Pyongyang, Seul ile düzenlenen tatbikatlar için F-35’lerin konuşlandırılmasından endişeli

AIDC T-5 Brave Eagle uçağı, devlete bağlı Taiwan Aerospace Industrial Development Corporation tarafından üretildi. (EPA)
AIDC T-5 Brave Eagle uçağı, devlete bağlı Taiwan Aerospace Industrial Development Corporation tarafından üretildi. (EPA)
TT

Pyongyang, Seul ile düzenlenen tatbikatlar için F-35’lerin konuşlandırılmasından endişeli

AIDC T-5 Brave Eagle uçağı, devlete bağlı Taiwan Aerospace Industrial Development Corporation tarafından üretildi. (EPA)
AIDC T-5 Brave Eagle uçağı, devlete bağlı Taiwan Aerospace Industrial Development Corporation tarafından üretildi. (EPA)

ABD, askeri tatbikatlar için Güney Kore'ye F-35 hayalet savaş uçağı gönderdiğini duyururken gözlemciler ise bu gelişmenin bölgedeki gerginliği artıracağını, Kuzey Kore'ye ABD'nin ‘ilk saldırısını yapacağını’ düşündüreceğini öne sürdü.
Güney Kore'deki ABD Kuvvetleri Komutanlığı Salı günü yaptığı açıklamada, F-35 savaş uçaklarının diğer birkaç uçakla birlikte 10 günlük bir eğitim görevi kapsamında Güney Kore ve çevresinde uçuş gerçekleştireceğini bildirdi. Güney Kore'nin de sahibi olduğu bu tip uçakların, tatbikatlara Amerikan uçakları ile birlikte katılması bekleniyor. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Alıştırma ve rutin eğitim uçuşları, iki hava kuvvetlerinin Kore Yarımadası ve çevresinde icra ve operasyon yürütmesi için birlikte çalışabilirliği pekiştirecek. Uçuş eğitimi aynı zamanda uçak mürettebatının en son askeri uçak teknolojisinde destek ve bakım görevlerini yerine getirmesi için bir fırsat niteliğinde.”
Güney Kore Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise “İttifakın güçlü caydırıcılığını ve ortak savunma duruşunu gösteren bu konuşlandırma, aynı zamanda hava kuvvetlerimizin birlikte çalışabilirliğini artırmayı amaçlıyor” ifadeleri kullanıldı. ABD ilk olarak 2017'de Güney Kore'ye aleni bir şekilde hayalet uçak konuşlandırmış, F-22 hayalet savaş uçağı ve bir F-35 uçağını ortak hava tatbikatı için bölgeye göndermişti.
Tatbikatlar, Pyongyang'ın füze testlerini yoğunlaştırmasının ardından ABD'nin Kuzey Kore'ye karşı tutumunu sertleştirmesi üzerine düzenleniyor. Bu yöndeki haberlere bakıldığında geçtiğimiz ay onlarca Amerikan uçağı, Kuzey Kore'nin kışkırtıcı olarak nitelendirdiği bir hareketle Kore Yarımadası üzerinde uçuşlar gerçekleştirdi. Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk-yeo mayıs ayında Seul'de ABD Başkanı Joe Biden ile bir araya gelmiş, ikili Kore Yarımadası’nda ortak askeri tatbikatları genişletme sözü vermişti. Seul’de düzenlenen zirvenin sonunda yayınlanan ortak bildiri şöyle olmuştu:
“Kuzey Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin artan tehdidi göz önüne alındığında, iki lider Kore Yarımadası'nda ve çevresinde ortak askeri tatbikatların kapsamını ve ölçeğini genişletmek için müzakerelere başlamayı kabul ediyor.”
Washington, stratejik ABD askeri varlıklarının gerekli olduğu takdirde zamanında ve koordineli bir şekilde konuşlandırılacağını, bu hamlelerin pekiştirileceğini, Kuzey Kore'nin istikrarsızlaştırıcı faaliyetleri karşısında caydırıcılığı artırmak için yeni veya ek adımların belirleneceğini duyurmuştu.
Biden yönetimi geçtiğimiz ay, Pyongyang nükleer deneme gerçekleştirdiği takdirde ‘hızlı ve güçlü bir yanıt’ verme tehdidinde bulunmuştu. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman, 7 Haziran’da Güney Kore'nin başkenti Seul'de mevkidaşı Cho Hyun-dong ile bir araya geldiği sırada yaptığı açıklamada, “Herhangi bir nükleer deneme Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarının ihlali olur. Bu denemeye de hızlı ve çok sert bir cevap verilir” demişti.
Washington ve Seul’un Güney Kore'nin doğu kıyılarında ortaklaşa bir şekilde karadan karaya sekiz füze fırlatmasının hemen ardından Batı Denizi üzerinde F-35A hayalet uçağı dahil olmak üzere 20 savaş uçağının katıldığı ortak hava gösterisi düzenlenmişti.
Diğer yandan Tayvan Dışişleri Bakanlığı Salı günü, Çin ile ihtilaflı olan Doğu Çin Denizi'nde yer alan ancak Japonya’nın kontrolü altında bulunan Diaoyutai Adaları üzerindeki egemenlik talebine vurguda bulundu. Taipei'nin bu açıklaması, Japonya'nın Çin ve Rus savaş gemilerini tartışmalı adaların yakınlarında faaliyet göstermekle suçlamasının ardından geldi. Tayvan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Joanne Ou, “Diaoyutai Adaları'nın Tayvan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu tartışılmaz bir gerçek. Diğer tarafların atacağı tek taraflı herhangi bir adım gerçeği değiştirmeyecektir” vurgusunda bulundu. Hükümetin ilgili tüm tarafları anlaşmazlıkları barışçıl bir şekilde çözmeye çağıran tutumuna atıfta bulunan Joanne Ou, Çin ve Rus savaş gemilerinin Diaoyutai Adaları yakınlarındaki varlıklarından haberdar olduklarını, bölgesel güvenliği ve vatandaşların emniyetini koruma kapsamında durumu yakından izlediklerini söyledi.
Japon hükümeti Çin’in adalar üzerinde hak iddia ettiği son olay üzerine Çin'i protesto etmişti. Japonya Savunma Bakanlığı, bir Çin donanması firkateyninin ve bir Rus savaş gemisinin, Japonya'daki Senkaku Adaları çevresinde Japon karasularından seyrettiğini bildirdi. Kabine Sekreter Yardımcısı Seiji Kihara, pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında, söz konusu gelişme üzerine Tokyo'nun Pekin'i protesto ettiğini vurguladı.
Diğer yandan çarşamba günü yerel olarak tasarlanıp üretilen yeni eğitim uçaklarını sergileyen Tayvan Hava Kuvvetleri, diğer eski ve kazaya meyilli uçakların yerini alacak olan yeni uçağın gelişmiş savaş yeteneklerine ilişkin açıklamada bulundu. Tayvan'ın silahlı kuvvetlerinde çoğunlukla ABD yapımı teçhizat kullanılıyor. Adanın kendisine ait olduğu iddiasında bulunan Çin, Tayvan’ın yakınlarında ordusunu modernize etmeye çalışıp askeri tatbikatları pekiştirirken Tayvan Devlet Başkanı Tsai Ing-wen ise milli savunma sanayisinin geliştirilmesine öncelik veriyor.
Devlete bağlı Taiwan Aerospace Industrial Development Corporation tarafından üretilen ve 68,6 milyar dolar Tayvan dolarına (2,3 milyar ABD doları) mâl olan AIDC T-5 Brave Eagle uçağı, 2020 yılında ilk test uçuşunu gerçekleştirmişti. Söz konusu uçak, en az 30 yıl önce üretilen AIDC F-CK-1 Ching-kuo uçağının ardından yurt içinde geliştirilen ilk uçak olma özelliğini taşıyor. İki uçağın da birbirine benzediği ve benzer özelliklere sahip olduğu biliniyor. Tayvan'ın doğu kıyısındaki Taitung'daki Chihhang Hava Üssü üzerinde seyreden üç uçak, gazetecilere yeteneklerini sergiledi.
Uçuş eğitim yetkilisi Chang Chong-hao, Brave Eagle uçağının hem havadan havaya hem de havadan karaya muharebe eğitimi için uygun olduğunu, daha kısa bir pist kullanılarak inip kalkabildiğini aktardı. Savaş zamanında destek işlevi görmesi için tasarlanan Brave Eagle uçağı, bu konuda henüz deneysel aşamada bulunulmasına rağmen silahlarla donatılabiliyor. Tayvan Hava Kuvvetleri, geçtiğimiz yıllarda çok sayıda kazaya neden olan AT-3 ve F-5 uçaklarının yerini alması için 2026 yılına kadar 66 tane Brave Eagle uçağına sahip olmayı planlıyor.



Araştırma: Çin Devlet Başkanı’nın orduyu tasfiye etme kampanyası, ordunun savaşa hazır olup olmadığı konusunda şüphe uyandırıyor

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ordu birliklerini teftiş ederken (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ordu birliklerini teftiş ederken (Reuters)
TT

Araştırma: Çin Devlet Başkanı’nın orduyu tasfiye etme kampanyası, ordunun savaşa hazır olup olmadığı konusunda şüphe uyandırıyor

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ordu birliklerini teftiş ederken (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ordu birliklerini teftiş ederken (Reuters)

Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS), Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in orduyu yeniden yapılandırmak amacıyla yürüttüğü tasfiye kampanyasının, ‘en deneyimli liderlerin görevden alınmasına’ yol açtığını belirtti. Şarku’l Avsat’ın New York Times’tan aktardığına göre bu durum, Pekin’in kendi topraklarının parçası olarak gördüğü Tayvan ile savaş da dahil olmak üzere, Çin’in savaşa hazır olup olmadığı konusunda şüphe uyandırdı.

CSIS, söz konusu kampanyanın ‘son dört yıl içinde herhangi bir açıklama yapılmaksızın tutuklanan, görevden alınan veya tamamen ortadan kaybolan onlarca subayı etkilediğini’ kaydetti.

Dün yayımlanan çalışmada, bu kayıpların, Şi Cinping’in orduyu yeniden yapılandırma kampanyasının ne denli geniş çaplı olduğunu ortaya koyduğu ve geçtiğimiz ay ordudaki en yüksek rütbeli subay olan Merkez Askeri Komisyonu Başkan Yardımcısı Zhang Youxia’nın görevden alınmasıyla doruğa ulaştığı vurgulandı.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Çinli askeri liderlerle yaptığı toplantı sırasında (Çin ordusu)Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Çinli askeri liderlerle yaptığı toplantı sırasında (Çin ordusu)

Araştırmada, 2022’den bu yana yaklaşık 100 üst düzey subayın etkisiz hale getirildiği veya ortadan kaybolduğu, bunun da ordunun üst kademelerini zayıflattığı ve Çin’in savaş kapasitesine dair soru işaretleri yarattığı ifade edildi. Aralarında, ordunun eğitim bölümünü yöneten ve muharebe eğitimlerini modernize etme çabalarıyla takdir toplayan bir subay ile uzun süre Çin Devlet Başkanı’nın baş askeri danışmanı olarak görev yapmış bir isim de bulunuyordu.

CSIS Çin Gücü Projesi Direktörü Bonny Lin, bulguları değerlendirirken şunları kaydetti: “Kısa vadede, mevcut büyük boşluklar nedeniyle Çin’in Tayvan’a karşı geniş çaplı askerî harekât düzenlemesi son derece zor olacak.”

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde Çin askerî meseleleri uzmanı olarak verileri analiz eden Taylor Fravel, tasfiye edilen subayların ordunun üst yönetiminin yaklaşık yarısını oluşturduğunu belirtti. Bunların arasında üst düzey komutanlar, merkezi yönetim birimlerinin liderleri ve yardımcıları ile Çin’in beş askeri bölgesinin yöneticileri yer alıyor.

Fravel, bu subayların yerine yenilerini atamanın kolay olmayacağını, çünkü tasfiyelerin, Devlet Başkanı ve Çin Komünist Partisi’ne mutlak sadakat, yeterli beceri ve deneyimin en uygun bileşimini taşıyan aday sayısını önemli ölçüde azalttığını vurguladı.

Ayrıca bir subayın terfi edilebilmesi için mevcut rütbesinde genellikle üç ila beş yıl hizmet etmiş olması gerektiğini ifade etti.

Fravel sözlerini şöyle sürdürdü: “Şi Cinping bu kişilerin tamamını tasfiye etti ve bu durum açıkça, onların kendisine ve partiye sadakat göstermedikleri izlenimini veriyor. Ancak istediği orduyu oluşturabilmek için deneyime de ihtiyaç var. Bu kişileri şimdi nereden bulacak? Bu artık çok daha zor.”

Araştırmaya göre, tasfiyeler kademeli olarak başladı. 2022’de bir üst düzey subay ortadan kayboldu. 2023’te bu sayı 14’e yükseldi; bu subaylar ya görevden alındı ya da kayboldu. 2024’te ise 11 subay daha aynı akıbeti yaşadı. Geçen yıl sürecin boyutu bir ‘fırtınaya’ dönüştü: Yaklaşık 62 subay görevden alındı.

Bazı tasfiye edilen subayların yükselişinde Şi Cinping’in kendisinin rolü olduğu belirtiliyor; bu kişiler, üst düzey liderlikte geleceğin komutanları olarak değerlendiriliyordu.

Bunlar arasında, birlik eğitimini modernize etme çalışmalarıyla tanınan Wang Peng, ordunun yönetiminde başkan yardımcısı olarak görev yapan Zhong Shaojun ve Çin’in Tayvan’a yönelik olası saldırısında liderlik edecek Lin Xiangyang yer alıyor. Her ne kadar bu boş pozisyonları doldurabilecek başka nitelikli subaylar bulunsa da tasfiye dalgasının askerî kademeler üzerinde zincirleme etkiler yaratabileceği ifade ediliyor. Soruşturmaların kapsamı genişledikçe, terfilerin de daha titiz bir incelemeye tabi tutulması bekleniyor.

Şi Cinping geçen yılın sonlarında üst düzey askerî liderlikte bazı boşlukları doldurdu; Doğu Tiyatro Komutanlığı (Tayvan sorumluluğu) ve Merkezi Tiyatro Komutanlığı’na (Pekin’in korunması sorumluluğu) yeni isimler atadı. Ancak, orduyu denetleyen en yüksek organ olan Merkez Askeri Komisyonu’na yeni liderlerin atanacağı tarih hakkında henüz bir gösterge bulunmuyor.


Kuzey Kore liderinin kız kardeşi, iktidardaki İşçi Partisi kongresinde terfi ettirildi

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ve kız kardeşi Kim Yo Jong (Arşiv - Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ve kız kardeşi Kim Yo Jong (Arşiv - Reuters)
TT

Kuzey Kore liderinin kız kardeşi, iktidardaki İşçi Partisi kongresinde terfi ettirildi

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ve kız kardeşi Kim Yo Jong (Arşiv - Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ve kız kardeşi Kim Yo Jong (Arşiv - Reuters)

Resmi medya bugün, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un nüfuzlu kız kardeşinin, beş yılda bir düzenlenen parti konferansı sırasında iktidar partisinin hiyerarşisinde terfi ettiğini bildirdi.

Resmi Kore Merkez Haber Ajansı KCNA, İşçi Partisi Merkez Komitesinin dün, daha önce idare müdür yardımcısı olarak görev yapan Kim Yo Jong'u müdür olarak atadığını bildirdi.

Binlerce parti eliti, diplomasi ve savaş planlamasından çeşitli alanlarda devletin çabalarına yön veren konferansa katılmak için başkent Pyongyang'a akın etti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre konferans Kuzey Kore'nin siyasi işleyişine nadir bir bakış sunuyor ve Kim Jong-un'un iktidarını gösterdiği bir platform olarak görülüyor.

Kim Yo-jong, kardeşinin en yakın yardımcılarından ve ülkenin en etkili kadınlarından biridir. Güney Kore hükümetine göre 1980'lerin sonlarında doğan Kim Yo-jong, merhum lider Kim Jong-il'in bilinen üçüncü eşi, eski dansçı Ko Yong-hui'den olan üç çocuğundan biridir.

Kim Yo-jong, eğitimini kardeşiyle birlikte İsviçre'de aldı ve kardeşinin 2011'de babalarından iktidarı devralmasının ardından hızla yükseldi.

Kim'in, birkaç gün sürecek konferansın ilerleyen günlerinde Kuzey Kore'nin nükleer silah programının bir sonraki aşamasını açıklaması bekleniyor.


Kim Jong Un, Kuzey Kore iktidar partisinin Genel Sekreterliğine yeniden seçildi

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, partisinin dokuzuncu kongresinde, (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, partisinin dokuzuncu kongresinde, (Reuters)
TT

Kim Jong Un, Kuzey Kore iktidar partisinin Genel Sekreterliğine yeniden seçildi

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, partisinin dokuzuncu kongresinde, (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, partisinin dokuzuncu kongresinde, (Reuters)

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, resmi medyada yer alan haberlere göre ülkenin iktidar partisi İşçi Partisi'nin genel sekreteri olarak yeniden seçildi.

Resmi Kuzey Kore haber ajansı (KCNA), kararın dün partinin dokuzuncu kongresinde “tüm delegelerin oybirliğiyle” alındığını bildirdi.

KCNA, “Kim'in liderliğinde, ülkenin nükleer güç merkezi haline gelmesinin ardından savaşı önleme kabiliyetinin radikal bir şekilde güçlendiğinii1 ifade etti.

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un’un iktidardaki İşçi Partisi'nin genel sekreterliğine yeniden seçildiği an (Reuters)Kuzey Kore lideri Kim Jong Un’un iktidardaki İşçi Partisi'nin genel sekreterliğine yeniden seçildiği an (Reuters)

Birkaç gün süren bu kongre, beş yılda bir düzenleniyor ve günlük yaşamın en küçük ayrıntıları bile gizlilikle örtülü olan bir ülkede işlerin nasıl yürüdüğüne dair nadir bir bakış sunuyor.

Kongre, konut inşaatından savaş planlamasına kadar ülkenin tüm alanlarda izleyeceği yönü belirliyor.

Perşembe günü kongrenin açılışında yaptığı konuşmada Kim, yaşam standartlarını iyileştirme sözü verdi ve yaptırımların ağırlığı altında bulunan ülkesinin karşı karşıya olduğu ekonomik baskıları kısaca özetledi.

Kim dün, partinin “ekonomik yapıyı ve halkın yaşam standartlarını güçlendirmek, resmi ve sosyal yaşamın tüm yönlerinde mümkün olan en kısa sürede bir dönüşüm gerçekleştirmek gibi büyük ve acil tarihsel görevlerle karşı karşıya olduğunu” söyledi.

On yıllardır Kuzey Kore, gıda stokları azalırken ve açlık yayılırken bile nükleer silahlara ve askeri güce mutlak öncelik verdi.

Ancak, 2011 yılında iktidara geldiğinden beri Kim, ülke ekonomisini güçlendirmenin gerekliliğini vurgulamıştır.

2021'deki önceki parti konferansında Kim, ekonomik kalkınmanın “hemen hemen tüm alanlarında” hatalar yapıldığını kabul etmişti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Kim 2021'deki parti kongresinde, ekonomik kalkınmanın “hemen hemen tüm alanlarında” hatalar yapıldığını kabul etmişti.

Kim daha önce, bu yılki konferansta ülkenin nükleer silah programının bir sonraki aşamasının açıklanacağını duyurmuştu.

Resmi medya bugün, dün gerçekleşen oturumda partinin “parti saflarını niteliksel olarak güçlendirmek ve parti disiplininin uygulanmasında adaleti sağlamak” amacıyla iç tüzüğünü değiştirmeye karar verdiğini bildirdi.

Bu, Kim ailesinin onlarca yıllık iktidarı altında düzenlenen dokuzuncu İşçi Partisi kongresidir.

Kongre, Kim'in babası Kim Jong-il'in hükümdarlığı sırasında askıya alınmış ve bu karar 2016 yılına kadar yürürlükte kalmıştı.