Moskova, bir kez daha nükleer kalkanının üçüncü dünya savaşını önlediğini öne sürdü

Rusya, onlarca Avrupalı diplomatı sınır dışı ederken Azovstal Metalürji Fabrikası’nın kontrolünü tamamen ele geçirmeye hazırlanıyor

Moskova, bir kez daha nükleer kalkanının üçüncü dünya savaşını önlediğini öne sürdü
TT

Moskova, bir kez daha nükleer kalkanının üçüncü dünya savaşını önlediğini öne sürdü

Moskova, bir kez daha nükleer kalkanının üçüncü dünya savaşını önlediğini öne sürdü

Moskova dün bir kez daha nükleer yeteneklerine atıfta bulunarak sahip olduğu nükleer imkanların, Rusya’yı üçüncü dünya savaşına itmek isteyenleri sakinleştirdiğini öne sürdü. Ayrıca Rus yetkililer Batı'yı ‘Avrupa'da ve dünyada stratejik istikrarı baltalamakla’ suçlamaya devam ettiler. Öte yandan Rusya, Avrupa ile arasındaki gerilimde yeni bir adım daha atarak Rusya ile Batı ülkeleri arasında günden güne tırmanan ‘büyükelçilik savaşı’ çerçevesinde onlarca Avrupalı ​​diplomatı sınır dışı etti.
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, Rusya'nın nükleer kalkanının, ülkesinin bağımsızlığını uzun yıllar boyunca korumasına yardımcı olduğunu açıkladı. Rusya'nın şu an sahip olduğu nükleer yeteneklerinin özel önemine dikkati çeken Medvedev, bu nükleer kalkanın, ‘ülkesini üçüncü dünya savaşına itmek isteyenleri sakinleştirdiğini söyledi. Rusya Ulusal Fizik ve Matematik Merkezi'nin geliştirilmesiyle ilgili toplantıda konuşan Medvedev, “Bu alandaki yeteneklerimizi geliştirmek için çalışanlar, Rusya ve müttefiklerimiz için güvenilir bir nükleer kalkan oluşturarak tarihi bir başarıya imza attılar. Bu kalkan, bağımsızlığımızı uzun yıllar boyunca korumamızı sağlarken aynı zamanda ülkemizi üçüncü dünya savaşına ya da diğer sorunlara itmeye çalışanları sakinleştirmeye yardımcı oluyor” ifadelerini kullandı.
Medvedev, uyarıcı bir tonda yaptığı konuşmasında, asıl meselenin rakiplerin bunu unutmaması olduğunu belirterek, ülkesinin, uluslararası düzeyde varılan ve nükleer silahlarla ilgili ana anlaşma ve belgelerde öngörülen anlaşmalara uymaya devam ettiğinin altını çizdi.
Öte yandan Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patrushev, Batı'ya yönelik sert eleştirilerine bir yenisini daha ekledi. Batılı ülkelerin eylemlerinin, Avrupa’da, Ortadoğu’da ve genel olarak tüm dünyada istikrarı baltaladığını söyledi. Batı'nın attığı adımların Asya-Pasifik bölgesindeki güvenlik yapısını da tehdit ettiğini ve genel olarak dünyayı istikrarsızlaştırdığını öne süren Rus yetkili, dünyada yeni güç merkezlerinin ortaya çıkmasının arka planında istikrarsızlığın giderek artmaya devam ettiğinin ve bunun da bazı ülkelerin jeopolitik hegemonyalarına bağlı kalmalarından kaynaklandığının altını çizdi. Bu ülkelerin başkalarının çıkarları karşısında kayıtsız kaldıklarını söyleyen Patrushev, söz konusu ülkelerin yıllar içinde oluşan uluslararası istikrar sistemini kasten yok etme yoluna gittiklerini ve Rusya’nın güvenlik garantisi önerilerini görmezden geldiklerini ifade etti. Patrushev, Rusya’ya karşı yürütülen yaptırım savaşı sonucunda dünyadaki sosyal ve ekonomik durumun sert bir şekilde istikrarsızlaştığını ve birçok ülkenin açlığın eşiğine geldiğini de sözlerine ekledi.
Moskova, son iki aydır yüzlerce diplomatın karşılıklı olarak sınır dışı edildiği ‘büyükelçilik savaşı’ çerçevesinde dün yeni bir adım daha attı. Rusya Dışişleri Bakanlığı, üç Avrupa ülkesinin attığı benzer adımlara yanıt olarak onlarca Fransız, İtalyan ve İspanyol diplomatı topraklarından çıkarma kararı aldığını duyurdu. Bakanlıktan yapılan açıklamada, ransa’nın Moskova Büyükelçisi Pierre Levy’nin bakanlığa çağrılarak Fransa’da 41 Rus diplomatın kışkırtıcı ve haksız bir karar ile istenmeyen kişi ilan edilmesinin sert bir şekilde protesto edildiği ve bu karara misilleme olarak Rusya’daki Fransız diplomatik kurumlarından 34 kişinin sınır dışı edilmesi kararı alındığı belirtildi.
Bakanlık dün yine bir başka açıklama ile İspanya’nın Moskova Büyükelçisi Marcos Gomez Martinez’i bakanlığa çağrılarak, Madrid yönetiminin İspanya’da 27 Rus diplomatı kışkırtıcı bir şekilde istenmeyen kişi ilan etmesinin protesto edildiği ve kendisine İspanya'nın Moskova Büyükelçiliği ve St. Petersburg'daki Başkonsolosluğu'nun 27 çalışanın sınır dışı edilmesi kararı hakkında bilgi verildiği bildirildi. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova da, Moskova’nın İtalyan makamlarının 30 Rus diplomatı sınır dışı etme kararına yanıt olarak Rusya’daki diplomatik ve konsolosluk kurumlarının 24 çalışanını 'istenmeyen kişi' ilan ettiğini açıkladı.
Diğer taraftan Kremlin, İsveç ve Finlandiya'nın NATO’ya üyelik başvurusuyla ilgili Türkiye ile NATO arasında devam eden görüşmeler hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, gazetecilerin bu konudaki sorularına yanıt olarak Rusya'nın ‘NATO üyeleri arasındaki ilişkilere müdahale etmek istemediğini’ söyledi. Peskov, Finlandiya ve İsveç, NATO üyeliği için başvuran iki ülke. Türkiye de NATO’nun bir üyesi. Bu, bizim meselemiz değil, NATO'ya üye devletlerin ilişkileriyle ilgili” şeklinde konuştu. NATO'nun genişlemesi konusunda Moskova’nın tutumunun çok iyi bilindiğinin altını çizen Peskov, “Bunu birçok kez dile getirdik. Fakat NATO üyeleri arasındaki ilişkiler bizi ilgilendirmiyor” dedi.
Peskov, geçtiğimiz günlerde Türk basınında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ankara’yı ziyaret edebileceğine dair yer alan haberlerle ilgili bir yanıt olarak Putin’in önümüzdeki haftalarda Putin’in Ankara’ya ziyaretinin planlanmadığını söyledi.
Ukrayna’daki savaş sahasındaki son gelişmelere gelince Rusya ordusu dün, Mariupol'da halen tamamen kontrol altına alamadığı tek nokta olan Azovstal Metalürji Fabrikası’nın tamamını kontrol altına almaya odaklandı. Rus güçleri, yaklaşık bin Ukraynalı askerin yanı sıra yüzlerce sivilin de bulunduğu fabrika yerleşkesini sıkı bir ablukaya aldı. Rusya Savunma Bakanlığı dün, önce sivillerin yerleşkeden tahliye edildiğini ardından 694 ‘milliyetçi militanın’ (Ukraynalı askerler) teslim olduğunu ve kuşatma altındaki Ukraynalı askerlerin teslim olduğunu duyurdu. Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, günlük olarak düzenlediği dünkü basın toplantısında, son 24 saat içinde Rus güçlerine teslim olanlar arasında 29 kişinin yaralı olduğunu söyledi. Konaşenkov, Pazartesi gününden bu yana silahlarını teslim edip yerleşkeyi terk etmeye karar verenlerin (Ukraynalı askerler) sayısının ise 80'i yaralı olmak üzere 959’a ulaştığını açıkladı.
Konaşenkov, havadan fırlatılan yüksek hassasiyetli füzelerle Donetsk'te Soledar yerleşim birimi yakınlarında bölge savunma karargahını dahil olmak üzere Mıkolayiv ve Krasnogorovke çevresinde ‘Avrupa ülkelerinden gelen yabancı paralı savaşçı birliği’ dahil Ukrayna askeri teknik araçların ve birliklerin bulunduğu 31 bölgenin vurulduğunu söyledi.
Bunun yanında Dnipro askeri havaalanındaUkrayna’ya ait Su-24 savaş uçağı ve Mikolayiv civarında S-300 hava savunma füze sisteminin yanı sıra Donetsk bölgesinde Bahmut, Soledar, Pokrovskoe, Ugledar yerleşim birimlerinde 4 füze, topçu silahları ve mühimmatların bulunduğu cephaneliğin imha edildiğini aktaran Konaşenkov, hava saldırılarının sonucunda 270’ten fazla Ukraynalı aşırı milliyetçi gücün ‘etkisiz hale getirildiğini’ ve 54 askeri teknik aracın vurulduğunu bildirdi.
Öte yandan Rus haber ajansı RIA Novosti’nin haberine göre Rusya Başbakan Yardımcısı Marat Husnullin’in dün Rusya'nın kontrol ettiği Ukrayna topraklarının yeniden inşasını finanse edeceğini ve bu bölgeleri Rusya'ya bağlayan yolları onaracağını açıkladı. Husnullin, Rusya'nın bu toprakları ‘kurtardığını’ ve yeniden inşa edeceğini söyledi. RIA Novosti haberinde, Avrupa'nın en büyük nükleer santrali Zaporijya Nükleer Santrali’nin Rusya’ya ve ödeme yapması halinde Ukrayna'ya enerji sağlayacağını da kaydetti.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.