Şarku’l Avsat’a konuşan ABD Özel Temsilcisi Norland: Libya’da seçimler çoğu kişinin düşündüğünden erken gerçekleşebilir  

Barış sürecini engelleyenleri yaptırım ve tecritle tehdit etti. Wagner’in istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerinde azalma belirtisi görülmediğini söyledi  

ABD’nin Libya Büyükelçisi ve Özel Temsilcisi Richard Norland 
ABD’nin Libya Büyükelçisi ve Özel Temsilcisi Richard Norland 
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan ABD Özel Temsilcisi Norland: Libya’da seçimler çoğu kişinin düşündüğünden erken gerçekleşebilir  

ABD’nin Libya Büyükelçisi ve Özel Temsilcisi Richard Norland 
ABD’nin Libya Büyükelçisi ve Özel Temsilcisi Richard Norland 

ABD’nin Libya Büyükelçisi ve Özel Temsilcisi Richard Norland, Libya’daki mevcut siyasi çıkmazın sona ermesinin ancak ‘en kısa sürede seçimlerin düzenlenmesiyle’ mümkün olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat’a röportaj veren Norland, ‘Seçimlerin çoğu kişinin düşündüğünden daha erken gerçekleşebileceğine’ inandığını ifade etti. ABD Büyükelçisi, iktidar için rekabet halindeki Abdulhamid Dibeybe ve Fethi Başağa liderliğindeki iki hükümetin ‘meşruiyeti’ konusunda görüş belirtmeyi reddetti. Barış sürecini engelleme girişiminde bulunanları sert bir dille uyaran Norland, “Libya’daki barış sürecini, güvenliği ve istikrarı baltalayanların yaptırımlara ve tecride maruz kalacağını” söyledi. Ülkesinin Libya’da Muammer Kaddafi destekçisi ‘yeşillerle’ temas halinde olduğunu belirten ABD’li diplomat, geçen yıl cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olan Seyfülislam Kaddafi’yi eleştirerek, “Uluslararası Ceza Mahkemesi Seyf’i insanlığa karşı suçlar işlemekle itham etti. Libyalı mahkemeler tarafından da Libya halkına yönelik cinayet ve tecavüze teşvik gibi vahim suçlar nedeniyle hüküm giydi” dedi. Aynı zamanda ABD’nin Trablus Büyükelçisi olan Norland, Rus güvenlik şirketi Wagner Grubu’nun Libya’dan çekildiğine dair haberlerle ilgili, “Wagner paralı askerlerinin Libya ve Sahel bölgesinde istikrarı zedeleyici faaliyetlerinde azalma belirtileri görülmüyor” yorumunda bulundu.

ABD’nin Libya Büyükelçisi ve Özel Temsilcisi Richard Norland’ın Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın ayrıntıları:

- Libya'da iktidar için rekabet halinde olan iki paralel hükümet var. ABD hangi hükümetin meşru hangisinin meşru olmadığı hususunda niçin net bir görüş belirtmiyor? Hangi hükümetin meşru olduğu sizin için açık değil mi?
Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Libya’daki mevcut siyasi açmaza bir çözüm bulunması ve siyasi geçiş sürecinin tamamlanmasının başlıca sorumlusunun Libyalılar olduğuna inanıyor. Bu nedenle bir an önce özgür ve adil ulusal seçimlerin yapılması önem arz ediyor. Bu süreçte ise, tam üretim kapasitesinin yeniden sağlanması konusunda bir anlaşmaya varıldığında önemli ölçüde artabilecek olan Libya petrol gelirlerinin yönetimi konusunda işbirliği yapma fırsatımız var. Berlin Konferansı’ndaki ‘ekonomik çalışma grubunun’ desteğiyle Libyalı ilgili taraflar bu konuda toplantılar düzenledi. Bu toplantılarda, maaşlar ve sübvansiyonlar gibi öncelikli harcamaların yanı sıra petrol gelirlerinin harcamalarında şeffaflık ve hesap verebilirliği sağlayacak bir mekanizma üzerinde uzlaşılması için çaba gösterildi. Libya’daki kilit kurumların temsilcileri, fonların başka yollara yönlendirilmediğine dair güven oluşturmak için bu hesap verebilirlik mekanizmasına katılmalıdır. Bunu 5+5 Ortak Askeri Komite’nin mali karşılığı olarak görüyoruz.


İstikrar Hükümeti Başbakanı Fethi Başağa. (AP)

Libya liderliğindeki ortak mali yönetim süreci, siyasi duruma istikrar kazandırmak ve seçimlerin bir an önce yapılmasının önünü açmak için bir köprü görevi görebilir. Libya Merkez Bankası tarafından yakın zamanda yayınlanan harcama verileri, şeffaflık yolunda atılmış önemli bir ilk adımdır. Libya kurumlarının 25 Mayıs'ta Tunus'ta katıldığı toplantıya dayanarak, bu sürecin erken uygulanmasında gerçek ilerleme kaydedilebileceğine inanmak için nedenlerimiz var, ancak bu konuda yalnızca Libyalılar ve liderleri nihai bir karar verebilir.

-ABD, Abdulhamid Dibeybe hükümeti ile rakibi Fethi Başağa hükümetinin Trablus'ta yönetimi elde etmek konusundaki rekabetinin bir askeri çatışmayı tetikleyebileceğinden endişe ediyor mu? Başağa bir süre önce Trablus’a girme girişiminde bulunduğunda bu risk oluşmuş gibiydi.
Trablus sakinleri, 17 Mayıs'ın erken saatlerinde silah seslerine uyandılar. Şiddet olaylarının başkente geri dönme ihtimali haklı olarak vatandaşları öfkelendirdi. Bu tür olayların ülkenin hiçbir yerinde tekrarlanmasına izin verilmemelidir. Şunu ifade etmeliyim Libya'da barışı, güvenliği ve istikrarı baltalayanlar yaptırım ve tecrit riskiyle karşı karşıyadır. Şiddet tolere edilemez, rekabet halindeki siyasi güçler, seçimlerin bir an önce yapılması için gerekli koşulları yaratmak için diyalog halinde olmalı ve nüfuzlarını kullanarak çaba göstermelidir.

-ABD hükümetinin Libya'daki temsilcileri, yanılmıyorsam uzun süredir Mareşal Halife Hafter ile görüşmüyor. ABD, Hafter'in Libya'daki siyasi süreçteki rolünün, kolaylaştırıcı mı yoksa yıkıcı mı olduğuna inanıyor? Dibeybe hükümeti bu unvanı kabul etmese de Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanı olarak Hafter’in rolü hakkında ne düşünüyorsunuz?
Diplomatik misyonumuzun bir parçası olarak General Hafter ve yardımcılarıyla rutin olarak iletişim kuruyoruz. Son zamanlarda, seçimlerin yapılması, Ekim 2020’de yapılan ateşkes anlaşmasının uygulanması ve tam kapasite üretime geçildikten sonra Libya petrol gelirlerinin nasıl yönetilmesi gerektiği konularındaki görüşlerimizi kendileriyle paylaştık.


Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Dibeybe, Trablus’ta 17 Mayıs’ta çıkan çatışma mahallini inceliyor.  

-Sizce yakın bir zamanda Libya’da seçimlerin yapılma ihtimali var mı? Bildiğiniz üzere 24 Aralık 2021 tarihinin kaçırılması büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştı. Size göre seçimlerin yapılmasının önündeki en büyük engel nedir ve ABD bu konuda bir çözüm bulunmasına yardımcı olabileceğini düşünüyor mu?
Bence seçimler çoğu kişinin düşündüğünden daha erken olabilir, çünkü Libyalıların talep ettiği şeffaf ve meşru liderliğin oluşturulmasının başka bir yolu yok. Mevcut statüko aynı zamanda kimsenin istemediği istikrarsızlığı da giderek artırıyor. BM temsilcisi Stephanie Williams Kahire'de seçimlerle ilgili anayasa görüşmelerinde ilerleme kaydedildiğini bildirdi. Bence tüm Libyalılar, bizim de yaptığımız gibi, Temsilciler Meclisi ve Yüksek Devlet Konseyi heyetlerinin Kahire’de bir anlaşmaya varacağını umuyor. Bu anlaşma sağlanırsa, seçim sürecine önemli bir ivme kazandıracaktır. Bu arada Libyalı liderler, seçimlerin yapılmasının gerektiği hakkında konuşuyor. Yüksek Ulusal Seçim Komisyonu teknik olarak hazırlıklı görünüyor, o halde beklemenin anlamı ne?

-Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Jan Kubis’in yerini alacak yeni bir temsilci atanması konusundaki tutumunuz nedir? Yeni temsilcinin Afrikalı olması önerisine bir itirazınız var mı? Bazıları bu görevde ABD’li diplomat Stephanie Willams’ın olmasından memnun olduğunuzu ve durumun bu şekilde devam etmesini istediğinizi iddia ediyor.  
 Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Genel Sekreteri acilen bir Özel Temsilci atamaya çağırdı. Biz tüm nitelikli adayları hoş karşılıyoruz. Kahire’deki anayasa görüşmeleri bildiğiniz üzere 12 Haziran’da yeniden başladı, şimdi tüm odak noktamız; bu görüşmeleri başarılı kılmak için Stephanie Williams'ı desteklemek.


Mareşal Halife Hafter (AP) 

-Rus güvenlik şirketi Wagner Grubu’nun, Doğu Ukrayna'da konuşlandırmak amacıyla Libya'daki personel ve teçhizatının ciddi bir kısmını geri çektiğine dair haberler var. ABD bu raporların güvenilir olduğuna inanıyor mu? Wagner'in Libya'dan ayrıldığına veya en azından varlığını azalttığına dair herhangi bir işaret gördünüz mü?
Bazı Wagner kuvvetlerinin ayrıldığına dair raporları zaten gördük. Ancak Wagner'in Libya ve Sahel'deki istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerinde hiçbir azalma belirtisi görülmüyor. ABD’ye göre ve bence çoğu Libyalıya göre, Wagner'in Libya’daki varlığının istikrarı baltaladığı açıktır. Wagner, Libya'daki BM silah ambargosunu ihlal etti. Wagner’in Trablus'un bazı bölgelerinde kurduğu bubi tuzakları hala siviller için ciddi tehdit oluşturuyor. Açık ve kapalı toplantılarda söylediğimiz gibi, Wagner dahil tüm yabancı savaşçılar ve paralı askerler Libya'yı terk etmelidir.

-ABD ve Birleşik Krallık, Wagner birliklerinin Libya'da konuşlandırılmasını şiddetle eleştirdi ve şirkete paralı askerlerini geri çekmesi çağrısında bulundu. Eleştirmenler, Türkiye'nin Libya'ya getirdiği Suriyeli paralı askerlere Ruslara davrandığınız gibi davranmadığınızı söylüyor. Yanılmıyorsam Türkiye'nin getirdiği bu savaşçıları tarif etmek için ‘paralı asker’ kelimesini kullanmıyorsunuz. Bu konudaki tutumunuzu açıklar mısınız? Yakın zamanda tüm yabancı savaşçıların Libya'dan çekilmesi için gerçekten bir umut görüyor musunuz?
Ne yazık ki, Suriyeli savaşçılar her iki tarafta, doğuda ve batıda kullanıldı. 2020 Ateşkes Anlaşması ve BM Güvenlik Konseyi’nin 2570 sayılı kararıyla uyumlu bir şekilde, paralı askerler konusundaki tavrımız, hepsinin Libya’dan derhal ayrılması gerektiği yönündedir.

-ABD şimdiye kadar, Libya ordusunda reform yapılmasında ve Batı Libya’da faaliyet gösteren çeşitli silahlı milisler sorununa bir çözüm bulma çabalarının bir parçası olmuştu. Bu rol, özellikle o sırada başkanlığını Fethi Başağa’nın yaptığı İçişleri Bakanlığı ile koordineli olarak gerçekleşmişti ve Serrac hükümeti döneminde aktif bir boyuttaydı. Geçen yılki hükümet değişikliğinden sonra ABD hala bu çabalara dahil mi? Sizce bu milisler arasında yeniden geniş çaplı çatışmalar yaşanır mı? Nitekim zaman zaman çatışıyorlar. Türkiye, Batı Libya’da Libya ordusunu yeniden inşa etme görevini mi üstlendi?  
 Amerika Birleşik Devletleri uzun süredir silahlı gruplardaki gençleri sivil hayata döndürecek ya da gerçek bir ulusal Libya askeri yapısına katılmalarını sağlayacak bir silahsızlanma, terhis ve yeniden entegrasyon programı geliştirme çabalarını destekliyor. Başağa İçişleri Bakanı iken bunu başarmak için onunla birlikte çalıştık. Bu konuyu derinlemesine incelemek için 23-24 Mayıs tarihleri arasında İspanya'nın ev sahipliğinde Toledo'da düzenlenen uluslararası konferansa, 5 + 5 Ortak Askeri Komitesi’nin tüm üyeleri de dahil olmak üzere bir dizi üst düzey Libya askeri ve sivil yetkilisi iştirak etti. Burada yapılması gereken; ekonomik, sosyal, askeri ve siyasi boyutları olan bir program geliştirmektir ve biz bu süreci desteklemeye hazırız. Silahlı gruplar arasında çatışma riski çok gerçek görünüyor, dolayısıyla tüm sorumlu siyasi aktörlere, milis desteği almak için çatışmaları körüklememelerini tavsiye ediyoruz. Türkiye'nin Libya'nın güvenlik işbirliğindeki ortak rolü konusunda, ayrıntıları elde etmek için Ankara'ya başvurmanız gerekir.

-ABD Muammer Kaddafi rejiminin destekçileri ve temsilcileriyle bir herhangi bir teması sürdürüyor mu? Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam’ın cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adaylık arzusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?  
 Libya’daki siyasi yelpazenin çeşitli taraflarıyla temas kapsamında ‘yeşiller’ ile de temas halindeyiz.  
Ancak Seyfülislam ile doğrudan irtibatımız yok. Burada önemli olan aday olarak onun hakkında ne düşündüğümüz değil, Libyalılar Seyfülislam’ı aday olarak ya da ülkelerinin seçilmiş bir lideri olarak görmeye hazır mı? Sonuçta Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından insanlığa karşı suç işlemekle itham edilen birisidir. Libyalı mahkemeler tarafından da Libya halkına yönelik cinayet ve tecavüze teşvik gibi vahim suçlar nedeniyle mahkûm edilmiştir.  
 
-Size göre, DEAŞ veya El-Kaide'nin, Libya'daki siyasi kargaşadan yararlanıp yeniden organize olmaya çalıştığına dair işaretler var mı? Siyasi açmaz devam ederse bu konuda endişeleriniz var mı?  
 Bu terörist gruplar bir süre önce Libya topraklarında yeni saldırılar düzenlemek için girişimde bulundu. Bu girişimler birer uyarı olarak addedilmeli. Libyalı liderler sınır güvenliğini sağlayabilecek olan güvenlik yapılarının birleştirilebilmesi için, bir an önce özgür ve adil seçimlerin yapılabilmesi için çaba göstermelidir. Güçlü bir hükümet, özellikle güneydeki ekonomik ve sosyal koşulları iyileştirebilir ve böylece aşırılıkçı eğilimlerin cazibesini azaltabilir.


Geçen ay Trablus’ta çıkan çatışmalarda zarar gören araçlar. (Reuters)

-ABD 2011'de Kaddafi rejiminin devrilmesinde önemli bir rol üstlendi. Eski rejimin devrilmesinin ardından ortaya çıkan siyasi sorunların çözümüne yardım etmek hususunda ahlaki bir yükümlülüğünüz olduğunu düşünüyor musunuz?  
 Evet, nitekim diktatörlüğün sona ermesinden sonra demokratik yapılar kurmaya çalışırken Libya halkının yanında durduk. On yıldan fazla bir süre önce başlattıkları demokratik devrimi tamamlayana kadar Libyalıların yanında olmaya devam edeceğiz. Kısa vadede ise, Libya petrol gelirlerinin şeffaf yönetimini desteklemek ve Libyalıların arzu ettiği seçimleri kolaylaştırmak için Birleşmiş Milletler’in çabalarını desteklemek için çalışıyoruz.

-Libya'da tutulan ve ABD tarafından iadesi istenen Pan Am uçak faciasında yer aldığı iddia edilen Libyalı zanlıyla ilgili yeni bir gelişme var mı?  
 Şu anda bu konuda yeni bir gelişme yok, ancak Pan Am'in 103 sefer sayılı uçuşu hedef alan saldırının tüm sorumlularının adalete teslim edilmesi konusundaki kararlılığımız güçlü. Kurbanların yakınları adalet talep ediyor, tabi ki bizde bunun en doğal hakları olduğuna inanıyoruz.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.