Lübnan, İsrail ile sınır anlaşmazlığı dosyasında ABD arabuluculuğuna bağlı kalıyor

İsrail Donanmasına ait iki savaş gemisi, önceki gün, Lübnan kıyılarında (EPA)
İsrail Donanmasına ait iki savaş gemisi, önceki gün, Lübnan kıyılarında (EPA)
TT

Lübnan, İsrail ile sınır anlaşmazlığı dosyasında ABD arabuluculuğuna bağlı kalıyor

İsrail Donanmasına ait iki savaş gemisi, önceki gün, Lübnan kıyılarında (EPA)
İsrail Donanmasına ait iki savaş gemisi, önceki gün, Lübnan kıyılarında (EPA)

Lübnan İsrail ile sınır anlaşmazlığı dosyasında ABD arabuluculuğuna bağlı kalıyor ve gerilimden kaçınmak ve güney sınırlarındaki herhangi bir tırmanışı kontrol altına almak için diplomatik çabalar yürütüyor. Lübnan, bu hafta sonu ABD'li arabulucu Amos Hochstein'ın Lübnan ile İsrail arasındaki deniz sınırının çizilmesi dosyasını görüşmek üzere Beyrut’a gelmesini bekliyor.
İngiltere merkezli Energean şirketi, doğal gaz üretim ve depolama ünitesi gemisinin Hayfa'nın yaklaşık 80 km batısındaki Kariş sahasına geldiğini duyurdu. Şirket, yılın üçüncü çeyreğinde çalışmalara başlanmasının planlandığını bildirdi. Lübnan, Kariş sahasının tartışmalı sularda bulunduğunu iddia ediyor. İsrail, ise bu sahanın kendi münhasır ekonomik bölgesinin bir parçası olduğunu söylüyor.
İsrail, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, anlaşmazlığın, ABD arabuluculuğuyla diplomatik olarak çözülmesi gereken bir "sivil mesele" olduğunu söyledi.
Lübnan makamları, Kariş sahasına üretim ve depolama gemisinin gelmesinin ardından dün (Salı) Hochstein'ı İsrail ile deniz sınırlarının çizilmesine ilişkin müzakerelerin tamamlanmasını görüşmek üzere Lübnan'a davet etti. 
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD'li arabulucu Amos Hochstein'ın Lübnan ve İsrail arasındaki deniz sınırlarının çizilmesi dosyasını görüşmek üzere önümüzdeki Pazar veya Pazartesi günü Beyrut'u ziyaret edeceğini doğruladı.
Lübnan Cumhurbaşkanlığı dün, Cumhurbaşkanı Mişel Avn'ın denizcilik hareketlerinden sonra ortaya çıkan ve Energean Power LNG üretim birimi gemisi tarafından tartışmalı deniz sınır bölgesi açıklarında ortaya konan gelişmeleri ele almak için devam eden temasları takip ettiğini duyurdu. 
Lübnan Cumhurbaşkanlığı, “ABD’li arabulucunun, Lübnan tarafının talebi üzerine bu hafta sonunda veya gelecek hafta başında Beyrut'a geleceğini, deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik müzakerelerin tamamlanmasının görüşülmesi ve bir an önce bitirilmesi için çalışma yürütüleceğini” açıkladı. Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Avn'ın ordu komutanlığından geminin deniz sınırındaki hareketleri hakkında raporlar aldığı ifade edildi.
ABD arabuluculuğunu etkinleştirerek diplomatik bir çözümün benimsenmesi, geminin Kariş sahasına gelmesinden sonra ortaya çıkan gerilimi azaltmayı amaçladığı görülüyor. Dosyaya hâkim Lübnanlı kaynaklar, diplomatik çözümün Lübnan'ın tüm haklarını elde etmesine bağlı olduğunu söylüyor. Lübnanlı kaynaklar Şarku'l Avsat'a yaptıkları açıklamalarda, gerilimin tırmandığını belirterek, çatışmanın önlenmesinin tek yolunun Lübnan'ın tüm haklarını elde etmesi olduğunu ifade ediyorlar.
Lübnanlı kaynaklar, “İsrail, Lübnan'ın münhasır ekonomik bölgesi üzerinde hak iddia ettiği sürece, gerilim tırmanır. Saldırgan olan Lübnan değil, Lübnan ekonomik bölgesine saldıran İsrail. Hochstein'ın önümüzdeki Pazar günü yapacağı ziyarette tam bir çözüme ulaşılıp ulaşılmayacağını bilmiyoruz. İşler kötü olduğu için ABD’li arabulucunun ziyaretinin aceleye getirilmesinde ısrar edildi. İki taraf arasında arabuluculuk görevine devam etmesi gerekiyor” dedi.
İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz önceki gün yaptığı açıklamada, Lübnan'ın çağrısının bir İsrail çağrısıyla örtüştüğünü belirterek, Lübnan ile ihtilafın "ABD arabuluculuğu aracılığıyla diplomatik olarak çözülecek bir sivil sorun olduğunu" söyledi.
Lübnanlı kaynaklar, “Hochstein'ın ne çözümler getireceği konusu henüz belli değil ve değişmeyen tek şey, Meclis Başkanı Berri tarafından Ekim 2020'nin başlarında açıklanan ve deniz sınırlarının çizilmesini ve her iki tarafın karasularının ve kendi ekonomik bölgesinin sınırlarının belirlenmesini öngören çerçeve anlaşmasıdır. Çerçeve anlaşması, sınırları belirlemek ve çatışmayı çözmek için mevcut tek formül ve mekanizma” değerlendirmesinde bulundu.
Lübnan Başbakanı Necip Mikati, "Lübnan devletinin diplomatik yollarla olumlu sonuçlar elde etmek ve dolaylı müzakereleri yeniden harekete geçirmek için ele alınan bu egemenlik dosyasının verilerini ayrı bir titizlikle takip ettiğini" yineledi. Mikati, tüm Lübnanlıları ilgilendiren ve Lübnan'ın suları, doğal kaynakları ve istikrarı üzerindeki haklarını koruyan bir dosya olduğu için bu dosyayı iç tartışmalardan ve siyasi hesaplardan uzak tutmanın önemini vurguladı.
Lübnan ile İsrail arasında yaklaşık 860 kilometrekarelik deniz sahası anlaşmazlığı bulunuyor. Lübnan müzakere heyeti ise tartışmalı bölgenin 2 bin 290 kilometre olduğunu söylüyor. İki ülke de bu bölgenin kıta sahanlığında hak iddia ediyor. Lübnan yürütme makamı, Lübnan'ın 2010 yılında Birleşmiş Milletler'e tevdi ettiği 6433 sayılı Kararname'de yapılan değişiklikleri imzalaması için çağrıda bulunuyor.
Ülkenin siyasi ittifaklara tanık olduğu bir zamanda, değiştirilen kararnameyi imzalama çağrısının arka planında son üç gün içinde siyasi gerilimler tırmandı. İsrail, bu yılın üçüncü çeyreğinde üretim yapmayı planladığı sahanın arama, geliştirme ve keşif sürecine sekiz yıl önce başladı.
Lübnan değerlendirmeleri dün, Lübnan'ın Hof Hattı (tartışmalı bölgeyi iki taraf arasında 860 km'lik bir alana bölen) ve Hochstein Hattı (Lübnan'ın kendi hakkı olarak gördüğü alanın yüzde 20'lik bir kısmı) arasında seçim yapmak konusunda iki çözümle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu.  Ancak dosyayla ilgili Lübnanlı kaynaklar, Şarku'l Avsat'a "Hof hattının ABD elçisi Frederick Hof tarafından 2012'de ortaya atıldıktan uzun zaman önce sona erdiğini" söylediler. Hochstein girişiminin 18 Mart'ta üç başkan Avn, Berri ve Mikati'yi bir araya getiren toplantının ardından birleşik bir Lübnan pozisyonuyla karşı karşıya kaldığını ifade eden kaynaklar, ABD'li arabulucuya çerçeve anlaşmasına uygun olarak faaliyetlerine devam etmesi çağrısında bulundular.
Birleşmiş Milletler, Lübnan'ın diplomatik müzakerelerin yeniden başlatılması çağrısını destekliyor. BM dün yaptığı açıklamada Lübnan ve İsrail'i, aralarındaki anlaşmazlıkları müzakereler yoluyla çözmelerini desteklediğini bildirdi. Örgüt, Lübnan ile ihtilaflı deniz bölgesinde İsrail için gaz üretmeye başlamak üzere Pazar günü Kariş doğalgaz sahasına bir depolama ve boşaltma gemisinin geldiği hakkında bilgi aldığını da belirtti.
Birleşmiş Milletler’in resmi internet sitesi, BM Genel Sekreter Antonio Guterres'in Sözcüsü Stephane Dujarric'in şunları söylediğini aktardı: "Durumu yakından takip ediyoruz. Lübnan Özel Koordinatörü Joanna Veronica, bu konuyla ilgili olarak üst düzey Lübnanlı yetkililerle temas halinde. Hem İsrail'i hem de Lübnan'ı her türlü anlaşmazlığı diyalog ve müzakere yoluyla çözmeye teşvik ettiğimizi vurgulamakta fayda var" dedi.
Dujarric, “Lübnan ve İsrail arasındaki deniz sınırlarını belirlemek için ortaya konan çerçeve anlaşması Ekim 2020'de açıklandığında, Genel Sekreter Guterres, ‘taraflarca talep edildiği gibi kapasite ve yetki dahilinde’ BM'nin süreci desteklemeye tamamen bağlı kalacağını söyledi.”
ABD de müzakerelerin yeniden başlamasını destekliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price Pazartesi günü yaptığı açıklamada şunları söyledi: “İki taraf iyi niyetle müzakere ederse ve her iki ülkeye de fayda sağlayacaksa, deniz sınırı üzerinde bir anlaşma mümkündür. Bu amaçla, karşılıklı yarar sağlayan bir anlaşmaya varma çabalarını güçlü bir şekilde destekliyoruz.”



Taiz’de Husilerin sivillere yönelik saldırıları ağır can kayıplarına yol açtı

Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)
Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)
TT

Taiz’de Husilerin sivillere yönelik saldırıları ağır can kayıplarına yol açtı

Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)
Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)

Yemen’in Taiz vilayeti, Husilerin devam eden askerî saldırısıyla karşı karşıya. Yerleşim bölgeleri ve köylere yönelik bombardıman sürerken, sivillerin hareket özgürlüğü ve temel ihtiyaç maddelerine erişimi üzerindeki kısıtlamalar da ağırlaşıyor. İnsan hakları raporları, yüzlerce sivilin öldüğünü veya yaralandığını, yüzlerce kişinin kaçırıldığını ve yüzlerce ev ile aracın zarar gördüğünü ortaya koyuyor.

Yemen Hak ve Özgürlükler Ağı, Husilerin vilayetteki sivillere ve sivil varlıklara yönelik gerçekleştirdiğini belirttiği bin 891 suç ve ihlali, 1 Eylül’den 22 Ekim’e kadar olan dönemi kapsayan “Taiz... Kanlı İşgal ve Sistematik Öldürme” başlıklı raporunda belgeledi.

Bu bilanço, ağın 24 saat içinde 21 yeni suç ve ihlali daha kayda geçirdiği ve yerleşim bölgelerine yaklaşık 213 mühimmat atıldığını bildirdiği bir zamanda açıklandı.

Husilerin Taiz’e düzenlediği roket saldırısının ardından evlerinin enkazı arasında yürüyen kent sakinleri (AP)
Husilerin Taiz’e düzenlediği roket saldırısının ardından evlerinin enkazı arasında yürüyen kent sakinleri (AP)

52 günlük dönemi kapsayan rapora göre ihlaller sonucunda 7’si bebek olmak üzere 38 çocuk, 27’si kadın olmak üzere 212 sivil hayatını kaybetti. Yaralanan 319 sivilin 29’unu çocuklar, 46’sını ise kadınlar oluşturdu.

Raporda ayrıca 23 kişinin sahada infaz edildiği, beş toplu katliam yaşandığı ve 314 kişinin kaçırılma ya da zorla kaybedilme vakasına konu olduğu belirtildi. Kaçırılanlar arasında, aileleri üzerinde baskı kurmak amacıyla rehin tutulan 14 çocuk da bulunuyor. Öte yandan, hükümet güçleriyle bağlantılı olduğundan şüphelenilen kişileri aramak amacıyla 516 eve baskın düzenlendiği kaydedildi.

Geniş çaplı hasar

İnsan hakları kuruluşunun açıkladığı veriler, sivil mülklere verilen zararın boyutunu da gözler önüne seriyor. Bombardımanlarda 356 evin zarar gördüğü, bunlardan 98’inin tamamen yıkıldığı ve üç evin daha patlayıcılarla havaya uçurulduğu belirtildi. Ayrıca 131 sivil araç hasar gördü, vatandaşlara ait 36 araç ve ulaşım aracı yağmalandı.

Ağın belgelediği son olaylarda 2 çocuk hayatını kaybetti, aralarında iki kadının da bulunduğu üç sivil yaralandı. Dört kişi kaçırılarak bilinmeyen yerlere götürüldü. Üç eve baskın düzenlenip yağmalanırken yedi ev zarar gördü; bunlardan ikisi tamamen yıkıldı.

Hayatını kaybeden çocuklardan Ammar Yasir eş-Şureyhi’nin ağın aktardığına göre Husiler tarafından Sabr bölgesindeki Akme köyünde bulunan evinden kaçırıldığı, daha sonra ise öldürülmüş hâlde bulunduğu belirtildi.

Taiz kentinde cuma namazının ardından Husiler aleyhine slogan atan kent sakinleri (Reuters)
Taiz kentinde cuma namazının ardından Husiler aleyhine slogan atan kent sakinleri (Reuters)

Rapora göre bombardıman ve keskin nişancı saldırıları Kahlan ve Şakab köylerine, Eski Havalimanı Mahallesi’ne, Dıbab, Mihal ve Necd Kasim bölgelerine kadar uzandı.

Sabr el-Mevadim ilçesine bağlı Kahlan köyünde havan mermilerinin iki eve isabet ettiği, evlerin eşyalarının zarar gördüğü ve bazı hayvanların telef olduğu bildirildi. Hedef alınan ailelerden birinin üyeleri arasında yaralanan olmadığı kaydedildi.

Sivilleri hedef alan kapsamlı saldırılar

Saldırıların sonuçları can kayıpları ve maddi yıkımla sınırlı kalmadı. Yemen Hak ve Özgürlükler Ağı, raporun kapsadığı dönemde Husilerin yaklaşık 9 bin 876 mühimmat kullandığını, 3 Eylül’den bu yana vilayet üzerindeki kuşatmayı sıkılaştırdığını ve yasa dışı 26 kontrol noktası ile kontrol bariyeri kurduğunu bildirdi.

Raporda ayrıca Heyce el-Abd yolu üzerindeki bir geçidin patlatıldığı ve Taiz’i Lahic vilayeti üzerinden Aden’e bağlayan ana yolun kesildiği ifade edildi.

Husiler gıda, ilaç, yakıt, oksijen tüpleri ve içme suyunun bölgeye girişini engellemekle suçlandı. Yardım konvoyları ve ticari sevkiyatların yanı sıra kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların ve çocuk aşılarının ulaştırılmasının da aksatıldığı belirtildi.

İnsan hakları ağı, hastanelerin, kanser tedavi merkezlerinin ve diyaliz ünitelerinin jeneratörlerini çalıştırmak için gereken yakıtın engellenmesinin hastaların hayatını tehlikeye attığı uyarısında bulundu. Şarku’l Avsat’ın Ağ’dan aktardığına göre saldırılar ve kuşatma nedeniyle vilayette yaklaşık 280 bin kişi yerinden edildi.

Taiz’de Husilerin saldırısına uğrayan bir ambulans (AFP)
Taiz’de Husilerin saldırısına uğrayan bir ambulans (AFP)

Raporda ayrıca biri özel, dördü devlet okulu olmak üzere beş okulun operasyon merkezine, silah deposuna ve hapishaneye dönüştürüldüğü öne sürüldü. Üç ambulansın, üç sağlık tesisi ve hastanenin saldırılarda hedef alındığı, beş sağlık çalışanının hayatını kaybettiği kaydedildi.

Ağ, başka bir başlık altında Husilerin Maafir ilçesine bağlı Samika bölgesinde, toplumun en dezavantajlı kesimlerinden gençleri kültürel ve askerî eğitim programlarına katılmaları için teşvik ettiğini ve ardından vilayetin güneyindeki cephelere göndermeyi amaçladığını bildirdi. Kuruluş, özellikle çocukların silahlı gruplara katılmaya zorlanması ve en savunmasız kesimlerin istismar edilmesi konusunda uyarıda bulundu.

Yemen Hak ve Özgürlükler Ağı, Taiz’in afet bölgesi ilan edilmesini, bombardımanın durdurulmasını, kuşatmanın kaldırılmasını, yolların açılmasını ve insani yardımların ulaştırılmasının güvence altına alınmasını istedi.

Yemen Kadınları Güçlendirme Vakfı ise kadınların, çocukların ve sağlık çalışanlarının korunması, bağımsız soruşturmalar yürütülmesi ve ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesi çağrısında bulundu.


Etiyopya’daki Megech Barajı, Mısır’a akan Nil sularını etkiliyor mu?

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
TT

Etiyopya’daki Megech Barajı, Mısır’a akan Nil sularını etkiliyor mu?

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)

Etiyopya hükümeti tarafından dün yapılan açıklamada, kalkınma amacıyla inşa edilen yeni bir barajın açılışı duyuruldu. Söz konusu açılış, Kahire ile Addis Ababa arasında Rönesans Barajı konusundaki derin görüş ayrılıklarının ve yeni baraj yapımlarına yönelik itirazların sürdüğü bir dönemde gerçekleşti.

Megech adıyla bilinen barajın ‘su akışlarını etkilemediği’ yönündeki değerlendirme Kahire tarafından 2013 yılında dile getirilmişti.

Etiyopya Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Başbakan Abiy Ahmed’in, ‘tarihi Gondar şehri ve çevresi için önemli bir kalkınma adımı’ olarak nitelendirilen Megech Sulama Barajı Projesi’nin resmi açılışını gerçekleştirdiği bildirildi.

Dışişleri Bakanlığı verilerine göre, 185 milyon metreküp depolama kapasitesine sahip barajın, 17 bin hektardan fazla tarım arazisine sulama imkanı sağlaması, on binlerce çiftçinin yararlanmasını ve Gondar ile çevre şehirlere güvenilir temiz içme suyu temin etmesi bekleniyor.

Abiy Ahmed, projenin kentsel tarımı geliştirerek yeni ekonomik fırsatlar yaratacağını ve gençler için istihdam olanağı sunacağını ifade etti.

Mısır makamlarından açılışa ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak dönemin Mısır Sulama Bakanı Muhammed Abdulmuttalib Aralık 2013’te yaptığı açıklamada, Mısır’ın teknik incelemelerine dayanarak Etiyopya’nın Tana Gölü’nün kuzeydoğusundaki Gondar şehri yakınlarında inşa ettiği Megech Barajı projesinin Nasır Gölü’ne ulaşan su akışını etkilemediğini ve barajın yalnızca içme suyu ile sulama amaçlı olduğunu belirtmişti.

Mısır Eski Sulama Bakanı Hüsam Megazi de dün yaptığı açıklamada, söz konusu barajın Mavi Nil havzasının ve Nil Nehri güzergahının dışında yer aldığını doğruladı. Megazi, Mısır’ın su kaynaklarının bu barajdan kesinlikle etkilenmediğini ve Mısır’ın su payı üzerinde herhangi bir yansımasının bulunmadığını vurguladı.

Megazi ayrıca, Mavi Nil üzerinde mevcut olan tek barajın Rönesans Barajı olduğunu ve bu barajın Mısır üzerinde kesin bir etkisi bulunduğunu kaydetti.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)

Kahire Üniversitesi Jeoloji ve Su Kaynakları Profesörü Abbas Şaraki, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu baraj, Amhara eyaletindeki Tana Gölü havzasında yer alan küçük barajlardan biri. Depolama kapasitesi milyarlarca değil, yaklaşık 185 milyon metreküp civarında. Bu durum onu, temel amacı yaklaşık 40 bin dönümlük arazinin sulanmasında kullanılmak üzere sınırlı miktarda su tutmak olan küçük bir baraj yapmakta” ifadelerini kullandı.

Etiyopya’nın baraj projelerini artırması ve bunun Kahire ile ilişkilere yansımalarına değinen Şaraki, “Projeler Mısır’ın su kaynaklarını etkilemediği ve tam bir koordinasyon içinde yürütüldüğü sürece Kahire bunlara karşı çıkmaz” değerlendirmesinde bulundu.

Şaraki, “Ancak Mısır’ın veya başka bir ülkenin kaynaklarına bir etkisi varsa, önceden istişare ve koordinasyon yapılması şart” diyerek, Kahire’nin daha önce defalarca dile getirildiği üzere kalkınmaya karşı olmadığını vurguladı.

Etiyopya’nın Megech Barajı adımı, Mısır ile Rönesans Barajı konusundaki anlaşmazlıkların sürdüğü bir dönemde atıldı. Kahire ile Addis Ababa arasında yaklaşık on yıl boyunca yürütülen müzakereler, 2023 yılında tekrar başlatılmadan önce 3 yıl süreyle askıya alınmış, ancak Etiyopya’nın bir anlaşmaya varmayı reddetmesi üzerine 2024 yılında yeniden dondurulmuştu.

Şarku’l Avsat’ın resmi haber ajansı MENA’dan aktardığına göre yetkili bir kaynağın demecine göre geçtiğimiz ağustos ayında Mısır, su konusunun ‘milli güvenlik ve kırmızı çizgi’ olduğunu yineleyerek, ‘Nil üzerinde yeni barajların inşasını reddettiğini’ bildirmişti. Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de o dönemde Nil Nehri dosyası ve Rönesans Barajı krizindeki gelişmeler karşısında ‘meşru müdafaa hakkının’ kullanılabileceğini ifade etmişti.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Sulama Bakanı Hani Suveylem, geçtiğimiz günlerde Mısır Forumu kapsamındaki bir oturumda yaptığı açıklamada, Mısır devletini Etiyopya barajının risklerinden ve alınabilecek tek taraflı önlemlerin etkilerinden korumak amacıyla geçmiş dönemlerde Mısır tarafından çabalar sarf edildiğini belirterek; su arıtma tesislerinin kurulduğunu, kanal betonu kaplama projeleri ile Yeni Delta Projesi gibi çeşitli adımların hayata geçirildiğini ifade etti.

Suveylem o dönemde, “Nil Havzası sadece Etiyopya’dan ibaret değil; çözümler mevcut ancak tüm tarafların bu yönde gerekli niyeti göstermesi gerekmektedir” vurgusunda bulundu.

Etiyopya’nın barajlara ilişkin devam eden adımları karşısında Mısır’ın su haklarını korumasını güvence altına alacak seçeneklere ilişkin değerlendirmede bulunan Megazi, Mısır’ın bağlayıcı bir anlaşmanın gerekliliğini vurgulayarak görüşünü ortaya koyduğunu, bu hususun uluslararası platformlarda gündeme getirildiğini ve Mısır’ın bunu her fırsatta dile getirmekten çekinmediğini belirtti. Megazi, Mısır’ın diplomasi yolunu defalarca izlediğini ve Mavi Nil üzerinde başka bir barajın inşasına izin vermeyeceğini net bir şekilde ilan ettiğini vurguladı.

Şaraki ise yeni barajın doğrudan Mavi Nil yatağı üzerinde yer almadığını, Mavi Nil Havzası’na bağlı küçük kollardan biri olan küçük bir nehir üzerinde inşa edildiğini kaydetti. Şaraki, doğrudan Mavi Nil üzerinde yer alan ve Mısır’ın karşı çıktığı, henüz yapımına başlanmamış planlanan diğer üç barajın aksine, bu barajın depolama kapasitesinin küçüklüğü ve havzadaki küçük barajlardan biri olması sebebiyle Mısır’ın su payı üzerindeki etkisinin neredeyse yok denecek kadar az ve çok zayıf olduğunu vurguladı.


İsrail el Halil’de onlarca Filistinliyi evlerini boşaltmaya zorluyor

İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)
İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)
TT

İsrail el Halil’de onlarca Filistinliyi evlerini boşaltmaya zorluyor

İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)
İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)

İsrail güçleri bugün şafak vakti, işgal altındaki Batı Şeria’nın güneyinde yer alan el Halil kentindeki Celde ve Deyr Baha bölgelerinde onlarca Filistinliyi evlerini boşaltmaya zorladı.

Filistin haber ajansı WAFA’nın yerel kaynaklara dayandırdığı habere göre, “İşgal ordusuna bağlı çok sayıda asker iki bölgeye baskın düzenleyerek çevrelerini kuşattı ve onlarca vatandaşı evlerini boşaltmaya zorladı.” Haberde, İsrail güçlerinin geniş çaplı bir gözaltı operasyonu gerçekleştirdiği de belirtildi.

Ajans, el Halil vilayetinde önceki günden bu yana geniş çaplı bir saldırının sürdüğünü, İsrail güçlerinin kente, köylere, kasabalara ve mülteci kamplarına ulaşan bütün girişleri kapattığını bildirdi.

El Halil Valisi Halid Dudin ile el Halil Belediye Başkanı Yusuf el-Caberi, söz konusu bölgelerden yerinden edilenlere ve kasaba girişlerinde mahsur kalan vatandaşlara yardım sağlamak amacıyla vilayet genelinde acil durum planı açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiğı bilgiye göre İsrail güçleri dün de el Halil kentinin batısındaki Feraş el-Heva bölgesinde üç daireden oluşan bir konut binasını yıktı. Bölgeyi ve kentin çevre yoluna bağlanan tek güzergâhı oluşturan ana girişini kapatan İsrail güçleri, vatandaşların ve araçlarının bölgeye girişini ve çıkışını engelledi. Ayrıca el Halil kentine ulaşan tüm giriş ve yolları kapattı.

İsrail ordusu ve iç istihbarat servisi Şin Bet, iki askerin hayatını kaybettiği saldırının ardından işgal altındaki Batı Şeria’nın el Halil bölgesinde terörle mücadele operasyonu başlattıklarını açıkladı.

İsrail ordusu dün el Halil yakınlarında düzenlenen silahlı saldırıda 2 İsrail askerinin öldüğünü, 3 askerin yaralandığını duyurdu. Ordu ayrıca saldırıyı gerçekleştiren ve el Halil kentinden oldukları belirtilen 2 Filistinlinin öldürüldüğünü bildirdi.