Yapay zeka teknolojisi istekleri dijital görüntülere dönüştürebiliyor

Sitem yazılı emirlerle çalışıyor… Uzmanlar, sahte hikayeleri tanıtmak için kullanılacağından korkuyor

Talep üzerine D-E sistemi tarafından oluşturulan satranç oynayan iki kedinin fotoğrafı
Talep üzerine D-E sistemi tarafından oluşturulan satranç oynayan iki kedinin fotoğrafı
TT

Yapay zeka teknolojisi istekleri dijital görüntülere dönüştürebiliyor

Talep üzerine D-E sistemi tarafından oluşturulan satranç oynayan iki kedinin fotoğrafı
Talep üzerine D-E sistemi tarafından oluşturulan satranç oynayan iki kedinin fotoğrafı

Dünyanın en büyük yapay zeka laboratuvarlarından biri olan OpenAI'deki araştırmacılar, insanların görmek istediklerini açıklayarak basit bir adımda dijital görüntüler oluşturmasına olanak tanıyan bir teknoloji geliştiriyor.
Araştırmacılar bir robottan ve sürrealist ressam Salvador Dali'den bahseden 2008 yapımı Wall-e adlı animasyon filmine gönderme yaparak bu yeni teknolojiye DALL-E adını verdiler.

Dijital fotoğraf üretiyor
OpenAI yapay zeka laboratuvarı, çalışma için Microsoft'tan 1 milyar dolarlık fon aldı, ancak teknolojiyi henüz halkla paylaşmıyor. Ancak geçtiğimiz günlerde, sistemin arkasındaki araştırmacılardan biri olan Alex Nichol, sistemin nasıl çalıştığını gösterdi.
Nichol, sistemden avokado şeklinde  bir demlik istediğinde ve bu kelimeleri dev bir bilgisayar ekranına yazdırdığında, sistem ona koyu yeşil renkte bir avokado demliğinin on farklı görüntüsünü oluşturdu.
Nichol, “DALL-E avokado yaratmada gerçekten çok iyi” diye konuştu.
Ekrana –satranç oynayan kediler- yazıldığında 32 parçadan oluşan bir satrnaç tahtasının iki yanında oturan iki kediyi gösteren bir görsel oluşturdu. Ayı su altında trompet çalıyor yazıldığındaysa ayının trompetinin ucundan suyun yüzeyine doğru yükselen minik hava kabarcıklarını gösteren bir görsel oluşturdu.
DALL-E ayrıca görüntüleri düzenleyebiliyor. Örneğin Nichol ayının elindeki trompeti silip bir gitarla değiştirmesini istediğinde, sistem buna uydu ve ayının elinde gitar belirdi.
Yedi araştırmacıdan oluşan bir ekip, OpenAI'nin sonunda grafik sanatçılar gibi insanlar için bir araç olarak sunmayı planladığı ev dijital görüntüler oluştururken ve düzenlerken yeni kısayollar ve yeni fikirler sağlayacak teknolojiyi geliştirmek için iki yıl harcadı. Bilgisayar programcıları, yazılım kodu parçacıkları oluşturmak için OpenAI'nin benzer teknolojisine dayalı bir araç olan Copilot'u halihazırda kullanıyorlar.

DALL-E tarafından oluşturulan avokado çaydanlık görüntüleri

Yeni teknoloji endişe veriyor
Ancak birçok uzman DALL-E endişe verici buluyr ve bu tür bir teknoloji gelişmeye devam ettikçe, 2016 başkanlık seçimlerini sallamaya yardımcı olabilecek türden çevrimiçi kampanyaları besleyerek internette dezenformasyonun yayılmasına yardımcı olabileceğini söylüyorlar.
Arizona Üniversitesi’nde bilgisayar bilimi profesörü Subbarao Kambhampati, "Bunu iyi şeyler için kullanabilirsiniz, ancak kesinlikle her türlü çılgın, endişe verici uygulama için de kullanabilirsiniz ve buna karmaşık sahtekarlıklar da dahildir" dedi.
Yaklaşık beş yıl önce, dünyanın önde gelen yapay zeka laboratuvarları, dijital görüntülerdeki nesneleri tanımlayabilen ve hatta çiçekler, köpekler, arabalar ve yüzler dahil olmak üzere kendi görüntülerini oluşturabilen sistemler geliştirdi. Birkaç yıl sonra, laboratuvarlar komut dosyası oluşturma, makaleleri özetleme, soruları yanıtlama, tweet oluşturma ve hatta blog yazma konusunda aynı şeyleri yapabilen sistemler geliştirdi.
Şimdi, araştırmacılar yeni yapay zeka formları oluşturmak için bu teknolojileri bir araya getiriyor. DALL-E, hem dil özellikleri hem de görüntüleri işlediği ve bazı durumlarda ikisi arasındaki ilişkiyi kavradığı için ileriye doğru dikkate değer bir adım olma özelliği taşıyor.
Seattle'daki bir yapay zeka laboratuvarı olan Allen Yapay Zeka Enstitüsü'nün başkanı Oren Etzioni, "Artık daha iyi ve daha iyi teknoloji yaratmak için birden fazla, kesişen bilgi akışını kullanabiliriz" dedi.
Ancak bu yeni teknoloji mükemmel çalışmyor. Örneğin Nichol, DALL-E'den Eyfel Kulesi'ni aya koymasını istediğinde, bunu tam olarak kavrayamadı. Ay'ı kulenin üstüne gökyüzüne koydu. Kumla dolu bir oturma odası istediğinde, oturma odasından çok bir şantiyeye benzeyen bir resim ortaya çıktı.
Ancak Nichol, birkaç kelime ekleyerek veya çıkararak isteklerini biraz değiştirdiğinde, istediğini almayı başardı. Örneğin yeni durumda kumla dolu bir oturma odasında bir piyano istediğinde, görüntü daha çok oturma odasındaki bir kumsala benziyordu.

Nöral ağlar
DALL-E aslında yapay zeka araştırmacılarının beyindeki nöron ağı üzerinde gevşek bir şekilde modellenen matematiksel bir sistem olan sinir ağı dediği şeydir. Bu, akıllı telefonlarda sözlü komutları tanıyan ve sürücüsüz arabaların şehrin sokaklarında gezinirken yayaların varlığını tanımlayan teknolojinin aynısıdır.
Bir sinir ağı, büyük miktarda veriyi analiz ederek becerileri öğrenir. Örneğin, binlerce avokado fotoğrafındaki desenleri saptayarak bir avokadoyu tanımayı öğrenebilir. DALL-E, milyonlarca dijital görüntüyü ve her görüntünün neyi tasvir ettiğini açıklayan metin başlıklarını analiz ederken kalıpları arar. Bu sayede görseller ve kelimeler arasındaki bağlantıları tanımayı öğrenir.
Birisi DALL-E için bir görüntüyü tanımladığında, bu görüntünün içerebileceği bir dizi temel özellik oluşturulur. Özellik, bir trompetin kenarındaki çizgi veya bir oyuncak ayının kulağının tepesindeki eğri olabilir.
Daha sonra, difüzyon modeli adı verilen ikinci bir sinir ağı, görüntüyü oluşturur ve bu özellikleri gerçekleştirmek için gereken pikselleri üretir. Sistemi açıklayan bir araştırma makalesinde yakın zamanda açıklanan Dal-E'nin en son sürümü, genellikle fotoğraf gibi görünen yüksek çözünürlüklü görüntüler ürettiği belirtildi.
DALL-E genellikle birinin ne tanımladığını anlamakta başarısız olsa ve bazen ürettiği görüntüyü karıştırsa da, OpenAI teknolojiyi geliştirmeye devam ediyor. Araştırmacılar, daha büyük miktarlarda veri besleyerek bir sinir ağının becerilerini sıklıkla geliştirebilirler.
Araştırmacılar aynı kavramları yeni veri türlerine uygulayarak daha güçlü sistemler de kurabilirler. Allen Enstitüsü kısa süre önce, görüntü ve metnin yanı sıra sesi de analiz edebilen bir sistem oluşturdu. Ses parçaları ve altyazılar da dahil olmak üzere milyonlarca YouTube videosunu analiz ettikten sonra, TV şovlarında veya filmlerde havlayan bir köpek veya kapanan bir kapı gibi belirli anları belirlemeyi öğrendi.
Uzmanlar, araştırmacıların bu tür sistemleri geliştirmeye devam edeceğine inanıyor. Sonuç olarak, bu sistemler şirketlerin arama motorlarını, dijital asistanları ve diğer yaygın teknolojileri geliştirmesine ve grafik sanatçıları, programcılar ve diğer profesyoneller için yeni görevleri otomatikleştirmesine yardımcı olabilir.
Bununla birlikte, bu teknolojinin bazı eksiklikleri var. Çünkü yapay zeka sistemleri, becerilerini geniş elektronik metin, resim ve önyargılı veri koleksiyonlarından elde ettikleri için kadınlara ve beyaz olmayan insanlara karşı ayrımcılık yapar ve ayrıca pornografik içerik, nefret söylemi üretmek için kullanılabilirler. Nihayetinde uzmanlar, teknolojinin, insanların çevrimiçi gördükleri her şeyden şüphe duyacakları noktaya kadar yanlış bilgi yaratılmasını kolaylaştıracağına inanıyor.
"Sahte metin yapabiliriz. Birinin sesine metin koyabiliriz. Görüntüler ve videolar oluşturabiliriz. Çevrimiçi zaten dezenformasyon var, ancak endişe, bu dezenformasyonun yeni seviyelere taşınmasıdır." diyor Dr. Etzioni.
OpenAI şirketi, DALL-E üzerinde, dışarıdan gelenlerin istediği gibi kullanmaması için sıkı kontroller yapıyor ve ürettiği her resmin köşesine bilinçli olarak kendisine ait bir işaret koyuyor. Son olarak laboratuvar, Nisan ayı ortasında, yalnızca küçük bir grupla sınırlı olmak üzere için test etmek isteyenler için sistemin bir denemesini başlattı.

*Şarku’l Avsat okurları için New York Times’tan tercüme edilmiştir.



Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)
TT

Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)

Andrew Griffin 

Araştırmacılar, insanların uzayda nasıl üreyebileceğini araştırmacıların acilen düşünmesi gerektiğini söylüyor.

İnsanlık Dünya'nın ötesinde yaşamayı hedeflerken, insan üremesinin gerçekte nasıl işleyeceğini anlamamız gerektiğini belirtiyorlar.

Ancak bu soru "soyut bir olasılıktan pratik bir meseleye" dönüşmesine rağmen uzayda insan doğurganlığı ve üreme sağlığını yönetmek için net standartlar hâlâ yok.

Bunlar, üreme sağlığından uzay tıbbına kadar farklı alanlardan 9 uzmanın bir araya gelerek insanların uzayda nasıl üreyebileceğini anlamak için yeni bir çerçeve önerdiği yeni bir çalışmanın sonuçları.

Uzayın insan yaşamı için "düşmanca bir ortam" sunduğu gerçeğine dayanan araştırmacılar, halihazırda bilinen bir dizi zorluk olduğunu belirtiyor. Bunlar arasında yerçekimindeki değişiklikler, artan radyasyon ve uyku döngülerindeki bozulmalar yer alıyor, ki bunların hepsi üreme sağlığını etkileyebilir.

Bu soruları incelemeden uzay araştırmalarına devam etmenin tehlikeli olabileceği uyarısı yapan uzmanlar, gerçek anlamda pratik sorunlara dönüşmeden önce bu meseleleri ele almamız gerektiğini belirtiyor. Üreme teknolojileri genellikle adım adım tanıtılır ve biz çoğunlukla sonradan bunları kavrarız ama uzay araştırmalarında bundan kaçınmak gerekiyor.

NASA'nın araştırmacı bilim insanı ve çalışmanın kıdemli yazarı Fathi Karouia "İnsan uzayda daha geniş bir alana yayıldıkça üreme sağlığı artık politikanın kör noktası olmaya devam edemez" diyor. 

Kritik bilgi boşluklarını kapatmak, hem profesyonel hem de özel astronotları koruyan etik yönergeler belirlemek ve nihayetinde Dünya'nın ötesinde sürdürülebilir bir yaşantıya doğru ilerlerken insanlığı korumak için acilen uluslararası işbirliğine ihtiyaç var.

"Reproductive biomedicine in space: implications for gametogenesis, fertility and ethical considerations in the era of commercial spaceflight" (Uzayda üremenin biyotıbbı: Ticari uzay uçuşları çağında gametogenez, doğurganlık ve etik değerlendirmelerin etkileri) başlıklı rapor, hakemli dergi Reproductive BioMedicine Online'da yayımlandı.

Independent Türkçe, independent.co.uk/space


Paris’te savcılık X’in ofislerine baskın düzenleyerek Musk’ı ifadeye çağırdı

X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
TT

Paris’te savcılık X’in ofislerine baskın düzenleyerek Musk’ı ifadeye çağırdı

X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)
X'in yapay zeka destekli sohbet robotu Grok (AFP)

Paris Savcılığı dün X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, bu sosyal medya platformunu terk ettiğini duyurdu. Açıklamada, Fransa’daki X ofislerinde çeşitli ihlaller şüphesiyle gerçekleştirilen bir aramaya atıfta bulunuldu.

Savcılık, ilave ayrıntı vermeden, “Bizi LinkedIn ve Instagram’dan takip edin” ifadelerini kullandı. Mesajda ayrıca, Ocak 2025’te başlatılan bir soruşturma kapsamında, Fransa’daki X ofislerinde Ulusal Siber Suçlarla Mücadele Birimi’nin, Avrupa polis teşkilatı Europol ile  iş birliği içinde bir arama gerçekleştirdiği belirtildi.

Paris Savcılığı daha önce, X platformunun sahibi Elon Musk’ın 20 Nisan’da ifade vermek üzere çağrıldığını açıklamıştı. Fransa Başsavcısı Laure Beccuau, Musk ile X’in eski CEO’su Linda Yaccarino’nun, “iddia edilen ihlallerin gerçekleştiği dönemde X platformunun fiili ve hukuki yöneticileri sıfatıyla” 20 Nisan’da ifade vermeye çağrıldıklarını bildirdi.

2025 yılının başlarında milletvekillerinin yaptığı şikâyetler üzerine başlatılan bir soruşturma kapsamında bu gelişmeler yaşandı. Şikâyetlerde, Musk’a ait X platformunun algoritmalarının taraflı olduğu ve bunun platformun işleyişini olumsuz etkilediği öne sürüldü.

Soruşturma daha sonra genişletilerek, çocuk pornografisi görüntülerinin bulundurulması ve yayılması ya da sistematik biçimde erişime sunulmasına iştirak, cinsel içerikli deepfake üretimi ve Holokost inkârı gibi başka iddialarla da genişleyerek kapsamlı hale geldi. X platformu ise dün yayımladığı bir açıklamada, Fransız makamlarını, siyasi adımlar atmakla nitelendirdi.

Platformun “uluslararası hükümet ilişkileri” ekibi, “Paris Savcılığı, bugünkü baskını geniş biçimde duyurarak, bunun siyasi amaçlar doğrultusunda tasarlanmış, istismarcı ve gösterişli bir kolluk kuvveti eylemi olduğunu açıkça ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, “Bugünkü baskına dayanak oluşturan iddiaların hiçbir temeli yoktur ve X platformu herhangi bir ihlal gerçekleştirdiği iddiasını kesin bir dille reddetmektedir” ifadeleri yer aldı.

Beccuau’nun açıklamasına göre Musk ve Yaccarino’nun yanı sıra X’te çalışan bazı personel de 20-24 Nisan 2026 tarihleri arasında ifade vermeye çağrıldı. Başsavcı, “Yöneticilerle yapılacak bu gönüllü ifadeler, kendilerine olaylara ilişkin görüşlerini sunma ve gerekirse kurallara uyum için önerilen tedbirleri açıklama imkânı tanıyacaktır” dedi.

Öte yandan, Birleşik Krallık Veri Koruma Düzenleme Kurumu da dün, Elon Musk’ın platformu ve yapay zekâ şirketi xAI hakkında, sohbet botu Grok tarafından oluşturulan cinsel içerikli açık görüntüler nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurdu. Söz konusu görüntüler dünya genelinde tepkilere yol açmıştı.


Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
TT

Protezlerde insan eli benzeri kavrama mümkün mü? Yapay zekâ destekli protezlerde hassas kavrama dönemi

Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)
Geliştirilen protez eliyle küçük bir küpü kavrama çalışan bir kişi (Michigan Üniversitesi)

Protez uzuvlar alanı, robotik, yapay zekâ ve hassas sensör teknolojilerindeki hızlı ilerlemelerin etkisiyle son yıllarda dikkat çekici bir atılım yaşıyor. Buna karşın, en önemli zorluklardan biri, kullanıcının kavradığı nesnenin niteliğine uygun kavrama gücünün ayarlanması olmaya devam ediyor. Bir yumurtayı tutmak son derece hassas bir dokunuş gerektirirken, bir su şişesini açmak daha fazla güç ve daha ince bir kontrol gerektiriyor.

Şarku’l Avsat’ın ABD Hastalık ve Kontrol Önleme Merkezleri’den (CDC) aktardığı verilere göre ülkede her yıl yaklaşık 50 bin ampütasyon vakası kaydediliyor. Bu durum, el kaybının bireylerin günlük yaşam görevlerini doğal biçimde yerine getirme kapasitesi üzerinde ciddi bir etki yarattığını gösteriyor.

Daha duyarlı akıllı sistemler

Bu alandaki en yeni yenilikler, insan elinin doğal hissini taklit edebilen, daha akıllı ve daha duyarlı protez uzuvların geliştirilmesine odaklanıyor. Bu teknolojiler, kullanıcılara daha yüksek düzeyde bağımsızlık sağlarken, günlük faaliyetleri daha kolay ve güvenle yerine getirmelerine yardımcı oluyor; kullanım sırasında konfor ve güvenliği de artırıyor.

fvdfv
Utah Üniversitesi’nde geliştirilen, insan düşüncesini taklit eden akıllı protez uzuv. (Utah Üniversitesi)

Bu kapsamda, Çin’de Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden araştırmacılar, makine öğrenimi, bilgisayarla görme ve gelişmiş sensörlere dayanan yenilikçi bir protez sistem geliştirdi. Sistem, her nesne için uygun kavrama gücünü gerçek zamanlı olarak belirlemeyi amaçlıyor. Çalışmanın sonuçları, 20 Ocak 2026 tarihli Nanotechnology and Precision Engineering dergisinde yayımlandı.

Araştırma, kalemler, şişeler, bardaklar, toplar ve anahtarlar gibi günlük hayatta yaygın kullanılan nesnelerin yanı sıra yumurta gibi hassas objeler de dâhil olmak üzere, nesnelerin yüzde 90’ından fazlasıyla etkileşim için gerekli kavrama gücünün ölçülmesine odaklandı. Amaç, kullanıcının her seferinde kavrama gücünü manuel olarak ayarlamasına gerek kalmadan çevresiyle doğal biçimde etkileşim kurabilmesini sağlamak.

Sistem; avuç içine yakın bir noktaya yerleştirilmiş küçük bir kamera, parmak uçlarındaki basınç sensörleri ve kullanıcının ön kolundaki kasların elektriksel aktivitesini ölçen bir elektromiyografi (EMG) cihazından oluşuyor. Bu sayede nesneyi kavrama niyeti belirleniyor ve kavrama gücü otomatik olarak ayarlanıyor.

Çalışmanın başyazarı, Guilin Elektronik Teknoloji Üniversitesi’nden Dr. Hua Li, sistemin bilgisayarla görme ile kasların elektriksel sinyallerini birleştirerek nesnelerin akıllı biçimde tanınmasını ve kavrama gücünün uyarlanabilir şekilde kontrol edilmesini sağladığını belirtti. Dr. Li, bunun protez kullanıcılarının yaşamında somut bir fark yaratabileceğini söyledi.

Dr. Li, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, sistemin gelişmiş bir algoritma aracılığıyla hedef nesneyi otomatik olarak analiz ettiğini; türünü, dokusunu ve boyutunu belirledikten sonra uygun kavrama gücünü seçtiğini ifade etti. Buna göre yumurta gibi hassas nesneler için hafif bir güç, su dolu bardaklar için ise orta düzeyde bir güç uygulanıyor. Bu yaklaşım, nesnelerin zarar görmesi ya da elden kayması ihtimalini azaltıyor.

Kullanıcının niyetini tespit etmek için EMG sinyallerinden yararlanan sistem, “görsel tanıma, güç eşleştirme ve hareketin uygulanması” aşamalarını, insan kas hafızasını taklit eden bir biçimde otomatik olarak tamamlıyor. Bu da sürekli manuel ayarlama ihtiyacını azaltıyor ve günlük görevlerin daha doğal bir şekilde yerine getirilmesini mümkün kılıyor. Sonuç olarak kullanıcıların yaşam kalitesi artıyor.

Geleceğin tasarımlarına etkisi

Bu teknolojinin gelecekteki protez tasarımlarına etkisine değinen Dr. Li, sistemin daha gelişmiş yapay el tasarımları için yeni ufuklar açtığını söyledi. Bilgisayarla görme ve kas sinyallerine dayalı çift kontrol yaklaşımının, “aktif algılama ve otomatik uygulama” temelli akıllı bir mantık sunduğunu belirten Li, bunun protez eli pasif bir tepki aracından çıkarıp, nesneleri kavramada insan davranışına daha yakın bir seviyeye taşıdığını vurguladı.

sfdef
İtalyan Teknoloji Enstitüsü’nde geliştirilen, doğal el hareketini taklit eden yenilikçi protez el. (İtalyan Teknoloji Enstitüsü)

Sistemin diğer protezler veya robotik uygulamalar için uyarlanabilirliğine ilişkin olarak ise Dr. Li, temel teknolojinin uzvun yapısına bağımlı olmadığını kaydetti. Görsel tanıma modellerinde yapılacak basit uyarlamalar ve uygun güç eşiklerinin ayarlanmasıyla, sistemin bacak veya kol protezlerine, hatta robot kollarına da uygulanabileceğini söyledi. Bu durumun, rehabilitasyon cihazları ve robotik teknolojiler için etkili ve düşük maliyetli çözümler sunarak, farklı alanlarda geniş uygulama imkânları yaratacağını ifade etti.

Paralel araştırma girişimleri

Bu gelişmeler, doğal hareketin daha hassas biçimde taklit edilmesini hedefleyen küresel araştırma çabalarıyla da örtüşüyor. Aralık 2025’te ABD’de Utah Üniversitesi’nden bir ekip, yapay zekâya dayalı ve basınç ile görsel sensörlerle donatılmış, “öz-düşünme” yeteneğine sahip akıllı bir protez el geliştirmeyi başardı. Sinir ağı kullanılarak farklı kavrama pozisyonlarıyla eğitilen bu el, her parmağın bağımsız ve kullanıcıyla eşzamanlı hareket etmesine olanak tanıyarak, günlük görevlerde gerekli zihinsel çabayı azalttı.

Ayrıca İtalya Teknoloji Enstitüsü ile Imperial College London’dan araştırmacılar, nöromüsküler uyum ve yumuşak robotik teknolojilere dayalı protez uzuvlar üzerinde çalışıyor. Haziran 2025’te ekip, iki hareket derecesine sahip yumuşak bir protez el tasarladı. Bu tasarım, çok parmaklı ve hassas kontrol gerektiren, geleneksel yöntemlerle mümkün olmayan karmaşık görevlerde umut verici sonuçlar ortaya koydu.

Temmuz 2024’te ise Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) araştırmacılar, protez bir bacak için gelişmiş bir sinirsel arayüz geliştirdi. Elektronik uzvun insan sinir sistemiyle doğrudan etkileşimini sağlayan bu arayüz, cerrahi olarak bağlanan kaslar ve sinir sinyallerini algılayan elektrotlara dayanıyor. Bu sayede kullanıcılar, motor ve duyusal kontrolü yeniden kazanarak yürüme hızında, kas gücünde ve farklı ortamlara uyumda kayda değer iyileşmeler elde etti.

Araştırmacılara göre, tüm bu gelişmeler, protez uzuvların geleceğinin; giderek daha akıllı, uyarlanabilir ve sinir sistemiyle bağlantılı sistemlere doğru ilerlediğini gösteriyor. Bu sistemler, biyolojik uzuvların performansına her geçen gün daha fazla yaklaşarak, kullanıcılara hareketin sadeliğini ve günlük yaşamda özgüveni yeniden kazandırmayı hedefliyor.