Teknoloji balonu patlıyor mu?

Teknoloji piyasalarındaki sarsıntı akla Silikon Vadisi masa oyununu getirdi (AP)
Teknoloji piyasalarındaki sarsıntı akla Silikon Vadisi masa oyununu getirdi (AP)
TT

Teknoloji balonu patlıyor mu?

Teknoloji piyasalarındaki sarsıntı akla Silikon Vadisi masa oyununu getirdi (AP)
Teknoloji piyasalarındaki sarsıntı akla Silikon Vadisi masa oyununu getirdi (AP)

Karantina önlemlerinin e-ticarete ilgiyi artırmasıyla büyük kazanç sağlayan teknoloji şirketleri, pandemiden elde ettikleri kazancı hızla kaybediyor. Küresel piyasalarda dalgalanmalar sürerken, teknoloji piyasası da son günlerde büyük kayıplar verdi.
S&P 500 endeksi FED’in faiz artırımını duyurduğu 4 Mayıs’tan sonraki üç işlem günü içinde yüzde 7 düştü. Ağırlıklı olarak teknoloji şirketlerinin kayıtlı olduğu Nasdaq 100 de aynı aralıkta yaklaşık yüzde 10 değer kaybetti. Teknoloji devlerinin o zamandan beri yaşadığı kayıp 1 trilyon doları aştı. 
Nasdaq, nisan ayında 2008'den bu yana en kötü ayını geçirdi. Birçok teknoloji firması, pandeminin ilk dönemlerinde elde ettikleri kazancı kaybetme riskiyle karşı karşıya.
Bu sırada çip krizi nedeniyle otomotiv sektöründe fiyatlar artışa geçti ve büyük markalar otomobillerinde bazı özellikleri kullanmaktan vazgeçti.
Independent Türkçe'den Çağla Üren'in analiz göre, kripto para piyasası ise son yılların en büyük depremiyle yüzleşiyor. Bitcoin'in fiyatı, Temmuz 2021'den bu yana ilk kez 31 bin doların altına geriledi. Düşüş eğilimi Ethereum ve diğer kripto paralarda da etkisini sürdürdü. Bitcoin şu anda 31 bin civarında seyrederken Ethereum da 2 bin 300 dolar civarında.
Uzmanlara göre teknoloji piyasalarındaki sarsıntılar, çeşitli faktörlerden kaynaklanıyor. Bunlar arasında ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz oranlarını artırması, artan enflasyonun tüketici talebi üzerindeki etkisi, tedarik zincirindeki aksamalar, Rusya-Ukrayna Savaşı, Çin’deki koronavirüs karantinası ve bunların yarattığı ekonomik kriz korkusu var.

Netflix’ten Amazon’a, teknoloji devleri kan kaybediyor
Silikon Vadisi'ndeki yeni şirketler çalışanlarını işten çıkarırken, piyasalardaki düşüş en güvenli "siperleri" bile etkiledi. Ocak ayında 3 trilyon dolarlık piyasa değerine sahip Apple, bu hafta pazartesi gününü 2,5 trilyon dolarla kapadı. Microsoft, Amazon, Tesla ve Alphabet bu yıl değerlerinin yüzde 20'sinden fazlasını kaybetti. Netflix’in değer kaybı ise yüzde 70’i gördü.
Jeff Bezos’un Amazon’unun hisseleri pandeminin ilk dönemine, Şubat 2020'deki değerine geri döndü. Bu da karantina önlemleri sırasında tüketicinin yoğun ilgisini toplayan teknoloji firmalarının pandemiden elde ettikleri kazancı kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu anlamına geliyor.
Bu yıl piyasa değeri yüzde 40 oranında düşen Facebook da çalışanlarına son dönemde işe alımları donduracağını bildirdi. Analistler, bunun teknoloji endüstrisindeki genel personel sayısında keskin bir düşüş anlamına gelebileceğini düşünüyor.

Dot-com çöküşü tekrarlar, balon yeniden patlar mı?
Bu arada teknoloji meraklıları 2000’lerdeki dot-com balonu patlamasının tekrarlanmasından endişeli.
1990’larda teknolojinin gelişmesiyle dijital dünya hem girişimcilerin, hem de yatırımcıların büyük ilgisini çekiyordu. Üzerine bir de internetin devreye girmesi tüm bu eğilimin hızını, önü alınamaz şekilde artırmıştı.
Bu ilgiyle birlikte teknoloji sektöründe yatırım balonu oluşmuştu. Ancak 2000’de başında balon Nasdaq’ta büyük bir çöküşle patladı. Ufak şirketlerin hemen hepsi yok oldu, büyüklerse büyük darbe aldı. Örneğin, Amazon’un hisseleri 107 dolardan 7 dolara kadar geriledi.
2004’te sektör yeniden temellerini attı, Facebook gibi şirketler hizmete başladı ve kısa süre sonra sektör yeniden büyüdü.
10 yıldan uzun süredir, bazı yatırımcılar 2000’i hatırlatan bir çöküşün gelip gelmediğini merak ediyor. Öte yandan analistlere göre piyasalarda bugünkü gerileme henüz bu türden bir felakete dönüşme belirtisi göstermiyor.
ABD’li yatırım firması Sapphire Partners'ın erken aşamadaki risk sermayesi şirketlerine yatırım yapan ortağı Beezer Clarkson, "Henüz hiçbirimiz bu gerileme nedeniyle daha az şirketin kurulduğunu gösteren bir veri almadık" dedi:
"İnsanlar inovasyon yapmamayı veya şirket kurmamayı seçseydi bu çok endişe verici bir işaret olurdu. Bu yüzden durumu yakından izlemeye devam ediyoruz."
Clarkson, yatırımcıların yeni kurulan şirketlere yatırım yapmaktan vazgeçmek yerine, şirketlere daha eleştirel baktığını ve onlardan fonlarını daha verimli kullanmalarını istediğini aktardı:
"O kadar da korkunç olması gerekmeyen bir argüman üretebilirsiniz."
Danışmanlık firması Richard Bernstein Advisors'ın yatırımdan sorumlu başkan yardımcısı Dan Suzuki de, "Henüz teknoloji ve inovasyon odaklı önemli yatırım ürünlerinden vazgeçildiğini duymadım" dedi.
Bloomberg’e konuşan konuşan Suzuki’ye göre balonun patladığını gösteren en önemli işaretlerden biri teknolojinin medyadaki yerini kaybetmesi olurdu. "Bu kesinlikle olmadı" diyen Suzuki, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Aslında, teknoloji şu anda iş medyasının odaklandığı tek şey."

FED kararı, yatırımcıyı nasıl etkiledi?
FED Başkanı  Jerome Powell, 4 Mayıs’ta yaptığı açıklamada politika faizini 50 baz puan artırdıklarını duyurmuştu. Böylece 2018’den beri ikinci kez faiz artıran FED üyeleri, 2022 içinde 4 faiz artışı daha öngörüyor.
Uzmanlara göre faiz oranlarındaki artış ve enflasyon beklentisi zaten bir süredir vardı. Ancak Powell’ın açıklamasından kısa süre sonra yatırımcılar, ekonominin karanlık günler geçirebileceği endişesiyle riskli gördükleri teknoloji hisselerini elden çıkarmaya başladı.
Nasdaq’daki deprem Asyalı teknoloji firmalarını da etkiledi. Hafta başında Çinli teknoloji firmalarının Hong Kong'da listelenen hisseleri de düştü. Tencent yüzde 2,29, Alibaba yüzde 4,81 ve NetEase yüzde 1,91 düşüş kaydetti. Hang Seng Tech endeksi 10 Mayıs Salı gününü yüzde 3,22 düşüşle kapattı.
Avustralya merkezli yatırım firması AMP Capital’ın yatırım stratejisi başkanı Shane Oliver, gelişmeleri, "Teknoloji sektöründe kendime fazla güvenmiyorum" diye yorumladı:
"Döngüsel şirketlerdeki hisse senetlerini, enerji hisselerini ve endüstrilerini tercih etme eğilimindeyim."

Rusya-Ukrayna savaşı ve Çin’deki kısıtlamalar
CNBC’nin aktardığına göre enflasyon tehdidinin yatırımcıları ekonominin enerji ve finansal hizmetler gibi daha güvenli görülen alanlara yöneltmesinden dolayı teknolojiden uzaklaşma aslında 2021'in sonlarında başlamıştı.
Şubatta Rusya-Ukrayna savaşının başlamasıyla sektöre bir darbe daha geldi. Bu da enerji fiyatlarının yükselmesine neden oldu. Çin’in Şanghay’daki karantina uygulaması da dünyanın birçok yerinde tedarik zincirlerinin zayıflayacağı endişesini artırdı.
Çin'in teknoloji merkezi Shenzhen, yaklaşık bir aydır devam eden karantinadan çıkarken, dünyanın en büyük konteyner limanına ev sahipliği yapan Şanghay, 28 Mart'tan bu yana karantinada. Şanghay sakinleri sert karantina tedbirlerini tencere tavalarla protesto ediyor:

Bu arada her 5 konteyner gemisinden biri şu anda dünyanın farklı bölgelerindeki limanlarda mahsur kalmış durumda ve birikmiş iş yükünün yüzde 30'u Çin'e ait.
Uzmanlar, limanlardaki sorunların şirketler için artan maliyet ve tüketiciler için de artan enflasyon anlamına geldiğini söylüyor. Tedarik zinciri Supply Wisdom'ın baş risk sorumlusu John Bree, "Şirketler paniğe kapılmaya başlıyor. Aşağı yönlü etki geliyor ve ağır olacak" diyor:
"Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte son Çin karantinaları çok ağır bir yük. Küresel kaos, bozulmayı daha da şiddetlendirecek ve enflasyonu yeni bir düzeye çıkaracak."
"Dolar yükselirken yatırımcı riskten kaçıyor, hisse ve kripto satıyor"
FED’in politika faizlerini 50 baz puan artırmasının ardından ABD dolarının değeri ve ABD tahvillerinin getirileri yükselmeye devam etti.
Yüksek enflasyonun süreceği yönündeki öngörüler de piyasadaki risk beklentisinin devam etmesine sebep oldu. Risk beklentisinin yüksek olması ise riskli varlıklar olarak görülen kripto paraların değerini düşürdü.
Aracılık firması XM’de görev alan Marios Hadjikyriacos, The Guardian’a yaptığı açıklamada, "Güçlü ABD dolarını durduracak bir şey yok" ifadelerini kullandı:
"Hisse senedi piyasalarındaki stres, küresel ekonomide eşzamanlı yavaşlama endişesi ve ABD getirilerindeki amansız yükseliş, rezerv para birimine talebi artırmaya devam ediyor."
Analistler bu noktada Bitcoin, Ethereum ve diğer kripto paraların Nasdaq ve S&P 500 endeksiyle korelasyonunun son aylarda zirveye çıktığına dikkat çekiyor. Bu da kripto para piyasasının ABD borsalarındaki teknoloji hisseleriyle paralel hareket ettiğini düşündürüyor.
Buna göre kripto para satın alan birçok kurumsal yatırımcı, bunları teknoloji hisselerine benzer şekilde risk varlıkları olarak görüyor.
Singapur merkezli kripto borsası Vauld'un CEO'su Darshan Bathija, "Yükselen enflasyon korkuları ışığında, çoğu yatırımcı riskten kaçınma yaklaşımı benimsedi" diyor ve ekliyor:
"Riski azaltmak için hisse senedi ve kripto satıyorlar."

Stablecoin'lerin dolardan ayrılması endişeyi büyüttü
Kripto piyasasındaki depremin zirve noktalarından biri de TerraUSD (UST diye de bilinir) diye bilinen popüler stablecoin'in fiyatının dolardan ayrılması oldu.
Stablecoin, itibari para birimi veya altın gibi bir rezerv varlığa sabitlenmiş bir kripto para birimi. Stablecoin’ler istikrar ve güvenilirliği sayesinde, kripto piyasasına girmek ve çıkmak için erişilebilir bir yol sunuyor.
Dolayısıyla dolara endeksli bu coinlerin hedefi her zaman 1 dolar civarında bir değere sahip olmak. Ancak TerraUSD talep düşüşü nedeniyle 1 dolarda tutunamadı. Para birimi, kripto piyasasındaki oynaklık hafta sonu boyunca sürerken dolardan ayrıldı.
Cumartesi günü TerraUSD'nin dolara ve istikrarını korumasında rol oynayan ekosistemin yönetişim tokeni LUNA’ya karşı sabitlenmesini kaybetmeye başladı ve 24 saatte yüzde 15 düştü.

Kripto düşüşü sırasında ne yapmalı?
Diğer yandan, Bitcoin uygulamaları geliştiren Hiro'nun CEO'su Alex Miller, piyasadaki oynaklığın spekülasyondan kaynaklandığına inanıyor:
"Bitcoin çok spekülatif olduğu için fiyatı ve kripto piyasasının geri kalanı genel piyasalarla birlikte düşüyor."
Miller’a göre ayı piyasasına hazırlanmak için yapılacak en önemli şey, dengeli bir portföyü sürdürmek. Fiyatların uzun süre düşüş trendini izleyeceği beklentisine "ayı piyasası" adı veriliyor.
Reuters’a konuşan Millet sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Kriptoda kış beklentisini göze alamayacağınız varlıklara aşırı yatırım yapmamak gerek."

Çip krizi otomotivi vurdu
Otomotivden elektroniğe, savunma sanayisinden bilişime pek çok sektör için ciddi bir sıkıntı olan global çip krizi de son bir yıldır yoğun olarak hissediliyor. En genel kanıya göre krizin sorumlusu olarak pandemi gösterilse de, aslında arka planda pek çok farklı faktör yer alıyor. Bunlar arasında çip üreticilerinin otomotiv üreticilerini tatmin edecek kadar üretim sahasına sahip olmaması da var.
Çip krizi ve tedarikte yaşanan sıkıntılar nedeniyle 2022’nin ilk çeyreğinde otomotiv ihracatı ve üretiminde azalma görüldü. Bu da sıfır araçların fiyatlarının artmasına neden oldu.
Bu arada ABD’li otomobil devi Ford, çip sıkıntısı nedeniyle Michigan'daki Flat Rock tesisinde üretimi durdurma kararı aldı. Japon otomobil firması Toyota da gelecek haftadan itibaren Japonya içi 8 tesisindeki 14 üretim bandını 6 günlük süreyle durduracağını duyurdu.
Krizi gözler önüne seren bir diğer haber de Alman otomobil üreticisi BMW’den geldi. Şirketten gelen açıklamada bazı araçların çip krizi nedeniyle Android Auto veya Apple CarPlay desteği olmadan teslim edileceği belirtildi.
Tesla ise son modellerin USB bağlantısına sahip olmayacağını bildirdi. Elektrikli otomobil firması, Elon Musk’ın Twitter’ı satın alma anlaşmasının ardından zaten 126 milyar dolar değer kaybetmişti.
Kaynaklar: CNBC, Washington Post, Webrazzi, Bloomberg, Fortune, The Guardian, Wall Street Journal



Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)
TT

Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)

Andrew Griffin 

Araştırmacılar, insanların uzayda nasıl üreyebileceğini araştırmacıların acilen düşünmesi gerektiğini söylüyor.

İnsanlık Dünya'nın ötesinde yaşamayı hedeflerken, insan üremesinin gerçekte nasıl işleyeceğini anlamamız gerektiğini belirtiyorlar.

Ancak bu soru "soyut bir olasılıktan pratik bir meseleye" dönüşmesine rağmen uzayda insan doğurganlığı ve üreme sağlığını yönetmek için net standartlar hâlâ yok.

Bunlar, üreme sağlığından uzay tıbbına kadar farklı alanlardan 9 uzmanın bir araya gelerek insanların uzayda nasıl üreyebileceğini anlamak için yeni bir çerçeve önerdiği yeni bir çalışmanın sonuçları.

Uzayın insan yaşamı için "düşmanca bir ortam" sunduğu gerçeğine dayanan araştırmacılar, halihazırda bilinen bir dizi zorluk olduğunu belirtiyor. Bunlar arasında yerçekimindeki değişiklikler, artan radyasyon ve uyku döngülerindeki bozulmalar yer alıyor, ki bunların hepsi üreme sağlığını etkileyebilir.

Bu soruları incelemeden uzay araştırmalarına devam etmenin tehlikeli olabileceği uyarısı yapan uzmanlar, gerçek anlamda pratik sorunlara dönüşmeden önce bu meseleleri ele almamız gerektiğini belirtiyor. Üreme teknolojileri genellikle adım adım tanıtılır ve biz çoğunlukla sonradan bunları kavrarız ama uzay araştırmalarında bundan kaçınmak gerekiyor.

NASA'nın araştırmacı bilim insanı ve çalışmanın kıdemli yazarı Fathi Karouia "İnsan uzayda daha geniş bir alana yayıldıkça üreme sağlığı artık politikanın kör noktası olmaya devam edemez" diyor. 

Kritik bilgi boşluklarını kapatmak, hem profesyonel hem de özel astronotları koruyan etik yönergeler belirlemek ve nihayetinde Dünya'nın ötesinde sürdürülebilir bir yaşantıya doğru ilerlerken insanlığı korumak için acilen uluslararası işbirliğine ihtiyaç var.

"Reproductive biomedicine in space: implications for gametogenesis, fertility and ethical considerations in the era of commercial spaceflight" (Uzayda üremenin biyotıbbı: Ticari uzay uçuşları çağında gametogenez, doğurganlık ve etik değerlendirmelerin etkileri) başlıklı rapor, hakemli dergi Reproductive BioMedicine Online'da yayımlandı.

Independent Türkçe, independent.co.uk/space


Paris’te savcılık X’in ofislerine baskın düzenleyerek Musk’ı ifadeye çağırdı

X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
TT

Paris’te savcılık X’in ofislerine baskın düzenleyerek Musk’ı ifadeye çağırdı

X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)

Paris Savcılığı dün X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, bu sosyal medya platformunu terk ettiğini duyurdu. Açıklamada, Fransa’daki X ofislerinde çeşitli ihlaller şüphesiyle gerçekleştirilen bir aramaya atıfta bulunuldu.

Savcılık, ilave ayrıntı vermeden, “Bizi LinkedIn ve Instagram’dan takip edin” ifadelerini kullandı. Mesajda ayrıca, Ocak 2025’te başlatılan bir soruşturma kapsamında, Fransa’daki X ofislerinde Ulusal Siber Suçlarla Mücadele Birimi’nin, Avrupa polis teşkilatı Europol ile  iş birliği içinde bir arama gerçekleştirdiği belirtildi.

Paris Savcılığı daha önce, X platformunun sahibi Elon Musk’ın 20 Nisan’da ifade vermek üzere çağrıldığını açıklamıştı. Fransa Başsavcısı Laure Beccuau, Musk ile X’in eski CEO’su Linda Yaccarino’nun, “iddia edilen ihlallerin gerçekleştiği dönemde X platformunun fiili ve hukuki yöneticileri sıfatıyla” 20 Nisan’da ifade vermeye çağrıldıklarını bildirdi.

2025 yılının başlarında milletvekillerinin yaptığı şikâyetler üzerine başlatılan bir soruşturma kapsamında bu gelişmeler yaşandı. Şikâyetlerde, Musk’a ait X platformunun algoritmalarının taraflı olduğu ve bunun platformun işleyişini olumsuz etkilediği öne sürüldü.

Soruşturma daha sonra genişletilerek, çocuk pornografisi görüntülerinin bulundurulması ve yayılması ya da sistematik biçimde erişime sunulmasına iştirak, cinsel içerikli deepfake üretimi ve Holokost inkârı gibi başka iddialarla da genişleyerek kapsamlı hale geldi. X platformu ise dün yayımladığı bir açıklamada, Fransız makamlarını, siyasi adımlar atmakla nitelendirdi.

Platformun “uluslararası hükümet ilişkileri” ekibi, “Paris Savcılığı, bugünkü baskını geniş biçimde duyurarak, bunun siyasi amaçlar doğrultusunda tasarlanmış, istismarcı ve gösterişli bir kolluk kuvveti eylemi olduğunu açıkça ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, “Bugünkü baskına dayanak oluşturan iddiaların hiçbir temeli yoktur ve X platformu herhangi bir ihlal gerçekleştirdiği iddiasını kesin bir dille reddetmektedir” ifadeleri yer aldı.

Beccuau’nun açıklamasına göre Musk ve Yaccarino’nun yanı sıra X’te çalışan bazı personel de 20-24 Nisan 2026 tarihleri arasında ifade vermeye çağrıldı. Başsavcı, “Yöneticilerle yapılacak bu gönüllü ifadeler, kendilerine olaylara ilişkin görüşlerini sunma ve gerekirse kurallara uyum için önerilen tedbirleri açıklama imkânı tanıyacaktır” dedi.

Öte yandan, Birleşik Krallık Veri Koruma Düzenleme Kurumu da dün, Elon Musk’ın platformu ve yapay zekâ şirketi xAI hakkında, sohbet botu Grok tarafından oluşturulan cinsel içerikli açık görüntüler nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurdu. Söz konusu görüntüler dünya genelinde tepkilere yol açmıştı.


Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
TT

Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)

Protez uzuvlar alanı, robotik, yapay zekâ ve hassas sensör teknolojilerindeki hızlı ilerlemelerin etkisiyle son yıllarda dikkat çekici bir atılım yaşıyor. Buna karşın, en önemli zorluklardan biri, kullanıcının kavradığı nesnenin niteliğine uygun kavrama gücünün ayarlanması olmaya devam ediyor. Bir yumurtayı tutmak son derece hassas bir dokunuş gerektirirken, bir su şişesini açmak daha fazla güç ve daha ince bir kontrol gerektiriyor.

Şarku’l Avsat’ın ABD Hastalık ve Kontrol Önleme Merkezleri’den (CDC) aktardığı verilere göre ülkede her yıl yaklaşık 50 bin ampütasyon vakası kaydediliyor. Bu durum, el kaybının bireylerin günlük yaşam görevlerini doğal biçimde yerine getirme kapasitesi üzerinde ciddi bir etki yarattığını gösteriyor.

Daha duyarlı akıllı sistemler

Bu alandaki en yeni yenilikler, insan elinin doğal hissini taklit edebilen, daha akıllı ve daha duyarlı protez uzuvların geliştirilmesine odaklanıyor. Bu teknolojiler, kullanıcılara daha yüksek düzeyde bağımsızlık sağlarken, günlük faaliyetleri daha kolay ve güvenle yerine getirmelerine yardımcı oluyor; kullanım sırasında konfor ve güvenliği de artırıyor.

fvdfv
Utah Üniversitesi’nde geliştirilen, insan düşüncesini taklit eden akıllı protez uzuv. (Utah Üniversitesi)

Bu kapsamda, Çin’de Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden araştırmacılar, makine öğrenimi, bilgisayarla görme ve gelişmiş sensörlere dayanan yenilikçi bir protez sistem geliştirdi. Sistem, her nesne için uygun kavrama gücünü gerçek zamanlı olarak belirlemeyi amaçlıyor. Çalışmanın sonuçları, 20 Ocak 2026 tarihli Nanotechnology and Precision Engineering dergisinde yayımlandı.

Araştırma, kalemler, şişeler, bardaklar, toplar ve anahtarlar gibi günlük hayatta yaygın kullanılan nesnelerin yanı sıra yumurta gibi hassas objeler de dâhil olmak üzere, nesnelerin yüzde 90’ından fazlasıyla etkileşim için gerekli kavrama gücünün ölçülmesine odaklandı. Amaç, kullanıcının her seferinde kavrama gücünü manuel olarak ayarlamasına gerek kalmadan çevresiyle doğal biçimde etkileşim kurabilmesini sağlamak.

Sistem; avuç içine yakın bir noktaya yerleştirilmiş küçük bir kamera, parmak uçlarındaki basınç sensörleri ve kullanıcının ön kolundaki kasların elektriksel aktivitesini ölçen bir elektromiyografi (EMG) cihazından oluşuyor. Bu sayede nesneyi kavrama niyeti belirleniyor ve kavrama gücü otomatik olarak ayarlanıyor.

Çalışmanın başyazarı, Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden Dr. Hua Li, sistemin bilgisayarla görme ile kasların elektriksel sinyallerini birleştirerek nesnelerin akıllı biçimde tanınmasını ve kavrama gücünün uyarlanabilir şekilde kontrol edilmesini sağladığını belirtti. Dr. Li, bunun protez kullanıcılarının yaşamında somut bir fark yaratabileceğini söyledi.

Dr. Li, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, sistemin gelişmiş bir algoritma aracılığıyla hedef nesneyi otomatik olarak analiz ettiğini; türünü, dokusunu ve boyutunu belirledikten sonra uygun kavrama gücünü seçtiğini ifade etti. Buna göre yumurta gibi hassas nesneler için hafif bir güç, su dolu bardaklar için ise orta düzeyde bir güç uygulanıyor. Bu yaklaşım, nesnelerin zarar görmesi ya da elden kayması ihtimalini azaltıyor.

Kullanıcının niyetini tespit etmek için EMG sinyallerinden yararlanan sistem, “görsel tanıma, güç eşleştirme ve hareketin uygulanması” aşamalarını, insan kas hafızasını taklit eden bir biçimde otomatik olarak tamamlıyor. Bu da sürekli manuel ayarlama ihtiyacını azaltıyor ve günlük görevlerin daha doğal bir şekilde yerine getirilmesini mümkün kılıyor. Sonuç olarak kullanıcıların yaşam kalitesi artıyor.

Geleceğin tasarımlarına etkisi

Bu teknolojinin gelecekteki protez tasarımlarına etkisine değinen Dr. Li, sistemin daha gelişmiş yapay el tasarımları için yeni ufuklar açtığını söyledi. Bilgisayarla görme ve kas sinyallerine dayalı çift kontrol yaklaşımının, “aktif algılama ve otomatik uygulama” temelli akıllı bir mantık sunduğunu belirten Li, bunun protez eli pasif bir tepki aracından çıkarıp, nesneleri kavramada insan davranışına daha yakın bir seviyeye taşıdığını vurguladı.

sfdef
İtalyan Teknoloji Enstitüsü’nde geliştirilen, doğal el hareketini taklit eden yenilikçi protez el. (İtalyan Teknoloji Enstitüsü)

Sistemin diğer protezler veya robotik uygulamalar için uyarlanabilirliğine ilişkin olarak ise Dr. Li, temel teknolojinin uzvun yapısına bağımlı olmadığını kaydetti. Görsel tanıma modellerinde yapılacak basit uyarlamalar ve uygun güç eşiklerinin ayarlanmasıyla, sistemin bacak veya kol protezlerine, hatta robot kollarına da uygulanabileceğini söyledi. Bu durumun, rehabilitasyon cihazları ve robotik teknolojiler için etkili ve düşük maliyetli çözümler sunarak, farklı alanlarda geniş uygulama imkânları yaratacağını ifade etti.

Paralel araştırma girişimleri

Bu gelişmeler, doğal hareketin daha hassas biçimde taklit edilmesini hedefleyen küresel araştırma çabalarıyla da örtüşüyor. Aralık 2025’te ABD’de Utah Üniversitesi’nden bir ekip, yapay zekâya dayalı ve basınç ile görsel sensörlerle donatılmış, “öz-düşünme” yeteneğine sahip akıllı bir protez el geliştirmeyi başardı. Sinir ağı kullanılarak farklı kavrama pozisyonlarıyla eğitilen bu el, her parmağın bağımsız ve kullanıcıyla eşzamanlı hareket etmesine olanak tanıyarak, günlük görevlerde gerekli zihinsel çabayı azalttı.

Ayrıca İtalya Teknoloji Enstitüsü ile Imperial College London’dan araştırmacılar, nöromüsküler uyum ve yumuşak robotik teknolojilere dayalı protez uzuvlar üzerinde çalışıyor. Haziran 2025’te ekip, iki hareket derecesine sahip yumuşak bir protez el tasarladı. Bu tasarım, çok parmaklı ve hassas kontrol gerektiren, geleneksel yöntemlerle mümkün olmayan karmaşık görevlerde umut verici sonuçlar ortaya koydu.

Temmuz 2024’te ise Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) araştırmacılar, protez bir bacak için gelişmiş bir sinirsel arayüz geliştirdi. Elektronik uzvun insan sinir sistemiyle doğrudan etkileşimini sağlayan bu arayüz, cerrahi olarak bağlanan kaslar ve sinir sinyallerini algılayan elektrotlara dayanıyor. Bu sayede kullanıcılar, motor ve duyusal kontrolü yeniden kazanarak yürüme hızında, kas gücünde ve farklı ortamlara uyumda kayda değer iyileşmeler elde etti.

Araştırmacılara göre, tüm bu gelişmeler, protez uzuvların geleceğinin; giderek daha akıllı, uyarlanabilir ve sinir sistemiyle bağlantılı sistemlere doğru ilerlediğini gösteriyor. Bu sistemler, biyolojik uzuvların performansına her geçen gün daha fazla yaklaşarak, kullanıcılara hareketin sadeliğini ve günlük yaşamda özgüveni yeniden kazandırmayı hedefliyor.