Sedat Önal: Geri dönüşün kolaylaştırılması Suriye krizinin çözümüne yönelik çabaların ayrılmaz parçası olmalı

Fotoğraf: (Dursun Aydemir/AA)
Fotoğraf: (Dursun Aydemir/AA)
TT

Sedat Önal: Geri dönüşün kolaylaştırılması Suriye krizinin çözümüne yönelik çabaların ayrılmaz parçası olmalı

Fotoğraf: (Dursun Aydemir/AA)
Fotoğraf: (Dursun Aydemir/AA)

Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Sedat Önal, Suriyelilerin geri dönüşünün kolaylaştırılmasının, Suriye krizinin çözümüne yönelik genel çabaların ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini belirtti. Önal, AB tarafından Belçika'nın başkenti Brüksel'de düzenlenen "Suriye ve Bölgenin Geleceğinin Desteklenmesi Konferansı" başlıklı 6'ncı Brüksel Konferansı'nda konuştu.
Suriye’deki durumun krizin başlamasından bu yana geçen on yılı aşkın sürenin ardından, uluslararası barış ve istikrar için ağır endişe kaynağı olmayı sürdürdüğünü belirten Önal, "Uluslararası toplumun ilgisini başka yönlere çeken çok sayıda krize ve Suriye krizine dair artan tükenmişlik hissine rağmen; Suriye krizinin siyasi, ekonomik, toplumsal ve insani boyutlarına çözüm üretilmesi gerektiği hususu geçmişten daha fazla acil ve kritik önem taşımaktadır." dedi.
Önal, krizin temelindeki sebeplere etkili çözüm bulunmasında ne kadar geç kalınırsa, krizin yansımalarının da o kadar keskin ve şiddetli olacağını, bu nedenle meseleye sürdürülebilir siyasi bir çözüm bulunmasının asli amaç olarak kalması gerektiğini ifade etti.

BM öncülüğündeki siyasi çözüm sürecine destek
Ukrayna'daki savaşın sona ermesi için çalışırken ve çok boyutlu etkileriyle uğraşırken, yüzyılın en kötü insani dramlarından biriyle karşı karşıya kalan Suriye halkının içinde bulunduğu kötü durumun göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Önal, "Ortaklarımızı bu minvalde, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinin 2254 sayılı kararı doğrultusunda siyasi süreci canlandırmak için çabaları artırmaya çağırıyoruz. Bunun gerçekleşmesi için, insani boyut dahil senkronize ve bütüncül bir yaklaşımla Suriye’de çözümün tüm unsurlarını ele alabilmeliyiz." diye konuştu.
Önal, bu bağlamda, Türkiye'nin BM Genel Sekreteri’nin Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’in çabalarını desteklediğini yineleyerek şöyle devam etti:
"Siyasi süreçteki ilerleme, sahadaki gelişmelerle doğrudan ilgilidir. Türkiye, Eylül 2018 tarihli Mutabakat Zaptı ile Ek Protokolü'nden kaynaklanan taahhütlerini yerine getirmeye devam etmekte, sahadaki sükuneti korumak ve ateşkesin idamesi için çaba göstermektedir. Türkiye'nin bölgedeki varlığı yeni insani trajedilerin yaşanmasının önüne geçmekle kalmayıp, aynı zamanda, sivillerin korunması için gerekli olan istikrar ve güvenliğin sağlanmasına ve istikrarlaştırma çabaları için uygun bir ortam yaratılmasına da yardımcı olmaktadır."

AB ile iş birliği
Türkiye'nin halihazırda eğitim, sağlık, barınma gibi çeşitli alanlarda destek sağlamak suretiyle 3,7 milyon Suriyeli sığınmacıya geçici koruma sağladığını ifade eden Önal, şunları aktardı:
"Bu çabanın kapsamı ve büyüklüğü, daha fazla uluslararası dayanışma ve yük paylaşımını gerekli kılmaktadır. Türkiye'deki Sığınmacılara Yönelik AB Mali Yardım Aracı (FRIT), Türkiye ve AB iş birliği yaptığında neler gerçekleştirilebileceğinin kaydandeğer bir örneğidir. Eksikliklerine rağmen, bu sayede milyonlarca Suriyelinin ve onlara ev sahipliği yapanların karşı karşıya bulunduğu sıkıntıları hafifletmeyi başardık. Bu tür mekanizmalar ancak göç yönetimi konusunda daha geniş ve stratejik bir iş birliğinin parçası oldukları takdirde somut ve sürdürülebilir sonuçlar verebilir. Türkiye, AB ile göç konusundaki iş birliğini yeni gerçekler ve sınamalar ışığında yenilemeye hazırdır."

BM sınır-ötesi yardım mekanizması
Önal, Suriye’nin kuzeybatısındaki insani krizin daha da kötüleştiğine dikkati çekerek, BM sınır-ötesi yardım mekanizmasının "hayat kurtarıcı bir enstrüman" olduğunu söyledi.
Bu mekanizmanın hesap verebilir ve şeffaf bir şekilde, düzenli olarak her ay 2,4 milyon kişiye erişim sağladığını belirten Önal, "Bu operasyonların ölçeği ve verimliliği ikame edilemez niteliktedir. Bu sebeple, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi görev yönergesinin yenilenmesi elzem olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
Suriye'ye dönüşler
"Suriyeli sığınmacıların ve ev sahibi ülkelerin ihtiyaçlarını ele alırken, sığınmacıların güvenli, gönüllü ve onurlu şekilde geri dönüşüne elverişli koşullar yaratmayı da hedeflemeliyiz." diyen Önal, şunları kaydetti:
"Türkiye, yaklaşık 500 bin Suriyelinin istikrara kavuşan bölgelere gönüllü dönüşünü kolaylaştırmıştır. Diğer komşu ülkeler ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ile iş birliğini artırmaya yönelik çabalar devam etmektedir. Sığınmacıların geri dönüşü, daha geniş siyasi bağlamdan ayrı olarak ele alınamaz. Şimdiye değin bunlar arasında katı bir sıralı ve koşullu yaklaşım benimsenmesinin yararına şahit olunmamıştır. Bu nedenle, sığınmacıların geri dönüşünün kolaylaştırılması, Suriye krizinin çözümüne yönelik genel çabaların ayrılmaz bir parçası olmalıdır."
Bu arada Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Önal, konferans kapsamında ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield ile ikili görüşme yaptı.



Çin: ABD’nin İran limanlarına uyguladığı abluka ‘tehlikeli ve sorumsuzca’

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in bugün Pekin'de gerçekleştirdiği görüşmeden (AP)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in bugün Pekin'de gerçekleştirdiği görüşmeden (AP)
TT

Çin: ABD’nin İran limanlarına uyguladığı abluka ‘tehlikeli ve sorumsuzca’

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in bugün Pekin'de gerçekleştirdiği görüşmeden (AP)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in bugün Pekin'de gerçekleştirdiği görüşmeden (AP)

Çin Dışişleri Bakanlığı bugün, ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukasını ‘tehlikeli ve sorumsuz’ olarak nitelendirdi. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ise Washington ile Tahran arasında anlaşma sağlanamadan sona eren ilk müzakere turunun ardından, Ortadoğu’daki barış görüşmelerine ‘yapıcı bir rol’ ile katkı sunmaya devam edeceklerini söyledi.

Xinhua Haber Ajansı, Şi Cinping’in ‘barışın güçlendirilmesi ve diyaloğun teşvik edilmesi yönündeki ilkesel tutumunu vurguladığını’ ve Çin’in bu doğrultuda yapıcı rolünü sürdüreceğini aktardı.

Şi Cinping bugün Pekin’de İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile bir araya geldi. Görüşmede iki liderin iş birliğini artırma ve küresel barış ile kalkınmayı destekleme konusunda mutabık kaldığı, Şi’nin ise mevcut uluslararası sistemi ‘çökmekte olan’ bir düzen olarak tanımladığı belirtildi.

ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukasına ilişkin açıklamasında Çin Dışişleri Bakanlığı, bu adımın ‘tehlikeli ve sorumsuz’ olduğunu yineleyerek, tam ateşkesin gerilimi düşürmenin tek yolu olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı açıklamada, “ABD’nin askeri varlığını genişletmesi yalnızca gerilimi artıracaktır” denildi.

Görsel kaldırıldı.
Bugün Pekin'de Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile İspanya Başbakanı Pedro Sanchez arasında gerçekleşen görüşmeden bir kare (AP)

Açıklamanın devamında, “Ortadoğu’da barış ve istikrarın yeniden tesis edilmesine yardımcı olmak için çaba göstereceğiz” ifadesi yer aldı.

Bakanlık ayrıca, Çin’in İran’a silah sağladığı yönündeki haberleri ‘tamamen uydurma’ olarak nitelendirdi.

Sanchez’in ziyareti, Batılı birçok hükümetin güvenlik ve ticari gerilimlere rağmen Pekin ile ilişkilerini sürdürmeye çalıştığı bir dönemde gerçekleşti. Bu süreçte, ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarına yönelik artan rahatsızlıkların da uluslararası dengeleri etkilediği değerlendiriliyor.

Şi Cinping, günümüz dünyasında ‘kaosun hâkim olduğunu ve uluslararası düzenin çözülmekte olduğunu’ söyledi. Şi, Çin ile İspanya arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesinin her iki ülkenin de çıkarına olduğunu vurguladı.

Çin lideri, iletişimin ve karşılıklı güvenin artırılması çağrısında bulunarak, bunun ‘hukukun üstünlüğünü desteklemek, gerçek çok taraflılığı savunmak ve küresel barış ile kalkınmayı korumak’ açısından önemli olduğunu ifade etti.

Sanchez ise uluslararası hukukun giderek daha sık şekilde zedelendiğini belirterek, barış ve refahın güçlendirilmesi için ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Sanchez, “Bugün bu her zamankinden daha gerekli… Birlikte Çin ile Avrupa Birliği (AB) arasında daha güçlü bir ilişki kurabiliriz” ifadelerini kullandı.

Sanchez ayrıca, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’in küresel meselelerde daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini dile getirdi.

İspanya’nın, Çin ile ticaretin genişletilmesinin ve Pekin’in stratejik bir ortak olarak değerlendirilmesinin Avrupa’da güçlü savunucularından biri olduğu; bunun, Çin’i ekonomik ve jeopolitik bir rakip olarak gören ABD Başkanı Donald Trump yaklaşımından farklılaştığı belirtildi.

Bu yıl içerisinde Çin’i Birleşik Krallık, Kanada, Finlandiya ve İrlanda’dan da çeşitli Batılı yetkililerin ziyaret ettiği aktarıldı.


Kuzey Kore, seyir füzeleri ve anti-gemi füzeleri deniyor

Kore Merkez Haber Ajansı KNCA tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, bir savaş gemisinden fırlatılan bir füze görülüyor (EPA)
Kore Merkez Haber Ajansı KNCA tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, bir savaş gemisinden fırlatılan bir füze görülüyor (EPA)
TT

Kuzey Kore, seyir füzeleri ve anti-gemi füzeleri deniyor

Kore Merkez Haber Ajansı KNCA tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, bir savaş gemisinden fırlatılan bir füze görülüyor (EPA)
Kore Merkez Haber Ajansı KNCA tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, bir savaş gemisinden fırlatılan bir füze görülüyor (EPA)

Kuzey Kore’nin resmi yayın organı Kore Merkez Haber Ajansı KNCA dün, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un bir destroyerden fırlatılan stratejik seyir füzeleri ve anti-gemi füzeleri için yapılan yeni denemeleri denetlediğini bildirdi.

Denemelerin pazar günü gerçekleştirildiğini ve bunların nükleer silahlı ülke tarafından son dönemde yapılan bir dizi füze fırlatma operasyonunun en sonuncusu olduğunu aktaran KNCA, stratejik seyir füzelerinin yaklaşık 7 bin 900 saniye, yani iki saatten fazla uçtuğunu, savaş gemilerine karşı füzelerin ise yaklaşık 2 bin saniye (33 dakika) uçtuğunu belirtti.

Fransız Haber Ajansı AFP'nin aktardığına göre füzeler, Kore'nin batı denizi (Kuzey Kore'nin Sarı Deniz'e verdiği isim) üzerinde belirlenen uçuş rotaları boyunca uçtu ve hedefleri son derece isabetli bir şekilde vurdu.

fdb
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Deniz Kuvvetleri yetkilileri arasında yürürken (AP)

Füze denemeleri, Kuzey Kore Donanması’nın her biri 5 bin ton ağırlığındaki iki destroyerinden biri olan Choi Hyun gemisinde gerçekleştirildi. Bu gemiler, Kim'in ülkenin deniz kuvvetlerini güçlendirme çabaları kapsamında geçen yıl denize indirilmişti.

KCNA’nın yayınladığı bir fotoğrafta, savaş gemisinden fırlatıldıktan sonra ilk uçuş aşamasında olan ve kuyruğundan turuncu bir alev yükselen bir füze görülüyor. Bir başka fotoğrafta ise Kim, çevresinde Kuzey Kore Deniz Kuvvetleri’nden yetkililerle uzaktan fırlatma işlemini izlerken görülüyordu.

Kuzey Kore lideri Kim'in dün inşa halindeki diğer iki destroyerin silah sistemlerinin planlaması hakkında da brifing aldığını ve ‘önemli bir sonuca vardığını’ bildiren KCNA, Kim'in ‘Kuzey Kore ordusunun stratejik harekete hazırlığının güçlendirilmiş olmasından büyük memnuniyet duyduğunu’ ifade ettiğini aktardı. Kim’in Kuzey Kore’nin nükleer caydırıcılığını güçlendirmenin ‘en öncelikli görev’ olduğunu yeniden vurguladığını belirtti.


İsrail, “Nazi Soykırımı” yıl dönümünü gizlice anıyor

İsrail Başbakanı Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Herzog Knesset'te (Arşiv - AP)
İsrail Başbakanı Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Herzog Knesset'te (Arşiv - AP)
TT

İsrail, “Nazi Soykırımı” yıl dönümünü gizlice anıyor

İsrail Başbakanı Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Herzog Knesset'te (Arşiv - AP)
İsrail Başbakanı Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Herzog Knesset'te (Arşiv - AP)

Tel Aviv tarafından ‘iç istihbarat teşkilatı Şin-Bet’in (Şabak) son derece kurnaz ve zekice bir hamlesi’ olarak nitelendirilen bir adımla, İsrail savaşlarının ve Nazi Soykırımı’nın kurbanları, planlanandan birkaç gün önce gizlice anıldı. Sebebi İran, Hizbullah ve Husilerin, bu tür etkinliklere genellikle katılan İsrail liderlerini suikast amacıyla füze veya insansız hava aracı (İHA) saldırıları düzenlemesinden korkulmasıydı. Bu liderler arasında Cumhurbaşkanı Yitzhak Herzog, Başbakan Binyamin Netanyahu, Knesset Başkanı Amir Ohana'nın yanı sıra birçok bakan, ordu komutanı ve istihbarat subayı ile diğer yetkililer yer alıyordu.

İlk törenin bu akşam ‘Nazi Soykırımı Kurbanları’ için yapılan Yad Vashem Müzesi'nde, ikinci törenin ise önümüzdeki hafta Batı Kudüs'te düzenlenmesi planlanıyor. Her iki günde de üst düzey yetkililerin katılımıyla onlarca resmi tören düzenlenecek. Bu programları, Netanyahu'ya yakınlığıyla bilinen Ulaştırma Bakanı Miri Regev'in başkanlık ettiği bir devlet kurumu yönetiyor.

İstihbarat teşkilatları, İran veya vekillerinin İran Lideri Ali Hamaney ve diğer üst düzey yetkililerin öldürülmesine misilleme yapmasından korktukları için, ana etkinlikleri gizli ve önceden belirlenmiş bir tarihte düzenlemeye karar verdi.

Banttan tören

Tel Aviv'deki bir siyasi kaynak, İran ve onun vekillerinin elinde halen İsrail'in iç kesimlerine ulaşabilecek büyük miktarda füze ve İHA bulunduğundan Şabak'ın risk almamaya karar verdiğini söyledi. Kaynak, Şabak’ın ‘akıllıca ve kurnazca bir hileye başvurarak’ devlet liderlerine bu anma törenini etkinlikten birkaç gün önce gizlice düzenlemelerini, çekmelerini ve İsrail'deki ve dünyadaki televizyon kanallarında yayınlamalarını söylediğini belirtti.

Böylece bugün yayınlanması beklenen tören önceden kaydedilmiş olacak ve alışılageldiklerin aksine, izleyiciler bunu canlı yayında izleyemeyecek.

‘Nazi Soykırımı’ kurbanlarını anma töreninde genellikle, İsrail'in ‘Nazilerin gaz odalarında boğma ve fırınlarda yakma gibi vahşi yöntemlerle soykırıma uğrattığını’ söylediği yaklaşık 6 milyon Yahudi'nin isimleri okunur ve her biri çocukken soykırımdan kurtarılan yaşlılar tarafından taşınan 12 meşale yakılır.

vdfvf
Netanyahu, kuzeydeki yedek askerlerle bir araya gelerek sorularını yanıtladı (Arşiv - DPA)

Ayrıca, İsrail'e önemli hizmetlerde bulunmuş seçkin kişiler de bu görev için seçilebiliyor. Örneğin, gizli bir isim olduğu için yüzü gösterilmeden arkadan görünecek olan Albay ‘B’, İsrail Hava Kuvvetleri'nin İran'a yönelik saldırı programını ve planlarını hazırlayan kişi olarak biliniyor.

Diğer isimler arasında Gazze'de yaralanan, tedavi edildikten sonra tekrar savaşa dönen, ancak daha sonra yeniden yaralanarak bacağı kesilen İsrailli Teğmen Nurit Rish, Lübnan sınırındaki Ştula köyünde yaşayan ve savaş sırasında tahliye edilen, ancak bombardıman sırasında köye geri dönüp kalmakta ısrar eden İsrailli Ora Hatan ve Hamas tarafından esir alınırken öldürülen ve Gazze'deki ateşkes anlaşması uyarınca cesedi teslim edilen son kişi olan asker Ran'ın annesi Talik Zagwili ile başkaları da yer alıyor.

Üç isim tartışmalara yol açtı

Ancak bu isimler İsrail toplumunda neredeyse oybirliği ile kabul görürken, tartışma ve rahatsızlık yaratan üç isim daha var. Bunlardan biri İsrail Başbakanlığı’ndaki Kaçırılanlar ve Kayıp Kişiler Birimi Başkanı Gal Hirsch. Emekli bir general olan Hirsch, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte savaşın uzamasına katkıda bulunduğu ve bu yüzden Hamas'ın elinde tutulan 44 İsrailli esirin ölümüne yol açtığı gerekçesiyle eleştiriliyor.

İkinci isim Eğitim Bakanı’nın İsrail sinemasının içeriğine müdahale etme ve içindeki sol eğilimlerle mücadele etme planını destekleyen sinemacı Moshe Edri. Üçüncüsü ise yerleşimci din adamı Haham Abraham Zerviv. Zerviv, sosyal medyada Han Yunus’ta bir binanın D-9 buldozeriyle yıkılırken çekilmiş bir videoyu paylaşarak savaş sırasında Gazze Şeridi'ndeki evlerin yıkılmasına övgüde bulunmuştu. Zerviv ayrıca “Gazze Şeridi'ni basitçe yerle bir etmek gerekir” ifadelerini kullandı.

vfdv
Bir hahamın cenaze töreninde ağlayan Yahudiler (EPA)

İsrail gazetesi Haaretz dün yayınladığı bir başyazıda, Zerviv'in meşaleyi yakmak üzere seçilmesini, Güney Afrika'nın Lahey'deki Uluslararası Mahkeme'ye açtığı ve İsrail Devleti'nin Gazze Şeridi'nde savaş suçu işlediği iddiasıyla soruşturma açılması talebinde bulunduğu davayla ilişkilendirdi.

Bunun İsrail Devleti'nin iç çöküşünün bir başka kanıtı olduğunu belirten gazeteye göre devlet, Gazze Şeridi'ni yerle bir etmenin sembolü haline gelen birini onurlandırmayı ve yüceltmeyi tercih ediyor ve dünyaya, onu devleti temsil eden, onura layık bir adam ve değerler olarak gördüğünü söylüyor.

Haaretz gazetesinde şu ifadeler yer aldı:

“Haham Zerviv, onurlandırılmaya layık olduğu için değil, İsrail Devleti yolunu, pusulasını ve vicdanını yitirdiği için meşaleyi taşımaya gerçekten layık. İsrail'in Gazze Şeridi'nde yaptıkları silinmez bir utanç vesikası ve Zerviv de bugün bunu simgeliyor.”