Sudan üçlü diyaloğu, yarın siyasi partilerin boykot edilmesi ile başlıyor

Sudan üçlü diyaloğu, yarın siyasi partilerin boykot edilmesi ile başlıyor
TT

Sudan üçlü diyaloğu, yarın siyasi partilerin boykot edilmesi ile başlıyor

Sudan üçlü diyaloğu, yarın siyasi partilerin boykot edilmesi ile başlıyor

Siyasi güçler, Birleşmiş Milletler (BM) üçlü mekanizmasının ‘kolaylaştırdığı’, siviller ve askeri personel arasında düzenlenecek Sudan diyalog forumunun ikinci turuna uzak bir tutum izledi. Büyük partiler orduyla müzakere etmeyi reddettiklerini açıklarken, diyaloğa katılmaya hazır olduğunu teyit eden Milli Ümmet Partisi ise katılımının yarın kaydedilmesi beklenen başlangıç öncesinde turun başarısızlığı tehdidinde bulunan ihlallerin durdurulması ile bir müzakere ortamı yaratılmasına bağlı olduğunu belirtti.
Ordu 25 Ekim'de iktidara gelmeden önce ülkeyi yöneten Özgürlük ve Değişim Koalisyonu ile Komünist Parti, ordu ile iktidardan çekilmeleri, kışlalarına geri dönmeleri ve tam sivil otoritenin geri getirilmesi konularına değinilmeyen her türlü diyaloğu reddettiklerini açıkladı. Özgürlük ve Değişim Koalisyonu’nun ana partilerinden Milli Ümmet Partisi ise ‘barışçıl bir çözüme’ bağlılığını vurgulayarak diyaloğa katılacağını bildirerek BM, Afrika Birliği (AfB) ve Doğu Afrika'da Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesinden (IGAD) oluşan üçlü mekanizmaya desteğini açıkladı.
BM Sudan'daki Entegre Geçiş Yardım Misyonu (UNITAMS) Başkanı Volker Peretz, geçen ayın sonlarında yaptığı açıklamada, misyonunun siyasi partiler, ordu liderleri, direniş komiteleri, sivil toplum kuruluşları ve mutasavvıflardan olumlu tepkiler aldığını, bu tarafların tek bir diyalog masası etrafında oturma isteklerini dile getirdiklerini, diğerlerinin ise şu an diyalog için isteksiz göründüklerini ifade etti. Volker, devrik Devlet Başkanı Ömer el-Beşir rejiminin bir uzantısı olarak Özgürlük ve Değişim şeklinde sınıflandırılan, Beşir'in yasaklı Ulusal Kongre partisinin ayrılan Halk Kongresi Partisi ve Şimdi Reform Hareketi'ni de Diyalog Forumu'na dahil etme yönünde istişarelerin yapıldığını açıkladı.
Diyalog turunda siviller ile ordu arasındaki ilişkiyi düzenleyen anayasal düzenlemelerin, geçiş kurumlarının kurulmasının, bir egemenlik konseyi oluşturulmasının, başbakan ve hükümetin seçilmesinin, bir yasama konseyi teşkilinin, serbest ve adil seçimlere ulaşmak için geçiş hükümeti programının belirlenmesinin ele alınması bekleniyor.
Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el- Burhan, geçtiğimiz Nisan ayı başlarında yaptığı açıklamada, olağanüstü halin gözden geçirilmesi ve tutukluların serbest bırakılması ile diyalog ortamı yaratılması üzerinde durulduğunu duyurmuştu. Ancak sokak hareketine önderlik eden direniş komiteleri liderleri ve bir dizi eylemciyi bir kenara bırakarak yalnızca bazı siyasi liderleri serbest bırakmakla yetinmişti. Güvenlik güçlerinin göstericilere karşı azami şiddet kullanmaya devam edişi ise, ordunun iktidara gelmesinden bu yana 96 barışçıl protestocunun ölümüne neden oldu. Burhan, ulusal meselelere hizmet eden tüm girişimleri memnuniyetle karşıladığını, siyasi süreçte hiçbir partinin dışlanmaması yönünde neredeyse oybirliği olduğunu söyledi. Muhalefet partileri bu durumu Müslüman Kardeşler örgütlerini siyasi sürece dahil etme girişimi olarak görüyor.
Milli Ümmet Partisi, dün (Pazar) siyasi ofisinin toplantısı ardından yaptığı açıklamada, barışçıl diyalog için her türlü ciddi çabayı prensipte memnuniyetle karşıladığını belirterek, üçlü mekanizmaya ve Pazartesi günü başlayacak olan hazırlık forumuna desteğini ilan etti. Açıklamada, “Forumun yeri, zamanı, gündemi ve katılıma ilişkin ayrıntılı vizyonunu oybirliğiyle onaylayan parti, Özgürlük ve Değişim İttifakı'ndan başlayarak devrim güçlerinin ortak bir konuma gelmesi için tüm gücüyle çaba gösterecektir” ifadeleri kullanıldı.
Barışçıl çözümü, müzakere ortamının yaratılması ve ihlallerin durdurulmasına bağlayan Milli Ümmet Partisi, “Hala olağanüstü hal mevcut, hapishaneler direniş komiteleri üyeleri ve gençlik aktivistleriyle dolu. Rejim güçleri düne kadar devrimcileri dünyanın gözü önünde ezmek için göstericileri çirkin bir şekilde kasten öldürüyordu” vurgusunda bulundu.
Şarku'l Avsat'a konuşan Sudan Kongresi Partisi Başkanı Ömer ed-Digeyr, darbe otoritesinin barışçıl göstericilerin öldürülmesi, tutuklamaların gerçekleştirilmesi ve olağanüstü halin yürütülmesi gibi otoriter uygulamalara giriştiği bir vakitte ‘askeri bileşenin bakış açısı ile ‘karışması’ sebebiyle mevcut müzakere turunu boykot ettiğini söyledi. Daha önceki açıklamasında ise, üçlü mekanizmanın ülkedeki mevcut krizi çözme çabalarına verdiği desteği açıklamıştı.
Partisinin turu boykot edişini, açıklandığı şekli ile ‘mevcut krizin siviller arasındaki anlaşmazlık neticesi olduğu tasavvuruna’, asıl nedenlerini ise krizi siviller arası bir çatışma olarak betimleyen askeri darbeye bağlayan Sudan Kongresi Partisi Başkanı, “Mevcut siyasi çatışma ise bir yanda askeri ve sivil darbeciler ile öte yanda sivil demokratik dönüşümün destekçileri arasındadır” ifadelerine başvurdu.
Ortaya atıldığı şekliyle hazırlık toplantısını ‘siyasi sürece hatalı giriş’ şeklinde değerlendiren Digeyr, “Bu toplantı darbeye bir son vermeyecek, aksine sonuç darbeyi meşrulaştıracaktır. Darbeyi ve bundan kaynaklanan her şeyi sona erdirme konusunda ısrarcıyız. Krizden mevcut darbe durumunu bitirmek haricinde bir çıkış yolu olmadığını teyit ediyoruz” vurgusunda bulundu.
Arap Baas Sosyalist Partisi Sözcüsü Adil Halfullah, dün Şarku'l Avsat'a verdiği demeçte, partisinin birinci tura katılmayı reddettiği gibi ikinci tura da katılmayacağını söyledi. Bu tutumun girişimin destekçilerinin ve diyalog taraflarının belirsizliği üzerine kurulu olduğunu söyleyen Halfullah, “Sudan halkının darbeyi sona erdirme iradesiyle tutarlı olmadıkça, uluslararası ve bölgesel çabaların hiçbir değeri yok” değerlendirmesinde bulundu.
Kendi deyimiyle ‘eski rejimden kalanların farklı isimlerle harekete geçirilmesine imkan sağlayacak, tarafları belirsiz diyaloğu reddettiklerini belirten Halfullah, “Nitekim ikinci tura katılmayı reddetmemiz doğal. Siyasi greve ve sivil itaatsizliğe varılması, bir avuç asker kökenlinin askeri düzen adına oynadığı siyasi rolü sona erdirecek, tam demokratik bir sivil otoritenin kurulması için en az üç yıldır devam eden uyanışın geliştirilmesi üzerine çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
Komünist Parti Merkez Komitesi üyesi Sıddık Yusuf, UNITAMS Başkanı ile görüşerek kendisine orduyla herhangi bir müzakereye katılmayacakları ve ordu ile herhangi bir anlaşmaya varmayı reddettiklerini sözlü olarak bildirdiklerini aktardı. Aynı zamanda “Ona şunları söyledik: ‘Yazılı bir davet alırsak, size aynı tavırla cevap vereceğiz.’ Şu ana kadar toplantıya katılım için herhangi bir davet gönderilmedi. Tutumumuz: Bu toplantıya katılmayacağız” ifadelerini kullandı.



Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
TT

Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)

Fas, işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan öğrencilerle normal işiten öğrencileri aynı sınıflarda buluşturan, mesleki ve sosyal entegrasyonu hedefleyen benzeri görülmemiş bir üniversiteyi hayata geçirerek eğitim alanında yeni bir model başlattı.

Bu adım, beşerî sermayenin yeniden şekillendirilmesi, bilimsel mükemmeliyetin geliştirilmesi ve sağlık alanında inovasyonun teşvik edilmesi çerçevesinde atıldı. Klinik tedavileri, teknolojik eğitimi ve mesleki formasyonu bir araya getiren yeni bir akademik modelin önünü açan girişim, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte 2030 Dünya Kupası gibi büyük uluslararası organizasyonlara hazırlandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu organizasyonlar, farklı ihtiyaçlara sahip ziyaretçilerin ağırlanması konusunda ülkeye önemli sorumluluklar yüklüyor.

Tıp, teknoloji ve mesleki eğitimi buluşturan akademik model

Lalla Esma Üniversitesi, yaklaşık 3 bin 500 öğrenciyi ağırlayacak şekilde tasarlanan dört ana okuldan oluşuyor. Üniversite bünyesinde, mesleki eğitim sertifikasından temel yeterliliklere ve yüksek lisans derecesine kadar uzanan, işitme bilimleri alanında tamamen ücretsiz bir eğitim programı sunulacak.

Eğitim kurumunun bünyesinde, konuşma ve dil terapisi, klinik psikoloji ve bilişsel davranışların uygulamalı analizi alanlarında eğitim veren İşitme Bilimleri, İletişim ve Klinik Sinir Bilimleri Okulu da bulunuyor. Ayrıca kulak burun boğaz cerrahlarına ileri düzey koklear implant cerrahisi alanında uzmanlık diplomaları verilecek.

İşaret Dili, Sözlü Çeviri ve Erişilebilirlik Okulu ise kapsayıcı medya ve özel eğitim alanlarında uzmanlar yetiştirecek. Sistemin diğer bileşenlerini, yapay zekâ ve dijital sanat tasarımına odaklanan Kapsayıcı Teknolojiler Okulu ile mutfak sanatları, pastacılık ve çikolata üretimi alanlarında eğitim veren Kapsayıcı Meslekler Okulu oluşturacak.

Paris, Chicago, Leuven ve Montpellier’deki kurumlarla uluslararası iş birlikleri

Üniversitenin bilimsel yönetimi ve araştırma faaliyetleri, geniş bir uluslararası akademik ve hastane iş birliği ağına dayanıyor.

Bu iş birliklerinin başında, Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan ve Avrupa’nın işitme ile konuşma alanındaki ilk uzmanlaşmış merkezlerinden biri olarak tanımlanan Reconnect Üniversite Hastanesi Enstitüsü ile kurulan stratejik ortaklık geliyor. Institut Pasteur’ü ve Paris Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı üç hastaneyi —Necker Çocuk Hastanesi, Pitié-Salpêtrière Hastanesi ve Lariboisière Hastanesi— bir araya getiren bu ortaklık sayesinde sağırlığın gen tedavisi ile çocuk ve yetişkin işitme sağlığı alanlarındaki ileri araştırmaların aktarılması hedefleniyor.

İş birliği ağı, Batı dünyasında faaliyetlerini sürdüren en eski tıp fakültesinin mirasını taşıyan Fransa’daki Montpellier Üniversitesi’nin yanı sıra Audiocampus ve Cochlear Academy kurumlarını da kapsıyor. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu ortaklıklarla koklear implant alanındaki uzmanlık eğitiminin aktarılması amaçlanıyor.

Belçika ile imzalanan niyet mektubu da uluslararası iş birliklerinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Leuven Katolik Üniversitesi, Léonard de Vinci Yüksekokulu ve Fransızca konuşulan Belçika’nın ilk koklear implant merkezi olan Saint-Luc Üniversite Klinikleri arasındaki iş birliği, koklear implant uygulamalarına ilişkin Fransızca klinik eğitimin güçlendirilmesini hedefliyor.

Chicago’daki bir Amerikan akademik kurumuyla yapılan ortaklık ise uygulamalı davranış analizi alanında bilimsel uzmanlık sağlanmasını öngörüyor.

Uluslararası ortaklıklar, Muhammed V Üniversitesi ve Fas Ulusal Radyo ve Televizyon Şirketi ile yürütülen yerel iş birlikleriyle tamamlanıyor. Bu çalışmalarla kapsayıcı mesleki ve medya alanlarında yeni kariyer yollarının oluşturulması amaçlanıyor.

İnovasyonu destekleyen 7 bilimsel ve uygulamalı laboratuvar

Uluslararası iş birliklerini, üniversite kampüsünde kurulacak yedi gelişmiş bilimsel ve uygulamalı laboratuvar tamamlıyor.

Bunlar arasında, işaret dilleriyle iletişim kurmayı öğrenen insansı robotların ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yönelik inovasyon laboratuvarı öne çıkıyor. Kamu yayıncılığı kurumunun desteğiyle donatılan hareket laboratuvarında ise dijital görüntüleme, sanal karakter üretimi ve eğitsel video içeriklerinin hazırlanması üzerinde çalışılacak.

Üniversite bünyesinde ayrıca girişimciliğe, beceri geliştirmeye ve iş kurma süreçlerine odaklanan bir iş geliştirme merkezi bulunacak. Anatomi laboratuvarları ile ileri işitme testlerinin gerçekleştirileceği birimler de karmaşık cerrahi işlemlerin simüle edilmesine ve yardımcı işitme cihazlarının gerçek uygulama öncesinde ayarlanmasına imkân sağlayacak.

Erişilebilirlik hedefi ve uluslararası organizasyonlara hazırlık

Kapsayıcı üniversitenin hedefleri yalnızca akademik eğitimle sınırlı kalmıyor. Kurum, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte düzenleyeceği 2030 FIFA Dünya Kupası öncesinde ülkenin organizasyon kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan stratejik bir rol de üstleniyor.

Üniversitenin 2027 yılına kadar Fas’ın farklı bölgelerinden ve yurt dışından öğrencilere kapılarını açması planlanıyor. Kurum, otelcilik, ulaşım, bankacılık ve spor tesisleri gibi sektörlerde çalışacak profesyonelleri ve karşılama personelini eğiterek işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan ziyaretçilerle doğrudan iletişim kurabilecek uzmanlar yetiştirmeyi hedefliyor.

Bu yaklaşım, eğitim altyapısını kamu hizmetlerinin, stadyumların ve diğer tesislerin erişilebilirliğini artıracak önemli bir araca dönüştürüyor. Böylece Fas’ın, yaklaşan uluslararası organizasyonlarda beklenen küresel erişilebilirlik standartlarına uygun biçimde insan kaynağını geliştirmesi amaçlanıyor.


İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
TT

İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)

İsrail, yerel tüccarlarla Hamas arasında vergiler konusunda yaşandığını belirttiği anlaşmazlık nedeniyle Gazze Şeridi’ne ticari ürün girişinin durduğunu açıkladı. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bu durum, halkın yardımlara bağımlı olduğu bölgede gıda ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin önemli bir tedarik kanalını kesintiye uğrattı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki insani yardım işlerini denetleyen askerî birimi olan COGAT (Bölgelerdeki Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi), çarşamba günü yayımladığı açıklamada, Gazze’deki tüccarların ticari ürünlerin girişine ilişkin koordinasyonu durdurma kararı aldığını bildirdi.

COGAT, Gazze’deki tüccarların bu kararı, Hamas’ın bölgeye giren her kamyon için 10 bin İsrail şekeli (3 bin 220 dolar) tutarında ücret talep etmesine ve Gazze’deki toplam satışlarının yüzde 30’unun nakit olarak yapılmasını istemesine tepki olarak aldıklarını kendilerine ilettiklerini belirtti.

Hamas ise daha sonra 10 bin şekellik ödemenin, Gazze’deki varlıklı kişilerin ihtiyaç sahiplerine, özellikle dul kadınlara ve yetimlere destek sağlamak amacıyla oluşturulan ulusal fona gönüllü katkılarından oluştuğunu açıkladı. Hareket ayrıca, savaşın harap ettiği bölgede ciddi nakit sıkıntısı yaşandığını öne sürerek, nakit ödemelerin teşvik edildiğini bildirdi.

Üç yıldır devam eden savaş, tekrarlanan zorunlu yerinden edilmeler ve İsrail’in insani yardım sevkiyatına yönelik sıkı kısıtlamaları nedeniyle Gazze halkının büyük bölümü yardımlara bağımlı durumda.

Küresel açlık izleme kuruluşlarından biri, temmuz ayında yaptığı uyarıda Gazze nüfusunun üçte ikisinden fazlasının yıl sonuna kadar akut açlıkla karşı karşıya kalabileceğini bildirmişti. Yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı Gazze Şeridi’nde halkın çoğu geçici barınaklarda hayatını sürdürüyor.

Gazze Özel Taşımacılık Birliği Başkanı Nahid Şehber, dün İsrail’den ticari ürün taşıyan hiçbir kamyonun Gazze’ye girmediğini söyledi. Ancak İsrail’in kontrolündeki bir sınır kapısından insani yardım taşıyan kamyonların yanı sıra Mısır’dan ticari ürün getiren araçların da giriş yaptığını belirtti.

COGAT, Gazze’deki tüccarların koordinasyonu durdurma kararının, bölgeye giren insani yardım ve ticari ürün taşıyan kamyonların toplam sayısını günlük yaklaşık 300’e düşürebileceğini bildirdi. Bu sayı, mevcut toplamın yarısına karşılık geliyor.

Diplomatlar, Gazze’ye günlük giren kamyon sayısının normalde de 600’ün oldukça altında olduğunu belirtiyor. Şehber ise gerçek sayının yaklaşık 300 olduğunu ve bunların üçte ikisinin ticari ürün taşıdığını ifade etti.

ABD arabuluculuğunda varılan anlaşma uyarınca İsrail’in Gazze’ye günde en az 600 insani yardım kamyonunun girişine izin vermesi gerekiyor. Bununla birlikte İsrail, yükümlülüğünün yalnızca 600 kamyonun girişine izin vermek olduğunu savunuyor ve ticari ürünlerin insani yardımları tamamlayıcı nitelik taşıdığını belirtiyor.


Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
TT

Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)

Husiler, dün Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın çevresine füze saldırısı düzenledi. Saldırıda Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’ndan iki kişi hayatını kaybederken, çok sayıda kişi yaralandı ve sarayda maddi hasar meydana geldi.

Saldırıyı üstlenen Husilere karşılık Yemen Enformasyon Bakanlığı, Başbakan Şai Zindani ile hükümet üyelerinin sağlık durumlarının iyi olduğunu açıkladı. Bakanlık, olası saldırılara karşı önlem amacıyla hükümetin toplantılarını artık düzenli olarak sarayda gerçekleştirmediğini belirtti.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, saldırının ardından telefonla görüştüğü Başkanlık Konseyi üyeleri Tümgeneral Abdurrahman el-Muharremi ve Tümgeneral Mahmud el-Subeyhi’nin yanı sıra Başbakan Şai Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu sordu. Alimi, saldırının etkileri ve sonuçlarıyla mücadele kapsamında alınan önlemler hakkında ilk raporu da dinledi.

Alimi, Husilerin saraya yönelik saldırısının, grubun Yemen ve Suudi Arabistan’daki havalimanlarını, petrol tesislerini ve sivil yerleşimleri hedef alan saldırılarının devamı niteliğinde olduğunu belirtti. Söz konusu saldırıların bölgenin ve deniz geçiş güzergâhlarının güvenliğini tehdit ettiğini savunan Alimi, bunun Husilerin “terörist niteliğini” bir kez daha ortaya koyduğunu ve grubun Yemen halkının devlet kurumlarını yeniden tesis etme iradesiyle başa çıkamadığını gösterdiğini ifade etti.

Yemen Cumhurbaşkanı, devletin anayasal sorumluluklarını kararlılıkla yerine getirmeyi sürdüreceğini vurgulayarak, egemenlik kurumlarının ve vatandaşların korunmasının pazarlık konusu yapılamayacağını söyledi. Alimi, ilgili askerî ve güvenlik birimlerine devlet kurumlarının korunması, terör tehditlerine karşı önlem alınması ve tehdit kaynaklarına hukuka uygun şekilde karşılık verilmesi talimatı verdi. Bu adımların sivillerin ve sivil altyapının korunmasını güvence altına alması gerektiğini kaydetti.

Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).
Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).

Yemen hükümetinden uluslararası topluma çağrı

Yemen Bakanlar Kurulu da Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınmasının Husilerin “terörist yaklaşımını” ve sivilleri hedef alma politikasını ortaya koyduğunu açıkladı.

Kurul, saldırının hükümetin vatandaşlara karşı sorumluluklarını yerine getirmesini, devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve darbeyi sona erdirme mücadelesini sürdürmesini engelleyemeyeceğini bildirdi. Açıklamada, “Yemen’in Şafağı” operasyonu kapsamında yürütülen çalışmaların devam edeceği vurgulandı.

Bakanlar Kurulu, saldırının yalnızca devlet kurumlarını hedef alan eylemlerle sınırlı kalmayan, giderek yoğunlaşan Husi saldırılarının devamı olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre açıklamada, Suudi Arabistan’daki sivil tesislere yönelik saldırıların yanı sıra Yemen’in Taiz ve Lahic vilayetlerindeki yerleşim bölgelerinin bombalanmasının da sivillerin hayatını tehlikeye attığı ve halkın yaşadığı sıkıntıları artırdığı ifade edildi.

Husilerin Yemen’in, komşu ülkelerin, bölgesel istikrarın ve bölgedeki hayati çıkarların güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturduğu belirtilen açıklamada, “Yemen’in geleceği, kendi halkına karşı silah kullanan, komşularının güvenliğini hedef alan ve Yemenlilerin darbe projesini reddetmesine şiddetle karşılık vermeye çalışan bir milis grubuna bırakılamaz” ifadelerine yer verildi.

Kurul, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletlere saldırılar karşısında açık ve kararlı bir tutum alma çağrısında bulundu. Açıklamada, saldırıların birbirinden bağımsız münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi, sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmasının önlenmesi için gerekli baskının uygulanması ve ihlallerden sorumlu kişilerin hesap vermesinin sağlanması istendi.

Yemen hükümeti ayrıca, devlet otoritesini yeniden tesis etme mücadelesinde silahlı kuvvetleri, askerî birlikleri, güvenlik teşkilatlarını ve halk direniş güçlerini desteklemeyi sürdüreceğini bildirdi. Açıklamada, devlet kurumlarının ve kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi, vatandaşların korunması ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların hafifletilmesine yönelik siyasi, ekonomik ve insani çabaların da devam edeceği kaydedildi.