Libya’da protestolar şiddetleniyor: Parlamento binasına yapılan baskında ele geçirilen gizli belgeler halkın siyasilere öfkesini artırdı

31 siyasi parti, halkın iradesine saygı gösterilmesi, başkanlık ve milletvekili seçimlerinin bir an önce yapılması taleplerinin yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı

Başkent Trablus'ta Şehitler Meydanı'nda toplanan yüzlerce kişi yolsuzluğa karşı sloganlar attı (AFP)
Başkent Trablus'ta Şehitler Meydanı'nda toplanan yüzlerce kişi yolsuzluğa karşı sloganlar attı (AFP)
TT

Libya’da protestolar şiddetleniyor: Parlamento binasına yapılan baskında ele geçirilen gizli belgeler halkın siyasilere öfkesini artırdı

Başkent Trablus'ta Şehitler Meydanı'nda toplanan yüzlerce kişi yolsuzluğa karşı sloganlar attı (AFP)
Başkent Trablus'ta Şehitler Meydanı'nda toplanan yüzlerce kişi yolsuzluğa karşı sloganlar attı (AFP)

Zayed Hediyye
1 Temmuz Cuma günü Tobruk şehrinde meydana gelen olaylar, özellikle de öfkeli protestocuların parlamento binasına girerek burayı ateşe vermesi, ülkede siyasi bir deprem tehdidi oluşturmaya devam ediyor. Binada gizli belgelerde ortaya çıkan şok edici ayrıntılar ise halkın egemen siyasi sınıfa karşı öfkesini artırarak bu sınıfın istifası çağrılarını körükledi.
Diğer yandan Trablus'taki protestocular, siyasi kurumların dağıtılması ve acilen seçimlere gidilmesi gibi talepleri bir an önce gerçekleşmediği taktirde Şehitler Meydanı'nda çadır kuracaklarını ve sivil itaatsizliğe başlayacaklarını açıkladı.

Şaşırtıcı belgeler
Binaya girişleri ardından protestocuların eline geçen belgeler, halkın kemer sıktığı, ülkedeki siyasi çatışmaların sonuçlarına zar zor katlandığı sırada meclis üyelerinin ise gıda, ulaşım ve kişisel fayda hususlarında milyonlarca Libya dinarı değerindeki savurganlığını ortaya çıkardı. Bu belgeler Libya'daki bazı aktivistler ve haber siteleri tarafından yayınlandı. Protestoculardan birinin yayınladığı görüntülere göre bazı belgeler; yiyecek, içecek, şahsi arabalara alınan benzin gibi hususlarda parlamento üyeleri için 69 milyon Libya dinarı (14 milyon dolar) harcandığını gösterdi. Ancak bu miktarın karşılanması için harcanan süre ise belirtilmedi.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, diğer bazı belgeler ise parlamentonun geçtiğimiz sene her milletvekiline lüks birer araba sağlanması için araba ithal edilmesi yönünde özel bir şirketle sözleşme imzaladığını, bu kapsamda minimum 1 milyon 600 bin Libya dinarı (333 bin dolar) değerinde maliyetin kaydedildiğini ortaya çıkardı.

İnceleme çağrısı
Konuyla ilgili açıklamada bulunan Libyalı araştırmacı ve akademisyen Muhammed el-Anezi, “Protestocuların görüş ve taleplerini barışçıl bir şekilde ifade etme haklarını savunmuş, binaya zorla girilmesi ve buranın ateşe verilmesi konusundaki çekincelerimi dile getirmiştim. Ancak burada elde edilen belgelerin yayınlanmasının ardından ortaya çıkan mali saçmalık karşısında herkes gibi ben de şoktayım. Kamu parasının benim önemsiz olarak gördüğüm bu alanlardaki israfının araştırılması yönünde yasal işlem başlatılmasını talep ediyorum. Zirâ diğer yandan ise vatandaş boğucu krizlerle, likidite eksikliğiyle, sayısız felaketle boğuşuyor” vurgusunda bulundu.

Yasal kovuşturma
Tobruk'ta parlamento binasını ateşe veren protestocuların belirli bir talep olmaksızın parlamento binasına girdikleri iddiasında bulunan Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ise bu kişilere kovuşturma tehdidinde bulundu. Salih aynı zamanda, “Temsilciler Meclisi binasının ateşe verilmesi, yasama yetkisini devirmek için önceden tasarlanmış bir eylemdir. Sorumluluğu eski rejim destekçileri taşımaktadır. Temsilciler Meclisi, burayı ateşe verenlerle yasaya uygun bir şekilde ilgilenecek. Bundan hiçbiri kurtulamayacak” dedi.
Protestocuların taleplerinin Temsilciler Meclisi ile değil, yürütme makamıyla ilgisi olduğunu vurgulayan Salih, Dibeybe hükümetinin iktidarı Başağa başkanlığındaki hükümete devretmemesi nedeniyle hizmetlerin aksadığını öne sürdü.

Artan protestolar
Başta Trablus olmak üzere şuan çoğu bölgedeki protestoları koordine eden Baltris Hareketi, Başkanlık Konseyi ile yaptığı görüşmenin ardından tüm meydanlarda gösteri yapmaya devam etme niyetini açıkladı. Aynı zamanda Şehitler Meydanı’nda çadır kurmaya başladıklarını vurguladı. Baltris Hareketi Sözcüsü Ömer et-Taraban, dün öğleden sonra tüm Libya şehirlerinde sivil itaatsizliğin başladığını doğruladı. Ayrıca protestoların vatandaşların çektiği acılardan ve mevcut siyasi ve ekonomik krizin devamını reddetmelerinden kaynaklandığına dikkat çekti.

Ordudan açıklama
Bingazi’de Ordu Genel Komutanlığı, Libya krizinin alevlenmesi, vatandaşa sağlanan düşük hizmet ve yaşam standardı ışığında meşru talepleri ifade eden değişim talebindeki halk hareketine desteğini açıkladı. Söz konusu açıklamada, “Ordu Genel Komutanlığı, ulusal güvenliğin korunmasındaki rolünden hareketle, halka doğrudan hitap etmeyi ulusal bir görev olarak görüyor. Aynı zamanda kamu ve özel tesislere zarar verilmemesi çağrısında bulunuyor. Acı gerçeklikten ve saçmalıklardan çıkış yolunun belirlenmesi için Libya halkını meşru gösterilerini düzenlemeye ve örgütlü barışçıl bir sivil harekete davet ediyor” ifadelerine başvuruldu.  
Ordu Genel Komutanlığı aynı zamanda ‘herhangi bir taraf, projelerini ve kararlarını Libyalılara empoze etmeye çalışan herhangi bir dış irade doğrultusunda tek taraflı olmaya yeltendiği taktirde Libya karar alma mekanizmasının bağımsızlığını korumak için gerekli önlemleri alacağı tehdidinde bulundu.

Genel seçimlerin hızlandırılması
Libyalı 31 siyasi parti, Cumartesi günü yaptıkları ortak açıklamada, halkın iradesine saygı gösterilmesi, başkanlık ve milletvekili seçimlerinin bir an önce yapılması taleplerinin yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı. Söz konusu açıklamada aynı zamanda şu ifadelere başvuruldu:
“Bu iradenin görmezden gelinmesi veya küçümsenmesi, ulusal bir ihanet ve affedilemez bir tarihi suçtur. Tüm vatandaşların gösteri yapma, eylem düzenleme, barışçıl, organize ve sürekli protestoda bulunma hakkını, söz konusu talepleri yerine getirilinceye kadar sivil itaatsizlik ilanlarını destekliyoruz. Bugün kaydedilen başarısızlıktan tarihsel ve yasal düzeyde tamamıyla Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi sorumludur; zira anayasal bir temeli onaylayamamış, başkanlık ve yasama seçimlerinin yapılması için belirli bir tarihte anlaşamamışlardır. Libya krizine yönelik negatif uluslararası müdahaleleri, bilhassa dikte amaçlı girişimleri, beyan veya öneri şeklinde olsalar dahi reddediyoruz.”

Uluslararası tutumlar
Uluslararası taraflar Libya halkının barışçıl protesto hakkını çoğunlukla destekliyor ve siyasi yetkililerin halkın taleplerini ciddiye almasını istiyor. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Libya Özel Danışmanı Stephanie Williams, konuyla ilgili açıklamasında, “Libya'daki siyasi aktörlerin artık kulak vereceğini umuyorum. Bu protestolar, siyasi sınıfa farklılıklarını bir kenara bırakıp Libya halkının istediği seçimleri yapması yönünde açık bir çağrıdır” dedi. Ancak parlamento binasına baskın yapılması gibi bozgun ve sabotaj eylemlerinin kabul edilemeyeceğini vurgulayan Williams, “Huzurun korunması, Libya liderliğinin protestolar konusunda sorumluluğu alması ve tüm tarafların temkinli olması gerekiyor” dedi.   
İtalya'nın Libya Özel Temsilcisi Nicola Orlando ise “Libya'da kaydedilen protestolar, tüm siyasi sınıfa bir uyanış çağrısıdır. Vatandaşların hayatını etkileyen bölünmelerin ve seçimleri geciktiren siyasi anlaşmazlıkların durdurulması önemli. Halkın iradesini ifade eden protestolar barışçıl niteliğini korumalı, engellenmemeli” vurgusunda bulundu.

Siyasi mücadelenin yansımaları
BM Libya eski Özel Temsilcisi Tarık Mıtri ise “Libya'daki protestolar, Libyalıların endişelerine cevap vermek yerine siyasi çatışmayı organize etmekle meşgul olunmasından kaynaklanıyor. Son olaylar gösteriyor ki iktidar mücadelesini düzenlemek ve paylaşmakla meşgul olan siyasi süreç, Libyalıların gerçek kaygılarına yanıt verme noktasında pek de bir şey başaramamıştır. Devlet kurumlarının inşası, uzun yıllardır otoritenin teşkil edilmesinin önüne geçmemiştir” açıklamalarında bulundu.



İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
TT

İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)

Emel Şehade

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Almanya’da diğer ülkelerdeki mevkidaşlarıyla katıldığı gizli toplantının ifşa olmasının ardından yaptığı konuşmada, ordusunun çeşitli cephelerdeki başarılarına değindi. Zamir, Gazze savaşının üçüncü yılını doldurmak üzere olduğu bu süreçte İsrail’in savunma ve saldırı kapasitesini Arap ülkelerinin ordu komutanlarına aktardıklarını belirterek, bunu savaşın ürettiği büyük bir başarı olarak niteledi.

İsrailli kaynaklara göre bölgesel iş birliğinin merkezinde yer alan Zamir’in, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliğine ikna ettiği ve Ortadoğu’da güvenlik iş birliğini derinleştirme fırsatlarını sunduğu kaydedildi.

Cooper ise toplantıya katılanlara ABD ordusunun bölgeden çekilme niyetinin olmadığını ve İran ile mücadelenin süreceğini bildirdi. Toplantıda Husi dosyası, İsrail ile katılımcı ülkeler arasındaki ilişkiler açısından en önemli başlığı oluşturdu. Bu kapsamda Askeri İstihbarat Dairesi’nin (AMAN) üç yıl süren savaş boyunca savunma ve saldırı kapasitelerinin yanı sıra Yemen’e özel ayrı bir birim kurduğu açıklandı. Zamir’in bu durumu, söz konusu ülkeler için stratejik önem taşıyan müteakip bir tecrübe olarak sunduğu aktarıldı.

Stratejik hazine

AMAN’ın özel bir bütçe ve çeşitli kaynaklar ayırarak, İsrail’e göç eden Yemenli Yahudi toplumundan çok sayıda kişiyi aktif istihbarat elemanı olarak yetiştirdiği ortaya çıktı. Bu kişilerin, Yemen dosyası ve Husi tehdidiyle mücadelede merkezi bir rol üstlendiği belirtildi.

Söz konusu adımların, Husilerin savaşın başından bu yana İran ve Hizbullah lehine hareket ederek İsrail’in güney bölgesini günlük hedef haline getirmesinin ardından atıldığı ifade edildi. Zamir’in askeri ve istihbari kurumların elde ettiği başarılar olarak sunduğu bu verilerin, güvenlik kaynaklarınca ‘stratejik bir hazine’ şeklinde nitelendirildiği ifade edildi.

İsrail sisteminin Yemenli Yahudilerle yürüttüğü çalışmaların üç ana halkaya dayandığı kaydedildi. İlk halkanın Yemen’e istihbarat sızma kapasitesini sağlamaya odaklandığı; görevlerin İsrail güvenlik kurumlarının Husilere karşı planlar geliştirmesi için ihtiyaç duyduğu bilgi toplama faaliyetleri ile Batılı ve Arap istihbarat servisleriyle iş birliğini artırmayı kapsadığı belirtildi.

İkinci halkanın ise füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarından Husilerin olası baskın kapasitelerine ve Kızıldeniz’deki seyrüsefer hatlarını kapatma yeteneklerine kadar olan tehditlere karşı bir savunma mekanizması oluşturduğu ifade edildi.

Üçüncü halkanın ise gelişmiş mühimmat, teçhizat ve siber alan imkanlarıyla taarruz operasyonlarına odaklandığı kaydedildi.

Husilere karşı yürütülen görevlerin başarısı için AMAN’ın, seçilen Yemenli Yahudiler adına Yemen sahasına özel bir istihbarat okulu kurduğu bildirildi. Bütün mesaileri Husileri izlemek ve bilgi toplamak olan ilk istihbarat grubunun eğitimlerini tamamladığı, elde edilen verilerin Hava ve Deniz Kuvvetleri tarafından Yemen’in derinliklerindeki kritik Husi hedeflerine düzenlenen saldırılara dönüştürüldüğü kaydedildi.

İsrail, Yemen karşısında yeteneklerini nasıl öne çıkarıyor?

İsrail merkezli çeşitli raporlara göre bu dosyaya odaklanılmasının, ABD’nin Husileri havadan yenilgiye uğratma yönündeki üç girişiminin de başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından gerçekleştiği belirtildi. Askeri ve güvenlik yetkililerinin değerlendirmelerine dayandırılan haberlerde, Husi tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması için Yemen’de karadan harekete geçebilecek etkili bir askeri güce ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Söz konusu raporlarda, ABD’nin başarısızlığı ile İsrail’in 2024 ve 2025 yıllarındaki hamleleri karşılaştırıldı. ABD’nin Husilere yönelik üç ayrı hava harekâtı düzenlediği, Nisan 2025’te kapsamlı bombardıman harekatının da sonuçsuz kalmasıyla Amerikalıların bu yapıyı havadan yenmenin imkansızlığını anladığı iddia edildi. Buna karşın İsrail Hava Kuvvetleri’nin daha etkili sonuçlar aldığı öne sürüldü. İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısıyla Husilerin siyasi ve askeri lider kadrosunun büyük bölümünü etkisiz hale getirdiği, ayrıca örgütün Kızıldeniz kıyısındaki ana ikmal hattı olan Hudeyde Limanı’nı vurduğu kaydedildi. Üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi, Husilerin güney bölgelerine ve Tel Aviv yönüne füze fırlatmasını tamamen engelleyemeseler de Tel Aviv’in caydırıcılık sağladığını savundu.

Eilat’a giden deniz ulaşımını tehdit eden unsurlar

İsrail basınına yansıyan değerlendirmelerde, Husilerin yalnızca Eilat’a yönelik seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmekle kalmadığı, ABD’nin son bombardıman harekatının başarısız olmasından sonra geçen bir yıllık ateşkes sürecini değerlendirerek balistik füze ve İHA kapasitelerini yeniden İsrail’i tehdit edecek seviyeye çıkardıkları kaydedildi. Raporlarda, Husilerin Irak’taki Şii milislerin desteğiyle İsrail’i doğu sınırından da daha etkin şekilde tehdit edebilecek yeteneğe ulaştığı vurgulandı.

Yemen ve Husilere yönelik adımları bölgesel bir stratejik başarı olarak değerlendiren İsrail tarafı; Yemenli Yahudiler kanalıyla toplanan istihbarat ve yapay zekâ dahil gelişmiş teknolojiler sayesinde diğer ülkelere de Husi tehdidiyle mücadelede destek verebileceğini öne sürdü. İsrailli yetkililer, bu kapasitenin Tel Aviv’i Husilere karşı yürütülen savaşta kritik bir istihbarat aktörü haline getirdiğini savundu.

Öte yandan İsrailli güvenlik birimlerinin tespit, engelleme ve taarruz sistemlerini kapsayan gelişmiş teçhizatları daha etkin yollarla tedarik etme seçeneklerini değerlendirdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Husi tehdidine karşı kapasitesini örneklendiren İsrail makamları, Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir tepesini stratejik ve güvenlik açısından elde edilen başarılara örnek gösterdi.

Bir askeri yetkili, İran’dan kaçak yollarla getirilen parçalarla balistik füzelerin, seyir füzelerinin ve İHA’ların üretildiği yer altı tesislerinin imha edilmesine yönelik dış unsurlara eğitim verilebileceğini ifade etti.

Bununla birlikte, söz konusu askeri kapasitelerin müzakere edildiği raporlarda bazı askeri yetkililerin uyarılarda bulunduğu aktarıldı. Yetkililer, Husi tehdidiyle mücadelede yalnızca bu yöntemlere dayanmanın yetersiz kalacağını, örgütün kaçmaya zorlanması, dağıtılması ve Sana ile diğer bölgeleri ele geçirmeden önce bulundukları Yemen’in kuzeyindeki Saada vilayetine geri çekilmeye mecbur bırakılması için karadan bir askeri gücün müdahalesinin şart olduğunu vurguladı.

Uluslararası bir ittifakın kurulması

Bu sırada İsrail’in, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kontrol etmesinden zarar gören Avrupa ülkelerini de kapsayan uluslararası bir koalisyon kurmak için çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Askeri Uzman Itamar Eichner konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Mesele sadece İsraillilerle sınırlı değil; Amerikalılar da İsrail’in ortaya koyduğu yaklaşımın önemini kavradı ve buna paralel olarak yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi oluşturmak için çalışıyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Washington’ın Arap ülkelerinin de katılımıyla İran’a karşı bir ittifak kurmayı hedeflediğini belirten Eichner, “Bölge ülkelerinin en önemli görevlerinden biri, bölgesel bir sorun olmaktan çıkıp küresel soruna dönüşen Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almaktır. Bu nedenle dünya genelinin, Amerikalılara bu boğazlardaki seyrüsefer güvenliğini sağlama konusunda destek olmak için çabalarını seferber etmesi gerektiğine inanılıyor” yorumunda bulundu.

Eichner ayrıca, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığı azaltmayı hedefleyen uzun vadeli çözümleri değerlendirdiğine dikkati çekti. Bu planlar arasında boğazı bypass edecek bir petrol boru hattı döşenmesi ihtimalinin yanı sıra, ABD topraklarındaki rafine kapasitesinin genişletilmesi de yer alıyor. Böylelikle Amerikan ekonomisine sağlanan yakıt tedarikinin artırılması ve bölgedeki çalkantılardan etkilenme oranının en aza indirilmesi hedefleniyor.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."


Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
TT

Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)

İsrail güçlerinin Gazze kentinin batısında bir motosiklete düzenlediği saldırıda DPA’nın haberine göre Filistinli bir kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

Filistin Haber ve Enformasyon Ajansı’nın (WAFA) Şifa Hastanesi’ndeki sağlık kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, “İşgal güçlerinin Şeyh Rıdvan Mahallesi’ndeki Takva Kampı’nda bir motosikleti hedef alması sonucu bir şehit ve aralarında durumu ağır bir çocuğun da bulunduğu çok sayıda yaralı hastaneye ulaştı.”

Filistin makamları, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında 73 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. Söz konusu savaş, Hamas’ın Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği ve bin 200 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından başlamıştı.


Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
TT

Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)

Lübnan, UNIFIL’in görev süresinin yıl sonunda sona erecek olması nedeniyle güneydeki BM şemsiyesini korumak amacıyla siyasi ve diplomatik girişimlerini yoğunlaştırıyor. Lübnan ve Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni kararını yeniden değerlendirmeye ikna etmek için çabalarını sürdürüyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan konuya yakın bir kaynak, Beyrut’un Avrupa’nın Lübnan ordusuna destek verilmesine ilişkin önerileri ile uluslararası varlığın geleceğini birbirinden ayrı değerlendirdiğini ve daha küçük çaplı olsa dahi BM gücünün görevine devam etmesinde ısrarcı olduğunu belirtti. Dışişleri Komisyonu Başkanı Milletvekili Fadi Allame de etkin bir BM varlığına duyulan ihtiyacın “hiç olmadığı kadar büyük” olduğunu belirterek, 1701 sayılı kararın uygulanmasının BM güçlerinin bölgede kalmasını gerektirdiğini vurguladı.

Lübnan, güneydeki gelişmeler ve müzakere süreciyle ilgili temaslar devam ederken New York’ta da diplomatik girişimlerini sürdürüyor.