Asker ve muhalefet arasındaki diyalog Sudan’ı nereye götürür?

ABD ve Suudi Arabistan arabulucu oldu: Sudan ordusu ve muhalefeti 8 ay aradan sonra ilk kez bir araya geldi

Hartum şehir merkezinde askeri yönetim karşıtı protesto düzenleyen Sudanlılar (AP)
Hartum şehir merkezinde askeri yönetim karşıtı protesto düzenleyen Sudanlılar (AP)
TT

Asker ve muhalefet arasındaki diyalog Sudan’ı nereye götürür?

Hartum şehir merkezinde askeri yönetim karşıtı protesto düzenleyen Sudanlılar (AP)
Hartum şehir merkezinde askeri yönetim karşıtı protesto düzenleyen Sudanlılar (AP)

Sudan’da sivil siyasetteki güçlerin büyük kısmının çatı yapılanması olan Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) ile ordu arasında, ABD ve Suudi Arabistan’ın arabuluculuğunda düzenlenen sürpriz toplantı, muhalif siyasi çevrelerin tepkisini çekti. Bu adım, Sudan krizinin çözüleceği bir sürece mi girdiği yoksa askerlerin 8 aydır elde edemedikleri meşruiyete kavuşmaları anlamına mı geleceği sorularını beraberinde getirdi.
Sudan 25 Ekim 2021’den bu yana “demokratik geçişe aykırı” olarak nitelendirilen kararlardan geri adım atılması, “Sudan devrim şehitlerinin” intikamının alınması ve sivil yönetime geri dönüş talepleriyle düzenlenen sürekli gösterilere sahne oluyor. Kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Sudan Merkezi Doktorlar Komitesi’ne göre, askeri otoritenin bu gösterileri bastırmak amacıyla orantısız güç kullanması sonucu 101 gösterici hayatını kaybetti, binlerce gösterici yaralandı.
Askerler ile ÖDBG arasında müzakere toplantısının yapıldığı haberinin duyurulmasının üzerinden çok geçmeden siyasi, sivil ve toplumsal gruplar bu toplantıyı “muhalefetin yenilgisi” ve “askeri yönetime meşruiyet kazandırma adımı” olarak nitelendirdi. ÖDBG ise bu eleştiriler karşısında sessizliğini koruyor. Bu toplantıyı şüpheyle karşılayan bazı çevreler ise askerlerin verdiği taahhütlere ve yaptıkları anlaşmalara birçok kez bağlı kalmamalarına işaret ederek, ÖDBG’nin bu adımla “suçluyu test etmeye çalıştığını” savundu.
Askerlerle “müzakereye hayır, ortaklığa hayır ve darbeye meşruiyet kazandırmaya hayır” sloganının sahibi olan Sudan Direniş Komiteleri, ordu ile diyaloğu “devrim güçleri cephesinin parçalanması” olarak niteledi. Direniş komitelerinden bazıları ordu ile diyaloğu kesin bir dille reddetti. Direniş Komiteleri Sözcüsü Ömer Zahran, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Komitelerin bu konudaki tutumunu belirleyen yemini açık: ‘Askerlerle ne doğrudan ne dolayı müzakereye hayır’. Direniş Komiteleri şimdiye kadar koordinasyon, ittifak veya ortak yapı gibi tutumların hiçbirini benimsemedi” dedi.
Milli Ümmet Partisi, dün yaptığı açıklamada, askeri bileşene siyasi krizin aşılması için dürüst davranma çağrısında bulundu. Parti, durumların daha da kötüleşmesine karşı uyararak, bütün sorunlarla ilgili çözüme varılması gerektiğini vurguladı. Bu durumda kazananın vatan ve vatandaş olacağını belirten Parti, ÖDBG’nin çabalarını ve siyasi çözümü destekleme konusundaki kararlı tutumunu dile getirdi. Parti son atılan adıma tüm devrimci güçlerin katılması ve milli birliğin sağlanması gerektiğini belirtti.
ÖDBG’den bir kaynak, isminin açıklanmaması kaydıyla yaptığı açıklamada, askerlerle doğrudan iletişim kurulması sayesinde en yakın zamanda Sudan kriziyle ilgili çözüme ulaşmayı beklediğini söyledi. Başka bir kaynak ise müzakerelerin zorlu geçmesi nedeniyle kısa vadede çözüme ulaşılmasına ihtimal vermediğini söyledi. Kaynak yakın zamanda askerlere sunmak üzere bir müzakere belgesi hazırlamaya başladıklarını belirterek, “Üzerimize düşen her şeyi yapmak için çalışacağız ve aynı zamanda sokağa ve devrimci güçlere bağlı kalacağız” dedi.
Ordunun toplantı hakkında sessiz kalması ise dikkati çekti. Perşembe günü ÖDBG ile ordu arasında yapılan toplantıdan bu yana askerlerden hiçbir açıklama yapılmadı. Sudan ordusu ÖDBG’nin toplantıyı duyurduğu açıklamayla ilgili yorum da yapmadı. Siyasi analist Abdulmunaim Ebu İdris’e göre bu durum bazı soru işaretlerine yol açtı. İdris, “Askerler geri planda durma planını sürdürüyor. Sürecin başarılı olması halinde bu süreci üstlenecekler. Fakat başarısız olursa kafaları rahat bir şekilde üslerine geri dönecekler” dedi.
Sudan’ın bağımsızlığını kazanmasından bu yana ülkenin en geniş katılımlı siyasi koalisyonu kabul edilen ÖDBG, devrik lider Ömer el-Beşir liderliğindeki İslamcı rejime karşı düzenlenen protestolara öncülük etti ve askerler devrimin tarafında olduğunu ilan etti. Ancak İslamcı rejimin düşmesinin ardından askerler ile sivillerin kurduğu ortak yönetim, ordunun 25 Ekim’de ilan ettiği kararlarla dağıldı. Sudan Genelkurmay Başkanlığı binası önünde oturma eylemi düzenleyen göstericilere yönelik orantısız güç kullanımı, askerlerin eski iktidar ortağı siviller başta olmak üzere tüm kesimlerde şok etkisi yarattı. Genelkurmay Başkanlığı önünde çıkan olaylarda yüzlerce kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi kayboldu, barışçıl göstericiler tutuklandı ve işkenceye maruz kaldı, kadın göstericilere karşı cinsel suçlar işlendi.
Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan liderliğindeki askeri bileşen Ömer Beşir rejiminin devrilmesinin ardından ÖDBG ile müzakereleri durdurdu ve yeni bir geçiş hükümeti kurma sözü verdi. Ancak sokağın ve 30 Haziran 2019’da ülke tarihinin gördüğü en kalabalık gösterilerin oluşturduğu baskılar sonrasında dengeler yeniden devrimci güçlerin lehine döndü.
Afrika Birliği (AfB), Etiyopya Başbakanı Ahmed Abiy ve Moritanyalı diplomat Muhammed el-Hasan Veled Labat liderliğindeki ünlü arabuluculuğu üzerinden sürece katıldı ve Sudan’daki askeri bileşen ile sivil bileşen arasında Anayasa Belgesi imzalandı.
ÖDBG’nin yönetimden uzaklaştırılması ve yöneticilerinin tutuklanmasının ardından Sudan Devrimci Komiteleri askerlerle “müzakereye hayır, tanımaya hayır, ortaklığa hayır” sloganıyla askeri bileşenin sivil bileşeni iktidardan uzaklaştırma hamlesiyle mücadele etti. Devrimci Komiteler bu kapsamda son 8 aydır aralıksız bir şekilde geniş katılımlı kitlesel gösteriler düzenliyor. Bu gösteriler sırasında birçok kez Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na ulaşmayı başardı. Ardından siyasi parti ve gruplar Devrimci Komiteler’in sloganını benimseyerek askerlerle hiçbir diyaloğa katılmayacaklarını birçok münasebetle ilan ettiler.
ÖDBG’nin, ABD'nin Afrika işlerinden sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Molly Phee ve Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali bin Hasan Cafer’in arabuluculuğunda perşembe günü Hartum’da askerlerle toplantı düzenlediklerini ilan etmesi, sivil ve siyasi çevrelerde şaşkınlığa neden oldu.
ÖDBG ile askerler arasındaki görüşme, BM Sudan'daki Entegre Geçiş Yardım Misyonu (UNITAMS), Afrika Birliği (AfB) ve Doğu Afrika'da Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi’nin (IGAD) Sudan’da yönetim krizini çözmek amacıyla bir araya gelerek oluşturduğu üçlü mekanizmanın düzenlediği müzakere toplantısının ardından geldi. Ülkenin önde gelen muhalefet partileri ve Komünist Parti, orduya meşruiyet kazandıracağını söyleyerek üçlü mekanizmanın toplantısına katılmayı reddetti. Orduyu destekleyen siyasi grupların yanı sıra Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) başkanlığındaki Askeri Müzakere Komitesi üçlü mekanizmanın toplantısına katıldı. Analistler bu durumu “darbeciler arasında monolog” olarak nitelendirdi.
Üçlü mekanizma himayesindeki müzakere görüşmelerin önceki gün devam etmesi planlanmıştı. Ancak ÖDBG ile ordu arasındaki toplantı nedeniyle üçlü mekanizma bu görüşmeleri erteleme kararı aldı. Bu adım, üçlü mekanizmanın kolaylaştırdığı müzakerelerin sonu ve ülkede yeni bir siyasi sürece giriş olarak değerlendiriliyor.



Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.


Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.