Ürdün'ün "Ortadoğu'da NATO benzeri askeri ittifak önerisi" tartışılıyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Ürdün'ün "Ortadoğu'da NATO benzeri askeri ittifak önerisi" tartışılıyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İran'ın iç işlerine müdahalede bulunmasından duyduğu endişe nedeniyle Ürdün'ün de dahil olduğu Arap ülkelerinin çoğu son yıllarda Tahran yönetimi ile ilişkilerinde "soğuk ve mesafeli" resmi bir dile bağlı kalmayı sürdürüyor.
Tahran'ın nükleer silaha sahip olmasını engelleme yönündeki uluslararası tutumun gölgesinde, Arap Birliği zirvelerinin sonuç bildirgelerinde "Arap ülkelerinin İran'ın kendi iç işlerine müdahale endişesi" ana konular arasında yer almaya devam ediyor.
İsrail, Suriye, Suudi Arabistan ve Irak'la sınırları olan Ürdün, bu kapsamda Ortadoğu'nun önde gelen çekişme ve krizlerine komşu ülke konumunda olmasına rağmen istikrarını koruyabiliyor.
Bugüne kadar bölgedeki hiçbir krizden etkilenmeyen Ürdün'ün, İran güçlerinin varlık gösterdiği kuzey komşusu Suriye'de yaşananlardan ciddi anlamda endişelenmeye başladığı belirtiliyor.

Ürdün Kralı'nın İran'a ilişkin açıklamaları
Ürdün Kralı 2. Abdullah, son açıklamalarında Rusya'nın Suriye'nin güneyindeki varlığını sükunet kaynağı olarak değerlendirmişti.
Rus güçlerinden boş kalan bölgeyi artık İranlı ve ona bağlı grupların doldurabileceğine işaret eden Kral Abdullah, bu nedenle ülkesinin Suriye sınırında tansiyonun yükselebileceğini söylemişti.
Kral Abdullah, Temmuz 2021'de uluslararası bir yayın kuruluşuna yaptığı açıklamada da ülkesinin İran yapımı insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırıya maruz kaldığını kaydetmişti.

Ürdün'den Arap askeri ittifakının kurulmasına destek
Amerikan CNBC kanalına geçen hafta değerlendirmelerde bulunan Kral Abdullah, ülkesinin Ortadoğu'da NATO'ya benzer bir askeri ittifak kurulmasını destekleyeceğini söyledi.
Ürdün'ün onlarca yıldır NATO ile aktif olarak işbirliği yaptığını kaydeden Kral Abdullah, NATO'ya benzer askeri ittifakın kurulmasına destek verecek ülkeler arasında yer alacaklarını ifade etti.
Kral Abdullah, böyle bir askeri ittifak için "vizyon ve misyon beyanının çok açık olması ve rolünün iyi tanımlanması gerektiğine, aksi takdirde herkesin kafasını karıştıracağına" dikkati çekti.
Ürdün Kralı'nın söz konusu bölgesel askeri ittifak vizyonu, Ürdün'ün Suriye'deki İran milislerinin varlığına dair endişeleriyle örtüşüyor.
Bu sebeple Arap askeri ittifakı önerisinin, Amman'ın endişelerini benimseyen tüm Arap ülkeleri tarafından kabul edilebileceği öngörülüyor. Hatta ABD Başkanı Joe Biden'ın Suudi Arabistan'a ziyareti sırasında yapılacak ABD-Arap Zirvesi'nde konunun gündeme gelmesi bekleniyor.
Ürdünlü uzmanlar ise böylesi bir askeri ittifakın başarılı olamayacağı görüşünü savunuyor.

 Bölgesel askeri ittifak başarılı olur mu?
Ürdünlü askeri uzman Memun Ebu Nevvar, Anadolu Ajansı (AA) muhabirine yaptığı açıklamada, Arap askeri ittifakının başarısızlıkla sonuçlanacak bir öneri olduğunu savunarak, "Askeri ittifakın Ürdün'e faydası olmaz ve başarısız olur" dedi.
Ancak bu düşüncenin bölgenin birlik bağlarını güçlendirme konusunda yararlı olabileceğine işaret eden Ebu Nevvar, böylesine bir ittifakın bölge ülkelerini, istihbarat verileri alışverişi konusunda birbirine bağlayabileceğini ifade etti.
Askeri ittifakta yer alacak ülkelerin düşmanlarını belirlemeleri gerektiğine dikkati çeken Ebu Nevvar, "Bu düşmanın İran olacağını varsayarsak, bölgeyi Şii Araplar ve Sünni Araplar olarak bölebileceğini göz ardı etmememiz gerekir" değerlendirmesinde bulundu.
Ebu Nevvar, muhtemel Arap askeri ittifakına dair şunları kaydetti:
"Arap NATO'sunun stratejik hiçbir önemi yok. Çünkü Arap ülkeleri arasında ortak bir zemin yok. Askeri güçle birlikte büyük ihtilaflar gün yüzüne çıkabilir. Arap güvenliği, Arap Birliğinin belirlediği ortak savunma anlaşmasıdır ancak o da etkin değil."

"Arap halkları bu tür bir ittifakı benimsemez"
Askeri uzman Ebu Nevvar, "Arap hükümetleri ve rejimleri bu yönde bir ittifakta mutabık kalsa ve Arap NATO'sunu kursalar bile bölge halkları tarafından benimsenmeyecektir" dedi.
Ebu Nevvar, bu düşüncesini de İsrail'le ilişkilendirerek, "İsrail'in bu oluşuma üye ülkelerden birinde varlık göstermesi halk tarafından işgal olarak görülecektir. Arap NATO'su imkansız bir şey, ayrıca çıkar ve vizyonlar da çakışacaktır" diye konuştu.
Ortadoğu'da herhangi bir ittifaka girme çabası olmayan ülkeler olduğunu vurgulayan Ebu Nevvar, bu ülkelerin sadece Arap Birliği bünyesindeki ortak savunma işbirliğiyle yetinmekten yana olduklarını aktardı.
Ebu Nevvar, Arap Birliğindeki ortak savunma işbirliğinin etkin olması halinde Kral Abdullah'ın önerdiği askeri ittifakın görevini göreceğini ve Arap bölgesine yönelik tehditlere karşı caydırıcı olacağını dile getirdi.
İran'ın özellikle bu dönemde Ürdün'e yönelik düşmanca bir eyleme girmeyeceğini savunan Ebu Nevvar, Ürdün'ün müttefikleri sayesinde caydırıcılığı olduğunu ifade etti.
Ebu Nevvar, sonuç olarak Ürdün Kralı Abdullah'ın söz konusu askeri ittifak önerisiyle İran'a yönelik baskıları artırma mesajı verdiği yorumunu yaptı.

"Ortadoğu NATO oluşumu, gerçekte mümkün olmayacak bir öneri"
Ürdünlü siyasi analist Amir es-Sebayile de "Ortadoğu NATO oluşumu, gerçekte mümkün olmayacak bir öneri. Irak'ın düşmesi ve diğer bölgesel gelişmeler üzerine daha önce de bu yönde girişimler oldu ancak karmaşık bir düşünce ve büyük anlaşmazlıklar olarak sonuç vermedi" ifadelerini kullandı.
Sebayile, halihazırda bölgesel siyasi dönüşümler sonucu güvenlik koordinasyonunun var olduğuna dikkati çekti.
İsrail'in Ortadoğu ülkeleriyle birlikte ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) çatısı altında yer aldığı ve bundan sonra da Arap ülkeleriyle normalleşme sürecine girildiğini hatırlatan Sebayile, "Bu da Tel Aviv ile bölge ülkeleri arasında güvenlik ve askeri koordinasyonun kaçınılmazlığı anlamına geliyor" dedi.
Körfez'deki Arap ülkelerinin İran nükleer anlaşmasından sonra daha çok savunmaya yoğunlaştığını ifade eden Sebayile, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Suriye, Lübnan, Irak ve Yemen'de alevlenen olayların yanı sıra istikrarsızlığı Körfez bölgesine taşıma girişimleri, Arapların güven ve askeri koordinasyonunu yeniden gözden geçirmeye sevk etti."

Ürdün ve İsrail'in aynı askeri ittifak içinde yer alması parlamentoda reddedilir
Ürdünlü milletvekili ve hukukçu Salih el-Armuti, Ortadoğu NATO'su fikrinin olgunlaşması halinde Ürdün Meclisi tarafından reddedileceği görüşünü savundu.
ABD Başkanı Joe Biden'in "İsrail güvenliğine hizmet edeceğini" söylediğini hatırlatan Armuti, bu olası askeri ittifakın İsrail'i kapsayacağını bu sebeple Ürdün tarafından bunun reddedileceğini iddia etti.
"Ne yazık ki Ürdün hükümeti bu proje (Ortadoğu NATO'su) hakkında Ürdün vatandaşını ve kamuoyunu bilgilendirmedi. Bu fikri yabancı gazete ve dergilere yapılan açıklamalarla değil, resmi organlarımız aracılığıyla duymamız gerekiyordu."



Haseke'de normal hayata dönüş hazırlıkları kapsamında toprak bariyerler kaldırıldı, mayınlar temizlendi

Bir grup SDG’li, Haseke'deki cepheden çekilirken (Reuters)
Bir grup SDG’li, Haseke'deki cepheden çekilirken (Reuters)
TT

Haseke'de normal hayata dönüş hazırlıkları kapsamında toprak bariyerler kaldırıldı, mayınlar temizlendi

Bir grup SDG’li, Haseke'deki cepheden çekilirken (Reuters)
Bir grup SDG’li, Haseke'deki cepheden çekilirken (Reuters)

Suriye ordusu ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) salı günü kışlalarına çekilmesinin ardından şehrin silahsızlandırıldığı teyit edildikten sonra, yolların açılması ve trafik akışının kolaylaştırılması için şehrin güney girişindeki toprak bariyerler kaldırıldı. Yerel basında, Suriye hükümeti ile SDG arasında Haseke'de bir esir takası yapıldığı bildirildi.

Haseke'deki kaynaklar, Suriye ordusu ve güvenlik güçlerinden 10 kişinin serbest bırakılması karşılığında üç SDF esirinin serbest bırakıldığını bildirdi.

Bölgedeki sosyal medya siteleri de anlaşmanın uygulanması adımları kapsamında yeniden açılmaya hazırlık olarak Şeddadi ve Haseke arasındaki yolda mayınların infilak ettirilerek temizlendiği görüntülerini yaygın bir şekilde paylaştı.

Haseke Medya Merkezi, Suriye telekomünikasyon ağı Syriatel'in, ağın yeniden başlatılması için gerekli teknik çalışmaların tamamlanmasının ardından, yaklaşık bir buçuk yıl süren kesintinin ardından Haseke kırsalındaki el-Hol ve Tel Barak beldelerinde yeniden faaliyete geçtiğini bildirdi.

SDG salı günü Haseke’nin güneyindeki cepheden çekilmeye başlarken, Suriye ordusu da iki taraf arasındaki anlaşma çerçevesinde şehrin çevresinden çekildi. Ordunun operasyon komutanlığından yapılan açıklamada ordunun çekildiği bölgelere iç güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığı belirtildi. Açıklamada ayrıca SDG’nin anlaşmayı uygulamaya kararlı olduğu ve olumlu adımlar attığı ifade edildi.

Operasyon Komutanlığı, bir sonraki adımı belirlemek için durumu izleyip değerlendirdiğini belirtirken, ABD merkezli internet sitesi Al-Monitor, üç kaynaktan sahada önemli hareketlilikler olduğunu, yani (Suriyeli olmayan) en az 100 PKK üyesinin Suriye topraklarından Irak-İran sınırındaki Kandil Dağları'ndaki PKK’nın ana üslerine geri döndüklerini aktardı.

Aynı habere göre   bu kişiler Suriye hükümeti ile SDG arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin kolaylaştırmasıyla nakledildiler. PKK üyelerinin Irak'a nakli, 22 Ocak’ta Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani ile SDG Başkomutanı Mazlum Abdi arasında yapılan üst düzey toplantının ardından gerçekleşti.

bgrtfb
Mesud Barzani ve Mazlum Abdi, Erbil'de ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile görüşürken (KDP)

Haberde Barzani’nin iki tarafı birbirine yaklaştırmada önemli bir rol oynadığı ve Abdi'yi bu adımın ‘güven inşa etmek’ için gerekli olduğuna ikna ettiği, Abdi’nin de bunu kabul ettiği belirtildi. Haseke'deki aktivistler, Suriye'deki PKK şubesinin fiili lideri olarak tanımlanan Bahoz Erdal’ın birkaç saat önce IKBY’ye gittiği bilgisini yaydı. Haberlere göre Bahoz Erdal, Suriye'de kalmaya devam ederlerse veya varılan anlaşmaları bozmaya çalışırlarsa uluslararası tarafların kendilerini hedef alacağına dair yapılan tehditler sonucunda bazı alt düzey liderlerle birlikte Suriye topraklarından ayrıldı. Bazı bilgilere göre güvenli geçiş garantisi söylemlerine rağmen, ilgili makamlardan operasyonun ayrıntıları veya koşulları hakkında herhangi bir resmi onay gelmemesine rağmen, ayrılışın tünellerden biri üzerinden gerçekleştiğini gösteriyor.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün yaptığı açıklamada, ülkesinin Suriye'nin birliğini desteklediğini ve Suriye'nin yanında olacağını, onu yalnız bırakmayacağını söyledi.

Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) milletvekilleriyle gerçekleşen toplantıda yaptığı konuşmada, Suriye'ye bakan herkesin vicdanlı bir şekilde baktığında tek bir gerçeği kabul edeceğini, onun da Suriye halkının en iyisini ve en güzelini hak ettiği olduğunu söyledi.

Suriye’ye vicdanlı bir şekilde bakan herkesin, Suriye halkının en iyisini ve en güzeli hak ettiği gerçeğini kabul edeceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘tek ordu, tek devlet, tek Suriye’ temelinde 18 ve 30 Ocak anlaşmalarının tam olarak uygulanmasının önemini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kendimiz için barış, güvenlik, istikrar, kalkınma ve refah dilediğimiz gibi, komşularımız ve tüm kardeş ülkelerimiz için de aynısını diliyoruz. En büyük dileğimiz, komşumuz Suriye'nin yaklaşık 14 yıldır özlemini çektiği istikrar, barış ve huzura bir an önce kavuşmasıdır. Aynı inancı paylaşan Suriyeli kardeşlerimizin birlik ve kardeşlik içinde omuz omuza parlak bir gelecek inşa etmelerini içtenlikle diliyoruz.”

Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün'ün Suriye konusunda Türkiye'nin endişelerini paylaşmasından büyük memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, Ankara'nın Suriye'de barış için bu üç ülkeyle işbirliği yapacağını söyledi.

Türkiye'nin Suriye konusundaki tutumunun ilk günden beri net olduğunun altını çizen Erdoğan, “Arap, Türkmen, Kürt veya Alevi olsun, dökülen her damla kan ve akıtılan her gözyaşı kalbimizi parçalıyor. Suriye'de kaybedilen her can, bizim ruhumuzun bir parçasını kaybetmemiz anlamına geliyor” diye sözlerini sürdürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'ye vicdanlı bir şekilde bakan herkesin, Suriye halkının en iyisini ve en güzelini hak ettiği gerçeğini kabul edeceğini belirtti.

Suriye'de kalıcı barış ve istikrarın sağlanması için yol haritasının netleştiğini belirten Cumhurbaşkanı, tarafların hatalarını tekrarlamamaları ve aşırı taleplerle süreci zehirlememeleri gerektiğini vurgulayarak, şiddetin daha fazla şiddet doğurduğunun unutulmaması gerektiğini kaydetti.

Suriye'nin kaynaklarını ve yer altı ve yer üstü zenginliklerini şehirlerin altında tüneller kazmak için harcamak yerine, tüm kesimlerin refahı için kullanma zamanının geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın ülkesini bir an önce ilerletmek için gösterdiği samimi çabaların en yakın tanığı olduğunu açıkladı. Çiçek açan umutların yeniden sert bir kışa dönüşmeyeceğine olan güvenini dile getiren Erdoğan, “Her şeyden önce Türkiye bunun olmasına izin vermeyecek ve Suriye hükümetinin en geniş siyasi katılım ve temsiliyetini sağlayacağına ve etkili bir kalkınma planını hızla uygulayacağına inanıyorum” dedi.

Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu ve hakimiyetini genişletmeye çalışmadığını, diğer ülkeleri yeniden yapılandırma arzusunda olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aksine, biz içtenlikle kardeşlik istiyoruz ve barış diyoruz, birlikte gelişelim ve ortak geleceğimizi birlikte inşa edelim. Halep, Şam, Rakka, Haseke ve Kamışlı sevinçle dolana ve Kobani (Ayn el-Arab) çocuklarının yüzlerinde Deralı çocukların yüzlerinde olduğu gibi gülümsemeler parlayana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun terk etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'de son dönemde yürütülen operasyonlar sırasında, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Kızılay ve insani yardım kuruluşlarını harekete geçirmek için acil talimatlar verdiğini de sözlerine ekledi.


Somali’deki Mısır barış gücü… Beklenen konuşlandırma zorluklarla karşı karşıya

Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
TT

Somali’deki Mısır barış gücü… Beklenen konuşlandırma zorluklarla karşı karşıya

Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)

Mısır barış gücü birlikleri, Somali’de görev almaya hazırlık sürecinde yeni bir aşamaya geçti. Kahire’de Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un katılımıyla düzenlenen askerî tören, bu sürecin son adımı olarak değerlendirildi.

Mısır’ın Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılması, uzmanlara göre çeşitli zorluklar barındırıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, başta radikal Eş-Şebab örgütünün olası tepkisi olmak üzere, Kahire ile Addis Ababa arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’ın Somali’deki varlığına açık itirazlarda bulunan Etiyopya’nın tutumuna dikkat çekti.

Mısır ordusundan dün yapılan açıklamada, Somali Cumhurbaşkanı’nın Afrika Birliği’nin (AfB) Somali’nin birliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü destekleme misyonu kapsamında görev alacak Mısır birliklerinin askerî geçit törenine katıldığı bildirildi. Açıklamada bunun, Mısır’ın uluslararası barışı koruma çabalarına ve Afrika kıtasında güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine verdiği öncü desteğin bir parçası olduğu vurgulandı.

Açıklamaya göre göreve katılacak birlikler, kendilerine tevdi edilen görevleri farklı koşullar altında etkin ve yetkin biçimde yerine getirebilecek düzeyde, üst seviyede profesyonel eğitimle tam hazırlık durumuna ulaştı.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, pazar günü Kahire’de Somali Cumhurbaşkanı ile düzenlediği ortak basın toplantısında şu ifadeleri kullanmıştı: “Görüşmelerimizde Mısır’ın AUSSOM’a katılımını ele aldık. Mısır’ın, Afrika kıtasına yönelik taahhütleri çerçevesinde ve Somali’nin tüm bölgelerinde güvenlik ve istikrarın sağlanması yönündeki kararlılığı doğrultusunda, birliklerini misyon kapsamında konuşlandırmayı sürdüreceğini teyit ettim.”

Mısır Yüksek Stratejik ve Askerî Araştırmalar Akademisi danışmanı Tümgeneral Adil el-Umde ise Mısır’ın yaklaşan katılımının Somali’nin talebi ve AfB ile Birleşmiş Milletler’in (BM) onayıyla gerçekleştiğini belirtti. El-Umde, Mısır kuvvetlerinin kendilerine verilen görevi yerine getirmeye hazır olduğunu ifade etti.

scdfrthyg
Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan Mısırlı güçler, 11 Şubat 2026 (Mısır Ordu Sözcüsü’nün paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü)

Afrika işleri uzmanı Ali Mahmud Kelni’ye göre, Mısır birliklerinin Somali’de görevlendirilmesine ilişkin veriler uzun süredir gündemdeydi ve bu adım ‘ani bir fikir’ olarak doğmadı. Kelni, bu seçeneğin ciddi şekilde tartışıldığını, ancak Kahire ile Mogadişu yönetimlerinin onayını beklediğini belirterek birliklerin yakında konuşlandırılmasının beklendiğini söyledi.

Söz konusu adım, İsrail’in 26 Aralık’ta Somaliland bölgesini ‘bağımsız ve egemen bir devlet’ olarak tanıdığını açıklamasının ardından yaklaşık iki ay sonra gerçekleşti. Bu dönemde Somali’de çatışmalar ve Eş-Şebab’ın saldırıları yaşandı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de Aralık 2024’te, ülkesinin AUSSOM’da görev alacağını duyurmuştu.

Mısır’ın katılımı ilan edildikten sonra bazı zorluklarla karşılaşıldı. 2025 Temmuz’unda Mısır Cumhurbaşkanlığı, barış gücünün sürdürülebilirliğini sağlamak ve görevini etkin şekilde yerine getirmesine yardımcı olmak için uluslararası toplumdan ‘yeterli finansman’ sağlanması çağrısında bulundu.

Bu çağrı, 2025 Nisan ayında Uganda’da düzenlenen bir barış gücü toplantısında AfB Komisyonu Başkanı Mahmud Ali Yusuf’un, Somali’deki AfB misyonuna ‘190 milyon dolarlık finansman sağlanması’ gerektiğine vurgu yapmasının ardından geldi.

xscdfrgt
Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan Mısırlı güçler, 11 Şubat 2026 (Mısır Ordu Sözcüsü’nün paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü)

El-Umde’ye göre en önemli zorluk, birliğe verilen görevin niteliğinden kaynaklanıyor. Bu görevin, başta Eş-Şebab olmak üzere terör unsurları ve yasa dışı silahlı gruplarla mücadeleyi kapsadığını belirten el-Umde, Etiyopya’dan Mısır güçlerine yönelik doğrudan bir meydan okuma beklemediğini ifade etti. El-Umde, “Mısır güçlü bir devlettir ve belirlenen prosedürler ile görev çerçevesine bağlıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Kelni ise Mısır güçlerinin Somali’ye ulaşma ihtimalinin, bölgedeki hassas güç dengelerinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi. Kelni, bu adımın başta Etiyopya olmak üzere bazı komşu ülkelerde kaygı yaratabileceğini; zira Kahire ile Addis Ababa arasında, başta Rönesans Barajı krizi olmak üzere, çözüme kavuşmamış dosyalar bulunduğunu hatırlattı.

Kelni, söz konusu gelişmenin Mısır’ın Eritre, Sudan ve Somali ile olan güvenlik düzenlemeleri ve çok katmanlı ilişkileriyle kesiştiğine işaret ederek, Etiyopya’nın bilgi sahibi olduğu ve bazı süreçlerin kolaylaştırılmasına katkı sunmuş olabileceği öne sürülen dolaylı İsrail rolleriyle ilgili iddiaların da gündemde olduğunu kaydetti.

Askerî ve siyasi hareketliliğin işaretleri net olmakla birlikte, Mısır güçlerinin Somali’ye konuşlandırılmasının etkisinin boyutunu değerlendirmek için henüz erken olduğunu belirten Kelni, Afrika Boynuzu’ndaki bazı ülkelerin tepkilerinin farklı senaryolara açık olduğunu ifade etti. Kelni, özellikle Somali ordusunun eğitim ve silahlanma kapasitesinin artmasına yönelik açık kaygıların sürdüğüne dikkat çekti.


Gazzeli gruplar “işbirlikçileri” peşine düşerek suikastlara hazırlanıyor

Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
TT

Gazzeli gruplar “işbirlikçileri” peşine düşerek suikastlara hazırlanıyor

Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)

Gazze'deki silahlı Filistinli gruplar, Hamas ve İslami Cihat'ın saha komutanlarını ve üyelerini hedef alan İsrail'in suikast kampanyasının devam edeceği öngörüsüyle alarm durumuna geçti.

Şarku’l Avsat’a konuşan saha kaynakları, söz konusu grupların ‘işgalci İsrail ile iş birliği yapanlar’ olarak tanımlanan kişilerin peşine düşülmesi de dahil bazı önlemlerin son günlerde ve haftalarda bir dizi suikastı engellediğini doğruladı.

Saha kaynakları, talimatların, yerin tespit edilmesinden kaçınmak için cep telefonu veya teknolojik cihaz taşımadan bir yerden başka bir yere güvenli bir şekilde hareket etmeyi içerdiğini belirttiler. Başka bir saha kaynağı, bazı önlemlerin Hamas güvenlik güçleri ile İzzettin el-Kassam Tugayları ve Saraya el-Kudüs’ün saha unsurları tarafından kontrol noktalarının kurulmasını içerdiğini ve bunun İsrail ile iletişim kuranların ve silahlı çetelerle çalışan unsurların hareketlerini azaltmaya katkıda bulunduğunu söyledi. Kaynak, bunlardan birçoğunun yakalanıp sorgulandığını ve takip edilen kişiler hakkında bilgi elde edildiğini belirtti. Bu bilgiler daha sonra hedef kişilere iletilerek yerlerini değiştirmeleri sağlandı.