TM ve DYK görüşmelerinin başarısız olmasının ardından Trablus'ta askeri hareketlilik yeniden başladı

BM yetkilisi Williams, TM Başkanı Salih ve DYK Başkanı Mişri’yi aralarındaki anlaşmazlıkları çözmek üzere yakında bir görüşme yapmaya çağırdı

Dibeybe’nin Trablus'ta el-Avakir aşiretinden bir heyet ile yaptığı görüşmeden bir kare (UBH)
Dibeybe’nin Trablus'ta el-Avakir aşiretinden bir heyet ile yaptığı görüşmeden bir kare (UBH)
TT

TM ve DYK görüşmelerinin başarısız olmasının ardından Trablus'ta askeri hareketlilik yeniden başladı

Dibeybe’nin Trablus'ta el-Avakir aşiretinden bir heyet ile yaptığı görüşmeden bir kare (UBH)
Dibeybe’nin Trablus'ta el-Avakir aşiretinden bir heyet ile yaptığı görüşmeden bir kare (UBH)

Libya'nın başkenti Trablus'ta silahlı milislerin askeri hareketliği dün yeniden başladı. Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Stephanie Williams, Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih’i ve Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri’yi aralarındaki cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin düzenlenmesiyle ilgili anayasal bir çerçeve oluşturulmasına ilişkin yapılan görüşmelerde bir anlaşmaya varılamamasına neden olan anlaşmazlıkları çözmek amacıyla on gün içinde üzerinde uzlaşılan bir yerde yeniden bir araya gelmeye çağırdı.
Dün Libya basınında yer alan haberlerde, iki gündür Askeri İstihbarat Dairesi eski Başkanı Usame el-Cuveyli’ye ait zırhlı araçlarla güçlendirilmiş, ‘devasa askeri güçler’ olarak tanımlanan grupların hareketliliklerinin arttığının gözlemlendiği bildirildi. Pazar akşamı yayınlanan video kayıtlarında, Ulusal Mobil Gücü’ne bağlı ağır silahlar ve roketatarlarla donatılmış silahlı bir konvoyun başkent Trablus'un batısındaki çeşitli bölgelerde hareket ettiği görüldü.
Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe, kısa bir süre önce Başkanlık Konseyi’nin Batı Askeri Bölgesi komutanlığı görevinden alınmasını talebi üzerine Cuveyli’yi görevinden almış, ardından olası bir askeri adıma karşılık verileceğini söylemişti.
Öte yandan Mısır Dışişleri Bakanlığı Resmi Sözcüsü Büyükelçi Ahmed Hafız, yaptığı kısa açıklamayla ülkesinin Kahire'nin BM ile koordineli olarak ev sahipliği yaptığı, Libya’da seçimlerin düzenlenmesiyle ilgili anayasal çerçevenin oluşturulmasına ilişkin toplantıların üçüncü turunun sonuçlarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Libyalılar arasında yapılan görüşmelerde anayasa maddelerinin büyük bölümü üzerinde anlaşmaya varıldığının ve bunun büyük bir ilerleme olduğunun altını çizen Hafız, Libya Anayasa Komitesi’nin çalışmalarını sürdürme ve geriye kalan az sayıdaki maddeler üzerinde de bir an önce bir sonuca varılmasını istediklerini ifade etti.
Hafız’ın açıklamalarından birkaç saat önce BM Libya Özel Temsilcisi Stephanie Williams, Libyalı taraflar arasında Kahire’de yapılan bu görüşmelerin başarısız olduğunun doğrudan ve resmi olarak kabul edilmesini önlemek amacıyla dün sabah bir basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu. Basın toplantısında üçüncü turun sona erdiğini duyuran Williams, TM ve DYK temsilcilerinden oluşan ortak komitenin anayasal çerçeve ile ilgili müzakerelerinin sonuncusunun dün sabah yapıldığını belirtti.
Williams, ortak komitenin Libya anayasa taslağındaki birçok tartışmalı madde üzerinde fikir birliğine vardığını söylese de seçimlere giden geçiş sürecini düzenleyen tedbirler konusunda anlaşmazlıkların sürdüğüne işaret etti. Mısır'a Kahire'deki üç tur süren görüşmelere ev sahipliği yapmasından ve TM ve DYK üyelerine birçok anlaşmazlık noktasını çözme çabalarından dolayı teşekkür eden Williams, BM’nin uzun süren geçiş dönemlerini ve istikrarsız durumu mümkün olan en erken tarihte ve seçimlerde oy kullanmak için seçmen listelerine kayıt yaptıran yaklaşık 3 milyon Libyalının isteklerine yanıt olarak kapsamlı ve şeffaf ulusal seçimler yoluyla sona erdirmek için Libya'nın tüm çabalarını desteklemeye devam edeceğini vurguladı.
TM ve DYK arasındaki anlaşmazlıklar, Kahire'de yapılan üçüncü ve son tur görüşmelerde, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter'in adaylığını önlemek amacıyla askerlerin ve çifte vatandaşlığı olanların cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmalarını engelleyen maddeyle ilgili olarak ortaya çıktı.
BM Genel Sekreter Yardımcısı ve Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Koordinatörü Raisedon Zenenga, Libya'nın farklı bölgelerinden aşiret büyüklerinden oluşan bir heyet ile yaptığı görüşme sırasında Libya'daki siyasi, güvenlik ve ekonomik zorluklarla mücadelenin tek çözümü olarak seçimlerin yapılmasına tam desteğini dile getirdi.
UNSMIL’den yapılan açıklamada, Libyalı heyette yer alan üyeler çatışmaların önlenmesi, silah akışının durdurulması ve yabancı güçlerin ve paralı askerlerin Libya topraklarından çekilmesi için çalışılması gerektiğini vurguladılar. BM’ye ve uluslararası topluma Libya'nın istikrar ve egemenliğinin korunmasını destekleme çağrısında bulunan heyet, siyasi tutukluların haklarının daha iyi korunması ve yasadışı olarak gözaltına alınanların serbest bırakılması gereğinin altını çizdi. Zenenga ise, hem heyettekileri hem de Libya halkını, seçimlerin bir an önce yapılmasının gerektiği konusunda ülkenin liderlerine ve karar vericilerine seslerini duyurmaları çağrısında bulundu. Zenenga ayrıca Libyalı heyeti, UNSMIL’in tüm tutuklular için yasal prosedürlerin izlenmesi ve serbest bırakılmalarına ilişkin yargı kararlarının uygulanması için Libyalı yetkililerle birlikte yürüttüğü çalışmalarla ilgili bilgilendirdi.
Diğer taraftan UBH Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe, seçimlerin düzenlenmesini desteklemek için yaptığını söylediği görüşmelerini sürdürdü. Hükümetin Libya’nın tüm bölgelerine ve şehirlerine hizmet vermeye devam etmesi ve seçimlerin bu yıl bitmeden yapılması gerektiğini vurgulayan el-Avakir aşiretinin ileri gelenleriyle Pazar günü Trablus’ta bir araya gelen Dibeybe, seçimlerin düzenlenmesiyle ilgili anayasal çerçevenin oluşturulması durumunda hükümetinin seçimleri yapmak istediğini belirtti.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.