UAEA Yönetim Kurulu’ndan İran’a kınama

Tahra yönetiminden oy çokluğuyla alınan kınama kararına tepki geldi.

UAEA, 8 Ağustos 2019’da Natanz nükleer tesisinde güvenlik kamerası kurdu.  (AP)
UAEA, 8 Ağustos 2019’da Natanz nükleer tesisinde güvenlik kamerası kurdu. (AP)
TT

UAEA Yönetim Kurulu’ndan İran’a kınama

UAEA, 8 Ağustos 2019’da Natanz nükleer tesisinde güvenlik kamerası kurdu.  (AP)
UAEA, 8 Ağustos 2019’da Natanz nükleer tesisinde güvenlik kamerası kurdu. (AP)

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu’nda ezici çoğunlukla, üç yerde tespit edilen nükleer bulgulara ilişkin ‘tatmin edici açıklamalarda bulunmadığı’ için’ İran’ı kınayan bir karar alındı. Yönetim Kurulu kararında, İran'ın nükleer programının barışçıl olarak sürdürülmesini sağlamak yönündeki çabaların desteklenmeye devam edileceği kaydedildi. Ajansa bildirilmeyen söz konusu üç yerde tespit edilen nükleer bulguların ‘ciddi endişeye neden olduğu’ ifade edilen kararda, Tahran yönetiminin, kurumla tam ve zamanında iş birliği yapmasının önemi vurgulandı. Kararda, Ajans’ın, Güvence Denetimi Anlaşması kapsamında, beklemede olan sorunları çözüme kavuşturmak için İran'la çalışmaya hazır olduğu belirtilerek, İran’a, sorunların giderilebilmesi için vakit kaybetmeden eyleme geçmesi çağrısında bulunuldu. UAEA Yönetim Kurulu’nun söz konusu kararı 30 üyenin evet, iki üyenin hayır ve üç üyenin ise çekimser oy vermesi ile alındı. ABD, İran’ı ‘uranyum izleri rastlanan bildirilmeyen bölgelerle ilgili’ iş birliği yapması konusunda sert bir tonda uyardı. İran ise nükleer tesislerinden birindeki iki güvenlik kamerasını kaldırarak ve Natanz nükleer tesisinde altıncı nesil santrifüjleri çalıştırarak karara tepki gösterdi. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Batı’nın bu adımına karşı bir dizi önlem alacaklarını vurguladı.
UAEA Yönetim Kurulu’nun kararının ardında Şarku’l Avsat’a açıklamada bulunan Batılı bir diplomat şunları söyledi:
“İran’la ilgili karar çok farklı ülkelerin ortak görüşünü yansıtıyor. Bu da İran’ın UAEA ile acil bir şekilde iş birliğine gitmesi gerektiğini gösteriyor. Muhtemelen İran bu karara sert bir dille tepki gösterecektir. Şimdi gelecekte atılacak adımları inceleyeceğiz ve İran’la müzakerelere dönmeye odaklanacağız. Gerçi bu müzakerelerde anlaşmaya varmanın zor olduğunun farkındayız ama yine de deneyeceğiz.” 
UAEA Yönetim Kurulu’nda alınan karara Rusya ve Çin itiraz ederlerken Libya, Pakistan ve Hindistan ise çekimser oy kullandı. Karar metnine göre, ‘İran’ın yeterince iş birliği yapmaması nedeniyle Ajans’a bildirilmemiş bölgelerde niçin uranyum bulgularına rastlandığının yanıtı çözülemedi.’ Bu durumun endişe verici olduğu belirtilen kararda İran’dan derhal acil bir şekilde daha fazla iş birliği yapması istendi.
ABD'nin UAEA Temsilcisi Büyükelçi Laura Susan Holgate üye ülkeleri, Avrupa Üçlüsü (Fransa, Almanya ve İngiltere) ile birlikte sundukları karar taslağını desteklemeye davet etti. Holgate şu açıklamada bulundu:
“Burada amacımız siyasi olarak gerilimi tırmandırmak değil, askıda olan sorunları ve İran’ın sunması gereken nükleer garantiler konusunu çözüme kavuşturmaktır. Yönetim Kurulu, İran'ı yükümlülüklerini yerine getirmemesinden sorumlu tutmak için uygun önlemleri alma sorumluluğuna sahiptir. UAEA Başkanı Rafael Grossi eğer İran'dan geçmişteki gizli faaliyetleri hakkında net yanıtlar aldığını Yönetim Kurulu’na bildirirse, Ajans’ın bu konuda herhangi bir adım atmasına artık gerek kalmayacaktır. İran’ın kınanmasını destekliyoruz. Ancak bu kınamanın İran’ın Ajans’la olan iş birliğini azaltmasına neden olmamasını da umuyoruz. İran'ın bu karara karşılık şeffaflığı azaltmayı planladığına dair haberler doğruysa bu çok talihsiz bir durum olur ve almak istediğimiz diplomatik sonuçlarla çelişir. İran’la gerilimi tırmandırmak istemiyoruz ancak bu sorunlar çözülmeli.”  
Avrupa Birliği'nin Yönetim Kurulu'ndaki temsilcisi de Yönetim Kurulu üyelerine, ABD-Avrupa karar taslağını desteklemeleri çağrısında bulundu. AB temsilcisi Yönetim Kurulu Toplantısı’nda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
“Avrupa Birliği daha önce bildirilmemiş bölgelerde izine rastlanan uranyum partikülleriyle ilgili endişelerini defalarca dile getirdi ve İran’ı UAEA ile etkin bir iş birliği yapması ve gerekli açıklamalarda bulunması için defalarca uyardı. İran’ın önünde açıklama yapmak için yeterince fırsat vardı ancak bu konuda çok az ilerleme kaydedilebildi. Daha da endişe verici olan; müfettişlerin tespit ettikleri bulguların hala İran’da farklı yerlerde nükleer faaliyetler olabildiğine işaret etmesidir. İran ikna edici açıklamaları yaparak, nükleer faaliyetlerinin barışçıl olduğu güvencesini vermelidir.”  
Suudi Arabistan’ın BM Daimi Temsilcisi Prens Abdullah bin Halid bin Sultan bin Abdülaziz, "İran, nükleer programını geliştirmek için üye ülkelerin sabrından yararlanarak, inandırıcılığı olmayan yorumlarda bulunma konusundaki muğlak yaklaşımını sürdürüyor" dedi. İran'a UAEA ile iş birliği çağrısında bulunan Prens Abdullah, Yönetim Kurulu’ndan da Ajans Başkanı Grossi’ye tam destek vermelerini talep etti.  
İran önceki gün, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kuruluna sunulan karar taslağına yanıt olarak bir nükleer tesiste Ajans'ın gözlem için kullandığı iki kameranın kaldırıldığını açıkladı. İran Atom Enerjisi Kurumu'ndan yapılan açıklamada, nükleer tesislerinden birinde, Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın ek anlaşmaları uyarınca yerleştirilen, UAEA'ya ait çevrim içi zenginleştirme monitörü ile akış ölçer kameralarının kaldırıldığı belirtildi. Şarku’l Avsat’ın bu gelişmelerin, Viyana’daki nükleer müzakerelere etkisini sorduğu Batılı bir diplomat şu yanıtı verdi:
“Viyana’daki müzakereler zaten geçen mart ayından bu yana askıya alınmış durumda. Dolayısıyla o tarihten itibaren bir ilerleme kaydedilmemişti. Avrupa Birliği yetkilileri, İran ve ABD arasında arabulucu rolü üstlenerek müzakerelerin ilerletilmesi için çaba gösterdi ancak şu ana kadar başarılı olamadılar.”
Rusya'nın Birleşmiş Milletler (BM) Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mihail Ulyanov, UAEA Yönetim Kurulu’nda İran karşıtı bir karara alınmasının, Viyana’daki nükleer müzakereleri olumsuz etkileyeceği konusunda uyarmıştı.  

İran’ın tehditleri
İran resmi medyası, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın UAEA Yönetim Kurulu’nun kararına tepki olarak bir dizi önlem almayı kararlaştırdığını kaydetti. Abdullahian, “Karşı tarafa bir mesaj verdik; İran üzerinde siyasi baskı kurmak amacıyla bir karar vererek yeni bir yola giriyorsunuz, tehditleri sürdürür ve kınama kararı çıkarırsanız buna sessiz kalmayız” dedi. Abdullahiyan bu tepkisini, AB Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile Almanya, Fransa, Çin, Rusya ve İngiltereli mevkidaşlarına bildirdiğini belirtti. İran Dışişleri Bakanı, Kasım 2020'de ‘Amerikan Yaptırımlarını Kaldırma Yasası’na dayanan bir ‘nükleer adım paketini’ saatler içinde başlatabileceklerini kaydettiği açıklamasında şunları söyledi:
“Ancak karşı taraf siyasi ve diplomatik yolu izlemek istiyorsa, bu yolu akıllıca açmak için şimdiye kadar Amerikan tarafıyla mesaj alışverişi konusu da dahil olmak üzere birçok girişimde bulunduk. Amerikan tarafı önümüzdeki saatlerde yeniden düşünmez ve gerçekçi olmayan bir karar alır ve kararda ısrarcı olursa biz de boş duracak değiliz.”  
BM Viyana Ofisi Nezdinde Daimî Temsilcisi Vekili Büyükelçi Muhammed Rıza Gaibi de resmi IRNA haber ajansına yaptığı açıklamada, Batı’nın İran karşıtı yapıcı olmayan bir kararı benimsemesi durumunda ülkesinin ‘güçlü bir şekilde karşılık’ vereceğini söylemişti. İran, BM nezdinde henüz daimi temsilci atamadı. Gaibi görevden ayrılan Kazım Garipabadi’nin yerine vekaleten İran misyonuna başkanlık ediyor. Gaibi Avrupa Üçlüsü ve ABD’nin ‘karar taslağını’ geri çekmesini umduğunu belirtmiş ve Viyana’daki müzakerelerin durmasının sorumluluğunu Washington’a yüklemişti.  
İran nükleer anlaşmasının Avrupalı tarafları İngiltere, Fransa ve Almanya ile ABD, UAEA Yönetim Kuruluna ‘İran'ın nükleer programıyla ilgili endişelerinin’ yer aldığı ve İran’ın ‘iş birliği yapmadığı için kınanmasını’ isteyen bir karar taslağı sunmuştu. İran, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kuruluna sunulan karar taslağına yanıt olarak bir nükleer tesiste Ajans'ın gözlem için kullandığı iki kameranın kaldırıldığını açıkladı.
İran Atom Enerjisi Kurumu Sözcüsü Behruz Kemalvendi’nin açıklaması şöyle oldu:
“UAEA ile güçlü iş birliğimize rağmen Ajans’ın bize yaklaşımı maalesef uygun değil. Avrupalı üç ülke ve ABD bize karşı hareket ediyor. Buna tepki olarak iyi niyet göstergesi olarak izin verdiğimiz iki kameranın kaldırılmasını kararlaştırdık. Bu kameraların faaliyeti UAEA ile İran arasındaki Güvenlik Denetimi Anlaşması'nın dışındadır. Nükleer tesislerde Ajans'ın gözlem için kullandığı standart gözlem kameraları çalışmaya devam edecektir. Umarım Yönetim Kurulu’nda Batılı karar taslağı kabul edilmez. Eğer bu kabul edilirse İran bazı ek önlemler almak durumunda kalır. Bizim iş birliğimize rağmen böylesi uygun olmayan davranışlar sergilemeleri kabul edilemez.”
İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami daha önce yaptığı bir açıklamada, İran’ın hiçbir gizli nükleer faaliyeti bulunmadığını vurgulamıştı. Resmi İRNA haber ajansının aktarımına göre İslami’nin açıklamasında şu ifadeler yer almıştı:
“İran İslam Cumhuriyeti gizli ve gayrı resmi hiçbir nükleer faaliyette bulunmuyor. İran’ın bildirmediği hiçbir nükleer tesisi veya faaliyeti söz konusu değildir. Üç Avrupa ülkesi ve ABD’nin İran’ın aleyhine karar taslağını sunması, maksimum baskı doğrultusunda yapılan politik bir eylemi yansıtıyor. 20 yıldır bu konuda bizi suçluyorlar, İran ‘nükleer anlaşmayı’ bu suçlamalar bir son bulsun ve güven sağlansın diye kabul etti. İran nükleer kısıtlamaları kabul etti ancak karşı taraf varılan anlaşmaya uymadı. Şimdi bu kararla yine eskiye dönmüş olacağız ve aynı hikâye tekrar edecek.” 
Bu arada Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İranlı mevkidaşı İbrahim Reisi dün bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Kremlin’den yapılan açıklamada, görüşmede ‘2015 nükleer anlaşmasının’ yeniden canlandırılması konusundaki diplomatik çabaların sürdürülmesinin ve bölgesel konuların ele alındığı belirtildi. Ayrıca iki lider, Rus-İran ilişkilerini güçlendirme yönündeki isteklerini de dile getirdi.  



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.