Rusya, Ukrayna'nın batısını bombalarken Kiev 22 kişinin yaralandığını duyurdu

Severodonetsk'te çatışmalar yoğunlaşırken, Mariupol'da onlarca ceset kaldırılmayı bekliyor

Dün Donetsk bölgesindeki bir köyde evi bombardımandan etkilenen bir çiftçi (AP)
Dün Donetsk bölgesindeki bir köyde evi bombardımandan etkilenen bir çiftçi (AP)
TT

Rusya, Ukrayna'nın batısını bombalarken Kiev 22 kişinin yaralandığını duyurdu

Dün Donetsk bölgesindeki bir köyde evi bombardımandan etkilenen bir çiftçi (AP)
Dün Donetsk bölgesindeki bir köyde evi bombardımandan etkilenen bir çiftçi (AP)

Moskova dün, Ukrayna’nın batısında, Batılı ülkeler tarafından gönderilen silahların bulunduğunu söylediği ‘büyük bir depoyu yok ettiğini’ duyurdu. Öte yandan Ukrayna’nın doğusundaki Severodonetsk şehrinde Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin Rusya ordusu karşısında direnmekte güçlük çektiği görüldü.
Rusya Savunma Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, “Ternopol bölgesindeki Çortkiv kenti yakınlarında içinde deniz tabanlı yüksek hassasiyetli uzun menzilli Kalibr füzeler, ABD ve Avrupa ülkelerinden Kiev rejimine tedarik edilen büyük bir tanksavar füze sistemi, taşınabilir uçaksavar füze sistemi ve top mermilerinin bulunduğu depo yok edildi” denildi. Açıklamada saldırının tarihi belirtilmezken, Çortkiv’deki Ukraynalı yerel makamlar, Cumartesi akşamı gerçekleşen bombardımanda siviller de dahil olmak üzere en az 22 kişinin yaralandığını ve bir askeri bölgenin zarar gördüğünü duyurdular. Rusya’nın işgali öncesinde yaklaşık 30 bin kişinin yaşadığı Çortkiv, Romanya sınırının 140 kilometre kuzeyinde ve Ukrayna'nın batısındaki en büyük şehir olan Lviv'in 200 kilometre güneydoğusunda yer alıyor.

Severodonetsk çatışmaları
Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı dün sabah ülkenin doğusunda, Rus güçlerinin Severodonetsk'e ‘başarısız’ bir saldırı başlattığını duyurdu. Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Ukrayna askerlerinin Rusya ordusunu Vrobivka, Mykolaivka ve Vasevka yakınlarında geri püskürttüğü kaydedildi.
Öte yandan İngiltere Savunma Bakanlığı’nın dün yaptığı açıklamada, Rusya'nın Severodonetsk şehri ve çevresindeki toprakları kademeli olarak ele geçirmek için asker ve topçu sayısındaki büyük üstünlüğünden yararlandığı belirtildi. Bakanlık, Twitter üzerinden yapılan son istihbarat güncellemesinde, Rusya’nın muhtemelen son haftalarda bazı muharebe oluşumlarından üçüncü taburu konuşlandırmaya hazırlanmaya başladığı ifade edildi.
Severodonetsk'in kontrolünün ele geçirilmesi, Rusya'nın tamamen kontrol etmek istediği ve ağırlıklı olarak Rusça konuşulan bir bölge olan Donbas bölgesindeki bir başka büyük şehir olan Kramatorsk'a giden yolu açacak. Rusya yanlısı ayrılıkçılar, 2014 yılından bu yana madencilik açısından zengin olan bu bölgenin bazı noktalarını kontrol ediyorlar.
Luhansk Valisi Serhiy Hayday, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, Severodonetsk'teki durumun çok zor olduğunu belirterek, “Rus güçleri, şehri tamamen kapatmak ve herhangi bir asker ve mühimmat geçişini engellemek istiyor” dedi.  Hayday, Rus güçlerinin 48 saat içinde şehri ele geçirmek için tüm imkanlarını seferber etmesinden korktuğunu da sözlerine ekledi.
Ayrılıkçı Luhansk bölgesinin lideri Leonid Paseçnik, yapım aşamasındaki Rus askeri hastanesine yaptığı ziyaret sırasında, “Severodonetsk’in tamamı özgürleştirilemedi. Sanayi bölgesinin kontrolünü ele geçirmeyi henüz başaramadık. Her halükarda hedefimize ulaşacağız ve sanayi bölgesini özgürleştireceğiz. Severodonetsk ve Lysychansk (Lısıçansk) bizim olacak” açıklamasında bulundu. Öte yandan Luhansk Valisi Hayday, dün öğleden sonra yaptığı açıklamada, Cumartesi akşamı nitrojen tesisinin bulunduğu yerde bir yangın çıktığını doğrularken, tesisteki son durumu bilmenin mümkün olmadığını belirtti.

Rusya’nın güneydeki ilerleyişi
Başta Donetsk bölgesi olmak üzere ülkenin güneyine gelince, Ukrayna Devlet Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Ruslar temel altyapıyı yok etme çabalarına hız verdi” denildi. Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) haberine göre cephe hattının diğer ucunda, güneyde Dinyeper Nehri'nin ağzındaki büyük bir liman olan Mykolaiv'de, Rusya’nın ilerleyişi şehrin eteklerinde durdu.
Ukrayna Harekât Komutanlığı, Rus güçlerinin Mykolaiv eteklerine ‘sivil nüfus üzerinde psikolojik baskı kurmak amacıyla’ sürekli olarak füzeler ateşlediğini belirtti. Buna karşın Moskova'ya göre Rusya ordusu Cumartesi sabahından Pazar sabahına kadar gerçekleşen ikisi hava muharebesinde ve üçüncüsü hava savunma sırasında olmak üzere, Ukrayna’ya ait üç adet Suhoy Su-25 model savaş uçağını düşürdü.

Mariupol'da onlarca ceset kaldırılmayı bekliyor
Ukrayna Ulusal Muhafızları'na bağlı Azov (Azak) Taburu'nun eski komutanı Maxim Gorin, Pazar günü yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Mariupol kentinde bulunan Azovstal Çelik Fabrikası kuşatması sırasında öldürülen onlarca Ukraynalı savaşçının cesetlerinin halen kaldırılmayı beklediğini söyledi. Gorin, kısa bir süre önce Rusya ve Ukrayna arasında yapılan takas anlaşmasının şartlarına göre, Azovstal'da öldürülenlerden yaklaşık 220’sinin cesedinin Kiev'e gönderildiğini, ancak Mariupol'da halen yaklaşık aynı sayıda cesedin olduğunu belirtti.
Gorin, Telegram üzerinden yayınladığı videoda şunları söyledi:
“Tüm cesetlerin memleketlerine gönderilmesi için takas konusunda yapılan görüşmeler devam ediyor. Elbette tüm cesetlerin iade edilmesi gerekiyor.”
Eski komutan, ölenlerin üçte birinin Azak Taburu’ndan, diğerlerinin ise sınır devriyesi, donanma ve polis güçlerinden olduğunu da sözlerine ekledi.
Rusya, Mayıs ayı ortalarında çelik fabrikasına sığınan yüzlerce savaşçıyı tutukladıysa da birçoğu Rus güçlerinin fabrikaya ve Mariupol şehrine yönelik saldırıları sırasında öldürüldü.

Stoltenberg: Türkiye'nin endişeleri meşru
Diğer taraftan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Pazar günü yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Finlandiya ve İsveç'in NATO üyeliğine itirazıyla gündeme getirdiği güvenlik endişelerinin meşru olduğunu söyledi. Stoltenberg, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö'yü ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, Türkiye'nin terör saldırılarından en fazla zarar gören NATO ülkesi olduğunun altının çizilmesinin önemli olduğunu ve bu nedenle endişelerinin ciddiye alınması gerektiğini kaydetti.

Avrupa'dan Ukrayna'nın AB adaylığına tepki
Bir başka gelişmede ise Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Cumartesi günü Kiev'e yaptığı sürpriz bir ziyaret sırasında, Rus güçlerin ülkenin doğusundaki saldırıları yoğunlaşırken Ukrayna'nın AB üyeliği başvurusuna ‘gelecek hafta’ bir yanıt verme sözü verdi.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenskiy ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında konuşan von der Leyen, “Bugünkü görüşmeler, değerlendirmemizi önümüzdeki hafta sonuna kadar bitirmemizi sağlayacak” dedi.
Ukrayna, AB üyeliği çerçevesinde kendisine resmi olarak aday devlet statüsünün hızla verilmesi için Avrupalılardan somut bir ‘yasal taahhüt’ talep etti. Ancak AB üyesi 27 ülke bu konuda bölünmüş durumda.
Ukrayna ‘aday statüsü’ elde etse bile, AB’ye üye olmadan önce onlar yıl sürebilecek müzakere ve bununla ilgili olası bir reform sürecine başlaması gerekiyor. Pek çok AB ülkesi, Kiev'i, üyeliği için ‘hızlı bir yol’ olmayacağı konusunda uyardı. Ancak von der Leyen, “Ukrayna'yı AB üyeliği yolunda desteklemek istiyoruz. Geleceğe bakmak istiyoruz” şeklinde konuştu. Ukraynalı yetkililerin, ülkenin AB üyeliğine adaylığı çerçevesinde ‘çok şey yaptığını’ söyleyen AB Komisyonu Başkanı, ancak özellikle yolsuzlukla mücadele açısından ‘halen yapılacak çok şey olduğunu’ vurguladı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.