Suriye Anayasa Komitesi’nin 8. turunda gündem: Ordunun konumu

Rejim temsilcileri, ordunun yeniden yapılandırılmasının Irak’ta felaketlere yol açtığını ifade ederken muhalefet temsilcileri, ordunun tarafsızlığı ve kurumlarda reform gerçekleşmemesi durumunda devlet başarısız olur dedi

Muhalefet temsilcilerinin ve Esed rejimi temsilcilerinin anayasal ilkelerle ilgili önerilerinin yer aldığı taslak metinler.
Muhalefet temsilcilerinin ve Esed rejimi temsilcilerinin anayasal ilkelerle ilgili önerilerinin yer aldığı taslak metinler.
TT

Suriye Anayasa Komitesi’nin 8. turunda gündem: Ordunun konumu

Muhalefet temsilcilerinin ve Esed rejimi temsilcilerinin anayasal ilkelerle ilgili önerilerinin yer aldığı taslak metinler.
Muhalefet temsilcilerinin ve Esed rejimi temsilcilerinin anayasal ilkelerle ilgili önerilerinin yer aldığı taslak metinler.

İsviçre'nin Cenevre kentinde 30 Mayıs'ta başlayan Suriye Anayasa Komitesi toplantılarının 8. turu sona erdi. Toplantılarda bir kez daha, başta ordu olmak üzere devlet kurumlarının yapısı ve geleceğiyle ilgili tartışmalar, hükümetle muhalifler arasındaki anlaşmazlığın odak noktasında yer aldı. Esed rejimini temsil eden heyetin eş başkanı hukukçu Ahmed Kuzbari ile muhaliflerin eş başkanı Hadi el-Bahra karşı karşıya geldi. Şam’dan gelenler ‘Irak’ta ordunun yeniden yapılandırılma tecrübesinin felaketlere yol açtığını’ örnek göstererek, Suriye ordusunun tarafsızlığı önerisini reddetti. Muhalifler ise, Suriye devletinin tamamen çökmemesi ve ‘başarısız bir yapıya’ dönüşmemesi için reform çağrısında bulunarak, ‘ordunun tarafsız bir rol benimsemesi’ gerektiğini vurguladı.
Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen'in ofisinden yapılan yazılı açıklamada, "Bazı konularda farklılıklar sürdü. Bazı konularda ise ortak noktada buluşma potansiyeli görüldü. Özel Temsilci (Pedersen), müzakerelerin yavaş ilerlemesi ve ilerleme kat edilmesi gereken konularda somut uzlaşıların sağlanmasına ilişkin yetersizliğe dikkat çekti, ancak masadaki diyaloğun tonunu ve niteliğini takdir etti" ifadeleri kullanıldı. 
Birleşmiş Milletlerin himayesinde 8. turu düzenlenen Suriye Anayasa Komitesi toplantılarında, tarafların komiteye sunduğu anayasanın ilkelerine ilişkin taslak metinlerin genel değerlendirmesi yapıldı, bazı sorunların tespitinde uzlaşı işaretleri oluştu. Ancak bu sorunların somutlaştırılması ve bir uzlaşı metnine aktarımı mümkün olmadı. 8. tur kapsamında yapılan oturumlarda, ‘Ordunun statüsü, anayasal çerçevede tek taraflı zorlayıcı tedbirler, devlet kurumlarının yapılandırılması ve güçlendirilmesi, anayasanın üstünlüğü, uluslararası anlaşmaların anayasal statüsü ve ‘geçiş dönemi hukuku’ ilkeleri tartışıldı. BM Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen, cuma günü gerçekleşen son oturumda, bir sonraki turdan önce Suriyeli taraflar arasında mekik görüşmelerinde bulunacağını açıkladı.  
Suriye rejimi temsilcisi heyet pazartesi günü, ‘anayasal çerçevede tek taraflı zorlayıcı tedbirler’ konusunda önerilerini sunmuş, muhalefet eş başkanı Hadi el-Bahra ise ‘anayasanın düzenlenmesi ve uluslararası anlaşmaların statüsü’ ile ilgili tekliflerini arz etmişti. Suriye rejimi temsilcisi Kuzberi ertesi gün, ‘devlet kurumlarının yapılandırılması ve güçlendirilmesiyle’ ilgili öneride bulunurken, muhalefeti temsil eden sivil heyet, ‘geçiş dönemi hukuku ilkelerini’ tartışmaya açtı.  
Müzakereleri yakından takip eden Batılı bir yetkili Şarku’l Avsat’a Anayasa Komitesi’nin 8. Turu’nda tartışılan ilkelerle ilgili aktarımda bulundu.  

Zorlayıcı tedbirler 
Suriye rejimi temsilcisi Kuzberi’nin başkanlık ettiği oturumda, rejimi temsil eden sivil toplum heyetinin, ‘’Suriye halkına uygulanan tek taraflı zorlayıcı tedbirlerin, Suriye halkının temel anayasal haklarını ve gereksinimlerini ihlal eden ekonomik terörizm teşkil ettiğini" içeren önerisi sunuldu. Kuzberi bu bağlamda, anayasanın, “devletin, tek taraflı zorlayıcı tedbirlerin kaldırılmasını isteme ve bu yaptırımları uygulayan üçüncü ülkelerden uygun tazminat ödemelerini talep etme yükümlülüğünü” içermesini, ayrıca “yaptırımlara karşı çıkmayı ve reddetmeyi her Suriyeli için ulusal bir görev olarak görme yükümlülüğünün” anayasada yer bulması gerektiğini önerdi. Kuzberi, ülke içinde, terörizm ve dış saldırganlık tarafından tahrip edilen bölgelerin yeniden inşasının Suriye halkının bir görevi olduğunun anayasada yer alması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Suriyeli mültecilerin güvenli ve gönüllü geri dönüş hakkının, temel insani bir hak olduğunu ve bu hakkın herhangi bir siyasi koşul ile ilişkilendirilmemesi gerektiğini ifade etti.  
Söz konusu ilke tartışılırken, hükümet temsilcisi heyet, "zorlayıcı tedbirlerin uluslararası meşruiyetle bağdaşmadığını’’ ve bu tedbirlerin "Suriye'ye yönelik terör savaşıyla" ilişkilendirilmesi gerektiğine odaklandı. Muhalefeti temsil eden heyet ise söz konusu öneriyi ‘anayasaya aykırı’ olarak değerlendirerek, ‘yeniden inşanın en doğal ekonomik haklar bağlamında olduğunu ve tek taraflı zorlayıcı tedbirlerle’’ ilgisi olmadığını savundu. Katılımcılardan bazıları, Suriye’ye uygulanan yaptırımları teşvik eden herkesi hain” olarak nitelendirdi.   

Kurumların yapılandırılması ve ordunun tarafsızlığı 
Ertesi gün Hadi el-Bahri başkanlığındaki oturumda, Kuzberi ‘devlet kurumlarının yapılandırılması ve güçlendirilmesiyle’ ilgili öneride bulundu. Kuzberi’nin önerisinde “Devlet kurumlarının anayasayla korunan yetkileri bulunmaktadır, kurumların içeriden ya da dışarıdan hedef alınması kanun tarafından cezalandırılır. Ordu vatanı terörizme ve işgale karşı korur, ordunun korunması ve güçlendirilmesi ulusal bir gerekliliktir” ifadeleri yer aldı.
Tartışmalarda muhalifler, devlet kurumlarının köklü reformlara ihtiyaç duyduğunu, nitekim insan hakları ihlalleri nedeniyle güvenilirliklerini kaybettiklerini vurguladı. Muhalifler, ordunun bazı birimlerinin ve bazı kurumların güçlendirilmesi yerine lağvedilmesi ve yeniden kurgulanması gerektiğini, ayrıca kurumların özellikle de ordunun siyasi olarak tarafsız olması gerektiğinin anayasada vurgulanmasının zorunlu olduğunu belirtti.  
Şam heyeti ise ‘ordunun ve kurumların, terörizme ve dış müdahalelere maruz kalmalarına rağmen direnebildiklerini, meşru olduklarını ve kısmi ya da külli olarak lağvedilmelerinin söz konusu olamayacağını’ ifade etti. Suriye rejimi temsilcilerinden biri “Irak’ta ordunun ve kurumların yeniden yapılandırılması girişimi felaketlerle sonuçlandı, uluslararası kuruluşların reform önerileri başarısızlık doğurur” dedi. Bunun üzerine muhalefeti temsil eden heyet, ‘’Devlet kurumlarının tüm Suriye topraklarında yeniden aktif olabilmesi için reform kaçınılmazdır. Reformun en önemli öğelerinden biri de kurumların yeniden yapılandırılması, yolsuzluğa ve halka yönelik suçlara bulaşanların yargılanması ve hesap verebilirliğin sağlanmasıdır. Mevcut ordu halkı koruma konusunda tarafsız olamaz ve yeniden yapılandırılması bir zorunluluktur. Aksi takdirde devlet çöker ya da başarısız bir devlet olarak kalır” görüşlerini savundu.
Hükümet temsilcisi heyet ise, ‘Devlet kurumları ayaktadır ve yapılandırmaya değil reforma ihtiyacı vardır, ancak reform ve yapılandırma yıkımın ya da dış müdahalenin bahanesi olmamalıdır. Ordu tarafsız olamaz, hiçbir ordu halkının çıkarlarını koruma noktasında tarafsız değildir. Yolsuzluk ise ferdi olaylardır ve direnen Suriye kurumlarının tümünün lekelenmesine olanak sağlamaz.’ ifadelerini kullandı. Katılımcılardan biri, ‘’Reform hali hazırda devam ediyor, bu alternatif kurumlar inşa edilmesini gerektirmez, başka ülkelerde alternatif kurumların inşa tecrübeleri başarısızlığa mahkum olmuştur” dedi.

Anayasa ve uluslararası anlaşmalar 
Kuzberi başkanlığındaki oturumda, Hadi el-Bahra ‘uluslararası anlaşmaların anayasal statüsüyle’ ilgili konuyu gündeme taşıdı. Bu öneriye göre, uluslararası anlaşmaların anayasaya eklemlenmesi ve resmi gazetede yayınlanarak kanunlaştırılması teklif edildi. Bazı katılımcılar, uluslararası anlaşmaların anayasayla korunması konusunun doğal olduğunu ve ayrıca anılmasının gereksiz olduğunu iler sürdü. Bazı katılımcılar ise teknik sorular sordu. Örneğin; bu anlaşmalar imzalanmasının ardından anayasaya mı eklenir, yoksa önce anayasayla uyumu gözden geçirildikten sonra mı anlaşma yapılır, ilgili yasaların bu konuda düzenlenmesi nasıl olacaktır?  
Muhalefeti temsil eden heyet, insan haklarıyla ilgili yapılan uluslararası anlaşmaların anayasada anılmasını teklif ederken, Şam rejiminin temsilcileri hükümetin insan hakları ihlalleri gerçekleştirdiği suçlamalarını reddederek, uluslararası anlaşmaların, Suriye devletinin egemenlik haklarını ihlal etmesi ihtimaline karşı uyarıda bulundu. Suriye rejimi temsilcilerinden biri, “Önerilen bu ilke Suriye’yi uluslararası vesayete dahil etme girişimidir” dedi. Bunun üzerine yaşanan sert tartışmalar oturuma bir süre ara verilmesini gerektirdi.  

Adalet mi, intikam mı? 
Muhalefet temsilcileri, ‘geçiş dönemi hukuku ve adaletin sağlanmasıyla’ ilgili öneride bulundu. Öneriye göre, devletin kapsamlı bir yasa tasarısı benimseyerek, geçmişteki savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve insan hakları ihlallerinin etkilerini iyileştirmeye yönelik adımlar atması ve toplumsal barışı inşa etmeyi amaçlayan ‘geçiş dönemi hukukunu’ uygulayacağına dair taahhütte bulunması gerektiği kaydedildi. Geçmişteki suçların zaman aşımına uğrayamayacağı, sorumlularının cezalandırılması gerektiği, bu bağlamda bir dizi reformun gerçekleşmesinin taahhüt edilmesi gerektiği ve hesap verebilirliğin uygulanmasının zorunlu olduğu vurgulandı.  
Şam rejimi heyeti bu önerinin “dış müdahaleye kapı açtığını ve Suriye'ye yönelik uluslararası savaşın amaçlarından biri olan; devlet kurumlarının ve sosyal dokunun bozulmasıyla sonuçlanacağını” iddia ederek itiraz ettiler. Katılımcılar arasında bu konuda hararetli tartışmalar yaşandı. Şam heyeti bu metnin şimdiden Suriye hükümetini suçlu ilan ettiğini öne sürdü. Muhaliflerden biri söz alarak, “bu önerimizin benzerleri birçok Arap ve diğer devletlerin anayasalarında bulunuyor, konu intikam alma meselesi değil geçiş döneminde adaletin sağlanmasıdır. Kalıcı sürdürülebilir bir barışın sağlanabilmesi için bir dizi önlem alınması zorunludur. Bu önlemlerin bir kısmı suçluların yasalar önünde hesap vermelerinin sağlanması bir kısmı ise kurbanların onurlarının iadesi, zararlarının mümkün mertebe tazmin edilmesi ve kurumların ıslah edilmesidir” diye konuştu.

Taslaklar üzerindeki değişiklikler 
Toplantıların son oturumunun gerçekleştiği cuma günü, taraflar daha önce sundukları önerilerin taslaklarında değişikliklere gitti. BM Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen, Kuzberi ve el-Bahra'ya oturumları başarılı bir şekilde yönettikleri için teşekkür etti. Pedersen, müzakerelerin yavaş ilerlemesi ve ilerleme kat edilmesi gereken konularda somut uzlaşıların sağlanmasına ilişkin yetersizliğe işaret ederek, bu hızla devam edilmesi durumunda ilkeler üzerinde uzlaşmanın dahi yıllar alabileceği uyarısında bulundu ve tüm komite üyelerine “uzlaşma duygusu içinde hareket ederek Suriye halkının desteğini alabilecek anayasal metinler hazırlamak üzere çalışma tavsiyesinde bulundu”. Eş başkanların, Suriye Anayasa Komitesi toplantılarının 9. turunun 25-29 Temmuz'da yapılması konusunda anlaşmaya vardığı öğrenildi.
 



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.