ABD’li arabulucunun Lübnan-İsrail sınır anlaşmazlığını çözme görüşmeleri ‘olumlu’ geçti

Hochstein, Lübnan’ın cevabını Tel Aviv'e iletecek. İsrail ile Lübnan arasındaki müzakerelerin yeniden başlaması bekleniyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Hochstein ile ABD’nin Beyrut Büyükelçisi’nin de katılımıyla gerçekleştirdiği görüşmede haritaları inceledi. (AP)
Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Hochstein ile ABD’nin Beyrut Büyükelçisi’nin de katılımıyla gerçekleştirdiği görüşmede haritaları inceledi. (AP)
TT

ABD’li arabulucunun Lübnan-İsrail sınır anlaşmazlığını çözme görüşmeleri ‘olumlu’ geçti

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Hochstein ile ABD’nin Beyrut Büyükelçisi’nin de katılımıyla gerçekleştirdiği görüşmede haritaları inceledi. (AP)
Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Hochstein ile ABD’nin Beyrut Büyükelçisi’nin de katılımıyla gerçekleştirdiği görüşmede haritaları inceledi. (AP)

Lübnanlı yetkililer dün, ABD'li arabulucu Amos Hochstein ile deniz sınırının çizilmesi konusunda İsrail’le yapılan dolaylı müzakereler konusunda görüş alışverişinde bulundular. Yetkililer, Lübnan’ın konumunu, deniz ve doğal zenginliklere yatırım alanlarıyla ilgili tüm haklarına ve açık deniz bölgelerini keşfetme çalışmalarına yapılan baskının kaldırılması gerektiğine, ayrıca ABD’nin arabuluculuğuna olan bağlılığının yanı sıra İsrail ile dolaylı müzakerelere yeniden başlamaya hazır olduğunu vurguladılar.
Lübnan, Energean gemisinin gelişine atıfla, Tel Aviv'in Kariş gaz sahasında çalışmaya devam etmekte ısrar ettiğine dair işaretler olduğunu belirtirken Lübnan Meclis Başkanı Nabih Berri, Hochstein'a İsrail'in tartışmalı bölgeye yakın bir yerde üretim çalışmasının ‘saldırı oluşturduğunu’ söyledi.
Hochstein'ın dün gerçekleştirdiği Beyrut ziyareti, İsrail ile geçtiğimiz şubat ayında askıya alınan dolaylı müzakereleri yeniden canlandırdı. ABD’li arabulucu Lübnan’ın güney sınırlarında güvenlik tehditlerini ve askeri gerilimi artıran enerji üretim gemisi Energean'in İsrail Kariş gaz sahasına gelmesiyle son dönemde daha da artan gerilime çözüm bulmak amacıyla diplomatik çalışmalar başlattı.
Lübnanlı kaynaklar, Hochstein ile yapılan görüşmelerin ‘olumlu’ geçtiğinde hemfikirler. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, ABD’nin arabuluculuğuyla ve merkezi Güney Lübnan'daki Nakura’da bulunan Birleşmiş Milletler BM Barış Gücü UNIFIL’in himayesinde yapılan dolaylı müzakerelerin yeniden başlamasıyla sonuçlanacak bir anlaşmaya varılmasına kesin gözüyle bakılıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre İsrail'in Avn'ın dolaylı müzakerelerle ilgili sözlü olarak sunduğu önerisine verdiği yanıt çerçevesinde Lübnan'ın yanıtı yazılı değil, sözlü oldu.
Kaynaklar, İsrail'in tartışmalı gaz sahasında üretime başladığına işaret ederken Hochstein, Energean gemisinin ‘tartışmalı sahadan yaklaşık iki buçuk deniz mili uzakta durduğunu’ söyledi. ABD’li arabulucu, aldığı bilgilerin geminin bu bölgede kalacağını gösterdiğini belirtti.
AFP, Hochstein’ın Beyrut'taki görüşmelerine eşlik eden Lübnanlı bir yetkilinin açıklamalarını aktardı. Yetkilinin açıklamalarına göre Lübnan tarafının sunduğu yeni teklif, Beyrut'un daha önce bazı bölümlerinin tartışmalı bir bölgede bulunduğunu düşündüğü Kariş gaz sahasıyla ilgili değil. Kariş gaz sahasının kendi münhasır ekonomik bölgesinde yer aldığını söylen İsrail, bu sahadan gaz çıkarmaya başlayacağını duyurdu.
Lübnanlı yetkililer geçtiğimiz haftanın başlarında İsrail'in gaz çıkarmaya başlayacağı Kariş sahası yakınlarına bir üretim ve depolama gemisinin gelişinden sonraki gün, Hochstein'ı İsrail ile deniz sınırlarını belirlemeye yönelik müzakerelerin tamamlanmasını görüşmek üzere Beyrut'a davet ettiler.
Müzakerelerin gündemi, Lübnan'ın 2011 yılında BM’ye gönderdiği bir haritaya göre sınırları Hat 23 olarak adlandırılan ve tahmini 860 kilometrekare olan Akdeniz'deki bir deniz alanıyla sınırlı olması gerekiyordu. Ancak Lübnan daha sonra haritanın yanlış tahminlere dayandığını düşündü ve Hat 29 olarak adlandırılan Kariş gaz sahasının bölümleri de dahil olmak üzere bin 430 kilometrekarelik bir deniz alanında enerji aramaları yapmayı talep etti.
AFP’nin açıklamalarını aktardığı Lübnanlı yetkili, deniz alanını Hat 23'ün Kana gaz sahası dahil, ancak Kariş gaz sahası hariç olmak üzere, 860 kilometrekareden yaklaşık bin 200'e çıkarmayı önerdiklerini söyledi. Kana gaz sahasının tamamını istediklerini ve bunun da Hat 23'ün değiştirilmesine yol açtığını belirten yetkili, “Önce İsrail'in reddettiği Kana gaz sahasını ve Hat 23’ü garanti altına almak istiyoruz, gerisi daha sonra gelecek” şeklinde konuştu. Kana gaz sahası, Hat 23'ün Hat 1 ile kesişiyor. İsrail tarafından BM’ye emanet edilen Hat 1, Hat 23'ün ötesine kadar uzanıyor.
Hochstein, 5 Haziran'da Londra merkezli Energean şirketi tarafından işletilen bir geminin Kariş gaz sahasında çalışmalara başlamak üzere sahildeki bir gaz sahasına gelmesine itiraz etmesinin ardından Lübnan hükümetinin davetiyle Beyrut'a geldi. ABD’li arabulucu, Lübnanlı bazı yetkililerden, üç yıldan fazla bir süredir zorunlu olmasına rağmen keşif çalışmalarının henüz başlamadığı Lübnan deniz sınırı yakınlarındaki 9 No'lu Blok'un bitişiğindeki Kana gaz sahasının yanı sıra 860 kilometrekarelik bir alana sahip Hat 23'ün kuzeyindeki tartışmalı bölgenin tamamını istediklerini öğrendi.
Hochstein dün, ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Dorothy Shea'nın eşlik ettiği ziyaretine Lübnan Cumhurbaşkanı Michel Avn ile yaptığı 40 dakikalık görüşme ile başladı. Avn, ‘Lübnan’ın deniz alanı ve doğal kaynaklar üzerindeki egemen haklarını’ vurgulayarak ABD’li arabulucuya, aylar önce sunduğu önerisiyle ilgili yanıt verdi. Hochstein’ın önümüzdeki birkaç gün içinde Lübnan'ın tutumunu İsrail tarafına iletmesi bekleniyor. Hochstein, Lübnan'ın yanıtı için Cumhurbaşkanı Avn’a teşekkür etti ve bu yanıtı güney deniz sınırlarının çizilmesi konulu dolaylı müzakerelerdeki arabuluculuk çalışmaları çerçevesinde İsrail tarafına ileteceğinin güvencesini verdi.
Cumhurbaşkanı’nın bürosu olan Baabda Sarayı’ndaki görüşmeye eşlik eden kaynaklar, Avn’ın, güney sınırının çizilmesi için yapılan temasların aşamalarını sunduğunu ve ve Hochstein'ın bir önceki ziyarette sunduğu öneriye değindiğini söylediler. Kaynaklara göre Avn, Lübnan'ın deniz alanı ve doğal zenginlikleri üzerindeki tam egemenlik haklarına bağlı olduğunu bildirdi. Lübnan'ın ABD’nin önerisine ilişkin yorumlarını içeren teklife bir yanıt veren Avn, Hochstein'dan arabuluculuğunu sürdürmesini istedi. Hochstein, cevabı İsrail tarafına ileteceğini söylerken Avn, Tel Aviv'den süratle yanıt vermesini umduğunu belirtti. Avn, yanıt almanın hızlandırılması talebinin özellikle güney bölgesindeki hızlı gelişmelerden kaynaklandığını ifade etti. Kaynaklar, ABD’li arabulucunun Cumhurbaşkanı Avn ile yaptığı görüşmede, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın yaptığı tehditlere değinmediğine işaret ettiler.
Hochstein, Beyrut ziyareti sırasında en uzun görüşmesini ise Meclis Başkanı Nebih Berri ile gerçekleştirdi. Görüşme bir saat 10 dakika sürdü. Berri, ABD’li arabulucuya deniz sınırları ve Lübnan'ın petrol zenginliklerine yatırım yapma hakları konusunda Cumhurbaşkanı'ndan kendisine iletilenlerin tüm Lübnanlılar tarafından kabul edildiğini vurguladı. Berri, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, ABD’li arabulucu ile görüşmesinde, istenen sonuçlara ulaşmak için toplantıların sürekliliğini gerektiren, içerdiği metinlere dayalı dolaylı müzakerelerin temeli ve en uygun mekanizması olmaya devam eden çerçeve anlaşmanın deniz sınırlarının çizilmesini konu alan maddenin ele alındığını söyledi. Berri, özellikle de güney sınırında bir deniz alanı olan ve henüz sondaja başlanmayan 9 No’lu Blok'ta çalışmaların başlaması gerektiğinden, sonuçların Lübnan'ın gaz sahalarında çalışma yapma hakkına halel getirmeksizin sınırların çizilmesini sağlaması gerektiğini açıkça belirtti. Meclis Başkanı, şu an yaşananların bir yandan anlaşmaya ters düşerken ve Lübnan'ı haklarından mahrum ederken, diğer yandan da Tel Aviv'in sınırlarının dışına çıkıp saldırmasına izin verdiğini, bunun da bölgede barışı tehlikeye attığını ve durumun ciddiyetini artırdığını vurguladı.
Berri, Lübnan'ın doğal zenginliklerini çıkarmanın yanı sıra istikrarını korumaya da kararlı olduğunun altını çizdi.
Diğer yandan Lübnan Başbakanı Necib Mikati, ABD’li arabulucu ile yaptığı görüşmede, Lübnanlı tarafların sınırların çizilmesi konusundaki ortak tutumu ve ABD’nin arabuluculuğunun devam etmesini istediklerini söyledi. Mikati, Lübnan'ın tüm zenginlikleri üzerindeki haklarından vazgeçmeden petrol arama sürecini başlatması gerektiğini vurguladı.
Diğer taraftan Lübnan Silahlı Kuvvetler Komutanı General Joseph Avn, Hochstein ile yaptığı görüşmede, ordunun bu konuda siyasi otorite tarafından alınan kararları ve ülkenin çıkarları için benimsediği yol haritalarını desteklediğini bir kez daha yineledi.
Lübnan Dışişleri Bakanı Abdullah Buhabib de bir araya gelen Hochstein, ayrıca sivil toplumu kuruluşlarının temsilcileriyle başka bir toplantı yaptı.



Taiz’de Husilerin sivillere yönelik saldırıları ağır can kayıplarına yol açtı

Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)
Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)
TT

Taiz’de Husilerin sivillere yönelik saldırıları ağır can kayıplarına yol açtı

Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)
Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)

Yemen’in Taiz vilayeti, Husilerin devam eden askerî saldırısıyla karşı karşıya. Yerleşim bölgeleri ve köylere yönelik bombardıman sürerken, sivillerin hareket özgürlüğü ve temel ihtiyaç maddelerine erişimi üzerindeki kısıtlamalar da ağırlaşıyor. İnsan hakları raporları, yüzlerce sivilin öldüğünü veya yaralandığını, yüzlerce kişinin kaçırıldığını ve yüzlerce ev ile aracın zarar gördüğünü ortaya koyuyor.

Yemen Hak ve Özgürlükler Ağı, Husilerin vilayetteki sivillere ve sivil varlıklara yönelik gerçekleştirdiğini belirttiği bin 891 suç ve ihlali, 1 Eylül’den 22 Ekim’e kadar olan dönemi kapsayan “Taiz... Kanlı İşgal ve Sistematik Öldürme” başlıklı raporunda belgeledi.

Bu bilanço, ağın 24 saat içinde 21 yeni suç ve ihlali daha kayda geçirdiği ve yerleşim bölgelerine yaklaşık 213 mühimmat atıldığını bildirdiği bir zamanda açıklandı.

Husilerin Taiz’e düzenlediği roket saldırısının ardından evlerinin enkazı arasında yürüyen kent sakinleri (AP)
Husilerin Taiz’e düzenlediği roket saldırısının ardından evlerinin enkazı arasında yürüyen kent sakinleri (AP)

52 günlük dönemi kapsayan rapora göre ihlaller sonucunda 7’si bebek olmak üzere 38 çocuk, 27’si kadın olmak üzere 212 sivil hayatını kaybetti. Yaralanan 319 sivilin 29’unu çocuklar, 46’sını ise kadınlar oluşturdu.

Raporda ayrıca 23 kişinin sahada infaz edildiği, beş toplu katliam yaşandığı ve 314 kişinin kaçırılma ya da zorla kaybedilme vakasına konu olduğu belirtildi. Kaçırılanlar arasında, aileleri üzerinde baskı kurmak amacıyla rehin tutulan 14 çocuk da bulunuyor. Öte yandan, hükümet güçleriyle bağlantılı olduğundan şüphelenilen kişileri aramak amacıyla 516 eve baskın düzenlendiği kaydedildi.

Geniş çaplı hasar

İnsan hakları kuruluşunun açıkladığı veriler, sivil mülklere verilen zararın boyutunu da gözler önüne seriyor. Bombardımanlarda 356 evin zarar gördüğü, bunlardan 98’inin tamamen yıkıldığı ve üç evin daha patlayıcılarla havaya uçurulduğu belirtildi. Ayrıca 131 sivil araç hasar gördü, vatandaşlara ait 36 araç ve ulaşım aracı yağmalandı.

Ağın belgelediği son olaylarda 2 çocuk hayatını kaybetti, aralarında iki kadının da bulunduğu üç sivil yaralandı. Dört kişi kaçırılarak bilinmeyen yerlere götürüldü. Üç eve baskın düzenlenip yağmalanırken yedi ev zarar gördü; bunlardan ikisi tamamen yıkıldı.

Hayatını kaybeden çocuklardan Ammar Yasir eş-Şureyhi’nin ağın aktardığına göre Husiler tarafından Sabr bölgesindeki Akme köyünde bulunan evinden kaçırıldığı, daha sonra ise öldürülmüş hâlde bulunduğu belirtildi.

Taiz kentinde cuma namazının ardından Husiler aleyhine slogan atan kent sakinleri (Reuters)
Taiz kentinde cuma namazının ardından Husiler aleyhine slogan atan kent sakinleri (Reuters)

Rapora göre bombardıman ve keskin nişancı saldırıları Kahlan ve Şakab köylerine, Eski Havalimanı Mahallesi’ne, Dıbab, Mihal ve Necd Kasim bölgelerine kadar uzandı.

Sabr el-Mevadim ilçesine bağlı Kahlan köyünde havan mermilerinin iki eve isabet ettiği, evlerin eşyalarının zarar gördüğü ve bazı hayvanların telef olduğu bildirildi. Hedef alınan ailelerden birinin üyeleri arasında yaralanan olmadığı kaydedildi.

Sivilleri hedef alan kapsamlı saldırılar

Saldırıların sonuçları can kayıpları ve maddi yıkımla sınırlı kalmadı. Yemen Hak ve Özgürlükler Ağı, raporun kapsadığı dönemde Husilerin yaklaşık 9 bin 876 mühimmat kullandığını, 3 Eylül’den bu yana vilayet üzerindeki kuşatmayı sıkılaştırdığını ve yasa dışı 26 kontrol noktası ile kontrol bariyeri kurduğunu bildirdi.

Raporda ayrıca Heyce el-Abd yolu üzerindeki bir geçidin patlatıldığı ve Taiz’i Lahic vilayeti üzerinden Aden’e bağlayan ana yolun kesildiği ifade edildi.

Husiler gıda, ilaç, yakıt, oksijen tüpleri ve içme suyunun bölgeye girişini engellemekle suçlandı. Yardım konvoyları ve ticari sevkiyatların yanı sıra kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların ve çocuk aşılarının ulaştırılmasının da aksatıldığı belirtildi.

İnsan hakları ağı, hastanelerin, kanser tedavi merkezlerinin ve diyaliz ünitelerinin jeneratörlerini çalıştırmak için gereken yakıtın engellenmesinin hastaların hayatını tehlikeye attığı uyarısında bulundu. Şarku’l Avsat’ın Ağ’dan aktardığına göre saldırılar ve kuşatma nedeniyle vilayette yaklaşık 280 bin kişi yerinden edildi.

Taiz’de Husilerin saldırısına uğrayan bir ambulans (AFP)
Taiz’de Husilerin saldırısına uğrayan bir ambulans (AFP)

Raporda ayrıca biri özel, dördü devlet okulu olmak üzere beş okulun operasyon merkezine, silah deposuna ve hapishaneye dönüştürüldüğü öne sürüldü. Üç ambulansın, üç sağlık tesisi ve hastanenin saldırılarda hedef alındığı, beş sağlık çalışanının hayatını kaybettiği kaydedildi.

Ağ, başka bir başlık altında Husilerin Maafir ilçesine bağlı Samika bölgesinde, toplumun en dezavantajlı kesimlerinden gençleri kültürel ve askerî eğitim programlarına katılmaları için teşvik ettiğini ve ardından vilayetin güneyindeki cephelere göndermeyi amaçladığını bildirdi. Kuruluş, özellikle çocukların silahlı gruplara katılmaya zorlanması ve en savunmasız kesimlerin istismar edilmesi konusunda uyarıda bulundu.

Yemen Hak ve Özgürlükler Ağı, Taiz’in afet bölgesi ilan edilmesini, bombardımanın durdurulmasını, kuşatmanın kaldırılmasını, yolların açılmasını ve insani yardımların ulaştırılmasının güvence altına alınmasını istedi.

Yemen Kadınları Güçlendirme Vakfı ise kadınların, çocukların ve sağlık çalışanlarının korunması, bağımsız soruşturmalar yürütülmesi ve ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesi çağrısında bulundu.


Etiyopya’daki Megech Barajı, Mısır’a akan Nil sularını etkiliyor mu?

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
TT

Etiyopya’daki Megech Barajı, Mısır’a akan Nil sularını etkiliyor mu?

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)

Etiyopya hükümeti tarafından dün yapılan açıklamada, kalkınma amacıyla inşa edilen yeni bir barajın açılışı duyuruldu. Söz konusu açılış, Kahire ile Addis Ababa arasında Rönesans Barajı konusundaki derin görüş ayrılıklarının ve yeni baraj yapımlarına yönelik itirazların sürdüğü bir dönemde gerçekleşti.

Megech adıyla bilinen barajın ‘su akışlarını etkilemediği’ yönündeki değerlendirme Kahire tarafından 2013 yılında dile getirilmişti.

Etiyopya Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Başbakan Abiy Ahmed’in, ‘tarihi Gondar şehri ve çevresi için önemli bir kalkınma adımı’ olarak nitelendirilen Megech Sulama Barajı Projesi’nin resmi açılışını gerçekleştirdiği bildirildi.

Dışişleri Bakanlığı verilerine göre, 185 milyon metreküp depolama kapasitesine sahip barajın, 17 bin hektardan fazla tarım arazisine sulama imkanı sağlaması, on binlerce çiftçinin yararlanmasını ve Gondar ile çevre şehirlere güvenilir temiz içme suyu temin etmesi bekleniyor.

Abiy Ahmed, projenin kentsel tarımı geliştirerek yeni ekonomik fırsatlar yaratacağını ve gençler için istihdam olanağı sunacağını ifade etti.

Mısır makamlarından açılışa ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak dönemin Mısır Sulama Bakanı Muhammed Abdulmuttalib Aralık 2013’te yaptığı açıklamada, Mısır’ın teknik incelemelerine dayanarak Etiyopya’nın Tana Gölü’nün kuzeydoğusundaki Gondar şehri yakınlarında inşa ettiği Megech Barajı projesinin Nasır Gölü’ne ulaşan su akışını etkilemediğini ve barajın yalnızca içme suyu ile sulama amaçlı olduğunu belirtmişti.

Mısır Eski Sulama Bakanı Hüsam Megazi de dün yaptığı açıklamada, söz konusu barajın Mavi Nil havzasının ve Nil Nehri güzergahının dışında yer aldığını doğruladı. Megazi, Mısır’ın su kaynaklarının bu barajdan kesinlikle etkilenmediğini ve Mısır’ın su payı üzerinde herhangi bir yansımasının bulunmadığını vurguladı.

Megazi ayrıca, Mavi Nil üzerinde mevcut olan tek barajın Rönesans Barajı olduğunu ve bu barajın Mısır üzerinde kesin bir etkisi bulunduğunu kaydetti.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)

Kahire Üniversitesi Jeoloji ve Su Kaynakları Profesörü Abbas Şaraki, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu baraj, Amhara eyaletindeki Tana Gölü havzasında yer alan küçük barajlardan biri. Depolama kapasitesi milyarlarca değil, yaklaşık 185 milyon metreküp civarında. Bu durum onu, temel amacı yaklaşık 40 bin dönümlük arazinin sulanmasında kullanılmak üzere sınırlı miktarda su tutmak olan küçük bir baraj yapmakta” ifadelerini kullandı.

Etiyopya’nın baraj projelerini artırması ve bunun Kahire ile ilişkilere yansımalarına değinen Şaraki, “Projeler Mısır’ın su kaynaklarını etkilemediği ve tam bir koordinasyon içinde yürütüldüğü sürece Kahire bunlara karşı çıkmaz” değerlendirmesinde bulundu.

Şaraki, “Ancak Mısır’ın veya başka bir ülkenin kaynaklarına bir etkisi varsa, önceden istişare ve koordinasyon yapılması şart” diyerek, Kahire’nin daha önce defalarca dile getirildiği üzere kalkınmaya karşı olmadığını vurguladı.

Etiyopya’nın Megech Barajı adımı, Mısır ile Rönesans Barajı konusundaki anlaşmazlıkların sürdüğü bir dönemde atıldı. Kahire ile Addis Ababa arasında yaklaşık on yıl boyunca yürütülen müzakereler, 2023 yılında tekrar başlatılmadan önce 3 yıl süreyle askıya alınmış, ancak Etiyopya’nın bir anlaşmaya varmayı reddetmesi üzerine 2024 yılında yeniden dondurulmuştu.

Şarku’l Avsat’ın resmi haber ajansı MENA’dan aktardığına göre yetkili bir kaynağın demecine göre geçtiğimiz ağustos ayında Mısır, su konusunun ‘milli güvenlik ve kırmızı çizgi’ olduğunu yineleyerek, ‘Nil üzerinde yeni barajların inşasını reddettiğini’ bildirmişti. Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de o dönemde Nil Nehri dosyası ve Rönesans Barajı krizindeki gelişmeler karşısında ‘meşru müdafaa hakkının’ kullanılabileceğini ifade etmişti.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Sulama Bakanı Hani Suveylem, geçtiğimiz günlerde Mısır Forumu kapsamındaki bir oturumda yaptığı açıklamada, Mısır devletini Etiyopya barajının risklerinden ve alınabilecek tek taraflı önlemlerin etkilerinden korumak amacıyla geçmiş dönemlerde Mısır tarafından çabalar sarf edildiğini belirterek; su arıtma tesislerinin kurulduğunu, kanal betonu kaplama projeleri ile Yeni Delta Projesi gibi çeşitli adımların hayata geçirildiğini ifade etti.

Suveylem o dönemde, “Nil Havzası sadece Etiyopya’dan ibaret değil; çözümler mevcut ancak tüm tarafların bu yönde gerekli niyeti göstermesi gerekmektedir” vurgusunda bulundu.

Etiyopya’nın barajlara ilişkin devam eden adımları karşısında Mısır’ın su haklarını korumasını güvence altına alacak seçeneklere ilişkin değerlendirmede bulunan Megazi, Mısır’ın bağlayıcı bir anlaşmanın gerekliliğini vurgulayarak görüşünü ortaya koyduğunu, bu hususun uluslararası platformlarda gündeme getirildiğini ve Mısır’ın bunu her fırsatta dile getirmekten çekinmediğini belirtti. Megazi, Mısır’ın diplomasi yolunu defalarca izlediğini ve Mavi Nil üzerinde başka bir barajın inşasına izin vermeyeceğini net bir şekilde ilan ettiğini vurguladı.

Şaraki ise yeni barajın doğrudan Mavi Nil yatağı üzerinde yer almadığını, Mavi Nil Havzası’na bağlı küçük kollardan biri olan küçük bir nehir üzerinde inşa edildiğini kaydetti. Şaraki, doğrudan Mavi Nil üzerinde yer alan ve Mısır’ın karşı çıktığı, henüz yapımına başlanmamış planlanan diğer üç barajın aksine, bu barajın depolama kapasitesinin küçüklüğü ve havzadaki küçük barajlardan biri olması sebebiyle Mısır’ın su payı üzerindeki etkisinin neredeyse yok denecek kadar az ve çok zayıf olduğunu vurguladı.


İsrail el Halil’de onlarca Filistinliyi evlerini boşaltmaya zorluyor

İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)
İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)
TT

İsrail el Halil’de onlarca Filistinliyi evlerini boşaltmaya zorluyor

İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)
İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)

İsrail güçleri bugün şafak vakti, işgal altındaki Batı Şeria’nın güneyinde yer alan el Halil kentindeki Celde ve Deyr Baha bölgelerinde onlarca Filistinliyi evlerini boşaltmaya zorladı.

Filistin haber ajansı WAFA’nın yerel kaynaklara dayandırdığı habere göre, “İşgal ordusuna bağlı çok sayıda asker iki bölgeye baskın düzenleyerek çevrelerini kuşattı ve onlarca vatandaşı evlerini boşaltmaya zorladı.” Haberde, İsrail güçlerinin geniş çaplı bir gözaltı operasyonu gerçekleştirdiği de belirtildi.

Ajans, el Halil vilayetinde önceki günden bu yana geniş çaplı bir saldırının sürdüğünü, İsrail güçlerinin kente, köylere, kasabalara ve mülteci kamplarına ulaşan bütün girişleri kapattığını bildirdi.

El Halil Valisi Halid Dudin ile el Halil Belediye Başkanı Yusuf el-Caberi, söz konusu bölgelerden yerinden edilenlere ve kasaba girişlerinde mahsur kalan vatandaşlara yardım sağlamak amacıyla vilayet genelinde acil durum planı açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiğı bilgiye göre İsrail güçleri dün de el Halil kentinin batısındaki Feraş el-Heva bölgesinde üç daireden oluşan bir konut binasını yıktı. Bölgeyi ve kentin çevre yoluna bağlanan tek güzergâhı oluşturan ana girişini kapatan İsrail güçleri, vatandaşların ve araçlarının bölgeye girişini ve çıkışını engelledi. Ayrıca el Halil kentine ulaşan tüm giriş ve yolları kapattı.

İsrail ordusu ve iç istihbarat servisi Şin Bet, iki askerin hayatını kaybettiği saldırının ardından işgal altındaki Batı Şeria’nın el Halil bölgesinde terörle mücadele operasyonu başlattıklarını açıkladı.

İsrail ordusu dün el Halil yakınlarında düzenlenen silahlı saldırıda 2 İsrail askerinin öldüğünü, 3 askerin yaralandığını duyurdu. Ordu ayrıca saldırıyı gerçekleştiren ve el Halil kentinden oldukları belirtilen 2 Filistinlinin öldürüldüğünü bildirdi.