ENKS, Barzani ile Kürt gruplar arasında yapılan görüşmelerin askıya alınmasını görüştü

Suriye'nin kuzeyindeki demografik değişime yönelik tehditler ve girişimlerin ele alındığı bir toplantı yapıldı

ENKS Başkanlık Divanı üyesi ve Suriye Kürdistan Birlik Partisi Sekreteri Süleyman Oso (Şarku’l Avsat)
ENKS Başkanlık Divanı üyesi ve Suriye Kürdistan Birlik Partisi Sekreteri Süleyman Oso (Şarku’l Avsat)
TT

ENKS, Barzani ile Kürt gruplar arasında yapılan görüşmelerin askıya alınmasını görüştü

ENKS Başkanlık Divanı üyesi ve Suriye Kürdistan Birlik Partisi Sekreteri Süleyman Oso (Şarku’l Avsat)
ENKS Başkanlık Divanı üyesi ve Suriye Kürdistan Birlik Partisi Sekreteri Süleyman Oso (Şarku’l Avsat)

Eski Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Kürt lider Mesud Barzani, Suriye muhalefet kanadı Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) liderliğindeki bir heyet ile Suriyeli Kürt gruplar arasındaki görüşmelerin askıya alınmasını ve Türkiye'nin Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki bölgelere askeri bir operasyon başlatma tehdidinin ardından Kürt grupların Türkiye’nin olası operasyonunu püskürtmek için bir hava savunma sistemi konuşlandırılması yönündeki Suriye güçlerine yaptığı çağrılara ilişkin ENKS’nin tutumlarını görüştü.
Barzani ile yapılan toplantıya katılan Suriye Kürdistan Birlik Partisi Sekreteri Süleyman Oso, Şarku’l Avsat’a telefon aracılığıyla açıklamalarda bulundu.  Oso, toplantıda Suriye'deki Kürtlerin karşı karşıya olduğu tehditlerin ve Kürtlerin yoğun oldukları bölgelerdeki demografik değişim girişimlerinin yanı sıra Suriyeli gruplar ve SDG tarafından geriye kalanları göçe zorlamak ve Kürt yoğunluklu bölgeleri gerçek sakinlerinden boşaltmak amacıyla Kürtleri yıldırma girişimlerinin ele alındığını söyledi.
Öte yandan Mesut Barzani'nin ofisinden yapılan açıklamaya göre toplantıda, ENKS’nin önde gelen isimleriyle Suriye'deki son duruma ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. Suriye Kürtlerinin durumuyla ilgili son gelişmeler ve Türkiye’nin askeri bir operasyon başlatmaya yönelik son tehditlerinden duydukları korkular ayrıntılı olarak ele alındı. Iraklı Kürt lider, Kürtlere meşru haklarını elde etmeleri yolunda tam destek verme taahhüdünde bulundu.
IKBY Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada ise Kürtlerin anavatanlarında kalmaları ve göçe zorlanmamaları gerektiğine dair gözlem ve tavsiyeler yer alırken ‘sabırlı ve sebatlı’ davranılması çağrısında bulunuldu.
Demokratik Birlik Partisi (PYD) Siyasi Komite Üyesi ve Kürt toplumunun siyasi partileri, sivil akımları ve aktif isimlerini içeren geniş bir ittifak olan ENKS'nin Başkanlık Divanı üyesi olan Oso, Suriyeli Kürt gruplar arasında yaklaşık iki yıl önce askıya alınan görüşmeler hakkında Şarku'l Avsat'a konuştu. Barzani ile bu konuda bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyleyen Oso, “Kendisine PYD'nin bu görüşmeleri kendi adına sonlandırdığını ve bu müzakerelerde varılanlara ilişkin taahhüdünü duyurduğunu bildirdik” dedi. Buna karşın Barzani'nin Suriye halkına ve Suriye krizine siyasi bir çözüm bulunmasına verdiği desteği ve Suriyelilerin yaşadığı trajedinin sona ermesi gerektiğini vurguladığı aktarıldı.
Kürt siyasetçi Oso, ENKS konferansında yaşanan olaylarla ilgili olarak şunları söyledi:
“ENKS, PYD’ye bağlı Asayiş güçlerinin konferans salonuna baskın düzenlediği ve silah zoruyla konferansın tamamlanmasını engellediği Eylül 2017'den bu yana dördüncü konferansını halen düzenlemedi.”
Konferansların siyasi partilerin ve çerçevelerin mücadelesinde önemli istasyonlar olduğuna işaret eden Oso, konferans için bir tarih ve yer belirtmeden, “Konferansı yaparsak, Suriye sahnesindeki tüm siyasi gelişmeler ve tüm Kürt bölgelerinde halkımızın karşı karşıya olduğu tehdit ve tehlikeler ile Cenevre'deki siyasi süreç incelenecektir” dedi.
Suriye muhalefet kanadında yer alan ENKS’nin temsilcilerinden bir heyet, muhalefet adına Suriye Müzakere Komitesi'ne ve Suriye krizinin çözümüne ilişkin Cenevre görüşmelerine katılıyor. Suriye anayasasını hazırlamakla görevli mini komitede de ENKS temsilcileri yer alıyor. ENKS çatısı altında bir araya gelen partiler, 2020 yılının başlarında ABD himayesinde PYD liderliğindeki Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ni temsil eden Kürt Ulusal Birliği Partileri (PYNK) ile doğrudan görüşmelere başladı. Ancak siyasi bir anlaşmaya varılmasına rağmen, Kürt-Kürt diyalogu iki yıl önce tökezledi ve ilerleme kaydedilemeyerek, askıya alındı.
Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine askeri bir operasyon başlatmaya ilişkin tehditleriyle ilgili ENKS’nin tutumuna da değinen Oso, askeri seçeneklerin daha fazla ölüm, yıkım ve yerinden edilmeyi beraberinde getirmesi nedeniyle bir çözüm olmadığını söyledi. PKK'yı Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kürt bölgelerini kontrol etmekle suçlayan Oso, PKK'nın kontrolünün, Türkiye’nin bu bölgeleri işgal etmesi için bir gerekçe oluşturduğuna dikkati çekti. Oso, Uluslararası toplumu ve bölge ülkelerini bir an önce siyasi bir çözüme ulaşılması ve Suriyelilerin trajedisine son verilmesi için adımların hızlandırılması çağrısında bulundu.
SDG, PYD ve Özerk Yönetim lideri ve yetkililerinin, Suriye rejimi güçlerini Türkiye’nin olası askeri operasyonunu püskürtmek için hava savunma sistemlerinin konuşlandırılması çağrılarıyla ilgili de konuşan Oso, “Tüm bunlar, bölgeyi Rusya’nın himayesinde rejime teslim etmeye yönelik ön girişimlerdir. Bu durum siyaset sahnesini daha da karmaşık hale getirecektir” ifadelerini kullandı. Siyasi çözümün Suriye krizine ilişkin uluslararası kararlara uygun olduğunun altını çizen Kürt yetkili, özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 sayılı kararının ‘tüm Suriyeliler için güvenlik ve emniyetin tesis edilmesini garanti eden son çare’ olduğunu vurguladı.
Öte yandan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi dün, Dünya Mülteci Günü vesilesiyle resmi internet sitesi üzerinden yayınladığı bir bildiride, insani yardım kuruluşlarını, insan hakları savunucularını ve BM kuruluşlarını, Fırat'ın doğusundaki nüfuz alanlarındaki onlarca kampa dağılmış yerinden edilmiş binlerce kişiye ve mültecilere karşı sorumluluklarını üstlenmeye çağırdı.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne bağlı Göçmen ve Mülteci İşleri Dairesi Başkanı Heval Şehmus Ahmed, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Özerk Yönetimin kontrolündeki bölgelerde 150 bini aşkın insanın barındığı 16 kamp bulunduğunu ve aynı zamanda Rakka, Deyrizor, Tabka ve Menbiç kırsalında onlarca düzensiz kampın olduğunu söyledi. Ahmed, BM’yi, DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’ndaki (DMUK) ülkeleri ve Rusya'yı, bu bölgelerden yerinden edilmiş Suriyelilerin güvenli ve gönüllü bir şekilde geri dönmelerine izin vermesi için Türkiye'ye baskı yapmaya çağırdı.
Mevcut abluka haline ve Özerk Yönetim bölgelerine açılan sınır kapılarının kapatılmasına değinen Kürt yetkili, Moskova ve Pekin’in BMGK’da Suriye’ye sınır ötesi yardımların geçişiyle ilgili yapılan oylamada veto haklarını kullanmaları nedeniyle Yarubiye Sınır Kapısı’nın halen bu yardımlara kapalı olduğuna dikkati çekti. Özerk Yönetim için hayati öneme sahip olan Yarubiye Sınır Kapısı’nın açılması gerektiğini vurgulayan Ahmed, Özerk Yönetim bölgelerinin, Suriye'nin kuzeydoğusundaki el-Hol ve Roj mülteci kamplarında kalan binlerce Iraklı mülteciyi kabul ettiğini söyledi.
Ahmed, son olarak şunları söyledi:
“Halep kırsalındaki Afrin, Haseke'deki Rasulayn ve Rakka'daki Tel Abyad il ve ilçelerinde, kısıtlı maddi imkanlara ve mevcut abluka haline rağmen yerinden edilen binlerce Suriyelinin hayati ihtiyaçlarının karşılanması için çalışıyoruz.”



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.