Rusların tutkusundan kurtulamadıkları “Anna Karenina”

Rusya'da Tolstoy'un kaleme aldığı bir kadının hikayesi tekrar tekrar ele alındı

“Anna Karenina: Vronsky’nin Öyküsü” filminden bir kare (Filmin internet sitesi)
“Anna Karenina: Vronsky’nin Öyküsü” filminden bir kare (Filmin internet sitesi)
TT

Rusların tutkusundan kurtulamadıkları “Anna Karenina”

“Anna Karenina: Vronsky’nin Öyküsü” filminden bir kare (Filmin internet sitesi)
“Anna Karenina: Vronsky’nin Öyküsü” filminden bir kare (Filmin internet sitesi)

İbrahim el-Uris
Rus okuyucular da tıpkı Dünyanın dört bir yanına dağılmış ve hala klasik romanları ve barındırdıkları tutkularını onlarca dilde okumayı kabul eden diğer okuyucular gibi, Lev Tolstoy’un 1870’lerin sonlarında, Anna Karenina’nın adını taşıyan başyapıtında hikayesini anlattığı o hanıma bağlayan tutkudan kurtulmak istemiyorlar. Burada akıllara şu soru gelir: Ya bu güzel kadının Tolstoy gibi duygularını benimseyip hikayesini anlatacak bir yazarı olmasaydı, tarihte böyle bir yere sahip olabilir miydi? Bu sorunun çok basit bir dayanağı var. Eğer Tolstoy'un kalemi ve olağanüstü edebi yeteneği olmasaydı, kendisini kocasından başka bir erkeğe aşık olmuş ve kafası karışmış halde bulan, hayatını mahveden ve sonunda kendini bir trenin önüne atarak intihar eden o genç kadının hikayesi, bir buçuk asırdır tüm dünyada okunmazdı. Eser, her yerde ve her zamanda geçen ve yüzlerce sayfayı dolduracak ‘büyük’ olayları barındırmasa da Tolstoy'un yeteneği ve kaleminden çıkan buruk bir hikayedir. Hikayesini bugüne kadar yaşadığı gibi güzel yaşadı. Gerçekten de bugün dünyada, özellikle Rusya'da her zamankinden daha canlı görünüyor. Anna Karenina hakkında yazılar yazılıyor, saygı duyuluyor ve her fırsatta yerli yersiz hikayesi yeniden gündeme geliyor. Raflardan hiç eksilmeden sürekli yayınlanmasından bahsetmiyorum bile.

Anna ve kız kardeşleri
O halde Madam Bovary'nin kız kardeşini, Lady Chatterley'in kuzenini ve Effi Briest’in âşık olma ve o karanlık sona beraber gittiği yol arkadaşını kaçırmayın. Kaçırmayın çünkü daha güçlü ve bazen de yenilikçi yollarla geri gelmediği, özellikle memleketi Rusya’da geri dönemediği sürece onu düşünmek zor olabilir. Belki en fazla dikkati çeken bir diğer yenilik de, son yıllarda neredeyse aynı dönemde ortaya çıkmalarına rağmen, aralarındaki pek çok farklılık nedeniyle Anna Karenina adını taşıyan iki eserin olmasıdır. Bu eserlerden ilki, Anna Karenina’nın incelemesi sayılabilecek içeriğe sahip bir kitap, ikincisi ise, bu talihsiz güzelliğin sonunda Anna'nın intihar etmesinden yaklaşık otuz yıl sonra onun etrafında dönen hikayenin anlatıldığı bir film. Hadi gelin, Rus eleştirmenlere fazla önemli görünmeyen, ancak aynı zamanda gerekli olan ve romanın konusunun bir derinliği olmadığı sonucuna varılan kitaptan başlayalım. Kitap, genel olarak konu derinliğiyle ilgili çekici görünen bir başlığa sahip olsa da “Anna Karenina'nın Gerçek Hikayesi" başlığı altında yüzlerce sayfalık metnin sonunda kitabın vaatlerini yerine getiremediğini gören eleştirmenler bu durum karşısında öfkelendiler.

Vaatlerini yerine getiremeyen bir inceleme
Kitap, özellikle Tolstoy'un yazılarına ve hayatına adadığı sayısız çalışmayla tanınan ünlü bir eleştirmen ve yazar olan Rus gazeteci Pavel Basinsky tarafından kaleme alındı. Basinky’nin bugüne kadar beş çalışması yayınlandı.


Lev Tolstoy ve ölümsüz edebiyatı (Getty)

Kitabın incelendiği basında yer alan makalelere göre Basinsky, kitabının başında, Anna Karenina romanını yeniden gözden geçirmesinin tek nedeninin, romanın hakkını vermeyen ve birçok özelliğini yok eden birçok film ve televizyon dizisinin, romanı kendisi için tamamen bilinmez bir hale getirmesi olduğunu söylüyor. Yazar, Vedomosti gazetesinde yayınlanan ve Fransa’da Box dergisinin son sayılarından birinde alıntılanan makalesinde, “Bu harika romanın 30'dan fazla sinema uyarlaması var. Her bir uyarlamanın değerli olduğu yadsınamaz, ancak çok azı romanda neler olduğunu gerçekten aktarıyor. Hiçbiri, örneğin Anna'nın Vronsky ile yıkıcı aşk hikayeleri öncesinde tanışıp tanışmadığını bize açıklamıyor” ifadelerine yer veriyor.
Yazar, bize açıklanmayan bir diğer noktaya ise şöyle dikkati çekiyor: “O dönemde Rusya'da boşanmaya izin veriliyorsa, Anna neden bunu istemedi?”

Anna karakterinin gerçek kökleri
Bu tür sorulardan sonra yazar, Lev Tolstoy'un kız kardeşi Maria Nikolaevna Tolstoya'nın ve şair Alexander Puşkin'in en büyük kızı Maria Hartung’un karakteri de dahil olmak üzere kahramanının karakterini inşa ettiği gerçek insan modelleri hakkında konuşmaya koyuluyor. Yazar, aynı zamanda Tolstoy'un yaşadığı ve bir mürebbiye olan Anna Pegoreva’nın bir trenin altına kendini atarak intihar ettiği olayın üzerinde de duruyor. Basinsky, Pegoreva’nın büyük yazarın bir komşusunun metresi olduğunu, Tolstoy'un Pegoreva’nın otopsisine katıldığını ve romanının sonunu bağlamak için onun hikayesini ödünç aldığını belirtiyor. Tüm bunlar güzel detaylar ve birçok eleştirmen tarafından yorumlandı. Ancak uzun zamandır bilinen detaylardı ve yazar Basinsky bu konuda yeni bir şey ekleyememişti. Yeni gerçeklik, başka bir yerdeydi. Basinsky’nin kitabı yayınlanmadan kısa bir süre önce gösterilen bir Rus filmindeydi. Film, konusu açısından gerçekten çarpıcı ve ‘yeni’ görünüyordu, ancak oldukça fazla yenilik var gibiydi.

28 yıl sonra!
Eğer Tolstoy'un romanı, Anna'nın intihar tarihini doğru bir şekilde 3 Haziran 1876 olarak gösteriyorsa,  “Anna Karenina: Vronsky'nin öyküsü” filmi bu tarihten tam 28 yıl sonrasında yani, 1900’lerin ilk yıllarında, Rus askerlerinin, Japonya’nın topçu ateşi altında ağır kayıplar verdiği Rusya-Japonya Savaşı'nın ortasında geçiyor. İlk bakışta, bu olaylar ne Tolstoy'un romanıyla ne de olayların varsayılan zamanıyla alakasız gibi görünse de, birazdan göreceğimiz gibi bu doğru değildir. Filmde, bu savaşın zirvesinde, yaralı bir albay başka bir yaralıyı tedavisi için Rus askerlerinin götürüldüğü bir sahra hastanesine getirir. Hastane, genç bir doktor olan Sergey Karenin tarafından yönetiliyordur. Bu doktor, Anna'nın intihar ettiği gün, kocasının velayetindeki çocukken terk ettiği oğlundan başkası değildir. Ama en önemlisi, yaralı albayın Anna'nın aşık olduğu ve trajik bir sonla bu aşka son verdiği adamla yani Aleksey Vronski ile aynı kişi olmasıydı. Albay için genç doktorun kim olduğunu anlamak zor olsa da  genç doktor, onun ailesini parçalayan ve annesinin ölümüne neden olan adam olduğunu hemen anlar.

İki adam arasında bir çatışma
Genç doktor, yaptıkları yüzünden albayı affetme konusunda isteksiz olduğu açıktı. Yaralı albayı görür görmez tek düşündüğü bir uykudan uyanan öfkesiydi. Bu şekilde, iki adam bir güç mücadelesi ve şiddetle karşı karşıya gelseler de Albay Vronski kısa sürede durumu sakinleştirmeyi başarır. Aradan yıllar geçmesine rağmen hiç solmayan bir hatıranın ve belki de o sevgiliye karşı hiç solmayan bir aşkın yardımıyla sevgilisinin oğluna başına gelen her şeyi anlatmaya başlar. Sergey'in öfkesi yavaş yavaş dindikten ve annesinin hikayesini, hafızasında kalandan, özellikle de hikayenin babasının anlattığı versiyonundan farklı bir şekilde anlamaya başlamasının ardından yıllar öncesinde kaldığı sanılan bir olay hakkında iki adam arasındaki geçenlerin hikayesine tanık oluyoruz. Bu iki erkeğin, her birinin kendine has bir şekilde sevdiği, ayrı ayrı hatıralarının olduğu, trajik ölümü karşısında üzüntü yaşadıkları kadından bahsetmek için kendilerini kurtarmalarına dayanan başka bir hikaye ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu çalışma, yıllar geçmesine rağmen adeta ölmeyi reddediyormuş gibi görünen o aşka hayret verici bir saygı duruşudur. Anna'nın hikayesinde bu iki sevgilinin yeniden canlandırılan sahnelerini mühürleyen son selamlama olduğuna şüphe yok. Film, Rusya'da vizyona girdiğinde birçok ödül kazanmasını ve Rus seyircisinin merakla izlediği televizyon dizi olarak sunulduğunda büyük bir başarı elde etmesini sağlayan buydu. Yüz binlerce kişi romanı yeniden okudu. Belki birçoğu bu aşk hikayesi için üzülerek bol bol gözyaşı döktü. Belki de bir kadının trenin altına kendini atarak intihar etmesine neden olan bir katil olsa bile, aşk ve tutkunun özel bir yere sahip olduğu zamana ağıt yaktılar!
*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Glee geri mi dönüyor? Ortak yaratıcısından dikkat çeken açıklama

Ian Brennan,Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin galasında The Independent'a konuştu (AP)
Ian Brennan,Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin galasında The Independent'a konuştu (AP)
TT

Glee geri mi dönüyor? Ortak yaratıcısından dikkat çeken açıklama

Ian Brennan,Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin galasında The Independent'a konuştu (AP)
Ian Brennan,Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin galasında The Independent'a konuştu (AP)

Glee'nin yeniden başlatılması gerçekten gündemde olabilir mi?

Fox dizisinin ortak yaratıcısı Ryan Murphy ve yıldızı Lea Michele'in son aylarda dizinin yeniden başlatılma ihimalinden bahsetmesi, bunun gerçekten gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair çok sayıda spekülasyona yol açtı.

Yakın zamanda düzenlenen New York Moda Haftası etkinliğinde E! News'a konuşan Michele, "Glee'yi çok sevdiğini" ve dizinin "kalbinde çok özel bir yeri olduğunu" söyleyerek "Ryan'ın peşinden her yere giderim" diye eklemişti.

Murphy'nin uzun süredir birlikte çalıştığı, Glee'nin ortak yaratıcısı Ian Brennan da konuyla ilgili düşüncelerini paylaştı. İkilinin birlikte yaptığı yeni Netflix dizisi Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin (Monster: The Lizzie Borden Story) galasında The Independent'a konuşan Brennan, yeniden birleşme olasılığından bahsetti.

"Şunu söyleyeyim: Glee'yi yeniden başlatma projesinde ikisine de katılırım. Söyleyebileceğim tek şey bu" diyen Brennan, "Buraları takip edin" diye ekledi.

Brennan, Murphy ve Brad Falchuk, lise korosu New Directions'ın yaşadığı sıkıntıları ve zorlukları konu alan popüler müzikal dizinin ortak yaratıcısıydı. 2009'dan 2015'e kadar Fox'ta yayımlanan dizi, 6 Emmy Ödülü ve 4 Altın Küre kazandı.

Glee'de Michele'le birlikte Matthew Morrison, Jane Lynch, Chris Colfer, Dianna Agron, Kevin McHale ve Amber Riley'nin yanı sıra hayatını kaybeden oyuncular Cory Monteith, Mark Salling ve Naya Rivera da rol alıyordu.

Dizi kusursuz değildi; çekimler sırasında ve sonrasında, Michele'in diğer oyuncuları zorbaladığı yönündeki suçlamalar da dahil çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştı. Michele, davranışları nedeniyle kamuoyuna bir özür açıklaması yayımlamıştı.

Dizi ve bıraktığı mirasın yanı sıra yeniden başlatılma ihtimali hakkında temmuzda People'a konuşan Murphy şunları söylemişti: 

Bu ilginç bir dizi çünkü yeniden popülerleşti. Şimdi pek çok genç izliyor. Ben de 'Belki de o diziye geri dönmeliyiz' diyorum.

cvfgbhyj
Lea Michele, Glee'de Rachel Berry karakterini canlandırdı (Fox)

Murphy sözlerini "O diziye duyduğum nostalji ve sevgi o kadar büyük ki, 'Belki de insanlar bir şekilde o dizinin yeni bir versiyonunu görmek isterler' diye düşünüyorum. Evet, o diziyi seviyorum; neye dönüştüğünü ve pek çok insan için ifade ettiği şeyi de seviyorum" diye sürdürmüştü.

Glee'de Falchuk'la ilk kez işbirliği yaptıktan sonra Murphy ve Brennan, Scream Queens, The Politician ve son olarak da Canavar serisinde yakından çalışmaya devam etti.

Bu serinin 4. dizisi Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi perşembe günü Netflix'te gösterime girdi.

Ella Beatty, Billie Lourd, Charlie Hunnam, Rebecca Hall ve Vicky Krieps'in rol aldığı dizi, 1800'lerin sonlarında babasını ve üvey annesini öldürmekten yargılanan ve sonra beraat eden cinayet zanlısı Lizzie Borden'ın gerçek hikayesinden uyarlandı.

Independent Türkçe


İlk kez bir kambur balina, yavrusunun yasını tutarken görüldü

Amniyotik zarın atılması (a), yüzeyde yüzen amniyotik zar parçaları (b), ölü doğan yavrusunun yanında dinlenen dişi kambur balina (c) ve ölü doğan yavrusuyla göz teması (d) (Discover Animals [2026])
Amniyotik zarın atılması (a), yüzeyde yüzen amniyotik zar parçaları (b), ölü doğan yavrusunun yanında dinlenen dişi kambur balina (c) ve ölü doğan yavrusuyla göz teması (d) (Discover Animals [2026])
TT

İlk kez bir kambur balina, yavrusunun yasını tutarken görüldü

Amniyotik zarın atılması (a), yüzeyde yüzen amniyotik zar parçaları (b), ölü doğan yavrusunun yanında dinlenen dişi kambur balina (c) ve ölü doğan yavrusuyla göz teması (d) (Discover Animals [2026])
Amniyotik zarın atılması (a), yüzeyde yüzen amniyotik zar parçaları (b), ölü doğan yavrusunun yanında dinlenen dişi kambur balina (c) ve ölü doğan yavrusuyla göz teması (d) (Discover Animals [2026])

Bilim insanları, ölü doğum yaptığı düşünülen dişi bir kambur balinanın yas tutma olarak yorumlanabilecek davranışlarını ilk kez gözlemledi.

En son araştırmaları, Queensland'in güneyindeki Gold Coast açıklarında 2025'te görülen dişi bir kambur balinayla ona eşlik eden bir balinayı belgeliyor.

Anne olduğu tahmin edilen balina, ölü doğan yavrusunun yanında birkaç saat, hatta muhtemelen birkaç gün boyunca kaldı.

Griffith Üniversitesi'nden bilim insanları, ölen bireylere yönelik bu tür özenli davranışların daha önce yalnızca dişli balinalar ve yunusgillerde gözlemlendiğini, kambur balinalar gibi dişsiz balinalar üzerine yapılan araştırmalardaysa görülmediğini söylüyor.

Hakemli dergi Discover Animals'ta yayımlanan çalışmanın yazarlarından Olaf Meynecke, "Dişli balina annelerin ölen yavrularını su yüzeyine çıkardığının gözlemlendiği raporların aksine bu anne kambur balina, ölen yavrusuna karşı sualtında uzun süreli bir ölüm sonrası davranış sergiledi ve onunla ilgilendi" diyor.

Dr. Meynecke, "Yavrunun yanında kalarak göz temasını bozmadı ve birkaç saat, hatta belki de günlerce yavrusunun yanında durdu" diye ekliyor.

vfgbh
Göç sırasında neşeyle oynayan genç bir kambur balina havaya sıçrıyor (AFP)

2025'teki karşılaşma sırasında, Gold Coast kıyısından yaklaşık 1 km uzaklıktaki iki yetişkin kambur balinanın sık sık su yüzeyine çıktığı gözlemlendi.

Hızlı hareketler ya da kovalamaca gibi herhangi bir saldırgan davranış sergilemiyorlardı.

Araştırmacılar, "Daha sonra anne olduğu varsayılan, biraz daha büyük balina su yüzeyinde dinlenme pozisyonunda kaldı ve sırtını bükerek iki dakikadan az süren kısa dalışlar gerçekleştirdi" diye yazıyor.

Her dalıştan sonra aşağı yukarı aynı noktada su yüzüne çıktı.

GoPro kamerasıyla çekilen görüntüler, yaklaşık 30 dakika sonra balinanın amniyotik zarı attığını gösterdi. Zarın daha sonra su yüzeyinde yüzdüğü gözlemlendi.

Görüntülerde deniz tabanında yatan küçük bir yavru da görüldü.

Araştırmacılar, "Anne olduğu tahmin edilen balina, ölü doğan yavrusunun yanına yaklaştı, başıyla ve göğüs yüzgeciyle ona dokundu ve her seferinde en az bir dakika boyunca yanında hareketsiz kalarak onun gözlerine baktı" diye yazıyor.

Bilim insanları, gözlemlenen bu davranışın, sosyal açıdan karmaşık memelilerde belgelenen bakım veya koruma eylemleriyle tutarlı olduğunu söylüyor.

Araştırmacılar bu gözlemin, balinalarda ölümle ilgili tepkilerin bilişsel ve duygusal boyutlarına dair halihazırda sınırlı kalan anlayışı genişlettiğini belirtiyor.

Gözlemin aynı zamanda doğal bir şekilde var olan, "yavruya karşı güçlü bir anne bağını" da yansıttığını ifade ediyorlar.

Sea World Vakfı'ndan kurtarma teknesi kaptanı Andrew Mulville, "Neler yaşandığını tam olarak anladığımda resmen şoke oldum" ifadelerini kullanıyor.

Mulville, "İlk bakışta sadece iki balinanın yüzeyde dinlendiğini sandım ama sıradışı davranışlar sergiliyorlardı" diyerek ekliyor:

O gün denizde görmeyi beklediğim şey kesinlikle bu değildi.

Independent Türkçe


Trump: İstersem balıkçılığı yasaklarım

Donald Trump, doğal ortam tutkunları ve sektör yöneticileri için Gül Bahçesi'nde düzenlenen akşam yemeğinde konuklara, ABD Başkanı olarak onların balık tutmasını yasaklayacak kadar güçlü olduğunu söyledi (Reuters)
Donald Trump, doğal ortam tutkunları ve sektör yöneticileri için Gül Bahçesi'nde düzenlenen akşam yemeğinde konuklara, ABD Başkanı olarak onların balık tutmasını yasaklayacak kadar güçlü olduğunu söyledi (Reuters)
TT

Trump: İstersem balıkçılığı yasaklarım

Donald Trump, doğal ortam tutkunları ve sektör yöneticileri için Gül Bahçesi'nde düzenlenen akşam yemeğinde konuklara, ABD Başkanı olarak onların balık tutmasını yasaklayacak kadar güçlü olduğunu söyledi (Reuters)
Donald Trump, doğal ortam tutkunları ve sektör yöneticileri için Gül Bahçesi'nde düzenlenen akşam yemeğinde konuklara, ABD Başkanı olarak onların balık tutmasını yasaklayacak kadar güçlü olduğunu söyledi (Reuters)

Donald Trump, doğal ortam tutkunları ve sektör yöneticileri için Gül Bahçesi'nde düzenlenen akşam yemeğinde konuklara, ABD Başkanı olarak onların balık tutmasını yasaklayacak kadar güçlü olduğunu söyledi.

Trump, bu esprili sözleri perşembe akşamı Beyaz Saray'da düzenlenen etkinlikte sarf etti. Etkinlikte, avcılık ve balıkçılık imkanlarını genişletmeyi ve Biden döneminden kalma bazı kısıtlamaları kaldırmayı amaçlayan başkanlık kararnamelerini imzaladı.

Etkinliğe katılan yöneticilerden biri de Bass Pro Shops'ın milyarder kurucusu Johnny Morris'ti.

Trump, dinleyicilere, imzaladığı başkanlık kararnamelerinin balıkçılık sezonunun uzatılmasını sağlayacağını ve bu faaliyete katılan sektörlere yardımcı olacağını söyledi.

Trump, "Bu, çok sayıda olta satabileceğin anlamına geliyor, Johnny. Çok fazla olta satacaksın. İstersem, satamamanı sağlayabilirdim. Hiçbir şey satamazdın. Balıkçılığı yasaklayabilirdim" diye konuştu.

Bak ne diyeceğim. Bu makamın inanılmaz bir gücü var. Balıkçılığı yasaklayıp Johnny'yi iflasın eşiğine getirebilirdim. Tamam. Sanırım bunu yapacağım. Belki de hızlı bir kararnameyle bunu yaparım; ta ki o beni arayıp 'Lütfen Başkanım, lütfen, beni iflasa sürüklüyorsunuz efendim' diyene kadar sadece bir iki günlüğüne yapabilirim.

Eski New York gayrimenkul geliştiricisi Trump, dinleyicilere, Amerikalı avcı ve balıkçılardan aldığı destek açısından kendisiyle boy ölçüşebilecek sadece bir başkan daha olduğunu söyledi: 

Amerika'nın doğal ortam tutkunlarının, Oval Ofis'te uzun yıllardır bu kadar iyi bir dostu olmadı. Muhtemelen hayatını kaybetmiş büyük Başkan Theodore Roosevelt de çok iyiydi.

Trump klasik bir hareketle, Washington D.C. çevresindeki en son yenileme projeleriyle akşam yemeği konuklarına övündü.

Mar-a-Lago tarzı bir veranda yapmak için zeminini döşettiği Gül Bahçesi'nde Trump, "Beyaz Saray'da çok iş yaptık" dedi. 

Dış cephesi kötü durumdaydı, çok ama çok kötü durumdaydı.

Trump, başkanlık arması gibi görünecek şekilde tasarlanan ve Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne kurulan yeni siyah-beyaz granit helikopter pistinden özellikle bahsetti.

Başkan, "Taşla, granitle, üzerine güzel bir kartal figürü oyulmuş, yaklaşık 15 cm kalınlığında bir şey yaptılar. Helikopterlerin inebileceği bir helikopter pisti. Daha önce hiç böyle bir şey yapılmamıştı" dedi.

Açıkçası, satın alınan yeni helikopterler o kadar güçlü ki çimleri söküp attılar. Ben de 'Helikopter pisti inşa etmeye ne dersiniz?' dedim ve sonuç gerçekten iyi, çok iyi oldu.

Trump, temmuzda Oval Ofis'te düzenlenen bir etkinlikte, dev savunma yüklenicisi Lockheed Martin'in iştiraki Sikorsky Aircraft'ın helikopter pistinin masraflarını karşıladığını söylemişti. Trump'a göre şirket, başkanın Marine One'ı olarak kullanılmak üzere 2024'te tamamladıkları helikopter filosunun gücü konusunda kendisini uyarmadığı için “biraz suçluluk” duyuyordu.

Trump o dönem gazetecilere yaptığı açıklamada, "Masrafları onlar karşılıyor; yaklaşık 5 ya da 6 milyon dolar" demişti.

Independent Türkçe için çeviren: Büşra Ağaç