ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan ile telefonda görüştü: Sudan’a yönelik yardımlar yönetimin sivillere teslim edilmesine bağlı

Sudan Direniş Komiteleri yarın Halk Otoritesi Kurma Sözleşmesi’ni imzalayacak.

Halk Direniş Komitelerinin öncülüğünde Sudan’da devam eden gösteriler (AP)
Halk Direniş Komitelerinin öncülüğünde Sudan’da devam eden gösteriler (AP)
TT

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan ile telefonda görüştü: Sudan’a yönelik yardımlar yönetimin sivillere teslim edilmesine bağlı

Halk Direniş Komitelerinin öncülüğünde Sudan’da devam eden gösteriler (AP)
Halk Direniş Komitelerinin öncülüğünde Sudan’da devam eden gösteriler (AP)

Washington Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’a, ABD ve uluslararası toplumun Sudanlılara yardım yapmasının yönetimin sivillere teslim edilmesine bağlı olduğunu bildirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ABD'nin Afrika İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Molly Phee’nin “Sudan ordusunun söz verdiği güven inşa etme tedbirlerinin tamamını uygulamaya teşvik etmek için” pazar akşamı Burhan ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini bildirdi.
Sözcü, Molly Phee’nin, görüşmede “Sudanlı aktörler arasındaki müzakerelerin Birleşmiş Milletlerin kolaylaştırma girişimi ile olumlu sonuçlara yol açabilecek bir ortamda yapılması için güven inşa edici önlemlerin alınması gerektiğine” işaret ederek, “olağanüstü hal durumunun kaldırılması ve keyfi bir şekilde tutuklanan tüm sivillerin derhal serbest bırakılması gerektiğini” vurguladığını belirtti.
Burhan ile görüşmesinde, BM süreci üzerinden geçiş dönemi için sivil bir çerçevenin oluşturulması konusunda hızlı bir ilerleme sağlanmasının önemine dikkat çeken Molly Phee, Sudan ordusuna yakın gelecekte bu çerçeveye göre kurulacak sivil bir hükümete yönetimi devretme çağrısında bulundu. Molly Phee, “Sudan, Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) mali desteğini kaybetmekten kaçınmak ve Paris Kulübü tarafından borçlardan muaf tutulmak istiyorsa bu adımlar gerekli” dedi.
Öte yandan Sudan’da sivil yönetimin kurulması ve Aralık 2018 Devrimi’nin hedeflerinin gerçekleştirilmesi talebiyle düzenlenen protestolara öncülük eden Direniş Komiteleri, yarın Halk Otoritesi Kurma Sözleşmesi’ni imzalamaya hazırlandığını duyurdu. Direniş Komiteleri’nin bu açıklaması BM Sudan'daki Entegre Geçiş Yardım Misyonu (UNITAMS), Afrika Birliği (AfB) ve Doğu Afrika'da Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi’nden (IGAD) oluşan üçlü mekanizmanın gözetimindeki diyalogun başlayacağı ve ülkede gergin bir havanın hakim olduğu bir ortamda geldi. Direniş Komiteleri’nin sözleşmesi, Direniş Komiteleri’nin siyasi kurulları ve programı bulunan, sivil yönetim ve askerlerin iktidardan indirilmesi hedeflerini gerçekleştirmeye yönelik bir siyasi haritaya sahip tek çatı altında toplanan örgütlü bir yapıya dönüşmesini amaçlıyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan Direniş Komiteleri Sözcüsü, çeşitli şehirlerdeki Direniş Komiteleri tarafından hazırlanan sözleşmeler ile başkent Hartum’da hazırlanan sözleşmenin birleştirilerek ortak bir metin oluşturulduğunu belirtti. Direniş Komiteleri’nin hazırladığı sözleşmenin yarın imzalanacağını aktaran Sözcü, bu sözleşmenin temel amacının devrim güçlerinin birleşmesi, askeri cuntanın düşürülmesi için halkın yöneteceği birleşik bir merkez kurulması ve devrimin “özgürlük, barış, adalet, şehitlerin intikamını alma ve failleri adil mahkemelere çıkarma” hedeflerinin gerçekleştirilmesi olduğunu ifade etti.
2013’te kurulan Direniş Komiteleri, aynı yıl gerçekleşen Eylül Ayaklanmasında önemli rol oynadı. Nitekim bu ayaklanma İslamcı rejimin sarsılmasına ve neredeyse düşmesine yol açıyordu. İslamcı rejim bu nedenle milisleri kullandı ve ayaklanmayı şiddete başvurarak bastırdı. Yüzlerce kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. O tarihten bu yana Direniş Komiteleri devrik lider Ömer el-Beşir rejimine karşı protestolara öncülük etmeye devam etti. Direniş Komiteleri Genelkurmay Başkanlığı’nın 11 Nisan 2019’da Beşir’i görevden almasına yol açan Genelkurmay Başkanlığı Karargahı önündeki protestolarda aktif bir şekilde rol aldı.
Direniş Komiteleri, mahallelerde ve şehirlerde ortaya çıkan halk örgütlerinden oluşuyor. Bünyesinde çok sayıda genç bulunuyor. Faaliyetleri gösterici kalabalıklarını toplama ve koordinasyon oluşturmakla sınırlı olan Direniş Komiteleri, sözleşmenin imzalanmasının ardından Ordu Komutanı’nın uygulamaları ve devrimi destekleyen siyasi güçlerin arasındaki ihtilaflarla başa çıkabilecek bir yönetim merkezine dönüşmesi bekleniyor. 25 Ekim’de Orgeneral Abdulfettah el-Burhan komutasındaki Sudan ordusunun yönetime el koyduğu ilk günden beri Direniş Komitelerinin yöneticileri takibata uğruyor. Güvenlik güçlerinin, ordunun yönetime el koymasını protesto için düzenlenen gösterilerde orantısız güç kullanması sonucu 95 kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi yaralandı ve şu ana kadar çok sayıda hapiste kalmaya devam ediyor.
Başkent Hartum’da örgütlenen ve kendisini “Koordinatörlükler” diye isimlendiren Direniş Komiteleri, Facebook sayfasında yaptığı paylaşımda, yürüttüğü görüşmelerde, ülkede taban politikasının uygulanmasında yeni aşamaya geçmek için sözleşmeyi imzalama kararı çıktığını bildirdi. Kendilerini “Devrimci Erkekler ve Devrimci Kadınlar” diye isimlendiren bir grup, taban politikasını yeni bir siyasi dönem başlatmak için ilan etme ve ülkenin dört bir yanında güçlendirme çağrısında bulunarak, halkın ve ülkenin kaderine karar verecek olan tarafın yine halk olduğunu vurguladı.
Hartum’daki tüm koordinatörlükler, Aralık Devrimi’nin zafere ulaşmasını ve hedeflerini gerçekleştirmenin yolunu açacak ve siyasi ve örgüt programları üzerinde birleşmeyi mümkün hale getirecek Halk Otoritesi Oluşturma Sözleşmesi’ni imzalama çağrısında bulundu. Hartum’daki koordinatörlüklerin sözleşmeyi imzalaması, siyasi partilerden bağımsız bir ‘halk örgütü’ oluşturma yolunda büyük adım bir adım atılması anlamına gelir. Nitekim eski tecrübeler koordinatörlüklerin ordunun uygulamalarıyla başa çıkma hususunda en fazla güce ve etkiye sahip olduğunu kanıtlıyor.
Yarınki sözleşmeyi imzalaması beklenen gruplar şunlar: Hartum’un Doğu Mahalleleri Komiteleri, Hartum’un Güney Direniş Komiteleri Koordinatörlüğü, Kalakla Direnişi ve Hartum’un Güneyi Komiteleri, Cebelu’l Evliya Direnişi Merkez Komiteleri Topluluğu, Hartum’un Bahri Mahalleleri Direniş Komiteleri, Sudan’ın Güneyindeki Nil Nehri Doğusu Direniş Komiteleri Koordinatörlüğü, El-Hac Yusuf Direniş Komiteleri Koordinatörlüğü, Karari Direniş Komiteleri Koordinatörlüğü ve El-Erbain, El-Fil, El-Mevrada Direniş Komiteleri Koordinatörlüğü. Başkent Hartum’daki komiteleri birleştirme adımı, tüm ülke genelindeki direniş komitelerini birleştirme yolundaki ilk adım kabul ediliyor. Hartum dışındaki diğer kentlerdeki komitelerin de Halk Otoritesi Oluşturma Sözleşmesi’ni imzalamak için görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor.
Direniş Komiteleri Ramazan ayında kısa süreli bir ‘dinlenmenin’ ardından sokaklara ve gösterici kalabalıklarına geri döndü. Perşembe günü düzenlenen gösterilere binlerce kişi katıldı. Polisin gösterilere müdahalesinde orantısız güç kullanması sonucu polis aracının ezdiği genç bir gösterici hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı, onlarca gösterici tutuklandı. Hapishanelerdeki göstericiler kötü koşullar altında tutuluyor. Olağanüstü Hal Avukatları başta olmak üzere birçok insan hakları örgütü hapishanelerdeki göstericilerin serbest bırakılması için çalışıyor.



Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
TT

Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)

Fas, işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan öğrencilerle normal işiten öğrencileri aynı sınıflarda buluşturan, mesleki ve sosyal entegrasyonu hedefleyen benzeri görülmemiş bir üniversiteyi hayata geçirerek eğitim alanında yeni bir model başlattı.

Bu adım, beşerî sermayenin yeniden şekillendirilmesi, bilimsel mükemmeliyetin geliştirilmesi ve sağlık alanında inovasyonun teşvik edilmesi çerçevesinde atıldı. Klinik tedavileri, teknolojik eğitimi ve mesleki formasyonu bir araya getiren yeni bir akademik modelin önünü açan girişim, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte 2030 Dünya Kupası gibi büyük uluslararası organizasyonlara hazırlandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu organizasyonlar, farklı ihtiyaçlara sahip ziyaretçilerin ağırlanması konusunda ülkeye önemli sorumluluklar yüklüyor.

Tıp, teknoloji ve mesleki eğitimi buluşturan akademik model

Lalla Esma Üniversitesi, yaklaşık 3 bin 500 öğrenciyi ağırlayacak şekilde tasarlanan dört ana okuldan oluşuyor. Üniversite bünyesinde, mesleki eğitim sertifikasından temel yeterliliklere ve yüksek lisans derecesine kadar uzanan, işitme bilimleri alanında tamamen ücretsiz bir eğitim programı sunulacak.

Eğitim kurumunun bünyesinde, konuşma ve dil terapisi, klinik psikoloji ve bilişsel davranışların uygulamalı analizi alanlarında eğitim veren İşitme Bilimleri, İletişim ve Klinik Sinir Bilimleri Okulu da bulunuyor. Ayrıca kulak burun boğaz cerrahlarına ileri düzey koklear implant cerrahisi alanında uzmanlık diplomaları verilecek.

İşaret Dili, Sözlü Çeviri ve Erişilebilirlik Okulu ise kapsayıcı medya ve özel eğitim alanlarında uzmanlar yetiştirecek. Sistemin diğer bileşenlerini, yapay zekâ ve dijital sanat tasarımına odaklanan Kapsayıcı Teknolojiler Okulu ile mutfak sanatları, pastacılık ve çikolata üretimi alanlarında eğitim veren Kapsayıcı Meslekler Okulu oluşturacak.

Paris, Chicago, Leuven ve Montpellier’deki kurumlarla uluslararası iş birlikleri

Üniversitenin bilimsel yönetimi ve araştırma faaliyetleri, geniş bir uluslararası akademik ve hastane iş birliği ağına dayanıyor.

Bu iş birliklerinin başında, Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan ve Avrupa’nın işitme ile konuşma alanındaki ilk uzmanlaşmış merkezlerinden biri olarak tanımlanan Reconnect Üniversite Hastanesi Enstitüsü ile kurulan stratejik ortaklık geliyor. Institut Pasteur’ü ve Paris Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı üç hastaneyi —Necker Çocuk Hastanesi, Pitié-Salpêtrière Hastanesi ve Lariboisière Hastanesi— bir araya getiren bu ortaklık sayesinde sağırlığın gen tedavisi ile çocuk ve yetişkin işitme sağlığı alanlarındaki ileri araştırmaların aktarılması hedefleniyor.

İş birliği ağı, Batı dünyasında faaliyetlerini sürdüren en eski tıp fakültesinin mirasını taşıyan Fransa’daki Montpellier Üniversitesi’nin yanı sıra Audiocampus ve Cochlear Academy kurumlarını da kapsıyor. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu ortaklıklarla koklear implant alanındaki uzmanlık eğitiminin aktarılması amaçlanıyor.

Belçika ile imzalanan niyet mektubu da uluslararası iş birliklerinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Leuven Katolik Üniversitesi, Léonard de Vinci Yüksekokulu ve Fransızca konuşulan Belçika’nın ilk koklear implant merkezi olan Saint-Luc Üniversite Klinikleri arasındaki iş birliği, koklear implant uygulamalarına ilişkin Fransızca klinik eğitimin güçlendirilmesini hedefliyor.

Chicago’daki bir Amerikan akademik kurumuyla yapılan ortaklık ise uygulamalı davranış analizi alanında bilimsel uzmanlık sağlanmasını öngörüyor.

Uluslararası ortaklıklar, Muhammed V Üniversitesi ve Fas Ulusal Radyo ve Televizyon Şirketi ile yürütülen yerel iş birlikleriyle tamamlanıyor. Bu çalışmalarla kapsayıcı mesleki ve medya alanlarında yeni kariyer yollarının oluşturulması amaçlanıyor.

İnovasyonu destekleyen 7 bilimsel ve uygulamalı laboratuvar

Uluslararası iş birliklerini, üniversite kampüsünde kurulacak yedi gelişmiş bilimsel ve uygulamalı laboratuvar tamamlıyor.

Bunlar arasında, işaret dilleriyle iletişim kurmayı öğrenen insansı robotların ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yönelik inovasyon laboratuvarı öne çıkıyor. Kamu yayıncılığı kurumunun desteğiyle donatılan hareket laboratuvarında ise dijital görüntüleme, sanal karakter üretimi ve eğitsel video içeriklerinin hazırlanması üzerinde çalışılacak.

Üniversite bünyesinde ayrıca girişimciliğe, beceri geliştirmeye ve iş kurma süreçlerine odaklanan bir iş geliştirme merkezi bulunacak. Anatomi laboratuvarları ile ileri işitme testlerinin gerçekleştirileceği birimler de karmaşık cerrahi işlemlerin simüle edilmesine ve yardımcı işitme cihazlarının gerçek uygulama öncesinde ayarlanmasına imkân sağlayacak.

Erişilebilirlik hedefi ve uluslararası organizasyonlara hazırlık

Kapsayıcı üniversitenin hedefleri yalnızca akademik eğitimle sınırlı kalmıyor. Kurum, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte düzenleyeceği 2030 FIFA Dünya Kupası öncesinde ülkenin organizasyon kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan stratejik bir rol de üstleniyor.

Üniversitenin 2027 yılına kadar Fas’ın farklı bölgelerinden ve yurt dışından öğrencilere kapılarını açması planlanıyor. Kurum, otelcilik, ulaşım, bankacılık ve spor tesisleri gibi sektörlerde çalışacak profesyonelleri ve karşılama personelini eğiterek işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan ziyaretçilerle doğrudan iletişim kurabilecek uzmanlar yetiştirmeyi hedefliyor.

Bu yaklaşım, eğitim altyapısını kamu hizmetlerinin, stadyumların ve diğer tesislerin erişilebilirliğini artıracak önemli bir araca dönüştürüyor. Böylece Fas’ın, yaklaşan uluslararası organizasyonlarda beklenen küresel erişilebilirlik standartlarına uygun biçimde insan kaynağını geliştirmesi amaçlanıyor.


İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
TT

İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)

İsrail, yerel tüccarlarla Hamas arasında vergiler konusunda yaşandığını belirttiği anlaşmazlık nedeniyle Gazze Şeridi’ne ticari ürün girişinin durduğunu açıkladı. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bu durum, halkın yardımlara bağımlı olduğu bölgede gıda ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin önemli bir tedarik kanalını kesintiye uğrattı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki insani yardım işlerini denetleyen askerî birimi olan COGAT (Bölgelerdeki Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi), çarşamba günü yayımladığı açıklamada, Gazze’deki tüccarların ticari ürünlerin girişine ilişkin koordinasyonu durdurma kararı aldığını bildirdi.

COGAT, Gazze’deki tüccarların bu kararı, Hamas’ın bölgeye giren her kamyon için 10 bin İsrail şekeli (3 bin 220 dolar) tutarında ücret talep etmesine ve Gazze’deki toplam satışlarının yüzde 30’unun nakit olarak yapılmasını istemesine tepki olarak aldıklarını kendilerine ilettiklerini belirtti.

Hamas ise daha sonra 10 bin şekellik ödemenin, Gazze’deki varlıklı kişilerin ihtiyaç sahiplerine, özellikle dul kadınlara ve yetimlere destek sağlamak amacıyla oluşturulan ulusal fona gönüllü katkılarından oluştuğunu açıkladı. Hareket ayrıca, savaşın harap ettiği bölgede ciddi nakit sıkıntısı yaşandığını öne sürerek, nakit ödemelerin teşvik edildiğini bildirdi.

Üç yıldır devam eden savaş, tekrarlanan zorunlu yerinden edilmeler ve İsrail’in insani yardım sevkiyatına yönelik sıkı kısıtlamaları nedeniyle Gazze halkının büyük bölümü yardımlara bağımlı durumda.

Küresel açlık izleme kuruluşlarından biri, temmuz ayında yaptığı uyarıda Gazze nüfusunun üçte ikisinden fazlasının yıl sonuna kadar akut açlıkla karşı karşıya kalabileceğini bildirmişti. Yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı Gazze Şeridi’nde halkın çoğu geçici barınaklarda hayatını sürdürüyor.

Gazze Özel Taşımacılık Birliği Başkanı Nahid Şehber, dün İsrail’den ticari ürün taşıyan hiçbir kamyonun Gazze’ye girmediğini söyledi. Ancak İsrail’in kontrolündeki bir sınır kapısından insani yardım taşıyan kamyonların yanı sıra Mısır’dan ticari ürün getiren araçların da giriş yaptığını belirtti.

COGAT, Gazze’deki tüccarların koordinasyonu durdurma kararının, bölgeye giren insani yardım ve ticari ürün taşıyan kamyonların toplam sayısını günlük yaklaşık 300’e düşürebileceğini bildirdi. Bu sayı, mevcut toplamın yarısına karşılık geliyor.

Diplomatlar, Gazze’ye günlük giren kamyon sayısının normalde de 600’ün oldukça altında olduğunu belirtiyor. Şehber ise gerçek sayının yaklaşık 300 olduğunu ve bunların üçte ikisinin ticari ürün taşıdığını ifade etti.

ABD arabuluculuğunda varılan anlaşma uyarınca İsrail’in Gazze’ye günde en az 600 insani yardım kamyonunun girişine izin vermesi gerekiyor. Bununla birlikte İsrail, yükümlülüğünün yalnızca 600 kamyonun girişine izin vermek olduğunu savunuyor ve ticari ürünlerin insani yardımları tamamlayıcı nitelik taşıdığını belirtiyor.


Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
TT

Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)

Husiler, dün Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın çevresine füze saldırısı düzenledi. Saldırıda Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’ndan iki kişi hayatını kaybederken, çok sayıda kişi yaralandı ve sarayda maddi hasar meydana geldi.

Saldırıyı üstlenen Husilere karşılık Yemen Enformasyon Bakanlığı, Başbakan Şai Zindani ile hükümet üyelerinin sağlık durumlarının iyi olduğunu açıkladı. Bakanlık, olası saldırılara karşı önlem amacıyla hükümetin toplantılarını artık düzenli olarak sarayda gerçekleştirmediğini belirtti.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, saldırının ardından telefonla görüştüğü Başkanlık Konseyi üyeleri Tümgeneral Abdurrahman el-Muharremi ve Tümgeneral Mahmud el-Subeyhi’nin yanı sıra Başbakan Şai Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu sordu. Alimi, saldırının etkileri ve sonuçlarıyla mücadele kapsamında alınan önlemler hakkında ilk raporu da dinledi.

Alimi, Husilerin saraya yönelik saldırısının, grubun Yemen ve Suudi Arabistan’daki havalimanlarını, petrol tesislerini ve sivil yerleşimleri hedef alan saldırılarının devamı niteliğinde olduğunu belirtti. Söz konusu saldırıların bölgenin ve deniz geçiş güzergâhlarının güvenliğini tehdit ettiğini savunan Alimi, bunun Husilerin “terörist niteliğini” bir kez daha ortaya koyduğunu ve grubun Yemen halkının devlet kurumlarını yeniden tesis etme iradesiyle başa çıkamadığını gösterdiğini ifade etti.

Yemen Cumhurbaşkanı, devletin anayasal sorumluluklarını kararlılıkla yerine getirmeyi sürdüreceğini vurgulayarak, egemenlik kurumlarının ve vatandaşların korunmasının pazarlık konusu yapılamayacağını söyledi. Alimi, ilgili askerî ve güvenlik birimlerine devlet kurumlarının korunması, terör tehditlerine karşı önlem alınması ve tehdit kaynaklarına hukuka uygun şekilde karşılık verilmesi talimatı verdi. Bu adımların sivillerin ve sivil altyapının korunmasını güvence altına alması gerektiğini kaydetti.

Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).
Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).

Yemen hükümetinden uluslararası topluma çağrı

Yemen Bakanlar Kurulu da Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınmasının Husilerin “terörist yaklaşımını” ve sivilleri hedef alma politikasını ortaya koyduğunu açıkladı.

Kurul, saldırının hükümetin vatandaşlara karşı sorumluluklarını yerine getirmesini, devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve darbeyi sona erdirme mücadelesini sürdürmesini engelleyemeyeceğini bildirdi. Açıklamada, “Yemen’in Şafağı” operasyonu kapsamında yürütülen çalışmaların devam edeceği vurgulandı.

Bakanlar Kurulu, saldırının yalnızca devlet kurumlarını hedef alan eylemlerle sınırlı kalmayan, giderek yoğunlaşan Husi saldırılarının devamı olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre açıklamada, Suudi Arabistan’daki sivil tesislere yönelik saldırıların yanı sıra Yemen’in Taiz ve Lahic vilayetlerindeki yerleşim bölgelerinin bombalanmasının da sivillerin hayatını tehlikeye attığı ve halkın yaşadığı sıkıntıları artırdığı ifade edildi.

Husilerin Yemen’in, komşu ülkelerin, bölgesel istikrarın ve bölgedeki hayati çıkarların güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturduğu belirtilen açıklamada, “Yemen’in geleceği, kendi halkına karşı silah kullanan, komşularının güvenliğini hedef alan ve Yemenlilerin darbe projesini reddetmesine şiddetle karşılık vermeye çalışan bir milis grubuna bırakılamaz” ifadelerine yer verildi.

Kurul, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletlere saldırılar karşısında açık ve kararlı bir tutum alma çağrısında bulundu. Açıklamada, saldırıların birbirinden bağımsız münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi, sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmasının önlenmesi için gerekli baskının uygulanması ve ihlallerden sorumlu kişilerin hesap vermesinin sağlanması istendi.

Yemen hükümeti ayrıca, devlet otoritesini yeniden tesis etme mücadelesinde silahlı kuvvetleri, askerî birlikleri, güvenlik teşkilatlarını ve halk direniş güçlerini desteklemeyi sürdüreceğini bildirdi. Açıklamada, devlet kurumlarının ve kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi, vatandaşların korunması ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların hafifletilmesine yönelik siyasi, ekonomik ve insani çabaların da devam edeceği kaydedildi.