Dış basın analizleri: Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine yeşil ışık yakması nasıl değerlendirildi?

Ankara'nın Stockholm ve Helsinki'nin NATO'ya katılmasını onaylaması farklı açılardan incelendi

Dış basındaki bazı analizlerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Finlandiya ve İsveç'in NATO üyeliğine yeşil ışık yakması, 2023 seçimlerine yönelik bir hamle olarak değerlendirildi (Reuters)
Dış basındaki bazı analizlerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Finlandiya ve İsveç'in NATO üyeliğine yeşil ışık yakması, 2023 seçimlerine yönelik bir hamle olarak değerlendirildi (Reuters)
TT

Dış basın analizleri: Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine yeşil ışık yakması nasıl değerlendirildi?

Dış basındaki bazı analizlerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Finlandiya ve İsveç'in NATO üyeliğine yeşil ışık yakması, 2023 seçimlerine yönelik bir hamle olarak değerlendirildi (Reuters)
Dış basındaki bazı analizlerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Finlandiya ve İsveç'in NATO üyeliğine yeşil ışık yakması, 2023 seçimlerine yönelik bir hamle olarak değerlendirildi (Reuters)

Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğini onaylaması, dış basında geniş ses getirdi.
İspanya'nın başkenti Madrid'de salı günü düzenlenen görüşmenin ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, İsveç Başbakanı Magdalena Andersson ve NATO Genel Sekreteri Stoltenberg'in katılımıyla gerçekleşen törende imzalanan muhtırayla Ankara, İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine itirazını geri çekti.
Ankara, Rusya'nın Ukrayna istilası üzerine NATO'ya katılma başvurusu yapan Stockholm ve Helsinki yönetimlerinin katılım süreçlerini PKK, PYD/YPG ve FETÖ üyelerine destek sağladıkları gerekçesiyle mayısta bloke etmişti.
Daha sonra Türkiye, yoğun diplomasi trafiği sonucunda salı günü imzalanan mutabakat muhtırasının "terörle mücadele" kapsamında taleplerine yanıt verdiğini açıklayarak, iki İskandinav ülkesinin NATO'ya katılmasını kabul etti.
Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine yeşil ışık yakması dış basındaki analizlerde de masaya yatırıldı.

Guardian: Biden'dan Erdoğan'a F-16 ödülü
Birleşik Krallık'ın (BK) önde gelen gazetelerinden Guardian, Erdoğan'ın İsveç-Finlandiya hamlesinin getirilerini hızlıca gördüğünü belirtti.
Patrick Wintour'un analizinde, NATO'daki krizin çözülmesinin ardından ABD'nin Türkiye'ye olası F-16 savaş jeti satışına destek verdiğine dikkat çekilerek, "Biden'ın Erdoğan'ı ödüllendirdiği" değerlendirmesinde bulunuldu.
Pentagon Uluslararası Güvenlik İşlerinden Sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı Celeste Wallander, çarşamba günkü açıklamasında "ABD, Türkiye'nin savaş filosunun modernizasyonunu destekliyor çünkü bu, NATO güvenliğine ve dolayısıyla ABD'nin güvenliğine bir katkıdır" demişti.
Guardian'ın analizinde, Finlandiya ve İsveç'in üyelik sürecini önce bloke edip daha sonra onaylayarak Erdoğan'ın Türkiye'nin "NATO'daki merkezi konumunu kuvvetlendirmeye çalıştığı" da belirtildi.

Politico: Erdoğan sahnenin merkezinde kalmaya çalışıyor
ABD'li siyasi yayın kuruluşu Politico'dan Gabriel Gavin'in kaleme aldığı yazıda, Erdoğan'ın bir yandan 2023'teki seçime hazırlandığına bir yandan da yükselen enflasyonla mücadele ettiğine dikkat çekilerek, uluslararası siyasetteki adımlarla nüfuzunu artırmaya çalıştığı savunuldu.
Analizde, İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliği sürecindeki tutumuyla "Erdoğan'ın sahnenin merkezinde kalmaya çalıştığı" değerlendirmesi de yapıldı.

Telegraph: Putin de Orta Asya'da gücünü artırıyor
BK'nin tanınmış gazetelerinden Telegraph'da Joe Barnes ve Dominic Nicholls'ın kaleme aldığı yazıda, Finlandiya ve İsveç'in de NATO'ya katılmasıyla birliğin Rusya'yla sınır uzunluğunun iki katı geçtiğine işaret edildi.
Erdoğan'ın ve Batılı devletlerin anlaşmadan memnun olduğu ifade edilirken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in savaştan beri ilk kez ülkesini terk ederek salı günü Tacikistan'a gittiği hatırlatıldı.
Putin'in Orta Asya bölgesini Batı'nın ekonomik yaptırımlarına ve siyasi tecridine karşı denge oluşturması açısından önemli olarak gördüğü belirtildi.

Washington Post: Erdoğan tribünlere oynadı
ABD'nin önde gelen gazetelerinden Washington Post'ta Erin Cunningham ve Sammy Westfall'un imzasıyla yayımlanan analizde, "Erdoğan'ın Batı'dan sanıldığı kadar imtiyaz koparamadığı ve aslında bu süreçte kendi ülkesinde bir siyasi zafer kazanmayı amaçladığı" savunuldu.
Analizde, "Gittikçe kötüleşen bir ekonomik krizle ve düşen onay oranlarıyla karşı karşıya kalan Erdoğan, Ankara'nın hem iç siyasetteki rakiplerine hem de Kürt rakiplerine karşı söylediği şeyleri iki Avrupa ülkesine tekrarlatmak için onların gözünü korkuttu. Bu amaçla haftalarca tribünlere oynadı" değerlendirmesine yer verildi.

 AP: Türkiye karşı çıkmayı sürdürse felakete yol açardı
ABD merkezli haber ajansı AP'ye konuşan Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nden Aslı Aydıntaşbaş, "Türkiye tüm istediklerini alamadı, kesinlikle İsveç için de aynı şey söz konusu fakat diplomasi böyle bir şey" dedi.
Aydıntaşbaş, "Erdoğan, Finlandiya ve İsveç'in üyeliğine karşı tutumunu sürdürseydi bu felakete yol açabilirdi" dedi. Analist, bu durumda Türkiye'nin NATO'ya bağlılığının da sorgulanabileceğini savundu.

WSJ: Seçime giderken imajını güçlendirebilir
ABD'nin ünlü gazetelerinden Wall Street Journal'a konuşan eski NATO Daimi Temsilci Yardımcısı Alper Coşkun ise Erdoğan'ın hamlesinin "seçime giderken kendi imajını güçlendirebilecek bir adım olabileceğini" söyledi.

Kathimerini: Atina'nın çıkarlarını etkilemiyor
Yunanistan'ın önde gelen gazetelerinden Kathimerini'de Vassilis Nedos'un kaleme aldığı analizde, Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'nın üyeliğine yeşil ışık yakması kararının Atina'nın çıkarlarını etkilemediği ifade edildi.
Yazıda, Türkiye'nin NATO hamlesinin son dönemde Ankara ve Atina arasında yaşanan "adalar gerginliği" bağlamında da bir değişiklik yaratmayacağı savunuldu.

WSWS: İskandinavya savaş bölgesine dönebilir
Dünya çapında örgütlenme iddiasındaki Troçkist bir grup olan Dördüncü Enternasyonal Uluslararası Komitesi'nin internet sitesi Dünya Sosyalist Web Sitesi'nde (WSWS) Ulaş Ateşçi imzasıyla yayımlanan İngilizce analizde, Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılmasıyla "İskandinavya bölgesinin Rusya'yla çatışmalara sahne olabilecek potansiyel bir savaş alanına dönüşebileceği" öne sürüldü.
Yazıda "NATO'nun onlarca yıldır doğuya genişleme politikasıyla Rusya'yı hedef aldığı ve Kremlin'i kasten Ukrayna'yı istila etmek için kışkırttığı" da savunuldu.
Analizde, Finlandiya ve İsveç'in üyeliğine yeşil ışık yakılmasının "Türkiye burjuvazisinin emperyalizm ve NATO'ya derin bağlılığını doğrularken, Kürt milliyetçiliğinin ABD ve Avrupalı güçlere yöneliminin iflasını da görünür hale getirdiği" iddia edildi.
Independent Türkçe, Guardian, Telegraph, Politico, Washington Post, AP, Wall Street Journal, Kathimerini, WSWS



Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
TT

Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)

Ukrayna elektrik şebekesi işletmecisi bugün yaptığı açıklamada, Rus güçlerinin Ukrayna'nın enerji altyapısına "geniş çaplı bir saldırı" başlattığını, bunun da ülke genelinde yaygın elektrik kesintilerine yol açtığını duyurdu.

Ukrinergo Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "Düşmanın verdiği hasar nedeniyle çoğu bölgede acil elektrik kesintileri uygulanmıştır" ifadesini kullandı.

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşıyla ilgili "çok iyi görüşmelerin" devam ettiğini söyledi ve ayrıntılara girmeden, bu görüşmelerin sonucunda "bir şeyler olabileceğini" ifade etti.


ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
TT

ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)

ABD ile Rusya, Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın (New START) süresinin dolmasının ardından görüşmeler yapmaya hazır olduklarını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, nükleer silahlanma yarışında tehlikeli bir aşamaya girilmesini önleyecek yeni kısıtlamalar getirilmesi için Çin’in de sürece dahil edilmesi konusunda ısrarcı olurken, Rusya’nın Fransa ve Birleşik Krallık’ın da kapsama alınmasına yönelik çağrıları karşılık bulmadı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “ABD açısından kötü müzakere edilmiş ve açıkça ihlal edilen New START Anlaşması’nı uzatmak yerine, nükleer uzmanlarımız gelecekte uzun süre geçerli olacak, yeni, daha iyi ve modern bir anlaşma üzerinde çalışmalı” ifadesini kullandı. Trump, herhangi bir görüşmeden söz etmezken, yeni bir anlaşmanın Çin’i de içermesi gerektiğini vurguladı.

Trump ayrıca, “ABD dünyanın en güçlü ülkesidir” değerlendirmesinde bulunarak, ilk başkanlık döneminde nükleer silahlar da dahil olmak üzere orduyu tamamen yeniden inşa ettiğini belirtti. Donanmanın yeni savaş gemileriyle güçlendirildiğini ve Uzay Kuvvetleri’nin kurulduğunu hatırlatan Trump, “Pakistan ile Hindistan, İran ile İsrail, Rusya ile Ukrayna arasında nükleer savaşların önüne geçtim” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD ile Rusya arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşma olan New START’ın süresi, her iki ülkenin de yeni silah nesilleri geliştirdiği bir dönemde sona erdi. Bu süreçte Çin’in de nükleer başlıkların taşınmasına yönelik yeni yöntemler denediği biliniyor. Ukrayna’daki savaş nedeniyle yeni bir anlaşmaya ilişkin ABD-Rusya görüşmeleri askıya alınırken, 2010 tarihli New START Anlaşması, ABD ve Rusya’nın sahip olabileceği stratejik nükleer başlık sayısını taraf başına bin 550 ile, fırlatma platformu sayısını ise 700 ile sınırlamıştı.

Kusurları giderme

ABD Dışişleri Bakanlığı Silahların Kontrolü ve Uluslararası Güvenlik Müsteşarı Thomas G. DiNanno, Cenevre’de düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Başkan Donald Trump’ın yeni bir anlaşmaya yönelik tutumunu destekleyerek New START Anlaşması’nın ‘temel kusurlar’ barındırdığını söyledi. DiNanno, Rusya’nın tekrarlanan ihlalleri, küresel nükleer stokların artması ve New START Anlaşması’nın tasarım ve uygulanmasındaki eksikliklerin, ABD’ye ‘geçmiş bir dönemin değil, günümüz tehditlerinin ele alındığı yeni bir yapının oluşturulması için acil bir gereklilik’ yüklediğini ifade etti. Çin’in nükleer kapasitesine de dikkat çeken DiNanno, “Bugün geldiğimiz noktada Çin’in nükleer cephaneliği tamamen sınırsız, şeffaflıktan yoksun, bildirimsiz ve denetimsiz durumda” dedi. DiNanno, silahların kontrolünde yeni dönemin net bir odakla devam edebileceğini ancak bunun ‘müzakere masasında yalnızca Rusya’nın değil, daha fazla ülkenin yer almasını gerektirdiğini’ vurguladı.

Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)

DiNanno, Pekin’i gizli nükleer denemeler yapmakla da suçladı. “ABD hükümetinin, Çin’in yüzlerce tonluk patlayıcı güce sahip denemelere yönelik hazırlıklar da dahil olmak üzere nükleer patlama testleri gerçekleştirdiğinden haberdar olduğunu açıklayabilirim” dedi. Çin ordusunun bu denemeleri, nükleer patlamaların üzerini örterek gizlemeye çalıştığını öne süren DiNanno, bunun söz konusu testlerin nükleer denemelerin yasaklanmasına ilişkin yükümlülükleri ihlal ettiğinin bilincinde olunduğunu gösterdiğini ifade etti.

Rusya'nın istekleri

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıldan bu yana Washington’un da aynı yönde adım atması halinde anlaşmada öngörülen sınırlara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu açıklamıştı. Ancak Trump bu Rus talebine yanıt vermedi. Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov, perşembe günü yaptığı açıklamada, Putin’in anlaşmanın süresinin dolmasını çarşamba günü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ele aldığını belirterek, Moskova’nın ‘güvenlik durumunun dikkatli bir analizine dayanarak dengeli ve sorumlu bir şekilde hareket edeceğini’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da yaptığı yazılı açıklamada, ‘mevcut koşullar altında New START Anlaşması taraflarının, anlaşma kapsamındaki temel hükümler de dahil olmak üzere, herhangi bir karşılıklı yükümlülük veya bildirimle bağlı olmadıklarının varsayıldığını ve atacakları bir sonraki adımları tamamen serbestçe belirleyebileceklerini’ bildirdi.

Yeni bir gelişme olarak Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rus ve ABD’li müzakerecilerin son Rusya-Ukrayna görüşmeleri kapsamında silahlanma konusunu da ele aldığını açıkladı. Peskov, “Tarafların sorumlu tutumlar benimsemesi ve bu meseleye ilişkin görüşmelere en kısa sürede başlanmasının gerekliliği konusunda bir anlayış var. Bu konu Abu Dabi’de de gündeme geldi” şeklinde konuştu.

Peskov, anlaşma sınırlarına en az altı ay süreyle uyulmasına yönelik gayriresmi bir mutabakat ihtimaline ilişkin raporun sorulması üzerine, “Bu tür hükümler yalnızca resmi olarak uzatılabilir. Bu alanda gayriresmi bir uzatmayı hayal etmek zor” yanıtını verdi. Peskov, Moskova’nın anlaşmanın perşembe günü sona ermesinden üzüntü duyduğunu ve bunu ‘olumsuz’ değerlendirdiğini de yineledi.

Çin’in reddi

Bu arada Çinli diplomat Chen Jian, ülkesinin silahsızlanma müzakerelerine katılması yönündeki ABD taleplerini açıkça reddetti. Çin’in nükleer cephaneliğinin hızlı büyümesine rağmen, ABD ve Rusya’ya kıyasla çok daha küçük olduğunu savunan Jian, konferansta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Çin’in nükleer kapasitesi hiçbir şekilde ABD ya da Rusya’nın seviyesine yaklaşmamakta. Çin bu aşamada nükleer silahsızlanma müzakerelerine katılmayacak.”

Rusya'nın BM Cenevre Ofisi Daimî Temsilcisi Gennady Gatilov ise yeni nükleer görüşmelerin Fransa ve Birleşik Krallık gibi nükleer silaha sahip diğer ülkeleri de kapsaması gerektiğinde ısrar etti. Gatilov, “Bir nükleer ittifak olduğunu ilan eden NATO’da ABD’nin askeri müttefikleri olan Birleşik Krallık ve Fransa’nın da sürece katılması halinde Rusya bu süreçte yer alacaktır” dedi.

Öte yandan Avrupalı liderler, uzun süredir müttefik ülkelere ABD tarafından sağlanan nükleer şemsiye yerine, Washington’dan bağımsız nükleer güçler oluşturulmasını tartışıyor. Japonya, Güney Kore ve Türkiye de nükleer silaha sahip olmayan ancak bu yönde politika değişikliğini gündemine alan diğer ülkeler arasında yer alıyor.

Ayrıca Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore resmi olarak nükleer silaha sahip ülkeler olarak bilinirken, İsrail’in de geniş bir nükleer cephaneliğe sahip olduğuna yaygın biçimde inanılıyor.


Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
TT

Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yeni Delhi’nin Rusya’dan petrol almaya devam etmesi nedeniyle daha önce Hindistan menşeli ürünlere uygulanan yüzde 25’lik ek gümrük vergilerini kaldırma kararı aldı. Karar, iki ülke arasında bu hafta varılan ticaret anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte alındı.

Trump’ın imzaladığı başkanlık kararnamesine göre Hindistan, Rus petrolünü doğrudan ya da dolaylı yollarla ithal etmeyi durdurmayı taahhüt etti.

Kararnamede ayrıca, Yeni Delhi’nin ABD’den enerji ürünleri satın almayı ve ‘önümüzdeki on yıl boyunca savunma iş birliğinin genişletilmesine yönelik ABD ile bir çerçeveye bağlı kalmayı’ kabul ettiği belirtildi.

Yüzde 25 oranındaki ek ABD gümrük vergilerinin, bugün ABD doğu saatiyle sabah 12.01 itibarıyla kaldırılacağı bildirildi.

Karar, Trump’ın birkaç gün önce Hindistan ile bir ticaret anlaşmasına varıldığını açıklamasının ardından geldi. Anlaşma, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinin düşürülmesini, buna karşılık Başbakan Narendra Modi’nin Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’dan petrol alımını durdurma taahhüdünü içeriyor.

Anlaşma kapsamında Washington, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25’ten yüzde 18’e indirmeyi kabul etti.

Beyaz Saray tarafından yayımlanan ortak açıklamada, Hindistan’ın önümüzdeki beş yıl içinde ABD’den enerji ürünleri, uçaklar, değerli metaller, teknoloji ürünleri ve kömür olmak üzere toplam 500 milyar dolar tutarında alım yapmayı planladığı ifade edildi.

Söz konusu anlaşma, Trump’ın Rus petrolü alımlarının sona erdirilmesini Ukrayna’daki savaşı finanse eden bir unsur olarak görmesi nedeniyle, Washington ile Yeni Delhi arasında aylardır süren gerilimi de azaltıyor.

Anlaşmayla birlikte Trump ile Modi arasındaki yakın ilişkilerin yeniden canlandığına dikkat çekilirken, ABD Başkanı daha önce Modi’yi ‘en yakın dostlarından biri’ olarak nitelendirmişti.