Pentagon: Suriye'de Baguz köyüne düzenlenen hava saldırısında ölenlerin çoğu DEAŞ’lıydı

Pentagon sözcüsü John Kirby dün, ABD Savunma Bakanlığı’nda basın toplantısı düzenledi (AP)
Pentagon sözcüsü John Kirby dün, ABD Savunma Bakanlığı’nda basın toplantısı düzenledi (AP)
TT

Pentagon: Suriye'de Baguz köyüne düzenlenen hava saldırısında ölenlerin çoğu DEAŞ’lıydı

Pentagon sözcüsü John Kirby dün, ABD Savunma Bakanlığı’nda basın toplantısı düzenledi (AP)
Pentagon sözcüsü John Kirby dün, ABD Savunma Bakanlığı’nda basın toplantısı düzenledi (AP)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), 18 Mart 2019 tarihinde Suriye'deki Baguz köyüne düzenlenen ve siviller, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere onlarca insanın ölümüne yol açan ABD hava saldırısıyla ilgili bir soruşturma başlatmıştı. Soruşturmanın sonuçlanması uzun zaman aldı.
ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Salı günü yaptığı soruşturmayla ilgili açılamasında, olayla ilgili ilk incelemenin bazı yönlerinin eksik olduğunu, son teslim tarihlerinin geçirildiğini, eksiksiz değerlendirmeler yapılmasını engelleyen bilgi eksikliklerinin olduğunu ve dosyanın aylarca açık bırakıldığını öğrenmenin kendisini hayal kırıklığına uğrattığını söyledi. Austin, “Bu durum ancak müfettişlerin zamanında inceleme ve hava saldırısının koşulları hakkında net bir açıklama yapması engellenirse ortaya çıkabilir” ifadelerini kullandı. ABD’li Bakan, “Masum sivilleri korumak, operasyonlarımızın başarılı olmasının temelini oluşturuyor. Bu, stratejik ve ahlaki bir zorunluluktur” diyerek sivil kayıplarla ilgili raporların ele alınması biçiminde iyileştirmeler yapılması talimatı verdi.
Soruşturma geçtiğimiz yıl New York Times (NYT) gazetesinin ABD ordusunun hava saldırısında sadece DEAŞ üyelerini değil, aynı zamanda sivilleri de hedef almak ve sivil kayıpları örtbas etmeye çalışmakla suçlayan bir haber yayınlamasının ardından başlatıldı.
Ancak yapılan son soruşturmada, Baguz köyüne düzenlenen hava saldırısında ölenlerin çoğunun DEAŞ üyeleri olduğu da ortaya çıktı. Pentagon sözcüsü John Kirby Salı günü düzenlediği basın toplantısında, hava saldırıları sırasında biri genç bir erkek olmak üzere 52 DEAŞ’lının ve biri kadın, üçü çocuk olmak üzere 4 sivilin öldüğünü, 11'i kadın, 4'ü çocuk 15 sivilin de yaralandığını belirtti. Soruşturmada sivillerin ölümleriyle ilgili herhangi bir kişinin sorumlu tutulması gerekmediği sonucuna varıldığını belirten Kirby, soruşturmanın ‘savaş hukuku kapsamı dışında kişisel bir davranışa işaret etmediğini’ söyledi. Ancak işlerin her zaman doğru gitmediğini kabul eden Kirby, “Öğrendiklerimiz hakkında mümkün olduğunca şeffaf olmaya ve geliştirmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
NYT’nin haberine göre hava saldırısında çocuklar ve kadınlar dahil 70 kişi ölürken o dönem açıklanan sonuçlar nedeniyle kimseye herhangi bir disiplin cezası verilmedi. Haberde, ABD'li adli bir yetkilinin hava saldırısının  ‘potansiyel bir savaş suçu’ içerebileceğini ve ‘ordunun neredeyse her adımı dehşet verici olan bu saldırıyı örtbas etmeye çalıştığını’ düşündüğü aktarılsa da Savunma Bakanı’nın yazılı açıklaması bu sonucu tersine çevirdi. Austin’in yazılı açıklamasında, DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’ndaki (DMUK) ABD kara kuvvetleri komutanının, Suriye topraklarındaki aşırılık yanlılarıyla mücadelede aktif rol alan Suriye Demokratik Güçleri’nden (SDG) bir hava saldırısıyla kendilerine destek verilmesi talebi aldığını ve komutanın, saldırı sahasında sivillerin bulunmadığı yönünde bilgi aldıktan sonra saldırı emri verdiğini söyledi. Ancak daha sonra olay yerinde sivillerin bulunduğu anlaşıldı. Soruşturmada ‘angajman kurallarının ya da savaş hukukunun herhangi bir ihlalinin bulunmadığı’ ve komutanın ‘kasten ya da ihmal sonucunda sivil kayıplara yol açmadığı’ vurgulandı. Ordunun hava saldırısı ile ilgili raporunu yayınlamasını geciktiren idari eksikliklere işaret eden Austin, bu durum ‘olayı örtbas etme girişimi’ izlenimi verdiğini kaydetti.
Savunma Bakanı Austin, geçtiğimiz Kasım ayında NYT’nin haberinin ardından, Kara Kuvvetlerinden Orgeneral Michael Garrett’a olayla ilgili soruşturma başlatması talimatı verdi. Ordu Merkez Komutanlığı o sırada, NYT’nin haberine yanıt olarak, saldırının yakın bir tehdide karşı kendini savunma amaçlı olduğunu ve 16 savaşçı ile dört sivilin öldürüldüğünü açıkladı. Komutanlık öldürülen diğer onlarca kişinin savaşçı mı yoksa sivil mi olduğunun net olmadığını, bunun nedeninin kısmen DEAŞ saflarındaki kadın ve çocukların da zaman zaman silaha sarılmaları olduğunu belirtti.Orgeneral Garrett, Pentagon tarafından Salı günü yayınlanan raporunda, ‘komutanların, saldırı öncesinde saldırı sahasında sivillerin olup olmadığını belirlemek için bir takım prosedürleri takip ettiklerini belirterek’ NYT’nin haberine itiraz etti. Gazete, Savunma Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkilinin, ordunun Suriyeli müttefiklerden bölgede yalnızca savaşçıların bulunduğu yönünde gelen sahte istihbarata dayanarak ve bölgede yaşayan onlarca insanın savaşçı mı yoksa sivil mi olduğunu ayırt edemeyen düşük çözünürlüklü insansız hava araçlarının (İHA) kamerasıyla inceleyerek bölgeyi hedef aldığını söylediğini aktardı.
NYT’nin, ABD güçlerinin Afganistan’dan çekilmesinden önce 29 Ağustos'ta Kabil'de İHA’larla gerçekleştirilen hava saldırısıyla ilgili benzer bir haberi, Savunma Bakanlığı'nı kaza sonucu 10 sivilin öldürülmesinin sorumluluğunu kabul etmeye zorlamıştı.



Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.


Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.