Bennett: Batı durdurmazsa İran yakında nükleer silaha sahip olacak

İran'ın güneyindeki Buşehr nükleer tesisi (AFP)
İran'ın güneyindeki Buşehr nükleer tesisi (AFP)
TT

Bennett: Batı durdurmazsa İran yakında nükleer silaha sahip olacak

İran'ın güneyindeki Buşehr nükleer tesisi (AFP)
İran'ın güneyindeki Buşehr nükleer tesisi (AFP)

İsrail Başbakanı Naftali Bennett, İran ile Batı arasındaki gerilimin son zamanlarda tırmandığı bir zamanda, Batının baskı yapmaması halinde İran'ın yakında nükleer silaha sahip olabileceğini söyledi.
İngiliz gazetesi The Telegraph'a konuşan İsrail Başbakanı şunları söyledi: “İran nükleer silah programını tamamlamaya ‘tehlikeli bir şekilde’ yakın. İngiltere Tahran'ın liderleri üzerindeki baskıyı sürdürmeli. İran, eşi görülmemiş bir oranda uranyumu zenginleştiriyor ve nükleer silahları tamamlamaya tehlikeli bir şekilde yakın. İran’ın mevcut nükleer çabalarına devam etmesi halinde daha sert yaptırımlar başlatmak gerekiyor.”
Bennett'in açıklaması, Tahran'ın uranyumu yüzde 60'ı aşan seviyelere kadar zenginleştirmeye başladığı haberlerinin ortasında geldi. Bu oran nükleer silah üretmek için yeterli. Tahran ise nükleer silah üretme çabalarını reddediyor. Gazeteye göre İsrail İngiltere'den, İran'ı nükleer silah elde etmekten caydırmak için “engelleyici” bir mekanizma uygulamayı düşünmesini istedi. Habere göre, bu mekanizma Tahran ile Batı arasında gelecekteki olası herhangi bir anlaşmadan ayrı olacak. Bennett, "Batı'nın baskı yapmaması halinde İran rejimi çok yakında bir nükleer silaha sahip olabilir. Dünya kararlı bir duruş sergilemeli ve İran'daki rejime açıkça şunu söylemeli: Nükleer silah yok, yaptırım yok. İran'ın nükleer programı durdurulmadıkça yaptırımlar durmayacaktır."
Bennett'in açıklamaları, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) geçen Çarşamba günü İran'ı nükleer programı konusunda resmen eleştirmesinin ardından geldi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran’ın nükleer faaliyetlerini izlemek için tesislere kurulan 27 kamerayı kapatma kararını kınadı. UAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi, “İran'ın nükleer alanlardaki güvenlik kameralarını kaldırması, uluslararası müfettişlerin Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini izleyememe riskini artırdı. Ajans üç ila dört hafta içinde İran'ın nükleer programını izleyemeyecek. Bu, uluslararası toplumla yürütülen 2015 nükleer anlaşması müzakerelerine ölümcül bir darbe vuracaktır.”
İran geçen Perşembe günü, nükleer tesislerinde yeni kurulan uranyumu zenginleştirmek için gelişmiş santrifüjlere gaz pompalamaya başladığını açıkladı. Açıklamayı İran ulusal televizyonuna verdiği röportajda yapan İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami, kararın uluslararası düzenlemelere uygun olduğunu iddia etti. İslami, söz konusu santrifüjlerin yerini belirtmedi.
UAEA, Tahran'ın yer altı Natanz nükleer tesisine iki yeni gelişmiş santrifüj seti kurma planını bildirdiğini belirtti. Bu, İran’ın hızla daha fazla uranyumu zenginleştirmesini sağlayacak. Uluslararası Ajans, daha önce Tahran'ın açıklamadığı üç bölgede zenginleştirilmiş uranyum bulgularına rastlanmasının ardından endişelerini dile getirmişti.
İran, 2015 yılında uluslararası yaptırımlardan kurtulma karşılığında nükleer programını sınırlayan bir anlaşmaya imza attı. Ancak eski ABD Başkanı Donald Trump'ın 2018'de çekilmesinden sonra anlaşma nominal bir şekilde yürürlükte kaldı. ABD'nin çekilmesinin ardından Tahran, 2019'dan itibaren anlaşmaya yönelik bazı taahhütlerinden vazgeçti. Avrupa başkentleri, ABD'nin geri çekilmesinden ve 2018'de İran'a yaptırımların yeniden uygulanmasından bu yana Tahran'ın nükleer faaliyetlerini sürdürmede geldiği noktaya ilişkin artan endişelerini dile getirdiler. 2019'dan itibaren İran, bazıları, sivil nükleer enerji üretimi için gerekli olan seviyenin çok üzerinde zenginleştirilmiş uranyum stokları oluşturdu.
ABD Başkanı Joe Biden göreve başladıktan sonra, ülkesinin nükleer anlaşmaya dönme arzusunu açıkladı. İran'a uygulanan yaptırımları kaldırmak ve İran'ı nükleer faaliyetleri konusunda daha önce kabul ettiği sınırlara geri döndürmeye zorlamak için Nisan 2021'de başlayan müzakereler son aylarda durdu. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, anlaşmaya geri dönme olasılığının zamanla "azaldığı" konusunda uyarıda bulundu.
İran Dışişleri Bakanlığı, dün (Pazar) Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahyan'ın bazı bölgesel ve uluslararası gelişmelerle ilgili Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile telefon görüşmeleri yaptığını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı, Guterres'in görüşme sırasında İran nükleer dosyasına ilişkin Viyana görüşmelerinin sürdürülmesinin önemini vurguladığını belirtti. Guterres, diplomasiyi "İran ile nükleer anlaşma müzakerelerinde bazı taraflar arasındaki farklılıkları çözmenin en iyi yolu" olarak nitelendirdi. İkili arasındaki telefon teması, UAEA Yönetim Kurulu'nun İran'ın nükleer güvenlik anlaşmasındaki yükümlülüklerine uyması gerektiğini vurgulayan bir kararı oylamasından günler sonra geldi. UAEA geçtiğimiz günlerde açıklanmayan üç yerde uranyum bulgularına rastlanması nedeniyle İran’ı kınamıştı.

İran'ın Türkiye'deki İsrail hedeflerine saldırma girişimleri engellendi
Öte yandan İsrail medyası Pazar günü, İsrail güvenlik güçlerinin İran'ın Türkiye'deki İsrail hedeflerine saldırma girişimlerini engellediğini bildirdi. Jerusalem Post, İsrail Yayın Kurumu'ndan şunları aktardı: “Güvenlik yetkilileri Türk tarafına İran'ın Türk topraklarında İsraillilere bir saldırı başlatma niyetini bildirdi ve saldırıların engellenmesi için yardım talep etti.”
İsrail'deki ulusal güvenlik yetkilileri Mayıs ayı sonunda İsraillilere Türkiye'ye seyahat etmemeleri konusunda uyarılarını sıkılaştırdığı bildirildi. İsrail, Türkiye'de ve İran'la sınırı olan ülkelerde saldırı olasılığı konusunda vatandaşlarını uyardı. Bu uyarılar, İran Devrim Muhafızları'ndan bir liderin öldürülmesinin ardından geldi.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe