülmemiş tehditler altında yürütülen baskı diplomasisi çerçevesinde değerlendiriliyor.

Tahran'da meydana gelen patlamanın ardından duman yükseliyor (Reuters)Tahran'da meydana gelen patlamanın ardından duman yükseliyor (Reuters)

ABD ve İran, arabulucular aracılığıyla, Mısır, Türkiye ve Pakistan aracılığıyla, 45 günlük olası bir ateşkesin şartları hakkında görüşmeler yürütüyor. Bu ateşkes, savaşın kalıcı olarak sona ermesine yol açabilir. Görüşmelerden haberdar olan ve ABD merkezli haber sitesi Axios’a konuşan ABD'li, İsrailli ve bölge ülkelerinden dört kaynak dün yaptıkları açıklamalarda, bu istişareleri ‘son şans’ olarak nitelendirdi.

Reuters ise dün, İran ve ABD'nin düşmanlıkların sona erdirilmesine yönelik bir teklif aldığını doğruladı.

Mısır'ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Muhammed Hicazi'nin değerlendirmesine göre Mısır, Türkiye ve Pakistan'ın öncülüğündeki arabuluculuk, caydırıcılık hesaplarının yatıştırma baskılarıyla kesiştiği, son derece hassas bir bölgesel anın izlerini ortaya koyuyor ve bu da müzakere dengelerini yeniden düzenlemek ve bölgesel çerçeveyi aşabilecek daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyi önlemek için zaman kazanmak amacıyla yapılıyor.

Üçlü arabuluculuğun, sürece dahil olan tarafların niteliği nedeniyle özel bir öneme sahip olduğunu düşünen Hicazi, "Mısır, bölgesel krizlerin yönetilmesinde geleneksel bir ağırlığa sahipken, Türkiye çeşitli aktörlerle karmaşık iletişim kanallarına sahip. Pakistan ise Tahran ile iletişimde son derece hassas bir rol üstleniyor. Bu durum, çok yönlü bir diplomatik mimariyi yansıtıyor. Ancak savaşın tarafları arasında asgari düzeyde dahi stratejik bir uzlaşının olmaması, bu çabayı krizin çözümünden çok, kriz yönetimine yaklaştırıyor” değerlendirmesinde bulundu.

İran Politika Analizi Arap Forumu Başkanı ve İran uzmanı Muhammed Muhsin Ebu’n-Nur, bu girişimin kriz yönetimi modelinde önemli bir dönüşümü yansıttığını, zira uluslararası ve bölgesel güçlerin gerginliği geleneksel ikili kanallar yerine çok taraflı bir format aracılığıyla kontrol altına almaya çalıştığını belirtti. Ebu'n-Nur, girişimin sadece geçici bir ateşkes hedeflemediğini, aynı zamanda küresel enerjinin en önemli arterlerinden birinde gerilimi kontrol altına almak için daha geniş kapsamlı düzenlemeler oluşturmayı amaçladığını da vurguladı.

Müzakere sürecinin sonuçları merakla beklenirken, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi dün, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Mısır Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Sisi bu görüşmede, Mısır'ın savaşı durdurmaya yönelik çabalarını gözden geçirdi ve bu hedefe ulaşmak için uluslararası ve bölgesel çabaların birleştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Mısır'ın kardeş Arap ülkelerine yönelik saldırıları kesin bir dille kınadığını, bu ülkelerin egemenliğine, istikrarına ve halklarının kaynaklarına yönelik her türlü müdahaleyi reddettiğini vurgulayan Sisi, Mısır'ın bu kardeş Arap ülkeleri destekleme konusundaki kararlı tutumunu bir kez daha teyit etti.

Mısır Temsilciler Meclisi üyesi Mustafa Bekri ise dün sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Mısır'ın Türkiye ve Pakistan ile birlikte gösterdiği çabaları ‘bölgeyi yıkıcı savaş selinden kurtarmak için son dakika girişimleri’ olarak nitelendirdi. Bekri, ‘önümüzdeki saatlerin belirleyici olacağını’ ifade etti.

Mısır’ın bu tür girişimlerde oynayacağı rolün belirleyici olmaya aday olduğunu düşünen İran uzmanı Ebu’n-Nur’a göre Mısır, çatışan taraflar arasındaki iletişim kanallarını yönetme konusunda uzun yıllara dayanan bir deneyime sahip olmasının yanı sıra hem ABD hem de Körfez ülkeleriyle dengeli bir ilişki ağına sahip ve İran ile de doğrudan iletişim kanallarını açık tutmaya devam ediyor.

Ahvaz ilindeki Mahşahr Petrokimya Kompleksi’ne düzenlenen saldırıların ardından duman yükseliyor (Reuters)Ahvaz ilindeki Mahşahr Petrokimya Kompleksi’ne düzenlenen saldırıların ardından duman yükseliyor (Reuters)

Şarku'l Avsat'ın İran resmi haber ajansı IRNA'dan aktardığına göre Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi dün “Savaşın sona ermesini ve tekrarlanmamasını istiyoruz”ifadesini kullandı. IRNA’nın haberine göre geçici ateşkes istemediklerini belirten Bekayi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı açmaması halinde salı akşamı İran'ın ana altyapısını bombalayacağı yönündeki tehdidine atıfla, herhangi bir diplomatik görüşmenin ‘savaş suçu işleme uyarıları ve tehditleriyle tamamen çeliştiğini’ ifade etti.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı bir paylaşımda, “Salı günü İran'da hem 'Elektrik Santrali Günü hem de Köprü Günü' olacak” ifadelerini kullandı. İran'ın altyapısını hedef alan olası geniş çaplı saldırılar düzenleneceğini ima eden Trump, “Bunun benzeri bir şey olmayacak” dedi. Müzakere yolunun açık olduğunu da belirten Trump, Fox News'e verdiği röportajda, dolaylı temasların devam ettiği bir ortamda anlaşmaya varılması için ‘iyi bir şans’ olduğunu söyledi.

Anlaşmazlıklar devam ederken kısmi bir anlaşmaya varılma olasılığından söz etmenin sadece siyasi iradeyle ilgili bir mesele olmadığını, özellikle de üçlü arabuluculuk çerçevesinde diplomasiye son bir şans tanınması yönünde bir adım da olduğunu düşünen Büyükelçi Hicazi, ancak bunun, ‘zorlayıcı diplomasi’ çerçevesi içinde değerlendirilebileceğini kaydetti. Askeri tehditlerin, tarafları müzakereye itmek için kullanıldığını belirten Hicazi, fakat bunun uzlaşı koşullarının mevcut olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.

Hicazi’ye göre şimdiye kadar elde edilen veriler, önümüzdeki birkaç saat içinde tarafların tutumlarında niteliksel bir dönüşüm yaşanmadığı sürece, bölgenin sürdürülebilir bir sükûnet sürecine girmekten ziyade, kontrollü bir gerginlik yönetimine daha yakın olduğunu gösteriyor.

Öte yandan Ebu’n-Nur, İran'ın ‘hesaplı bir tereddüt’ içinde olduğunu, bunun amacının sunulan garantilerin ciddiyetini test etmek ya da müzakere koşullarını iyileştirmek olabileceğini, buna karşın ABD'nin ise özellikle de girişimin stratejik kazanımlara dönüşüp dönüşmeyeceği ya da İran'a kartlarını yeniden düzenlemesi için zaman kazandıran geçici bir ateşkes olup olmayacağının belirsizliği nedeniyle taktiksel bir ihtiyat içinde olduğunu değerlendirdi.

Ebu’n-Nur’a göre girişimin başarısı, arabulucuların her iki tarafa da ikna edici güvenlik ve siyasi garantiler sunabilmesine bağlı. Aksi takdirde, taraflar bu aşamada gerçek bir uzlaşma sürecine geçmek yerine, mevcut gerginlik sınırları içinde çatışmayı sürdürmeye devam edecekler.


İstanbul'da İsrail konsolosluğu yakınlarında düzenlenen saldırıda üç kişi öldü, iki polis memuru yaralandı

Türkiye'deki İsrail konsolosluğu binası yakınlarında silah sesleri duyulmasının ardından polis olay yerine müdahale etti (Reuters).
Türkiye'deki İsrail konsolosluğu binası yakınlarında silah sesleri duyulmasının ardından polis olay yerine müdahale etti (Reuters).
TT

İstanbul'da İsrail konsolosluğu yakınlarında düzenlenen saldırıda üç kişi öldü, iki polis memuru yaralandı

Türkiye'deki İsrail konsolosluğu binası yakınlarında silah sesleri duyulmasının ardından polis olay yerine müdahale etti (Reuters).
Türkiye'deki İsrail konsolosluğu binası yakınlarında silah sesleri duyulmasının ardından polis olay yerine müdahale etti (Reuters).

Medyada yar alan haberlere göre bugün İstanbul'daki İsrail konsolosluğu binası yakınlarında meydana gelen silahlı saldırıda üç kişi öldü, iki polis memuru ise yaralandı.

Reuters'e göre, Türkiye Adalet Bakanı, İsrail konsolosluğu yakınlarındaki silahlı saldırıyla ilgili olarak üç savcının görevlendirildiğini belirtti.

Reuters'ın yayınladığı bir videoda, silah sesleri duyulurken bir polis memurunun silahını çekip siper aldığı görülüyor. Videoda kan içinde bir kişi de görülüyor. İsrail konsolosluğu çevresinde her zaman yoğun güvenlik önlemleri alınıyor.

Televizyon görüntülerinde ise silahlı polis memurlarının olaydan sonra bölgede devriye gezdiği gösterildi.

NTV ve Doğan Haber Ajansı'na (DHA) göre, operasyonda üç şüpheli "etkisiz hale getirildi".

Soruşturmaya yakın bir kaynak AFP'ye, şu anda Türkiye topraklarında İsrail diplomatı bulunmadığını söyledi.


‘Bilinci kapalı, hareket edemiyor ve durumu kritik’... The Times, Mücteba Hamaney’in durumunu ve bulunduğu yeri ortaya koydu

Tahran’da bir caddede İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in fotoğrafının yer aldığı bir afiş (AFP)
Tahran’da bir caddede İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in fotoğrafının yer aldığı bir afiş (AFP)
TT

‘Bilinci kapalı, hareket edemiyor ve durumu kritik’... The Times, Mücteba Hamaney’in durumunu ve bulunduğu yeri ortaya koydu

Tahran’da bir caddede İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in fotoğrafının yer aldığı bir afiş (AFP)
Tahran’da bir caddede İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in fotoğrafının yer aldığı bir afiş (AFP)

 

İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in sağlık durumu hakkındaki belirsizlik artarken, ülke yönetiminde aktif rol oynayıp oynamadığı tartışma konusu olmaya devam ediyor. Hamaney, şubat ayı sonunda gerçekleşen ABD-İsrail hava saldırısında yaralanmasının ardından yalnızca yazılı mesajlar yayımlamakla yetindi ve doğrudan halka görünmedi. Bu gelişmeler, kendisine ait olduğu iddia edilen askeri kontrol odasında çekilmiş görüntülerin dolaşıma girmesiyle, durumunun ve İran’ı bu hassas dönemde yönetme rolünün gerçekliği hakkında spekülasyonlara yol açtı.

Bu bağlamda, İngiliz gazetesi The Times, Hamaney’in sağlık durumuna dair yeni ayrıntıları yayımladı. Söz konusu hava saldırısı, Hamaney’in babasının hayatını kaybetmesine de neden olmuştu.

Gazete, bir diplomatik yazıya dayandırdığı bilgilere göre, Mücteba Hamaney’in ‘çaresiz durumda olduğu ve Kum şehrinde tedavi gördüğünü, ayrıca bilincini kaybettiğini ve ciddi olarak nitelendirilen bir durumdan dolayı tedavi altında bulunduğunu’ açıkladı.

Bu açıklama, Hamaney’in konumunun ilk kez kamuoyuna duyurulması anlamına geliyor. Kum, Tahran’ın yaklaşık 140 kilometre güneyinde yer alıyor ve Şii dini eğitim merkezlerinin ve İran’daki din âlimlerinin merkezi olarak biliniyor.

Diplomatik yazıda, “Mücteba Hamaney, Kum’da ciddi bir durumda tedavi görüyor ve rejimin herhangi bir kararına katılamıyor” ifadesi yer aldı.

Bu verilerin ışığında gazete, Amerikan ve İsrail istihbarat servislerinin uzun süredir Hamaney’in konumunun farkında olduğunu ancak bilgilerin bugüne kadar gizli tutulduğunu belirtti.

Ali Hamaney’in cenaze töreni düzenlemeleri

Diplomatik yazıya göre, merhum Dini Lider Ali Hamaney’in cenazesi Kum’da defnedilmek üzere hazırlanıyor.

The Times, istihbarat birimlerinin ‘Kum’da birden fazla mezar kapasitesine sahip büyük bir türbe inşa edilmesi için hazırlık yapıldığını’ tespit ettiğini ve bunun, aileden diğer kişilerin veya belki Mücteba Hamaney’in de merhum Dini Lider’in yanına defnedilme olasılığına işaret ettiğini aktardı.

İran, Hamaney’in oğlunun, babası, annesi, eşi Zehra Haddad-Adil ve çocuklarından birinin hayatını kaybettiği saldırıda yaralandığını doğruladı. Söz konusu saldırı, Ortadoğu’da beş haftadan fazla süren savaşın ilk gününde gerçekleşmişti.

O tarihten bu yana, yalnızca iki açıklama resmi İran televizyonunda yayımlandı. Kanal dün, yapay zekâ teknolojisiyle üretilmiş ve Hamaney’in bir savaş odasına girip İsrail’deki Dimona Nükleer Santrali’nin haritasını incelediğini gösteren bir video yayımladı.

Ses kaydının olmaması, Hamaney’in hâlâ kritik durumda olduğuna dair doğrulanmamış iddiaları güçlendiriyor.

İran’da kontrol kimin elinde?

İranlı yetkililerin, Mücteba Hamaney’in hâlâ ülkeyi yönettiğinde ısrar etmesine rağmen, sızıntılar ve çeşitli raporlar farklı bir tablo çiziyor. Muhalif gruplar Hamaney’in komaya girdiğini iddia ederken, bazı kaynaklar ise ağır yaralandığını, buna bacak kırığı ve yüzünde yaralanmaların da dahil olduğunu aktardı.

Şarku’l Avsat’ın The Times’tan aktardığına göre bu çelişkili anlatılar, İran’da siyasi ve dini otoritenin mutlak merkezi olan Dini Lider’in durumuyla ilgili soruları artırdı.

Bu çerçevede The Times, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) fiilen yönetimi elinde tutabileceği, Hamaney’in ise karar verenden çok sessiz bir figür konumunda kalıyor olabileceği yönünde spekülasyonların arttığını aktardı.