Son raporlara göre Wagner Grubu’nun Libya’da 2 bin savaşçısı var

Tarhuna’daki gerçekleştirilen toplu katliamların şüphelilerinden biri gözaltına alındı.

Trablus’un doğusundaki Tarhuna’da geçtiğimiz günlerde bir toplu mezar bulundu. (Kayıp Kişileri Arama Kurumu)
Trablus’un doğusundaki Tarhuna’da geçtiğimiz günlerde bir toplu mezar bulundu. (Kayıp Kişileri Arama Kurumu)
TT

Son raporlara göre Wagner Grubu’nun Libya’da 2 bin savaşçısı var

Trablus’un doğusundaki Tarhuna’da geçtiğimiz günlerde bir toplu mezar bulundu. (Kayıp Kişileri Arama Kurumu)
Trablus’un doğusundaki Tarhuna’da geçtiğimiz günlerde bir toplu mezar bulundu. (Kayıp Kişileri Arama Kurumu)

Rus güvenlik şirketi Wagner'in Libya’daki paralı askerlerinin bir kısmının Ukrayna’da savaşmak üzere nakledildiği bildirildi. İtalyan Nova haber ajansına bilgi veren kaynaklar halihazırda Wagner’in Libya’da bin beş yüz ila 2 bin arasında savaşçısının bulunduğunu aktardı.  
Birleşmiş Milletler uzmanlarının hazırladığı son raporlara göre de Wagner Grubu’nun şu an Libya’da yaklaşık 2 bin üyesi faaliyet gösteriyor. Ayrıca Wagner’in ülke içinde, Pantsir-S1 karadan havaya füze ve uçaksavar topçu sistemlerinin yanı sıra MiG-29 avcı uçakları ve Su-24 taktik bombardıman uçakları bulunuyor. Financial Times gazetesinin Libyalı ve uluslararası kaynaklara dayandırdığı haberine göre Wagner Grubu’nun savaşçılarının bir kısmı geçen ay Rus ordusu saflarında savaşmak üzere Ukrayna cephesine sevk edildi. Gazeteye göre paralı Rus askerler, Libya’nın güneybatısındaki Brak üssü ile Cufra, Kardabiye ve Hadim bölgelerinde konuşlanmış durumda.   
Libya'da geniş bir kesim, Ekim 2020'de imzalanan Cenevre Anlaşması uyarınca Ortak Askeri Komite'nin (5+5) bu yolda attığı adımlara rağmen yabancı paralı askerlerin ve yabancı güçlerin ülkeden ayrılmamasından şikayetçi. Libyalı politikacılar, ülke içindeki taraflar arasındaki siyasi gerilimin, yabancı savaşçıların ülkeden çıkarılması yönündeki talepleri zayıflattığına inanıyor. Nitekim ülkede konuşlu olan yabancı güçler, çeşitli düzeylerdeki ihtilaflarda farklı yapılanmaların yanında yer alıyor. Libya’da ne kadar yabancı savaşçının bulunduğu ise tam olarak bilinmiyor.
Gerek Wagner Grubu’nun gerekse yabancı unsurların sayısı konusunda çelişkili bilgiler var. Libya’da Batı ve Doğu güçlerinin saflarında yer alan 20 bine yakın yabancı paralı askerin olduğu tahmin ediliyor.  
Libya konusunda uzman araştırmacı Celal Harşavi konuya dair şu açıklamada bulundu:
“Rusya, Ukrayna savaşı başlamadan, yani 24 Şubat’tan önce Libya’da dört askeri üssün kontrolünü ele geçirdi. Bugün Rusya halen bu dört büyük askeri üssü kontrol ediyor. Ukrayna savaşından sonra burada Rus askerlerinin önemli ölçüde Ukrayna’ya nakledildiği doğru değil. Sadece küçük düzenlemeler yapıldı.” 
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov yakın tarihli bir röportajında, ‘Wagner Grubu'nun Libya'ya Tobruk merkezli meşru parlamento tarafından ticari temelde davet edildiğini’ açıklamıştı. Wagner Grubu’na bağlı paralı askerlerin Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu tarafından, 2019’da Trablus yönetimine karşı verilen savaş esnasında ülkeye getirildiği düşünülüyor. Ancak The Times gazetesinde, İstikrar Hükümeti Başbakanı Fethi Başağa'ya atfedilen makalede, Wagner Şirketi personeli binlerce Rus paralı askerinin 2014’den bu yana Libya’da faaliyet gösterdiği iddia edilmişti.  

Soruşturmalar sürüyor 
Trablus Askeri Bölgesi'ne bağlı bir güvenlik gücü, başkentin 90 km güneydoğusunda yer alan Tarhuna kentindeki ‘toplu mezarlar’ soruşturması kapsamında bir kişiyi gözaltına aldı. 444. Tugay’dan yapılan açıklamada, güvenlik birimlerinin ‘Debra’ kod adını kullanan Hatem Ali Muhammed’i yakaladığı, söz konusu kişinin katliamlara imza atan Kaniyat milis gücünün liderlerinden olduğu belirtildi. Söz konusu şüphelinin, geçtiğimiz günlerde Tarhuna’da Abdulmuti Amir Misbah adlı vatandaşı kaçırarak öldürdüğü kaydedildi.  
Libya Ulusal Ordusu’nun Haziran 2020’de Trablus’a düzenlediği saldırıların sona ermesinin ardından Tarhuna’da farklı yaşlarda yüzlerce kişinin cesetlerini barındıran toplu mezarlar bulunmuştu. Trablus yönetimi tarafından yayınlanan video kayıtlarında, elleri bağlı olarak infaz edilmiş yüzlerce kişinin cansız cesetleri görülüyordu. Söz konusu toplu mezarlar Tarhuna, Hadide ve Bi’r Muattala bölgelerinde bulundu.
444. Tugay Komutanı, masum insanların katledilmesine karışanların tutuklanması ve yargılanması için durmaksızın çalışacaklarını vurguladı. Kaniyat milis grubu, liderleri olan Muhsin el-Kani'nin öldürülmesinin ardından ele geçirdiği yüzlerce sivili intikam duygusuyla katletmek ve toplu mezarlara gömmekle suçlanıyor. 444. Tugay daha önce de Kaniyat milis güçlerine bağlı bazı kişileri gözaltına almıştı.  



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.