Mukteda es-Sadr, Irak cumhurbaşkanlığı yarışında Berhem Salih kartını yaktı mı?

KYB ve KDP cumhurbaşkanı adayı üzerinde uzlaşı sağlayamadı. 2018 senaryosunun tekrarlanabileceğine dair işaretler var.

Daha önce Mukteda es-Sadr ile Cumhurbaşkanı Berhem Salih arasında gerçekleşen bir görüşme (Mukteda es-Sadr’ın ofisi)
Daha önce Mukteda es-Sadr ile Cumhurbaşkanı Berhem Salih arasında gerçekleşen bir görüşme (Mukteda es-Sadr’ın ofisi)
TT

Mukteda es-Sadr, Irak cumhurbaşkanlığı yarışında Berhem Salih kartını yaktı mı?

Daha önce Mukteda es-Sadr ile Cumhurbaşkanı Berhem Salih arasında gerçekleşen bir görüşme (Mukteda es-Sadr’ın ofisi)
Daha önce Mukteda es-Sadr ile Cumhurbaşkanı Berhem Salih arasında gerçekleşen bir görüşme (Mukteda es-Sadr’ın ofisi)

Muayyid et-Turfi
Irak’ta cumhurbaşkanı seçimi yeniden gündeme geldi. Meclis aylardır cumhurbaşkanı seçimi ve hükümet kurma gündemlerinde ilerleme kaydedemiyor. Zira cumhurbaşkanı seçimi için Ocak ve Şubat’ta Meclis’te düzenlenen oturumlarda toplantı yeter sayısına ulaşılamadığı için oylamaya geçilemedi. Yeter sayısına ulaşılamamasının sebebi, Şii Koordinasyon Çerçevesi ve müttefiki Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) söz konusu oturumları boykot etmesiydi. Meclis’te üçte bir çoğunluğu elinde tutan Koordinasyon Çerçevesi, cumhurbaşkanı seçim oturumunun düzenlenmesini engellediği için ‘engelleyici üçte bir’ ismini aldı.
Irak Anayasası cumhurbaşkanı seçim oturumuna başlanması için Meclis üyelerinin üçte ikisinin yani 220 milletvekilinin oturuma katılmasını şart koşuyor. Federal Mahkeme’nin, Şubat’ta açıkladığı içtihadında bu şarta vurgu yapması, siyasi süreci işlemez hale getirdi.

Sadr, Cumhurbaşkanı Salih’i hedef aldı
Değerlendirmeler, Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih’in yeniden seçilebileceği yönündeydi. Nitekim Salih, kendi partisi olan KYB’nin yanı sıra Koordinasyon Çerçevesi, bazı Sünni ve bağımsız milletvekilleri tarafından destekleniyor. Ancak Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr’ın Twitter hesabından yaptığı paylaşım dengeleri tersine çevirdi.
Mukteda es-Sadr, paylaşımında, İsrail ile normalleşmeyi suç sayan yasayı onaylamadığını belirterek, Salih’in görevden alınması, bir kez daha seçilmemesi ve yerine milli bir şahsiyetin getirilmesi çağrısında bulundu. Sadr’ın bu çıkışı, Koordinasyon Çerçevesi ve müttefiklerini Salih’i seçme konusunda büyük bir çıkmazla karşı karşıya bıraktı. Sadr’ın dile getirdiği argüman, Koordinasyon Çerçevesi’nin kendi tabanını konsolide etmek için kullandığı argümanların başında geliyor.
Sadr “Sözde Irak Cumhurbaşkanı’nın İsrail ile normalleşmeyi suç sayan yasayı imzalamayı reddetmesi oldukça yüz kızartıcı. Halkın normalleşmeden yana olan ve milli olmayan aksine Batı’ya veya Doğu’ya boyun eğen bir cumhurbaşkanına sahip olması utanç verici. Ben, Allah’ın huzurunda ve Irak halkının önünde onun suçundan beriyim. Daha önce ve daha sonraları (Salih’in) cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesinden üzüntü duyuyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı, Sadr’ın açıklamasına hemen yanıt verdi. Cumhurbaşkanlığı resmî sitesinde dün yayınlanan yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Salih’in söz konusu yasanın Meclis’ten gönderildiği şekliyle ve üzerinde herhangi bir düzeltme yapmadan ele alınması talimatı verdiğini belirtti. Yasanın 20 Haziran 2022’de resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdiğine işaret edilen açıklamada, Cumhurbaşkanı Salih’in, Filistin meselesini, Filistin halkının meşru haklarını elde etmesi ve vatanını Siyonist oluşumdan kurtarmasını destekleme konusunda kararlı bir duruş sergilediği ifade edildi. Açıklamada, Cumhurbaşkanı Salih’in Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantıları sırasında ulusal ve uluslararası platformlarda bu hususu defalarca tekrarladığı vurgulandı.
Meclis, Mayıs’ta İsrail ile normalleşmeyi suç sayan yasa tasarısını Mukteda es-Sadr’ın baskı ve ısrarlarıyla kabul etti. Meclis’in oybirliğiyle onayladığı yasa, Tel Aviv ile işbirliği yapanların yasal takibata uğramasını öngörüyor. Yasa ayrıca Iraklı vatandaşların İçişleri Bakanlığı’nın onayıyla Kudüs’e dini ziyaretler gerçekleştirmesini veya Yahudilerin de aynı şekilde Iraklı makamların onayıyla Irak’taki dini mekanları ziyaret etmesine izin veriyor.
Siyasi çevrelerin çoğu desteklese de Irak, İsrail ile herhangi bir şekilde ilişki kurulmasını reddediyor. Sadr yasa tasarısının Meclis’ten geçmesinin ardından o dönem destekçilerine sokağa çıkarak bunu kutlama çağrısında bulunmuştu.
Siyasi analist Ali el-Bider, Sadr’ın, Cumhurbaşkanı Salih’in yeniden cumhurbaşkanı seçilme kartını yaktığını söyledi. Bider, “Sadr, önümüzdeki süreçte memnun olmadığı veya Koordinasyon Çerçevesi çatısı altındaki gruplara yakın olan her figüre bu ilkeye göre muamele edecek gibi görünüyor” dedi.

Sadr, Koordinasyon Çerçevesi’ni çıkmaza itti
Siyasi araştırmacı ve akademisyen İsam el-Feyli, Sadr’ın paylaşımının, Salih’in yeniden cumhurbaşkanı olma şansını ortadan kaldırdığını ve Koordinasyon Çerçevesi’ni çıkmaza ittiğini söyledi.
Feyli, “Sadr’ın tweet’i amaçsız değildi. Aksine bu tweet, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile KYB’nin kendi adaylarıyla cumhurbaşkanı seçimine katılacağının sızdırılmasının ardından geldi. Tweet, Salih’e ‘evet’ oyu vermek isteyen Koordinasyon Çerçevesi’ni çıkmaza itecek. Zira Koordinasyon Çerçevesi İsrail ile barışı defalarca kez reddetti” diye konuştu.
Sadr’ın Koordinasyon Çerçevesi gruplarını sınava tabi tuttuğunu belirten Feyli, Koordinasyon Çerçevesi’nin yapacağı tercihlerle İsrail konusundaki tutumunda dürüst olup olmadığını yoksa bunu sadece dönemsel bir slogan olarak mı kullandığını göstereceğini kaydetti.
Koordinasyon Çerçevesi’nin Erbil ve diğer siyasi grupları İsrail ile ilişki kurmakla suçladığını hatırlatan Feyli, Salih’in cumhurbaşkanı seçilme ihtimalinin artık zayıfladığını, Salih’in yerine üzerinde uzlaşma sağlanacak başka bir aday belirlenebileceğini dile getirdi. Feyli, Mukteda es-Sadr’ın siyaset sahnesinde olmamasına rağmen tüm bu ihtimallerin Sadr’ın zaferi olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

Anlaşmazlık sürüyor
KDP Milletvekili Şerif Süleyman, yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanı adayı konusunda KYB ile anlaşmaya varamadıklarını bildirdi. Süleyman, “KYB ile cumhurbaşkanı adayı konusundaki diyalog ve tartışmalar sürüyor. Şimdiye kadar çözüm aşamasına veya cumhurbaşkanı makamıyla ilgili anlaşmaya varamadık” dedi.
Süleyman, “Son senaryo, her iki partinin kendi adaylarıyla seçime gitmesi. Nihai karar Irak Meclisi’nin olacak” ifadesini kullandı.
Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan, daha önceki bir açıklamasında, şu ana kadar cumhurbaşkanının seçilmemesini anayasa ihlali olarak nitelendirdi.
Zeydan, Irak’ın yarı resmî gazetesi es-Sabah’a verdiği röportajda, “Bir dizi anayasal ihlaller yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Bu ihlallerin en önemlisi Anayasa’nın yeni cumhurbaşkanı seçimi için belirlediği sürenin aşılmasıdır. Bazıları medyada görünmek ve gündeme gelmek için Federal Mahkeme’ye başvurmayı bir yol haline getirdi. Zira bu kimseler Mahkeme’nin yetki alanına girmese bile her türlü karara veya kanuna itiraz için Mahkeme’ye itiraz ediyor” diye konuştu.

Salih’in şansı yüksek
Fakat KYB, Sadr’ın sert eleştirilere rağmen, adayı Berhem Salih’in cumhurbaşkanı seçilme şansının hâlâ yüksek olduğu görüşünde. KYB yöneticilerinden Mahmud Hoşnaw, KYB’nin cumhurbaşkanı adayı Berhem Salih’in şansının yüksek olduğunu ancak KDP ve KYB’nin uzlaşamaması halinde Meclis’in cumhurbaşkanı seçim oylamasına itiraz etmeyeceklerini kaydetti.
Hoşnaw, “KYB, KDP ile anlaşmaya varmayı ve aralarındaki uzlaşının Berhem Salih’in yeniden cumhurbaşkanı seçilmesiyle sonuçlanmasını ümit ediyor. KYB, KDP’nin kendi adayıyla seçime katılmasına ve Meclis’in bu meseleyi oylamayla çözmesine itiraz etmiyor. Büyük olasılıkla oylamada KYB’nin adayı Berhem Salih seçilecek” dedi.
KDP ve KYB arasındaki müzakerelere değinen Hoşnaw, “KYB’nin siyasi dengelere dayalı birçok anlaşması var. KYB güçlü muktedir bir hükümet ve güçlü ortaklıklar istiyor. Umarız büyük olumlu sonuçlar elde ederiz. Federal Mahkeme’nin, yeni cumhurbaşkanı seçilene kadar Cumhurbaşkanı’na çalışmalarına devam etmesi kararını vermesinden dolayı Irak’ta Anayasa ihlali yok” diye konuştu.

2018 senaryosu
Irak Kürdistan Adalet Toplumu Partisi Milletvekili Hacı Ahmed, cumhurbaşkanı seçimi konusunda 2018 senaryosunun tekrarlanacağını söyledi. Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre Ahmed, “KDP ve KYB cumhurbaşkanı seçimi meselesinin çözümünde olumlu sonuçlara ulaşamadı. Bu nedenle en çok oyu toplayanın koltuğu kazanmasını bekliyorum” dedi.
Ahmed, “Her iki taraf adayına destek toplamak için görüşmeler yürütüyor. Bu sebeple 2018’deki cumhurbaşkanı seçim senaryosunun tekrarlanacağını düşünüyorum. Cumhurbaşkanlığını Berhem Salih’in, Başbakanlığı da Mustafa el-Kazımi’nin alacağı kanaatindeyim” diye konuştu.
KDP ve KYB 2018’de cumhurbaşkanı seçim oturumuna kendi adaylarıyla girmişti. O dönem KDP, şu anki Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin’i, KYB de mevcut Cumhurbaşkanı Berhem Salih’i aday göstermişti. Salih Meclis’te oy çokluğuyla seçimi kazanmıştı.



İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
TT

İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)

Emel Şehade

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Almanya’da diğer ülkelerdeki mevkidaşlarıyla katıldığı gizli toplantının ifşa olmasının ardından yaptığı konuşmada, ordusunun çeşitli cephelerdeki başarılarına değindi. Zamir, Gazze savaşının üçüncü yılını doldurmak üzere olduğu bu süreçte İsrail’in savunma ve saldırı kapasitesini Arap ülkelerinin ordu komutanlarına aktardıklarını belirterek, bunu savaşın ürettiği büyük bir başarı olarak niteledi.

İsrailli kaynaklara göre bölgesel iş birliğinin merkezinde yer alan Zamir’in, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliğine ikna ettiği ve Ortadoğu’da güvenlik iş birliğini derinleştirme fırsatlarını sunduğu kaydedildi.

Cooper ise toplantıya katılanlara ABD ordusunun bölgeden çekilme niyetinin olmadığını ve İran ile mücadelenin süreceğini bildirdi. Toplantıda Husi dosyası, İsrail ile katılımcı ülkeler arasındaki ilişkiler açısından en önemli başlığı oluşturdu. Bu kapsamda Askeri İstihbarat Dairesi’nin (AMAN) üç yıl süren savaş boyunca savunma ve saldırı kapasitelerinin yanı sıra Yemen’e özel ayrı bir birim kurduğu açıklandı. Zamir’in bu durumu, söz konusu ülkeler için stratejik önem taşıyan müteakip bir tecrübe olarak sunduğu aktarıldı.

Stratejik hazine

AMAN’ın özel bir bütçe ve çeşitli kaynaklar ayırarak, İsrail’e göç eden Yemenli Yahudi toplumundan çok sayıda kişiyi aktif istihbarat elemanı olarak yetiştirdiği ortaya çıktı. Bu kişilerin, Yemen dosyası ve Husi tehdidiyle mücadelede merkezi bir rol üstlendiği belirtildi.

Söz konusu adımların, Husilerin savaşın başından bu yana İran ve Hizbullah lehine hareket ederek İsrail’in güney bölgesini günlük hedef haline getirmesinin ardından atıldığı ifade edildi. Zamir’in askeri ve istihbari kurumların elde ettiği başarılar olarak sunduğu bu verilerin, güvenlik kaynaklarınca ‘stratejik bir hazine’ şeklinde nitelendirildiği ifade edildi.

İsrail sisteminin Yemenli Yahudilerle yürüttüğü çalışmaların üç ana halkaya dayandığı kaydedildi. İlk halkanın Yemen’e istihbarat sızma kapasitesini sağlamaya odaklandığı; görevlerin İsrail güvenlik kurumlarının Husilere karşı planlar geliştirmesi için ihtiyaç duyduğu bilgi toplama faaliyetleri ile Batılı ve Arap istihbarat servisleriyle iş birliğini artırmayı kapsadığı belirtildi.

İkinci halkanın ise füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarından Husilerin olası baskın kapasitelerine ve Kızıldeniz’deki seyrüsefer hatlarını kapatma yeteneklerine kadar olan tehditlere karşı bir savunma mekanizması oluşturduğu ifade edildi.

Üçüncü halkanın ise gelişmiş mühimmat, teçhizat ve siber alan imkanlarıyla taarruz operasyonlarına odaklandığı kaydedildi.

Husilere karşı yürütülen görevlerin başarısı için AMAN’ın, seçilen Yemenli Yahudiler adına Yemen sahasına özel bir istihbarat okulu kurduğu bildirildi. Bütün mesaileri Husileri izlemek ve bilgi toplamak olan ilk istihbarat grubunun eğitimlerini tamamladığı, elde edilen verilerin Hava ve Deniz Kuvvetleri tarafından Yemen’in derinliklerindeki kritik Husi hedeflerine düzenlenen saldırılara dönüştürüldüğü kaydedildi.

İsrail, Yemen karşısında yeteneklerini nasıl öne çıkarıyor?

İsrail merkezli çeşitli raporlara göre bu dosyaya odaklanılmasının, ABD’nin Husileri havadan yenilgiye uğratma yönündeki üç girişiminin de başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından gerçekleştiği belirtildi. Askeri ve güvenlik yetkililerinin değerlendirmelerine dayandırılan haberlerde, Husi tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması için Yemen’de karadan harekete geçebilecek etkili bir askeri güce ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Söz konusu raporlarda, ABD’nin başarısızlığı ile İsrail’in 2024 ve 2025 yıllarındaki hamleleri karşılaştırıldı. ABD’nin Husilere yönelik üç ayrı hava harekâtı düzenlediği, Nisan 2025’te kapsamlı bombardıman harekatının da sonuçsuz kalmasıyla Amerikalıların bu yapıyı havadan yenmenin imkansızlığını anladığı iddia edildi. Buna karşın İsrail Hava Kuvvetleri’nin daha etkili sonuçlar aldığı öne sürüldü. İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısıyla Husilerin siyasi ve askeri lider kadrosunun büyük bölümünü etkisiz hale getirdiği, ayrıca örgütün Kızıldeniz kıyısındaki ana ikmal hattı olan Hudeyde Limanı’nı vurduğu kaydedildi. Üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi, Husilerin güney bölgelerine ve Tel Aviv yönüne füze fırlatmasını tamamen engelleyemeseler de Tel Aviv’in caydırıcılık sağladığını savundu.

Eilat’a giden deniz ulaşımını tehdit eden unsurlar

İsrail basınına yansıyan değerlendirmelerde, Husilerin yalnızca Eilat’a yönelik seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmekle kalmadığı, ABD’nin son bombardıman harekatının başarısız olmasından sonra geçen bir yıllık ateşkes sürecini değerlendirerek balistik füze ve İHA kapasitelerini yeniden İsrail’i tehdit edecek seviyeye çıkardıkları kaydedildi. Raporlarda, Husilerin Irak’taki Şii milislerin desteğiyle İsrail’i doğu sınırından da daha etkin şekilde tehdit edebilecek yeteneğe ulaştığı vurgulandı.

Yemen ve Husilere yönelik adımları bölgesel bir stratejik başarı olarak değerlendiren İsrail tarafı; Yemenli Yahudiler kanalıyla toplanan istihbarat ve yapay zekâ dahil gelişmiş teknolojiler sayesinde diğer ülkelere de Husi tehdidiyle mücadelede destek verebileceğini öne sürdü. İsrailli yetkililer, bu kapasitenin Tel Aviv’i Husilere karşı yürütülen savaşta kritik bir istihbarat aktörü haline getirdiğini savundu.

Öte yandan İsrailli güvenlik birimlerinin tespit, engelleme ve taarruz sistemlerini kapsayan gelişmiş teçhizatları daha etkin yollarla tedarik etme seçeneklerini değerlendirdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Husi tehdidine karşı kapasitesini örneklendiren İsrail makamları, Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir tepesini stratejik ve güvenlik açısından elde edilen başarılara örnek gösterdi.

Bir askeri yetkili, İran’dan kaçak yollarla getirilen parçalarla balistik füzelerin, seyir füzelerinin ve İHA’ların üretildiği yer altı tesislerinin imha edilmesine yönelik dış unsurlara eğitim verilebileceğini ifade etti.

Bununla birlikte, söz konusu askeri kapasitelerin müzakere edildiği raporlarda bazı askeri yetkililerin uyarılarda bulunduğu aktarıldı. Yetkililer, Husi tehdidiyle mücadelede yalnızca bu yöntemlere dayanmanın yetersiz kalacağını, örgütün kaçmaya zorlanması, dağıtılması ve Sana ile diğer bölgeleri ele geçirmeden önce bulundukları Yemen’in kuzeyindeki Saada vilayetine geri çekilmeye mecbur bırakılması için karadan bir askeri gücün müdahalesinin şart olduğunu vurguladı.

Uluslararası bir ittifakın kurulması

Bu sırada İsrail’in, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kontrol etmesinden zarar gören Avrupa ülkelerini de kapsayan uluslararası bir koalisyon kurmak için çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Askeri Uzman Itamar Eichner konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Mesele sadece İsraillilerle sınırlı değil; Amerikalılar da İsrail’in ortaya koyduğu yaklaşımın önemini kavradı ve buna paralel olarak yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi oluşturmak için çalışıyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Washington’ın Arap ülkelerinin de katılımıyla İran’a karşı bir ittifak kurmayı hedeflediğini belirten Eichner, “Bölge ülkelerinin en önemli görevlerinden biri, bölgesel bir sorun olmaktan çıkıp küresel soruna dönüşen Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almaktır. Bu nedenle dünya genelinin, Amerikalılara bu boğazlardaki seyrüsefer güvenliğini sağlama konusunda destek olmak için çabalarını seferber etmesi gerektiğine inanılıyor” yorumunda bulundu.

Eichner ayrıca, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığı azaltmayı hedefleyen uzun vadeli çözümleri değerlendirdiğine dikkati çekti. Bu planlar arasında boğazı bypass edecek bir petrol boru hattı döşenmesi ihtimalinin yanı sıra, ABD topraklarındaki rafine kapasitesinin genişletilmesi de yer alıyor. Böylelikle Amerikan ekonomisine sağlanan yakıt tedarikinin artırılması ve bölgedeki çalkantılardan etkilenme oranının en aza indirilmesi hedefleniyor.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."


Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
TT

Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)

İsrail güçlerinin Gazze kentinin batısında bir motosiklete düzenlediği saldırıda DPA’nın haberine göre Filistinli bir kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

Filistin Haber ve Enformasyon Ajansı’nın (WAFA) Şifa Hastanesi’ndeki sağlık kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, “İşgal güçlerinin Şeyh Rıdvan Mahallesi’ndeki Takva Kampı’nda bir motosikleti hedef alması sonucu bir şehit ve aralarında durumu ağır bir çocuğun da bulunduğu çok sayıda yaralı hastaneye ulaştı.”

Filistin makamları, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında 73 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. Söz konusu savaş, Hamas’ın Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği ve bin 200 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından başlamıştı.


Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
TT

Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)

Lübnan, UNIFIL’in görev süresinin yıl sonunda sona erecek olması nedeniyle güneydeki BM şemsiyesini korumak amacıyla siyasi ve diplomatik girişimlerini yoğunlaştırıyor. Lübnan ve Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni kararını yeniden değerlendirmeye ikna etmek için çabalarını sürdürüyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan konuya yakın bir kaynak, Beyrut’un Avrupa’nın Lübnan ordusuna destek verilmesine ilişkin önerileri ile uluslararası varlığın geleceğini birbirinden ayrı değerlendirdiğini ve daha küçük çaplı olsa dahi BM gücünün görevine devam etmesinde ısrarcı olduğunu belirtti. Dışişleri Komisyonu Başkanı Milletvekili Fadi Allame de etkin bir BM varlığına duyulan ihtiyacın “hiç olmadığı kadar büyük” olduğunu belirterek, 1701 sayılı kararın uygulanmasının BM güçlerinin bölgede kalmasını gerektirdiğini vurguladı.

Lübnan, güneydeki gelişmeler ve müzakere süreciyle ilgili temaslar devam ederken New York’ta da diplomatik girişimlerini sürdürüyor.