Yapay zeka teknolojisi istekleri dijital görüntülere dönüştürebiliyor

Sitem yazılı emirlerle çalışıyor… Uzmanlar, sahte hikayeleri tanıtmak için kullanılacağından korkuyor

Talep üzerine D-E sistemi tarafından oluşturulan satranç oynayan iki kedinin fotoğrafı
Talep üzerine D-E sistemi tarafından oluşturulan satranç oynayan iki kedinin fotoğrafı
TT

Yapay zeka teknolojisi istekleri dijital görüntülere dönüştürebiliyor

Talep üzerine D-E sistemi tarafından oluşturulan satranç oynayan iki kedinin fotoğrafı
Talep üzerine D-E sistemi tarafından oluşturulan satranç oynayan iki kedinin fotoğrafı

Dünyanın en büyük yapay zeka laboratuvarlarından biri olan OpenAI'deki araştırmacılar, insanların görmek istediklerini açıklayarak basit bir adımda dijital görüntüler oluşturmasına olanak tanıyan bir teknoloji geliştiriyor.
Araştırmacılar bir robottan ve sürrealist ressam Salvador Dali'den bahseden 2008 yapımı Wall-e adlı animasyon filmine gönderme yaparak bu yeni teknolojiye DALL-E adını verdiler.

Dijital fotoğraf üretiyor
OpenAI yapay zeka laboratuvarı, çalışma için Microsoft'tan 1 milyar dolarlık fon aldı, ancak teknolojiyi henüz halkla paylaşmıyor. Ancak geçtiğimiz günlerde, sistemin arkasındaki araştırmacılardan biri olan Alex Nichol, sistemin nasıl çalıştığını gösterdi.
Nichol, sistemden avokado şeklinde  bir demlik istediğinde ve bu kelimeleri dev bir bilgisayar ekranına yazdırdığında, sistem ona koyu yeşil renkte bir avokado demliğinin on farklı görüntüsünü oluşturdu.
Nichol, “DALL-E avokado yaratmada gerçekten çok iyi” diye konuştu.
Ekrana –satranç oynayan kediler- yazıldığında 32 parçadan oluşan bir satrnaç tahtasının iki yanında oturan iki kediyi gösteren bir görsel oluşturdu. Ayı su altında trompet çalıyor yazıldığındaysa ayının trompetinin ucundan suyun yüzeyine doğru yükselen minik hava kabarcıklarını gösteren bir görsel oluşturdu.
DALL-E ayrıca görüntüleri düzenleyebiliyor. Örneğin Nichol ayının elindeki trompeti silip bir gitarla değiştirmesini istediğinde, sistem buna uydu ve ayının elinde gitar belirdi.
Yedi araştırmacıdan oluşan bir ekip, OpenAI'nin sonunda grafik sanatçılar gibi insanlar için bir araç olarak sunmayı planladığı ev dijital görüntüler oluştururken ve düzenlerken yeni kısayollar ve yeni fikirler sağlayacak teknolojiyi geliştirmek için iki yıl harcadı. Bilgisayar programcıları, yazılım kodu parçacıkları oluşturmak için OpenAI'nin benzer teknolojisine dayalı bir araç olan Copilot'u halihazırda kullanıyorlar.

DALL-E tarafından oluşturulan avokado çaydanlık görüntüleri

Yeni teknoloji endişe veriyor
Ancak birçok uzman DALL-E endişe verici buluyr ve bu tür bir teknoloji gelişmeye devam ettikçe, 2016 başkanlık seçimlerini sallamaya yardımcı olabilecek türden çevrimiçi kampanyaları besleyerek internette dezenformasyonun yayılmasına yardımcı olabileceğini söylüyorlar.
Arizona Üniversitesi’nde bilgisayar bilimi profesörü Subbarao Kambhampati, "Bunu iyi şeyler için kullanabilirsiniz, ancak kesinlikle her türlü çılgın, endişe verici uygulama için de kullanabilirsiniz ve buna karmaşık sahtekarlıklar da dahildir" dedi.
Yaklaşık beş yıl önce, dünyanın önde gelen yapay zeka laboratuvarları, dijital görüntülerdeki nesneleri tanımlayabilen ve hatta çiçekler, köpekler, arabalar ve yüzler dahil olmak üzere kendi görüntülerini oluşturabilen sistemler geliştirdi. Birkaç yıl sonra, laboratuvarlar komut dosyası oluşturma, makaleleri özetleme, soruları yanıtlama, tweet oluşturma ve hatta blog yazma konusunda aynı şeyleri yapabilen sistemler geliştirdi.
Şimdi, araştırmacılar yeni yapay zeka formları oluşturmak için bu teknolojileri bir araya getiriyor. DALL-E, hem dil özellikleri hem de görüntüleri işlediği ve bazı durumlarda ikisi arasındaki ilişkiyi kavradığı için ileriye doğru dikkate değer bir adım olma özelliği taşıyor.
Seattle'daki bir yapay zeka laboratuvarı olan Allen Yapay Zeka Enstitüsü'nün başkanı Oren Etzioni, "Artık daha iyi ve daha iyi teknoloji yaratmak için birden fazla, kesişen bilgi akışını kullanabiliriz" dedi.
Ancak bu yeni teknoloji mükemmel çalışmyor. Örneğin Nichol, DALL-E'den Eyfel Kulesi'ni aya koymasını istediğinde, bunu tam olarak kavrayamadı. Ay'ı kulenin üstüne gökyüzüne koydu. Kumla dolu bir oturma odası istediğinde, oturma odasından çok bir şantiyeye benzeyen bir resim ortaya çıktı.
Ancak Nichol, birkaç kelime ekleyerek veya çıkararak isteklerini biraz değiştirdiğinde, istediğini almayı başardı. Örneğin yeni durumda kumla dolu bir oturma odasında bir piyano istediğinde, görüntü daha çok oturma odasındaki bir kumsala benziyordu.

Nöral ağlar
DALL-E aslında yapay zeka araştırmacılarının beyindeki nöron ağı üzerinde gevşek bir şekilde modellenen matematiksel bir sistem olan sinir ağı dediği şeydir. Bu, akıllı telefonlarda sözlü komutları tanıyan ve sürücüsüz arabaların şehrin sokaklarında gezinirken yayaların varlığını tanımlayan teknolojinin aynısıdır.
Bir sinir ağı, büyük miktarda veriyi analiz ederek becerileri öğrenir. Örneğin, binlerce avokado fotoğrafındaki desenleri saptayarak bir avokadoyu tanımayı öğrenebilir. DALL-E, milyonlarca dijital görüntüyü ve her görüntünün neyi tasvir ettiğini açıklayan metin başlıklarını analiz ederken kalıpları arar. Bu sayede görseller ve kelimeler arasındaki bağlantıları tanımayı öğrenir.
Birisi DALL-E için bir görüntüyü tanımladığında, bu görüntünün içerebileceği bir dizi temel özellik oluşturulur. Özellik, bir trompetin kenarındaki çizgi veya bir oyuncak ayının kulağının tepesindeki eğri olabilir.
Daha sonra, difüzyon modeli adı verilen ikinci bir sinir ağı, görüntüyü oluşturur ve bu özellikleri gerçekleştirmek için gereken pikselleri üretir. Sistemi açıklayan bir araştırma makalesinde yakın zamanda açıklanan Dal-E'nin en son sürümü, genellikle fotoğraf gibi görünen yüksek çözünürlüklü görüntüler ürettiği belirtildi.
DALL-E genellikle birinin ne tanımladığını anlamakta başarısız olsa ve bazen ürettiği görüntüyü karıştırsa da, OpenAI teknolojiyi geliştirmeye devam ediyor. Araştırmacılar, daha büyük miktarlarda veri besleyerek bir sinir ağının becerilerini sıklıkla geliştirebilirler.
Araştırmacılar aynı kavramları yeni veri türlerine uygulayarak daha güçlü sistemler de kurabilirler. Allen Enstitüsü kısa süre önce, görüntü ve metnin yanı sıra sesi de analiz edebilen bir sistem oluşturdu. Ses parçaları ve altyazılar da dahil olmak üzere milyonlarca YouTube videosunu analiz ettikten sonra, TV şovlarında veya filmlerde havlayan bir köpek veya kapanan bir kapı gibi belirli anları belirlemeyi öğrendi.
Uzmanlar, araştırmacıların bu tür sistemleri geliştirmeye devam edeceğine inanıyor. Sonuç olarak, bu sistemler şirketlerin arama motorlarını, dijital asistanları ve diğer yaygın teknolojileri geliştirmesine ve grafik sanatçıları, programcılar ve diğer profesyoneller için yeni görevleri otomatikleştirmesine yardımcı olabilir.
Bununla birlikte, bu teknolojinin bazı eksiklikleri var. Çünkü yapay zeka sistemleri, becerilerini geniş elektronik metin, resim ve önyargılı veri koleksiyonlarından elde ettikleri için kadınlara ve beyaz olmayan insanlara karşı ayrımcılık yapar ve ayrıca pornografik içerik, nefret söylemi üretmek için kullanılabilirler. Nihayetinde uzmanlar, teknolojinin, insanların çevrimiçi gördükleri her şeyden şüphe duyacakları noktaya kadar yanlış bilgi yaratılmasını kolaylaştıracağına inanıyor.
"Sahte metin yapabiliriz. Birinin sesine metin koyabiliriz. Görüntüler ve videolar oluşturabiliriz. Çevrimiçi zaten dezenformasyon var, ancak endişe, bu dezenformasyonun yeni seviyelere taşınmasıdır." diyor Dr. Etzioni.
OpenAI şirketi, DALL-E üzerinde, dışarıdan gelenlerin istediği gibi kullanmaması için sıkı kontroller yapıyor ve ürettiği her resmin köşesine bilinçli olarak kendisine ait bir işaret koyuyor. Son olarak laboratuvar, Nisan ayı ortasında, yalnızca küçük bir grupla sınırlı olmak üzere için test etmek isteyenler için sistemin bir denemesini başlattı.

*Şarku’l Avsat okurları için New York Times’tan tercüme edilmiştir.



Microsoft Suudi Arabistan Başkanı: Krallık, yapay zekânın fiili uygulama aşamasına giriyor

Suudi Arabistan, yapay zekâ deneme aşamasından hayati sektörlerdeki gerçek üretim ortamlarına geçiyor. (Shutterstock)
Suudi Arabistan, yapay zekâ deneme aşamasından hayati sektörlerdeki gerçek üretim ortamlarına geçiyor. (Shutterstock)
TT

Microsoft Suudi Arabistan Başkanı: Krallık, yapay zekânın fiili uygulama aşamasına giriyor

Suudi Arabistan, yapay zekâ deneme aşamasından hayati sektörlerdeki gerçek üretim ortamlarına geçiyor. (Shutterstock)
Suudi Arabistan, yapay zekâ deneme aşamasından hayati sektörlerdeki gerçek üretim ortamlarına geçiyor. (Shutterstock)

Suudi Arabistan’da bu hafta düzenlenen Microsoft Yapay Zekâ Turu’nda öne çıkan duyuru netti: Şirket, müşterilerin 2026’nın dördüncü çeyreğinden itibaren Azure veri merkezi bölgesinden bulut iş yüklerini çalıştırabileceğini teyit etti.

Ancak bu teknik başarı, daha derin bir anlam da taşıyor. Suudi Arabistan artık yapay zekâyı test etme aşamasını geride bırakmış durumda ve altyapı, yönetişim, beceri geliştirme ve kurumsal benimseme süreçlerinin kesiştiği bir uygulama aşamasına giriyor. Microsoft Suudi Arabistan Başkanı Turki Badhris’e göre bu zamanlama tesadüf değil; yıllarca süren hazırlığın bir sonucu.

Badhris, etkinlik sırasında “Ortaya çıkan netlik ve güven, kurumlara dijital dönüşüm ve yapay zekâ yolculuklarını planlarken önemli bir rehberlik sağlıyor” dedi.

‘Netlik ve güven’ ifadeleri teknik birer terim gibi görünse de, aslında stratejik öneme sahip değişkenler. Devlet kurumları ve büyük şirketler, yapay zekâya geçişi yalnızca deneylere dayanarak yapmıyor; altyapının yerel olarak hazır olduğunu, düzenleyici gerekliliklerle uyumlu olduğunu ve uzun vadeli işletim sürekliliğinin sağlandığını gördüklerinde adım atıyorlar. Yeni Azure veri merkezi bölgesinin duyurulması, altyapının artık sadece geleceğe dönük bir plan değil, belirlenmiş takvimli ve yakın zamanda uygulanacak bir taahhüt olduğunu gösteriyor.

Deneylerden üretim ortamlarına

Suudi Arabistan’da yapay zekâ hikâyesi ardışık aşamalardan geçti. İlk aşama, dijital altyapının genişletilmesi, düzenleyici çerçevelerin geliştirilmesi ve bulut bilişimin güçlendirilmesine odaklandı. Bu aşama, temel kapasitenin oluşturulmasını sağladı. Mevcut aşama ise artık uygulama ve kullanım aşaması. Badhris, sürecin gerçekten değiştiğini belirterek, “Krallık genelinde devlet kurumları, şirketler ve iş ortaklarıyla yakın çalışıyoruz; veri güncellemelerinden yönetişime, beceri geliştirmeden müşterilerin deney aşamasından üretim aşamasına güvenle geçmesine kadar tüm hazırlıkları destekliyoruz” dedi. ‘Deneme’ ile ‘üretim’ arasındaki fark kritik önemde: Denemeler potansiyeli test ederken, üretim ortamları iş akışını yeniden şekillendiriyor.

csdcvds
Microsoft Suudi Arabistan Başkanı Turki Badhris, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda

Bu dönüşümü şirketler de somutlaştırıyor. Örneğin Qiddiya Investment Company ve ACWA Power, yapay zekâyı ayrı deneme girişimleri olarak kullanmak yerine günlük operasyonlarına entegre ediyor.

ACWA Power, Azure Yapay Zekâ hizmetleri ve akıllı veri platformunu kullanarak küresel çapta enerji ve su operasyonlarını iyileştiriyor; sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliğine odaklanarak öngörücü bakım ve yapay zekâ destekli optimizasyon uyguluyor.

Qiddiya ise Microsoft 365 Copilot kullanımını genişleterek çalışanların iletişim özetlemesi, veri analizi ve yüzlerce varlık ile yükleniciye ait panolarla etkileşimde bulunmalarını sağlıyor. Yapay zekâ artık kurumun kenarında değil, operasyonel yapısının bir parçası hâline gelmiş durumda. Bu, gerçek bir olgunluk aşamasını yansıtıyor; yapay zekâ gösteriş amaçlı bir araç olmaktan çıkıp üretken bir araç haline geliyor.

Stratejik bir sinyal olarak altyapı

Suudi Arabistan’ın doğusunda yer alan Azure veri merkezi bölgesi, yalnızca yanıt süresini kısaltmakla kalmıyor; aynı zamanda verilerin yerel olarak saklanmasını destekliyor, uyumluluk gereksinimlerini güçlendiriyor ve dijital egemenlik çerçevelerini pekiştiriyor.

Finans, sağlık, enerji ve kamu hizmetleri gibi sıkı şekilde düzenlenen sektörlerde, verilerin düzenleyici gerekliliklerle uyumlu hale getirilmesi bir tercih değil, zorunluluk olarak görülüyor.

sdcvdsv
Suudi Arabistan’ın Azure veri merkezi bölgesinin 2026’nın dördüncü çeyreğinde faaliyete geçeceği teyit edildi. Bu durum, kurumlara planlama ve genişleme konusunda netlik ve güven sağlıyor. (Getty Images)

Badhris, bu başarının uzun vadeli bir bağlılığı yansıttığını belirterek, “Bu adım, Suudi Arabistan’daki kamu ve özel sektör için gerçek ve ölçeklendirilebilir bir etki yaratma konusundaki uzun süreli bağlılığımızın önemli bir dönüm noktası” dedi.

‘Ölçeklendirilebilir etki’ vurgusu, altyapının kendi başına değer yaratmadığını, ancak değer oluşturmak için gerekli koşulları sağladığını gösteriyor. Suudi Arabistan, yapay zekâyı enerji ve ulaştırma ağlarına benzer şekilde temel bir ekonomik yapı olarak ele alıyor ve üretkenliği artıracak bir zemin olarak konumlandırıyor.

Hızın katalizörü olarak yönetişim

Küresel ölçekte yapay zekâ düzenlemeleri genellikle sınırlayıcı bir unsur olarak görülür. Ancak Suudi Arabistan örneğinde, yönetişim, hızlandırma stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak entegre edilmiş durumda. Hassas sektörlerde yapay zekânın benimsenmesi, net bir güven çerçevesi gerektiriyor. Uyumluluk ise sonradan eklenen bir unsur değil; tasarımın başından itibaren yerleşik olmalı. Ayrıca, bulut hizmetlerinin ulusal dijital egemenlik gereklilikleriyle uyumlu hale getirilmesi, genişleme aşamasında olası sürtüşmeleri azaltıyor. Kurumlar, uyumluluğun platformun kendisine gömülü olduğunu gördüğünde, genişleme kararlarını çok daha hızlı alabiliyor. Bu anlamda, yönetişim bir sınırlayıcı olmaktan çıkarak etkin bir güçlendirici unsur haline geliyor.

Görünmez engel

Üretken yapay zekâ teknolojileri gündemde ön planda olsa da, kurumlar için en büyük zorluk genellikle veri altyapısında yatıyor. Parçalanmış veri sistemleri, kurumsal veri siloları ve birleşik bir yönetişim eksikliği, genişlemeyi ciddi şekilde engelleyebiliyor.

Suudi Arabistan stratejisi, etkili yapay zekâ kullanımı için veri altyapısını güncellemeyi temel öncelik olarak belirliyor. Düzenli ve entegre bir veri ortamı olmadan yapay zekâ uygulamaları yüzeysel kalıyor ve gerçek değer üretmiyor.

vdfsvfd
Veri mimarisini güncellemek ve yönetişimi standartlaştırmak, yapay zekâyı gerçek operasyonel değere dönüştürmek için ön koşullardır. (Shutterstock)

Bunun yanında, küresel ölçekte en büyük zorluklardan biri de yetenek açığı. Suudi Arabistan, 2030’a kadar üç milyon kişiyi yapay zekâ alanında eğitmeyi taahhüt etti. Odak yalnızca farkındalık yaratmak değil; uygulama becerilerini geliştirmek. Dönüşüm, iş akışına yapay zekâyı entegre edebilecek nitelikli insan kaynağı olmadan başarıya ulaşamaz.

Badhris, bu bağlamda beceri geliştirme çalışmalarının, genel hazırlık ve uyumluluk çerçevesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyor. Ona göre, yapay zekâ çağında rekabet gücü yalnızca modellerin yetenekleriyle değil, iş gücünün bu yetenekleri kullanabilme kapasitesiyle ölçülüyor.

Ekonomik strateji olarak sektörel dönüşüm

Riyad’daki yapay zekâ turu yalnızca teknik sunumlarla sınırlı kalmadı; enerji sektörü, büyük projeler ve kamu hizmetlerindeki uygulama örnekleri de ön plana çıktı. Bu uygulamalar sıradan veya yan projeler değil; Vizyon 2030’un temel taşlarını oluşturuyor. Enerji yönetiminde yapay zekâ sürdürülebilirliği artırırken, büyük projelerde yürütme verimliliğini yükseltiyor, kamu hizmetlerinde ise vatandaş deneyimini iyileştiriyor. Burada yapay zekâ bağımsız bir sektör değil; üretkenliği yatay olarak güçlendiren bir katalizör işlevi görüyor.

Küresel arenada konumlanma

Küresel ölçekte yapay zekâ liderliği, dört unsurla değerlendiriliyor: bilişim kapasitesi, yönetişim, sistem entegrasyonu ve beceri hazırlığı. Suudi Arabistan ise bu unsurları eşzamanlı olarak uyumlu hale getiriyor. Yeni Azure veri merkezi bölgesi hem bilişim altyapısını sağlıyor hem de düzenleyici çerçevelerle güveni güçlendiriyor; iş birlikleri entegrasyonu desteklerken, eğitim programları hazır olma seviyesini artırıyor.

Suudi Arabistan şimdi yapay zekâ yolculuğunda kritik bir aşamaya girmiş durumda. Altyapı güvenceye alındı, kurumsal kullanımlar yaygınlaşıyor, yönetişim entegre edilmiş ve beceriler gelişiyor.

Badhris, yapılan açıklamanın kurumlara ‘netlik ve güven’ sağlayarak yolculuklarını planlamada fark yaratacağını belirtiyor. Bu açıklık, hedef ile uygulama arasındaki farkı oluşturabilir. İşte Riyad’daki Microsoft turunun önemi burada ortaya çıkıyor: Altyapı artık amaç değil, dönüşümün inşa edildiği platform haline geliyor.


Rusya’da dijital alan daralıyor: WhatsApp yasaklanıyor mu?

Akıllı telefon ekranında görünen WhatsApp uygulaması simgesi (DPA)
Akıllı telefon ekranında görünen WhatsApp uygulaması simgesi (DPA)
TT

Rusya’da dijital alan daralıyor: WhatsApp yasaklanıyor mu?

Akıllı telefon ekranında görünen WhatsApp uygulaması simgesi (DPA)
Akıllı telefon ekranında görünen WhatsApp uygulaması simgesi (DPA)

Mesajlaşma uygulaması WhatsApp, Rusya hükümetinin uygulamayı engellemeye yönelik girişimlerini kınadı. Amaç, kullanıcıları devlet kontrolündeki rakip bir servise yönlendirmek olarak değerlendirildi.

ABD merkezli Meta’ya bağlı uygulamanın resmi X hesabından yapılan paylaşımda, “Rusya hükümeti, WhatsApp’ı tamamen engellemeye çalıştı. Bu, insanların devlet kontrolündeki ve sansüre tabi bir uygulamaya yönlendirilmesi amacı taşıyor” ifadeleri yer aldı.

Paylaşımın devamında, “100 milyondan fazla kullanıcıyı özel ve güvenli iletişimden mahrum bırakma girişimi, bir adım geri atmak anlamına gelir ve Rusya’daki insanların güvenliğini azaltmaktan başka bir sonuç doğurmaz” denildi.

WhatsApp’ın dünkü paylaşımında, “Kullanıcıların bağlantıda kalmasını sağlamak için elimizden gelen her şeyi yapmaya devam ediyoruz” ifadesi kullanıldı.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, Rus hükümeti hafta başında, Telegram mesajlaşma uygulaması üzerindeki baskısını artırmaya çalışmıştı.

İnternet denetim otoritesi, uygulamaya bazı ihlaller nedeniyle kısıtlamalar getirmişti.

Moskova, internet platformlarını, Rus yasalarına uymamaları hâlinde ağır kısıtlamalar veya tamamen engelleme tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor.

Bu yasalar, Rus kullanıcıların verilerinin ülkede saklanmasını ve Moskova’ya göre ‘suç veya terör amaçlı’ kullanılan platformlardan vazgeçilmesini zorunlu kılıyor.

Rus asıllı Fransız vatandaşı Pavel Durov tarafından kurulan Telegram, WhatsApp ile birlikte Rusya’daki en popüler mesajlaşma servislerinden biri.

Telegram kurucusu Pavel Durov, salı günü kendi Telegram kanalından yaptığı paylaşımda, “Vatandaşların özgürlüğünü kısıtlamak asla doğru bir çözüm değil” dedi. Durov, Moskova’yı Telegram’a erişimi kısıtlamakla suçlayarak, bunun amacının vatandaşları devlet kontrolünde, gözetim ve siyasi sansüre tabi bir uygulamaya yönlendirmek olduğunu belirtti.

Rus yetkililer, vatandaşları halen daha az popüler olan yeni mesajlaşma uygulaması MAX’i kullanmaya teşvik ediyor.

Rusya merkezli teknoloji şirketi VK, 2025’ten bu yana MAX uygulamasını tüm devlet hizmetlerine ve çevrimiçi ticarete erişim sağlayan kapsamlı bir platform olarak tanıtıyor.

Geçtiğimiz yaz Rusya, kullanıcıların Telegram ve WhatsApp üzerinden görüşme yapmasını yasaklamıştı.

Ülkede mesajlaşma uygulamaları üzerinden dolandırıcılık vakaları yaygın bir şekilde görülüyor. Ayrıca Rus yetkililer, Kiev’i bu platformları kullanarak Rus vatandaşlarını para karşılığı sabotaj faaliyetlerine yönlendirmekle suçluyor.


Bilim kurgu gerçek olur mu? Musk Ay’a mancınık kurmak istiyor

Fotoğraf: Hans Lucas/AFP
Fotoğraf: Hans Lucas/AFP
TT

Bilim kurgu gerçek olur mu? Musk Ay’a mancınık kurmak istiyor

Fotoğraf: Hans Lucas/AFP
Fotoğraf: Hans Lucas/AFP

Elon Musk'ın yapay zeka şirketi xAI, kurucu ortaklarının yarısını kaybetti ve artık milyarder, şirketi mancınıkla uzaya fırlatmak istiyor.

xAI'ın kurucu ortakları Tony Wu ve Jimmy Ba, şirketten ayrıldıklarını X'te açıkladı. Böylece şirketin üç yıldan kısa süre önceki kuruluşunda mevcut olan kurucuların sadece yarısı kaldı.

Ayrılışlarının nedenini açıklamayan iki isim de Musk'a teşekkür etti. Ancak bu durum, yakın zamanda SpaceX'le birleşen ve bu yıl halka arz edilmesi beklenen şirkette yaşanan kargaşayı daha da artırıyor.

Meslektaşlarının ayrılışlarını duyurmasından kısa süre sonra Musk, yapay zeka uydularını uzaya ve Ay'a mancınıkla fırlatmak istediğini açıkladı. Bu açıklamanın, ayrılıklarla doğrudan bağlantılı olduğuna dair bir belirti yok.

Musk, çalışanlarla yapılan ve ilk kez New York Times tarafından aktarılan toplantıda, "Ay'a gitmeliyiz" dedi ve Dünya'yı terk etmenin daha güçlü yapay zekaya olanak sağlayacağını öne sürdü.

Bu ölçekte bir zekanın ne düşüneceğini hayal etmek zor ama bunun gerçekleştiğini görmek inanılmaz derecede heyecan verici olacak.

Musk, bu hedefe ulaşmak için "kütle sürücüsü" adı verilen bir mancınık inşa etmeyi umduğunu, bunun uyduları uzaya fırlatacağını ve sonunda şirketin bir ay üssü kurmasına olanak sağlayacağını söyledi. Bunun da yapay zeka sistemlerine daha fazla işlem gücü sağlamak için kullanılan bir uzay uydusu filosuna enerji temin edeceğini öne sürdü.

Musk uzun zamandır öncelikle Mars'a ve nihayetinde orada bir koloni kurmaya odaklanıyordu. SpaceX ve onun için Ay, öncelikle kızıl gezegene seyahati kolaylaştırmanın bir yoluydu.

Ancak son zamanlarda bu odağı Ay'a kaydırmış gibi görünüyor. SpaceX'in birincil amacını değiştirdiğine işaret eden bir dizi tweet de attı.

Ancak toplantıda Musk, hâlâ "Mars'ta kendi kendine yeten bir şehir" kurmayı umduğunu ve bunun da evrenin geri kalanını keşfedip uzaylı yaşam arama yolunda kendi başına bir durak olabileceğini belirtti.

Independent Türkçe