Iraklı gözlemciler Mukteda es-Sadr’ın ‘yeni hükümete katılma tuzağına düşmesine’ ihtimal vermiyor

AA
AA
TT

Iraklı gözlemciler Mukteda es-Sadr’ın ‘yeni hükümete katılma tuzağına düşmesine’ ihtimal vermiyor

AA
AA

Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi milletvekillerinin Irak Meclisi’nden çekilmesinin ardından boş kalan koltukların çoğunu alarak Meclis’te Şii çoğunluğu elde eden Koordinasyon Çerçevesi, Meclis’te artık herhangi bir temsil gücü olmamasına rağmen Mukteda es-Sadr’ın bir sonraki hükümete katılması için ‘nefes tüketmeye’ devam ediyor. Sadr Hareketi’nin 73 milletvekili daha önce istifa ederek Meclis’ten çekilmişti.
Sadr’ın en büyük siyasi hasmı olarak görülen Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki, önceki gün Sadr’a ve ‘seçimlere katılsın veya katılmasın, siyasi süreçte ve kalsın veya kalmasın siyasi sürece katkı sağlayan’ tüm taraflara, Iraklılara hizmet edecek bir hükümete katılma çağrısında bulundu. Maliki’den önce de Şii Koordinasyon Çerçevesi’nin diğer liderlerinden Hadi el-Amiri ve Kays el-Hazeli “Irak’ın en büyük bileşeni olan Şiilerin başbakanlık koltuğu ve hükümet üzerindeki haklarını korumak” için Sadr’a benzer bir çağrıda bulundu.
Koordinasyon Çerçevesi’nin Sadr’ı hükümete katılmaya davet eden çağrıları görünüşe göre Sadr’ın son aylarda Çerçeve liderleri ile kendi arasında ördüğü kalın duvara çarptı. Birçok gözlemci, Sadr’ın yardımcılarına bile danışmadan son dakika kararları alma hususundaki mizacına rağmen Sadr’ın bu hükümete katılmasına ihtimal vermiyor.
Sadr’a yakınlığıyla bilinen Salih Muhammed el-Iraki, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Sadr Hareketi’nin Meclis’ten çekilmesinin sebeplerini açıkladı. Iraki, çekilme kararının “yolsuzluktan ve yolsuzluk yapanlardan uzaklaşmayı” amaçladığını söyledi. Iraki, bu açıklamada açıkça Koordinasyon Çerçevesi’ni kastediyor. Mukteda es-Sadr, Ekim 2021’de yapılan seçimlerin sonuçlarının ilan edilmesinden sonra Koordinasyon Çerçevesi ile koalisyon kurmayı reddederek, ulusal çoğunluk hükümeti kurmak için Sünni ve Kürt partilerle ittifak kurdu.
Şarku’l Avsat muhabiri, Koordinasyon Çerçevesi’nin Sadr’ı yeni hükümete katılma tuzağına düşürmeyi başarıp başaramayacağı sorusunu birkaç siyasi gözlemci ve analiste yöneltti. Sabah gazetesinin eski yazı işleri müdürü, gazeteci Felah el-Meşal, “Koordinasyon Çerçevesi liderlerinin çoğu Sadr’a açık bir şekilde hükümete katılma çağrısında bulundu. Bence bu siyaseten bir iki yüzlülük örneği. Son birkaç ay gibi yakın zamana kadar hileyle, yargı üzerinde baskı kurarak şiddetle Sadr’a karşı duruyorlar ve bağımsızlar da dahil olmak üzere geri kalan vekilleri ona karşı kışkırtıyorlar veya Sadr’ın ulusal çoğunluk hükümetine katılmamaları için çalışıyorlardı” dedi.
Meşal, konuşmasının devamında, “Bunlar Sadr’ın sokaktaki ve devlet kurumlarındaki gücünü biliyorlar. Kendilerini Sadr aleyhtarı çizginin dışında tutmak için medya mizansenleriyle Sadr’a katılma çağrısında bulunduklarını görüyorsunuz. Fakat asıl gayretleri Sadr’ı olabildiğince uzaklaştırmak. Yıllardır yaptığı siyasi manevralarla ve akıllıca hamleleriyle tecrübe edinen Sadr bu kişilerin yaptıklarının farkında. Bu nedenle Sadr’ın onların davetine icabet edeceğini veya katılım tuzağına düşeceğini sanmıyorum. Çünkü böyle bir katılım kota sisteminin ve anlaşmaya dayalı düzenin kökleşmesine sebep olacak. Sadr ise buna son vermek için sesini yükseltti ve Meclis’ten çekildi” ifadelerini kullandı.
Siyasi analist Nizar Haydar, “Sadr’ın siyasi süreçten çekilmesi, Koordinasyon Çerçevesi’ni istenmeyen bir duruma düşürdü. Koordinasyon Çerçevesi liderlerini endişe ve kaygı sardı. Çerçeve’nin içinde bulunduğu kaos ve anayasal kazanımı tamamlamak için en ideal plan üzerinde uzlaşamamaları, endişe ve kaygı durumlarını açıkça gösteriyor. Sadr’ın, Koordinasyon Çerçevesi’nin kuracağı iddia edilen hükümete katılacağına ihtimal vermiyorum. Zira Sadr çekildi ve bunu vurguladı. Daha sonra bunu yapma sebeplerini açıkladı. Bu da kararından geri dönmeyeceği anlamına geliyor. Nitekim Meclis boşlukları doldurdu. Sadr Hareketi milletvekillerinin yerine yeni milletvekilleri Meclis’e girdi. Bence Sadr, Kufe’de değil de Bağdat’ta toplu namaz kılma çağrısı yaparak gerginliği tırmandıracak bir karar almaya hazırlanıyor. Bu ilk kez oluyor. (Mukteda es-Sadr’ın babası Muhammed Sadık es-Sadr’ın Necef kentindeki Kufe Camii’nde kıldığı ilk cuma namazının) Yıldönümü genellikle Kufe Camii’nde anılırdı, Bağdat’ta değil” dedi.
Irak Düşünce Merkezi Başkanı İhsan Şammari de Sadr’ın Koordinasyon Çerçevesi’nin çağrısına olumlu yanıt vermeyeceğini düşünenlerden.
Şammari, konuşmasında şunları kaydetti:
“Koordinasyon Çerçevesi’nin Sadr’a yaptığı davetin sebebi, Sadr Hareketi’nin yer almadığı bir hükümetin akıbetinin başarısızlık olacağını ve büyük sorunlarla karşılaşacağını anlamalarıdır. Koordinasyon Çerçevesi liderlerinin, Sadr Hareketi tabanının tepki göstereceği ihtimalini dikkate alarak hükümet kurma sürecine devam etmesini beklemiyorum. Nitekim söz konusu liderler daha önce Şii Evi’nin birliğini ve üstünlüğünün devam etmesini savunuyorlardı. Dolayısıyla Sadr’ın dışlanması ve hükümete katılmaması, Koordinasyon Çerçevesi liderlerinin tüm sloganlarını ve siyasi savunmalarını geçersiz kılacaktır. Bu nedenle Sadr’ın katılması ve onu memnun etmek için büyük bir kararlılık gösterdiklerini görüyorsunuz. Onların hesaplarına göre, Sadr eğer kuracaklarını iddia ettikleri hükümeti düşürürse bu sefer bir sonraki seçimlerde daha da güçlenecek ve kendileri kesinlikle tehlikede olacak.”



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.