Dinlerin temsilcileri, dini ve mezhepsel özellikleri anlama konusunda uzlaştı

Dinlerin Takipçileri Arasında Ortak Değerler Forumu, ‘Dinlerin Takipçileri Arasında Köprülerin İnşası için Dini Diplomasi Forumu’ çalışmalarının Riyad’da başlatılmasıyla sona erdi

Ortak Değerler Forumu'nun kapanış oturumu dünyanın dört bir yanından din adamlarının yoğun katılımıyla gerçekleşti. (Şarku’l Avsat)
Ortak Değerler Forumu'nun kapanış oturumu dünyanın dört bir yanından din adamlarının yoğun katılımıyla gerçekleşti. (Şarku’l Avsat)
TT

Dinlerin temsilcileri, dini ve mezhepsel özellikleri anlama konusunda uzlaştı

Ortak Değerler Forumu'nun kapanış oturumu dünyanın dört bir yanından din adamlarının yoğun katılımıyla gerçekleşti. (Şarku’l Avsat)
Ortak Değerler Forumu'nun kapanış oturumu dünyanın dört bir yanından din adamlarının yoğun katılımıyla gerçekleşti. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'da düzenlenen, Müslüman alimlerin ve Müslüman azınlıkların yaşadığı ülkelerin temsilcilerinin yanı sıra dünyanın dört bir yanından din adamları ve aydınların katıldığı Dinlerin Takipçileri Arasında Ortak Değerler Forumu etkinlikleri dün din adamları arasında dinin, toplumların fikirlerinin şekillenmesindeki ve dinlerin takipçileri arasındaki manevi ilhamdaki etkisinden dolayı her medeniyette merkezi bir yeri olduğu konusunda fikir birliğinin oluşmasıyla sona erdi. Forum katılımcıları, dini öğretileri, bazı aşırılıkçıların yanlış uygulamalarıyla karıştırılması ve dinin manevi anlamından saptıran herhangi bir amaca hizmet için kullanılmaması gerektiğini vurguladılar.
Forum sonunda yayınlanan ortak bildiride, dünyanın ‘ciddi bir irade, güçlü bir kararlılık ve akıllıca önlemler’ yoluyla çatışmalara çözüm için uluslararası mekanizmaları harekete geçirmesi ihtiyacının daha arttığı vurgulandı. Kardeşlik toplantılarının, ortak fikirleri ifade etme ve çağdaş insanın yolunu düzeltmesine etkin bir şekilde katkıda bulunma konusunda bir fırsat olduğu belirtildi.
Her dinin veya mezhebin öğretilerinin, Yaratıcı'nın farklılıklardaki bilgeliği tarafından kapsanan insan çeşitliliğini temsil ettiği, dinin bazı kişilerin yanlış uygulamalarıyla karıştırılması ve manevi anlamından saptıran amaçlar için kullanılmaması gerektiği şeklinde anlaşılması ve ele alınması konusunda fikir birliğine varan katılımcılar, toplumların fikirlerinin şekillenmesindeki etkisi ve inananlara verdiği manevi ilhamı nedeniyle her medeniyette dinin merkezi bir yeri olduğunu vurguladılar.
Dün yayınlan ortak bildiride, katılımcılar arasında varılan uzlaşının ortak dini ilkelere, insani değerlerin ciddi ve dürüst bir ruhla somutlaştırılmasını isteyen uluslararası sözleşmelere, dini liderlere, sembollere ve varlıklara verilen görevin ve bunların halkların vicdanı üzerindeki derin etkisine dayandığı belirtildi.
Medeniyetler çatışması tezlerini kınayan katılımcılar, bu tezlerle liyakat ve ahlak olmadan dini, kültürel, siyasi ve ekonomik hegemonya dayatmaya çalışıldığını belirttiler. Katılımcılar ayrıca nefreti ve ırkçılığı şiddet, terör ve bölünmenin en büyük kışkırtıcıları olarak niteleyerek kınadılar.
Bildiride ayrıca, bu önemli insan inşasının ana çıkış noktası olarak herkesi birbirine bağlayan ortak değerlerin hatırlatılmasının önemi ile insanlığa tüm haklarıyla ‘dürüst, adil ve etkin’ bir şekilde hizmet etmek, dini ve kültürel özellikleri gözlemlemenin ve bunlar üzerinde herhangi bir dayatma olmamasının önemini vurgulamak amacıyla uluslararası bir ittifak kurulması tavsiyesinde bulunuldu.
Katılımcılar, sorumlu ulusal ve uluslararası kurumları, ilgili uluslararası ve ulusal yasalara saygı gösterilmesi, toplumun çekirdeğini temsil eden aile birliğinin korunması ve eğitimin kalitesine özen gösterilmesi çerçevesinde tüm özgürlükleri garanti altına alan tüm alanlarda ciddi bir şekilde çalışmaya çağırdılar.
Başta medya olmak üzere toplumlar üzerinde etkili olan çeşitli platformlara kendilerine emanet edilen ahlaki dürüstlüğü, kamuoyunu yönlendirmede en etkili unsur olarak görmeye çağıran katılımcılar, tüm ülkelere ve uluslararası topluma, ibadethanelerde yeterli düzeyde koruma sağlanması, ibadethanelere özgürce erişimin sağlanması, manevi rolünün korunmasının yanı sıra ibadethanelerin fikri ve siyasi çatışmalardan ve mezhepçi anlaşmazlıklardan uzak tutulması için mümkün olan her türlü çabayı gösterme çağrısında bulundular.
Dünyanın dört bir yanındaki dini kurumlara, ılımlı söylemleri teşvik etme ve nefreti körükleyen aşırılık yanlısı söylemleri reddetme, dini sembollerin ve kutsalların baltalanmasının suç sayma ve buna karşı ciddi girişimleri destekleme çağrısı da yapılan bildiride dinlerin takipçilerini hedef alan tüm aşırılıkçı, şiddet yanlısı ve terörist uygulamalar kınandı.
Ayrıca katılımcılar, dinlerin toplumlar üzerindeki etkisinin merkeziliğini ve ‘Ortak İnsani Değerler Ansiklopedisi’ adında uluslararası bir ansiklopedinin çıkarılmasını ele alan ‘Dinlerin Katılımcıları Arasında Köprülerin İnşası için Dini Diplomasi Forumu’ adlı uluslararası bir forumun başlatıldığını duyurdular. Katılımcılar Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’ndan, insan kardeşliğinin meyve verdiği, değerlerin birleştiği bir nokta olarak dünya genelinde bir gün ilan etmesini istediler.
Dünya İslam Birliği’nin (Rabıta) Genel Sekreteri Dr. Muhammed el-İsa, herkesin kendi çıkarlarını arama hakkına sahip olduğunu, ancak bunun katılımcılar tarafından savunulan başta uluslararası sözleşmeler, antlaşmalar ve ilkeleri içeren dini ve insani değerlerle olması gerektiğini, dünyanın anlayış, işbirliği ve barıştan başka seçeneği olmadığını anlamasının önemini vurguladı.
‘Dini diplomasinin’ zor zamanlarda farkındalık yaratmayı amaçladığını belirten Dr. İsa, ‘aydınlanmış’ dini diplomasinin gücünün, samimi niyetlerle hem akıllara hem de kalplere hitap eden yumuşak güç olduğuna dikkati çekti. ‘Dini ve fikri alanda’ aktif ve etkili isimlerin katıldığı bu forumda, ortak bir manevi kavramla evrensel bir insan anayasası gibi bir Ortak İnsani Değerler Ansiklopedisi’nin ortaya koyulabilmesini umduğunu dile getiren Dr. İsa, ortak değerlerin tamamen tutarlı olduğunu, dini ve kültürel mahremiyeti korumanın önemiyle asla çelişmediğini vurguladı.
Emirlik Şeriat Fetvaları Konseyi Başkanı ve Müslüman Toplumlar İçin Barışı Teşvik Forumu Başkanı Şeyh Abdullah bin Bayh, bu forumun ortak dini eylem sürecinde yeni bir adımı temsil ettiğini belirtti.
Öte yandan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Fetva Konseyi Başkanı ve Müslüman Alimler Birliği Başkan Yardımcısı Şeyh Abdullah Bin Beyye, forumun ortak dini eylem sürecinde yeni bir adımı temsil ettiğini söyledi. Şeyh Bin Beyye, çeşitli dinlerin temsilcilerinin evrensel değerlerdeki ve barış, dayanışma ve adalet değerlerindeki fikir birliklerini somutlaştırmak için bir araya geldiklerini ve bunu pratik girişimlerle gerçekleştirmenin yollarını aradıklarını kaydetti.
Mısır Başmüftüsü Dr. Şevki Allam ise dinlerin takipçileri arasında herhangi bir düşmanlık yahut kin varsa, köprülerin inşa edilmesi ve bunların getirilerinden yararlanılmasının mümkün olmayacağını belirterek “Allah, bizi dünyayı inşa etmeye değil, bizi sevmeye ve istisnasız herkesin iyiliğini istemeye teşvik ediyor” ifadelerini kullandı.
İstanbul Rum Ortodoks Ekümenik Patriği I. Bartholomeos da ’barışa giden en iyi yolun samimi bir dini diyalog olduğunun’ altını çizdi. Medeniyetler arası ‘kaçınılmaz’ çatışma teorisini tamamen reddettiğini vurgulayan I. Bartholomeos, sürdürülebilir bir dünya için işbirliğinin şart olduğunu ve diğerlerine açılmanın kimliğimizi tehdit etmediğini, aksine daha da güçlendirdiğini belirtti. Dini mirasın, insanlık için bir ilham kaynağı olduğunu ve barışı sağlamak için büyük bir potansiyeli bulunduğunu ifade eden I. Bartholomeos, “Ortak bir geleceğimiz olduğundan ortak bir sorumluluğa ve ortak bir çabaya ihtiyacımız var” dedi. I. Bartholomeos, bugün dünyanın içinden geçmekte olduğu kritik süreç çerçevesinde adil bir barışın tesis edilmesini umduğunu da sözlerine ekledi.
Forumun katılımcılarından ABD Ulusal Evangelistler Birliği (NAE) Başkanı Walter Kim, “Burada barışı ve köprüleri inşa etmek için bir şans olan, geleceğe dair iyimserlik çağrısında bulunan tarihi bir fırsat yakaladık” şeklinde konuştu. Kim, koronavirüs (Kovid-19) salgını sırasında yaşanan krizden sonra dini toplulukların yoksulluğu sona erdirmek için ellerinden gelen her şeyi yapmaları gerektiğinin de altını çizdi.
Malezya Diyanet İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Şeyh İdris Bin Ahmed, bir arada yaşama ve hoşgörüyü harekete geçirmenin önemini vurguladı.
Roma Başhahamı Ricardo di Segni, tüm dini liderlerin birbirini eğitmekle yükümlü olduğunu vurgulayarak, barışı yaymak için dinin rolünün olumlu olması gerektiğini söyledi.
Hindu Dini ve Hayırsever Vakıflar İdaresi Başkanı Lama Hamandeleshwar Swami Vadisan, “Bu forum, savaşların başarısız olduğu yerlerde başarılı olabilir. Bu yüzden, barışın ve İslam’ın savunucusu Şeyh Dr. Muhammed el-İsa tarafından yönetilen Rabıta tarafından düzenlenen bu forumun katılımcılarından biri olmaktan gurur duyuyorum” şeklinde konuştu.
Sri Lanka ve Japonya'da bir Budist yetkili olan Panajala Obatisa Therou, nefretin nefretle değil, sevgiyle yok edilebileceğini, bu yüzden tüm dinlerin sözlü ve fiziksel biçimleriyle her türlü şiddetten kaçınılması çağrısında bulunması gerektiğini söyledi.
Kafkas Müslümanları İdaresi Başkanı Allahşükür Paşazade ise saldırganlık ve şiddete yol açan kin içerikli söylemlerin günümüzde insanlık için bir tehdit haline geldiğini ifade etti. Paşazade, tehlikenin dinin siyasallaşmasında ve nefret söyleminde yattığının altını çizdi.
Vatikan Devlet Sekreteri (Başbakan) Kardinal Pietro Parolin, Dinlerin Takipçileri Arasındaki Ortak Değerler Forumu’nu ‘tarihi ve olumlu bir olay’ olarak nitelendirirken dinler arası gerçek diyalogun, farklılıkları göz ardı etmeden ortak noktalara odaklanan bir diyalog olduğuna işaret etti. Parolin, gençleri, onları aşırılığa iten nefret söyleminin etkisinden korumak gerektiğini vurguladı.



Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.


Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
TT

Suudi Arabistan-Almanya görüşmelerinde ilişkiler ve son gelişmeler ele alındı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile resmi bir görüşme gerçekleştirdi. (SPA)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün akşam Riyad’da Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ve bu konularda yürütülen çabaları ele aldı.

Görüşme, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Merz’i el-Yemame Sarayı’nda kabul etmesinin ardından gerçekleşti. Resmi karşılama töreninin düzenlendiği ziyarette, iki taraf ayrıca ikili ilişkilerin genel durumu ile farklı sektörlerde iş birliği ve geliştirme fırsatlarını değerlendirdi.

drfgt
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz için düzenlenen resmi karşılama töreninden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Görüşmeye Suudi tarafından; Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Devlet Bakanı Prens Turki bin Muhammed bin Fahd, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Ulusal Muhafızlar Bakanı Prens Abdullah bin Bender, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Musaid el-Ayban, Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasabi, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Yatırım Bakanı Mühendis Halid el-Falih ve Almanya Büyükelçisi Fahd el-Hazal katıldı.

sfrg
Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda gerçekleşen resmi görüşmeden, 4 Şubat 2026 (SPA)

Alman tarafından ise görüşmeye; Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Suudi Arabistan Büyükelçisi Michael Kindsgrab, Başbakan’ın dışişleri ve güvenlik politikası danışmanı Dr. Günter Sautter, Başbakan’ın ekonomi-finans politikaları danışmanı Dr. Levin Holle ile çok sayıda üst düzey yetkili katıldı.

Merz dün Suudi Arabistan’a resmi ziyarette bulunmak üzere Riyad’a geldi. Bu, Merz’in Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaret oldu. Ziyareti sırasında kendisine eşlik eden geniş bir Alman iş insanları heyeti yer aldı. Merz, Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman, Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, her iki ülkenin büyükelçileri ve çok sayıda yetkili tarafından karşılandı.

fgt
Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman dün Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’i karşıladı. (Riyad Bölgesi Valiliği)

Almanya, Ortadoğu’da etkili bir ülke olarak gördüğü Suudi Arabistan ile stratejik ortaklığı güçlendirmeyi hedefliyor. Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Riyad’ın ‘bölgenin istikrarı ve güvenliğinde kilit bir aktör’ olduğunu belirterek, bunun, Berlin’in bölgesel politika alanında Suudi Arabistan ile iş birliğine yönelmesine neden olduğunu vurguladı.

Alman hükümeti kaynaklarına göre Riyad’daki görüşmelerde İran meselesi, bölgedeki gerilimi azaltmaya yönelik iş birliği ve savunma alanındaki ortak çalışmalar ele alınacak.

Kaynaklar, Almanya’nın Suudi Arabistan ile ‘ikili stratejik ilişkileri ve stratejik diyaloğu genişletmeyi’ amaçladığını ve özellikle enerji sektöründe olmak üzere bir dizi ekonomik anlaşmaya varmayı hedeflediğini ifade etti.

vgthy
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Riyad’daki el-Yemame Sarayı’nda Almanya Şansölyesi Friedrich Merz'i kabul etti. (SPA)

Almanya’dan son günlerde Suudi Arabistan’ı ziyaret eden yetkililer arasında Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche de yer aldı. Reiche, Riyad’da Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ile enerji alanında iş birliğini artırmayı hedefleyen anlaşmalar imzaladı.

Reiche, Riyad’dan yaptığı açıklamada, “Anlaşmalar enerji, yapay zekâ, hidrojen, sanayi değer zincirleri ve inovasyon gibi geleceğe dönük çok kritik alanları kapsıyor” dedi. Anlaşmalar kapsamında, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e kıyısı olan Yanbu Limanı’ndan Almanya’daki Rostock Limanı’na amonyak sevkiyatı gerçekleştirilecek.

frgthy
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman ve Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Katarina Reiche, geçtiğimiz pazar günü mutabakat zaptını imzaladıktan sonra (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

Alman hükümeti, hidrojen alanında somut sonuçlar elde etmeyi hedefliyor; bu konu hükümet stratejisinin önemli bir parçası olsa da henüz hedeflerine ulaşabilmiş değil. Almanya, Suudi Arabistan’ın yeşil hidrojen üretimi için elverişli ortamı sayesinde bu alanda merkezi bir rol oynayabileceğini değerlendiriyor.

Reiche, Suudi Arabistan-Almanya Ortak Ekonomik ve Teknik İşbirliği Komitesi’nin 21. toplantısına da katıldı. Toplantıda, enerji, sanayi ve yatırım alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesi, yenilenebilir enerji, hidrojen, teknoloji ve sağlık sektörlerindeki fırsatlar ele alındı.

Geçtiğimiz pazartesi günü düzenlenen Suudi Arabistan-Almanya İş Konseyi toplantısında ise enerji alanında genel bir iş birliği çerçevesi oluşturmayı amaçlayan bir niyet mektubu imzalandı. Ayrıca, iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında çeşitli anlaşmalar yapılmasıyla ikili ekonomik ilişkilerin sağlam temelleri bir kez daha ortaya kondu.