Rusya’nın, Suriye’de olası bir Türk askeri operasyonu karşısında alacağı pozisyonla ilgili 4 senaryo

Ukrayna savaşı Ankara’ya baskı kurması için en güçlü kozu verdi.

Haseke Türkiye sınırı yakınındaki Dirbesiye beldesinde daha önce gerçekleştirilen ortak Türk-Rus devriyesi (AFP)
Haseke Türkiye sınırı yakınındaki Dirbesiye beldesinde daha önce gerçekleştirilen ortak Türk-Rus devriyesi (AFP)
TT

Rusya’nın, Suriye’de olası bir Türk askeri operasyonu karşısında alacağı pozisyonla ilgili 4 senaryo

Haseke Türkiye sınırı yakınındaki Dirbesiye beldesinde daha önce gerçekleştirilen ortak Türk-Rus devriyesi (AFP)
Haseke Türkiye sınırı yakınındaki Dirbesiye beldesinde daha önce gerçekleştirilen ortak Türk-Rus devriyesi (AFP)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rus mevkidaşı Vladimir Putin’den Suriye’nin kuzeyinde askeri operasyon başlatmak için yeşil ışık aldı mı? Bu soru, iki lider arasında dün gerçekleşen telefon görüşmesinden sonra, Erdoğan’ın Putin ile görüşmesinde Suriye-Türkiye sınırında güvenli bölge kurulmasının “zorunluluğunu” dile getirdiğini açıklamasının ardından en çok sorulan soru oldu.
Türkiye Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Erdoğan görüşmede Ekim 2019’daki mutabakatta yer alan Türkiye sınırından itibaren 30 kilometre derinliğinde terörden arındırılmış bir bölgenin oluşturulamadığını belirterek, ‘bu bölgelerin güvenli hale getirilmesinin bir zorunluluk olduğunu’ vurguladı.
Rusya’nın yaklaşmakta olan bu operasyonla ilgili tutumunun netleşmediği görülüyor. Zira Moskova Türkiye’nin hazırlıklarıyla ilgili tavrını açıklamaktan çekiniyor. Moskova’dan bu konuda verilen tek işaret, birkaç gün önce Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov tarafından geldi. Ateşkes mekanizmasını korumanın önemine dikkat çeken Lavrov, iki noktaya vurgu yaptı: Birincisi, Rusya’nın Türkiye’nin güvenlik çıkarlarını ‘anlayışla karşıladığını’ fakat aynı zamanda ‘yavaş ve zor ilerleyen’ İdlib’le ilgili anlaşmaları uygulamak istediğini dile getirmesiydi. İkincisi, ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde ayrılıkçı eğilimleri teşvik ettiğini yinelemesiydi. Lavrov ayrıca Kürt bileşene (SDG/YPG) “ABD himayesi yanılsamalarından” vazgeçme ve Şam ile diyalog kanallarını aktifleştirerek çıkarlarını sağlayacak pragmatik bir politika izleme çağrısında bulundu.
Bu bağlamda, Moskova’da yapılan değerlendirmeler, Rusya şu anda Ukrayna’da savaştayken Suriye’de yeni bir cephe açılmasının Rusların çıkarına hizmet etmeyeceğine ve Rusların Suriye’de mevcut güç dengeleri ile güç dağılım haritaları üzerinde büyük değişiklikler olmasını istemediğine işaret ediyor.
Rus çevreler başlangıçta Erdoğan’ın aslında çatışmadan yana olmadığı ve güvenli bölgeyle ilgili taleplerinin, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılmasına karşılık Batı ittifakını Ankara’ya taviz vermeye zorlamaya dönük bir manevra hareketinden ibaret olduğu görüşündeydi. Fakat Erdoğan daha sonra şüpheye yer bırakmayacak şekilde önemli bir saha gelişmesinin eşiğinde olduklarını söyledi.
Türkiye’den yapılan bu açıklamalar karşısında Rus devletinin basın yayın organları, Moskova’nın özellikle Türkiye’nin muhtemel operasyonunun hedefleri arasında yer alan Menbiç ve Tel Rıfat’ta “durumun istikrarsızlaştırılmasını” kabul etmeyeceği söylemlerini dillendiriliyor.
Rus analistler, stratejik öneme sahip yolların kesişim noktasında yer alan Menbiç kentinden geçen M4 karayolunu “Moskova’nın kırmızı çizgisi olarak” nitelendirerek, Moskova’nın bu yolun yeniden açılması konusundaki tutumundan geri adım atmasının mümkün olmadığı değerlendirmesinde bulunuyor.
Rus devlet medyasının bu tutumu, Türkiye ile Rusya’nın pozisyonları arasında ciddi bir farklılık olduğuna yönelik spekülasyonlara yol açtı. Ayrıca Rus güçlerin Türkiye’nin hedef aldığı bölgenin etrafında aktif olduğu ve Türkiye destekli gruplara ait mevzilerin savaş uçaklarıyla hedef alındığını ifade eden haberler bu spekülasyonları güçlendiriyor.
Erdoğan ve Putin arasındaki telefon görüşmesinden sonra Kremlin’den yapılan açıklamada olası Türk operasyonu hakkında onaylayan veya reddeden bir ifadenin kullanılmaması dikkat çekti.
Şarku’l Avsat muhabirinin konuştuğu Rus uzmanlar Moskova ve Ankara arasındaki anlaşmazlık boyutunun “bazı çevrelerin işaret ettiğinden çok daha küçük” olduğunu ve iki tarafın üzerinde uzlaşı sağladığı gündemlerin “çok daha fazla” olduğunu söyledi.
Bazı uzmanlar, Türkiye ve ABD arasındaki çatlağın genişlemesiyle sonuçlanacak ve Şam rejimi ile daha fazla yakınlaşması için Suriyeli Kürtlere karşı baskı uygulanmasına imkan tanıyacak bir gelişme olarak gördükleri Türk operasyonuna, Moskova’nın itiraz etmeyebileceğini ifade etti.
Bununla birlikte Rus gazeteleri, Erdoğan’ın tehdidini hayata geçirerek beklenen savaşı başlatması halinde Rusya’nın alacağı muhtemel pozisyonla ilgili birtakım senaryolar oluşturdu. Rusya’nın Suriye’de yaklaşmakta olan Türk askeri operasyonuyla başa çıkmada zorlanacağı kanaati, bu senaryoların ortak noktasını oluşturuyor.
Birinci senaryoya göre, Moskova, gerginliği tırmandıracak yeni bir adıma karşı durarak Ankara ile anlaşmaya varmaya çalışacak. Bunun, Moskova için en iyi seçenek olduğuna fakat Rusya’ya ağır bir fatura çıkarabileceğine işaret eden senaryo sahipleri, Türkiye’nin böyle bir anlaşmada ticari ve ekonomik imtiyazların yanı sıra Suriye sahasında bazı avantajlar elde edebileceğini öngörüyor.
İkinci senaryoya göre, gerginliği tırmandırma seçeneğine başvurularak toprak takası yapılacak. Bu senaryoda, İdlib’deki Cebel Zaviye’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki bölgelere yönelik operasyonu ile takas edilmesi “tamamen olası” görülüyor. Türkiye açısından, Cebel Zaviye bölgesine karşılık Suriye’de kontrolündeki bölgeleri tek bir bölgede birleştirme imkânı daha çok önemli. Bu senaryoyu ortaya koyanlar, bu seçeneğin 24 Şubat’tan önce yani Ukrayna’daki savaşın başlama tarihinden önce daha çok olası olduğu görüşünde. Fakat şu an Türkiye, Moskova’nın önüne birden fazla şart sunabilecek kadar Rusya’dan çok daha iyi konuma geldi.
Üçüncü senaryoya göre, Moskova sessiz kalacak ve hiçbir bir tepki göstermeyecek. Yani Rusya, Türkiye’nin yeni operasyonu karşısında tepkisiz kalacak. Böylece Ankara, SDG bölgelerinin bir bölümünde kontrolü ele geçirecek fakat ABD güçleriyle karşı karşıya gelebileceği endişesiyle SDG’nin topraklarında fazla ilerlemeyecek. Bu senaryoda öngörülen adımlar, Rusya’nın imajına zarar verebilir fakat aynı zamanda Kürtleri Şam hükümetiyle müzakere yapmaya ikna etme noktasında Moskova tarafından kullanılabilir. Bu senaryoya göre, Moskova Ankara’ya taviz vermek zorunda kalmayacak ama Ukrayna müzakerelerinde Türkiye’nin eli büyük ölçüde zayıflayacak. Analistler, bunu Rusya açısından “en objektif senaryo” olarak değerlendiriyor.
Dördüncü ve sonuncu senaryo ise Rusya’nın, Türk operasyonuna karşılık olarak, İdlib’e operasyon başlatması için Şam rejimini teşvik etmesini öngörüyor. Fakat bu durumda askeri kaynaklarını boşa harcayacak olan Rusya açısından bu kârlı bir seçenek değil. Buna ek olarak Rusya’nın, İdlib’de Ankara ile doğrudan yaşanacak bir çatışmaya müdahil olmayacağına kesin gözüyle bakılıyor.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.