Dinlerin temsilcileri, dini ve mezhepsel özellikleri anlama konusunda uzlaştı

Dinlerin Takipçileri Arasında Ortak Değerler Forumu, ‘Dinlerin Takipçileri Arasında Köprülerin İnşası için Dini Diplomasi Forumu’ çalışmalarının Riyad’da başlatılmasıyla sona erdi

Ortak Değerler Forumu'nun kapanış oturumu dünyanın dört bir yanından din adamlarının yoğun katılımıyla gerçekleşti. (Şarku’l Avsat)
Ortak Değerler Forumu'nun kapanış oturumu dünyanın dört bir yanından din adamlarının yoğun katılımıyla gerçekleşti. (Şarku’l Avsat)
TT

Dinlerin temsilcileri, dini ve mezhepsel özellikleri anlama konusunda uzlaştı

Ortak Değerler Forumu'nun kapanış oturumu dünyanın dört bir yanından din adamlarının yoğun katılımıyla gerçekleşti. (Şarku’l Avsat)
Ortak Değerler Forumu'nun kapanış oturumu dünyanın dört bir yanından din adamlarının yoğun katılımıyla gerçekleşti. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'da düzenlenen, Müslüman alimlerin ve Müslüman azınlıkların yaşadığı ülkelerin temsilcilerinin yanı sıra dünyanın dört bir yanından din adamları ve aydınların katıldığı Dinlerin Takipçileri Arasında Ortak Değerler Forumu etkinlikleri dün din adamları arasında dinin, toplumların fikirlerinin şekillenmesindeki ve dinlerin takipçileri arasındaki manevi ilhamdaki etkisinden dolayı her medeniyette merkezi bir yeri olduğu konusunda fikir birliğinin oluşmasıyla sona erdi. Forum katılımcıları, dini öğretileri, bazı aşırılıkçıların yanlış uygulamalarıyla karıştırılması ve dinin manevi anlamından saptıran herhangi bir amaca hizmet için kullanılmaması gerektiğini vurguladılar.
Forum sonunda yayınlanan ortak bildiride, dünyanın ‘ciddi bir irade, güçlü bir kararlılık ve akıllıca önlemler’ yoluyla çatışmalara çözüm için uluslararası mekanizmaları harekete geçirmesi ihtiyacının daha arttığı vurgulandı. Kardeşlik toplantılarının, ortak fikirleri ifade etme ve çağdaş insanın yolunu düzeltmesine etkin bir şekilde katkıda bulunma konusunda bir fırsat olduğu belirtildi.
Her dinin veya mezhebin öğretilerinin, Yaratıcı'nın farklılıklardaki bilgeliği tarafından kapsanan insan çeşitliliğini temsil ettiği, dinin bazı kişilerin yanlış uygulamalarıyla karıştırılması ve manevi anlamından saptıran amaçlar için kullanılmaması gerektiği şeklinde anlaşılması ve ele alınması konusunda fikir birliğine varan katılımcılar, toplumların fikirlerinin şekillenmesindeki etkisi ve inananlara verdiği manevi ilhamı nedeniyle her medeniyette dinin merkezi bir yeri olduğunu vurguladılar.
Dün yayınlan ortak bildiride, katılımcılar arasında varılan uzlaşının ortak dini ilkelere, insani değerlerin ciddi ve dürüst bir ruhla somutlaştırılmasını isteyen uluslararası sözleşmelere, dini liderlere, sembollere ve varlıklara verilen görevin ve bunların halkların vicdanı üzerindeki derin etkisine dayandığı belirtildi.
Medeniyetler çatışması tezlerini kınayan katılımcılar, bu tezlerle liyakat ve ahlak olmadan dini, kültürel, siyasi ve ekonomik hegemonya dayatmaya çalışıldığını belirttiler. Katılımcılar ayrıca nefreti ve ırkçılığı şiddet, terör ve bölünmenin en büyük kışkırtıcıları olarak niteleyerek kınadılar.
Bildiride ayrıca, bu önemli insan inşasının ana çıkış noktası olarak herkesi birbirine bağlayan ortak değerlerin hatırlatılmasının önemi ile insanlığa tüm haklarıyla ‘dürüst, adil ve etkin’ bir şekilde hizmet etmek, dini ve kültürel özellikleri gözlemlemenin ve bunlar üzerinde herhangi bir dayatma olmamasının önemini vurgulamak amacıyla uluslararası bir ittifak kurulması tavsiyesinde bulunuldu.
Katılımcılar, sorumlu ulusal ve uluslararası kurumları, ilgili uluslararası ve ulusal yasalara saygı gösterilmesi, toplumun çekirdeğini temsil eden aile birliğinin korunması ve eğitimin kalitesine özen gösterilmesi çerçevesinde tüm özgürlükleri garanti altına alan tüm alanlarda ciddi bir şekilde çalışmaya çağırdılar.
Başta medya olmak üzere toplumlar üzerinde etkili olan çeşitli platformlara kendilerine emanet edilen ahlaki dürüstlüğü, kamuoyunu yönlendirmede en etkili unsur olarak görmeye çağıran katılımcılar, tüm ülkelere ve uluslararası topluma, ibadethanelerde yeterli düzeyde koruma sağlanması, ibadethanelere özgürce erişimin sağlanması, manevi rolünün korunmasının yanı sıra ibadethanelerin fikri ve siyasi çatışmalardan ve mezhepçi anlaşmazlıklardan uzak tutulması için mümkün olan her türlü çabayı gösterme çağrısında bulundular.
Dünyanın dört bir yanındaki dini kurumlara, ılımlı söylemleri teşvik etme ve nefreti körükleyen aşırılık yanlısı söylemleri reddetme, dini sembollerin ve kutsalların baltalanmasının suç sayma ve buna karşı ciddi girişimleri destekleme çağrısı da yapılan bildiride dinlerin takipçilerini hedef alan tüm aşırılıkçı, şiddet yanlısı ve terörist uygulamalar kınandı.
Ayrıca katılımcılar, dinlerin toplumlar üzerindeki etkisinin merkeziliğini ve ‘Ortak İnsani Değerler Ansiklopedisi’ adında uluslararası bir ansiklopedinin çıkarılmasını ele alan ‘Dinlerin Katılımcıları Arasında Köprülerin İnşası için Dini Diplomasi Forumu’ adlı uluslararası bir forumun başlatıldığını duyurdular. Katılımcılar Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’ndan, insan kardeşliğinin meyve verdiği, değerlerin birleştiği bir nokta olarak dünya genelinde bir gün ilan etmesini istediler.
Dünya İslam Birliği’nin (Rabıta) Genel Sekreteri Dr. Muhammed el-İsa, herkesin kendi çıkarlarını arama hakkına sahip olduğunu, ancak bunun katılımcılar tarafından savunulan başta uluslararası sözleşmeler, antlaşmalar ve ilkeleri içeren dini ve insani değerlerle olması gerektiğini, dünyanın anlayış, işbirliği ve barıştan başka seçeneği olmadığını anlamasının önemini vurguladı.
‘Dini diplomasinin’ zor zamanlarda farkındalık yaratmayı amaçladığını belirten Dr. İsa, ‘aydınlanmış’ dini diplomasinin gücünün, samimi niyetlerle hem akıllara hem de kalplere hitap eden yumuşak güç olduğuna dikkati çekti. ‘Dini ve fikri alanda’ aktif ve etkili isimlerin katıldığı bu forumda, ortak bir manevi kavramla evrensel bir insan anayasası gibi bir Ortak İnsani Değerler Ansiklopedisi’nin ortaya koyulabilmesini umduğunu dile getiren Dr. İsa, ortak değerlerin tamamen tutarlı olduğunu, dini ve kültürel mahremiyeti korumanın önemiyle asla çelişmediğini vurguladı.
Emirlik Şeriat Fetvaları Konseyi Başkanı ve Müslüman Toplumlar İçin Barışı Teşvik Forumu Başkanı Şeyh Abdullah bin Bayh, bu forumun ortak dini eylem sürecinde yeni bir adımı temsil ettiğini belirtti.
Öte yandan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Fetva Konseyi Başkanı ve Müslüman Alimler Birliği Başkan Yardımcısı Şeyh Abdullah Bin Beyye, forumun ortak dini eylem sürecinde yeni bir adımı temsil ettiğini söyledi. Şeyh Bin Beyye, çeşitli dinlerin temsilcilerinin evrensel değerlerdeki ve barış, dayanışma ve adalet değerlerindeki fikir birliklerini somutlaştırmak için bir araya geldiklerini ve bunu pratik girişimlerle gerçekleştirmenin yollarını aradıklarını kaydetti.
Mısır Başmüftüsü Dr. Şevki Allam ise dinlerin takipçileri arasında herhangi bir düşmanlık yahut kin varsa, köprülerin inşa edilmesi ve bunların getirilerinden yararlanılmasının mümkün olmayacağını belirterek “Allah, bizi dünyayı inşa etmeye değil, bizi sevmeye ve istisnasız herkesin iyiliğini istemeye teşvik ediyor” ifadelerini kullandı.
İstanbul Rum Ortodoks Ekümenik Patriği I. Bartholomeos da ’barışa giden en iyi yolun samimi bir dini diyalog olduğunun’ altını çizdi. Medeniyetler arası ‘kaçınılmaz’ çatışma teorisini tamamen reddettiğini vurgulayan I. Bartholomeos, sürdürülebilir bir dünya için işbirliğinin şart olduğunu ve diğerlerine açılmanın kimliğimizi tehdit etmediğini, aksine daha da güçlendirdiğini belirtti. Dini mirasın, insanlık için bir ilham kaynağı olduğunu ve barışı sağlamak için büyük bir potansiyeli bulunduğunu ifade eden I. Bartholomeos, “Ortak bir geleceğimiz olduğundan ortak bir sorumluluğa ve ortak bir çabaya ihtiyacımız var” dedi. I. Bartholomeos, bugün dünyanın içinden geçmekte olduğu kritik süreç çerçevesinde adil bir barışın tesis edilmesini umduğunu da sözlerine ekledi.
Forumun katılımcılarından ABD Ulusal Evangelistler Birliği (NAE) Başkanı Walter Kim, “Burada barışı ve köprüleri inşa etmek için bir şans olan, geleceğe dair iyimserlik çağrısında bulunan tarihi bir fırsat yakaladık” şeklinde konuştu. Kim, koronavirüs (Kovid-19) salgını sırasında yaşanan krizden sonra dini toplulukların yoksulluğu sona erdirmek için ellerinden gelen her şeyi yapmaları gerektiğinin de altını çizdi.
Malezya Diyanet İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Şeyh İdris Bin Ahmed, bir arada yaşama ve hoşgörüyü harekete geçirmenin önemini vurguladı.
Roma Başhahamı Ricardo di Segni, tüm dini liderlerin birbirini eğitmekle yükümlü olduğunu vurgulayarak, barışı yaymak için dinin rolünün olumlu olması gerektiğini söyledi.
Hindu Dini ve Hayırsever Vakıflar İdaresi Başkanı Lama Hamandeleshwar Swami Vadisan, “Bu forum, savaşların başarısız olduğu yerlerde başarılı olabilir. Bu yüzden, barışın ve İslam’ın savunucusu Şeyh Dr. Muhammed el-İsa tarafından yönetilen Rabıta tarafından düzenlenen bu forumun katılımcılarından biri olmaktan gurur duyuyorum” şeklinde konuştu.
Sri Lanka ve Japonya'da bir Budist yetkili olan Panajala Obatisa Therou, nefretin nefretle değil, sevgiyle yok edilebileceğini, bu yüzden tüm dinlerin sözlü ve fiziksel biçimleriyle her türlü şiddetten kaçınılması çağrısında bulunması gerektiğini söyledi.
Kafkas Müslümanları İdaresi Başkanı Allahşükür Paşazade ise saldırganlık ve şiddete yol açan kin içerikli söylemlerin günümüzde insanlık için bir tehdit haline geldiğini ifade etti. Paşazade, tehlikenin dinin siyasallaşmasında ve nefret söyleminde yattığının altını çizdi.
Vatikan Devlet Sekreteri (Başbakan) Kardinal Pietro Parolin, Dinlerin Takipçileri Arasındaki Ortak Değerler Forumu’nu ‘tarihi ve olumlu bir olay’ olarak nitelendirirken dinler arası gerçek diyalogun, farklılıkları göz ardı etmeden ortak noktalara odaklanan bir diyalog olduğuna işaret etti. Parolin, gençleri, onları aşırılığa iten nefret söyleminin etkisinden korumak gerektiğini vurguladı.



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.